
TCK 123 Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu: Adliye Pratiğinde Israr ve Saik Analizi
5237 sayılı TCK m. 123 kapsamında düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu, failin sırf rahatsız etme saikiyle ve ısrar unsuruyla hareket etmesini gerektiren genel bir normdur. Yargılama sürecinde ispat yükü, HTS kayıtları ve mesaj içeriklerinin süreklilik arz edip etmediği üzerinden şekillenirken, suçun cinsel taciz veya hakaret gibi özel normlarla olan içtima ilişkisi hukuki stratejinin temelini oluşturur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu, bireyin psikolojik ve ruhsal dinginlik içerisinde yaşama hakkını koruma altına alan, hürriyete karşı suçlar bölümünde yer alan genel ve tamamlayıcı bir normdur. Bu suçun vücut bulabilmesi için failin, yasada tahdidi olarak sayılan "ısrarla telefon etme", "ısrarla gürültü yapma" veya "aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunma" seçimlik hareketlerinden birini, "sırf huzur ve sükunu bozma saikiyle" gerçekleştirmesi zorunludur.
TCK 123 Kapsamında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunun Tipiklik Unsurları
TCK 123. maddesi, belirli bir kimseye yönelik olarak gerçekleştirilen ve mağdurun yaşam alanındaki huzuru hedef alan eylemleri yaptırıma bağlar. Suçun maddi unsuru seçimlik hareketli olup, bu hareketlerin "ısrar" boyutuna ulaşması gerekir. Yargıtay uygulamalarında ısrar, eylemin tek seferlik bir rahatsızlık boyutunu aşarak süreklilik arz etmesi ve mağdurun günlük yaşam ritmini bozacak yoğunluğa ulaşması olarak tanımlanmaktadır.
Suçun oluşması için failin mutlaka belirli bir kişiyi hedef alması gerekir. Hedefin belirli olmadığı durumlarda, örneğin kamusal alanda yapılan gürültü eylemlerinde TCK m. 183 (Gürültüye Neden Olma) veya 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri gündeme gelebilir. TCK 123 yönünden ise mağdurun belirlenebilir olması, suçun hürriyete karşı niteliğinin bir gereğidir.
"Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir."
Kaynak: 12. Ceza Dairesi 2023/958 E. , 2023/4258 K.
Seçimlik Hareketlerin Sınırları
Suçun işleniş biçimleri kanunda üç ana grupta toplanmıştır: 1. Israrla Telefon Edilmesi: Sesli aramalar, cevapsız çağrılar ve güncel içtihatlara göre kısa mesaj (SMS) veya anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan bildirimler bu kapsamdadır. 2. Israrla Gürültü Yapılması: Mağdurun konutunun önünde korna çalmak, yüksek sesle müzik açmak veya benzeri yöntemlerle mağduru hedef alan ses kirliliği yaratmak. 3. Hukuka Aykırı Başka Bir Davranış: Takip etme, gözetleme, kapıya not bırakma veya ilan yapıştırma gibi eylemler bu torba hüküm çerçevesinde değerlendirilir.
Suçun Manevi Unsuru: Sırf Huzur ve Sükunu Bozma Saiki
Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu, ancak doğrudan kastla ve özel bir saikle işlenebilir. Kanun metnindeki "sırf" ibaresi, failin hareketinin arkasında yatan yegane amacın mağdurun huzurunu kaçırmak olması gerektiğini vurgular. Eğer failin eyleminin altında alacağını tahsil etme, haber verme, şaka yapma veya cinsel arzu tatmini gibi başka bir amaç yatıyorsa, TCK 123'ün manevi unsuru oluşmamış sayılır.
Pratikte saikin tespiti, taraflar arasındaki geçmişe dayalı ilişki, olay öncesi uyuşmazlıklar ve eylemin zamanlaması üzerinden yapılır. Örneğin, bir alacaklının borçlusunu gece yarısı defalarca araması, her ne kadar huzur bozucu olsa da, saikin "alacağı tahsil etmek" olması durumunda bu suç yerine eylemin niteliğine göre başka suçlar veya hukuki ihtilaflar tartışılacaktır.
Saik ve Olası Kast İlişkisi
Öğretide ve Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, bu suçun olası kastla işlenmesi mümkün değildir. Fail, yaptığı hareketin mağdurun huzurunu bozacağını öngörüp "olursa olsun" diyerek hareket ediyorsa dahi, kanun koyucunun aradığı "sırf bozma maksadı" gerçekleşmemiş olabilir. Bu nedenle iddianame ve hüküm aşamasında saikin mutlaka somutlaştırılması gerekir.
"Suçun manevi unsuru ise özel kast olup, eylemin sırf başkalarının huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Suçun olası kastla ya da taksirle işlenmesi mümkün değildir."
Kaynak: 18. Ceza Dairesi 2015/27480 E. , 2016/11949 K.
"Israr" Şartının Adliye Pratiğindeki Tezahürleri ve Yargıtay Ölçütleri
Adliye pratiğinde en çok tartışılan husus, bir eylemin ne zaman "ısrarlı" hale geldiğidir. Yargıtay'ın yerleşik kararları, tek bir aramanın veya tek bir takibin bu suçun oluşumu için yeterli olmadığını, eylemin bir "süreç" teşkil etmesi gerektiğini belirtmektedir. Ancak bu sürekliliğin matematiksel bir sınırı (örneğin 3 kez, 5 kez gibi) bulunmamaktadır.
Eylemin yoğunluğu, mağdurun gösterdiği tepki (numarayı engelleme, uyarılarda bulunma) ve failin buna rağmen devam etmesi ısrarın kanıtıdır. Kısa zaman diliminde (örneğin 10 dakika içinde) yapılan 20 arama ısrar olarak kabul edilebileceği gibi, aylar süren haftalık takipler de ısrar unsuru kapsamında değerlendirilebilir.
Israr Unsuru Eksikliğinde Beraat Kararı
Yargıtay, özellikle takip eylemlerinde "süreklilik" vurgusu yapmaktadır. Mağdurun peşinden bir kez gidilmesi veya bir kez evinin önünde görülmesi, huzur bozma suçunun unsuru olan ısrarı gerçekleştirmeyebilir.
"Yargılamaya konu somut olayda ise, olay günü sanığın, alışveriş merkezinden çıkan katılanı evinin bulunduğu siteye kadar takip etmesi biçimindeki eyleminde, TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olan ısrar öğesinin ne şekilde gerçekleştiği yöntemince açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi... Bozulmasına..."
Kaynak: 18. Ceza Dairesi 2015/16841 E. , 2016/8361 K.
Teknolojik Israr: Mesaj ve Arama Trafiği
Günümüzde sosyal medya araçları veya anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden gönderilen mesajların sayısı ve sıklığı, dijital delillerle kolayca ispatlanabilmektedir. Mahkemeler, HTS kayıtlarındaki arama sıklığını ve süresini dosya kapsamındaki diğer delillerle (ekran görüntüleri, tanık beyanları) birlikte değerlendirerek ısrar kanaatine varmaktadır.
Telefonla Rahatsız Etme Eylemlerinde İspat ve Delil Güvenliği
Telefonla rahatsız etme davalarında ispatın merkezinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan (BTK) getirilen HTS (Historical Traffic Search) kayıtları yer alır. HTS kayıtları; arayan ve aranan numarayı, arama zamanını, süresini ve baz istasyonu bilgilerini içerir ancak ses kaydı veya mesaj içeriği sunmaz. Bu nedenle suçun "saik" ve "içerik" unsurlarının ispatı için ek deliller gerekir.
Mağdurun beyanı, eğer tutarlı ve hayatın olağan akışına uygunsa hükme esas alınabilir. Ancak sanığın inkarı durumunda, sadece mağdurun beyanı ile yetinilmeyip, arama trafiklerinin yoğunluğu ile bu beyanlar arasında semantik bir bağ kurulmalıdır.
| Delil Türü | İspat Gücü ve Fonksiyonu | Kritik Not |
|---|---|---|
| HTS Kayıtları | Arama zamanı ve sıklığı (Israrın kanıtı) | İçerik ve saik hakkında bilgi vermez. |
| Ekran Görüntüleri | Mesaj içerikleri (Saik ve suç vasfı) | Dijital delil bütünlüğü korunmalıdır. |
| Tanık Beyanları | Mağdurun ruhsal durumu ve olaya tanıklık | Aile üyelerinin beyanları dikkatli süzülmelidir. |
| Bilirkişi Raporu | Cihaz üzerindeki dijital izlerin tespiti | Silinen mesajların geri getirilmesi mümkündür. |
Dijital Delillerde Manipülasyon Riski
Hukukçuların en çok dikkat etmesi gereken husus, ekran görüntülerinin manipülasyona açık olduğudur. Bu nedenle mahkemelerden mutlaka ilgili cihazın incelenerek mesaj trafiğinin cihaz hafızasındaki varlığının teyit edilmesi veya ilgili servis sağlayıcılardan (mümkünse) içerik onayı istenmesi talep edilmelidir.
TCK 123'ün Genel ve Tamamlayıcı Norm Niteliği: Fikri İçtima Sorunu
TCK 123. maddesi, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış eylemler için öngörülmüş bir "emniyet supabı" mahiyetindedir. Eğer failin eylemi aynı zamanda hakaret (TCK 125), tehdit (TCK 106) veya cinsel taciz (TCK 105) gibi başka bir suçu oluşturuyorsa, "özel normun önceliği" ilkesi gereği fail sadece o suçtan cezalandırılır. TCK 123'ten ayrıca ceza verilmez.
Örneğin, fail mağduru 50 kez aramış ve bu aramaların bir kısmında hakaret etmişse, eylem bir bütün olarak hakaret suçunu (zincirleme şekilde) oluşturur. Ancak failin aramalarının hiçbirinde hakaret, tehdit veya taciz yoksa, sadece "sessiz aramalar" veya "hal hatır sorma" amaçlı ama ısrarlı rahatsızlıklar varsa TCK 123 uygulanır.
"Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir... Failin gönderdiği mektupta tehdit, hakaret, şantaj, cinsel taciz gibi suçları işlemesi durumunda, yalnızca bu suçlardan soruşturma ve kovuşturmanın yapılması, bunların yanında genel suç niteliğinde olan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan cezalandırılmaması gerekir."
Kaynak: 18. Ceza Dairesi 2015/33764 E. , 2016/1457 K.
Uygulama Hatası: Çifte Cezalandırma Yasağı
Bazı ilk derece mahkemeleri, hem hakaret suçundan hem de huzur bozma suçundan ayrı ayrı mahkumiyet kurabilmektedir. Yargıtay bu durumu kesin bir dille bozma sebebi saymaktadır. Eylemin hukuki tavsifinin doğru yapılması, sanık müdafileri için en kritik savunma hattıdır.
Cinsel Taciz ve Huzur Bozma Suçları Arasındaki İnce Çizgi
Israrla arama eylemlerinde mesajların içeriği, suçun vasfını doğrudan değiştirir. Eğer aramalarda cinsel amaçlı sözler (sevgi gösterisi, cinsel teklif, cinsel içerikli iltifat) yer alıyorsa, eylem artık TCK 123 kapsamında değil, TCK 105 (Cinsel Taciz) kapsamında değerlendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, cinsel taciz suçunda saikin "cinsel arzu tatmini" olduğunu, huzur bozma suçunda ise sadece "rahatsız etme" olduğunu vurgular.
"Katılanın telefonunu değişik zamanlarda ısrarla arayarak söylediği; 'evde misin canım seni çok özledim, eve geliyorum' şeklindeki sözlerin cinsel amaç taşıdığı ve eyleminin bir bütün halinde zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, yerel mahkeme hükmünün, sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına..."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2013/429 E. , 2015/34 K.
Karma Eylemlerde Hukuki Tavsif
Sanık hem sessiz aramalar yapmış hem de bazı mesajlarında cinsel ifadeler kullanmışsa, hukuk mantığı gereği bu eylemler birbirinden ayrılmaz bir bütündür ve en ağır cezayı gerektiren cinsel taciz suçundan hüküm kurulmalıdır. Bu noktada "fikri içtima" kuralları (TCK m. 44) devreye girer.
Hukuka Aykırı Diğer Davranışlarla Suçun İşlenmesi: Takip ve Gözetleme
Kanun metnindeki "hukuka aykırı başka bir davranış" ibaresi, özellikle fiziksel takip (stalking) vakalarında uygulama alanı bulur. Bir kişinin iş yeri önünde sürekli beklemek, onu evine kadar takip etmek veya sosyal medya hesaplarını sahte profillerle sürekli taciz etmek bu kapsamdadır. Ancak burada da "ısrar" ve "sırf huzur bozma saiki" bir arada bulunmalıdır.
Örneğin, eski eşin müşterek çocuğun velayetiyle ilgili görüşmek amacıyla kapıya gelmesi, "sırf huzur bozma saiki" taşımayabileceği için bu suçu oluşturmaz. Ancak görüşme talebi reddedilmesine rağmen günlerce kapıda beklemek ve içeri girmeye çalışmak suçun sınırlarına girer.
Takip Eylemlerinde Mahkeme Değerlendirmesi
Mahkemeler, takibin mağdur üzerindeki etkisini ve failin niyetini sorgularken, aradaki husumeti de dikkate alır. Eğer fail, mağduru izlerken aynı zamanda onu gözetlediğini hissettirerek mağdurda bir korku veya baskı oluşturuyorsa, suçun unsurları daha belirgin hale gelir.
"Sanığın, müştekinin eşi kendisinin eski eşi olan tanığa bir kadını göndererek kendisini unutamadığını söylettirip görüşmek istediğini belirterek telefonunu istemesi, daha sonra müştekinin evini izleyecek şekilde aracını yolda park ederek müştekinin evini gözetlemesi birlikte değerlendirildiğinde, eyleminde kişilerin huzur ve sükûnunu bozmak suçunun süreklilik öğesinin bulunduğu..."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2014/621 E. , 2015/99 K.
Usul Hukuku Boyutu: Şikayet Süresi ve Uzlaşma Kapsamı
Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu, TCK m. 123/1 gereği soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardandır. Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrenmesinden itibaren 6 aydır. Süresinde yapılmayan şikayet, soruşturma engelidir ve davanın düşmesine yol açar.
Ayrıca bu suç, 5271 sayılı CMK m. 253 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Soruşturma aşamasında dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşma sağlanamazsa kamu davası açılır. Uzlaşma teklifinin usulüne uygun yapılmaması, bozma nedenidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Suçun ceza üst sınırı 1 yıl hapis olduğu için görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir. Telefonla işlenen suçlarda, failin aramayı yaptığı yer veya mağdurun huzurunun bozulduğu yer (aramanın ulaştığı yer) mahkemesi yetkili kabul edilmektedir.
Basit Yargılama Usulü ve Anayasa Mahkemesi İptal Kararlarının Etkisi
TCK 123 suçunun cezası "üç aydan bir yıla kadar hapis" olduğundan, üst sınırı 2 yılı aşmayan suçlar kategorisinde yer alır. Bu nedenle 5271 sayılı CMK m. 251 kapsamında "Basit Yargılama Usulü"ne tabidir. Basit yargılama usulünde mahkumiyet kararı verilirse, sonuç ceza 1/4 oranında indirilir.
Anayasa Mahkemesi'nin 7188 sayılı Kanunla getirilen geçici maddelere ilişkin iptal kararları doğrultusunda, suçun işlenme tarihine bakılmaksızın (kesinleşmiş hükümler hariç) basit yargılama usulünün sanık lehine olan sonuçlarından yararlandırılması zorunludur.
"Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında... sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, 'Basit Yargılama Usulü' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk görülmüş olup..."
Kaynak: 12. Ceza Dairesi 2023/743 E. , 2024/808 K.
Usul Hatası: Kazanılmış Haklar
Mahkemeler bazen basit yargılama sonucunda verdikleri cezadan sonra itiraz üzerine genel hükümlere geçtiklerinde, sanığın kazanılmış hakkını (aleyhe değiştirme yasağı) gözetmek zorundadır. Aksi durum, usul hukukuna ağır aykırılık teşkil eder.
Karar Türleri ve Mahkumiyet Halinde Cezanın Belirlenmesi
Yargılama sonunda suçun unsurları (ısrar, saik, hukuka aykırı davranış) sabit görülürse sanık hakkında mahkumiyet kararı verilir. Ceza belirlenirken TCK m. 61 uyarınca alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektiren nedenler (aramaların sayısı, süresi, mağdurun uğradığı manevi zarar) tartışılır.
Editörün Notu: Israrlı aramalar tek bir suç işleme kararı icrası kapsamında gerçekleştirilmişse, sanık hakkında TCK m. 43/1 (Zincirleme Suç) hükümleri uygulanarak ceza artırılır. Ancak bazı durumlarda mahkemeler, aramaların yoğunluğunu doğrudan temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde bir gerekçe olarak kullanabilir. Bu durumda "mükerrer değerlendirme yasağı"na dikkat edilmelidir.
Ceza Hesaplama Hataları
Uygulamada zincirleme suç artırımı ve takdiri indirimlerin hesaplanmasında matematiksel hatalar yapılabilmektedir. Yargıtay, bu tür hataları kanun yararına bozma yoluyla veya temyiz incelemesinde düzelterek onama yoluna gitmektedir.
"Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken, TCK’nın 123/1. maddesi uygulaması ile tayin edilen 3 ay hapis cezasının, TCK’nın 43/1. maddesi gereğince, 1/4 oranında artırılırken, cezanın, '3 ay 22 gün' yerine '5 ay' olarak hatalı hesaplanması... fazla cezaya hükmedilmesi hukuka aykırıdır."
Kaynak: 4. Ceza Dairesi 2021/22906 E. , 2021/16619 K.
Haksız Tahrik ve Meşru Savunma Argümanlarının Değerlendirilmesi
Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda sanıklar genellikle "karşı tarafın kendisini tahrik ettiğini" veya "önce mağdurun aradığını" savunmaktadır. TCK m. 29 uyarınca haksız tahrik indiriminin uygulanabilmesi için, sanığın eyleminin mağdurdan gelen haksız bir fiilin oluşturduğu şiddetli elem veya öfkenin sonucu olması gerekir.
Eğer taraflar karşılıklı olarak birbirlerini arıyorlarsa ve karşılıklı bir rahatsızlık verme durumu varsa, mahkemece mesaj kayıtlarının bütününe bakılarak ilk haksız hareketin kimden geldiği tespit edilmelidir.
"Sanığın aşamalardaki savunmalarında ve temyiz dilekçesinde belirttiği üzere katılana göndermiş olduğu mesajları, katılanın kendisine gönderdiği hakaret içerikli sözler ve mesajlar karşılığında haksız tahrik altında yazmış olduğunu iddia etmesine karşın... katılanın sanığa yönelik mesaj ve arama içerikleri araştırılmadan eksik inceleme sonucu hüküm kurulması... Bozulmasına..."
Kaynak: 12. Ceza Dairesi 2023/901 E. , 2024/5630 K.
Karşılıklı Aramalar ve Kastın Ortadan Kalkması
Yargıtay'ın bazı kararlarında, tarafların karşılıklı olarak ve benzer yoğunlukta birbirlerini aramaları durumunda, "sırf huzur ve sükununu bozma saiki"nin her iki taraf yönünden de belirsizleştiği ve suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilebilmektedir. Bu durum, "karşılıklı kavga" halinin telefondaki yansıması olarak görülür.
Uygulama Notu: Savunma ve Katılma Stratejilerinde Kritik Hatalar
Adliye pratiğinde karşılaşılan en büyük hata, davanın sadece "arama kayıtları var mı yok mu" ekseninde yürütülmesidir. Profesyonel bir yaklaşım, "saik" ve "ısrar" kavramlarını olayın bütünüyle harmanlamalıdır.
- Müdafi İçin: Sanığın aramalarının "haklı bir sebebe" dayandığını (örneğin çocuğunu görme, alacak talebi, bir tehlikeyi haber verme) somut delillerle ispatlamak, TCK 123 suçunun oluşumunu engelleyen en etkili yoldur. Ayrıca basit yargılama usulü indirimlerinin ve uzlaşma prosedürünün eksiksiz uygulandığı denetlenmelidir.
- Vekil İçin: Mağdurun bu aramalar nedeniyle sosyal ve psikolojik hayatının nasıl altüst olduğunu (örneğin gece uyuyamaması, iş yerinde veriminin düşmesi, aile huzurunun kaçması) vurgulamak, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesini sağlar. Sadece "rahatsız oldu" demek yerine, somut yaşam kısıtlamalarını belirtmek gerekir.
- Hukuki Tavsif: Eylemin cinsel taciz veya hakaret boyutuna varıp varmadığı dikkatle incelenmelidir. Mağdur vekiliyseniz ve içerik taciz boyutundaysa, suç vasfının ağırlaşması için dilekçede bu hususları belirtmelisiniz. Sanık müdafiyseniz ve iddianame cinsel tacizden açılmışsa, içerikte cinsel amaç olmadığını, eylemin en fazla huzur bozma olabileceğini savunmak ceza miktarını düşürecektir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Tek bir gün içinde yapılan çok sayıda arama "ısrar" unsurunu karşılar mı? Israr unsuru için aramanın farklı günlere yayılması şart değildir. Çok kısa bir zaman dilimi içinde, mağdurun telefonunu kullanmasını engelleyecek veya onu psikolojik olarak baskı altına alacak yoğunluktaki aramalar (örneğin 1 saat içinde 50 arama) Yargıtay tarafından ısrar olarak kabul edilebilmektedir. Önemli olan süreklilik ve mağdurun huzurunun objektif olarak bozulmasıdır.
2. Israrla mesaj atma eylemi TCK 123 kapsamına girer mi? Evet. Kanun metninde sadece "telefon edilmesi" denilse de, telefonun iletişim fonksiyonu kullanılarak yapılan mesaj gönderimi (SMS, WhatsApp vb.) Yargıtay tarafından "hukuka aykırı başka bir davranış" veya geniş yorumla "telefon edilmesi" kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak mesajın içeriği hakaret veya taciz içeriyorsa suç vasfı değişir.
3. Uzlaşma sağlanamazsa basit yargılama usulü uygulanabilir mi? Evet. Uzlaştırma bir dava şartıdır ve başarısızlıkla sonuçlanması durumunda mahkeme, cezanın miktarı gereği basit yargılama usulünü uygulayıp uygulamayacağına karar verir. Basit yargılama usulü mahkemenin takdirindedir ancak genellikle yargılama ekonomisi gereği tercih edilmektedir.
4. Sanığın mağdurun evinin önünde arabayla bekleyip onu izlemesi suç mudur? Eğer bu eylem bir kez yapılmışsa genellikle suç oluşturmaz. Ancak mağdurun evden her çıkışında orada olmak, mağduru takip etmek ve bu durumu mağdura hissettirerek onu tedirgin etmek, "ısrarla hukuka aykırı bir davranış" olarak TCK 123 kapsamında cezalandırılabilir. Burada sanığın "sırf huzur bozma" dışında bir amacının (örneğin koruma, gözetleme görevi vb.) bulunmaması şarttır.
5. Basit yargılama usulü ile verilen karara itiraz edilirse ne olur? Sanık veya katılan taraf basit yargılama kararına itiraz ederse, dosya genel hükümlere göre yargılama yapılması için duruşma açılmak üzere mahkemesine döner. Duruşmalı yargılama sonunda mahkeme yeni bir hüküm kurar. Ancak sanık itiraz etmişse, genel hükümlere göre verilen yeni ceza, basit yargılamadaki cezadan daha ağır olamaz (aleyhe değiştirme yasağı).
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m. 123, 105, 125, 43)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (m. 251, 253)
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2013/429, Karar No: 2015/34
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2014/621, Karar No: 2015/99
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/743, Karar No: 2024/808
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/1286, Karar No: 2024/3932
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/6674, Karar No: 2025/172
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/957, Karar No: 2024/5066
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/958, Karar No: 2023/4258
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/16841, Karar No: 2016/8361
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/27480, Karar No: 2016/11949
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/22906, Karar No: 2021/16619
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, akademik ve pratik bir analiz sunmaktadır. Her hukuki uyuşmazlığın kendine özgü dinamikleri (delil durumu, taraflar arasındaki ilişki, yargılama süreci) bulunduğundan, bu içerik somut bir olay için profesyonel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Hak kaybına uğramamak için bir hukuk profesyonelinden destek alınması önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.