CMK Madde 209 ve Duruşmada Anlatılması Zorunlu Belgelerin Usuli Rejimi
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK Madde 209 ve Duruşmada Anlatılması Zorunlu Belgelerin Usuli Rejimi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 209 uyarınca delil niteliğindeki belgelerin duruşmada okunması, doğrudan doğruyalık ilkesinin bir gereğidir. Yargıtay içtihatları çerçevesinde adli sicil kayıtları, nüfus örnekleri ve tanık ifade tutanaklarının ikamesinde usul ekonomisi ile savunma hakkı arasındaki denge, yargılamanın sıhhati açısından belirleyici role sahiptir.

Doğrudan Doğruyalık İlkesi Kapsamında Belgelerin Duruşmada Okunması Zorunluluğu

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 209, ceza muhakemesinin temel sütunlarından biri olan "doğrudan doğruyalık" ve "sözlülük" ilkelerinin somutlaşmış halidir. Hükme esas teşkil edecek her türlü belgenin duruşma huzurunda okunması veya anlatılması, sanığın ve müdafiinin bu delillere karşı beyanda bulunma hakkını teminat altına alır. Kanun koyucu, naip veya istinabe yoluyla alınan sorgu tutanakları, tanık ifade tutanakları, muayene ve keşif tutanakları ile adli sicil özetlerinin duruşmada okunmasını emredici bir hükümle düzenlemiştir.

Yargılama makamı, dosya içerisindeki bir belgeyi yalnızca dosyada bulunması sebebiyle hükme esas alamaz; o belgenin duruşmada "ortaya konulması" ve taraflarca "tartışılması" gerekir. CMK m. 217/1 uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu kuralın ihlali, delilin hukuka aykırı şekilde hükme esas alınması sonucunu doğurur ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir.

"Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenilen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adli sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik bilgilerin yer aldığı belgelerin duruşmada okunması zorunludur (CMK. 209/1). Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinlenme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez (CMK. 210/1)."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/23951 - Karar No: 2022/5411

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2022/23951 E. , 2022/5411 K.

Doğrudan Doğruyalık İlkesinin İstisnai Sınırları

Doğrudan doğruyalık ilkesi mutlak değildir; ancak istisnaları dar yorumlanmalıdır. CMK m. 211'de belirtilen hallerde (ölüm, akıl hastalığı, adresin bilinmemesi vb.), belgelerin okunmasıyla yetinilebilir. Bu istisnalar dışında, özellikle olayın tek delili bir tanık ise, bu tanığın mutlaka duruşmada dinlenmesi zorunluluğu (CMK m. 210/1) doğrudan doğruyalık ilkesinin en sert tezahürüdür.

CMK 209 Kapsamında Okunması Zorunlu Belgelerin Tahdidi Listesi ve Uygulama Alanı

CMK m. 209/1 uyarınca duruşmada okunması zorunlu olan belgeler sadece delil niteliği taşıyanlarla sınırlı değildir; sanığın şahsi durumunu ilgilendiren belgeler de bu kapsamdadır. Uygulamada en sık karşılaşılan belgeler; adli sicil özetleri, nüfus kayıt örnekleri, sosyal ve ekonomik durum araştırması tutanakları ve bilirkişi raporlarıdır.

Duruşmada okunması zorunlu belgelerin mahkeme dosyasındaki görünümü.

Editörün Notu: Adliye pratiğinde "dosyadaki tüm belgeler okundu" şeklinde matbu bir cümlenin tutanağa geçirilmesi, her zaman kanunun aradığı tartışma ortamını sağlamayabilir. Özellikle teknik raporların veya çelişkili tanık beyanlarının ayrı ayrı okunup taraflardan "diyeceklerinin" sorulması, olası bir bozma ilamının önüne geçecektir.

Zorunlu Belgelerin Sınıflandırılması

  1. Yargısal Tutanaklar: Naip hâkim veya istinabe yoluyla alınan beyanlar.
  2. Resmi Kayıtlar: Adli sicil özetleri ve nüfus kayıtları.
  3. Kişisel Veri İçeren Belgeler: Sanığın ekonomik ve sosyal durumuna ilişkin belgeler.
  4. Teknik Raporlar: Ekspertiz raporları, kriminal inceleme sonuçları ve keşif tutanakları.
Belge Türü Mevzuat Dayanağı Okuma Usulü Eksikliğin Sonucu
Adli Sicil Özeti CMK m. 209/1 Açık duruşmada (İstisna m. 209/2) Tekerrür uygulaması için nisbi bozma
Tek Tanık Beyanı CMK m. 210/1 Mutlaka sözlü dinleme Mutlak bozma sebebi
Ölüm/Hastalık Halinde İfade CMK m. 211/1 Tutanak okunması yeterli Usule uygunluk
Çelişkili Sanık İfadesi CMK m. 213 Eski ifadenin okunması Maddi gerçeğin denetimi

Tekerrür Uygulamasında Adli Sicil Kaydının Okunması ve Ek Savunma Zarureti

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin yerleşik uygulamasında, adli sicil kaydının duruşmada okunmasının sanığa ek savunma hakkı verilmesi yerine geçip geçmeyeceği uzun süre tartışılmıştır. Dairenin çoğunluk görüşü, adli sicil kaydı okunmuşsa ayrıca 5237 sayılı TCK m. 58 (tekerrür) için ek savunma verilmesine gerek olmadığı yönündeyken, karşı oylarda bu durumun CMK m. 226'ya aykırılık teşkil ettiği vurgulanmaktadır.

Adli sicil kaydının tekerrür uygulaması bağlamında değerlendirilmesi.

Özellikle sanığın birden fazla sabıkasının bulunduğu hallerde, hangi ilamın tekerrüre esas alınacağının belirsizliği, savunma hakkının kısıtlanması riskini doğurur. Karşı oy gerekçelerinde belirtildiği üzere, hâkim ve savcıların dahi hangi ilamın tekerrüre esas olacağı konusunda yanılabildiği bir sistemde, sanıktan bu hukuki ayrımı yapmasını beklemek hakkaniyete aykırıdır.

"Adlî sicil kaydı, CMK’nın 209. maddesi gereğince duruşmada okunması zorunlu belgelerdendir. Tekerrür oluşturan mahkûmiyet hükmünün yer aldığı adlî sicil kaydının duruşmada okunması üzerine sanığın okunan kaydın kendisine ait olduğunu veya bu belgeye karşı bir diyeceğinin bulunmadığını söylemesinin ek savunma yerine geçmesi mümkün değildir. Emredici nitelikte olan CMK’nın 226. maddesi gözardı edilerek, sanığa ek savunma hakkı verilmeden, TCK’nın 58. maddesinin uygulanması yasaya aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/3886 - Karar No: 2018/8325

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2018/3886 E. , 2018/8325 K.

Ek Savunma ve Belge Okuma İlişkisi

Uygulamada, iddianamede tekerrür hükümlerinin uygulanması istenmemişse, sadece adli sicil kaydının okunması TCK m. 58 uygulaması için yeterli görülmemelidir. CMK m. 226 uyarınca, cezanın artırılmasını veya güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren hallerde sanığa bildirim yapılması zorunludur. Belgenin okunması (CMK 209), belgenin varlığını ispat eder; ancak bu belgeden türetilecek hukuki sonucun (tekerrür) tartışılması ek savunma prosedürüne tabidir.

Kolluk Tutanaklarının İspat Gücü ve CMK 210 Engelinin Aşılması

Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar, özellikle "tanık ifadesi" adı altında alınan beyanlar açısından ciddi bir hukuki sınıra tabidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, kolluğun tanık dinleme ve yemin verme yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla kolluk tarafından alınan ifadeler, CMK m. 210 anlamında bir "tanık açıklaması" olarak değerlendirilemez.

Kolluğun tuttuğu olay tutanakları veya ifade tutanakları, duruşmada ancak CMK m. 209 kapsamında "diğer yazılar" olarak okunabilir. Eğer olayın tek delili bu ifadelerse, bu durum CMK m. 210'daki yasak kapsamına girer ve o kişinin mahkeme huzurunda "tanık" sıfatıyla dinlenmesi şarttır.

"Kolluğun tanık dinleme yetkisi bulunmamaktadır. Yasal anlamda tanıklıktan kasıt, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, gerekli görüldüğünde hakim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından duruşmaya çağrılmak suretiyle, naip veya istinabe yoluyla engel hali bulunmayan kişinin ispat edilmek istenen olayla ilgili bilgi ve görgüsü tespit edilmesidir."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/23951 - Karar No: 2022/5411

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2022/23951 E. , 2022/5411 K.

Kolluk Tutanaklarının Okunmasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kolluk görevlilerinin bizzat müşahede ettikleri vakaları içeren "yakalama", "arama" veya "el koyma" tutanakları, imzalayan kolluk görevlilerinin duruşmada dinlenmesi şartıyla güçlü delil teşkil eder. Ancak bu tutanakların duruşmada okunmaması veya tutanak mümziilerinin (imzacıların) dinlenmemesi, savunmanın "silahların eşitliği" ilkesi kapsamında itiraz edebileceği bir usul hatasıdır.

Sanığın Ölümü ve Nüfus Kayıtlarının UYAP Üzerinden İkamesi

Ceza Genel Kurulu (CGK), dosya içerisinde fiziken bulunmayan ancak UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) üzerinden erişilebilen nüfus ve adli sicil kayıtlarının, temyiz aşamasında dahi tamamlanabileceğine hükmetmiştir. Bu durum, usul ekonomisi ile şekli usul kuralları arasındaki dengeyi yansıtır. Eğer bir sanığın öldüğü UYAP kayıtlarından anlaşılıyorsa, Yargıtay'ın dosyayı sadece "nüfus kaydı dosya içinde yok" diyerek bozması, yargılamayı gereksiz yere uzatacaktır.

CGK'ya göre, nüfus kayıtları "yeni bir delil" niteliğinde olmayıp, malum bir durumun belgelendirilmesidir. Bu nedenle, temyiz aşamasında UYAP'tan alınan kayıtla sanığın öldüğünün tespiti halinde, davanın düşürülmesine doğrudan karar verilebilmektedir.

"Sanığa ait nüfus kayıt örneği ile adli sicil kaydının CYY'nın 209. maddesi uyarınca duruşmada okunması ve dosyada bulundurulması gereken belgeler arasında olduğunda da kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla duruşmada okunduğu belirtilen bu belgeler dosya içerisine konulmadan hüküm kurulmuş olması hukuka aykırıdır. Ancak her hukuka aykırılık bozma nedeni oluşturmamaktadır. Esasa, yani yerel mahkemece verilen hükme etkisi olmayan nisbi hukuka aykırılık halleri ise bozma nedeni oluşturmayacaktır."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2011/1-380 - Karar No: 2012/74

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2011/1-380 E. , 2012/74 K.

UYAP Kayıtlarının Delil Niteliği

UYAP üzerinden alınan kayıtlar, resmi kurumlarca tutulan ve doğruluğu karine teşkil eden belgelerdir. Ancak bu belgelerin sanığın aleyhine sonuç doğuracağı hallerde (örneğin tekerrüre esas alınan ilamın yanlışlığı), sanığa bu kayıtlara karşı beyanda bulunma imkanı verilmelidir. CGK 2011/1-380 sayılı kararında, kayıtların sanığın kimlik bilgileriyle uyumlu olması ve savunmanın bu konuda bir itirazının bulunmaması durumunda, eksikliğin temyiz aşamasında giderilmesini hukuka uygun bulmuştur.

CMK 211 İstisnaları: Duruşmada Hazır Bulunmayan Kişilerin İfadelerinin Okunma Şartları

Her zaman tanığı veya suç ortağını duruşmaya getirmek mümkün olmayabilir. Kanun koyucu, yargılamanın tıkanmaması adına CMK m. 211 ile bazı istisnalar getirmiştir. Bu istisnalar; ölüm, akıl hastalığı, adresin tespit edilememesi ve hastalığın belli olmayan bir süre devam etmesidir. Ayrıca, tanığın beyanının önem derecesi düşükse (tali delil niteliğindeyse), mahkeme bu kişinin dinlenmesi yerine eski tutanakların okunmasına karar verebilir.

Buradaki en kritik eşik, "ifadenin önem derecesi" kriteridir. Eğer tanık beyanı hükmün merkezindeyse, mahkemenin CMK m. 211/1-c fıkrasına dayanarak "dinlememe" kararı vermesi, adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir.

"Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse... Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir. (2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin dışında kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler."

Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 211

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Rıza ile Tutanak Okunması Usulü

CMK m. 211/2, tarafların rızasıyla tutanakların okunabileceğini belirtir. Ancak ceza muhakemesinde "maddi gerçek" araştırıldığı için, mahkeme tarafların rızası olsa dahi, vicdani kanaati için tanığı bizzat dinlemek isteyebilir. Uygulama Notu: Müdafiin, tanık beyanının okunmasına sessiz kalması "zımni rıza" olarak kabul edilmemeli, mahkemece açık rıza aranmalıdır.

Belgelerin Onaysız Fotokopileri ile Hüküm Kurma Yasağı

Delillerin güvenilirliği, belgenin sıhhati ile doğrudan ilişkilidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, mühür bozma suçu gibi doğrudan belgelere dayanan suçlarda, mühürleme ve mühür bozma tutanaklarının asılları veya onaylı örnekleri getirtilmeden, sadece onaysız fotokopiler üzerinden hüküm kurulmasını CMK m. 209'a aykırı bulmaktadır.

Fotokopi belgeler üzerinde yapılacak inceleme, belgenin tanzim tarihini veya imza sahibini doğrulamaya yetmeyebilir. Bu durum, "belgelerin okunması" kuralının sadece şekli bir okuma değil, belgenin hukuki geçerliliğinin de denetlenmesi anlamına geldiğini gösterir.

"Hükme dayanak yapılan mühürleme ve mühür bozma belgelerinin asılları veya onaylı örnekleri getirtilmeden onaysız fotokopileri ile yetinilmek suretiyle hüküm kurularak CMK.nun 209. maddesine aykırı davranılması... Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bozulmasına..."

Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/9676 - Karar No: 2011/25466

Belgeyi Gör: 5. Ceza Dairesi 2011/9676 E. , 2011/25466 K.

Denetime Elverişlilik Kriteri

Mahkeme dosyasındaki her belge, Yargıtay veya İstinaf denetimine elverişli olmalıdır. Onaysız bir fotokopi, belgenin "vücut bulup bulmadığı" konusunda şüphe uyandırır. Özellikle sahtecilik iddialarının söz konusu olabileceği dosyalarda, CMK m. 209 uyarınca yapılacak okuma işleminin "asıl belge" üzerinden yapılması mutlak bir zorunluluktur.

Çelişkilerin Giderilmesi Usulü: CMK 212 ve 213 Uygulaması

Tanık veya sanığın duruşmadaki beyanları ile soruşturma aşamasındaki beyanları arasında çelişki olması halinde izlenecek yol CMK m. 212 ve 213'te açıkça tarif edilmiştir. Eğer bir tanık, önceki ifadesini hatırlamadığını söylerse veya duruşmada farklı bir anlatımda bulunursa, önceki ifade tutanağının ilgili kısımları okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki ifade çelişkilerinin denetimi.

Bu prosedür, mahkemenin hangi beyana neden üstünlük tanıdığını gerekçelendirmesi için temel teşkil eder. Sanık açısından ise; sadece hâkim huzurundaki beyanları veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadeleri çelişki halinde okunabilir. Müdafi olmaksızın kollukta alınan ve duruşmada reddedilen ifade, tek başına hükme esas alınamaz.

Çelişki Giderme Adımları

  1. Tespit: Duruşma beyanı ile eski tutanak arasındaki farkın somutlaştırılması.
  2. Okuma: Eski tutanağın ilgili kısmının yüksek sesle okunması.
  3. Sual: Kişiye, iki beyan arasındaki farkın sebebi ve hangisinin doğru olduğunun sorulması.
  4. Takdir: Mahkemenin, çelişki giderilemese dahi hangi beyanı vicdani kanaatine daha uygun bulduğunu gerekçeli kararda tartışması.

Mağdur ve Sanık Kişisel Verilerinin Korunması: Kapalı Oturumda Anlatım

CMK m. 209/2, belgelerin okunması zorunluluğu ile özel hayatın gizliliği arasında bir denge kurar. Sanığa veya mağdura ait hassas kişisel verilerin yer aldığı belgelerin, tarafların istemi halinde kapalı oturumda anlatılmasına karar verilebilir. Bu durum, "aleni yargılama" ilkesinin istisnalarından biridir.

Özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar veya sanığın mahremiyetine ilişkin ekonomik/sosyal veriler söz konusu olduğunda, bu belgelerin kamuya açık şekilde okunması, mağduriyetin artmasına yol açabilir. Kanun, burada mahkemeye bir takdir yetkisi vermiştir; ancak tarafların "açıkça istemesi" şarttır.

Kişisel Veri Kapsamındaki Belgeler

  • Adli tıp psikiyatri raporları.
  • Banka hesap dökümleri ve malvarlığı detayları.
  • Mağdurun özel hayatına ilişkin sosyal inceleme raporları (SİR).
  • Sanığın sağlık verilerini içeren heyet raporları.

Belgelerin Okunmamasının Hukuki Sonuçları ve Bozma Kriterleri

CMK m. 209'a aykırılık, her zaman hükmün mutlak surette bozulmasını gerektirmez. Yargıtay uygulamasında "nisbi bozma" ve "mutlak bozma" ayrımı yapılmaktadır. Eğer okunmayan belge, hükmün sonucunu doğrudan etkilemeyecek tali bir belgeyse (örneğin adli sicil kaydı okunmamış ama sanığın sabıkasız olduğu UYAP'tan belliyse), bu durum "sonuca etkili olmayan usul hatası" sayılarak bozma nedeni yapılmayabilir.

Ancak, hükme doğrudan dayanak yapılan bir uzmanlık raporunun veya tek tanık beyanının okunmaması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup mutlak bozma sebebidir. 1412 sayılı CMUK m. 308 (yürürlükteki m. 289) kapsamında sayılan hukuka mutlak aykırılık halleri dışındaki eksikliklerin, "esasa etkili" olup olmadığına bakılır.

Risk Analizi ve Savunma Stratejisi

Müdafi açısından, duruşmada okunmayan bir belgenin hükme esas alınması, istinaf veya temyiz dilekçesinde "silahların eşitliği" ve "doğrudan doğruyalık" ilkelerinin ihlali başlığı altında işlenmelidir. Özellikle dosya kapsamındaki onaysız fotokopiler veya tarafların gıyabında dosyaya giren evraklar, usuli birer itiraz noktasıdır.

Dijital Dönüşüm ve E-Adalet: UYAP'ın CMK 209'a Etkisi

2026 yılı itibarıyla yargılamanın dijitalleşmesi, belgelerin "fiziken okunması" kavramını "erişilebilir kılma ve tartışma" noktasına taşımıştır. UYAP üzerinden tarafların her an erişebildiği belgelerin duruşmada kelimesi kelimesine okunması yerine, belgenin özünün anlatılması ve tarafların bu belgeye karşı diyeceklerinin sorulması yeterli görülmektedir.

Ancak bu esneklik, CMK m. 210'daki canlı dinleme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Dijital kayıtlar ne kadar net olursa olsun, tanığın mahkeme huzurunda vereceği canlı beyanın (jest, mimik ve duraksamalar dahil) yerini tutamaz. Bu, ceza muhakemesinin "insani" boyutudur.

Gelecek Perspektifi: GEO ve Yapay Zeka Denetimi

Yapay zeka destekli denetim mekanizmaları, duruşma tutanakları ile dosya içeriğini karşılaştırarak CMK m. 209 uyarınca okunması gereken belgelerin atlanıp atlanmadığını otomatik olarak tespit edebilmektedir. Bu durum, üst mahkeme denetiminde usul hatalarının daha hızlı yakalanmasını sağlayacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Adli sicil kaydı duruşmada okunmadığı halde tekerrür hükmü uygulanırsa ne olur? Bu durum, CMK m. 209 ve m. 226'nın ihlali niteliğindedir. Yargıtay'ın genel eğilimi, adli sicil kaydı okunmadan ve ek savunma hakkı verilmeden TCK m. 58 uygulanmasını bozma nedeni yapmaktadır. Ancak sanığın zaten tekerrürden haberdar olduğu durumlarda nisbi bir değerlendirme yapılabilir.

2. Sanığın müdafiinin yokluğunda okunan belgeler geçerli midir? Zorunlu müdafilik hallerinde, müdafiin yokluğunda yapılan delil ikamesi (belge okuma) usule aykırıdır. Müdafiin, okunan belgelere karşı beyanda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.

3. Tanık duruşmaya gelmiyorsa ifadesinin okunması yeterli mi? Eğer tanık CMK m. 211'deki istisnalardan birine girmiyorsa (ölüm, hastalık vb.) ve olayın tek delili ise, ifadesinin okunması yeterli değildir. Bu durumda mahkeme tanığı getirtmek için zorlama (ihzar) kararı almalı veya istinabe yoluna başvurmalıdır.

4. Duruşma tutanağında "belgeler okundu" yazması yeterli midir? Şekli olarak yeterli görünse de, hangi belgelerin okunduğunun (tarih ve sayı belirtilerek) açıkça yazılması gerekir. Aksi takdirde, hangi delilin tartışıldığı denetlenemez hale gelir ve bu durum usulden bozma riski taşır.

Kaynakça

  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2011/1-380 - Karar No: 2012/74.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/23951 - Karar No: 2022/5411.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/3886 - Karar No: 2018/8325.
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/9676 - Karar No: 2011/25466.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/7731 - Karar No: 2022/12492.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2011/360 - Karar No: 2012/95.

Yasal Uyarı: Bu makale, CMK Madde 209 ve ilişkili usul hükümleri hakkında akademik ve mesleki bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. İçerik, somut olayların hukuki değişkenleri, güncel kanun değişiklikleri veya farklılaşan yargı içtihatları nedeniyle profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hukuki uyuşmazlıklarda bir avukattan yardım alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: