TCK 175: Akıl Hastası Üzerindeki Bakım ve Gözetim Yükümlülüğünün İhmali ve Garantörlük Teorisi
Ceza Genel HükümleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 175: Akıl Hastası Üzerindeki Bakım ve Gözetim Yükümlülüğünün İhmali ve Garantörlük Teorisi

Türk Ceza Kanunu’nun 175. maddesi, akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlalini genel tehlike yaratan bir suç olarak düzenler. Bu suç tipi, failin garantörlük sıfatından kaynaklanan ihmali davranışının, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı üzerinde somut bir tehlike oluşturması ekseninde cezai sorumluluğu tesis eder.

TCK 175 Kapsamında Akıl Hastası Üzerindeki Denetim Görevinin Hukuki Niteliği

Türk Ceza Kanunu’nun "Genel Tehlike Yaratan Suçlar" başlıklı yedinci bölümünde yer alan 175. madde, toplumun genel güvenliğini koruma amacı taşır. Bu madde uyarınca, akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde ihmal eden kişi cezalandırılır. Suçun hukuki niteliği, "gerçek olmayan ihmalî suç" (görünüşte ihmalî suç) kategorisine yakın durmakla birlikte, kanun koyucu tarafından müstakil bir ihmalî suç tipi olarak ihdas edilmiştir.

TCK 175 ile korunan hukuki değer, sadece akıl hastasının kendisi değil, bu kişinin kontrolsüz bırakılması neticesinde zarar görme ihtimali bulunan "diğer kişiler" ve toplumun genel asayişidir. Bu noktada suçun "somut tehlike suçu" olduğu kabul edilmektedir. Yani, sadece yükümlülüğün ihmal edilmesi yeterli olmayıp, bu ihmalin başkaları için objektif bir tehlike doğurmuş olması gerekir. Tehlikenin gerçekleşmiş olması (zararın doğması) suçun tamamlanması için şart değildir; ancak zarar doğarsa, eylem neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç veya kasten yaralama/öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi (TCK 83, 88) kapsamına girebilir.

Görünüşte İhmali Suç Teorisi ve TCK 175 Uygulamasındaki Garantörlük Derecesi

Hukuk pratiğinde TCK 175’in uygulanabilmesi için failin "garantör" sıfatına haiz olması zorunludur. Garantörlük, kişinin bir neticenin meydana gelmesini engellemek hususunda hukuki bir yükümlülük altında bulunmasını ifade eder. Bu yükümlülük kanundan, sözleşmeden veya öngelen tehlikeli bir davranıştan kaynaklanabilir. Akıl hastası üzerindeki denetim görevi, genellikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde velayet veya vesayet ilişkisinden neşet eder.

"Gerçek olmayan veya görünüşte ihmalî suçlar ise, neticenin önlenmesi bakımından hukuki yükümlülük altında bulunan fail tarafından kanunda tanımlanan neticenin meydana gelmesinin engellenmemesi şeklinde işlenen suçlardır. Bu nedenle kanunda düzenlenen ve kural olarak icraî bir hareketle işlenen suçun ihmali bir hareketle de işlenmesine gerçek olmayan ya da görünüşte ihmali suç denilmektedir. Öğretide neticenin meydana gelmesinin engellenmesi yükümlülüğü '... yükümlülüğü' ya da 'garantörlük' olarak da adlandırılmaktadır."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/382 - Karar No: 2022/345

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2020/382 E. , 2022/345 K.

Garantörlük yükümlülüğünün ihlali, icrai bir davranışa eşdeğer kabul edildiğinde, failin sorumluluğu ağırlaşmaktadır. TCK 175 özelinde fail, akıl hastasının üçüncü kişilere zarar vermesini önlemekle görevli olan kişidir. Bu kişi, hastanın dış dünya ile temasını, ilaç kullanımını veya saldırgan eğilimlerini denetlemekle mükelleftir.

Kanuni Düzenlemelerden Kaynaklanan Yükümlülük

Veli ve vasilerin sorumluluğu, kanundan kaynaklanan doğrudan bir garantörlüktür. 4721 sayılı TMK m. 405 uyarınca akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanan bir kimsenin vasisi, onun korunması ve bakımı için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali, TCK 175’in maddi unsurunu oluşturur.

Sözleşmeden Kaynaklanan Yükümlülük

Bakımevi personeli, özel hemşireler veya sosyal hizmet görevlileri, akıl hastasının bakımını sözleşme ile üstlenmişlerdir. Bu kişilerin mesai saatleri içerisindeki ihmalleri, sözleşmesel garantörlük kapsamında değerlendirilir. Yargıtay uygulamalarında, sözleşmenin geçerliliğinden ziyade, fiili olarak bakımın üstlenilmiş olması esastır.

Suçun Maddi Unsuru: Bakım ve Gözetim Yükümlülüğünün İhmali

TCK 175’in maddi unsuru, akıl hastası üzerinde var olan "bakım ve gözetim" ödevinin yerine getirilmemesidir. Bakım, hastanın fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmasını; gözetim ise hastanın başkalarına zarar vermesini önleyecek şekilde denetlenmesini ifade eder. İhmal, bir davranışın yapılmaması veya yetersiz yapılması şeklinde tezahür edebilir.

Suçun oluşması için akıl hastasının mutlaka bir saldırı gerçekleştirmiş olması gerekmez. Örneğin, saldırgan eğilimleri bilinen bir akıl hastasının, kapısı kilitlenmeden veya refakatçisiz şekilde kalabalık bir sokağa bırakılması, başkalarının hayatı için "tehlikeli olabilecek şekilde" bir ihmaldir. Bu noktada "tehlikeli olma" kriteri, hakim tarafından somut olayın özelliklerine, hastanın tıbbi geçmişine ve çevresel faktörlere göre takdir edilir.

Tehlike Kavramının Sınırları: Hayat, Sağlık ve Malvarlığına Yönelik Risk Analizi

TCK 175’in metninde tehlikenin yönelmesi gereken değerler sınırlı olarak sayılmıştır: Hayat, sağlık veya malvarlığı. Bu üç değerden herhangi birine yönelik somut bir riskin doğması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Hukuki risk analizi ve tıbbi gözetim yükümlülüğünü simgeleyen editoryal görsel.

Tehlike Konusu Risk Analizi Kriteri Uygulama Örneği
Hayat Ölümcül yaralanma potansiyeli Hastanın kesici aletle sokağa çıkması
Sağlık Vücut bütünlüğünün bozulması riski Hastanın saldırgan tavırlarla darp eylemine yeltenmesi
Malvarlığı Maddi hasar oluşturma ihtimali Hastanın başkasına ait eşyayı tahrip etme eğilimi

Bu tabloda belirtilen risklerin doğması için failin ihmalinin "nedensellik bağı" (illiyet) içerisinde olması gerekir. Eğer tehlike, failin kontrolü dışında gelişen bir mücbir sebep veya üçüncü bir kişinin müdahalesiyle oluşmuşsa, failin ihmali ile netice arasındaki illiyet bağı kesilebilir.

Fail ve Mağdur Sıfatının Belirlenmesinde Vesayet ve Velayet Hükümlerinin Etkisi

Suçun faili herkes olamaz; bu bir "özgü suç" (delicta propria) niteliğindedir. Fail, akıl hastası üzerinde hukuken veya fiilen bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişidir. Mağdur ise akıl hastasının kendisi değil, ihmal sonucu tehlikeye maruz kalan "başkaları"dır. Ancak suçun pasif süjesi bağlamında, denetimi ihmal edilen kişinin "akıl hastası" olması şarttır.

Vesayet belgeleri ve kanun kitapları eşliğinde hukuki sorumluluk incelemesi.

Buradaki "akıl hastası" terimi, tıbbi bir teşhise dayanmalıdır. Kişinin geçici bir şuur kaybı yaşaması veya alkol/uyuşturucu etkisiyle kendisini kaybetmesi bu madde kapsamında değerlendirilmez. Ancak TCK 32 anlamında "akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış" kişiler bu suçun konusunu oluşturur.

TCK 175 ile TCK 98 (Yardım ve Bildirim Yükümlülüğü) Arasındaki Normatif Farklar

Adliye pratiğinde sıkça karıştırılan iki madde TCK 175 ve TCK 98’dir. TCK 98, genel bir toplumsal dayanışma yükümlülüğünü düzenlerken, TCK 175 özel bir garantörlük ilişkisini esas alır. TCK 98’de fail, yoldan geçen herhangi bir kişi olabilirken; TCK 175’te fail, hastayı korumakla görevli olan kişidir.

"Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu Türk Ceza Kanununun 98. maddesinde ... düzenlenmiştir. ... Suçun faili olaya sebebiyet veren kişi dışındaki herkes olabilir. ... Fail mağduru koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kişi ise, bu durumda terk suçundan söz edilebilir. Failin neticeyi önleme konusunda hukuki bir yükümlülüğü mevcut ise yükümlülüklere aykırı davranışların, diğer şartların da mevcut olması halinde 83. maddede düzenlenen kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi ... kapsamında değerlendirilmesi gerekir."

Kaynak: 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/13111 - Karar No: 2015/40861

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2014/13111 E. , 2015/40861 K.

Editörün Notu: TCK 175’te tehlike akıl hastasının dışarıya vereceği zarara odaklanırken, TCK 98’de tehlike bizzat yardıma muhtaç olan (akıl hastası dahil) kişinin kendi varlığına yöneliktir. Dolayısıyla akıl hastasının kendine zarar verme riski varken yardım etmeyen kişi TCK 98’den, akıl hastasının başkasına zarar vermesini önlemeyen görevli ise TCK 175’ten sorumlu tutulabilir.

Terk Suçu (TCK 97) ile Akıl Hastasının İhmali Arasındaki Geçişkenlik

TCK 97’de düzenlenen terk suçu, yaş veya hastalık nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda olan bir kimsenin, kendi haline bırakılmasını cezalandırır. Akıl hastası üzerindeki bakım yükümlülüğünün ihlali durumunda, eğer fail akıl hastasını tamamen terk etmişse, TCK 175 ile TCK 97 arasında bir içtima sorunu doğabilir.

TCK 97’de korunan kişi mağdurun (akıl hastasının) kendisidir. TCK 175’te ise korunan "başkaları"dır. Eğer fail, akıl hastasını bir ormana bırakıp gitmişse ve hastanın orada ölme riski varsa TCK 97; ancak hasta bu terk nedeniyle köye inip insanlara saldırırsa TCK 175 uygulama alanı bulur. Yargıtay’ın baskın eğilimi, bu tür durumlarda fikri içtima kuralları gereği daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması yönündedir.

Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi (TCK 83) ve TCK 175 İlliyeti

Bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali sonucu bir ölüm meydana gelirse, sorumluluk TCK 175 sınırlarını aşarak TCK 83’e sirayet edebilir. Bunun için failin, ihmali davranışının ölümle sonuçlanacağını öngörmesi veya "olursa olsun" (olası kast) mantığıyla hareket etmesi gerekir.

"Başkasının yaşamını korumak bakımından hukuki yükümlülük altında bulunan garantör konumundaki kişi, bu yükümlülüğünü ölüm neticesinin gerçekleşeceğini bilerek yerine getirmezse, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesinden (TCK'nun 83. md.) söz edilecektir. ... Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/13309 - Karar No: 2022/907

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2019/13309 E. , 2022/907 K.

Uygulamada, akıl hastasının birini öldürmesi durumunda, vasinin "hiçbir önlem almaması" hali, icrai bir öldürme fiiline eşdeğer görülürse TCK 83 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezası gündeme gelebilir. Ancak vasi gerekli önlemleri almış fakat bunlar yetersiz kalmışsa, taksirle öldürme hükümleri tartışılmalıdır.

Kusur Yeteneği Bulunmayan Akıl Hastasının Eylemlerinden Failin Sorumluluğu

Ceza hukukunda şahsilik ilkesi gereği, akıl hastası işlediği fiillerden dolayı (TCK 32/1 uyarınca) ceza almaz; kendisine ancak güvenlik tedbiri uygulanır. Ancak bu durum, ona bakmakla yükümlü olan kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aksine, akıl hastasının kusur yeteneğinin olmaması, garantörün denetim yükümlülüğünü daha da sıkılaştırır.

Fail, akıl hastasını bir "suç aracı" gibi kullanmasa dahi, onun kontrolsüzlüğünden doğan tehlikenin sorumlusudur. Bu, borçlar hukukundaki "adam çalıştıranın sorumluluğu" veya "hayvan idare edenin sorumluluğu"na benzer bir mantıkla, ceza hukukunda "garantörün sorumluluğu" olarak karşılık bulur. Akıl hastasının gerçekleştirdiği haksız fiil, denetim görevlisinin ihmalinin somutlaşmış halidir.

Yaptırım Teorisi: Hapis Cezası ve Adli Para Cezası Arasındaki Seçimlik Tercih

TCK 175 maddesi, hakime geniş bir takdir yetkisi sunan "seçimlik ceza" öngörmektedir. Kanun metni; "altı aya kadar hapis veya adlî para cezası" ifadesini kullanır. Bu noktada hakimin, TCK 61 uyarınca temel cezayı belirlerken ihmalin ağırlığını, tehlikenin boyutunu ve failin kusur durumunu dikkate alması gerekir.

Adli Para Cezası Tercihi

Eğer ihmal hafif nitelikteyse ve daha önce herhangi bir tehlike doğmamışsa, mahkeme genellikle adli para cezasını tercih eder. TCK 52/2 uyarınca günlüğü 20 TL ile 100 TL arasında takdir edilecek miktar, failin ekonomik durumuna göre belirlenir.

"TCK'nin 52/2 maddesinin uygulaması sırasında gün para cezasının 175 gün yerine 150 gün olarak gösterilmesi, ancak sonuç adli para cezasının doğru bulunması nedeniyle mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak görülmüştür."

Kaynak: 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/20067 - Karar No: 2015/35813

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2015/20067 E. , 2015/35813 K.

Hapis Cezası Tercihi

İhmalin süreklilik arz etmesi, akıl hastasının daha önce de tehlikeli eylemlerde bulunmuş olması ve failin buna rağmen uyarılara duyarsız kalması durumunda hapis cezası kaçınılmaz hale gelebilir. Kısa süreli hapis cezaları, TCK 50 uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilebilir; ancak failin "mükerrir" olması durumunda bu imkan daralır.

Kovuşturma Usulü ve Zamanaşımı Sürelerinin Yargılama Pratiğine Etkisi

TCK 175 kapsamında düzenlenen suç, şikayete tabi değildir; resen kovuşturulur. Genel tehlikeye yönelik bir suç olması hasebiyle, uzlaştırma kapsamına da girmez. Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi'dir.

Zamanaşımı bakımından, TCK 66/1-e bendi uyarınca 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabidir. Suçun işlendiği tarih, tehlikenin doğduğu andır. Ancak ihmal devam ediyorsa, suç "mütemadi" (kesintisiz) suç niteliği kazanabilir ve zamanaşımı temadinin kesildiği andan itibaren işlemeye başlar.

Somut Olay İncelemesi: Kurumsal Bakım Merkezlerinde Gözetim İhmali Riskleri

Modern hukukta TCK 175’in en çok uygulama bulduğu alanlardan biri, özel veya kamuya ait rehabilitasyon ve bakım merkezleridir. A Kurumu gibi bir bakım merkezinde, bir personelin gece nöbetinde uyuması ve bu sırada ağır şizofreni tanılı bir hastanın bahçeye çıkıp yoldan geçenlere saldırması durumunda, hem fiili gerçekleştiren personelin hem de kurum müdürünün garantörlük sorumluluğu tartışılır.

Kurumsal bakım merkezlerindeki denetim ve gözetim sistemlerini temsil eden görsel.

Burada kilit nokta "organizasyon kusuru"dur. Kurum müdürü, personelin denetimini sağlamayarak veya yetersiz personel istihdam ederek dolaylı bir ihmal sergilemiş olabilir. Personel ise doğrudan bakım görevini ihlal etmiştir. Bu tür vakalarda, kurum içi disiplin soruşturmaları ile adli soruşturmanın paralel yürütülmesi, delil tespiti açısından kritiktir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Akıl hastası birine zarar vermese dahi sadece sokağa çıkması TCK 175 suçunu oluşturur mu? TCK 175 bir somut tehlike suçudur. Akıl hastasının sadece sokağa çıkması otomatik olarak suç oluşturmaz. Ancak hastanın tıbbi durumu saldırganlık içeriyorsa veya trafiğin yoğun olduğu bir yerde kontrolsüz bırakılması "hayat ve sağlık bakımından tehlike" doğuruyorsa, bir zarar doğmasa dahi suç tamamlanmış sayılabilir.

2. Vasinin yaşlı ve hasta olması, bakım yükümlülüğünün ihlalinde bir savunma teşkil eder mi? Vasinin şahsi durumu, kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir (TCK 25-28). Ancak kişi, yükümlülüğünü yerine getiremeyecek durumdaysa vesayet makamına başvurarak görevinin değiştirilmesini talep etmelidir. Bu bildirimi yapmayıp hastayı kendi haline bırakmak, "ihmali davranış" kusurunu ortadan kaldırmaz.

3. Akıl hastası üzerindeki gözetim yükümlülüğü başka birine (örneğin bir komşuya) geçici olarak bırakılabilir mi? Bakım yükümlülüğü fiilen devredilebilir. Bu durumda "sözleşmesel garantörlük" veya "fiili üstlenme" söz konusu olur. Eğer komşu, hastanın durumunu bilerek bakımı üstlenmişse, o süre zarfındaki ihmallerinden komşu sorumlu tutulabilir. Ancak asıl garantörün (vasinin) "seçimde kusuru" (culpa in eligendo) varsa, onun sorumluluğu da devam edebilir.

4. Akıl hastası kendi malvarlığına zarar verirse vasi cezalandırılır mı? Hayır. TCK 175 metni "başkalarının" hayatı, sağlığı veya malvarlığına yönelik tehlikeden bahsetmektedir. Akıl hastasının kendine zarar vermesi durumunda vasinin sorumluluğu TCK 175 kapsamında değil, şartları varsa TCK 97 (terk) veya hukuki sorumluluk (tazminat) kapsamında değerlendirilir.


Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler, 2026 yılı güncel mevzuat ve sağlanan içtihat verileri ışığında, genel akademik bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her hukuki uyuşmazlığın kendine özgü dinamikleri bulunduğu unutulmamalıdır. Somut vakalarda hak kaybına uğramamak adına profesyonel hukuki danışmanlık alınması zaruridir.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m. 83, 97, 98, 175)
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 405 vd.)
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2020/382, Karar No: 2022/345
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/13111, Karar No: 2015/40861
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/13309, Karar No: 2022/907
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/3783, Karar No: 2021/511
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/20067, Karar No: 2015/35813

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
TCK 175: Akıl Hastası Üzerindeki Bakım ve Gözetim Yükümlülüğünün İhmali ve Garantörlük Teorisi | EmsalDava