İmar Planının İptali Davalarında Menfaat İlişkisi ve Dava Açma Sürelerinin Canlanması Usulü
İdari Yargılama UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

İmar Planının İptali Davalarında Menfaat İlişkisi ve Dava Açma Sürelerinin Canlanması Usulü

İmar planı iptali davalarında dava açma süreleri, ilan süreci ve uygulama işlemleriyle sürenin ihyası. Menfaat ihlali ve ehliyet koşullarının hukuki incelemesi.

İmar planlarının iptali davası, idari yargı pratiğinde mülkiyet hakkının korunması ve şehircilik esaslarının tesisi noktasında en karmaşık uyuşmazlık türlerinden biridir. Bu davalarda uyuşmazlığın çözümü; dava açma ehliyetinin varlığı, hak düşürücü sürelerin doğru tespiti ve planlar arasındaki hiyerarşik kademelenme prensiplerinin teknik analizine dayanır. Özellikle uygulama işlemlerinin (parselasyon, yapı ruhsatı vb.) tesisiyle birlikte, süresi geçmiş olan imar planlarına karşı dava açma hakkının yeniden doğması (sürenin canlanması), idari yargılama usul hukuku bakımından kritik bir imkândır.

İmar Planlarının Hukuki Niteliği ve Kademeli Birliktelik İlkesi

İmar planları, idare hukuku öğretisinde ve yargısal içtihatlarda "genel düzenleyici işlem" kategorisinde değerlendirilmektedir. Ancak bu işlemler, diğer düzenleyici işlemlerden farklı olarak, kendi içinde sıkı bir hiyerarşiye tabidir. 3194 sayılı İmar Kanunu m. 5 ve m. 8 uyarınca; çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı arasında kopmaz bir bağ mevcuttur. Alt ölçekli bir planın, üst ölçekli planın belirlediği ana strateji ve kullanım kararlarına aykırı olması, o planın konu unsuru bakımından sakatlanmasına sebebiyet verir.

İmar hukukunda mülkiyet ve komşuluk ilişkilerini temsil eden kentsel yerleşim.

İmar planı paftaları ve planlama ölçekleri üzerinde teknik çalışma görünümü.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre, imar planları arasındaki bu hiyerarşik ilişki, alt ölçekli planın aynı zamanda üst ölçekli planın bir "uygulama işlemi" olarak görülmesini sağlar. Bu hukuki kabule göre, alt ölçekli planın iptali istemiyle açılan bir davada, süresi geçirilmiş olsa dahi üst ölçekli planın da iptali istenebilmektedir.

"Planlama sürecinde, nazım imar planının öncelikle yapılarak çevre düzeni planı ile uyumlu hazırlanmak suretiyle arazinin genel kullanış biçimi, nüfus yoğunluğu, yapı yoğunluğu, ulaşım gibi konular belirlenecektir. Akabinde ise nazım imar planı esaslarına göre uygulama imar planlarının hazırlanması gerekmektedir. İmar planları arasındaki bu hiyerarşik ilişki, diğer düzenleyici işlemlerden farklı olup; alt ölçekli planların, üst ölçekli planların uygulanması amacıyla tesis edildiği açıktır. Dolayısıyla, alt ölçekli planlar, düzenleyici işlem olmakla birlikte, üst ölçekli planların uygulama işlemi niteliğinde işlemler olup; alt ölçekli imar planına dava açma süresi içerisinde üst ölçekli imar planına karşı da bu plan ile birlikte veya ayrıca iptal davası açılabilmesi mümkündür."

Kaynak: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu - Esas No: 2021/258 - Karar No: 2021/1204

Belgeyi Gör: DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/258 E. , 2021/1204 K.

İmar Planı İptali Davalarında Dava Açma Süresi ve İtiraz Usulü

İmar planlarına karşı dava açma süresi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 7 ve 3194 sayılı İmar Kanunu m. 8 bağlamında özel bir rejimle yönetilir. Planlar onaylandıktan sonra bir ay süreyle ilan edilir. Bu bir aylık ilan süresi, ilgililer için itiraz hakkının doğduğu süredir. İlan süresi içinde yapılan itirazlar, dava açma süresini durdurur. İtirazın reddi halinde veya zımni ret süresinin dolmasıyla birlikte 60 günlük dava açma süresi yeniden işlemeye başlar.

İdari yargılama sürecinde dava açma sürelerinin hesaplanması ve dosya hazırlığı.

İlan Süresinde İtiraz Edilmemesinin Hukuki Sonuçları

Planın ilan edildiği askı süresi içinde itirazda bulunulmaması, ilgilinin doğrudan dava açma hakkını ortadan kaldırmaz; ancak dava açma süresinin son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamasına neden olur. Eğer bu 60 günlük genel süre kaçırılırsa, plan kesinleşmiş sayılır. Ancak bu kesinleşme, mutlak bir dokunulmazlık sağlamaz. Planın uygulanması aşamasında tesis edilen bireysel işlemler (parselasyon, yapı ruhsatı verilmesi, kamulaştırma kararı vb.) üzerine, işlemin dayanağı olan plana karşı yeniden dava açma hakkı doğar.

Uygulama İşlemi Üzerinden Sürenin Canlanması Şartları

Uygulama işlemi, imar planının soyut hükümlerinin somut bir taşınmaza veya kişiye uygulanmasıdır. Yargı kararları, sürenin canlanması için yapılan başvurunun "bilgi edinme" mahiyetinde olmamasını, doğrudan bir icrai işlem tesis edilmesini aramaktadır. Örneğin, belediyeye başvurup taşınmazın imar durumunu sormak ve gelen cevaba göre dava açmak, eğer cevap sadece bilgi verme niteliğindeyse süreyi canlandırmaz. Ancak imar durum belgesi düzenlenmesi, bir uygulama işlemi başlangıcı sayılabilmektedir.

"Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, parsele yönelik imar planı, askıya çıkış ve iniş tarihleri, plan pafta örneği ve plan notlarının verilmesi yolunda yapılan 16.03.2017 tarihli başvuru üzerine parselin dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamında kaldığının bildirilmesine yönelik davalı idarece tesis edilen yazının imar planının uygulanması niteliğinde (imar durum belgesi, parselasyon, kamulaştırma vb.) olmadığı, sadece bilgi verme niteliğinde olduğu, dolayısıyla bu nitelikteki bir başvuru üzerine tesis edilen işlemin dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır. 09.12.2014-09.01.2015 tarihleri arasında askıya çıkarılan dava konusu imar planına askı süresinde itirazı bulunmayan davacı tarafından, uygulama işlemi niteliğinde olmayan işlem üzerine, imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük süre geçirildikten sonra 05.05.2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır."

Kaynak: Danıştay 6. Daire Başkanlığı - Esas No: 2020/1789 - Karar No: 2021/12207

Belgeyi Gör: Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/1789 E. , 2021/12207 K.

Uygulama Notu: Adliye pratiğinde, müvekkilin askı süresini kaçırdığı durumlarda doğrudan plana dava açmak yerine, taşınmaz için yapı ruhsatı başvurusu yapılması veya parselasyon işleminin beklenmesi stratejik bir zorunluluktur. İYUK m. 7/4 uyarınca, uygulama işlemiyle birlikte hem uygulama işleminin hem de dayanak planın iptali aynı dilekçeyle istenebilir.

Dava Açma Ehliyetinde Subjektif ve Objektif Sınırlar

İptal davalarında "menfaat ihlali" koşulu, imar hukukunda diğer alanlara göre daha geniş yorumlanmaktadır. Ancak Danıştay'ın son yıllardaki içtihatları, bu genişliği belirli bir "makul ilişki" zeminine oturtma eğilimindedir. Menfaat ihlalinin; kişisel, meşru ve güncel olması temel kuraldır.

Mülkiyet Hakkı ve Komşuluk Hukuku Bağlamında Ehliyet

Taşınmaz malikleri, kendi parsellerine getirilen kullanım kararlarına (örneğin konut alanından park alanına çevrilme) karşı tartışmasız ehliyete sahiptir. Bunun ötesinde, komşu parsel malikleri de plana dava açabilirler. Komşuluk ehliyeti, plan değişikliğinin komşu taşınmazın değerini, güneş almasını, trafiğini veya manzarasını etkilemesi durumunda vücut bulur.

"İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi; kişisel, meşru ve güncel olması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, davacının menfaatlerini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Bu ilişki, uyuşmazlığın niteliğine göre bazen mülkiyet hakkından, bazen de komşuluk hukukundan doğabilmektedir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, anılan parselin dava konusu nazım imar planı sınırı ile komşu olduğu, davaya konu plan sınırının imar mevzuatına uygun olarak doğal eşikler göz önüne alınarak belirlenmesinin komşu taşınmaz maliki olan davacıyı doğrudan etkilediği, dava konusu nazım imar planı onama sınırının imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, kamu yararı ve planlama esaslarına uygun olarak belirlenmesi iddiaları ile açılan davada davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır."

Kaynak: Danıştay 6. Daire Başkanlığı - Esas No: 2024/5311 - Karar No: 2024/7165

Belgeyi Gör: Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/5311 E. , 2024/7165 K.

"Hemşehri" Sıfatıyla Dava Açma Ehliyeti

Danıştay, kamusal kullanıma ayrılmış alanlar (parklar, meydanlar, tarihi doku) söz konusu olduğunda, o beldede yaşayan herkesin "hemşehri" sıfatıyla dava açma ehliyetini kabul etmektedir. Ancak bu ehliyet, sadece kamu yararının ihlal edildiği iddiasıyla sınırlıdır; parsel bazında kişisel rant iddialarında hemşehri sıfatı yeterli görülmeyebilir.

Ehliyet Türü Dayanak Kapsam
Mülkiyet Ehliyeti Mülkiyet Hakkı Doğrudan parseli etkileyen kararlar
Komşuluk Ehliyeti Komşuluk Hukuku Etki alanındaki (ışık, trafik, silüet) değişiklikler
Hemşehri Ehliyeti 5393 Sayılı Kanun m. 13 Kamusal alanlar, çevre ve kültürel miras
Müellif Ehliyeti 5846 Sayılı Kanun (FSEK) Plan müellifinin telif ve fikir hakları

Plan Müellifinin Ehliyeti ve Telif Haklarının Korunması

İmar planları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında "bilimsel ve teknik mahiyette fikir ve sanat eseri" olarak korunur. Bir planın müellifi (yapan şehir plancısı), hazırladığı planda kendisinden izin alınmaksızın veya görüşü sorulmaksızın yapılan esaslı değişikliklere karşı dava açma ehliyetine sahiptir.

İYUK kapsamında yapılan değerlendirmelerde, plan müellifinin sadece mesleki bir ilgiyle değil, eserin bütünlüğünün bozulması noktasında meşru bir menfaatinin olduğu kabul edilmektedir. İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmelik uyarınca, plan değişikliklerinde müellifin gerekçeli uygun görüşünün alınması zorunluluğu, bu ehliyetin yasal zeminini güçlendirmektedir.

"5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1. maddesinde genel anlamda 'eser' tanımı yapılmış, 2. maddesinin 3. fıkrasında her nevi planların fikir ve sanat eseri sayıldığı, 16. maddesinin 1. fıkrasında da, eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamayacağı, hükme bağlanmıştır. Bu hükümler uyarınca planın teknik ve bilimsel fikir eseri olarak korunduğu, eser sahibinin izni olmadıkça plan değişikliği yapılamayacağı, planda değişiklik yapılabilmesi için plan müellifinin muvafakatının alınması gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, davacıların yapımcısı ve müellifi oldukları imar planlarında değişiklikler yapılması, ayrıca plan müellifi olarak da görüşünün alınmamış olduğunun öne sürülmesi karşısında planlarda değişiklik yapılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada dava açma ehliyeti bulunmaktadır."

Kaynak: Danıştay 6. Daire Başkanlığı - Esas No: 2003/5595 - Karar No: 2004/179

Belgeyi Gör: 6. Daire 2003/5595 E. , 2004/179 K.

İmar Planı Değişikliği Taleplerinin Reddi ve Ehliyet Sorunu

Uygulamada malikler, bazen doğrudan plana dava açmak yerine, idareye başvurarak plan değişikliği (tadilat) talep etmektedirler. Bu talebin reddi üzerine açılan davalarda ehliyet sınırı daha dardır. İYUK m. 10 kapsamında yapılan başvurularda, davacının ancak kendi mülkiyetinde olan veya mülkiyetine ciddi etkisi bulunan alanlar için değişiklik talep edebileceği kabul edilmektedir. Başka birine ait parselin kullanım kararının değiştirilmesi için yapılan başvurunun reddi halinde, davacının meşru ve kişisel menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden ret kararı verilmesi ihtimal dahilindedir.

"Menfaat ihlalinin tespitinde ilgilinin idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisinin kurulması gerektiği açık olup; imar planı değişikliğini ancak ilgililerin kendi mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara ilişkin olarak talep edebileceği dikkate alındığında, davacıların mülkiyeti kendilerine ait olmayan uyuşmazlığa konu taşınmaz için belirlenen kullanım kararının değiştirilmesi istemiyle 10. madde kapsamında yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtıkları davada meşru ve kişisel bir menfaat ihlalinin söz konusu olamayacağı açıktır. Bu durumda plan değişikliği talebinin reddine ilişkin işlem yönünden davacı site yönetiminin davayı açmakta ehliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır."

Kaynak: Danıştay 6. Daire Başkanlığı - Esas No: 2021/1483 - Karar No: 2024/6864

Belgeyi Gör: Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/1483 E. , 2024/6864 K.

İmar Davalarında Derdestlik ve Konu Birliği Analizi

İmar hukukunda, bazen aynı plan hakkında farklı davalar açılabilmekte veya alt/üst ölçekli planlar için ayrı yargılama süreçleri yürütülebilmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114 bağlamında idari yargıda da uygulanan "derdestlik" itirazı, davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olmasını gerektirir. Ancak imar davalarında "konu" unsuru çok hassastır. Örneğin, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile bu planın onaylanmasına ilişkin Büyükşehir Belediye Meclis kararı farklı işlemlerdir.

Eğer bir dava henüz kesinleşmemiş bir ilçe belediye meclis kararına karşı açılmışsa, bu dava Büyükşehir Belediyesi'nin onayladığı kesin plana karşı açılan ikinci bir dava için derdestlik teşkil etmez. Çünkü ilçe belediyesi kararı bir hazırlık işlemi niteliğindeyken, Büyükşehir onayı icrai işlemdir.

"Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde uygulama imar planı ve değişikliklerini yapma yetkisi kural olarak ilçe belediyelerine verilmiş, bu belediyelerin yapacakları planları onaylanmak üzere büyükşehir belediyesine sunacakları, büyükşehir belediyesince de söz konusu planların aynen veya değiştirilerek onaylanacağı hükme bağlanmıştır. İlk davanın uygulama imar planı kısmı yönünden; büyükşehir belediye meclisi tarafından henüz onaylanmamış ilçe belediye meclis kararına yönelik olduğu, dolayısıyla anılan bu dava ile temyize konu Sürmene Belediye Meclisinin kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının değiştirilerek onaylanmasına ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi kararına karşı açılan davanın tarafları ve konusunun farklı olduğu açıktır."

Kaynak: Danıştay 6. Daire Başkanlığı - Esas No: 2022/3442 - Karar No: 2023/7895

Belgeyi Gör: Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3442 E. , 2023/7895 K.

Yürütmenin Durdurulması ve İmar Planlarının İcrası

İmar planı iptali davalarında yürütmenin durdurulması (YD) kararı hayati önem taşır. Zira planın iptali davası sürerken, plana dayalı olarak inşaatlar yükselebilir, parselasyon tescil edilebilir ve geri dönüşü imkansız zararlar doğabilir. İYUK m. 27 uyarınca; işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi aranır.

İmar planlarında YD kararı genellikle bilirkişi raporu sonrasında verilir. Mahkeme, planın şehircilik ilkelerine aykırı olduğuna dair kuvvetli bir kanaat edinirse, projenin mühürlenmesi ve inşaatın durması için YD kararı tesis eder. Bu aşamada, planın bir kısmının iptal edilmesi (parsel bazlı iptal) durumunda planın geri kalanının yürürlükte kalıp kalmayacağı, planın bütünlüğünün bozulup bozulmadığına göre değerlendirilir.

Şehircilik İlkeleri ve Kamu Yararı Denetiminin Kapsamı

İmar planlarının yargısal denetimi sadece usul yönünden değil, esas bakımından "yerindelik denetimi" yasağına riayet edilerek teknik bir incelemeyi kapsar. Mahkemeler; uzman bilirkişi heyetleri (genellikle üniversite öğretim üyelerinden oluşan şehir plancıları) marifetiyle planı inceler.

Denetimde şu kriterler esas alınır: 1. Teknik Zorunluluk: Plan değişikliğini zorunlu kılan teknik bir gerekçe var mıdır? 2. Sosyal Donatı Dengesi: Yeşil alan, okul alanı gibi donatıların miktarı nüfusa oranla korunmuş mudur? (Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği standartları). 3. Hiyerarşik Uyum: Üst ölçekli plana sadık kalınmış mıdır? 4. Eşitlik İlkesi: Sadece belirli parsellere ayrıcalıklı yapılaşma hakkı (emsal artışı) tanınmış mıdır?

"İmar planlarının ileriye yönelik ihtiyaçların da karşılanması amacıyla bir vizyon içinde yapılması gerektiği, günlük olaylara göre plan yapımının yanlış olduğu, yine sadece parsel maliklerinin talebi doğrultusunda plan yapımının mevzuata aykırı olduğu, zira bu şekilde bir kabulden hareketle parsel maliklerinin talebine göre plan yapımı halinde, maliklerin hepsinin kendi parsellerinin özel mülkiyete konu yapı yapmaya elverişli bir fonksiyon olması istenileceğinden ve bu şekilde bir plan yapımı ile bölgede/alanda sosyal donatı alanı olarak kabul edilebilecek bir alanın kalmayacağı açık olduğundan kamu yararından uzaklaşılarak planlama ve şehircilik ilkelerine aykırı olacak şekilde yapılan dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının iptalinin gerektiği sonucuna varılmıştır."

Kaynak: Danıştay 6. Daire Başkanlığı - Esas No: 2019/20761 - Karar No: 2021/137

Belgeyi Gör: Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/20761 E. , 2021/137 K.

Parselasyon İşlemi ve Plan İptalinin Etkileşimi

İmar planı iptal edildiğinde, bu plana dayalı olarak yapılan parselasyon (şuyulandırma) işlemleri de hukuksal dayanaktan yoksun kalır. Ancak parselasyonun iptali için planın iptal edilmiş olması tek başına yeterli değildir; parselasyonun da ayrıca dava konusu edilmesi veya idarece "geri dönüşüm" (tashih) yapılması gerekir.

Eğer parselasyonun dayanağı olan imar planı mahkemece iptal edilmişse, bu durum parselasyon işleminin "sebep" unsuru yönünden sakatlanması anlamına gelir. Bu durumda parselasyon işlemi yönünden davanın konusuz kalması değil, iptal kararı verilmesi esastır.

"Dava konusu parselasyon işleminin dayanağı 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilerek iptaline karar verildiğinden, davacının dayanağı kalmayan parselasyon işleminin iptal edilerek kök parsellere dönülmesi talebinin reddine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir."

Kaynak: Danıştay 6. Daire Başkanlığı - Esas No: 2020/1696 - Karar No: 2021/8762

Belgeyi Gör: Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/1696 E. , 2021/8762 K.

İmar Planı İptali Dilekçesinde Bulunması Gereken Teknik Hususlar

Dava dilekçesinin hazırlanması aşamasında, sadece hukuki argümanlar değil, teknik veriler de dilekçeye dercedilmelidir. Editörün Notu: Dilekçede sadece "kamu yararına aykırıdır" demek yeterli değildir; uyuşmazlığın teknik çekirdeğine inilmelidir.

  • Plan Notlarının Analizi: Plan notlarındaki belirsizlikler veya emsal hesaplama yöntemindeki hatalar belirtilmelidir.
  • Jeolojik Etütler: Taşınmazın jeolojik açıdan yapılaşmaya uygun olmayan (sakıncalı) alanda kalmasına rağmen imar verilmesi veya tam tersi durumlar, 2026 deprem yönetmelikleri ve afet riskleri çerçevesinde vurgulanmalıdır.
  • Donatı Alanı Analizi: Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-2 tablosundaki standartların (kişi başı asgari m2 değerleri) ihlal edilip edilmediği somutlaştırılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. İmar planı askıdayken itiraz etmedim, şimdi inşaat başladı. Dava açabilir miyim? Evet, açabilirsiniz. İmar planına askı süresinde itiraz etmemek doğrudan dava hakkını kaybettirmez. Ancak inşaatın başlaması bir "uygulama işlemi"dir (yapı ruhsatı tesisi). Bu uygulama işlemini öğrendiğiniz tarihten itibaren 60 gün içinde hem yapı ruhsatına hem de dayanağı olan imar planına karşı dava açma hakkınız canlanır.

2. Sadece komşu parselin kat yüksekliğinin artırılmasına dava açabilir miyim? Evet, ancak menfaat ihlalini ispatlamanız gerekir. Kat yüksekliğinin artması sizin manzaranızı kapatıyor, güneş almanızı engelliyor veya bölgedeki trafik yükünü artırarak taşınmazınızın kullanımını zorlaştırıyorsa "komşuluk hukuku" çerçevesinde ehliyetiniz kabul edilecektir.

3. Bir planın iptal edilmesi bölgedeki tüm inşaatları durdurur mu? Eğer planın "tamamı" iptal edilmişse, o plana dayalı tüm inşaatlar (yeni ruhsat verilemeyeceği ve mevcutların dayanağı kalktığı için) durdurulur. Ancak sadece sizin parselinize veya belirli bir adaya ilişkin "kısmi iptal" verilmişse, planın geri kalan kısımları yürürlükte kalmaya devam eder.

4. İptal davası açtıktan sonra belediye yeni bir plan yaparsa ne olur? İdare, yargı kararının gerekçelerini karşılamak üzere yeni bir plan yapabilir. Eğer yeni plan eski plandaki hukuka aykırılıkları gidermişse dava "konusuz" kalabilir. Ancak yeni plan da benzer hukuka aykırılıkları barındırıyorsa, davanın esası hakkında inceleme yapılmaya devam edilir.

Kaynakça

  • 3194 Sayılı İmar Kanunu m. 5, 8, 18.
  • 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2, 7, 10, 11, 27.
  • 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 1, 2, 16.
  • Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 33.
  • Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/258, K. 2021/1204.
  • Danıştay 6. Daire Başkanlığı, E. 2021/1483, K. 2024/6864.
  • Danıştay 6. Daire Başkanlığı, E. 2024/5311, K. 2024/7165.
  • Danıştay 6. Daire Başkanlığı, E. 2022/3442, K. 2023/7895.
  • Danıştay 6. Daire Başkanlığı, E. 2020/1789, K. 2021/12207.
  • Danıştay 6. Daire Başkanlığı, E. 2003/5595, K. 2004/179.
  • Danıştay 6. Daire Başkanlığı, E. 2020/1696, K. 2021/8762.
  • Danıştay 6. Daire Başkanlığı, E. 2019/20761, K. 2021/137.

Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, 2026 yılı güncel mevzuat ve içtihat eğilimlerini profesyonel hukukçular için analiz etmektedir. Her somut olay, kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir. Bu metin profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez ve somut uyuşmazlıklarda doğrudan hukuki dayanak yapılamaz.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Vergi ve İdare Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: