
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Rejimi: Dava Şartı ve İhtiyari Süreçlerin Usulü Güvenceleri
6325 sayılı Kanun kapsamındaki dava şartı ve ihtiyari arabuluculuk usullerini, zamanaşımı sürelerini ve anlaşma tutanağının ilam niteliğini analiz eden uzman re
Arabuluculuk Müessesesinin Hukuki Niteliği ve Sistematik Tanımı
Arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişi desteğiyle, mahkeme dışı yöntemlerle çözülmesini sağlayan sui generis bir kurumdur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlanan bu süreç, yalnızca bir "barıştırma" faaliyeti değil; sistematik tekniklerin uygulandığı, iletişim sürecinin profesyonelce yönetildiği ve tarafların kendi çözümlerini bizzat ürettiği hukuki bir prosedürdür.
"Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini ifade eder."
Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/7051, Karar No: 2024/11009
Arabuluculuğun temel dayanağı tarafların iradi katılımıdır. Ancak 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler neticesinde, yargı sisteminin iş yükünü hafifletmek amacıyla belirli uyuşmazlık türlerinde "dava şartı arabuluculuk" modeli ihdas edilmiştir. Bu modelde, arabulucuya başvurulmuş olması mahkemeye erişim hakkının önünde bir engel değil, davanın esasına girilebilmesi için yerine getirilmesi gereken bir usulü yükümlülüktür.
Editörün Notu: Adliye pratiğinde, arabuluculuk sürecinin sadece bir imza aşaması olarak görülmesi, ileride "irade fesadı" iddialarına zemin hazırlamaktadır. Profesyonel bir süreç yönetimi, tutanakların içeriğinin maddi hukukla tam uyumlu olmasını gerektirir.
Dava Şartı Olarak Arabuluculuk ve Usulü Zorunluluklar
Dava şartı arabuluculuk, belirli uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının kanunen zorunlu kılındığı bir sistemdir. Bu aşama geçilmeden açılan davalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca "dava şartı yokluğu" nedeniyle usulden reddedilir. 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesi, bu sürecin işleyişini ve sonuçlarını ayrıntılı olarak düzenlemiştir.
"6325 sayılı Kanun ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak 'Arabuluculuk' müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak 'zorunlu arabuluculuk' şartı getirilmiştir."
Kaynak: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi - Karar Özeti
Belgeyi Gör: T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Uygulamada arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru ile süreç resmen başlar. Görevlendirilen arabulucu, taraflara ulaşarak ilk toplantı gününü belirler. Tarafların bu davete icabet etmemesi, ileride yargılama giderleri ve vekalet ücreti açısından ciddi yaptırımları beraberinde getirebilir. Özellikle mazeretsiz katılım sağlamayan taraf, dava sonunda haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulabilmektedir.
İş Hukukunda Dava Şartı Kapsamı ve İstisnalar
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabuluculuk dava şartıdır. Ancak bu kuralın çok kritik bir istisnası bulunmaktadır.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı İstisnası
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Bu uyuşmazlıklarda taraflar doğrudan dava açma hakkına sahiptir. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları, bu tür davalarda dava şartı yokluğu nedeniyle reddin hukuka aykırı olduğunu vurgulamaktadır.
"7036 sayılı Kanun'un 3. maddesinde 'Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır.' denilmiştir. Görüldüğü üzere iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları açısından dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmayacaktır. Belirtilen düzenleme salt 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bulunan işçi ve işverenler arasındaki uyuşmazlıkları değil 6098 sayılı Kanun, 5953 sayılı Basın İş Kanunu ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamında bulunan işçi ve işverenler arasındaki uyuşmazlıkları da içermektedir."
Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2025/1880, Karar No: 2025/1866
İhtiyari Arabuluculuk ve Tarafların Tasarruf Yetkisi
İhtiyari arabuluculuk, herhangi bir kanuni zorunluluk olmaksızın tarafların uyuşmazlığı bir arabulucu marifetiyle çözme konusunda anlaştıkları süreçtir. 6325 sayılı Kanun m. 3/1 uyarınca taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbesttirler.
İhtiyari süreçte taraflar, davanın her aşamasında arabulucuya başvurabilirler. Hatta dava açıldıktan sonra dahi, mahkeme tarafları arabuluculuğa teşvik edebilir ve taraflar kabul ederse yargılama bekletilerek süreç işletilebilir. Bu durum, özellikle ticari ilişkilerin devamlılığının hedeflendiği senaryolarda "kazan-kazan" ilkesinin hayata geçirilmesini sağlar.
| Özellik | Dava Şartı (Zorunlu) Arabuluculuk | İhtiyari Arabuluculuk |
|---|---|---|
| Dayanak | Kanun tarafından emredilen (7036, 6102 vb.) | Tarafların hür iradesi ve anlaşması |
| Dava Öncesi | Dava açmak için ön şarttır | Dava açma şartı değildir |
| Ücret Sorumluluğu | Anlaşmama halinde 2 saate kadar Bakanlık öder | Başlangıçtan itibaren taraflarca karşılanır |
| Zamanaşımı | Başvuruyla durur | Tarafların sürece katılımı ile durur |
| Uyuşmazlık Türü | Kanunda sınırlı sayıda sayılanlar | Üzerinde tasarruf edilebilen tüm özel hukuk işleri |
Arabuluculuk Sürecinde Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Sürelerin Durması
Arabuluculuk müessesesinin en önemli usulü korumalarından biri, başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlememesidir. 6325 sayılı Kanun m. 18/15 hükmü, hak arama hürriyetini güvence altına alarak, müzakere süreci boyunca tarafların süre kaybına uğramasını engeller.
"Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra, başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda, başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır."
Kaynak: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/15-16
Bu durma etkisi, sadece uyuşmazlığın tarafları arasında ve arabuluculuk başvurusuna konu edilen talepler için geçerlidir. Örneğin, bir işçi işe iade talebiyle arabulucuya başvurduğunda, 4857 sayılı İş Kanunu m. 20'de öngörülen hak düşürücü süreler durur. Ancak başvuru dilekçesinde belirtilmeyen bir alacak kalemi için zamanaşımı işlemeye devam edecektir.
Uygulama Notu: Adliye pratiğinde, son tutanak tarihinin UYAP sistemine girildiği an ile fiziki imza anı arasında uyuşmazlık çıkabilmektedir. Hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında "son tutanak düzenleme tarihi" esas alınmalıdır. Editör olarak tavsiyemiz, bu tarihin tutanakta net bir şekilde gün/ay/yıl ve mümkünse saat olarak belirtilmesidir.
İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Kararlarının Sürece Etkisi
Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı alınması durumunda, kanunen öngörülen dava açma süreleri (örneğin ihtiyati tedbirde 2 hafta, ihtiyati hacizde 7 gün) arabuluculuk başvurusu ile birlikte durur. Bu düzenleme, 7445 sayılı Kanun ile getirilmiş olup, geçici hukuki koruma tedbirlerinin etkinliğini korumayı amaçlar.
6325 sayılı Kanun m. 18/16 uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvuru ile son tutanak arasındaki süre, bu hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz. Bu durum, alacaklının hem tedbir alıp hem de zorunlu arabuluculuk sürecini yürütmesine imkan tanır. Aksi takdirde, arabuluculuk süreci devam ederken dava açma süresinin dolması ihtimali, geçici hukuki korumanın ortadan kalkmasına neden olabilirdi.
Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının İlam Niteliği ve İcra Edilebilirliği
Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşması halinde düzenlenen "anlaşma belgesi", belirli şartların varlığı halinde ilam niteliğinde belge (İİK m. 38) vasfını kazanır. Bu vasıf, belgenin doğrudan icra takibine (ilamlı icra) konu edilebilmesini sağlar.
"6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre 'Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.'"
Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/10832, Karar No: 2024/14287 (Karşı Oy Gerekçesi)
Anlaşma belgesinin ilam niteliği kazanması için iki temel yol mevcuttur: 1. İcra Edilebilirlik Şerhi Alınması: Taraflardan biri, asliye hukuk mahkemesine (veya uyuşmazlık konusuna göre ilgili mahkemeye) başvurarak belgenin icra edilebilirliğine dair şerh verilmesini talep edebilir. Mahkeme burada sadece uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olup olmadığını ve içeriğin cebri icraya uygunluğunu denetler. 2. Doğrudan İlam Sayılma: Eğer anlaşma belgesi; taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanmışsa, herhangi bir mahkeme şerhine gerek kalmaksızın doğrudan ilam niteliğindedir. Ticari uyuşmazlıklarda ise avukatlar ve arabulucunun imzası bu sonuç için yeterlidir.
Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının İptali ve İrade Fesadı Halleri
Arabuluculuk tutanağı, maddi hukuk açısından bir Borçlar Hukuku sözleşmesidir. Bu nedenle, TBK m. 30 ve devamında düzenlenen yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) gibi irade fesadı hallerinde tutanağın iptali dava edilebilir. Yargıtay, tutanağın imzalanmasıyla dava açma yasağının başladığını ancak bu yasağın tutanağın geçerliliği ile kaim olduğunu belirtmektedir.
"Tartışmasız anlaşma tutanağındaki imzanın sahteliği ya da taraflardan birinin iradesinin fesada uğratılmış olması ya da arabuluculuk görüşmesinin kanunda belirtilen usullere uygun olarak yapılmaması hâlinde anlaşma tutanağının iptali gündeme gelecek ve anlaşma tutanağının iptali hâlinde de dava açma yasağı ortadan kalkacağından, anlaşma tutanağında belirlenen tüm alacak kalemleri ayrıca dava konusu edilebilecektir."
Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2025/1879, Karar No: 2025/1865
Anlaşma belgesinde yer alan hususlar hakkında kural olarak bir daha dava açılamaz. Ancak tutanağın geçersizliğine ilişkin iddialar, uyuşmazlığın esasından bağımsız bir hukuki uyuşmazlık olarak genel mahkemelerde görülür. İptal kararı kesinleşmeden, tutanakta anlaşılan kalemler için eda davası açılması usul ekonomisine aykırılık teşkil edebilir.
Arabuluculuk Faaliyetinde Gizlilik İlkesi ve Delil Yasağı
Gizlilik, arabuluculuk sürecinin en temel sütunlarından biridir. 6325 sayılı Kanun m. 4 uyarınca taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya bir şekilde öğrendiği bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür. Bu gizlilik, taraflar için de geçerlidir.
"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda arabuluculuk faaliyetinde gizliliğin esas olduğu (6325 sy K. m. 4), uyuşmazlıkla ilgili hukuk davası açılması halinde taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği, uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler, arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü ile sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan beyan ve belgelerin delil olarak sunulamayacağı (6325 sy K. m 5) açıkça düzenlenmiştir."
Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/8058, Karar No: 2023/10318
Kanun koyucu, tarafların müzakere masasında serbestçe konuşabilmelerini sağlamak amacıyla "delil yasağı" getirmiştir. Arabuluculuk sürecinde ileri sürülen öneriler, kabul edilen vakıalar veya hazırlanan belgeler, uyuşmazlığın çözülememesi durumunda açılacak bir davada delil olarak kullanılamaz; mahkemece dikkate alınamaz. Bu yasağın ihlali, hukuk düzeni tarafından korunmaz.
Arabuluculuk Ücreti ve Masrafların Dağılımı: 2025 ve 2026 Projeksiyonu
Arabuluculuk ücreti, kural olarak taraflarca eşit şekilde ödenir (6325 sayılı Kanun m. 18/13). Ancak taraflar ücretin dağılımı konusunda farklı bir anlaşma yapabilirler. Dava şartı arabuluculukta sürecin anlaşamama ile sonuçlanması durumunda, arabuluculuk ücretinin bir kısmı Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır ve bu tutar yargılama gideri olarak kaydedilir.
2025 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi, süreçlerin mali yükümlülüklerini güncel ekonomik verilere göre yeniden düzenlemiştir. Özellikle seri uyuşmazlıklar, kira tespit uyuşmazlıkları ve ortaklığın giderilmesi davalarında özel alt sınırlar getirilmiştir.
"Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanması halinde, kira tespiti ve tahliye talepli uyuşmazlıklarda ücret; tahliye talepli uyuşmazlıklarda bir yıllık kira bedeli tutarının yarısı, kira tespiti uyuşmazlıklarında tespit olunan kira bedeli farkının bir yıllık tutarı üzerinden bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin ikinci kısmına göre belirlenir. ... Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanması halinde, anlaşma bedeline bakılmaksızın arabuluculuk ücreti 6.000,00 TL’den az olamaz."
Kaynak: 2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m. 7/5-7
2024 yılı tarifesinde anlaşma halinde asgari ücret 4.000,00 TL iken, 2025 tarifesinde bu tutar 6.000,00 TL’ye yükseltilmiştir. Bu artış, arabuluculuk hizmetinin niteliği ve harcanan emeğin karşılığı olarak değerlendirilmelidir. Dava şartı kapsamında yapılan başvurularda arabulucu, taraflardan herhangi bir isim altında masraf talep edemez (Tarife m. 2/4).
Arabulucu Seçimi ve Görevlendirme Usulü
Dava şartı arabuluculukta arabulucu, arabuluculuk bürosu tarafından sistem üzerinden (puantaj usulüyle) otomatik olarak görevlendirilir. Ancak taraflar, sicile kayıtlı bir arabulucu üzerinde anlaşarak arabuluculuk bürosuna bildirimde bulunabilirler. Bu durumda, puan sırasına bakılmaksızın seçilen arabulucu görevlendirilir.
İhtiyari arabuluculukta ise taraflar herhangi bir kısıtlama olmaksızın diledikleri arabulucuyu seçebilirler. Arabuluculuk Bilgi Sistemi (ABS), bu sürecin elektronik ortamda yönetimini ve denetimini sağlar. Görevlendirme yapıldıktan sonra arabulucu, tarafsızlığını zedeleyecek bir durumun varlığı halinde (örneğin taraflardan biriyle akrabalık veya iş ilişkisi) görevi reddetmekle yükümlüdür.
İdarelerin Arabuluculuk Sürecindeki Temsili ve Komisyonlar
Kamu idarelerinin taraf olduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci, idare bünyesinde kurulan "Arabuluculuk Komisyonları" vasıtasıyla yürütülür. Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m. 4 uyarınca, 5018 sayılı Kanun kapsamındaki idareler ile kamu iktisadi teşebbüsleri, uyuşmazlıkları değerlendirmek üzere en az üç kişiden oluşan komisyonlar kurmak zorundadır.
Bu komisyonların yetkisi, idare adına sulh olma veya anlaşma yapma konusunda nihaidir. Komisyon üyeleri, verdikleri kararlar nedeniyle rücu edilebilir bir kusurları bulunmadıkça şahsen sorumlu tutulamazlar. İdarelerin arabuluculuk masasında aktif yer alması, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve yargılama giderlerinden tasarruf edilmesi açısından kritik bir uygulama alanıdır.
Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk ve Menfi Tespit Davası İlişkisi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Ancak ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci, özellikle icra takipleri ile kesiştiğinde karmaşık usul kurallarını tetikler.
7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun m. 18/16’ya eklenen hüküm uyarınca; arabuluculuk bürosuna başvurulduktan sonra borçlu aleyhine icra takibi başlatılırsa, borçlu son tutanak tarihinden itibaren 2 hafta içinde "Menfi Tespit Davası" açarak İİK m. 72 kapsamındaki haklarını kullanabilir. Bu düzenleme, arabuluculuk sürecinin borçlu aleyhine kötüye kullanılmasını ve bu süreçte borçlunun savunma haklarının kısıtlanmasını engellemeyi hedefler.
Sıkça Sorulan Sorular
Arabuluculuk görüşmelerine katılmamak davanın reddine neden olur mu?
Hayır, arabuluculuk görüşmelerine katılmamak davanın usulden reddine neden olmaz. Ancak, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, dava sonunda kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur ve lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Bu durum 6325 sayılı Kanun m. 18/A-11 hükmünde açıkça düzenlenmiştir.
Arabuluculukta anlaşılan bir hususta hata yaptığımı fark edersem ne yapabilirim?
Arabuluculuk anlaşma belgesi maddi hukuk anlamında bir sözleşmedir. Eğer imza aşamasında hile, korkutma veya esaslı yanılma (hata) gibi iradeyi sakatlayan haller mevcutsa, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayanarak "anlaşma belgesinin iptali" davası açılabilir. Ancak sadece "hukuki değerlendirmede yanılma" veya "daha fazla alabilirdim" gibi gerekçeler tek başına iptal nedeni sayılmaz.
İş kazası nedeniyle açılacak maddi tazminat davasında arabulucuya gitmek zorunda mıyım?
Hayır. 7036 sayılı Kanun m. 3/3 uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk dava şartı kapsamı dışındadır. Bu davalar doğrudan yetkili iş mahkemesinde açılabilir.
Arabuluculuk anlaşma tutanağında zamanaşımından feragat edilebilir mi?
Zamanaşımı def'i kural olarak bir haktır ve taraflar üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda anlaşma yapabilirler. Ancak, kanunun emredici hükümlerine aykırı veya kamu düzenini bozan bir feragat, tutanağın geçerliliğini etkileyebilir. Arabuluculuk süreci zamanaşımını durdurduğu için, zaten süreç boyunca sürelerin işleme riski hukuken minimize edilmiştir.
Kaynakça
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu.
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
- 2024 ve 2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifeleri.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi İçtihatları (2023, 2024, 2025 Yılları).
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi Kararları.
- Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.
Yasal Uyarı: Bu makale, 02.03.2026 tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve güncel yargı kararları çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut uyuşmazlığın kendine has özellikleri ve usulü detayları bulunduğu unutulmamalıdır. Bu metin, profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak için somut olay bazında bir hukuk profesyonelinden destek alınması tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Arabuluculuk Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.