CMK Madde 183 ve Duruşma Salonunda Ses/Görüntü Kayıt Yasağı Analizi
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK Madde 183 ve Duruşma Salonunda Ses/Görüntü Kayıt Yasağı Analizi

5271 sayılı CMK m. 183 uyarınca adliye binaları ve duruşma salonlarında ses ve görüntü kaydı alınması mutlak surette yasaktır; bu yasak, adil yargılanma hakkı ve lekelenmeme hakkının korunması amacıyla tesis edilmiştir. Kayıt yasağının ihlali, yargılamanın güvenliğini ve tanık beyanlarının sıhhatini doğrudan etkileyen usuli bir engeldir.

Adliye Binası ve Duruşma Salonunda Kayıt Yasağının Temel Esasları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 183. maddesi, adliye binası içerisinde ve duruşma salonunda ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılmasını, kural olarak yasaklamaktadır. Bu düzenleme, yargılamanın ciddiyetini muhafaza etmek, tarafların ve özellikle tanıkların baskı altında kalmadan beyanda bulunmalarını sağlamak ve kişisel verilerin korunması amacına hizmet eder. Maddenin birinci fıkrası, duruşma başladığı andan itibaren her türlü kayıt işleminin durdurulmasını emrederken; adliye binası genelinde de benzer bir kısıtlama öngörmektedir.

Duruşma salonu girişindeki kayıt yasağı tabelası ve mahkeme kapısı.

Kayıt yasağı, yargılamanın "açıklığı" ilkesi ile karıştırılmamalıdır. Duruşmaların halka açık olması, herkesin duruşmayı izleyebileceği anlamına gelse de, bu izlemenin teknik araçlarla kayıt altına alınması kanun koyucu tarafından sınırlandırılmıştır. Uygulamada, mahkeme heyetinin veya hâkimin izni olmaksızın yapılan her türlü dijital kayıt, disiplin hapsi veya adli para cezası gibi yaptırımlara ek olarak, kaydın içeriğine göre Türk Ceza Kanunu kapsamında "özel hayatın gizliliğini ihlal" veya "ses ve görüntülerin kayda alınması" suçlarını da teşkil edebilir.

"Adliye binası içerisinde ve duruşma salonunda ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasaktır. Ancak, bu hüküm, görsel ve işitsel medyanın haber verme hakkı çerçevesinde, duruşma salonu dışında, adliye binası içinde mahkemece belirlenen yerlerde kayıt yapabilmesine engel teşkil etmez. Duruşma başladıktan sonra ise kayıt yasağı mutlak olup, hiçbir istisna kabul etmemektedir."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 183 - Gerekçe Metni

Belgeyi Gör: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

Yasağın Kapsamı ve Mekânsal Sınırları

Kayıt yasağı sadece duruşma salonu ile sınırlı olmayıp, adliye koridorları, savcılık katları ve diğer idari birimleri de kapsayan "adliye binası" bütününde geçerlidir. Ancak, mahkeme yönetiminin belirlediği alanlarda basının görüntü alması mümkündür. Duruşma salonu içinde ise, zabıt katibinin tuttuğu resmi tutanak dışında hiçbir ses veya görüntü kaydına izin verilmez.

Teknik Araçların Müsaderesi ve Disiplin Tedbirleri

Duruşma sırasında izinsiz kayıt yapıldığı tespit edildiğinde, mahkeme başkanı cihazın muhafaza altına alınmasına ve kaydın silinmesine karar verebilir. Ayrıca, bu durum duruşma düzenini bozucu bir eylem olarak kabul edilerek CMK m. 203 uyarınca disiplin hapsi yaptırımı uygulanabilir.

Maddi Hataların Düzeltilmesi ve Usuli Güvenceler

Hukuk muhakemesinde de 183. madde, ceza muhakemesindeki kayıt yasağından farklı olarak "maddi hataların düzeltilmesi" müessesesini düzenler. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 183, dosyadaki belgelerde yer alan açık yazı ve hesap hatalarının karar verilinceye kadar düzeltilebileceğini hüküm altına alır. Bu durum, usul ekonomisi ve kararın sıhhati açısından kritik bir öneme sahiptir.

Hukuk belgeleri üzerinde maddi hata düzeltme işlemleri görseli.

Yargıtay uygulamasında, maddi hatanın düzeltilmesi ile hükmün tavzihi veya tashihi arasındaki farklar titizlikle incelenmektedir. Maddi hata, tarafların iradesinden bağımsız olarak ortaya çıkan, rakam veya harf eksikliği gibi dışsal unsurlardır. Hâkim, bu hataları tarafların talebi üzerine veya kendiliğinden (re'sen) düzeltebilir. Ancak bu düzeltme, hükmün sonucunu değiştirecek mahiyette olamaz.

"Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum da dikkate alınır."

Kaynak: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 183/1

Belgeyi Gör: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

Yazım ve Hesap Hatalarının Tespiti

Maddi hata, dosya kapsamındaki bilgilerle çelişen, açıkça sehven yapıldığı belli olan hataları ifade eder. Örneğin, davacı isminin yanlış yazılması veya faiz başlangıç tarihinin yanlış belirtilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu düzeltmelerin duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden yapılması mümkündür.

Yargılama Giderlerine Etkisi

HMK m. 183/1’in ikinci cümlesi, düzeltme işleminin yargılamayı uzatması durumunda, bu gecikmeye sebebiyet veren tarafın yargılama giderlerinden sorumlu tutulacağını belirtmektedir. Bu, dürüstlük kuralının yargılama usulündeki yansımalarından biridir.

Kanun Türü Madde No Temel Konu Usul
CMK 183 Ses ve Görüntü Kaydı Yasağı Mutlak Yasak / Disiplin Tedbiri
HMK 183 Maddi Hataların Düzeltilmesi Re'sen veya Taleple / Karara Kadar
TBK 183 Alacağın Devri Yazılı Şekil Şartı / Rıza Aranmaz
TCK 183 Gürültüye Neden Olma Suçu Şikâyete Bağlı Değil / Sağlığın Zararı

Gürültüye Neden Olma Suçu ve Savunma Hakkı İlişkisi

Türk Ceza Kanunu’nun 183. maddesinde düzenlenen "Gürültüye Neden Olma" suçu, kamu sağlığını ve bireylerin huzurunu koruma amacı taşır. Bu suçun oluşması için gürültünün başkasının sağlığının zarar görmesine elverişli olması şarttır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bu suçla ilgili yargılamalarda sanığın savunma hakkının kısıtlanamayacağını, suçun yaptırımının seçimlik olarak hapis cezasını da içermesi nedeniyle sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağını vurgulamaktadır.

Adliye pratiğinde, CMK m. 195 kapsamındaki "adli para cezası gerektiren suçlarda sanık gelmese de duruşma yapılabilir" kuralı, TCK m. 183 bakımından uygulanamaz. Çünkü ilgili madde, hapis cezasını da öngörmektedir. Dolayısıyla, sanığın duruşmada hazır bulunması ve sorgusunun yapılması, yüz yüzelik ilkesinin bir gereğidir.

"TCK'nın 183. maddesinde 'İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.' şeklindeki düzenleme karşısında, atılı suçun müeyyidesinin seçimlik olarak hapis cezasına da ilişkin olduğu, yalnız adli para cezasına veya adli para cezasıyla birlikte müsadereye ilişkin olmadığından 5271 sayılı Kanunun 195/1. madde kapsamında kalmadığı cihetle, sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmelidir."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/8698 - Karar No: 2022/21427

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2022/8698 E. , 2022/21427 K.

Sağlığın Zarar Görmesine Elverişlilik Ölçütü

Suçun unsurları arasında yer alan "sağlığın zarar görmesine elverişlilik", somut bir zarar doğmasını gerektirmez. Gürültünün yoğunluğu, süresi ve yapıldığı zaman dilimi dikkate alınarak tıbbi veya teknik bir bilirkişi raporuyla belirlenmesi, yargılama pratiğinde esas alınmaktadır.

