CMK Tahliye Usulü ve Tutukluluğun Sona Erdirilmesi: Adliye Pratiğinde Tahliye Talepleri ve İtiraz Süreçleri
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK Tahliye Usulü ve Tutukluluğun Sona Erdirilmesi: Adliye Pratiğinde Tahliye Talepleri ve İtiraz Süreçleri

Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca tahliye talepleri, 5271 sayılı Kanun’un 104. ve 105. maddeleri ekseninde şekillenen, kesin sürelere tabi bir yargısal denetim mekanizmasıdır. İspat yükü ve kuvvetli suç şüphesinin varlığına dair somut olguların değişimi, tahliye kararının hukuki zeminini oluştururken usuli hatalar tazminat sorumluluğunu doğurur.

Tahliye Taleplerinin İncelenmesinde Karar Verme Süreleri ve Usulü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 105 uyarınca, tutuklu bulunan şüpheli, sanık veya müdafi tarafından yapılan tahliye talepleri hakkında merci tarafından üç gün içinde bir karar verilmesi zorunludur. Bu süre, yargı pratiğinde hak düşürücü bir nitelik taşımasa da, makul sürede yargılanma ve kişi hürriyeti hakkı kapsamında mahkemelerin uyması gereken temel bir usul kuralıdır. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak öngörülmüştür. Karar verilirken duruşma açılması zorunlu değildir; ancak duruşma dışında karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alınmaz.

"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 105

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Uygulama Notu: Adliye pratiğinde tahliye taleplerinin UYAP üzerinden gönderilmesiyle birlikte süreler işlemeye başlar. Mahkeme kaleminin dosyayı hakime sunma hızı, üç günlük sürenin fiilen uygulanabilirliğini etkilemektedir. Müdafiin talebinde mutlaka "yeni bir olgu" veya "delil durumundaki değişiklik" vurgusu yapması, matbu ret kararlarının önüne geçilmesi açısından stratejik öneme sahiptir.

CMK 104 ve 105 Kapsamında Tahliye Taleplerinin Soruşturma ve Kovuşturma Ayrımı

Tahliye talepleri, soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimliğine, kovuşturma aşamasında ise davayı gören mahkemeye yöneltilir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları, CMK 105. maddenin her iki aşamayı da kapsayan genel bir usul hükmü olduğunu teyit etmektedir. Soruşturma aşamasında savcının re'sen tahliye yetkisi (CMK m. 103/2) saklı kalmak kaydıyla, şüpheli veya müdafiin talebi üzerine verilecek kararlarda CMK 105'teki süre ve itiraz usulü geçerlidir.

Şüpheli ve Sanığın Tahliye İstemi Yetkisi

Şüpheli veya sanık, tutukluluk halinin devam ettiği her aşamada tahliyesini isteyebilir. Bu istem, sadece özgürlüğün iadesini değil, aynı zamanda tutuklama kararındaki hukuki noksanlıkların giderilmesini de amaçlar. Dosyadaki delillerin toplanmış olması, tanıkların dinlenmiş olması veya karartılacak delil kalmaması, bu taleplerin temel dayanak noktalarını oluşturur.

Cumhuriyet Savcısının Tahliye Talebi ve Re'sen Serbest Bırakma

Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresinde tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varırsa, şüpheliyi re'sen serbest bırakabilir. Bu durum, CMK m. 103/2 uyarınca hâkim kararına gerek duyulmayan istisnai bir serbest kalma halidir. Ancak savcı, şüphelinin adli kontrolle serbest bırakılmasını istiyorsa, bu durumda sulh ceza hâkiminden karar alınması zorunludur.

"5271 sayılı CMK’nın 105. maddesi ile Cumhuriyet savcısı ve şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri üzerine verilecek kararın usulü düzenlenmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 105. maddesi hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasındaki tutukluluk durumuna ilişkindir. 5271 sayılı CMK’nın 103. maddesi (yani Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi) yalnızca soruşturma aşamasıyla sınırlı iken, 5271 sayılı CMK’nın 104. maddesi hem şüpheli hem sanık zikredildiğinden soruşturma ve kovuşturma aşamalarını da kapsayacak niteliktedir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2021/79, K. 2021/104

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2021/79, K. 2021/104

Bölge Adliye Mahkemesi Aşamasında Tahliye Talepleri ve Denetim Yükümlülüğü

Dosyanın istinaf incelemesinde olduğu aşamada tahliye talepleri Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) ilgili ceza dairesine sunulur. BAM, dosya üzerinden re'sen her zaman tahliye kararı verebilir. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, BAM'ın tutukluluk incelemesi yapma yükümlülüğü, dosyanın esastan incelenmeye başlandığı tarih itibarıyla kristalize olur.

BAM Evresinde Tutukluluğun İncelenmemesi Nedeniyle Tazminat

BAM nezdinde yapılan yargılamalarda, ilk derece mahkemelerindeki gibi her 30 günde bir periyodik tutukluluk incelemesi (CMK m. 108) yapılmasına dair açık bir yasal zorunluluk bulunmadığı yönünde görüşler olsa da, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın kişi hürriyeti lehine yorumları mevcuttur. Tahliye talebi yapılmasına rağmen bu talebin karara bağlanmaması, CMK m. 141 kapsamında tazminat sorumluluğunu doğurabilir.

İnceleme Zorunluluğunun Başlangıç Tarihi ve Makul Süre

BAM'ın tahliye taleplerini inceleme zorunluluğu, dosyanın fiziken daireye ulaştığı değil, heyetin dosyayı esastan ele aldığı dönemde başlar. Bu noktadaki gecikmeler, hak ihlali olarak değerlendirilmektedir. Özellikle mahkûmiyet hükmüyle birlikte tutukluluk halinin devamına karar verilen dosyalarda, istinaf süreci boyunca sessiz kalınması hukuka aykırılık teşkil edebilir.

"Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 21.03.2019 tarih, 2018/2222 Esas - 2019/530 Karar sayılı ilamı incelendiğinde tahliye talebi konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığının tespit edildiği, bu suretle davacının Anayasa ve CMK ile güvence altına alınan yasal hakkının ihlal edildiği ve CMK'nın 141/1-a maddesi kapsamında tazminat istemi kabul edilebilir ise de, maddi tazminat bakımından somut zararının belgelendirilemediğinden reddine, manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/10310 - Karar No: 2025/2182

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2021/10310 E. , 2025/2182 K.

Tahliye Kararının İnfazı ve Gecikmeden Doğan Sorumluluklar

Mahkemece verilen tahliye kararı, derhal ilgili ceza infaz kurumuna bildirilmelidir. Tahliye müzekkeresinin faks, UYAP veya kurye aracılığıyla kuruma ulaşmasıyla birlikte cezaevi idaresinin serbest bırakma işlemlerini geciktirmeksizin tamamlaması gerekir. Uygulamada, tahliye müzekkeresinin "boş çıkması", "sistem hatası" veya "personel ihmali" gibi gerekçelerle infazın gecikmesi, "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarını oluşturabilir.

Adliye kaleminde tahliye müzekkeresi hazırlık süreci.

İşlem Adımı Sorumlu Merci Süre / Kritik Husus
Tahliye Kararının Verilmesi Mahkeme / Hakim Karar anında UYAP'a işlenmeli
Tahliye Müzekkeresi Yazımı Mahkeme Kalemi İsim, TCKN ve dosya numarası kontrolü
Müzekkerenin Gönderimi Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz bürosu aracılığıyla hızlı iletim
İnfaz ve Serbest Bırakma Ceza İnfaz Kurumu Başka suçtan tutukluluk/hükümlülük kontrolü

Uygulama Notu: Tahliye kararı verildiği gün, müdafiin mahkeme kaleminden müzekkerenin fakslandığına veya sisteme düştüğüne dair teyit alması; ardından cezaevi infaz birimiyle iletişime geçerek evrakın ulaşıp ulaşmadığını sorgulaması, uygulamada karşılaşılan "evrakın kaybolması" riskini minimize eder.

Tahliye Kararının Geç İnfazı Nedeniyle Cezaevi Personelinin Kusuru

Tahliye müzekkeresi cezaevine ulaştığı halde, personelin dikkatsizliği veya evrakı yanlış tasnif etmesi nedeniyle tahliyenin günlerce gecikmesi ağır bir hizmet kusurudur. Yargıtay, bu tür durumlarda evrakı zamanında işleme koymayan personelin cezai sorumluluğuna vurgu yapmaktadır.

"Tahliye kararının ise ancak 02/05/2018 tarihinde tespit edilmesi sonucu müşteki ...'in tahliye edildiği belirtilen somut olayda... bahse konu evrakın tahliye kararı yerine boş yazışmadan/boş müzekkereden yazılması nedeniyle tebligat olarak algılanması nedeniyle tebligat işlerinden sorumlu olan ...'ye yönlendirildiği... müştekinin geç tahliyesinde ihmalleri bulunan şüpheliler hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına dair mercii uygulamasında isabetsizlik görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/9443 - Karar No: 2021/22876

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2020/9443 E. , 2021/22876 K.

Tutukluluğun İncelenmesinde 90 Günlük Duruşmalı İnceleme Kuralı

CMK 108. madde uyarınca, soruşturma aşamasında en geç otuzar günlük sürelerle tutukluluğun devamının gerekip gerekmediği incelenir. Kovuşturma aşamasında ise bu inceleme her duruşmada, duruşma aralarında ise dosya üzerinden yapılır. Ancak, şüpheli veya sanığın mahkeme huzuruna çıkarılmadan (veya SEGBİS ile dinlenilmeden) yapılan incelemelerin süresi sınırsız değildir. Özellikle terör suçları gibi özel kanun kapsamındaki dosyalarda dahi, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları sonrası "doksan günlük" duruşmalı inceleme kuralı titizlikle takip edilmelidir.

Mahkeme huzurunda tutukluluk incelemesi ve savunma hakkı.

SEGBİS veya Bizzat Dinlenme Zorunluluğu

Tutukluluğun devamına dair kararların sürekli olarak dosya üzerinden verilmesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini zedeler. Hakim veya mahkeme, makul aralıklarla sanığı dinlemek ve savunmasını bizzat almak zorundadır. Bu kurala aykırılık, tutukluluğu "haksız" hale getirmese de usulen "hukuka aykırı" kılar ve tazminat nedenidir.

Tazminat Davalarında Manevi Zarar Takdiri

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, tutukluluk incelemelerinin kanuni süreler içinde ve usulüne uygun (duruşmalı/duruşmasız ayrımı gözetilerek) yapılmaması durumunda, davacının beraat edip etmediğine bakılmaksızın tazminata hükmedilmesi gerektiğini savunmaktadır. Burada önemli olan, koruma tedbirinin kanunda öngörülen usule aykırı uygulanmış olmasıdır.

"Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, usul kanunlarında yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerektiği, bu itibarla davacının 22.10.2018 tarihinde tutuklandığı, 29.01.2019 tarihli duruşmaya kadar mahkeme huzuruna çıkarılmadığı... tutukluluğun incelenmesi en geç, otuzar günlük sürelerle dosya üzerinden, doksanar günlük sürelerle kişi veya müdafi dinlenilmek suretiyle resen yapılır hükmüne aykırı davranılmasına da ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 141/1-d bendindeki tazminat koşullarının oluştuğu, bu itibarla davacı bakımından makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/9836 - Karar No: 2025/4176

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2021/9836 E. , 2025/4176 K.

Salıverilenin Yükümlülükleri ve Adres Bildirimi

Tahliye edilen şüpheli veya sanık, CMK m. 106 uyarınca adres ve telefon bilgilerini merciine bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, yargılamanın ilerleyen aşamalarında tebligatların sağlıklı yapılabilmesi ve sanığın kaçma şüphesinin bulunmadığının karinesi olarak kabul edilir. Adres değişikliğini bildirmeyen sanık, eski adresine yapılan tebligatın geçerli olacağı ihtarını kabul etmiş sayılır.

İhtar ve Tutanak Usulü

Tahliye anında veya tahliyeden önce tutukevi müdürü veya yargı mercii tarafından bu ihtarın yapılması zorunludur. İhtarın yapıldığına dair tutanak dosya arasına alınır. Bu prosedürün eksikliği, ileride yapılacak usulsüz tebligatlar nedeniyle hükmün bozulmasına sebebiyet verebilir.

Adres Değişikliğinin Bildirilmemesinin Sonuçları

Sanığın adres değişikliğini bildirmemesi, hakkında yakalama emri çıkarılmasına veya kaçak sayılmasına giden süreci tetikleyebilir. Ancak bu durum, tahliye kararının geri alınması için tek başına yeterli bir neden değildir; somut bir kaçma şüphesinin varlığı aranır.

Tutuklamanın Yakınlara Bildirilmesi ve İletişim Hakkı

CMK m. 107, tutuklama veya tutukluluğun uzatılması kararlarının tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilmesini amirdir. Bu haber verme işlemi, hâkim kararıyla ve resmi kanallarla yapılır. Ayrıca, soruşturmanın gizliliğini tehlikeye düşürmemek kaydıyla tutuklunun bu durumu bizzat bildirmesine de izin verilebilir.

Yabancı Uyruklu Tutukluların Durumu

Şüpheli veya sanık yabancı ise, tutuklanma durumu vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir. Ancak burada sanığın yazılı onayı veya karşı çıkmaması şartı aranır. Uluslararası hukuk ve Viyana Sözleşmesi hükümleri bu noktada CMK ile paralel uygulanır.

Haber Vermenin Gecikmesi ve Hak İhlali

Haber vermenin makul olmayan bir süre geciktirilmesi, kişinin dış dünyayla temasının kesilmesi (incommunicado detention) riskini doğurur. Bu durum, Anayasa'nın 19. maddesi ve AİHS m. 5 kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir.

Tahliye Talebinin Reddine İtiraz ve Kanun Yolu Başvurusu

Tahliye talebinin reddi kararlarına karşı itiraz yolu açıktır. İtiraz, kararın tebliğinden veya öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie sunulacak bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Merci, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.

İtiraz Merciinin Belirlenmesi

Sulh ceza hâkimliğinin tutukluluğa ilişkin kararlarına karşı itiraz, o yerdeki diğer sulh ceza hâkimliğine; tek hâkimlik varsa en yakın sulh ceza hâkimliğine yapılır. Asliye ceza mahkemesi kararlarına karşı ağır ceza mahkemesine; ağır ceza mahkemesi kararlarına karşı ise numara olarak kendisini takip eden dairesine itiraz edilir.

İtirazın İncelenme Usulü ve Duruşma Açılması

İtiraz mercii, incelemesini dosya üzerinden yapar; ancak gerekli gördüğünde Cumhuriyet savcısını ve müdafii dinleyebilir. Tahliye taleplerinin reddine itirazlarda, "kuvvetli suç şüphesi" ve "tutuklama nedenleri"nin varlığı yeniden denetlenir.

"Mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup; verilen ek kararda “başvuru merciinin" yanlış gösterilmesi nedeniyle temyiz süresinin işlediğinden söz edilemeyeceği..."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/1268 - Karar No: 2023/4536

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2023/1268 E. , 2023/4536 K.

Tahliye Sonrası Başka Suçtan Tutukluluk Kontrolü

Bir dosyadan tahliye kararı verilmiş olması, kişinin derhal serbest kalacağı anlamına gelmeyebilir. Ceza infaz kurumu, tahliye müzekkeresini aldığında UYAP üzerinden kişinin "başka suçtan tutuklu veya hükümlü" olup olmadığını kontrol eder. Eğer başka bir dosyadan kesinleşmiş hapis cezası veya devam eden bir tutukluluk varsa, kişi serbest bırakılmaz; sadece ilgili dosyadaki statüsü "tahliye" olarak güncellenir.

Mükerrer Tutuklama ve Gözaltı Uygulamaları

Yargı pratiğinde sıkça karşılaşılan bir risk, tahliye edilen kişinin cezaevi kapısında başka bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alınmasıdır. Bu durum, "zincirleme tutuklama" eleştirilerine yol açsa da, her soruşturmanın bağımsızlığı ilkesi gereği hukuken mümkündür. Ancak yeni gözaltı ve tutuklamanın somut delillere dayanması şarttır.

Mahsup İşlemleri ve Tazminat Etkisi

Haksız tutukluluk nedeniyle açılan tazminat davalarında, tutuklu kalınan sürenin başka bir mahkûmiyetten mahsup edilip edilmediği kritik bir öneme sahiptir. Eğer süre mahsup edilmişse, bu durum tazminat miktarının belirlenmesinde hak ve nesafet gereği dikkate alınır.

"CMK'nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/8751 - Karar No: 2023/3242

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2022/8751 E. , 2023/3242 K.

Adliye Pratiğinde Tahliye Talebi Dilekçesi Hazırlama Stratejisi

Tahliye taleplerinin başarıya ulaşması için genel geçer ifadelerden kaçınılmalı, dosyanın geldiği aşama ve değişen delil durumu somutlaştırılmalıdır. Müdafi, dilekçesinde sadece sanığın lehine olan delilleri değil, aleyhine görünen delillerin neden tutuklamayı gerektirmediğini de (örneğin; delilin hukuka aykırı olması, illiyet bağının kopması) açıklamalıdır.

Kaçma Şüphesinin Somut Olgularla Çürütülmesi

Sanığın sabit ikametgah sahibi olması, düzenli bir işinin bulunması, pasaportuna el konulmuş olması veya adli kontrol hükümlerine riayet edeceği yönündeki taahhüdü, kaçma şüphesini zayıflatan unsurlardır. Dilekçeye bu unsurları tevsik eden belgelerin (fakirlik belgesi, kira kontratı, SGK dökümü) eklenmesi ikna ediciliği artırır.

Delil Karartma Şüphesinin Ortadan Kalkması

Dosyadaki tüm tanıkların dinlenmiş olması, dijital materyallerin incelenerek raporun dosyaya girmesi ve ekspertiz raporlarının tamamlanması durumunda "delilleri karartma" gerekçesi hukuken dayanaksız kalır. Tahliye taleplerinde bu usuli ilerlemeler tarih ve numara verilerek vurgulanmalıdır.

Tutuklulukta Geçen Sürenin İnfaz Rejimiyle Kıyaslanması

Hükmolunması beklenen cezanın alt sınırı ile tutuklulukta geçen sürenin kıyaslanması ("yatarı" hesaplaması), ölçülülük ilkesi gereği tahliyeyi zorunlu kılabilir. Tutukluluk bir ceza değil tedbir olduğundan, tedbirin cezaya dönüşmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Tahliye talebi hakkında 3 günlük süre içinde karar verilmezse ne yapılmalıdır? CMK 105 uyarınca 3 günlük süre düzenleyici bir süredir; ancak bu sürenin aşılması durumunda mahkemeye "ivedilikle karar verilmesi" talepli bir hatırlatma dilekçesi sunulabilir. Süre aşımı kronikleşirse HSK'ya şikâyet veya Anayasa Mahkemesi'ne "makul sürede karar verilmemesi" nedeniyle bireysel başvuru yolu denenebilir.

2. Mahkeme tahliye kararı verdiğinde savcının bu karara itiraz etme hakkı var mıdır? Evet, Cumhuriyet savcısı tahliye kararına karşı, kararı veren merciin üst numaralı mahkemesine itiraz edebilir. Bazı durumlarda itiraz mercii, sanık hakkında yeniden yakalama emri düzenlenmesine karar verebilir. Bu nedenle tahliye sonrası işlemlerin hızı kritiktir.

3. Tahliye müzekkeresinin cezaevine "boş" gitmesi durumunda tazminat davası açılabilir mi? Evet, yargısal bir işlemin (tahliye kararı) idari veya teknik bir hata nedeniyle geç infaz edilmesi, CMK 141/1-a ve e maddeleri kapsamında "kanuna uygun olarak verilen tahliye kararının gereğinin yerine getirilmemesi" olarak değerlendirilir. Bu durum maddi ve manevi tazminat nedenidir.

4. İstinaf (BAM) aşamasında duruşmasız olarak tutukluluk devam kararı verilmesi hukuka aykırı mıdır? BAM aşamasında dosya üzerinden inceleme yapılması kuraldır; ancak Anayasa Mahkemesi'nin son dönem içtihatları, kişinin makul aralıklarla (en geç 90 günde bir) hakim önüne çıkarılması gerektiğini vurgular. Sürekli dosya üzerinden verilen ret kararları hak ihlali doğurabilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  • Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2021/79, Karar No: 2021/104
  • Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2021/40, Karar No: 2021/29
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/10310, Karar No: 2025/2182
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/9443, Karar No: 2021/22876
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/9836, Karar No: 2025/4176
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/1268, Karar No: 2023/4536
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/10195, Karar No: 2021/5417

Yasal Uyarı: Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, her somut olayın kendine özgü koşulları (suç tipi, delil durumu, yargılama safhası) nedeniyle profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Tahliye süreçlerinde hak kaybına uğramamak için dosya bazlı hukuki analiz yapılması zorunludur.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: