
Israrlı Takip Suçu (TCK 123/A) Unsurları, Cezası ve Güncel Yargıtay İçtihatları Analizi
Türk Ceza Kanunu m. 123/A uyarınca ısrarlı takip suçu, failin mağduru fiziken takip etmesi veya iletişim araçlarıyla temas kurmaya çalışarak ciddi bir huzursuzluk oluşturmasıdır. Suçun oluşumu için eylemin süreklilik arz etmesi, mağdurda güvenlik endişesi yaratması ve uzlaştırma yasağı kapsamında kalması ispat yükü açısından kritik öneme sahiptir.
Türk Ceza Kanunu 123/A Maddesi Kapsamında Israrlı Takip Suçunun Tipikliği
Israrlı takip suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na 12/05/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile eklenen, bir kimsenin ısrarla fiziken takip edilmesi veya iletişim araçları kullanılarak temas kurulmaya çalışılması suretiyle mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratılmasını cezalandıran bir suç tipidir. Bu suçun oluşması için "ısrar" öğesinin gerçekleşmesi, yani fiilin tekerrür eden bir yapıda olması veya belirli bir süre devam etmesi zorunludur. Tek bir takip veya tek bir mesaj eylemi, TCK m. 123/A kapsamında değil, eylemin niteliğine göre başka suçların (örneğin TCK m. 123/1) kapsamında değerlendirilebilir.
Suçun maddi unsuru iki farklı seçimlik hareketle işlenebilir: Mağdurun fiziken takip edilmesi veya haberleşme ve iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurulmaya çalışılması. Bu hareketlerin mağdur üzerinde "ciddi bir huzursuzluk" oluşturması ya da kendisinin veya yakınlarının güvenliğinden "endişe duymasına" neden olması gerekir. Bu neticelerden biri gerçekleşmediği takdirde suçun tamamlandığından bahsedilemez.
"Israrlı takip (1) Israrlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir."
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 123/A-1
Suçun Zaman Bakımından Uygulanması ve TCK m. 7/1 İlkesi
Israrlı takip suçu, 22/05/2022 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten önce işlenen eylemler hakkında TCK m. 123/A hükümlerinin uygulanması "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi gereği mümkün değildir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, suç tarihinin 2022 yılındaki yasal değişiklikten önce olması durumunda, sanığın eylemlerinin "Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma" (TCK m. 123/1) suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
Uygulamada, 2022 öncesi gerçekleşen stalking (ısrarlı takip) eylemlerinde mahkemelerin TCK 123/A üzerinden kurduğu mahkumiyet hükümleri, Yargıtay tarafından "kanun yararına bozma" yoluyla ortadan kaldırılmaktadır. Bu durum, failin hukuki durumunun suç tarihindeki mevzuat uyarınca tayin edilmesini zorunlu kılar.
"...ısrarlı takip suçunun Türk Ceza Kanununa 22/05/2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 12/05/2022 tarihli ve 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile eklendiği ve sanığın eylemlerini işlediği tarihten sonra yürürlüğe girdiği anlaşılmakla; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/1. maddesinde yer alan 'İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.' şeklindeki düzenleme karşısında... sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken yazılı şekilde suç tarihi itibariyle ceza mevzuatında suç tipi olarak düzenlenmemiş ısrarlı takip suçundan mahkumiyet hükmü kurulması Kanuna aykırı olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/167, Karar No: 2024/4106
Israrlı Takip ile Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu Arasındaki Ayrım
Israrlı takip suçunu, genel bir düzenleme olan TCK m. 123/1’den ayıran temel ölçütler; failin saiki, eylemin yoğunluğu ve ortaya çıkan neticedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda failin "sırf huzur bozma" maksadıyla hareket etmesi aranırken, ısrarlı takipte fail genellikle mağdurla bir iletişim başlatma veya mevcut bir ilişkiyi sürdürme gayesiyle (ancak mağdurun rızası hilafına) hareket eder. Ayrıca ısrarlı takipte mağdurda "güvenlik endişesi" oluşması gibi daha ağır bir netice şartı aranır.
Israr Unsurunun Yargısal Yorumu ve Süreklilik Kriteri
Adliye pratiğinde "ısrar" kavramı, eylemin bir defaya mahsus olmamasını ifade eder. Ancak ısrarın kaç eylemle oluşacağı kanunda sayısal olarak belirtilmemiştir. Yargıtay, somut olayın özelliklerine, takibin süresine ve eylemler arasındaki zaman aralığına bakarak bir değerlendirme yapmaktadır. Örneğin, 300 metrelik bir mesafe boyunca yakın takipte bulunulması ve bu esnada mağdurun reddetmesine rağmen sorular sorulmaya devam edilmesi, ısrar unsurunun tartışılmasına neden olan tipik vakalardan biridir.
Netice Şartı: Ciddi Huzursuzluk ve Güvenlik Endişesi
Israrlı takip suçunun tamamlanması için mağdurda sübjektif bir rahatsızlıktan öte, objektif olarak "ciddi bir huzursuzluk" veya "güvenlik endişesi" doğmuş olmalıdır. Bu endişe, mağdurun günlük yaşam alışkanlıklarını değiştirmesine, sosyal çevresinden soyutlanmasına veya psikolojik destek almasına neden olacak düzeyde bir kaygıyı ifade eder. Yalnızca geçici bir can sıkıntısı, bu suçun oluşumu için yeterli görülmemektedir.
| Özellik | Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma (123/1) | Israrlı Takip (123/A) |
|---|---|---|
| Failin Maksadı | Sırf huzur ve sükunu bozmak | İletişim kurmak, temas sağlamak, takip etmek |
| Eylem Türü | Telefon, gürültü, benzeri hukuka aykırı davranışlar | Fiziki takip, bilişim/iletişim araçları ile temas |
| Netice | Huzur ve sükunun bozulması | Ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi |
| Şikayet | Şikayete bağlı | Şikayete bağlı |
| Uzlaştırma | Uzlaştırmaya tabi | Uzlaştırma yasağı kapsamındadır (CMK 253/3) |
Israrlı Takip Suçunda Nitelikli Haller ve Ağırlaştırıcı Sebepler
TCK m. 123/A-2 maddesi, suçun bazı mağdur gruplarına karşı işlenmesini veya belirli şartlar altında gerçekleştirilmesini daha ağır cezai yaptırıma bağlamıştır. Bu hallerin varlığı durumunda faile verilecek hapis cezası bir yıldan üç yıla kadar çıkmaktadır. Kanun koyucu, savunmasız grupları ve aile içi şiddet potansiyeli taşıyan durumları özel olarak koruma altına almıştır.
Mağdurun Çocuk veya Ayrılık Kararı Verilen Eş Olması
Suçun çocuğa karşı işlenmesi durumunda, çocuğun psikososyal gelişimi ve kendini koruma yeteneğinin azlığı dikkate alınarak ceza artırılır. Aynı şekilde, boşanılan veya hakkında ayrılık kararı verilen eşe karşı bu suçun işlenmesi, kadına karşı şiddetle mücadele stratejisi kapsamında ağırlaştırıcı neden sayılmıştır. Bu tür vakalarda sanığın "barışma isteği" gibi savunmaları, suçun ısrar unsurunu ortadan kaldırmadığı gibi, nitelikli halin uygulanmasını da engellemez.
Uzaklaştırma Kararının İhlali Suretiyle İşlenen Takip
Hakkında 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma veya konuta/iş yerine yaklaşmama tedbiri bulunan failin bu yasağı ihlal ederek ısrarlı takibe devam etmesi, hem tedbir kararının ihlali nedeniyle zorlama hapsini gündeme getirir hem de TCK m. 123/A-2-c bendi uyarınca nitelikli suçtan cezalandırılma sonucunu doğurur.
"Suçun; a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi, b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması, c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi, hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir."
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 123/A-2
Uzlaştırma Yasağı ve Muhakeme Usulü Detayları
Israrlı takip suçu, her ne kadar şikayete bağlı bir suç olsa da, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu durum, mağdurun şikayetinden vazgeçmesi halinde davanın düşmesi sonucunu doğururken, soruşturma aşamasında dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmemesi gerektiği anlamına gelir. Kanun koyucu, bu suç tipinde fail ile mağdurun bir araya getirilmesinin mağdur üzerinde yeni bir baskı unsuru oluşturabileceği riskini gözetmiştir.
Uzlaştırma yasağının ihlal edilerek dosyanın uzlaşma ile sonuçlandırılması, hukuka aykırılık teşkil eder ve Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılır. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, eylemin ısrarlı takip olduğunu tespit ettiğinde, CMK 253 hükümlerini uygulamadan doğrudan iddianame tanzim etmelidir.
"Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda... uzlaştırma yoluna gidilemez."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/3 (İlgili fıkra özeti)
İspat Araçları ve Delillerin Değerlendirilmesi
Israrlı takip davalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için dijital deliller, tanık beyanları ve kamera kayıtları birincil öneme sahiptir. Failin gönderdiği mesajlar, sosyal medya üzerinden kurulan temaslar veya arama kayıtları, "haberleşme araçlarını kullanarak temas kurma" seçimlik hareketinin ispatında kullanılır. Fiziki takip iddialarında ise KGYS (Mobese) kayıtları ve çevre dükkanların güvenlik kamera görüntüleri delil sepetine dahil edilmelidir.
Dijital Verilerin Hukuki Niteliği ve Doğrulanması
Fail tarafından kullanılan telefon numaraları veya sosyal medya hesaplarının faile ait olduğunun tespiti için bilişim incelemesi yapılması zorunludur. Özellikle sahte (fake) hesaplar üzerinden yapılan takip eylemlerinde IP adresi tespiti ve cihaz incelemesi (adli bilişim) kritik rol oynar. Ekran görüntüleri (screenshot) tek başına kesin delil teşkil etmese de, diğer yan delillerle desteklendiğinde mahkemece hükme esas alınabilmektedir.
Mağdur Beyanının Delil Değeri ve Tutarlılık
Israrlı takip genellikle gizli veya fail ile mağdurun baş başa olduğu anlarda gerçekleştiğinden, mağdurun beyanı büyük önem taşır. Yargıtay, mağdurun beyanlarının aşamalarda tutarlı olması, faili cezalandırmak için bir husumetinin bulunmaması ve hayatın olağan akışına uygunluk kriterlerini gözetmektedir. Özellikle çocuk mağdurların dinlenmesi sırasında çocuk psikiyatristi veya uzman pedagog bulundurulması, beyanın sıhhati açısından yasal bir zorunluluktur.
"...sanığın olay günü akşam 19:15 sıralarında yolda yürüdüğünü gördüğü yaşı küçük mağdureyi yakın mesafeden takip etmeye başladığı... katılan sessiz kalmasına rağmen devamla katılana 'nerelisin, senin ne işin var burada, niye buralara geldiniz, ne iş yapıyorsun' şeklinde sorular sorduğu... sanığın katılanı yaklaşık 300 metrelik yol boyunca yakından takip edip kendisiyle iletişim kurmaya zorladığı... bu itibarla sanığın eylemine ilişkin TCK'nın 123/1. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden değerlendirme yapılması yerine delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı olup..."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/5745, Karar No: 2025/181
Soruşturma Evresinde Koruma Tedbirleri ve 6284 Sayılı Kanun Entegrasyonu
Israrlı takip suçu ile mücadelede ceza yargılamasının yanı sıra 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri eş zamanlı olarak uygulanmaktadır. Fail hakkında uzaklaştırma, iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmeme veya konuta yaklaşmama gibi tedbir kararları alınması, mağdurun güvenliğini sağlamanın yanı sıra suçun sübutu açısından da bir veri sağlar.
Uygulamada, ısrarlı takip mağduru olan kişi, fail hakkında suç duyurusunda bulunurken aynı zamanda Aile Mahkemesinden ivedilikle koruma kararı talep etmelidir. Koruma kararının ihlali halinde uygulanacak olan "zorlama hapsi", ceza davasının sonucunu beklemeden fail üzerinde caydırıcı bir etki yaratır.
Editörün Notu: Tedbir Kararlarının Ceza Dosyasına Etkisi
Fail hakkında daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir tedbir kararının bulunması, failin mağdur üzerindeki baskısını bilerek devam ettirdiğinin kanıtıdır. Bu durum, failin "kastının yoğunluğunu" gösterir ve ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması için bir gerekçe teşkil edebilir. Ayrıca, TCK 123/A-2-c maddesindeki nitelikli halin uygulanması için bu tedbir kararının varlığı şarttır.
Israrlı Takip Suçunda Şikayet Süresi ve Zamanaşımı
TCK m. 123/A suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet hakkını kullanmalıdır. Ancak ısrarlı takip suçunun "mütemadi" (kesintisiz) veya "zincirleme" bir yapıda olduğu durumlarda, şikayet süresinin başlangıcı son icra hareketinin yapıldığı tarihtir.
Suçun dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Bu süre içinde şikayetin yapılmış olması kaydıyla kamu davası açılabilir. Şikayetten vazgeçme, hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür ve vazgeçme durumunda dava düşer. Ancak nitelikli hallerin varlığı durumunda bile şikayet şartı aranmaya devam eder.
Suçun Manevi Unsuru ve Failin Özel Kastı
Israrlı takip suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Fail, gerçekleştirdiği takibin veya temas kurma çabasının mağdur üzerinde ciddi bir huzursuzluk yaratacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Failin "sevgi gösterisi", "barışma isteği" veya "merak" gibi saiklerle hareket ettiğini ileri sürmesi, mağdurun açıkça reddine rağmen eylemlerin devam etmesi halinde suçun manevi unsurunu ortadan kaldırmaz.
Yargıtay kararlarında, mağdurun "hayır" demesine veya iletişim kanallarını engellemesine rağmen failin farklı numaralardan veya üçüncü kişiler aracılığıyla ulaşmaya çalışması, kastın varlığı için yeterli karine kabul edilmektedir. Failin "sırf huzur bozma" kastıyla hareket etmesi gerekmez; mağdurla temas kurma iradesinin ısrarla sürdürülmesi yeterlidir.
"...sanığın müştekinin evinin önüne gelerek müşteki ile görüşmek istediğini söylediği, müştekinin ise aracına binerek görüşme isteğini reddetmesi üzerine sanığın aracın camlarına vurarak müştekinin önünü kesmeye çalıştığı... sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 123/A maddesinin ikinci fıkrası (c) bendinde 'Suçun; hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi...' uyarınca temel cezada arttırım yapılması gerekirken eksik ceza tayini..."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/5834, Karar No: 2025/3410
Ceza Miktarı ve Adli Sicil Kaydına Etkileri
Israrlı takip suçunun temel şekli için öngörülen hapis cezası 6 aydan 2 yıla kadardır. Nitelikli hallerin varlığında ise ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olarak belirlenmiştir. Bu ceza miktarları, suçun işleniş biçimine, failin geçmişine ve mağdur üzerinde yarattığı zararın ağırlığına göre mahkemece takdir edilir.
Hükmolunan cezanın 2 yıl veya altında kalması durumunda, sanığın adli sicili ve kişilik özellikleri uygunsa Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) veya hapis cezasının ertelenmesi kararları verilebilir. Ancak ısrarlı takip gibi mağdurun güvenliğini doğrudan tehdit eden suçlarda, mahkemelerin bu takdir yetkisini kullanırken daha sıkı bir değerlendirme yaptığı gözlemlenmektedir.
Adliye Pratiğinde Dosya Takibi ve Stratejik Öneriler
Bir dosyanın ısrarlı takip kapsamında mı yoksa huzur ve sükunu bozma kapsamında mı kalacağı, iddianamenin sevk maddelerini doğrudan etkiler. Profesyonel hukukçuların, mağdur beyanlarını kurgularken "endişe" ve "huzursuzluk" unsurlarını somutlaştırması gerekir. Örneğin; mağdurun bu takip nedeniyle işini değiştirmek zorunda kaldığına dair belgeler veya psikolojik tedavi kayıtları, nitelikli halin ispatında temel teşkil eder.
- Delil Tespiti: Mesaj kayıtları silinmeden noter onayı veya e-tespit yöntemleriyle kayıt altına alınmalıdır.
- Tanık Listesi: Takip eylemine şahit olan komşular, iş arkadaşları veya olayı mağdurdan sıcağı sıcağına duyan kişiler tanık olarak bildirilmelidir.
- BTK Kayıtları: Mahkemeden failin telefon trafik (HTS) kayıtlarının istenmesi, ısrarın süresini ve yoğunluğunu ispatlar.
- Psikolojik Raporlar: Mağdurun yaşadığı korku ve endişenin boyutunu gösteren uzman raporları dosyaya kazandırılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tek bir mesaj veya arama ısrarlı takip suçunu oluşturur mu?
Hayır, TCK m. 123/A maddesinin oluşması için eylemin "ısrarlı" bir şekilde yapılması gerekir. Tek bir eylem "ısrar" kriterini karşılamaz. Ancak mesajın içeriğine göre tehdit, hakaret veya cinsel taciz gibi diğer suçlar oluşabilir.
Mağdurun sosyal medyada faili engellemiş olması suçun oluşumunu nasıl etkiler?
Engelleme eylemi, mağdurun rızasının olmadığını gösteren en açık irade beyanıdır. Failin engellenmesine rağmen sahte hesaplar açarak veya başka yollarla ulaşmaya devam etmesi, suçun "ısrar" ve "kast" unsurlarının gerçekleştiğinin en güçlü kanıtıdır.
Israrlı takip suçu nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?
Evet, ceza davasının yanı sıra mağdur, yaşadığı manevi çöküntü ve huzursuzluk nedeniyle fail aleyhine Asliye Hukuk Mahkemelerinde manevi tazminat davası açabilir. Ceza mahkemesinin vereceği mahkumiyet kararı, tazminat davasında kusurun ispatı açısından kesin delil niteliği taşıyacaktır.
Failin "barışmak için yaptım" savunması cezayı indirir mi?
Failin saiki (amacı) her ne kadar "iyi niyetli" görünse de, mağdurun rızası hilafına yapılan ve onda korku uyandıran her ısrarlı davranış suç teşkil eder. Barışma isteği bir hukuka uygunluk nedeni veya ceza indirimi sebebi değildir.
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki danışmanlık hizmeti teşkil etmez. Israrlı takip gibi hürriyete karşı işlenen suçlar, somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Hak kaybına uğramamak için profesyonel bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/167, Karar No: 2024/4106
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/5745, Karar No: 2025/181
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/5834, Karar No: 2025/3410
- 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.