Sanığın Sorgusu Olmadan Karar Verilemeyecek Haller

CMK m. 193/2’deki "derhal beraat" istisnası dışında, mahkûmiyet kararı verilecek her durumda sanığın sorgusu zorunludur. TCK m. 183 kapsamındaki yargılamalarda sanığın yokluğunda mahkûmiyet kurulması, savunma hakkının ağır ihlali sayılmaktadır.

Duruşmanın Gizliliği ve Açıklığı Arasındaki Denge

Ceza muhakemesinde duruşmalar kural olarak açıktır (CMK m. 182). Ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde mahkeme, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına karar verebilir. CMK m. 183’teki kayıt yasağı, duruşmanın açık olduğu hallerde dahi geçerliliğini korur. Yani açıklık, izleme hakkı verirken belgeleme (kayıt altına alma) hakkı vermez.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, duruşmanın kapalı yapılmasına karar verilen hallerde bile hükmün mutlaka açık duruşmada tefhim edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Eğer duruşma kapalı yapılmışsa, buna dair gerekçeli bir kararın tutanağa geçirilmesi şarttır. Zorunlu kapalılık halleri (örneğin sanığın 18 yaşından küçük olması - CMK m. 185) dışında, mahkemenin takdirine dayalı kapalılık kararlarında usul kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalınmalıdır.

"182. madde uyarınca bir karar da alınmadığı ve CMK.nun 182/2. maddesi uyarınca duruşmanın gizli yapılmasına karar verilen hallerde dahi, hükmün 182/3. maddesine göre açık duruşmada açıklanması ve bu durumun duruşma tutanağı ve kararda doğru olarak gösterilmesi gerektiği gözetilmelidir."

Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2006/11276 - Karar No: 2010/4068

Belgeyi Gör: 5. Ceza Dairesi 2006/11276 E. , 2010/4068 K.

Gizlilik Kararının Usulü ve Gerekçesi

Mahkeme, duruşmanın kapalı yapılmasına dair kararını açık duruşmada verir ve bu kararın gerekçesini tutanakta belirtir. Gizlilik kararı alınması, CMK m. 183'teki kayıt yasağını daha da tahkim eder; zira kapalı duruşma içeriğinin dışarıya sızdırılması ayrıca cezai sorumluluk doğurur.

Hükmün Açıklanması ve Çelişki Yasağı

Hükmün sonunda "açık duruşma sonunda verilen karar okunup anlatıldı" denilmesine rağmen, duruşmanın kapalı yürütülmesi durumunda tutanaklar arasında çelişki doğar. Bu tür usuli eksiklikler, Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.

Sanığın Sorgusu ve Doğrudan Doğruyalık İlkesi

Ceza muhakemesinde davanın temel taşı sanığın sorgusudur. Doğrudan doğruyalık ve vasıtasızlık ilkeleri gereği, hâkimin sanıkla yüz yüze gelerek beyanını alması esastır. Kayıt yasağı (CMK m. 183), bu yüz yüze temasın yapay bir müdahale (kamera korkusu vb.) olmaksızın gerçekleşmesini sağlar. Sanık, kayıt altına alınmadığını bildiği bir ortamda daha serbestçe savunma yapabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iddianame okunmadan ve sanığın hakları hatırlatılmadan yapılan sorgunun savunma hakkını kısıtladığını istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Duruşma disiplini, sadece sükuneti sağlamak değil, aynı zamanda usul güvencelerini de eksiksiz yerine getirmektir.

"Ceza muhakemesinin amacı olan somut gerçeğin ortaya çıkarılması için delillerin duruşmada ortaya konulmasından sonra, bu delillerden sonuç çıkarma, yani tartışma safhası başlamaktadır. CMK'nın 193/1. maddesinde, kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı belirtilmiştir."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/184 - Karar No: 2023/694

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/184 E. , 2023/694 K.

