TCK 155 Kapsamında Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Maddi Unsurları ve Adliye Pratiğinde İspat Stratejileri
Malvarlığına Karşı SuçlarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 155 Kapsamında Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Maddi Unsurları ve Adliye Pratiğinde İspat Stratejileri

Güveni kötüye kullanma suçu, zilyetliğin rızaya dayalı devri ile mülkiyet hakkı arasındaki dengenin ihlaliyle oluşur. 5237 sayılı TCK m. 155 kapsamında düzenlenen bu suç tipinde, ispat yükü zilyetliğin devir amacı dışındaki tasarrufun tespiti üzerindedir; zamanaşımı ve uzlaştırma usulleri ise yargılama stratejisinin temelini oluşturur.

TCK 155 Uyarınca Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Tipiklik Şartları

Güveni kötüye kullanma suçu, failin kendisine muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere rızayla teslim edilen bir mal üzerinde, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunması veya bu devir olgusunu inkâr etmesiyle vücut bulur. Suçun oluşumu için malın zilyetliğinin faile aldatılmamış, özgür bir iradeyle ve hukuka uygun bir sözleşme ilişkisi çerçevesinde devredilmiş olması zorunludur. Adliye pratiğinde bu suç, malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan "rızaya dayalı zilyetlik devri" unsuruyla ayrılır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinin gerekçesinde, bu suçla mülkiyet hakkının korunmasının amaçlandığı açıkça belirtilmiştir. Suçun maddi konusu taşınır veya taşınmaz bir mal olabilir. Failin, malın sahibi olmaması ve mal üzerinde sınırlı bir zilyetliğe sahip olması gerekir. Zilyetlik, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 973. maddesi uyarınca "bir şey üzerinde fiili hakimiyet" olarak tanımlanırken; güveni kötüye kullanma suçunda fail, malı "malik" sıfatıyla değil, belirli bir amaçla elinde tutan "fer’i zilyet" konumundadır.

"Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/22085, Karar No: 2017/9709

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2014/22085 E. , 2017/9709 K.

Zilyetliğin Devri ve Rıza Unsurunun Suçun Oluşumundaki Etkisi

Suçun ön şartı, mağdurun mal üzerindeki fiili hakimiyetini kendi rızasıyla sanığa devretmiş olmasıdır. Eğer zilyetlik devri gerçekleşmemişse veya devir rızaya dayanmıyorsa, eylem hırsızlık veya dolandırıcılık gibi farklı suç tiplerine sebebiyet verebilir. Yargıtay uygulamasında, zilyetliğin "tam bir şekilde" devredilip devredilmediği, failin mal üzerinde bağımsız tasarruf yetkisinin bulunup bulunmadığına göre tayin edilir.

Zilyetliğin Tesisi ve Sözleşme İlişkisi

Güveni kötüye kullanma suçunda zilyetlik, kural olarak hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisine (kira, ariyet, vedia, hizmet vb.) dayanır. Ancak sözleşmenin yazılı olması zorunlu değildir; zilyetliğin devri olgusunun somut delillerle ispatı yeterlidir. Sözleşme ilişkisinin yokluğu veya zilyetliğin sadece geçici bir kullanım (örneğin bir eşyayı incelemek üzere eline alma) için verilmesi durumunda, failin malı alıp gitmesi "zilyetliğin devri" olarak kabul edilmez ve eylem hırsızlık suçunu oluşturabilir.

Rıza ve İrade Sakatlığı Ayrımı

Eğer fail, mağdurun rızasını hileli davranışlarla sakatlayarak malı teslim almışsa, suçun tipi güveni kötüye kullanma değil, dolandırıcılık olacaktır. Güveni kötüye kullanma suçunda rıza başlangıçta sakatlanmamıştır; failin suç işleme kararı mal teslim edildikten sonra, zilyetlik sürecinde oluşmuştur. Bu ayrım, ceza miktarının belirlenmesi ve şikayet/uzlaştırma usulleri bakımından kritik öneme sahiptir.

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma: TCK 155/2 Uygulama Alanı

TCK m. 155/2, suçun; meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesini nitelikli hal olarak düzenler. Bu durumda temel cezaya göre daha ağır bir yaptırım öngörülmüştür. "Hizmet ilişkisi", taraflar arasında işçi-işveren bağı olabileceği gibi, vekalet veya benzeri bir hukuki ilişkiyi de kapsar.

Örneğin, bir kargo dağıtım elemanının teslimat için kendisine verilen aracı veya paketi mal edinmesi (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2019/10843 E., 2020/2018 K.) veya bir sigorta acentesinin müvekkili adına tahsil ettiği sigorta tazminatını hak sahibine vermemesi (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2014/13141 E., 2017/588 K.) hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Burada failin, mesleği veya hizmeti gereği kendisine duyulan "nitelikli güveni" suistimal etmesi cezayı ağırlaştıran nedendir.

"Finansal kiralama sözleşmesi ile zirai alet kiralayan sanığın, sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmemesi sonucu yapılan ihtara uymayarak kiralanan aletleri kiralayan şirkete teslim etmemek şeklinde tanımlanan eyleminin... sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmesi gerekirken..."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2013/28001, Karar No: 2016/1418

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2013/28001 E. , 2016/1418 K.

Güveni Kötüye Kullanma ve Hırsızlık Suçunun Ayırıcı Tanısı

Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan hatalardan biri, zilyetlik devri gerçekleşmemiş eylemlerin güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilmesidir. Hırsızlık suçunda mal, zilyedinin rızası olmaksızın alınırken; güveni kötüye kullanma suçunda mal, rızayla failin hakimiyet alanına bırakılmıştır. Eğer fail, malın zilyedi değilse veya mal üzerinde sadece "gözetim" yetkisine sahipse, malı alması hırsızlık suçunu oluşturur.

Zilyetlik devri ve mülkiyet kavramlarını temsil eden görsel.

Örneğin, aynı evde yaşayan arkadaşının televizyonunu o yokken alıp satan kişinin eylemi, malın zilyetliği kendisine devredilmediği için "bina içerisinde nitelikli hırsızlık" (TCK m. 142/1-b) olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2018/9103 E., 2019/661 K.). Benzer şekilde, bir iş yerinde çalışan kişinin, patronunun aracında bırakılan parayı alıp kaçması da hırsızlık suçudur; çünkü para, sanığa muhafaza edilmek üzere "teslim" edilmemiş, sadece sanık paranın bulunduğu ortamda bırakılmıştır.

Özellik Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155) Hırsızlık (TCK 141-142) Dolandırıcılık (TCK 157-158)
Zilyetlik Devri Rızaya dayalı, hukuka uygun devir vardır. Rıza yoktur, devir gerçekleşmemiştir. Hile ile sakatlanmış rıza ve devir vardır.
Suç Kastı Zilyetlik devrinden sonra oluşur. Mal alınırken/alınmadan önce vardır. Zilyetlik devrinden önce vardır.
Korunan Değer Mülkiyet ve Sözleşmesel Güven Mülkiyet ve Zilyetlik Mülkiyet ve İrade Serbestisi
Uzlaştırma TCK 155/1 ve 155/2 kapsama dahildir. Basit hali (TCK 141) dahildir. Basit hali (TCK 157) dahildir.

Dolandırıcılık ile Güveni Kötüye Kullanma Arasındaki İnce Çizgi

Dolandırıcılık suçunda fail, mağduru kandırarak malın zilyetliğini devralır. Güveni kötüye kullanma suçunda ise teslim anında herhangi bir hile yoktur; fail, başlangıçta dürüst bir niyetle malı almış olabilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/22085 Esas sayılı kararında vurgulandığı üzere, eğer şirket ortakları arasında malların yönetimi konusunda bir ortaklık ilişkisi varsa ve ortaklardan biri sahte belge tanzim ederek diğer ortakların zararına haksız menfaat sağlıyorsa, bu eylem güveni kötüye kullanma değil, dolandırıcılık suçunu oluşturur.

Uygulamada, failin teslimden önce bir hile yapıp yapmadığı, tanık beyanları ve taraflar arasındaki geçmiş yazışmalarla denetlenir. Eğer sanık, malı alırken zaten geri vermeme kastına sahipse ve bu kastını gizleyerek mağduru ikna etmişse, TCK m. 157 veya nitelikli hallerin varlığı halinde TCK m. 158 hükümleri uygulanır.

Uzlaştırma Müessesesinin Zorunlu Uygulama Alanı ve Bozma Sebepleri

6763 ve 7188 sayılı Kanunlar ile yapılan değişiklikler sonucunda, hem basit güveni kötüye kullanma (TCK 155/1) hem de hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK 155/2) suçları uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Bu durum, yargılama sürecinde usuli bir zorunluluk teşkil eder. Mahkemelerce uzlaştırma işlemleri tamamlanmadan mahkumiyet hükmü kurulması, Yargıtay tarafından "mutlak bozma" nedeni sayılmaktadır.

Uzlaştırma süreci ve CMK 253 kapsamındaki hukuki evraklar.

"Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, hükümden sonra... 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereggince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/9412, Karar No: 2019/10721

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2019/9412 E. , 2019/10721 K.

Editörün Notu: Dosya temyiz aşamasındayken dahi yürürlüğe giren uzlaştırma lehe kanun düzenlemesi, Yargıtay tarafından resen dikkate alınmakta ve yerel mahkeme kararları bu eksiklik nedeniyle bozulmaktadır. Uygulamada, uzlaşma teklifinin usulüne uygun yapılması ve sonucun tutanağa bağlanması davanın seyri açısından hayati öneme sahiptir.

Adliye Pratiğinde İspat Vasıtaları ve Delillerin Değerlendirilmesi

Güveni kötüye kullanma suçunda ispat, iki temel ayağa oturur: Zilyetliğin devri olgusu ve devir amacı dışındaki tasarrufun tespiti. Ceza yargılamasında "delil serbestisi" ilkesi geçerli olsa da, özellikle ticari ilişkilerden doğan uyuşmazlıklarda yazılı deliller karine teşkil eder.

Güveni kötüye kullanma suçunda ispat için gerekli olan belgeler.

  1. Sözleşme ve Teslim Belgeleri: Kira sözleşmeleri, finansal kiralama (leasing) protokolleri, teslim-tesellüm tutanakları veya emanet makbuzları zilyetliğin devrini ispatlayan birincil delillerdir.
  2. İhtarname: Malın iadesi için çekilen noter ihtarnamesi, failin "temerrüde" düştüğünü ve mal üzerindeki devir olgusunu inkâr ettiğini veya malı haksız yere elinde tuttuğunu göstermek açısından ispat kolaylığı sağlar.
  3. Ticari Defter ve Kayıtlar: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma iddialarında, şirketin muhasebe kayıtları, kasa defterleri ve banka ekstreleri failin uhdesinde kalan meblağın tespitinde belirleyicidir.
  4. Tanık Beyanları: Özellikle ailevi veya arkadaşlık ilişkileri içinde sözleşmesiz devredilen eşyalar bakımından tanık anlatımları, malın hangi amaçla sanığa verildiğini (örneğin "bir hafta kullanıp getirecekti") ortaya koyar.

Zamanaşımı Süreleri ve Dava Düşme Sebepleri

TCK m. 155/1 kapsamında düzenlenen basit güveni kötüye kullanma suçu şikayete tabidir ve 6 aylık hak düşürücü şikayet süresi söz konusudur. Buna karşılık TCK m. 155/2 kapsamındaki nitelikli hal resen takip edilir. Ancak her iki suç tipi için de dava zamanaşımı süreleri yargılamanın her aşamasında mahkemece gözetilir.

TCK m. 66 uyarınca, 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda olağan dava zamanaşımı 8 yıldır. TCK m. 67/4 uyarınca kesen nedenlerin varlığı halinde bu süre 12 yıla (olağanüstü zamanaşımı) çıkar. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2019/2005 Esas sayılı kararında, suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçen sürede olağanüstü zamanaşımının dolması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Ayrıca, şikayetten vazgeçme halinde basit güveni kötüye kullanma davası CMK m. 223/8 uyarınca düşer.

"Sanığa yüklenen 'güveni kötüye kullanma' suçunun... tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıl olağanüstü dava zamanaşımı süresi... dikkate alındığında, suç tarihinden inceleme tarihine kadar olağanüstü dava zamanaşımının gerçekleştiği anlaşıldığından... kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle... DÜŞMESİNE..."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/2005, Karar No: 2019/5485

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2019/2005 E. , 2019/5485 K.

İndirim Sebepleri: Etkin Pişmanlık ve TCK 168 Uygulaması

Güveni kötüye kullanma suçu, TCK m. 168 uyarınca etkin pişmanlık hükümlerine elverişli bir suçtur. Failin, mağdurun uğradığı zararı aynen iade veya tazmin suretiyle gidermesi durumunda cezada ciddi indirimler öngörülmüştür. İndirim oranı, pişmanlığın gösterildiği aşamaya göre değişir.

  • Soruşturma Aşamasında Giderme: Eğer zarar, iddianame kabul edilmeden önce tamamen giderilirse, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
  • Kovuşturma Aşamasında Giderme: Hüküm verilinceye kadar zarar giderilirse, cezanın yarısına kadarı indirilir.
  • Kısmi İade: Mağdurun rızası varsa, zararın bir kısmının giderilmesi de ceza indirimine yol açabilir. Ancak rıza yoksa, kısmi iade etkin pişmanlık indirimi için yeterli görülmeyebilir.

Yargılama Usulü: Görevli Mahkeme ve Şikayet Süresi

Güveni kötüye kullanma suçlarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesidir. Ancak eylemin "nitelikli dolandırıcılık" veya başka bir ağır cezayı gerektiren suç ile bağlantılı olması durumunda, görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olabilir.

Basit güveni kötüye kullanma (155/1) şikayete bağlıdır. Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (155/2) ise şikayete bağlı değildir; ancak bu suç tipinde de uzlaştırma prosedürünün uygulanması gerektiği unutulmamalıdır. Dava, suçun işlendiği yer mahkemesinde görülür; malın teslim edildiği yer veya iade edilmesi gereken yer yetki tayininde esas alınabilir.

Mesleki Uygulama Notu: Savunma ve İddia Stratejileri

Uygulama Notu: Güveni kötüye kullanma dosyalarında sanık müdafii iseniz, öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin bir "hukuki uyuşmazlık" (hukuk mahkemelerinin görev alanına giren borç-alacak ilişkisi) olup olmadığını analiz etmelisiniz. Eğer taraflar arasında sadece bir borcun ödenmemesi söz konusuysa ve mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunma kastı ispatlanamıyorsa, "suçun unsurlarının oluşmadığı" savunması öne çıkarılmalıdır.

Müşteki vekili iseniz, failin malı geri vermeyeceğine dair net beyanlarını, malı başkasına sattığını veya rehnettiğini ispatlayan belgeleri (örneğin 3. kişilerin tanıklığı, internet ilanları, mesaj kayıtları) dosyaya sunmalısınız. Ayrıca, 155/2 kapsamındaki hizmet ilişkisini ispatlayan SGK kayıtları, vekaletnameler veya sözleşmeler ceza tayininde kritik rol oynayacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kiralık bir aracı süresinde iade etmemek doğrudan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur mu? Sadece süresinde iade etmemek her zaman suç oluşturmaz; failin malı iade etmeme iradesinin kalıcı olması veya mal üzerinde tasarrufta bulunması (parçalama, satma, rehnetme) gerekir. Yargıtay, 3 günlüğüne kiralanan aracın 5 ay geçmesine rağmen iade edilmemesini suç olarak kabul etmektedir (Yargıtay 15. CD, 2014/1561 E.).

2. Şirket ortağının şirket mallarını kendi üzerine geçirmesi TCK 155/2 kapsamında mıdır? Eğer ortaklar arasında tam bir zilyetlik devri yoksa ve yönetim birlikte yapılıyorsa, Yargıtay bu eylemi genellikle güveni kötüye kullanma değil, şartları varsa "dolandırıcılık" veya "özel belgede sahtecilik" ile bağlantılı diğer suçlar kapsamında değerlendirmektedir. Zira güveni kötüye kullanma için malın faile "tam bir şekilde" tevdi edilmiş olması gerekir.

3. Uzlaştırma teklifini reddeden taraf daha sonra şikayetten vazgeçerse dava düşer mi? Evet, TCK 155/1 kapsamındaki basit güveni kötüye kullanma suçunda şikayetten vazgeçme, hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada davanın düşmesine sebebiyet verir. TCK 155/2'de ise suç şikayete bağlı olmadığından sadece vazgeçme ile dava düşmez, ancak uzlaştırma prosedürü tamamlanmalıdır.

4. Tamir için bırakılan telefondaki verilere izinsiz erişmek bu suçu oluşturur mu? Hayır. Güveni kötüye kullanma suçu "malvarlığına karşı" işlenen bir suçtur. Telefonun içindeki veriler (videolar, fotoğraflar) üzerinde zilyetlik devri söz konusu olmadığından, bu verilere izinsiz erişilmesi veya bunların kullanılması "özel hayatın gizliliğini ihlal" veya "verileri hukuka aykırı ele geçirme" suçlarını oluşturabilir (Yargıtay 15. CD, 2015/7374 E.).

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/9412, Karar No: 2019/10721.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/2802, Karar No: 2020/6964.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2013/28001, Karar No: 2016/1418.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/22085, Karar No: 2017/9709.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/9103, Karar No: 2019/661.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/2005, Karar No: 2019/5485.

Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır; somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirmeler değişkenlik gösterebilir. Bu içerik profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
TCK 155 Kapsamında Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Maddi Unsurları ve Adliye Pratiğinde İspat Stratejileri | EmsalDava