Hakaret Suçunda Kaba Hitap ve Eleştiri Sınırı: TCK 125 Kapsamında Yargıtay'ın Güncel Yaklaşımı
Kişilere Karşı SuçlarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Hakaret Suçunda Kaba Hitap ve Eleştiri Sınırı: TCK 125 Kapsamında Yargıtay'ın Güncel Yaklaşımı

Hakaret suçunun oluşabilmesi için fiilin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olması gerekir. Yargıtay pratiğinde kaba hitap, nezaket dışı ifadeler ve ağır eleştiriler, ifade özgürlüğü ve suçun maddi unsurları ekseninde beraat gerekçesi olarak kabul edilmektedir.

TCK 125 Kapsamında Hakaret Suçunun Maddi Unsurları ve Tipiklik Analizi

Hakaret suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak olarak tanımlanmıştır. Suçun maddi unsurunun oluşabilmesi için gerçekleştirilen eylemin, muhatabı küçük düşürmeye matuf olması ve toplumun genel değer yargılarına göre kişiyi rencide edici nitelik taşıması zorunludur. Adliye pratiğinde en çok karşılaşılan uyuşmazlık, kullanılan ifadelerin "tahkir" edici mi yoksa yalnızca "nezaket dışı" mı olduğunun belirlenmesidir.

TCK 125 Hakaret Suçu Mevzuat İncelemesi

Hukuki korumanın konusu, bireyin toplum içindeki itibarı ve içsel değer duygusudur. Ancak her rahatsız edici sözün bu koruma kapsamında değerlendirilmesi, ifade özgürlüğünün aşırı kısıtlanmasına yol açacağından, Yargıtay içtihatları ile "kaba söz" ve "hakaret" arasında keskin bir sınır çizilmiştir. Bir sözün hakaret teşkil edip etmediği; söylendiği yer, zaman, tarafların sosyal statüsü ve olayın gelişim seyri (bağlam) dikkate alınarak nispi bir değerlendirmeye tabi tutulur.

"...Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir..."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/1154 - Karar No: 2024/5738

Belgeyi Gör

Tipikliğin Belirlenmesinde Somut Fiil ve Sövme Ayrımı

Hakaret suçu iki farklı seçimlik hareketle işlenebilir. Birincisi, mağdurun onurunu zedeleyecek somut bir olgunun isnat edilmesidir (Örn: "Sen dün kasadan para çaldın"). İkincisi ise soyut bir sövme fiilidir. Sövme eyleminde, somut bir vakıa belirtilmeksizin kişiye yönelik küçültücü sıfatlar kullanılır. Uygulamada, soyut ifadelerin "kaba hitap" kategorisine girip girmediği incelenirken, kelimenin sözlük anlamı kadar yöresel kullanımı ve failin özel kastı da tetkik edilir.

İsnadın İspatı ve TCK m. 127 İlişkisi

Eğer hakaret suçuna konu olan ifade somut bir fiilin isnadı niteliğindeyse, TCK m. 127 uyarınca isnadın ispatı gündeme gelebilir. Ancak sövme niteliğindeki ifadelerde (Örn: "Ahlaksız", "Çirkef") ispat hakkı kural olarak bulunmamaktadır. Savunma stratejisinde, isnat edilen fiilin doğruluğunun ispatlanması, suçun oluşumunu engelleyebilir veya cezayı ortadan kaldırabilir.

Kaba Hitap ve Nezaket Dışı İfadelerin Suç Teşkil Etmeme Şartları

Yargıtay, günlük hayatta kullanılan bazı sert ve kırıcı ifadelerin, muhatabın şeref ve haysiyetini ihlal edecek yoğunlukta olmadığını kabul etmektedir. "Nezaket dışı" olarak nitelendirilen bu ifadeler, ahlaken hoş karşılanmasa da ceza hukukunun "son çare" (ultima ratio) ilkesi gereği suç kapsamı dışında bırakılmaktadır. Bu ayrım yapılırken, sözlerin açıkça "küçük düşürme" kastı taşıyıp taşımadığına bakılır.

Özellikle tartışma sırasında söylenen, herhangi bir somut aşağılama içermeyen ve karşı tarafın tepkisini ifade eden sözler bu kategoridedir. Örneğin, "ne çemkiriyorsun", "lan", "terbiyesiz" gibi kelimelerin tek başına hakaret suçunu oluşturmayacağı yönünde kökleşmiş içtihatlar mevcuttur. Bu ifadeler, kişiyi toplum nezdinde küçük düşürmekten ziyade, failin kaba üslubunu yansıtmaktadır.

"...sanığın katılana yönelik 'Siz çirkefsiniz, çirkeflik yapıyorsunuz.' şeklindeki sözlerinin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı... beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/1154 - Karar No: 2024/5738

Belgeyi Gör

"Çirkef" ve "Çemkirmek" İfadelerinin Hukuki Analizi

"Çirkef" kelimesi, Türk Dil Kurumu sözlüğünde "iğrenç ve bulaşık kimse veya şey" olarak tanımlansa da Yargıtay, bu kelimenin kullanımını "kaba hitap tarzı" olarak değerlendirmekte ve hakaretin onur kırıcı yoğunluğuna ulaşmadığını belirtmektedir. Benzer şekilde, "çemkirmek" kelimesi de "birine karşı gelmek, sert cevap vermek" anlamlarını taşıdığından, kamu görevlisine karşı söylense dahi hakaret olarak kabul edilmemektedir.

"Lan" Kelimesinin Kullanımı ve TDK Verileri

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, "lan" kelimesinin Türk Dil Kurumu verilerine dayanarak tek başına sövme veya hakaret niteliği taşımadığını hükme bağlamıştır. Bu kelime, hitap edilen kişiyi küçültmekten ziyade, failin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir "kaba hitap" olarak görülmektedir. Ancak kelimenin yanına eklenen diğer tahkir edici ifadelerle birlikte değerlendirildiğinde durum değişebilir.

"...Sanığın söylediği 'sana ne lan sen kimsin ben istediğim yere gider istediğim yerden çıkarım bana kimse karışamaz' şeklindeki sözler 'sövmek' olarak da değerlendirilemez. Sanığın kullandığı en ağır söz olan 'lan' kelimesi de Türk Dil Kurumu’na göre 'sövmek' olarak kabul edilmemektedir..."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/756 - Karar No: 2015/124

Belgeyi Gör

Ağır Eleştiri ve Rahatsız Edici Sözlerin İfade Özgürlüğü Sınırları

Demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü, sadece kabul gören ve zararsız fikirleri değil, aynı zamanda rahatsız edici, şoke edici ve incitici beyanları da koruma altına alır. Özellikle kamuya mal olmuş kişiler, siyasetçiler ve kamu görevlileri söz konusu olduğunda eleştiri sınırı çok daha geniştir. Yargıtay, "eleştirinin övgü olmadığını" vurgulayarak, sert ve kırıcı üslupların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre, kullanılan sözcükler nezaket dışı ve ağır eleştiri kapsamında kalsa dahi, şeref ve itibarı ihlal edici nitelikte değilse cezalandırılamaz. İsnada konu yazıda veya konuşmada güncellik, kamusal ilgi ve düşünsel bağ bulunması durumunda, üslup ne kadar sert olursa olsun hakaret suçu oluşmayacaktır.

"...Yazarın rahatsız edici bir üslupla kaleme aldığı yazı, incitici ve rahatsız edici de olsa ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmelidir, esasen eleştiri övgü olmadığına göre, sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır. Bu nedenle yerel mahkeme beraat hükmü ve bu hükmü onayan Özel Daire kararı isabetlidir..."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2009/9-190 - Karar No: 2009/253

Belgeyi Gör

Kamusal İlgi ve Güncellik Kriterleri

Ağır bir eleştirinin hakaret sayılmaması için fiilin "kamusal ilgi" taşıması gerekir. Kişinin özel hayatına yönelik, kamuyu ilgilendirmeyen ve salt küçük düşürme amacı güden ifadeler koruma dışıdır. Ancak bir kurumun işleyişi, bir kamu görevlisinin performansı veya toplumsal bir olay üzerine yapılan sert yorumlar, ifade özgürlüğü zırhı altındadır.

"Rahatsız Edici Üslup" ve "Hakaret" Ayrımı

Mahkemeler, kullanılan kelimelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinde failin amacını (animus injuriandi) sorgular. Eğer amaç bilgi vermek, eleştirmek veya bir haksızlığa dikkat çekmek ise, üsluptaki kabalık ikincil planda kalır. Ancak hiçbir düşünsel altyapısı olmayan, salt sövme içerikli beyanlar (Örn: "Sinkaf ederim") doğrudan hakaret suçunu oluşturacaktır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin "Çirkef" ve "Terbiyesiz" İfadelerine İlişkin Güncel Görüşü

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, son yıllarda verdiği kararlarda "terbiyesiz herif" ve "çirkef" gibi ifadeleri istikrarlı bir şekilde "kaba hitap" olarak kabul etmektedir. Daireye göre, bu tür ifadeler onur ve saygınlığı rencide edecek ağırlıkta değildir. Bu içtihatlar, yerel mahkemelerin "her sıfata ceza verme" eğilimini sınırlayıcı bir etki yaratmaktadır.

Dairenin yaklaşımı, kelimenin muhatap üzerindeki subjektif etkisinden ziyade, toplumsal algıdaki objektif ağırlığına odaklanır. Kişinin kendisini "terbiyesiz" denildiği için çok incinmiş hissetmesi, ceza hukuku anlamında suçun oluşması için yeterli değildir. Önemli olan, toplumun makul bir ferdinin bu sözle o kişinin onurunun ciddi şekilde zedelendiğini kabul edip etmeyeceğidir.

"...sanığın katılana hitaben söylediği iddia edilen sözün katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı belirlenmekle hukuka aykırılık görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/34920 - Karar No: 2023/10803

Belgeyi Gör

Adliye Pratiğinde "Terbiyesiz" Kelimesinin Değerlendirilmesi

Özellikle duruşma salonlarında veya resmi makamlarda sarf edilen "terbiyesiz" ifadesi, çoğu zaman disiplin suçu veya kaba hitap olarak görülmektedir. Yargıtay, bir tanığın duruşma sırasında avukata "terbiyesiz herif" demesini dahi hakaret suçunun unsurları açısından yetersiz bulmuş ve beraat yönünde karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Kanun Yararına Bozma Mekanizmasının İşleyişi

Yukarıda zikredilen "çirkef" ve "nezaket dışı söz" kararları genellikle "kanun yararına bozma" yoluyla kesinleşmiş hükümlerin kaldırılması sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu durum, ilk derece mahkemelerinin hakaret suçunun sınırlarını belirlemede halen geniş yorum yaptığını, ancak Yargıtay'ın bu yorumu daraltarak ifade özgürlüğü lehine bir denge kurduğunu göstermektedir.

Atasözü ve Deyim Kullanımında Hakaret Kastının Belirlenmesi: "İt İti Isırmaz" Örneği

Türk dilindeki zengin atasözü ve deyim hazinesi, bazen hakaret davalarının konusu olabilmektedir. Atasözlerinin kullanımı genel bir duruma işaret etse de, doğrudan bir kişiye yöneltildiğinde hakaret oluşturup oluşturmayacağı tartışmalıdır. Yargıtay'ın bu konudaki kararları, deyimin kullanılma amacına ve bağlamına göre farklılık gösterebilmektedir.

Hukuk Pratiğinde Atasözü ve Deyim Analizi

"İt iti ısırmaz" örneğinde, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin çoğunluk görüşü ile karşı oyu arasındaki uyuşmazlık, hukuki derinlik açısından önemlidir. Çoğunluk, bu ifadenin muhatabı "it" (köpek) yerine koyarak onurunu zedelediğini kabul ederken; karşı oy, bunun bir atasözü olduğunu ve yapılan şikayetin sonuçsuz kalacağına dair "kaba bir değer yargısı" ifade ettiğini savunmaktadır.

İfade / Deyim Yargıtay Yaklaşımı Hukuki Gerekçe
"İt iti ısırmaz" Hakaret (Çoğunluk) Muhatabın onur ve saygınlığını rencide edici nitelik.
"İt ürür, kervan yürür" Hakaret Sayılmaz Durum tespiti ve eleştiri sınırları.
"Çemkirmek" Hakaret Sayılmaz Sözlük anlamı gereği sert cevap verme/karşı gelme.
"Terbiyesiz" Hakaret Sayılmaz Nezaket dışı ve kaba hitap tarzı.
"Sinkaf" (Küfür) Hakaret Doğrudan sövme ve onura saldırı fiili.

"...Sanığın sarf ettiği söz atasözü olup, sanık burada yapacağı şikayetin etkin bir şekilde soruşturulmayacağı inancını kaba ve kırıcı bir şekilde ifade etmiştir... Sanığın bu değer yargısının dışında mağdurun onur ve saygınlığını incitecek bir sövme veya somut fiil isnadı yoktur... değer yargısına müdahale sözleşmenin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüne müdahaledir." (Karşı Oy Gerekçesi)

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/12080 - Karar No: 2023/20548

Belgeyi Gör

Değer Yargısı ve Olgu İsnadı Ayrımı

Atasözlerinin çoğu zaman "değer yargısı" niteliğinde olduğu unutulmamalıdır. Olgu isnadı ispat edilebilirken, değer yargısı kişinin kendi sübjektif kanaatidir. AİHM içtihatlarına göre, değer yargılarının doğruluğunun kanıtlanması istenemez. Bu nedenle, bir atasözü ile dile getirilen eleştirinin hakaret sayılması için, o sözün bağlamından koparılarak salt kişiyi aşağılamak amacıyla kullanıldığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti gerekir.

İltihak ve Tevcih Kurallarının Uygulanması

Bir deyimin hakaret sayılabilmesi için "matufiyet" (yönelik olma) şartının gerçekleşmesi gerekir. Sözün kime söylendiği belli değilse veya genel bir sitem niteliğindeyse, TCK m. 126 anlamında "isnat edilen suçun mağduru belirlenemediği" gerekçesiyle beraat kararı verilebilir.

Kamu Görevlisine Karşı Hakaret ve Görevin Yerine Getirilmesi İlişkisi

TCK m. 125/3-a bendi uyarınca, hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde ceza artırılmaktadır. Ancak her kamu görevlisine söylenen söz "görevinden dolayı" sayılmaz. Yargıtay, hakaret eylemi ile kamu görevi arasında mutlaka bir "nedensellik bağı" aramaktadır.

Eğer bir milletvekili veya belediye başkanı, sırf desteklemediği bir spor kulübü üzerinden eleştiriliyorsa ve bu eleştiride kaba ifadeler kullanılmışsa, bu kişilerin asli kamu görevleri ile doğrudan ilgili olmadığı müddetçe "görevinden dolayı hakaret" nitelendirmesi yapılamaz. Bu durumda suç, basit hakaret kapsamına girer veya eleştiri sınırında kalıyorsa suç teşkil etmez.

"...'Görevinden dolayı' hakaretin kabulü için yapılan kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır... mağdur ve katılanların Eskişehirspor'a destek vermediklerini düşündüğü için yaptığına dair savunmaları dikkate alındığında; atılı suçun mağdur ve katılanların görevlerinden dolayı işlenmediği... cezanın 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve dördüncü fıkrası uyarınca belirlenmesi gerekir..."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/3807 - Karar No: 2024/8320

Belgeyi Gör

Memura Direnme ve Hakaret Ayrımı

"İt gibi sallandırırım" gibi ifadeler, duruma göre hem hakaret hem de "görevi yaptırmamak için direnme" (tehdit yoluyla) suçunu oluşturabilir. Yargıtay, bu tür ifadelerin polis memurlarının onurunu kırmaktan ziyade, onları bir işi yapmaya veya yapmamaya zorlamak (tehdit) amacı taşıdığını kabul ederek, eylemin TCK m. 265 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Yer ve Zaman Unsurunun Cezaya Etkisi

Kamu görevlisine hakaretin adliye koridoru, emniyet amirliği gibi kamusal alanlarda yapılması "aleniyet" unsurunu (TCK m. 125/4) oluşturur ve cezayı altıda bir oranında artırır. Ancak aleniyetin oluşması için ifadenin belirsiz sayıdaki kişi tarafından duyulabilir olması şarttır.

Hakim ve Yargı Mensuplarına Yönelik Redd-i Hakim Talepli Eleştirilerin Hukuki Niteliği

Duruşma sırasında tarafların veya avukatların hakimlere yönelik eleştirileri, savunma hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında titizlikle incelenir. Yargıtay, "siz yargıçlık yapamazsınız", "tarafsız değilsiniz", "benim söylediklerimi zapta geçmek zorundasınız" gibi ifadelerin hukuki bir hakkın (redd-i hakim) kullanımına yönelik yasal terimler olduğunu kabul etmektedir.

Bu tür beyanlar, hakimin onur ve saygınlığını rencide edici boyutta görülmez. Zira avukatın, mahkemenin tarafsızlığına dair kuşkusunu dile getirmesi, adaletin tesisi için gerekli olan usuli bir itirazdır. Sert bir üslupla dahi dile getirilse, bu sözlerin hakaret suçunu oluşturmayacağı yerleşik bir yargı pratiğidir.

"...avukat olarak görev yapan sanığın, başka bir dosyanın yargılaması sırasında, duruşma hakimine yönelik 'siz yargıçlık yapamazsınız, tarafsız değilsiniz, benim söylediklerimi zapta geçmek zorundasınız' şeklindeki sözlerinin Ceza Usul Kanunu 25. ve devamı maddelerinde belirtilen hakimin reddi sebeplerinde sayılan yasal terimler olması ve katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı..."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/3029 - Karar No: 2020/4576

Belgeyi Gör

Savunma Dokunulmazlığı (TCK m. 128)

Hakim ve mahkeme heyetine yönelik beyanlar, TCK m. 128 kapsamındaki "ididda ve savunma dokunulmazlığı" çerçevesinde de değerlendirilir. Yargı mercileri önünde sunulan dilekçelerde veya yapılan sözlü savunmalarda, uyuşmazlıkla bağlantılı olmak kaydıyla kullanılan sert ifadeler cezalandırılmaz. Ancak bu dokunulmazlık, muhataba açıkça sövme veya hakaret etme hakkı vermez.

Avukatlara Uygulanan Özel Soruşturma Usulü

Avukatların görevleri sırasındaki eylemleri nedeniyle hakaret iddiasıyla yargılanabilmeleri için Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni alınması zorunludur. Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 58-59 uyarınca son soruşturmanın açılmasına yer olup olmadığına Ağır Ceza Mahkemesi karar verir. Bu özel usul, savunma hakkının baskı altına alınmasını önlemek amacıyla getirilmiştir.

Mağdurun Gıyabında Hakaret ve İhtilat Unsurunun İspat Koşulları

Hakaret suçunun mağdurun yüzüne karşı işlenmesi ile gıyabında işlenmesi arasında "ihtilat" farkı bulunmaktadır. TCK m. 125/1 uyarınca, mağdurun gıyabında yapılan hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin "en az üç kişiyle ihtilat ederek" işlenmesi gerekir. İhtilat, hakaret içeren beyanın mağdur dışındaki en az üç kişi tarafından doğrudan veya dolaylı olarak öğrenilmesidir.

Adliye pratiğinde, ihtilatın gerçekleşip gerçekleşmediği tanık beyanları ile ispat edilir. Eğer fail, hakareti sadece bir veya iki kişiye söylemişse ve bu durum mağdurun kulağına gitmişse dahi, kanuni "üç kişi" şartı oluşmadığı için suçun maddi unsuru eksik kalacaktır.

Toplu İletişim Araçlarında İhtilat

WhatsApp grupları veya sosyal medya üzerinden yapılan hakaretlerde, grupta üçten fazla kişi varsa ihtilat unsurunun kendiliğinden gerçekleştiği kabul edilir. Ancak bu durumda "gıyapta hakaret" değil, aleniyet ve doğrudan iletim (TCK m. 125/2) hükümleri tartışılmalıdır.

İhtilatın İradi Olma Şartı

Failin hakaret içeren sözleri üç kişiye "bilerek ve isteyerek" ulaştırması gerekir. Gizlice kaydedilen veya başkaları tarafından gizli dinleme yoluyla öğrenilen beyanlarda ihtilatın iradi olarak gerçekleştiği söylenemez. Bu tip durumlarda özel hayatın gizliliği ve hukuka aykırı delil tartışmaları ön plana çıkar.

Karşılıklı Hakaret ve Haksız Fiil Nedeniyle Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararları

Hakaret suçu, doğası gereği genellikle ikili tartışmaların bir sonucu olarak işlenir. Kanun koyucu, TCK m. 129 ile "haksız bir fiile tepki olarak" veya "karşılıklı hakaret" durumunda hakime ceza vermeme veya cezayı indirme yetkisi tanımıştır. Uygulamada, ilk hakareti kimin başlattığı, ispat yükü açısından kritik bir öneme sahiptir.

Eğer taraflar birbirlerine karşılıklı olarak hakaret etmişlerse, mahkemece her iki taraf hakkında da "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilebilir. Ancak Yargıtay, kaba hitap niteliğindeki sözlerin (Örn: "Lan") karşılığında ağır sövme içeren ifadelerin kullanılmasını "karşılıklı hakaret" olarak değil, orantısızlık nedeniyle tek taraflı suç olarak değerlendirebilmektedir.

"...katılan sanık ...'in eyleminin hakaret suçunu oluşturmaması karşısında, sanık ... hakkında TCK'nın 129/1. maddesi yerine aynı Kanunun 129/3. maddesi gereğince hüküm kurulması, kanuna aykırı... sanıkların, katılana söyledikleri iddia ve kabul olunan sözlerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olması, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmaması nedeniyle..."

Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/20310 - Karar No: 2020/4961

Belgeyi Gör

"Haksız Fiil" Nedeniyle Tepki Hakareti

Bir kimsenin maruz kaldığı haksız bir fiilin (Örn: Yaralama, tehdit, taciz) verdiği hiddet ve elem ile hakaret etmesi durumunda, cezanın tamamen ortadan kaldırılması mümkündür. Savunma makamı, hakaretin bir "tepki" olduğunu kanıtlamak için, asıl haksız fiilin varlığını (Örn: Darbe raporu, kamera kaydı) dosyaya sunmalıdır.

İlk Haksız Hareketin Tespiti

Kimin başlattığının belirlenemediği durumlarda, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği her iki taraf lehine haksız tahrik veya karşılıklı hakaret hükümleri uygulanır. Ancak adliye pratiğinde tanıkların "önce o küfretti" şeklindeki çelişkili beyanları, mahkemeleri genellikle TCK m. 129/3 uygulamasına yöneltmektedir.

Hakaret Suçunda Uzlaştırma ve Basit Yargılama Usulü Uygulaması

Hakaret suçu (kamu görevlisine karşı işlenen hariç), 5271 sayılı CMK m. 253 uyarınca uzlaştırmaya tabi suçlardandır. Soruşturma aşamasında dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmeden dava açılamaz. Uzlaşma sağlandığında kovuşturmaya yer olmadığına, dava açıldıktan sonra uzlaşma sağlanırsa düşme kararı verilir.

Ayrıca, hakaret suçunun ceza miktarı dikkate alındığında, mahkemeler sıklıkla "basit yargılama usulü" (CMK m. 251) uygulamaktadır. Bu usulde duruşma açılmaksızın evrak üzerinden karar verilir ve mahkumiyet durumunda ceza dörtte bir oranında indirilir. Ancak sanığın itirazı halinde genel hükümlere göre duruşma açılır.

"...17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup... temyiz incelemesi yapılan ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu..."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/12348 - Karar No: 2021/14606

Belgeyi Gör

Tazminat Hakkı ve Uzlaşmanın Etkisi

Ceza dosyasında uzlaşılması durumunda, kural olarak aynı olay nedeniyle manevi tazminat davası açılamaz. Bu nedenle, katılan sıfatıyla uzlaşma masasına oturan profesyonellerin, tazminat haklarını uzlaşma tutanağına bir "edim" olarak ekletmeleri veya feragat etmediklerini belirtmeleri stratejik önem taşır.

Basit Yargılama Usulünde Hak Kayıplarının Önlenmesi

Sanığın beraat ihtimali yüksek olan (kaba hitap niteliğindeki) dosyalarda, basit yargılama usulü ile verilen mahkumiyetlere mutlaka itiraz edilmelidir. Zira evrak üzerinden yapılan incelemede, Yargıtay'ın güncel "kaba söz" kriterleri bazen göz ardı edilebilmektedir.

Sosyal Medya Üzerinden Gerçekleştirilen Paylaşımlarda Aleniyet ve Zincirleme Suç

Twitter (X), Instagram veya Facebook gibi platformlarda yapılan hakaret içerikli paylaşımlar, TCK m. 125/2 uyarınca "sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret" suçunu oluşturur. Bu paylaşımların "herkese açık" profiller üzerinden yapılması durumunda aleniyet artırımı (m. 125/4) doğrudan uygulanır.

Aynı paylaşımda birden fazla kişiye hakaret edilmesi veya farklı zamanlarda aynı kişiye yönelik birden fazla hakaret eyleminin gerçekleştirilmesi halinde, TCK m. 43 uyarınca "zincirleme suç" hükümleri uygulanarak ceza artırılır. Ancak tek bir tweet ile birden fazla kişiye aynı anda sövülmesi durumunda tek ceza verilip artırım yoluna gidilmesi, suçun niteliğine uygun düşecektir.

"...sanığın sosyal medya hesabından... 'alayınız amk kapatın klübü dönün sırtınızı sinkaf olun gidin şehirden' yazarak kamu görevlisine görevinden dolayı zincirleme şekilde alenen hakaret etme suçunu işlediği iddiasına ilişkindir... sanığın 'olay ve olgular' bölümünde detaylandırılan ifadeleri ile katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide ettiği anlaşılmakta ise de..."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/3807 - Karar No: 2024/8320

Belgeyi Gör

IP Adresi ve Dijital Delil Tespiti

Sosyal medya üzerinden işlenen suçlarda en büyük zorluk, hesabın gerçek sahibinin tespiti ve delil karartılmasının önlenmesidir. "URL" veya "Ekran Görüntüsü" tek başına delil olarak kabul edilmeyebilir; mutlaka Siber Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından düzenlenen açık kaynak araştırma raporu veya üst verilerin (metadata) tespiti gereklidir.

RT (Retweet) ve Paylaşım Sorumluluğu

Başkası tarafından yazılmış hakaret içerikli bir metnin, sadece paylaşılması (RT) kural olarak hakaret suçunu oluşturmaz. Ancak kişi, bu paylaşıma kendi yorumunu ekleyerek hakareti benimsediğini veya yayma kastı taşıdığını gösterirse, asli fail olarak sorumlu tutulabilir.

Savunma Stratejisi: Hakaret İddiasına Karşı Delil Değerlendirmesi ve Usul İşlemleri

Hakaret suçlamasıyla karşı karşıya kalan bir sanığın veya vekilinin izlemesi gereken yol haritası, eylemin tipiklik analizinden başlar. İlk aşamada, sözlerin gerçekten söylendiği sabit ise, bu sözlerin Yargıtay'ın "kaba hitap" veya "eleştiri" kategorisine girip girmediği doktriner bir dille tartışılmalıdır.

Hakaret Davalarında Savunma ve Delil Planlaması

Savunma dilekçelerinde, sadece kelime anlamı üzerinden değil, olayın "tahrik" altında işlendiği veya "haksız fiile tepki" olduğu argümanları ikincil (yedek) savunma olarak mutlaka sunulmalıdır. Ayrıca, şikayet süresinin (6 ay) geçirilip geçirilmediği ve şikayetten vazgeçmenin hukuki sonuçları usul ekonomisi açısından öncelikle tetkik edilmelidir.

  1. Fiilin Tespiti: Sözler ses kaydı, video veya mesajlaşma çıktısı ile mi ispatlanıyor? Hukuka aykırı yollarla elde edilen kayıtlar (m. 217/2) delil olarak kullanılamaz.
  2. Bağlam Analizi: Sözler bir kavganın ortasında mı söylendi? Yoksa durup dururken mi? Tartışmanın öncesine dair tanık beyanları ve mesajlaşmalar dosyaya eklenmelidir.
  3. Kişilik Analizi: Sanığın sabıkasız olması, duruşmadaki iyi hali ve suç işleme kastının yoğunluğu TCK m. 62 ve erteleme (m. 51) / HAGB (CMK m. 231) açısından vurgulanmalıdır.
  4. Emsal İçtihat Sunumu: Benzer kelimeler için Yargıtay'ın verdiği beraat kararları (Örn: "Çirkef", "Lan") dilekçeye açık künyeleri ile eklenmelidir.

Hukuki Risk ve Risk Analizi

Hakaret suçundan alınacak bir mahkumiyet, adli sicil kaydına işlenmesinin yanı sıra; memuriyet engelinden silah ruhsatı iptaline, disiplin soruşturmalarından manevi tazminat yükümlülüğüne kadar geniş bir risk yelpazesi taşır. Bu nedenle, "basit bir suç" olarak görülüp savunmasız bırakılmamalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. "Terbiyesiz" kelimesi her durumda beraat gerekçesi midir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre "terbiyesiz" kelimesi, onur ve saygınlığı rencide edici boyutta olmayıp kaba ve nezaket dışı hitap tarzı olarak kabul edildiğinden beraat kararı verilmesi gereken kelimeler arasındadır. Ancak bu kelime, diğer sövme içerikli ifadelerle birleştiğinde suçun oluşumuna katkı sunabilir.

2. "Lan" kelimesini polis memuruna söylemek suç mudur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararına göre "lan" kelimesi Türk Dil Kurumu'na göre sövmek sayılmamaktadır. Kamu görevlisine karşı söylendiğinde dahi, tek başına hakaret suçunu oluşturmayacağı kabul edilmektedir. Ancak bu ifadeyle birlikte memura yönelik tehdit veya direnme içeren başka sözler söylenirse, TCK m. 265 gibi farklı suçlar gündeme gelebilir.

3. Karşılıklı hakarette her iki taraf da mutlaka ceza alır mı? Hayır. TCK m. 129/3 uyarınca, hakaretin karşılıklı olması durumunda hakim, olayın mahiyetine göre her iki tarafa veya taraflardan birine ceza vermeyebilir. Uygulamada, karşılıklı hakaret durumlarında genellikle "Ceza Verilmesine Yer Olmadığı" (CVY) kararı verilmektedir.

4. WhatsApp üzerinden birine hakaret etmenin cezası nedir? WhatsApp üzerinden doğrudan kişiye atılan mesaj, "huzurda hakaret" (TCK m. 125/2) hükümlerine tabidir. Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Eğer bu mesaj bir grup üzerinden atılmışsa ve grupta en az 3 kişi varsa gıyapta hakaret; grup herkese açıksa veya aleniyet taşıyorsa cezada artırım uygulanabilir.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK).
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK).
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/1154, Karar No: 2024/5738.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/12080, Karar No: 2023/20548.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2014/756, Karar No: 2015/124.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/3807, Karar No: 2024/8320.
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/20310, Karar No: 2020/4961.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/3029, Karar No: 2020/4576.

Yasal Uyarı: Bu makale, güncel Yargıtay içtihatları ve mevzuat hükümleri temel alınarak akademik ve profesyonel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her somut hukuki uyuşmazlığın kendine özgü dinamikleri (bağlam, yer, zaman ve delil durumu) bulunduğu için, buradaki bilgiler doğrudan bir dava dosyasına uygulanmamalıdır. Hak kaybına uğramamak adına profesyonel hukuki danışmanlık alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: