Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçu: TCK 289 Kapsamında Yedieminlik Yükümlülükleri ve Adliye Pratiği
Kamu İdaresine Karşı SuçlarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçu: TCK 289 Kapsamında Yedieminlik Yükümlülükleri ve Adliye Pratiği

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, kendisine resmen teslim edilen mahcuz mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunulmasıyla oluşur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları uyarınca, hacizli malın satış yerine götürülmemesi eylemi, kanuni bir lojistik yükümlülük bulunmadığı sürece bu suçun maddi unsurunu oluşturmaz.

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, kamu idaresinin otoritesini ve yargısal işlemlerin etkinliğini korumayı amaçlayan, mülkiyet hakkı ile kamusal güven arasındaki dengeyi gözeten bir suç tipidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 289 kapsamında düzenlenen bu suç, özgü suç niteliğinde olup ancak kendisine resmen mal teslim edilen kişiler (yedieminler) tarafından işlenebilir. Suçun oluşması için failin, kendisine muhafaza edilmek üzere teslim edilen hacizli, rehinli veya el konulmuş mal üzerinde, teslim amacı olan "koruma ve iade etme" yükümlülüğüyle bağdaşmayan bir tasarrufta bulunması gerekir. Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan uyuşmazlık, yedieminin malı satış mahallinde hazır etmemesinin suç teşkil edip etmeyeceği noktasıdır; güncel Yargıtay içtihatları bu durumun tek başına suçun maddi unsurunu oluşturmadığını kabul etmektedir.

TCK 289 Kapsamında Suçun Maddi Unsuru ve Tasarruf Kavramı

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun maddi unsuru, failin mal üzerinde "teslim amacı dışında tasarrufta bulunmasıdır". Kanun koyucu, teslim amacını malın aynen korunması ve yetkili merci tarafından istendiğinde iade edilmesi olarak belirlemiştir. Bu bağlamda; malın satılması, gizlenmesi, başkasına devredilmesi, tüketilmesi veya değerini yitirecek şekilde kullanılması "teslim amacı dışında tasarruf" olarak nitelendirilir.

Suçun oluşumu için malın fiziken failin zilyetliğinde bulunması ve bu zilyetliğin "resmi bir teslim" işlemine (haciz zaptı, teslim tutanağı vb.) dayanması zorunludur. Tasarrufun mutlaka malın mülkiyetini devretme amacını taşıması gerekmez; malın varlığını tehlikeye atan her türlü hukuki veya fiili işlem bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak, malın sadece yerinin değiştirilmesi veya daha iyi muhafaza edilmesi amacıyla başka bir adrese taşınması, malın varlığı korunuyorsa ve istendiğinde iade edilebiliyorsa suçun oluşmasına sebebiyet vermez.

"Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun failinin, kendisine yediemin olarak teslim edilen hacizli malları saklayarak koruma ve yetkili merci tarafından istenildiğinde kendisine teslim edilen yerde iade etmekle yükümlü olduğu, yediemin olarak teslim edilen malların, tebligata rağmen satış yerine götürülmemesinin, teslim amacı dışında tasarrufta bulunma sayılamayacağı..."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2018/299 - Karar No: 2018/394

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2018/299 E. , 2018/394 K.

Yedieminlik Sıfatının Kazanılması ve Resmi Teslim Şartı

Suçun faili olabilmek için "resmen teslim alma" işleminin usulüne uygun tamamlanmış olması gerekir. İcra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından düzenlenen haciz tutanağında, malın türü, cinsi ve adedi açıkça belirtilmelidir. Yediemine hak ve sorumlulukları hatırlatılmadan yapılan teslimler, manevi unsur noktasında eksiklik yaratabilir.

Teslim Amacı Dışında Tasarrufun Sınırları

Tasarruf kavramı, malın ekonomik değerinden faydalanmayı veya malın kamusal denetimden çıkarılmasını ifade eder. Örneğin, yediemin olarak bırakılan bir aracın trafikte ticari amaçla kullanılması veya bir iş makinesinin kiraya verilmesi, teslim amacı olan "muhafaza" ile açıkça çelişir.

Satış Yerinde Hazır Etmeme Eyleminin Hukuki Niteliği

Adliye uygulamasında en kritik ayrım, malın muhafaza edilmesi ile malın nakliyesi arasındaki farktır. Yargıtay’ın müstakar kararları, yedieminin malı "teslim edildiği yerde" hazır bulundurmakla yükümlü olduğunu, malı başka bir adresteki satış yerine (mezat salonu, otopark vb.) götürme gibi bir lojistik borcunun bulunmadığını vurgular.

Yedieminlik Yükümlülükleri ve Resmi Teslim Süreci

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 88 ve m. 358 hükümleri, yedieminin sorumluluklarını düzenlese de, Türk Borçlar Kanunu’ndaki "saklama sözleşmesi" (vedia) hükümleri uyarınca, saklayan kişi malı sakladığı yerde iade etmekle mükellef kılınmıştır. Bu nedenle, icra dairesinden gönderilen "malı satış yerine getir" şeklindeki muhtıraların yerine getirilmemesi, cezai sorumluluk doğuran bir icrai hareket değil, idari veya hukuki bir temerrüt hali olarak değerlendirilebilir.

"Yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen hacizli malı saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, yedieminin hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı, sırf hacizli malın satış yerine götürülmemesinin suçun maddi öğesini oluşturmaması karşısında, atılı suçun da oluşmayacağı gözetilmeden..."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/16775 - Karar No: 2011/16185

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2011/16775 E. , 2011/16185 K.

Uygulama Notu: Nakliye Giderlerinin Etkisi

İcra dairesi malın satış mahalline getirilmesini istiyorsa, bu işlem için gerekli olan nakliye ve hamaliye masraflarının alacaklı tarafından karşılanması ve yediemine bu masrafların sağlanması gerekir. Yedieminin kendi imkanlarıyla masraf yaparak malı taşıma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Dolayısıyla, masrafı yatırılmayan bir taşıma talebinin reddi, TCK 289 bağlamında bir suç oluşturmaz.

Teslim Yerinde İade Yükümlülüğü

Yediemin, icra memuru malın teslim edildiği adrese gittiğinde malı orada hazır bulundurmak zorundadır. Eğer icra memuru adrese gitmiş ve mal yerinde bulunamamışsa, işte bu aşamada "teslim amacı dışında tasarruf" karinesi güçlenir.

Suçun Şahsi Cezasızlık Sebebi ve Cezada İndirim Halleri

TCK 289/1-son cümlesi, failin malın sahibi olması durumunda cezada indirim yapılmasını öngörmektedir. İcra takibine konu mal bazen borçlunun kendisine yediemin olarak bırakılır. Bu durumda borçlu (mal sahibi), malı amacı dışında kullanırsa, kamu otoritesine karşı gelmiş sayılsa da mülkiyet hakkı nedeniyle cezası yarı oranında indirilir.

TCK 289 Ceza ve İndirim Oranları Tablosu

Durum Ceza Miktarı İndirim Oranı
Standart Suç (Yediemin Üçüncü Kişi) 3 Ay - 2 Yıl Hapis + Adli Para Cezası Yok
Failin Malın Sahibi Olması 1,5 Ay - 1 Yıl Hapis + Adli Para Cezası %50
Etkin Pişmanlık (Kovuşturma Öncesi) Kalan Cezanın 1/5'i uygulanır %80
Taksirli Kaybetme/Bozulma (m. 289/3) Sadece Adli Para Cezası -

İçtihatlarda, malın mülkiyetinin kime ait olduğu hususunun titizlikle araştırılması gerektiği belirtilmektedir. Eğer sanık, malın kendisine ait olduğunu iddia ediyorsa, icra dosyasındaki veriler ve faturalar incelenerek TCK 289/1-son hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı netleştirilmelidir.

"Ancak mahcuz malların sanığa ait olduğu sanığın eyleminin TCK 289/1-2 cümle kapsamında bulunduğu ve hakkında verilen hapis cezasının yarı oranında indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı niteliktedir."

Kaynak: Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/5851 - Karar No: 2014/11800

Belgeyi Gör: 9. Ceza Dairesi 2014/5851 E. , 2014/11800 K.

Etkin Pişmanlık ve Malın İadesi Süreci

TCK 289/2 maddesi, failin pişmanlık göstererek malı geri vermesi veya bedelini ödemesi durumunda ciddi bir ceza indirimi öngörür. Bu madde, suçun tamamlanmasından sonra ancak kamu davası açılmadan (kovuşturma başlamadan) önce malın aynen iade edilmesi veya iade mümkün değilse (mal bozulmuş veya satılmışsa) bedelinin tam olarak ödenmesi şartına bağlıdır.

Bu hükmün uygulanabilmesi için iadenin "gönüllü" olması şart değildir; ancak kovuşturma aşamasına geçildikten sonra yapılan iadelerde bu özel indirim oranı uygulanmaz. Bu durumda ancak TCK m. 168 (Etkin Pişmanlık) hükümlerinin kıyasen uygulanabilirliği doktrinde tartışılsa da, TCK 289 özel bir düzenleme içerdiği için 2. fıkradaki sürelere riayet esastır.

Taksirli Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma (TCK 289/3)

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu kural olarak kasten işlenebilir. Ancak kanun koyucu, yedieminin "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı" davranması sonucunda malın kaybolmasına veya bozulmasına neden olmasını taksirli bir suç tipi olarak m. 289/3 altında düzenlemiştir.

Bu fıkranın uygulanabilmesi için; 1. Failin mal üzerinde bilinçli bir tasarrufu (satma, kullanma vb.) olmamalıdır. 2. Malın korunması için gerekli tedbirlerin (örneğin deponun kilitlenmemesi, yangın önlemi alınmaması) alınmasında ihmal bulunmalıdır. 3. Sonuçta mal ya tamamen kaybolmalı ya da ekonomik değerini yitirecek şekilde bozulmalıdır.

Taksirli halde fail hakkında sadece adli para cezasına hükmolunur. Bu, kasıtlı suç tipine göre oldukça hafif bir yaptırımdır ve savunma stratejilerinde "eylemin taksir düzeyinde kaldığı" tezi sıklıkla işlenir.

Soruşturma ve Kovuşturma Kapsamında El Konulan Eşya (TCK 289/4)

TCK 289/4 maddesi, bir suçun delili olarak veya müsadereye tabi olduğu için el konulan eşyayı amacı dışında kullanan kişileri cezalandırır. Bu fıkra, adli emanete alınan veya yediemine teslim edilen "suç eşyası" üzerindeki hakimiyeti korur. Bu suç tipinde ceza üst sınırı bir yıl hapistir.

Hükmün koruduğu yarar, adli makamların maddi gerçeğe ulaşma yetkisidir. Eğer el konulan eşya bir silah ise ve bu silah yediemin tarafından bir olayda kullanılmışsa, hem m. 289/4 hem de ilgili diğer suçlardan (örneğin 6136 sayılı Kanun'a muhalefet) gerçek içtima hükümleri uyarınca ceza verilmesi gündeme gelebilir.

Görevli Mahkeme ve Usul Hükümleri

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi'dir. Suçun üst sınırı iki yıl olması hasebiyle, CMK 251 kapsamında "Basit Yargılama Usulü" uygulanabilir. Basit yargılama usulünde, mahkeme duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verebilir ve bu durumda verilecek cezada 1/4 oranında indirim yapılır.

"Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2019 tarihli ve 2019/662 esas, 2019/1200 sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA... sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının... seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu olduğu..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2025/1851 - Karar No: 2025/5682

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2025/1851 E. , 2025/5682 K.

İstinaf ve Temyiz Sınırları

5271 sayılı CMK m. 286/2-d uyarınca, ilk derece mahkemesinden verilen ve üst sınırı iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda, Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) tarafından verilen kararlar kesin niteliktedir. Bu suç tipinde kural olarak temyiz yolu kapalıdır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldırıp mahkumiyet hükmü kurmuşsa, "ilk defa verilen mahkumiyet" istisnası kapsamında temyiz yolu açılabilir.

Şikayet ve Zamanaşımı

Bu suç şikayete tabi değildir; re'sen soruşturulur. Alacaklının şikayetten vazgeçmesi davayı düşürmez, ancak etkin pişmanlık hükümleri için bir veri teşkil edebilir. Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

İspat Vasıtaları ve Savunma Argümanları

Yargılama sürecinde ispatın merkezinde "Haciz ve Teslim Tutanağı" yer alır. Bu tutanak, sahteliği ispatlanana kadar geçerli resmi belge hükmündedir. Sanığın "okuma yazma bilmediği" veya "tutanak içeriğini anlamadığı" yönündeki savunmaları, tutanakta tanık ve memur imzası bulunduğu sürece genellikle itibar görmez.

Etkin savunma için odaklanılması gereken noktalar: * Manevi Unsur: Failin malı "teslim amacı dışında kullanma" kastının olup olmadığı. Malın başka bir yere güvenlik gerekçesiyle taşınmış olması kasıt yokluğuna delalet edebilir. * İstihkak İddiası: Malın yediemine ait olup olmadığı veya üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkı iddiası (İİK m. 96). * Maddi İmkansızlık: Malın failin kusuru olmaksızın (mücbir sebep, doğal afet, hırsızlık) elden çıkması.

Editörün Notu:

Hırsızlık savunmasında, olayın hemen ardından yapılmış bir karakol müracaatı ve "Hırsızlık Tespit Tutanağı" sunulması hayati önem taşır. Aksi halde, malın satıldığı ve hırsızlık süsü verildiği yönünde bir kanaat oluşabilir.

Yedieminlik Suçunda Adliye Pratiği ve Kalem İşlemleri

Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, icra dosyasının onaylı bir örneğini celp eder. İcra dosyasında, yediemine yönelik "ihtar" içeren muhtıraların tebliğ parçaları incelenir. Eğer yediemine usulüne uygun bir tebligat yapılmamışsa, suçun oluşmadığına dair takipsizlik kararı verilmesi ihtimal dahilindedir.

Kovuşturma aşamasında ise mahkeme, malın mevcut olup olmadığının tespiti için haciz mahallinde keşif yapabilir. Malın yerinde bulunamaması halinde, sanığa malın akıbetini açıklaması için mehil verilir. Malın bedelinin ödenmesi durumunda, ödeme makbuzunun dosyaya sunulmasıyla TCK 289/2 indirimi talep edilmelidir.

Risk Analizi ve Hukuki Sonuçlar

Yedieminlik görevinin suistimali sadece hapis cezasıyla değil, aynı zamanda ciddi tazminat sorumluluklarıyla da sonuçlanır. İİK m. 358 uyarınca, yediemin teslim aldığı malı iade etmezse, malın bedeli kendisinden icra yoluyla (ayrı bir dava açılmaksızın) tahsil edilebilir.

Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçu Risk Analizi

Olası Hukuki Riskler: 1. Hapis Cezası: TCK 289 uyarınca hapis cezası ve bu cezanın adli sicile işlenmesi. 2. Tazminat: Malın bedelinin alacaklıya ödenmesi zorunluluğu. 3. Yedieminlik Ücretinin Kaybı: Görevini kötüye kullanan yediemin, saklama ücreti talep edemez. 4. Disiplin Sorumluluğu: Eğer yediemin bir kamu görevlisi veya lisanslı bir yediemin deposu işletmecisi ise lisans iptali veya disiplin cezası.

Sıkça Sorulan Sorular

Hacizli malı başka bir adrese taşımak suç mudur?

Sadece adres değişikliği suçun oluşması için yeterli değildir. Önemli olan malın "teslim amacı dışında tasarrufa" konu edilmesidir. Mal yeni adreste aynen korunuyor ve icra dairesince istendiğinde iade edilebiliyorsa suç oluşmaz. Ancak adres değişikliğinin icra dairesine bildirilmemesi "gizleme" kastı olarak yorumlanabilir.

Borçlu kendi malını yediemin olarak alıp satarsa ne olur?

Borçlu, haczedilen kendi malını satarsa TCK 289/1-son uyarınca cezalandırılır. Ancak bu durumda ceza yarı oranında indirilir. Eğer borçlu malı satmayıp sadece kullanmaya devam ederse, bu durum "teslim amacı dışında tasarruf" kapsamında değerlendirilse de, malın değerinde ciddi bir azalma yoksa yargıtay bazen beraat yönünde eğilim gösterebilmektedir.

Malın çalınması durumunda yediemin sorumlu mudur?

Yediemin, malın çalınmasında "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı" davranmışsa (örneğin kapıyı açık bırakmışsa) TCK 289/3 uyarınca taksirli suçtan sorumlu olur. Eğer tüm güvenlik önlemleri alınmış olmasına rağmen nitelikli bir hırsızlık gerçekleşmişse, failin cezai sorumluluğu doğmaz; ancak hukuki (tazminat) sorumluluğu kusur durumuna göre devam edebilir.

Satış günü malı getirmeyen yediemin hapse girer mi?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun güncel görüşüne göre, malı satış yerine götürmemek tek başına suç oluşturmaz. Ancak yediemin, malı "teslim aldığı yerde" de hazır bulundurmuyorsa veya malın yerini söylemiyorsa muhafaza görevini kötüye kullanma suçu oluşur. Sadece lojistik bir gecikme veya taşıma imkansızlığı suç teşkil etmez.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.10.2018, E. 2018/299, K. 2018/394.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 15.01.2025, E. 2024/14464, K. 2025/428.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 21.09.2011, E. 2011/16775, K. 2011/16185.
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 20.11.2014, E. 2014/5851, K. 2014/11800.

Yasal Uyarı: Bu metin, 05.03.2026 tarihindeki güncel mevzuat ve içtihat verileri ışığında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki süreçlerin karmaşıklığı ve her somut olayın kendine özgü dinamikleri nedeniyle, bu içerik profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak için uzman bir hukukçuya danışılması tavsiye edilir. Metindeki analizler yargı organlarını bağlayıcı nitelikte değildir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçu: TCK 289 Kapsamında Yedieminlik Yükümlülükleri ve Adliye Pratiği | EmsalDava