7036 Sayılı Kanun ve Güncel İçtihatlar Işığında İş Mahkemelerinin Görev ve Yetki Alanı: Hukuki Analiz ve Uygulama Notları
Dava Şartları, Görev ve YetkiYazar: EmsalDava Editör Ekibi

7036 Sayılı Kanun ve Güncel İçtihatlar Işığında İş Mahkemelerinin Görev ve Yetki Alanı: Hukuki Analiz ve Uygulama Notları

7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 5 ve m. 6 uyarınca şekillenen görev ve yetki kuralları, hizmet sözleşmesinden doğan rekabet yasağı ve rücu davaları gibi teknik alanları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bu içerikte, kamu düzenine ilişkin görev kurallarının tespiti, ispat yükü ve yetki sözleşmelerinin geçersizliği ekseninde Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin güncel kararları analiz edilmektedir.

7036 Sayılı Kanun Kapsamında İş Mahkemelerinin Görev Alanının Belirlenmesi

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 5/1-a uyarınca, iş mahkemelerinin görev alanı sadece 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçileri değil, aynı zamanda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi çalışanları da kapsamaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur.

İş mahkemelerinin kuruluş amacı, işçi ve işveren arasındaki asimetrik ilişkiyi dengelemek ve uzmanlaşmış bir yargı eliyle uyuşmazlıkları hızlıca çözümlemektir. Ancak bu uzmanlık, mahkemenin görev alanının kıyas yoluyla genişletilebileceği anlamına gelmez. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 08.12.1982 tarihli ve 4/4 sayılı kararı uyarınca, iş mahkemelerinin görevleri istisnai nitelik taşıdığından dar yoruma tabi tutulmalıdır. Bu dar yorum ilkesi, 7036 sayılı Kanun ile getirilen "hizmet sözleşmesine dayalı tüm uyuşmazlıkların iş mahkemesinde görülmesi" kuralı ile yeni bir boyut kazanmıştır.

"İş mahkemelerinin görevleri istisnaî nitelik taşıdığı için, görevlerinin geniş yoruma değil dar yoruma tabi tutulması esastır (08.12.1982 tarihli ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup görev itirazı yargılamanın her aşamasında usul hukukuna ilişkin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın taraflarca ileri sürülebileceği gibi davayı gören mahkeme de bu yönde bir itiraz olmasa bile görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmekle yükümlüdür."

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2019/839 - Karar No: 2022/169

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2019/839 E. , 2022/169 K.

Görevli Mahkemenin Tespiti İçin Temel Kriterler

İş mahkemesinin görevli olabilmesi için uyuşmazlığın tarafları arasında bir "iş ilişkisinin" mevcudiyeti ve bu ilişkinin bir hizmet sözleşmesine (iş akdine) dayanması ön koşuldur. 7036 sayılı Kanun m. 5, iş mahkemelerinin görev alanını şu üç temel eksende toplar: * Özel kanunlarda (854 sayılı Deniz İş Kanunu, 5953 sayılı Basın İş Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu) düzenlenen hizmet sözleşmeleri, * 6098 sayılı TBK kapsamındaki genel hizmet sözleşmeleri, * SGK veya Türkiye İş Kurumu’nun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla).

Bireysel ve Toplu İş Hukuku Kaynaklı Uyuşmazlıklarda Görev Ayrımı

Bireysel iş hukuku uyuşmazlıklarında görev, işçinin statüsü ve yapılan işin niteliğine göre belirlenirken; toplu iş hukuku uyuşmazlıklarında 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu belirleyici röl oynamaktadır. 6356 sayılı Kanun m. 79 uyarınca, bu Kanun’un uygulanmasından doğan tüm uyuşmazlıklarda iş mahkemeleri görevlidir.

Uygulamada, toplu iş sözleşmesi (TİS) hükümlerinden kaynaklanan alacak davaları ile sendikal nedenlerle fesih iddialarında görev itirazları sıklıkla gündeme gelmektedir. Eğer bir uyuşmazlık doğrudan TİS’in yorumlanmasına veya uygulanmasına dayanıyorsa, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmasa dahi (örneğin sendika ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar) iş mahkemesi yetkilidir.

Sendikal Faaliyetler ve İdari Yaptırımların Yargısal Denetimi

Özellikle sendikal nedenlerle yapılan fesihlerde düzenlenen idari para cezalarına karşı açılacak davalarda görevli mahkemenin tespiti, özel kanun hükmü ile genel kanun niteliğindeki 5326 sayılı Kabahatler Kanunu arasındaki çatışmaya dayanmaktadır. Ancak 6356 sayılı Kanun m. 79'daki açık düzenleme, bu uyuşmazlıkları sulh ceza hakimliklerinden alıp iş mahkemelerine tevdi etmiştir.

"Kabahat konusu eyleme ilişkin özel kanunlarında ayrıca bir hüküm bulunmaması halinde 5326 sayılı Kanun'un uygulanacağı, ancak özel kanunlarda ayrıca bir hüküm bulunması halinde özel kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6356 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinden açıkça anlaşıldığı üzere bu davaya bakma görevi İş Mahkemelerine ait olup, uyuşmazlığın İş Mahkemesince görülüp çözümlenmesi gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/11738 - Karar No: 2024/2899

Belgeyi Gör: 5. Hukuk Dairesi 2023/11738 E. , 2024/2899 K.

Türk Borçlar Kanunu’nun 6. Bölümündeki Hizmet Sözleşmeleri ve Görev Genişlemesi

7036 sayılı Kanun’un en radikal değişikliği, TBK m. 393-469 arasında düzenlenen hizmet sözleşmelerini doğrudan iş mahkemelerinin görev alanına dahil etmesidir. Bu düzenleme öncesinde, özellikle ev hizmetlerinde çalışanlar veya 4857 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan beyaz yakalıların uyuşmazlıkları genel mahkemelerde (Asliye Hukuk) görülmekteydi.

Yeni dönemde, TBK m. 393 uyarınca kurulan ve işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de ücret ödemeyi üstlendiği her türlü sözleşme iş mahkemesinin görev alanına girer. Bu durum, "bağımsız eğitmen" veya "danışman" adı altında imzalanan ancak özünde hizmet sözleşmesi niteliği taşıyan uyuşmazlıkların da iş mahkemelerinde görülmesini zorunlu kılar.

Bağımsız Eğitmen ve Danışmanlık Sözleşmelerinde Perdeyi Aralama

Sözleşmenin adının "Bağımsız Eğitmen Sözleşmesi" olması, tek başına iş mahkemesinin görevini dışlamaz. Mahkeme, taraflar arasındaki ilişkinin "kişisel bağımlılık" ve "ekonomik bağımlılık" unsurlarını taşıyıp taşımadığını incelemelidir. Eğer eğitmen, spor salonunun çalışma saatlerine tabi ise, kendi müşteri portföyünden bağımsız olarak salonun belirlediği kurallarla iş görüyorsa ve denetime tabi ise, bu bir hizmet sözleşmesidir.

"Yapılan değişiklik ile birlikte 25/10/2017 tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işverenler arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda, 7036 sayılı Yasa'nın 5/1/a ve 38. maddeleri gereğince mahkeme iş mahkemeleri görevlidir. Dairemizce inceleme konusu yapılan davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanmış olması ve dava tarihi olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmıştır."

Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/2416 - Karar No: 2024/2308

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ

İş Kazası ve Meslek Hastalıklarından Doğan Tazminat Davalarında Yetki Kuralları

7036 sayılı Kanun m. 6, iş mahkemelerinde yetki kurallarını düzenlerken işçiyi koruma amacını ön planda tutmuştur. Genel yetki kuralı olarak davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesi kabul edilmiştir. Ancak iş kazası ve meslek hastalıkları söz konusu olduğunda, bu kurallara ek olarak alternatif yetki alanları tanımlanmıştır.

İş mahkemesi yetki kuralları ve coğrafi yetki sınırlarını temsil eden hukuki dökümanlar.

Kesin Yetki ve Yetki Sözleşmelerinin Geçersizliği

İş mahkemelerinin yetkisi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndan (HMK) farklı olarak daha katı sınırlara tabidir. 7036 sayılı Kanun m. 6/5 uyarınca, iş mahkemelerinin yetkisine ilişkin kurallara aykırı yapılan her türlü yetki sözleşmesi geçersizdir. Bu durum, güçlü olan işverenin sözleşmeye kendi yerleşim yerini yetkili kılan hükümler koyarak işçinin adalete erişimini zorlaştırmasını engellemektedir.

Dava Türü Yetkili Mahkeme (7036 m. 6) İstisna/Özel Durum
Genel İşçilik Alacakları Davalı yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer Yetki sözleşmesi yapılamaz
İş Kazası Tazminat Davası Kaza yeri / Zarar yeri / İşçi yerleşim yeri Davalı sayısı birden fazla ise herhangi birinin yeri
SGK Rücu Davaları Kurumun bulunduğu yer veya işin yapıldığı yer Özel kanun hükümleri saklıdır
Hizmet Tespiti Davaları İşyerinin bağlı olduğu yer Kamu düzenine ilişkindir

İş Müfettişleri Tarafından Düzenlenen Tutanaklara İtiraz ve İdari Para Cezaları

4857 sayılı Kanun m. 92/3 uyarınca, iş müfettişleri tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Bu tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı 30 gün içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. Ancak uyuşmazlık, müfettiş raporu sonrası verilen idari para cezalarının iptali noktasına geldiğinde, görevli mahkeme tartışmalı hale gelebilmektedir.

Sulh Ceza Hakimliği ile İş Mahkemesi Arasındaki Görev Sınırı

Kural olarak idari para cezalarına karşı sulh ceza hakimliklerine başvurulur (5326 sayılı Kanun m. 3). Ancak uyuşmazlık, 4857 sayılı Kanun'un 92. maddesi kapsamında bir inceleme raporunun iptali veya bu raporla tespit edilen işçi alacaklarının iadesi (istirdat) istemine ilişkinse, Yargıtay iş mahkemelerini görevli saymaktadır.

"Davacı bankanın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş ve Teftiş Kurulu Başkanlığının 31.10.2017 tarihli inceleme raporunun iptalini ve idari para cezasına istinaden ödenen bedelin iadesini talep ettiği, bu rapora karşı iptalin 4857 sayılı Kanun'un 92 nci maddesi kapsamında itiraz olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, davaya bakma görevi İş Mahkemelerine aittir."

Kaynak: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/4318 - Karar No: 2024/7491

Belgeyi Gör: 5. Hukuk Dairesi 2024/4318 E. , 2024/7491 K.

Kamu Kurumlarında Çalışan İşçilerin Statü ve Disiplin Hukukuna İlişkin Uyuşmazlıklar

Kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) veya sermayesinin tamamı devlete ait olan şirketlerde (Örn: Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.) çalışan işçiler ile idare arasındaki uyuşmazlıklar, "idari işlem" mi yoksa "iş hukukuna tabi bir uyuşmazlık" mı olduğu noktasında adli ve idari yargı arasında görev uyuşmazlığına yol açmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, bu noktada "statü hukuku" ile "iş ilişkisi" arasındaki ayrımı netleştirmiştir.

Terfi Sınavları ve Atama İptallerinde Adli Yargının Görevi

Kamu kurumunda çalışan bir işçinin, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) veya buna ek Sınav Yönetmeliği uyarınca girdiği sınav sonrası yapılan atamasının iptal edilmesi işlemi, görünüşte bir idari tasarruf gibi dursa da, temelde işçi-işveren ilişkisine dayanan bir işlemdir. Bu tür uyuşmazlıklarda idari yargı değil, iş mahkemeleri görevlidir.

"Uyuşmazlığın işçi statüsündeki Davacı ile Davalı Kuruluş arasında, Toplu İş Sözleşmesinin ekini oluşturan Sınav Yönetmeliğinin uygulanmasından kaynaklandığı ve Davalı tarafından tesis edilen işlemin, anılan Yönetmeliğe aykırı olduğu ileri sürülerek iptalinin istenildiği gözetildiğinde; uyuşmazlığın 'işçi ve işveren arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkları' kapsamında İş Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."

Kaynak: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü - Esas No: 2010/306 - Karar No: 2011/63

Belgeyi Gör: Hukuk Bölümü 2010/306 E., 2011/63 K.

Bankacılık ve Özel Sektör Uygulamalarında Sadakat Borcu ve Rücu Davaları

Banka çalışanlarının veya özel sektör profesyonellerinin görevlerini ifa ederken kusurlu davranışları (Örn: usulsüz kredi kullandırma, işyeri sırlarını ifşa etme) neticesinde işverenin uğradığı zararın tazmini için açılan davalar, iş hukukunun en teknik alanlarından biridir. İşverenler bu davaları çoğu zaman "ticari dava" nitelemesiyle Ticaret Mahkemelerinde açmakta, ancak yüksek yargı "özen borcu" vurgusuyla iş mahkemelerini işaret etmektedir.

İşçinin Özen Borcuna Aykırılık ve Tazminat Sorumluluğu

İşçinin işverene verdiği zarar, TBK m. 396 uyarınca sadakat ve özen borcuna aykırılık teşkil eder. Davalının banka personeli olması veya uyuşmazlığın bankacılık mevzuatının (kredilendirme süreçleri vb.) irdelenmesini gerektirmesi, davanın temelindeki "hizmet akdi" niteliğini değiştirmez.

"Davalılardan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde yer alan görev tanımlarına dahil olan ve dolayısıyla iş görme borcu ile yüklenen görevi ihmal ettikleri gerekçesiyle tazminat isteminde bulunulmaktadır. İşçinin özen borcu, iş görme borcu içinde yer alan ve onu tamamlayan bir yükümlülüktür. Özen derecesinin belirlenmesinde, herşeyden önce, iş akdi esas alınır. Davalılar ile davacı Banka arasında hizmet akdi bulunduğu çekişmesizdir. Davaya bakmanın iş mahkemesinin görevi içerisinde kalması gerekir."

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2012/9-1371 - Karar No: 2013/756

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2012/9-1371 E. , 2013/756 K.

Rekabet Yasağı Sözleşmeleri ve Ticaret Mahkemesi ile Görev Çatışması

İş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem için geçerli olan rekabet yasağı sözleşmelerinden doğan davalar, uzun yıllar boyunca Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 4 uyarınca "mutlak ticari dava" sayılarak Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmüştür. Ancak 7036 sayılı Kanun ile bu uygulama tamamen değişmiş, TBK'nın hizmet sözleşmelerine ilişkin 6. bölümündeki (m. 444-447) tüm uyuşmazlıklar iş mahkemelerine devredilmiştir.

Hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı maddesinin hukuki analizi.

7036 Sayılı Kanun Sonrası Yeni Görev Rejimi

Dava konusu rekabet yasağı ihlali iş akdinin feshinden sonra gerçekleşmiş olsa bile, uyuşmazlığın kaynağı işçinin hizmet süresi boyunca edindiği gizli bilgiler ve müşteri çevresidir. Bu nedenle, uzmanlık ilkesi gereği iş mahkemeleri görevli kılınmıştır.

"7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. 7036 sayılı yasanın 5. Maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği belirtilmiştir."

Kaynak: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2021/30 - Karar No: 2021/302

Belgeyi Gör: T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Deniz İş Hukuku ve Basın İş Hukuku Kapsamındaki Özel Görev Alanları

Gemi adamları ve gazeteciler gibi özel çalışma rejimine tabi çalışanların uyuşmazlıkları da 7036 sayılı Kanun m. 5/a uyarınca iş mahkemelerinde görülür. Deniz Ticaret Mahkemeleri (Denizcilik İhtisas Mahkemeleri), gemi adamlarının işçilik alacakları konusunda görevli değildir.

Gemi Adamlarının Ücret ve Tazminat Alacakları

854 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi çalışan kaptan, çarkçıbaşı veya gemi adamlarının, donatan veya işleten ile aralarındaki iş sözleşmesinden doğan bakiye ücret, kıdem tazminatı gibi talepleri "deniz ticareti" uyuşmazlığı değil, "iş hukuku" uyuşmazlığıdır.

"7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda 'görev' başlığı altında düzenlenen 5/a maddesinde, 854 sayılı kanuna tabi gemi adamları ile işveren arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlıklara bakmakla iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtildiğinden anılan uyuşmazlığa bakma görevinin denizcilik ihtisas mahkemesine ait olmadığı anlaşılmıştır."

Kaynak: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2021/16 - Karar No: 2021/126

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İflas Halinde İşçi Alacaklarının Takibi ve Kayıt Kabul Davalarında Görevli Mahkeme

İşverenin iflas etmesi durumunda, iş mahkemesinin görevi kural olarak sona erer ve uyuşmazlık İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde "kayıt kabul davası"na dönüşür. İflasın açılmasıyla birlikte müflis işverenin masa mevcudu üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır ve davada husumet iflas idaresine yöneltilir.

İflas masasına kayıt ve işçi alacaklarının hukuki takibini simgeleyen arşiv dosyaları.

Kayıt Kabul Davalarında Ticaret Mahkemesi’nin Münhasır Yetkisi

İflas kararından sonra açılan alacak davaları, mahiyetleri gereği iş hukukuna dayansa da, usulen sıra cetveline itiraz davası niteliğindedir. Bu davalarda görevli mahkeme, iflas kararını veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemeleridir.

"İflastan sonra müflise karsı bir alacak davası açılırsa, bu davaya, iflâs idaresine karsı sıra cetveline itiraz davası (m.235,II) olarak devam edilmelidir. Sıra cetveline itiraz davasında da, görevli mahkeme Icra ve Iflas Kanunun 235/1 maddesine göre iflas kararını veren Ticaret Mahkemesinin bulundugu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesidir. Buradaki mahkemenin yetkisi kamu düzenine ilişkindir."

Kaynak: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2023/236 - Karar No: 2023/310

Belgeyi Gör: T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İş Mahkemelerinde Uygulanan Basit Yargılama Usulü ve Kanun Yolu Sınırları

7036 sayılı Kanun m. 7 uyarınca, iş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Bu usulün en temel özelliği, cevap ve ikinci cevap dilekçesi gibi aşamaların bulunmaması, tarafların dilekçeleriyle birlikte tüm delillerini hasretmek zorunda olmalarıdır. Ayrıca, davanın yığılması halinde her bir talep için ispat yükü ve deliller bağımsız olarak değerlendirilmelidir.

Temyiz Edilemeyen Kesin Kararlar

Hukuk düzeninde kanun yolu denetimi esas olsa da, iş mahkemelerinin hızlı sonuç üretmesi adına 7036 sayılı Kanun m. 8 bazı kararların temyiz edilemeyeceğini hüküm altına almıştır: * 4857 sayılı Kanun m. 20 uyarınca açılan işe iade davalarında verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları, * İşveren tarafından verilen disiplin cezalarının iptali davaları, * 6356 sayılı Kanun kapsamında grev ve lokavtın durdurulmasına ilişkin bazı teknik kararlar.

7036 Sayılı Kanun m. 6 Uyarınca Yetki Sözleşmelerinin Geçersizliği ve Kesin Yetki

Yetki kuralları iş hukukunda zayıf tarafı koruma ilkesinin en somut araçlarından biridir. İşçinin, ekonomik olarak kendisinden çok daha güçlü olan işverenin genel merkezinin bulunduğu şehirde dava açmaya zorlanması, adalete erişim engelidir. Bu nedenle kanun koyucu, HMK'da tacirler için tanınan yetki sözleşmesi yapma serbestisini iş mahkemeleri için yasaklamıştır.

Uygulama Notu: Arabuluculuk ve Görev/Yetki İlişkisi

7036 sayılı Kanun m. 3 uyarınca, iş mahkemelerinde açılacak davalar için arabuluculuğa başvuru bir dava şartıdır. Ancak arabuluculuk sürecinde görevli veya yetkili olmayan bir mahkemenin yargı çevresinde bu sürecin yürütülmesi, dava aşamasında "yetki itirazı" ile karşılaşılmasına neden olabilir. Dava şartı yokluğu ile yetki itirazı arasındaki ince çizgi, avukatlar için kritik bir usul noktasıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. İş sözleşmesi sona erdikten sonra ortaya çıkan rekabet yasağı ihlallerinde neden Ticaret Mahkemesi görevli değildir? 7036 sayılı Kanun m. 5/1-a ile TBK m. 444-447 (Hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonraki rekabet yasağı) kapsamındaki uyuşmazlıklar açıkça iş mahkemelerinin görevine alınmıştır. Kanun koyucu, bu uyuşmazlığın temelinde iş ilişkisi olduğunu ve uzman iş mahkemeleri tarafından çözülmesinin daha isabetli olacağını öngörmüştür.

2. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki rücu davası hangi mahkemede görülür? Eğer taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinden kaynaklanan ve işçiye ödenen tazminatın birbirlerine rücusu söz konusu ise, taraflar "tacir" sıfatını haiz olduklarından ve uyuşmazlık "hizmet alım sözleşmesi"ne dayandığından uyuşmazlık kural olarak Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür. Ancak uyuşmazlık işçi ile işveren arasındaki bir sadakat borcuna dayanıyorsa iş mahkemesi görevli olabilir.

3. İşçinin emekli maaşına konulan haczin kaldırılması davası neden İş Mahkemesinde görülmez? Bu uyuşmazlıkta alacaklı taraf genellikle Vergi Dairesi veya bir üçüncü kişidir ve takip 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a dayanmaktadır. Uyuşmazlık, takip hukukuna ve haczedilmezlik iddiasına ilişkin olduğundan, davanın niteliğine göre icra mahkemeleri veya vergi mahkemeleri görevlidir; 5510 sayılı Kanun kapsamında bir sosyal güvenlik uyuşmazlığı değildir.

4. Ev hizmetlerinde çalışan bir işçi, kıdem tazminatı davasını nerede açmalıdır? Ev hizmetlerinde çalışanlar 4857 sayılı İş Kanunu m. 4 uyarınca İş Kanunu kapsamı dışındadır. Ancak 7036 sayılı Kanun m. 5, TBK kapsamındaki hizmet sözleşmelerini iş mahkemelerine dahil ettiği için, ev hizmetlerinde çalışanlar da (bakıcı, temizlikçi vb.) uyuşmazlıklarını iş mahkemelerinde çözümlemelidir.

Kaynakça

  • 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu
  • 4857 Sayılı İş Kanunu
  • 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu
  • 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2012/9-1371 - Karar No: 2013/756
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/4318 - Karar No: 2024/7491
  • Uyuşmazlık Mahkemesi - Esas No: 2024/123 - Karar No: 2024/200
  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2021/30 - Karar No: 2021/302

Yasal Uyarı: Bu makale, yayınlandığı tarihteki mevzuat ve içtihatlar ışığında akademik ve mesleki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuk yaşayan bir süreç olup, kanun değişiklikleri veya içtihat farklılıkları uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilir. İçerik, somut olaylara yönelik bir hukuki mütalaa veya profesyonel danışmanlık niteliği taşımaz; herhangi bir hak kaybına uğramamak adına uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Medeni Usul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: