
Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Mal Kaçırma ve TMK 229/2 Uyarınca Eklenecek Değerlerin Tasfiyesi
Eşlerin mal paylaşımı davalarında TMK 229/2 kapsamında mal kaçırma kastıyla yapılan devirlerin ispatı, davanın kaderini belirleyen en kritik unsurdur. Tasfiye sürecinde eklenecek değerlerin tespiti, devir tarihindeki nitelik ile karar tarihindeki sürüm değerinin sentezlenmesini ve ispat yükünün usulüne uygun dağıtılmasını gerektirir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, borçlu eşin malvarlığından fiilen çıkarmış olduğu değerlerin "eklenecek değer" sıfatıyla hesaplamaya dahil edilmesi, mülkiyetin değil alacak hakkının korunması amacına hizmet eder. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 229 uyarınca, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde yapılan karşılıksız kazandırmalar ile rejim devam ederken diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirler, malvarlığı sona erdiği anda mevcutmuş gibi hesaba katılır. Bu mekanizma, dürüstlük kuralına aykırı tasarrufların hukuki sonuçlarını bertaraf ederek, alacaklı eşin yasal payını güvence altına alır.
TMK 229/2 Kapsamında Mal Kaçırma Kastının Tespiti ve Hukuki Niteliği
Mal rejiminin tasfiyesi davalarında, eşin mal kaçırma kastıyla hareket ettiğinin kabulü için işlemin yapıldığı tarihteki somut koşullar, tarafların ailevi durumu ve devir bedeli ile rayiç değer arasındaki nispetsizlik bütüncül olarak değerlendirilir. TMK 229/2 hükmü, süre sınırı olmaksızın "katılma alacağını azaltmak kastıyla" yapılan devirleri hedef alır. Burada ispat edilmesi gereken husus, devrin salt bir tasarruf işlemi değil, diğer eşin gelecekteki alacak hakkını engellemeye yönelik bir irade sakatlığı veya kötüniyet barındırmasıdır.
Yargıtay uygulamalarında, özellikle boşanma davası açılmadan hemen önce veya evlilik birliğinde sarsılmanın başladığı dönemlerde gerçekleştirilen taşınmaz ve araç devirleri, hayatın olağan akışı gereği "azaltma kastı" karinesine dayandırılmaktadır. Ancak bu karine mutlak olmayıp, devri yapan eşin bu tasarrufu yaparken haklı bir ekonomik gerekçesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
"...eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir. Bu tür uyuşmazlıklarda; öncelikle, davalı eş tarafından 229. maddede sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmelidir. Mahkemece, karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının anlaşılması durumunda, söz konusu mal mevcut kabul edilerek yapılan hesaplamada davacı tarafın katılma alacak hakkının olup olmadığı, varsa miktarı saptanarak davalı eşten tahsili yönünde hüküm kurulmalıdır."
Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/5631, Karar No: 2018/14565
İspat Yükü ve Karine Yönetimi
Mal kaçırma iddiasında bulunan eş, 4721 sayılı TMK m. 6 ve 6100 sayılı HMK m. 190 uyarınca iddiasını ispatla yükümlüdür. Devrin mal kaçırma kastıyla yapıldığını ileri süren tarafın, devralan kişinin mali gücü, taraflar arasındaki yakınlık ilişkisi ve devir bedelinin ödenip ödenmediği hususlarını somut delillerle ortaya koyması gerekir.
Hayatın Olağan Akışı Karinesi
Adliye pratiğinde, eşin taşınmazını kardeşine, babasına veya yakın bir arkadaşına boşanma davasından kısa süre önce düşük bir bedelle devretmesi, katılma alacağını azaltma kastının varlığına karine teşkil eder. Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek, devri yapan eşin işlemin gerçek bir satış olduğunu kanıtlaması beklenir.
Tasfiye Davasında Eklenecek Değerlerin Değerleme Esasları
Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri (rayiç değerleri) esas alınır. Ancak malın elden çıkarılmış olması durumunda, değerin hangi tarihe göre belirleneceği hususu teknik bir uzmanlık gerektirir. TMK m. 235/2 hükmü bu konuda açık bir kural koymuştur: Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır. Ancak bu kuralın Yargıtay tarafından yapılan yorumu, mülkiyet hakkı ile alacak hakkı arasındaki dengeyi korumaya yöneliktir.
Devir Tarihindeki Durum ile Karar Tarihindeki Değer Sentezi
Uygulamada yapılan en büyük hata, malın devredildiği tarihteki bedelin doğrudan hesaba katılmasıdır. Oysa Yargıtay, malın devir tarihindeki "niteliği" (örneğin kaba inşaat mı, bitmiş konut mu) esas alınarak, "karar tarihindeki" sürüm değerinin hesaplanması gerektiğini vurgulamaktadır.
"Tasfiyede devredilen malvarlığının devir tarihindeki durumu (niteliği, seviyesi, yaşı vs.) esas alınarak tasfiye (karar) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri hesaplanır. (TMK'nun 235/2.) TMK'nun 232. maddesi “Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır hükmünü, TMK'nun 235. maddesi “Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar. Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır.” hükmünü içermektedir. ... Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, tasfiyeye konu taşınmazların devir tarihindeki durumu esas alınarak tasfiye tarihindeki ... sürüm (rayiç) değeri belirlenerek bu değer üzerinden talep miktarı da gözetilerek hüküm kurulması gerekir."
Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/5631, Karar No: 2018/14565
Güncel Sürüm Değerinin Önemi
Karar tarihindeki değerin esas alınmasının temel gerekçesi, enflasyonist etkiler ve ekonomik değişimler karşısında alacaklı eşin satın alma gücünün korunmasıdır. Taşınmazın 2015 yılında 100.000 TL'ye devredilmiş olması, 2026 yılındaki tasfiye davasında bu rakamın esas alınacağı anlamına gelmez; taşınmazın 2015'teki fiziksel nitelikleri korunarak 2026 yılındaki değeri bilirkişi marifetiyle saptanır.
| Parametre | Açıklama | Yasal Dayanak |
|---|---|---|
| Nitelik Tespiti | Malın devir tarihindeki yaşı, yıpranma payı ve seviyesi. | TMK m. 235/2 |
| Değerleme Tarihi | Mahkemece verilecek karar tarihi (Tasfiye tarihi). | Yargıtay Yerleşik İçtihadı |
| Hesaplama Yöntemi | Karar tarihi rayici x Katılma oranı (genelde 1/2). | TMK m. 236/1 |
| Eklenecek Değer | Kaçırılan malın mevcutmuş gibi aktiflere eklenmesi. | TMK m. 229 |
Taşınmaz Devirlerinde Mal Kaçırma Kastının Karine ve Kanıtları
Gayrimenkul devirleri, mal rejiminin tasfiyesinde en sık karşılaşılan eklenecek değer kalemidir. Mahkeme, devir işleminin muvazaalı olup olmadığını veya katılma alacağını azaltma kastı taşıyıp taşımadığını incelirken belirli kıstasları göz önünde bulundurur. Özellikle taşınmazın satış bedelinin rayiç değerin çok altında olması, tek başına bir kanıt olmasa da güçlü bir emaredir.
"Davacı tarafın dava dilekçesinde tasfiyeye konu 3929 parselde bulunan 7 nolu bağımsız bölümün 105.000,00 TL'ye satın alındığını beyan ettiği, inşaat mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın edinildiği tarihteki değerinin 130.000,00 TL olduğunun bildirildiği görülmekte olup bu durumda taşınmazın davalı tarafından 3. kişiye satış bedelinin 80.000,00 TL olduğunun kabul edilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu halde, Mahkemece, boşanma davasından kısa süre önce 3. kişiye devredilen tasfiyeye konu 3929 parselde bulunan 7 nolu bağımsız bölümün TMK'nin 229. maddesi uyarınca edinilmiş mallara eklenecek değer olarak nitelendirilmesi... gerekmektedir."
Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/12952, Karar No: 2018/17919
Ardışık Devirlerin İncelenmesi
Mal kaçırma operasyonlarında sıklıkla başvurulan bir diğer yöntem, taşınmazın kısa süreler içerisinde birden fazla kez el değiştirmesidir. Taşınmazın önce yakın bir akrabaya, kısa süre sonra ise başka bir üçüncü kişiye devredilmesi, TMK m. 229/2 uyarınca "katılma alacağını azaltmak kastı" olarak yorumlanır.
Satış Bedelinin Akıbeti
Eş, taşınmazın gerçek bir satış olduğunu iddia ediyorsa, satıştan elde edilen bedelin akıbetini ispatlamalıdır. Elde edilen paranın aile konutu alımında kullanılması, borç ödenmesi veya çocukların eğitim giderlerine harcanması gibi durumlar "mal kaçırma kastı" olmadığını destekler. Ancak somut bir harcama belgesi sunulamazsa, devredilen taşınmazın tam değeri eklenecek değer olarak tasfiyeye dahil edilir.
TMK 241 Uyarınca Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu ve Dava Şartları
Alacaklı eşin, borçlu eşten olan katılma alacağını tahsil edememesi durumunda, TMK m. 241 uyarınca karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilere başvurma hakkı doğar. Bu dava, niteliği itibarıyla ikincil bir dava olup, borçlu eşin malvarlığının yetersizliği şartına bağlıdır.
"Karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının tespit edilmesi halinde, işlemin (tasarrufun) iptaline karar verilemez ve üçüncü kişi davalı olarak gösterilse dahi bu aşamada davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağından sorumlu tutulmaz. ... Zira, ancak tasfiye sırasında borçlu eşin mal varlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetmediğinin anlaşılması durumunda, sonradan üçüncü kişi aleyhine TMK'nin 241. maddesine göre eksik kalan miktarla sınırlı olarak alacak davası açılabilecektir. Başka bir anlatımla, borçlu eşin mal varlığı veya terekesi tasfiye borcunu ödemeye yetiyorsa, hiçbir zaman lehine kazandırma yapılan üçüncü kişi davacıya ödenecek katılma alacağından sorumlu tutulmayacaktır."
Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/14281, Karar No: 2018/17838
Üçüncü Kişiye Karşı Dava Açma Zamanı
Üçüncü kişiye karşı dava açılabilmesi için öncelikle borçlu eşe karşı açılan davanın kesinleşmesi ve tahsil kabiliyetinin bulunmadığının tespiti gerekir. Ancak uygulamada usul ekonomisi gereği her iki dava aynı anda açılabilmekte; bu durumda mahkemece üçüncü kişi hakkındaki davanın tefrik edilmesi (ayrılması) ve asıl davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerekmektedir.
Hak Düşürücü Süreler
TMK m. 241/3 uyarınca, üçüncü kişilere karşı açılacak dava, alacaklı eşin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her halükarda mal rejiminin sona ermesinin üzerinden 10 yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilir.
Mal Ayrılığı Dönemi ile Katılma Rejimi Dönemi Arasındaki Ayrım
Türk hukukunda 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklik, eşler arasındaki mal rejimini kökten değiştirmiştir. Bu tarihten önce edinilen mallar için "mal ayrılığı" rejimi hükümleri uygulanırken, bu tarihten sonra edinilen mallar "edinilmiş mallara katılma" rejimine tabidir. Mal kaçırma iddiaları, her iki dönem için farklı hukuki temellere dayanır.
"Eşler, 10.08.1992 tarihinde evlenmiş, 05.02.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 09.09.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. ... 4721 sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. ... Tasfiyeye konu taşınmazın boşanma dava tarihinden kısa bir süre önce 3. kişiye satıldığı, daha sonra tekrar satışa konu edildiği kısa süreli satışlarla taşınmazın el değiştirdiği dosya kapsamından anlaşıldığından hayatın olağan akışına göre bu işlemlerin TMK'nun 229/2. maddesi uyarınca “eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devir” olarak kabul edilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/11735, Karar No: 2015/19622
Geçiş Hükümlerinin Uygulanması
4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 10 uyarınca, 01.01.2002 öncesi edinilen bir malvarlığı, bu tarihten sonra mal kaçırma amacıyla devredilse bile, "edinilmiş mal" niteliği kazanmaz. Ancak bu malın edinilmesine diğer eşin maddi bir katkısı varsa, 743 sayılı mülga kanun çerçevesinde "katkı payı alacağı" davası gündeme gelebilir.
Alacağın Niteliğine Göre Görevli Mahkeme
Hukuki nitelendirme hakime ait olsa da (HMK m. 33), alacağın katılma alacağı mı yoksa katkı payı alacağı mı olduğu, ispat kuralları ve faiz başlangıç tarihleri açısından büyük önem arz eder. Katılma alacağı yasa gereği karar tarihinden itibaren faizlendirilirken, katkı payı davasında faiz dava tarihinden itibaren işleyebilir.
Ziynet Eşyaları ve Şahsi Malların Tasfiyedeki Konumu
Ziynet eşyaları, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre aksine bir anlaşma veya örf adet yoksa kadına ait şahsi mal kabul edilir. Şahsi mallar, TMK m. 219 kapsamında edinilmiş mal sayılmadığından, bunların devri kural olarak TMK m. 229/2 kapsamındaki "eklenecek değerler" hesabına dahil edilmez. Ancak ziynetlerin bozdurularak bir edinilmiş malın (örneğin ev veya araba) alımında kullanılması durumunda, bu meblağ "şahsi malın edinilmiş mala katkısı" olarak denkleştirmeye (TMK m. 230) konu olur.
"Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen davalı erkek adına kayıtlı devremülk ve araç bulunduğunu, ayrıca davalı eş tarafından davacının apar topar baba evine götürülüp bırakılması nedeniyle ziynet eşyalarının davalı tarafta kaldığını açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ziynetlerin aynen iadesine... Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken 'eklenecek değerler' göz önünde bulundurulur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesine göre; ... katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir."
Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2018/13949, Karar No: 2019/2926
Devremülk ve Benzeri Ayni Haklar
Devremülk hakları da taşınmaz mülkiyeti rejimine tabi olduklarından, tasfiye sürecinde eklenecek değer olarak kabul edilebilirler. Ancak devremülkün değeri ve devir bedeli dikkate alındığında, satıştan elde edilen paranın evlilik birliği içerisinde harcandığına dair güçlü bir karine oluşabilir. Değeri düşük olan malların devrinde "azaltma kastı" ispatı çok daha zordur.
Bekletici Mesele ve Boşanma Davasının Kesinleşmesi Şartı
Mal rejiminden kaynaklanan alacak davalarının görülebilirlik ön koşulu, eşler arasındaki mal rejiminin sona ermiş olmasıdır. TMK m. 225 uyarınca mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Ancak tasfiye davasında esasa girilebilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi zorunludur.
"Mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler aralarındaki mal rejiminin sona ermesi gerekir. Başka bir anlatımla, şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel(istenebilir) hale gelmesi gerekir, bu da mal rejiminin sona ermesi ile gerçekleşir. Mal rejiminin sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşuludur. Mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince(6100 s.lı HMK'nun 30. m) bekletici mesele yapılmalıdır."
Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/9805, Karar No: 2016/10078
Usul Ekonomisi ve Dava Tarihi
Boşanma davası devam ederken mal paylaşımı davası açılmasına engel bir durum yoktur. Mahkeme, boşanma davasının sonucunu ve kesinleşmesini bekletici mesele yaparak dosyayı işlemden kaldırmaz, delilleri toplamaya devam edebilir ancak hüküm kurmak için kesinleşmeyi bekler.
Tasfiyeye Konu Malın Mevcudiyeti
Mal rejimi sona erdiği sırada eşin mülkiyetinde bulunmayan bir malın tasfiyeye dahil edilebilmesi için tek yol TMK m. 229 hükmüdür. Eğer mal 229 kapsamına girmiyorsa ve rejim sona erdiğinde eşin üzerinde değilse, o mal üzerinden katılma alacağı talep edilemez.
Mal Kaçırma İddialarında Banka Kayıtları ve Finansal Delillerin Analizi
Eşlerden birinin banka hesaplarındaki parayı çekerek gizlemesi veya üçüncü kişilere transfer etmesi, adliye pratiğinde ispatı en meşakkatli konulardan biridir. Mahkeme aracılığıyla ilgili bankalardan istenen hesap dökümleri, paranın akış yönünü tayin etmede temel belgedir.
Paranın Çekilmesi ve İspat Yükü
Eşin bankadaki parasını boşanma davasından kısa süre önce nakit olarak çekmesi durumunda, bu paranın aile ihtiyaçları için kullanıldığına dair makul bir açıklama getirmesi gerekir. Yargıtay, makul olmayan miktarlardaki nakit çekimlerini, aksi ispatlanmadıkça "mevcutmuş gibi" tasfiyeye dahil etmektedir.
Gizli Hesapların Tespiti
Hukuk yargılamasında kural olarak taraflar delillerini kendileri sunar. Ancak banka kayıtları gibi gizlilik içeren veriler için mahkemenin müzekkeresi şarttır. Profesyonel bir tasfiye sürecinde, sadece bilinen bankalara değil, eşin maaş aldığı, kredi kullandığı veya yatırım yaptığı muhtemel tüm finans kuruluşlarına müzekkere yazılması talep edilmelidir.
Tasfiye Sürecinde İhtiyati Tedbir ve Hakların Güvenceye Alınması
Mal kaçırma eyleminin devam etmesini önlemek amacıyla, dava açılırken veya dava sırasında ihtiyati tedbir talep edilmesi elzemdir. Taşınmazların tapu kaydına "davalıdır" şerhi işlenmesi veya üçüncü kişilere devrinin yasaklanması, davanın sonunda alınacak ilamın tahsil kabiliyetini doğrudan etkiler.
"Uyuşmazlık, hakkında korunma kararı kaldırılan ... vekiline temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için gönderilen muhtıranın usulüne uygun olup olmadığı... Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/8339, Karar No: 2023/5891
Tedbir Talebinin Kapsamı
Tedbir talebi sadece davalı eş adına kayıtlı mallar için değil, mal kaçırma kastıyla devredildiği iddia edilen ve eklenecek değer niteliğindeki mallar için de talep edilebilir. Ancak üçüncü kişiler adına kayıtlı mallara tedbir konulması için "yaklaşık ispat" kuralı gereği çok daha güçlü deliller sunulmalıdır.
İcra Takibi ve İlamın İnfazı
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin ilamlar, kesinleşmeden icraya konulamaz. Bu kural, mülkiyetin tesciline yönelik davalarla benzerlik gösterir. Dolayısıyla davanın kazanılması kadar, karar sonrası kesinleşme sürecinin yönetimi de alacağın tahsili için kritiktir.
Sıkça Sorulan Sorular
Eşimin mal kaçırdığını nasıl ispat edebilirim?
İspat için en güçlü deliller; devir tarihindeki rayiç bedel ile satış bedeli arasındaki fahiş fark, devralan kişinin eşin yakını olması, devir sonrası malın kullanımının halen eşte olması ve banka kayıtlarında satış bedeline karşılık gelen bir para girişinin olmamasıdır. Ayrıca tanık beyanları da yan delil olarak sunulabilir.
Mal kaçırma davası ne kadar sürer?
Mal rejiminin tasfiyesi davaları, boşanma davasının kesinleşmesine bağlı olduğu için uzun süreli davalardır. Boşanma davası bittikten sonra başlayan tasfiye süreci, bilirkişi raporları, itirazlar ve değerleme çalışmalarıyla birlikte ortalama 2-4 yıl sürebilmektedir.
Üçüncü kişiye devredilen malı geri alabilir miyim?
Hayır, mal rejiminin tasfiyesi davası bir "ayni hak" davası değil, "şahsi hak" (alacak) davasıdır. Dolayısıyla kaçırılan malın tapusunun iptali ve tescili talep edilemez. Mahkeme, o mal mevcutmuş gibi bir değer hesaplar ve size bu değer üzerinden bir alacak meblağı hükmeder.
Mal kaçırma amacıyla yapılan devirler için bir zaman aşımı var mıdır?
TMK m. 229/2 uyarınca, katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerde bir süre sınırı yoktur; evlilik içerisinde her zaman yapılmış olabilir. Ancak 229/1 uyarınca yapılan karşılıksız kazandırmalarda (bağışlarda) süre, mal rejiminin sona ermesinden önceki 1 yıldır.
Eşim arabasını kardeşine sattıysa ne yapmalıyım?
Aracın satış tarihindeki kasko değeri ile kardeşine satıldığı bedel karşılaştırılmalıdır. Eğer ciddi bir fark varsa, bu durum mal kaçırma kastına karine teşkil eder. Davada aracın devir tarihindeki nitelikleri (km, hasar durumu) esas alınarak karar tarihindeki değeri üzerinden katılma alacağı talep edilmelidir.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 229, 230, 235, 241.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33, 190.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/5631, Karar No: 2018/14565.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/12952, Karar No: 2018/17919.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/11735, Karar No: 2015/19622.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2017/12991, Karar No: 2017/11707.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/16956, Karar No: 2017/6714.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2018/13949, Karar No: 2019/2926.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/14281, Karar No: 2018/17838.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/22114, Karar No: 2018/81.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/8339, Karar No: 2023/5891.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2019/805, Karar No: 2022/123.
Yasal Uyarı: Bu makale, edinilmiş mallara katılma rejiminde mal kaçırma ve eklenecek değerler hususunda genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Somut olayın kendine has özellikleri, zamanaşımı süreleri ve delil durumu hukuki sonucu değiştirebilir. Profesyonel bir hukuki yardım alınmadan sadece bu metne dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Aile Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.