
Mirastan Feragat Sözleşmesinin Hukuki Rejimi: İvazlı ve İvazsız Ayırımı ile Mirasçılık Sıfatının Kaybı
Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakan ile muhtemel mirasçı arasında akdedilen ve mirasçılık sıfatını sona erdiren teknik bir ölüme bağlı tasarruftur. Sözleşmenin resmi şekil şartlarına uyumu, ivazlı feragatin altsoya etkisi ve dürüstlük kuralının şekil eksikliğini ikame etme kapasitesi adliye pratiğinde kritik öneme sahiptir.
Mirastan feragat sözleşmesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 528. maddesi uyarınca mirasbırakan ile muhtemel mirasçı arasında düzenlenen ve mirasçının gelecekteki miras hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmesini sağlayan, iki taraflı ve bağlayıcı bir ölüme bağlı tasarruftur. Bu sözleşmenin geçerliliği, TMK m. 545 uyarınca resmi vasiyetname şeklinde yapılmasına bağlıdır; şekil eksikliği veya mirasbırakanın bizzat katılmaması işlemi kesin hükümsüzlük riskiyle karşı karşıya bırakır. Uygulamada ivazlı feragatin altsoyu da bağlaması kuralı, terekedeki pay dağılımını kökten değiştiren en temel hukuki sonuçtur.
Mirastan Feragat Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Şekil Şartları
Mirastan feragat sözleşmesi, miras hukukunda "olumsuz miras sözleşmesi" olarak tanımlanır ve mirasçının henüz doğmamış olan miras hakkı üzerindeki beklentisinden (muntazar hak) vazgeçmesini konu alır. TMK m. 528/1 uyarınca mirasbırakan, bir mirasçı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak bu sözleşmeyi yapabilir. Sözleşme, mirasbırakanın tek taraflı iradesiyle değil, mirasçı ile karşılıklı irade beyanlarının uyuşmasıyla kurulur. Ancak bu özgürlük, kanun koyucu tarafından sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır.
TMK m. 545 ve 11.02.1959 tarihli, 16/14 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, mirastan feragat sözleşmelerinin resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur. Bu zorunluluk, noter huzurunda iki tanığın katılımıyla "düzenleme şeklinde" bir tutanak tutulmasını gerektirir. Mirasbırakanın sözleşme anında bizzat hazır bulunması şarttır; vekaleten mirastan feragat sözleşmesi yapılması mümkün değildir.
"Mirastan feragat sözleşmesi (TMK m. 528), miras sözleşmesinin bir çeşidi olduğundan, resmi vasiyetname şeklinde yapılması zorunludur (TMK m. 545 ve Y.İÇ.B.K. 11.02.1959 tarih, 16/14 sayılı kararı). Davaya konu 07.06.2004 tarihli sözleşmeye miras bırakan Cemal bizzat katılmayıp vekaleten düzenlendiğinden, geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinden söz edilemez. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2007/6349, Karar No: 2007/7938
Resmi Şeklin Unsurları ve Memuriyet Yasağı
Resmi şeklin gerçekleşmesi için noterlik makamında, memur ve iki tanığın huzurunda mirasbırakan ve mirasçının iradelerini beyan etmeleri gerekir. TMK m. 536’da düzenlenen vasiyetnameye katılamayacak kişiler hakkındaki yasaklar, mirastan feragat sözleşmeleri için de evleviyetle uygulanır. Bu kapsamda, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri sözleşmeye tanık veya memur olarak katılamazlar. Bu emredici hükme aykırılık, sözleşmenin iptali nedenidir.
Düzenleme Şekli ve Onaylama Farkı
Uygulamada yapılan en yaygın hatalardan biri, feragat iradesinin "onaylama şeklinde" (imza onayı) yapılmasıdır. Kanun koyucu, mirasçının ve mirasbırakanın iradesinin ağırlığını dikkate alarak, noterin metni bizzat düzenlediği ve içeriğin taraflara okunduğu "düzenleme şeklinde" tutanağı geçerlilik şartı kılmıştır. Adi yazılı şekilde yapılan veya haricen düzenlenen "feragatnameler", mirasbırakan henüz sağ ise hukuki değer taşımaz.
İvazlı ve İvazsız Feragatin Altsoy Üzerindeki Hukuki Etkileri
Sözleşmenin bir karşılık (ivaz) içerip içermediği, feragat eden mirasçının altsoyunun mirasçılık sıfatını doğrudan etkiler. Bu ayırım, terekenin paylaşımı sırasında miras paylarının kimlere intikal edeceğinin belirlenmesinde temel parametredir. TMK m. 528/2 ve 3. fıkraları bu konuda net bir sınır çizmiştir.
İvazsız Mirastan Feragat ve Altsoyun Hakları
İvazsız (karşılıksız) mirastan feragatte, mirasçı herhangi bir ekonomik menfaat elde etmeksizin miras hakkından vazgeçer. Bu durumda feragat, şahsi bir tasarruf olarak kabul edilir ve feragat edenin altsoyunu etkilemez. Mirasbırakanın ölümü anında, feragat eden mirasçı sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi işlem görür ve onun miras payı kendi altsoyuna intikal eder.
İvazlı Mirastan Feragat ve Altsoy İçin Sonuç Doğurma Kuralı
TMK m. 528/3 uyarınca, bir karşılık sağlanarak yapılan mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Bu hüküm, ivazın aslında altsoyun ileride elde edeceği hakkın bir ön ödemesi olduğu varsayımına dayanır. Ancak taraflar, sözleşmeye ekleyecekleri bir hükümle, feragatin altsoyu etkilemeyeceğini kararlaştırabilirler.
| Feragat Türü | Altsoya Etkisi | Hukuki Dayanak | Uygulama Sonucu |
|---|---|---|---|
| İvazsız (Karşılıksız) | Etkilemez | TMK m. 528/2 | Pay, feragat edenin altsoyuna geçer. |
| İvazlı (Karşılıklı) | Etkiler (Aksi belirtilmedikçe) | TMK m. 528/3 | Altsoy mirasçı olamaz; pay diğer mirasçılara dağılır. |
| Kısmi Feragat | Pay oranında etkiler | TMK m. 582/2 (Kıyas) | Kalan pay için mirasçılık sıfatı sürer. |
Tam ve Kısmi Feragat Ayrımında Mirasçılık Sıfatının Akıbeti
Feragat, miras payının tamamını kapsayabileceği gibi belirli bir kısmını veya sadece saklı payı da kapsayabilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, feragat edenin mirasçılık sıfatını tamamen kaybedip kaybetmeyeceği, feragatin kapsamına göre tayin edilir.
TMK m. 582/2 uyarınca tam feragat halinde mirasçı, mirasçılık sıfatını tamamen kaybeder ve tereke ile ilişkisi kesilir. Ancak kısmi feragat söz konusu ise, mirasçı feragat etmediği kısım yönünden tereke üzerinde hak sahibi olmaya devam eder. Bu durum, özellikle mirasbırakanın feragat edilen pay üzerinde tasarrufta bulunmadığı hallerde mirasçılık sıfatının devam etmesi sonucunu doğurur.
"Feragat eden, ileride sahip olacağı miras payının tamamından veya bir kısmından da feragat edebilir. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 582/2. maddesinde, kanun koyucu “mirasçılık sıfatını kaybeder.” ifadesiyle tam feragati vurgulamış ise de kısmi feragat olması durumunda kısmi feragat eden mirasçı hala tereke üzerinde pay sahibi olacağından, mirasçılık sıfatı da kalan kısım yönünden sürecektir. Üstelik, yalnızca saklı paydan veya yasal miras payından feragat de mümkün olduğu gibi... miras bırakan tasarrufta bulunmamışsa, feragat edenin mirasçılık sıfatı devam edecektir."
Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/2198, Karar No: 2023/3745
Mirastan Feragat Sözleşmesinde Şekil Eksikliği ve TMK m. 2 Sınırı
Hukuk pratiğinde en sancılı uyuşmazlıklardan biri, şekil şartlarına uyulmadan yapılan ancak edimlerin ifa edildiği feragat sözleşmeleridir. Normal şartlarda emredici şekil kurallarına aykırılık "kesin hükümsüzlük" sonucunu doğurur. Ancak TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralı, bazı istisnai durumlarda bu katı şekilciliği esnetebilmektedir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, mirasçının feragat bedelini (ivazı) fiilen aldığı ve sözleşmenin üzerinden uzun süre geçtiği durumlarda, mirasçının şekil eksikliğini ileri sürerek iptal davası açmasını "hakkın kötüye kullanılması" olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşım, hukuki güvenliği koruma amacı gütmektedir.
"Edimlerin ifasından sonra davacının şekil eksikliğini ileri sürerek, gerçekleştirdiği hukuksal işlemin iptalini istemiştir; Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırıdır. Bu bakımdan; mahkemece şekil eksikliği nedeniyle iptal isteminin reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/8822, Karar No: 2019/2813
Uygulama Notu: Şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olan bir feragatname, eğer mirasbırakanın sağlığında tüm mirasçılarca imzalanmış ve mirasbırakan da buna katılmışsa, TMK m. 678 kapsamında "açılmamış bir miras üzerinde miras payının devri" olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durumda bile mirasbırakanın muvafakati şarttır.
Resmi Vasiyetname Usulü ve Tanık Yasaklarının Sözleşmeye Etkisi
Mirastan feragat sözleşmesinin geçerliliği, resmi vasiyetnameye ilişkin usul kurallarına tam riayeti gerektirir. TMK m. 536'daki tanık yasakları mutlak olup, bu kuralın ihlali halinde sözleşme iptal edilebilir. Yargıtay'ın bu konudaki katı tutumu, mirasbırakanın iradesinin sakatlanmasını önleme gayesine hizmet eder.
Sözleşmede tanık olarak yer alan kişinin, mirasbırakanın altsoyu veya damadı gibi yasaklı kişiler arasında olması, sözleşmeyi sakatlar. 14. Hukuk Dairesi’nin 2020 tarihli bir kararında, mirasbırakanın damadının tanık olarak katıldığı sözleşme, emredici kural ihlali nedeniyle iptal edilmiştir.
"Mirasbırakanın damadı... mirastan feragat sözleşmesinde tanık olarak yer almıştır. Türk Medeni Kanununun 536. maddesinde belirtilen emredici ve yasaklayıcı kural nedeniyle geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinden söz edilemez. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2019/3626, Karar No: 2020/5850
Tanıkların Okuma Yazma Bilmesi Zorunluluğu
Resmi vasiyetname şeklinde düzenlenen feragat sözleşmelerinde tanıkların okur-yazar olması zorunludur. Eğer mirasçı veya mirasbırakan okuma yazma bilmiyorsa, TMK m. 535’teki özel prosedür (metnin tanıklar huzurunda okunması ve tanıkların beyanı) uygulanmalıdır. Bu usule uyulmaması, işlemin ölüme bağlı tasarruf niteliğini ortadan kaldırır.
Mirasçılık Belgesinde Feragatin Gösterilmesi ve İnfaz Kabiliyeti
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), mirasın intikalini sağlayan ve mirasçıların paylarını gösteren bir karinedir. Mirastan feragat eden bir mirasçının varlığı halinde, bu durumun belgeye nasıl yansıtılacağı adliye pratiğinde uzun süre tartışılmış; Yargıtay 2014 yılından itibaren bu konudaki görüşünü netleştirmiştir.
Önceki uygulamada feragatin hukuki sonuçlarının "paylaşım (taksim) sırasında" gözetilmesi yönünde kararlar verilmekteydi. Ancak bu durum, tapu müdürlüklerinde ve bankalarda işlem yapılmasını imkansız hale getirmekteydi. Güncel içtihat uyarınca, mirasçılık belgesinde mirasçılık sıfatını kaybeden kişi gösterilmeli, ancak feragat nedeniyle payının kime intikal ettiği açıkça belirtilmelidir.
"Mirastan feragat eden (TMK m. 528) mirasçı veya mirasçılar varsa, düzenlenecek mirasçılık belgesinde... mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin de (kime kalacağının) gösterilmesi gerekir. TMK'nun 528/2,3. maddesinde düzenlenen “...Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur" hükmü uyarınca mirastan feragatte miras paylarının diğer mirasçılara intikal şekli kararda gösterilmelidir."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/2439, Karar No: 2015/5226
Editörün Notu: Mirasçılık belgesi çekişmesiz yargı işi olduğundan, sulh hukuk mahkemesi feragat sözleşmesinin geçerliliğini derinlemesine inceleyemez. Ancak sözleşme noterden gelmiş ve taraflar itiraz etmiyorsa bu veriyi belgeye işlemek zorundadır. Eğer feragat sözleşmesinin geçersizliği iddiası varsa, uyuşmazlık "mirasçılık belgesinin iptali" davası ile asliye hukuk mahkemesinde çözülmelidir.
Muhtemel Mirasçı Kavramı ve Evlilik Öncesi Feragat Tartışmaları
Mirastan feragat sözleşmesinin kimlerle yapılabileceği hususu, TMK m. 528'de "bir mirasçısı ile" şeklinde ifade edilmiştir. Buradaki "mirasçı" ifadesi, sözleşme anındaki mirasçıyı mı yoksa ölüm anındaki muhtemel mirasçıyı mı ifade eder? Yargıtay’ın bu konudaki son kararları, "muhtemel mirasçı" kavramını geniş yorumlamaktadır.
Özellikle evlilik öncesinde (nişanlılık döneminde) eşlerin birbirlerinden kalacak miras için yaptıkları feragat sözleşmelerinde, sözleşme tarihinde henüz "eş" sıfatı kazanılmadığı için feragatin geçersiz olduğu ileri sürülmektedir. Ancak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2024 tarihli kararı, evlilik beklentisinin yüksek olduğu ve nikahın gerçekleştiği durumlarda bu sözleşmeleri geçerli saymıştır.
"Davalı... nikah akdinin gerçekleşmesinden 15 gün önce sözleşmeyi imzalaması karşısında evlilik beklentisinin yüksek oluşu, mirasbırakanın ölüm anına kadar ise zaten mirasçılık sıfatının doğmasının mümkün bulunmaması... nedeniyle dava konusu mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir."
Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/35, Karar No: 2024/5267
Bu karar, doktrindeki "beklenen haklar üzerinde tasarruf edilebilir" ilkesini güçlendirmiştir. Karşı oy gerekçesinde ise feragatin yapıldığı anda kişinin hiçbir mirasçılık sıfatı (beklenen hak seviyesinde dahi) bulunmadığı savunulmaktadır. Uygulayıcılar için bu uyuşmazlık, sözleşmenin zamanlaması açısından kritik bir risk alanıdır.
Alacaklıların Korunması ve Feragat Sözleşmesinin İptali Sorunsalı
Mirasçının alacaklıları, mirasçının mirası reddetmesi durumunda TMK m. 617 uyarınca reddin iptalini isteyebilmektedir. Ancak mirasbırakan sağ iken yapılan "mirastan feragat sözleşmesinin" alacaklılar tarafından iptal edilip edilemeyeceği hususu kanunda açıkça düzenlenmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, kanun koyucunun mirasın reddi için öngördüğü iptal davası imkanını, mirastan feragat için bilinçli olarak öngörmediğini kabul etmektedir. Feragat, mirasbırakanın sağlığında yapılan bir tasarruf olup, mirasçının ölüm anında sağ olup olmayacağı dahi belli olmadığından, alacaklıların bu işleme müdahale hakkı kısıtlıdır.
"Mirastan ivazsız olarak feragat eden mirasçının alacaklılarının feragatin iptalini isteyip isteyemeyecekleri hakkında TMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Mirasın reddinin iptaline ilişkin hükmün kıyas yolu ile mirastan feragate de uygulanması mümkün değildir. Kanundaki düzenleme eksikliği bir ihmalin sonucu olmayıp; bilinçli bir tercihin ürünüdür."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/18071, Karar No: 2016/11027
Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2015/18071 E. , 2016/11027 K.
Risk Analizi: Alacaklıların bu noktada kullanabileceği tek yol, feragat sözleşmesinin "ivazlı" olması durumunda, mirasçıya verilen ivazın (mal veya para) İcra İflas Kanunu m. 277 ve devamı uyarınca "tasarrufun iptali" davasına konu edilmesidir. İvazsız feragatlerde ise alacaklıların korumasız bırakıldığı yargı eğilimi ile sabittir.
Miras Hakkının Temliki ile Feragat Sözleşmesi Arasındaki Farklar
Adliye pratiğinde en çok karıştırılan kavramlar "mirastan feragat" ve "miras payının devri (temliki)"dir. Feragat sözleşmesi mirasbırakan ile mirasçı arasında yapılırken; miras hakkının temliki, mirasçıların kendi aralarında veya üçüncü kişilerle yaptığı bir işlemdir.
TMK m. 678 uyarınca, henüz açılmamış (muris sağ iken) bir miras üzerinde miras payının devrine ilişkin sözleşmelerin geçerli olması için mirasbırakanın bu sözleşmeye katılması veya muvafakat etmesi şarttır. Feragat sözleşmesinden farklı olarak bu işlem adi yazılı şekilde yapılabilir. Ancak mirasbırakanın katılımı yoksa işlem kesin hükümsüzdür.
"Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakanla mirasçı arasında yapılan ve mirasçının miras hakkından vazgeçmesine ilişkin bulunan bir sözleşmedir. Mirasçının bu konuda üçüncü bir şahısla veya diğer bir mirasçı ile yaptığı sözleşme mirastan feragat sözleşmesi olmayıp, miras hakkının temliki sözleşmesidir... Açılmamış bir miras üzerinde miras hakkının temliki sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için TMK’nın 678. maddesi gereğince miras bırakanın bu sözleşmeye iştiraki ve muvafakat etmesi şarttır."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/10390, Karar No: 2017/434
Mirastan Feragat Sözleşmesinin İptali Davalarında Hak Düşürücü Süreler
Mirastan feragat sözleşmesinin iptali; irade sakatlığı (hata, hile, korkutma), ehliyetsizlik veya şekle aykırılık nedenlerine dayanabilir. İptal davası açma hakkı, TMK m. 559 uyarınca belirli sürelerle sınırlandırılmıştır.
- Ehliyetsizlik ve Şekle Aykırılık: Davacının tasarrufu, mirasçılık sıfatını ve miras payını öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve herhalde mirasın açılmasından (muris ölümünden) itibaren 10 yıl içinde dava açılmalıdır.
- İrade Sakatlığı: Hata veya hilenin öğrenildiği, korkutmanın (tehdit) etkisinin geçtiği andan itibaren 1 yıl içinde dava açılmalıdır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın ehliyetli olduğu ve rıza fesadı iddialarının kanıtlanamadığı durumlarda, noter senedinin resmi ispat gücünü esas alarak iptal taleplerini reddetmektedir (Kaynak 3).
Muris Muvazaası ve Feragat Sözleşmesinin Kesişim Noktaları
Mirasbırakanın, bazı mirasçılarını diğerlerinden korumak veya mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı işlemler, mirastan feragat sözleşmesi ile birlikte gündeme gelebilir. Eğer bir mirasçı, kendisine yapılan bazı devirler karşılığında mirastan feragat etmişse ve bu devirler "muris muvazaası" nedeniyle iptal edilirse, feragat sözleşmesinin akıbeti ne olacaktır?
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'ne göre, muris muvazaası nedeniyle yapılan temlikler "yok hükmünde" kabul edildiğinden, bu temliklere dayalı feragat sözleşmeleri de temelinden sarsılır. Ancak mirasçı, feragat sözleşmesi uyarınca diğer mirasçıların paylarının kendisine geçeceğini iddia ederek tapu iptal ve tescil talep edebilir.
"Mirasbırakanın yapmış olduğu muvazaalı işlemin yok hükmünde olacağı ve baştan itibaren geçersiz bulunduğu gözetildiğinde mirastan feragat sözleşmesine hukuki netice bağlanması gerekeceği tartışmasızdır. O halde, davanın taşınmazların tümü itibariyle kabulüne karar verilmesi gerekirken davacının miras payı oranında iptal ve tesciline karar verilmiş olması doğru değildir."
Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2009/3686, Karar No: 2009/7314
Uygulamada Mirastan Feragat Sözleşmesinin Tasfiyesi ve Usul Kuralları
Mirastan feragat sözleşmesi, vasiyetnameden farklı olarak mirasbırakanın ölümünden sonra mahkemece "açılıp okunması" gereken bir belge değildir. Kanun, vasiyetnameler için zorunlu kıldığı açma ve okuma prosedürünü (TMK m. 596), miras sözleşmeleri ve dolayısıyla feragat sözleşmeleri için öngörmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, noterlerin veya ilgililerin talebi üzerine mirastan feragat sözleşmesinin mahkemece açılıp okunmasına karar verilmesini "usule aykırı" bulmaktadır. Bu sözleşmeler, doğrudan mirasçılık belgesi veya tapu sicil işlemleri sırasında bir "delil" ve "hukuki statü belgesi" olarak kullanılır.
Adliye Pratiği ve Kalem İşlemleri: * Mirasçılık Belgesi Talebi: Dilekçeye noterden alınan feragat sözleşmesinin aslı veya onaylı örneği eklenmelidir. * İtiraz Durumu: Diğer mirasçılar feragatin geçersizliğini ileri sürerse, Sulh Hukuk Mahkemesi çekişme varlığı nedeniyle belgeyi düzenleyemez (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382 anlamında çekişmesiz yargıdan çıkar). * Tapu Tescili: Mirasçılık belgesinde feragat ve payların kime geçtiği net yazılmışsa, Tapu Müdürlüğü başkaca bir mahkeme kararı aramaksızın tescil işlemini yapar.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Mirastan feragat sözleşmesi mirasbırakan ölmeden önce iptal edilebilir mi? Evet, taraflar karşılıklı anlaşarak (yine resmi şekilde) sözleşmeden dönebilirler. Ayrıca mirasbırakan, mirasçının mirasçılıktan çıkarılmasını gerektiren bir suç işlemesi halinde tek taraflı olarak da sözleşmeyi sona erdirebilir (TMK m. 546-547).
2. Sözleşmede belirtilen "ivaz" (para veya mal) mirasçıya ödenmezse feragat geçersiz mi olur? Sözleşmede bedelin ödendiği yazılıysa ve bu bir noter senediyse, aksini ispat yükü mirasçıdadır. Ancak bedelin ödenmediği kanıtlanırsa, borçlar hukuku hükümleri uyarınca sözleşmeden dönme veya bedelin tahsili talep edilebilir; ancak bu durum sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılmaz.
3. Üvey anne/baba lehine mirastan feragat edilebilir mi? Evet, mirasbırakan ile mirasçı arasındaki sözleşmede, feragatin "belirli bir kişi lehine" (örneğin ikinci eş veya bir kardeş lehine) yapıldığı kararlaştırılabilir. Bu durumda feragat, sadece o kişi mirasçı olabildiği sürece sonuç doğurur (TMK m. 529).
4. Noterde yapılmayan ama herkesin kabul ettiği feragatname geçerli midir? Hayır, mirastan feragat sözleşmesi sıkı şekil şartına tabidir. Adi yazılı feragatnameler geçersizdir. Ancak miras açıldıktan sonra (ölümden sonra) mirasçılar arasında yapılan "miras taksim sözleşmesi" adi yazılı şekilde de geçerli olabilir ve feragat benzeri sonuçlar doğurabilir.
Kaynakça
- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu m. 528, 529, 530, 536, 545, 582, 598.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 11.02.1959 tarih, 16/14 sayılı kararı.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/2198, Karar No: 2023/3745.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/8822, Karar No: 2019/2813.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2007/6349, Karar No: 2007/7938.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2013/10438, Karar No: 2014/8997.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2009/3686, Karar No: 2009/7314.
Yasal Uyarı: Bu makale, mirastan feragat sözleşmesi ve miras hukukuna ilişkin genel prensipleri, güncel içtihatlar ışığında akademik bir perspektifle sunmaktadır. Somut olaylar, somut vakaların kendine özgü detayları ve değişken yargı eğilimleri nedeniyle farklı sonuçlar doğurabilir. Bu içerik, profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin yetkin bir hukukçu ile takibi tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Miras Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.