İddianamenin Okunması Zorunluluğu

Sorgu işlemine başlanmadan önce, CMK m. 191/3-b uyarınca iddianame veya iddianame yerine geçen belgenin okunması şarttır. Bu aşama atlanarak sanığın sorgusunun yapılması, savunma hakkının ağır bir ihlali olarak değerlendirilir ve hükmün bozulmasına sebebiyet verir.

Yüz Yüzelik İlkesinin İstisnaları ve Sınırları

SEGBİS yoluyla yapılan sorgular, CMK m. 183'teki kayıt yasağının mahkeme eliyle ve denetimli bir istisnasıdır. Ancak bu durumda dahi, sanığın mahkeme huzurundaki gibi tüm haklarına sahip olması ve kaydın sadece yargılama makamları tarafından tutulması esastır.

Hükümden Önce Son Sözün Sanığa Verilmesi Zorunluluğu

Yargılama pratiğinde en çok ihmal edilen ancak mutlak bozma nedeni sayılan usul kuralı, son sözün sanığa verilmesidir. CMK m. 216/3 uyarınca, hükümden önce son söz mutlaka hazır bulunan sanığa verilmelidir. Bu kural, savunma makamının iddiaya karşı "en son" konuşma hakkını garanti altına alır. Kayıt yasağının ihlal edildiği bir duruşmada sanığın stres seviyesinin artması, son söz hakkını etkin kullanmasını engelleyebilir.

Duruşmada sanığın son söz hakkını kullanması anı.

Ceza Genel Kurulu'na göre, son sözün sanığa verilmesi, suçsuzluk karinesi ve silahların eşitliği ilkesinin bir tezahürüdür. Bu aşamada sanığın müdafiinin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmese de, sanığın bizzat kendisinin orada olması durumunda bu hakkın kullandırılmaması hukuka kesin aykırılıktır.

"Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine geçilmesinden önce son sözü alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken son sözün sanığa verilmesi kuralına uyulmaması hâli, gerek savunma hakkının sınırlandırılamayacağı ilkesine gerekse CMK'nın 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil eder."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/184 - Karar No: 2023/694

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/184 E. , 2023/694 K.

Bozmadan Sonraki Yargılamada Son Söz

Yargıtay bozma kararından sonra yapılan yargılamalarda da mahkeme, direnme kararı veya yeni bir hüküm kurmadan önce mutlaka sanığa son sözünü sormalıdır. Bozma sonrası süreç, kamu davasının kesintisizliği ilkesi gereği ilk yargılamanın devamı niteliğindedir.

Son Sözün İçeriği ve Sınırı

Sanık son sözünde dilediği savunmayı yapabilir. Mahkeme başkanı bu aşamada sanığın sözünü kesmemeli, ancak davanın esasıyla ilgisi olmayan beyanlar karşısında CMK m. 203 uyarınca duruşma disiplini yetkisini kullanmalıdır.

Ceza Muhakemesinde Temyiz Sebeplerinin Gösterilmesi ve Sınırları

Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte temyiz incelemesi hukuki denetimle sınırlandırılmıştır. CMK m. 294 uyarınca temyiz eden taraf, dilekçesinde hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini (temyiz sebeplerini) açıkça belirtmek zorundadır. Maddi hataların düzeltilmesi talepleri veya kayıt yasağı ihlali gibi usuli itirazlar bu dilekçede somutlaştırılmalıdır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, temyiz dilekçesinde sebep gösterilmemesi durumunda istemin reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir. İstinaf yolunda sebep gösterme zorunluluğu yokken (CMK m. 273/4), temyiz yolunda bu bir dava şartı haline getirilmiştir. Bu durum, Yargıtay'ın iş yükünü azaltma ve hukuki denetimi odaklama stratejisinin bir parçasıdır.

"İncelemesi hukuki denetimle sınırlı (CMK madde 294/2) olan temyiz yolunda; mülga 1412 sayılı CMUK'tan (madde 305.) da farklı şekilde, re'sen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde temyiz edenin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini göstermek zorunda olduğu şart koşulmuştur."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/9470 - Karar No: 2021/11363

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2021/9470 E. , 2021/11363 K.

Sebep Göstermeme Halinde Red Kararı

Eğer temyiz dilekçesi sadece "kararı temyiz ediyorum" gibi genel bir ifade içeriyorsa ve süresinde ek gerekçeli dilekçe verilmemişse, temyiz istemi usulden reddedilir. Bu aşamada sanık müdafiinin profesyonel özeni hayati önem taşır.

Temyiz Edilebilirlik Sınırı ve İstisnalar

Hükmün miktar itibarıyla temyiz edilebilir olup olmadığı (Örn: 3.000 TL altı adli para cezaları), CMK m. 286 kapsamında değerlendirilir. Kesin nitelikteki kararların temyizi mümkün olmadığından, bu tür başvurular CMUK m. 317 uyarınca reddedilir.

Maddi Hataların Düzeltilmesinde Yargıtay Denetimi ve Usulü

Yargıtay kararlarında yer alan yazım hataları, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca düzeltilebilir. Bu düzeltme, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel Kurulu tarafından re'sen veya talep üzerine yapılabilir. Maddi hata düzeltimi, kararın esasına dokunmadan yapılan teknik bir müdahaledir.

Özellikle sanık isimlerinin karışması, suç tarihlerinin yanlış yazılması veya tebliğname tarihlerindeki hatalar bu kapsamda ele alınır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin güncel kararlarında, maddi hatanın düzeltilmesi ile birlikte kararın esasına dair olağanüstü itiraz yollarına da başvurulabildiği görülmektedir.

"Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yazıma ilişkin maddi hataların düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel Kuruluna başvurabilir hükmüne yer verilmiş olup, yapılan incelemede Yüksek Daire kararında, dosya içeriğine aykırı olarak tebliğname tarihinin '16/10/2023' olarak yazılması maddi hata kapsamında düzeltilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/18113 - Karar No: 2024/19042

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2024/18113 E. , 2024/19042 K.

Kararın Gerekçesindeki Hatalar

Hüküm kısmında beraat yazmasına rağmen gerekçede mahkûmiyet ifadelerinin kullanılması, kararın sıhhatini zedeleyen ağır bir maddi hatadır. Bu durumda, kararın düzeltilmesi değil, çelişki nedeniyle bozulması yoluna gidilmesi gerekebilir.

Maddi Hata Düzeltiminin Sınırı

Düzeltme yoluyla, verilen bir mahkûmiyet kararı beraate veya beraat kararı mahkûmiyete dönüştürülemez. Bu yöndeki değişiklikler ancak temyiz incelemesi veya kanun yararına bozma yoluyla mümkündür.

Alacağın Devri ve Şekil Şartları (TBK m. 183-184 Mukayesesi)

Özel hukuk alanında 183. madde, Borçlar Kanunu’nda "alacağın devri" kurumunu düzenler. Alacaklı, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Bu devrin geçerliliği, TBK m. 184 uyarınca yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Ceza muhakemesindeki 183. maddenin aksine, buradaki kural tarafların irade serbestisine dayanır. Ancak "devir yasağı" kararlaştırılmışsa, bu yasak borçlunun savunma hakkını korur. Alacağın devri ile duruşmadaki kayıt yasağı arasındaki ortak payda, her iki düzenlemenin de belirli hakların (borçlunun korunması veya yargılamanın güvenliği) tesisi için "şekli" şartlar öngörmesidir.

"Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir."

Kaynak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 183 - 184

Belgeyi Gör: TÜRK BORÇLAR KANUNU

Borçlunun Savunma Haklarının Korunması

Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, devir yasağını ileri süremez. Bu düzenleme, ticari hayatın güvenliğini ve iyi niyetli üçüncü kişilerin korunmasını amaçlar.

Devir Sözü ve Geçerlilik

Alacağın devri işlemi yazılı şekil şartına bağlıyken, alacağın devredileceğine dair verilen "söz" (taahhüt) herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak ispat hukuku açısından yazılı delil her zaman önceliklidir.

Kamu Görevlilerine Tebligat ve Avukatlık Kanunu Uygulamaları

Avukatlık Kanunu m. 183, Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligatların usulünü düzenleyerek, dosyanın tebligatla birlikte gönderilmesini zorunlu kılar. Bu düzenleme, iddia makamının dosyaya tam hakimiyetini ve savunmaya karşı hazırlıklı olmasını sağlar. Adliye pratiğinde, kalem işlemlerinin bu maddeye uygun yürümemesi, sürelerin işlemesi açısından uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.

Ayrıca, Avukatlık Kanunu m. 182, yönetmelik çıkarma yetkisini Türkiye Barolar Birliği'ne vererek, mesleki düzenlemelerin demokratik bir yapıda oluşmasını sağlar. Bu maddeler, yargının sacayağı olan avukatlık mesleğinin icrasında usuli düzeni tesis eder.

"Bu kanun gereğince Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligatta ilgili dosyanın da birlikte gönderilmesi şarttır. Ayrıca, yönetmelikle veya diğer bir düzenleyici işlemle avukatlık stajına kabulde, staj döneminde ve avukatlık mesleğine kabulde sınav veya benzeri bir rejim öngörülemez."

Kaynak: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 182 - 183

Belgeyi Gör: AVUKATLIK KANUNU

Dosyanın Birlikte Gönderilmesi İlkesi

Savcılara yapılan tebligatlarda sadece tebliğ zarfının gönderilmesi yeterli değildir; dosyanın aslı veya onaylı sureti tebliğ ile birlikte sunulmalıdır. Aksi takdirde, savunma hakkı bağlamında "bilgiye erişim" engellenmiş sayılabilir.

Avukatlık Kıdemine Sayılacak Hizmetler

Avukatlık Kanunu m. 184 uyarınca, belirli kamu hizmetlerinden avukatlığa geçenlerin bu süreleri kıdemlerine eklenir. Bu, meslek mensuplarının özlük haklarının korunması açısından kritik bir düzenlemedir.

Uyuşturucu Madde Ticaretinde Yer Bakımından Artırım

TCK m. 188/3-4 bağlamında uyuşturucu madde ticaretinin okul, ibadethane veya hastane gibi yerlere yakın mesafede (200 metre) işlenmesi cezayı artırıcı bir nedendir. Bazı Yargıtay kararlarında bu artırımın "TCK m. 183/3" şeklinde yanlış atıf yapıldığı görülmekle birlikte, asıl kastedilen yer bakımından ağırlaştırıcı nedenlerdir.

Mahkemeler, uyuşturucu satılan yerin bu hassas noktalara mesafesini mutlaka keşif yoluyla belirlemelidir. Sadece emniyet tutanaklarına dayanarak yapılan artırımlar, Yargıtay tarafından "yetersiz inceleme" gerekçesiyle bozulmaktadır.

"Sanığın uyuşturucu madde sattığı yerin ibadethane ve okula iki yüz metreden yakın mesafede olup olmadığına yönelik olarak, gerektiğinde keşif yapılıp sabit olması halinde temel cezanın alt sınırı aşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/3164 - Karar No: 2017/156

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2016/3164 E. , 2017/156 K.

Keşif ve Bilirkişi Ölçümü

Mesafe ölçümü kuş uçuşu değil, yaya veya araçla ulaşım güzergahı dikkate alınarak yapılmalıdır. Ölçüm hataları, sanığın alacağı cezanın miktarını doğrudan etkilediği için usul kurallarına tam riayet şarttır.

Ek Savunma Hakkı

Cezanın artırılmasını gerektiren bu durum (yer bakımından artırım) iddianamede gösterilmemişse, CMK m. 226 uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden uygulama yapılamaz.

Duruşma Disiplini ve Kayıt Yasağı İhlalinin Yargılama Sürecine Etkisi

CMK m. 183 kapsamındaki kayıt yasağına aykırılık, sadece bir disiplin ihlali değil, aynı zamanda yargılamanın dürüstlük ilkesine (fair trial) zarar veren bir unsurdur. İzinsiz kayıtların sosyal medyada paylaşılması, tanıkların ifade verme isteğini kırabileceği gibi mahkeme üzerinde kamuoyu baskısı oluşmasına da neden olabilir.

Hâkimin duruşma düzenini sağlama yetkisi (CMK m. 203), bu yasakların uygulanmasında birincil araçtır. Mahkeme başkanı, duruşmanın selametini tehlikeye düşüren kişiyi salondan çıkartabileceği gibi, kayıt cihazına el koyma yetkisine de sahiptir. Bu yetki kullanılırken ölçülülük ilkesine sadık kalınmalı, savunma hakkı engellenmemelidir.

Editörün Notu: Adliye Pratiğinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Duruşma salonuna girmeden önce telefonların tamamen kapatılması veya sessize alınması, sadece bir nezaket kuralı değil, CMK m. 183'ten doğan hukuki bir zorunluluktur. Avukatların, müvekkillerini bu konuda uyarması, olası bir disiplin hapsi veya cihaz müsaderesi riskini önlemek adına mesleki bir sorumluluktur.

Kayıt Yasağının İstisnai Durumları

Mahkeme heyeti, bazen delil tespiti veya teşhis işlemleri için kendi gözetiminde kayıt yapılmasına karar verebilir. Bu kayıtlar "resmi tutanak" hükmünde olup, özel şahısların yaptığı gizli kayıtlardan tamamen ayrı bir hukuki statüye sahiptir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Duruşma salonunda not almak veya çizim yapmak CMK 183 kapsamında yasak mıdır? Hayır, CMK m. 183 sadece "ses ve görüntü alıcı aletlerin" kullanılmasını yasaklar. Not tutmak, daktilo kullanmak veya ressamların (özellikle yurtdışı örneklerinde görülen duruşma ressamları gibi) çizim yapması bu yasak kapsamında değildir. Ancak bu faaliyetler duruşma düzenini bozacak seviyeye ulaşırsa hâkim müdahale edebilir.

2. Sanık kendi savunmasını kaydetmek amacıyla telefonunu kullanabilir mi? Hayır, sanık dahil hiç kimse mahkeme izni olmaksızın kayıt yapamaz. Sanığın savunması zaten zabıt katibi aracılığıyla tutanağa geçirilmektedir. Sanık, tutanağın bir örneğini her zaman talep etme hakkına sahiptir.

3. Gazetecilerin adliye koridorlarında röportaj yapması yasak mıdır? Haber verme hakkı çerçevesinde, mahkemenin belirlediği alanlarda kayıt yapılabilir. Ancak bu kayıtlar duruşma salonunun kapısında veya tarafların geçişini engelleyecek şekilde yapılamaz. Koridorlardaki kayıtların özel hayatın gizliliğini ihlal etmemesi esastır.

4. Gizli çekilen bir duruşma kaydı delil olarak kullanılabilir mi? Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller, Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamaz. CMK m. 183'e aykırı olarak alınan bir kayıt, "yasak delil" niteliğindedir ve yargılamada kullanılamaz; aksine bu kaydı alan kişi hakkında suç duyurusunda bulunulur.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 182, 183, 185, 193, 216.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 183.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 183, 184.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 182, 183.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/184 - Karar No: 2023/694.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/8698 - Karar No: 2022/21427.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/18113 - Karar No: 2024/19042.
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2006/11276 - Karar No: 2010/4068.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/3164 - Karar No: 2017/156.

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her somut olayın kendine özgü usul ve maddi hukuk detayları bulunabileceği unutulmamalıdır. İçerik profesyonel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; hukuki uyuşmazlıklarda uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: