CMK 187 Kapsamında Kapalı Duruşma Kararları ve Yayın Yasağının Hukuki Sınırları
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 187 Kapsamında Kapalı Duruşma Kararları ve Yayın Yasağının Hukuki Sınırları

Ceza muhakemesinde duruşma açıklığı ilkesinin istisnalarını düzenleyen CMK 187, genel ahlak ve kamu güvenliği gerekçeleriyle yargılamanın gizli yürütülmesine imkan tanırken; savunma hakkının kısıtlanmaması için gerekçeli karar ve mutlak usul kurallarına riayeti zorunlu kılar.

Ceza Muhakemesinde Duruşma Açıklığı İlkesi ve CMK 187 Kapsamı

Ceza muhakemesinde duruşma açıklığı (aleniye), adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olup, yargılamanın denetlenebilirliğini ve şeffaflığını sağlar; ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 182-191 hükümleri bu ilkeye belirli sınırlamalar getirmiştir. CMK m. 182 uyarınca duruşmalar herkese açıktır; ancak m. 187, genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebileceğini hüküm altına alır.

Kapalı duruşma tabelası ve adliye koridoru görseli

Uygulamada açıklık ilkesi, sadece mahkeme salonuna giriş serbestisi değil, aynı zamanda yargılamanın toplum tarafından izlenebilmesi ve denetlenmesi fonksiyonunu icra eder. Ancak bu hak mutlak değildir. Devlet sırlarının korunması, mağdurun onurunun korunması veya kamu düzeninin bozulması riski gibi durumlarda kanun koyucu, açıklık ilkesini ikincil plana itmiştir. Editörün Notu: CMK m. 187 kapsamında verilen kapalılık kararlarının, sadece bir usul işlemi değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması niteliğinde olduğu unutulmamalıdır.

Genel Ahlak ve Kamu Güvenliği Sebebiyle Kapalı Duruşma Kararı

Mahkeme, CMK m. 187/1 uyarınca genel ahlak veya kamu güvenliği gerekçesiyle duruşmanın kapalı yapılmasına resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Bu karar, mutlak surette gerekçeli olmalıdır; zira kapalılık kararı istisnai bir durumdur ve açıklık kuralının feda edilmesi için somut bir tehlikenin varlığı aranır.

Genel ahlak kavramı, toplumun o dönemdeki değer yargılarını ifade ederken; kamu güvenliği, devletin bekası veya toplumsal huzurun bozulma ihtimalini kapsar. Pratik uygulamada, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda mağdurun mahremiyetini korumak amacıyla genel ahlak gerekçesi sıklıkla kullanılmaktadır. Kamu güvenliği ise genellikle terör suçları veya toplumsal infial yaratabilecek hassas davalarda gündeme gelir.

"CMK'nın 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçe bölümünde, suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç (hüküm) bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da geçerli, yeterli ve kanuni olması gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2019/300 - Karar No: 2020/419

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2019/300 E. , 2020/419 K.

Kapalılık Kararının Usulü ve İtiraz Süreçleri

Kapalılık kararı verilirken mahkeme, duruşmanın kapalı yapılmasına dair istemi veya resen bu yöndeki niyetini duruşmanın başında ilan eder. Bu kararın alınması sırasında duruşma salonunda bulunanlar çıkarılır ve sadece taraflar kalır. Karar verildikten sonra duruşma kapalı celselerle devam eder.

Kapalı Duruşmada Hazır Bulunabilecek Kişiler

CMK m. 187/2 gereği, mahkeme kapalılık kararı vermiş olsa dahi, belirli kişilerin duruşmada hazır bulunmasına izin verebilir. Bu kişiler genellikle davanın tarafları, müdafiler ve vekillerdir. Ancak mahkeme, bu kişilerin de dışarıda tutulmasına karar veremez; zira bu durum doğrudan savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir.

Duruşma Yayın Yasağı ve Medya İle İlişkiler (CMK 187/3)

Duruşmanın açık yapılmasına rağmen, kamu güvenliği veya genel ahlakın korunması amacıyla mahkeme, duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını CMK m. 187/3 uyarınca yasaklayabilir. Bu yasağa aykırı hareket edilmesi, Türk Ceza Kanunu m. 285 (Gizliliğin ihlali) kapsamında cezai yaptırımlara yol açabilir.

Mahkeme kürsüsü ve yayın yasağını temsil eden mühürlü dosya

Yayın yasağı, görsel ve işitsel medyanın yanı sıra dijital platformları da kapsar. Mahkeme bu kararı verirken, basın özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki dengeyi gözetmek zorundadır. Kararın içeriğinde hangi bilgilerin yayımlanamayacağı açıkça belirtilmelidir. Uygulama notu olarak belirtilmelidir ki; yayın yasağı kararı sadece tarafları değil, kamuya açık bilgi yayan tüm mecraları bağlar.

Duruşma Türü Açıklık Durumu Kayıt ve Yayın
Genel Duruşma Tam Açık Ses ve görüntü kaydı yasak, not alma serbest
Kapalı Duruşma Kapalı Zabıt tutulur, dışarıya bilgi verilmesi yasak
Yayın Yasaklı Duruşma İzleyiciye Açık İçeriğin medyada paylaşılması yasak
Çocuk Yargılaması Zorunlu Kapalı Tamamen gizli, CMK m. 185 gereği

Savunma Hakkının Kısıtlanması ve Müdafi Yokluğunda Karar Verme Riski

Ceza muhakemesinde usul hükümlerinin ihlali, hükmün bozulması için doğrudan bir gerekçedir. Özellikle müdafiin duruşmada hazır bulunmaması veya mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi durumunda yargılamaya devam edilip edilemeyeceği meselesi, 676 ve 696 sayılı KHK'lar ile yeniden düzenlenmiştir.

"Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmayı terk etmesi hâlinde duruşmaya devam edilebilir cümlesi... eklenmiştir. Ceza muhakemesinde 'derhal uygulama' kuralı geçerlidir. Bu ilke gereğince, bir usul işlemine o sırada yürürlükte bulunan hukuk kuralı uygulanır."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2019/74 - Karar No: 2020/187

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2019/74 E. , 2020/187 K.

Bu düzenleme, duruşmaların sürüncemede kalmasını engelleme amacı taşısa da, müdafiin istifası veya görevden çekilmesi gibi durumlarda sanığa savunma hakkının tanınmaması mutlak bir bozma sebebidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatları, sanığın müdafiinin istifa etmesi durumunda bu durumun sanığa bildirilmesi ve yeni bir müdafi temini veya savunma hazırlığı için süre verilmesi gerektiğini vurgular.

Müdafi İstifası ve Savunma Hakkı: Yargıtay'ın Katı Tutumu

Sanığın müdafiinin duruşmadan kısa bir süre önce istifa etmesi ve bu durumdan sanığın haberdar edilmemesi, adil yargılanma hakkının özüne müdahale teşkil eder. Mahkemenin, müdafiin istifasını öğrendiği anda duruşmayı talik ederek sanığa bu durumu tebliğ etmesi hukuki bir zorunluluktur.

"Sanık müdafiinin 04.03.2013 tarihinde müdafiilik görevinden kendi isteği ile istifa ettiği, istifa kararı sanığa bildirilmeksizin ve son savunma hakkı verilmeksizin hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmediğinden bahisle... anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2013/18403 - Karar No: 2013/26798

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2013/18403 E. , 2013/26798 K.

Uygulamada kalem işlemlerinde bu tür istifa dilekçelerinin duruşma gününden önce dosyaya girmiş olması kritik önem taşır. Eğer hakim, istifa dilekçesine rağmen sanığa savunma için ek süre vermezse, kurulan hüküm usulden sakatlanmış sayılır.

Basit Yargılama Usulü ve Duruşma Açıklığı İstisnası

7188 sayılı Kanun ile getirilen basit yargılama usulü, belirli bir ceza sınırına kadar olan suçlarda duruşma açılmaksızın evrak üzerinden karar verilmesine olanak tanır. Bu durum, duruşma açıklığı ilkesinin en radikal istisnalarından biridir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu usulün sanık aleyhine sonuç doğurmaması için belirli denetim mekanizmaları öngörmüştür.

CMK m. 251 uyarınca, basit yargılama usulünün uygulanmasına mahkemece karar verildiğinde, sanık ve mağdura beyanlarını sunmaları için 15 günlük süre verilir. Bu süreçte bir duruşma icra edilmez. Ancak taraflardan biri bu usulle verilen karara itiraz ederse, genel hükümlere göre duruşma açılarak yargılama yapılması zorunludur.

"Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 E. 2021/4 Karar sayılı kararıyla 'basit yargılama usulü' yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar vermesi karşısında... Anayasanın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu [doğmuştur]."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/4043 - Karar No: 2022/187

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2021/4043 E. , 2022/187 K.

İcra Ceza Mahkemelerinde Duruşma Zorunluluğu

Hukuk muhakemesi ile ceza muhakemesinin kesiştiği İcra Ceza Mahkemelerinde, disiplin hapsi veya adli para cezası gerektiren suçlarda evrak üzerinden karar verilmesi sıklıkla yapılan bir usul hatasıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 349 ve 350 uyarınca, icra mahkemesinin mutlaka duruşma açarak yargılama yapması gerekir.

"İcra Mahkemesince duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle evrak üzerinden karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu... tebliğname yerinde görülmekle... kararın BOZULMASINA [karar verildi]."

Kaynak: (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi - Esas No: 2008/3523 - Karar No: 2008/3115

Belgeyi Gör: (Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/3523 E. , 2008/3115 K.

İcra ceza yargılamasında sanığa savunma imkanı tanınmadan, sadece şikayet dilekçesi ve eklerine dayanarak hüküm kurulması, CMK m. 182-191 arasındaki duruşma düzeni kurallarının açık ihlalidir.

Uyarlama Yargılamasında Duruşma Açma Şartları

Kanun değişikliği veya lehe kanun uygulaması (uyarlama yargılaması) süreçlerinde, mahkemenin dosya üzerinden mi yoksa duruşma açarak mı karar vereceği tartışmalıdır. 5728 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi bu konuda net bir kriter sunar: Eğer mahkeme bir delil tartışması yapacak veya takdir hakkını kullanacaksa duruşma açması zorunludur.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi subjektif koşulların değerlendirilmesi gereken hallerde dosya üzerinden karar verilmesi, Yargıtay tarafından savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilir.

"Hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir... Subjektif koşulların değerlendirilmesi gereken hallerde ise duruşma açılarak yapılmalıdır."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/11964 - Karar No: 2010/17894

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2010/11964 E. , 2010/17894 K.

Ceza Muhakemesinde Gerekçeli Karar ve CMK 230 Denetimi

Yargılamanın kapalı yapılması veya açıklık ilkesinin sınırlandırılması, mahkemenin gerekçe sunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Aksine, kapalılık kararı içeren dosyalarda gerekçe, yargılamanın neden toplumdan gizlendiğini izah etmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun pek çok kararında vurguladığı üzere, gerekçe bir mahkeme kararının varlık sebebidir.

"Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek ve sağlıklı bir denetime imkân sağlamak bakımından hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2019/495 - Karar No: 2021/116

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2019/495 E. , 2021/116 K.

Gerekçede Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar

  1. İddia ve savunmanın özeti.
  2. Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi.
  3. Hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi.
  4. Ulaşılan kanaat ve hukuki nitelendirme.

Zamanaşımı Denetimi ve Usul İşlemlerinin Geçerliliği

Duruşma açıklığı ilkesine aykırılık tek başına bir bozma sebebi olsa da, yargılama süreci boyunca geçen sürenin zamanaşımını durdurup durdurmadığı da denetlenmelidir. Özellikle kapalı duruşma celselerinde yapılan işlemlerin usulüne uygun olmaması, bu işlemlerin zamanaşımını kesme fonksiyonunu da etkileyebilir.

"Suça sürüklenen çocuğun eylemlerine uyan... suçlar için öngörülen cezaların üst sınırına göre... hesaplanan 5 yıl 4 aylık asli dava zamanaşımının, mahkumiyet kararının verildiği... tarihten inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması... davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE [karar verildi]."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/19951 - Karar No: 2022/187

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2020/19951 E. , 2022/187 K.

Kapalı Duruşmada Kayıt ve Zabıt Esasları

Yargılamanın kapalı yapılması, duruşma tutanaklarının tutulma biçimini değiştirmez; ancak bu tutanakların gizliliğini artırır. Kapalı duruşmada ses ve görüntü kaydı alınması ancak mahkemenin özel izniyle ve yargılama faaliyetinin bir parçası olarak mümkündür. Tarafların bu kayıtları dışarı sızdırması CMK m. 187/3 ve TCK hükümlerine aykırılık teşkil eder.

Zabıt katibi, duruşmanın kapalı yapıldığını ve dışarıdaki kişilerin salondan çıkarıldığını tutanağın başına açıkça yazmalıdır. Bu ibarenin eksikliği, üst mahkeme denetiminde duruşmanın açık yapıldığı varsayımını doğurabilir ki bu da eğer kapalılık kararı şartsa (örneğin çocuk mahkemelerinde) usuli bir hata olarak kabul edilir.

Adliye Pratiğinde Kapalı Duruşma ve Yayın Yasağı İçin Yol Haritası

Bir müdafi veya vekil olarak duruşmanın kapatılmasını veya yayın yasağı getirilmesini talep ederken şu adımlar izlenmelidir:

Adliye dosya inceleme ve uygulama notları görseli

  • Somut Gerekçelendirme: "Genel ahlak" veya "Kamu güvenliği" kavramlarını somutlaştıran deliller sunulmalıdır. Örneğin; mağdurun kimliğinin deşifre olmasının yaratacağı psikolojik yıkım veya devlet sırrı niteliğindeki belgelerin ifşası riski.
  • Talep Zamanlaması: Kapalılık talebi mümkünse duruşma başlamadan önce yazılı olarak, aksi halde duruşma başında sözlü olarak yapılmalıdır.
  • İtiraz Hakları: Kapalılık talebinin reddi kararı bir ara karardır ve asıl hükümle birlikte temyiz/istinaf edilebilir. Ancak haksız yere verilen kapalılık kararı, açıklık ilkesini ihlal ettiği için doğrudan bir bozma sebebidir.
  • Yayın Yasağı Takibi: Yayın yasağı kararı alınmışsa, bu kararın RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) gibi mercilere bildirilmesi sağlanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Mahkeme kapalılık kararı vermeden izleyicileri dışarı çıkarabilir mi? Hayır. Duruşma açıklığı asıldır. Mahkeme ancak CMK m. 187 uyarınca usulüne uygun bir ara karar alarak ve bu kararı gerekçelendirerek salonu boşaltabilir. Kararsız boşaltma usule aykırıdır.

2. Çocukların yargılandığı mahkemelerde duruşma açıklığı talep edilebilir mi? CMK m. 185 uyarınca, sanık çocuk ise duruşmanın kapalı yapılması zorunludur. Bu emredici bir hüküm olup, mahkemenin veya tarafların bu konuda takdir hakkı bulunmamaktadır.

3. Yayın yasağı kararı olan bir davanın hükmü açıkça tefhim edilebilir mi? CMK m. 182/2 uyarınca, duruşma kapalı yapılmış olsa dahi hüküm her zaman açık duruşmada tefhim edilir. Ancak hükmün içeriğindeki hassas bilgiler yayın yasağı kapsamında kalmaya devam edebilir.

4. Duruşma sırasında cep telefonu ile kayıt yapmak yayın yasağını ihlal eder mi? Duruşma salonunda her türlü ses ve görüntü kaydedici cihazın kullanılması CMK m. 183 uyarınca zaten yasaktır. Kapalı duruşmada veya yayın yasağı olan bir duruşmada bu eylem, ayrıca TCK m. 285 (Gizliliğin ihlali) suçunu oluşturabilir.

5. Basit yargılama usulünde mahkumiyet kararı verilirse duruşma açılması istenebilir mi? Evet. Sanık veya mağdur, basit yargılama usulüyle verilen karara itiraz ederse, mahkeme duruşma açmak zorundadır. Bu aşamadan sonra yargılama genel hükümlere göre (açık duruşma ile) devam eder.

6. Avukatın duruşmayı mazeretsiz terk etmesi durumunda kapalılık kararı kalkar mı? Müdafiin duruşmayı terk etmesi kapalılık kararını etkilemez. Ancak 676 sayılı KHK ile gelen düzenleme uyarınca, müdafiin mazeretsiz yokluğunda duruşmaya devam edilebilir; bu durum kapalılık statüsünü değiştirmez.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2019/74 E., 2020/187 K.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2019/300 E., 2020/419 K.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2019/495 E., 2021/116 K.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi - 2021/4043 E., 2022/187 K.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi - 2013/18403 E., 2013/26798 K.
  • (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi - 2008/3523 E., 2008/3115 K.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi - 2010/11964 E., 2010/17894 K.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi - 2020/19951 E., 2022/187 K.
  • Anayasa Mahkemesi - 2020/81 E., 2021/4 K.

Yasal Uyarı: Bu içerik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili yüksek yargı içtihatları doğrultusunda, profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın kendine özgü koşulları, zamanaşımı süreleri ve usul kuralları değişkenlik gösterebileceğinden, bu metin doğrudan hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin yetkin bir hukukçu ile takibi önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: