CMK 210 ve Doğrudan Doğruyalık İlkesi: Tanığın Duruşmada Dinlenmesi Zorunluluğu ve Usulü Hatalar
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 210 ve Doğrudan Doğruyalık İlkesi: Tanığın Duruşmada Dinlenmesi Zorunluluğu ve Usulü Hatalar

5271 sayılı CMK m. 210, olayın yegane delili olan tanığın duruşmada dinlenmesini mutlak bir zorunluluk olarak belirleyerek doğrudan doğruyalık ilkesini koruma altına alır. Tanıklıktan çekinme hakkının kullanılması durumunda önceki ifadelerin okunmasını yasaklayan bu norm, adil yargılanma hakkının temel güvencesidir.

CMK 210 Kapsamında Doğrudan Doğruyalık İlkesinin Mutlak Sınırı

Ceza muhakemesi hukukunun temel direklerinden biri olan doğrudan doğruyalık (vasıtasızlık) ilkesi, hüküm verecek olan hakimin delillerle aracı olmaksızın temas etmesini zorunlu kılar. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 210, bu ilkenin en somut ve tavizsiz uygulama alanını teşkil eder. Kanun koyucu, olayın delili yalnızca bir tanığın açıklamalarından ibaretse, bu tanığın duruşmada dinlenmesini emredici bir hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, sadece usul ekonomisiyle açıklanamayacak kadar derin, adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Hukuki riskleri ve mahkeme kararlarını temsil eden dosya ve mühür görseli.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, muhakeme sürecinde vicdani kanının oluşabilmesi için yargıcın sanık ve tanıkla yüz yüze gelmesi, onların beyanlarını bizzat duyması ve jest, mimik, ses tonu gibi sözsüz iletişim unsurlarını da değerlendirmesi gerekir. CMK m. 210/1, bu ihtiyacı hukuki bir zorunluluk haline getirerek, olayın tek delili olan tanığın beyanının yerine, daha önce alınmış tutanakların okunmasını kesin bir dille yasaklamıştır.

"Ceza Muhakemesinin temel ilkelerinden biri doğrudan doğruyalık ve sözlülük ilkesidir. Kararı verecek olan yargıcın sanık, tanık ve tüm delillerle yüzyüze gelmesi, vasıtasız bir şekilde temas etmesi gerekir. Muhakeme süjelerine bu belge ve delilleri duruşmada okuyarak, delillerin tartışılmasını sağlamak suretiyle muhakemenin sözlülük ilkesi gereğinin yerine getirilmesi AİHS 6. maddesinde de düzenlenen adil yargılama hakkının gereklerindendir."

Kaynak: 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/5116 - Karar No: 2019/9066

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2017/5116 E. , 2019/9066 K.

Anahtar Çıkarım

CMK m. 210/1 uyarınca, olayın tek delili olan tanığın beyanı yerine tutanak okunması, CMK m. 211’deki istisnai hallere dahi kapalıdır; bu zorunluluk adliye pratiğinde mutlak bir bozma nedenidir.

Olayın Tek Delili Olan Tanığın Dinlenme Zorunluluğu (m. 210/1)

CMK m. 210/1’in uygulama alanı "olayın delili bir tanığın açıklanmasından ibaret" olan vakalarla sınırlıdır. Burada "ibaret olma" hali, mahkûmiyet hükmüne esas teşkil edecek başka somut bir delilin (kamera kaydı, parmak izi, DNA bulgusu vb.) bulunmadığı durumları ifade eder. Uygulamada özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, fuhuşa aracılık veya hakaret gibi suçlarda mağdur veya tek bir tanık beyanı hükmün temelini oluşturmaktadır. Bu durumlarda, tanığın mahkeme huzuruna getirilmemesi savunma hakkını telafisi imkansız şekilde zedelemektedir.

Tanığın huzurda dinlenmesi yerine kollukta veya savcılıkta verdiği ifadenin okunmasıyla yetinilmesi, sanığın tanığa soru sorma hakkını (cross-examination) elinden almaktadır. Yargıtay, bu durumu CMK m. 217/1 anlamında "duruşmaya getirilmemiş ve huzurda tartışılmamış delil" kapsamında değerlendirerek hükmü hukuka aykırı bulmaktadır. Eğer dosya kapsamında tanığın beyanını destekleyen başka yan deliller varsa, zorunluluk hali yumuşayabilir; ancak mahkumiyetin merkezinde o tanık beyanı duruyorsa, istinabe yoluyla dinleme dahi vasıtasızlık ilkesini zedeleyebilir.

"CMK'nın 210/1. maddesi uyarınca olayın delili bir tanığın açıklanmasından ibaret ise bu tanık mutlaka duruşmada dinlenir daha önce yapılan dinleme sonucu düzenlenen tutanağın okunması dinleme yerine geçmez denilerek doğrudan doğruyalık ilkesine bu durumda istisna tanınmamıştır. CMK m. 217 gereğince hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırılabilir."

Kaynak: 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/5117 - Karar No: 2019/9516

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2017/5117 E. , 2019/9516 K.

CMK 211 ile Karşılaştırmalı Analiz: Tutanak Okunması vs. Yüz Yüze Dinleme

CMK m. 211, tanığın dinlenmesi yerine tutanakların okunabileceği istisnai halleri düzenler. Tanığın ölümü, hastalığı, bulunduğu yerin saptanamaması veya tarafların rızası gibi durumlarda tutanak okunması mümkündür. Ancak m. 210/1, m. 211’in bir "üst kuralı" niteliğindedir. Olayın tek delili o tanık ise, tanık ölmedikçe veya dinlenmesi imkansız hale gelmedikçe (maddi imkansızlık), sırf rıza ile veya "bulunduğu yerin saptanamaması" gibi gerekçelerle beyanının okunması kabul edilemez.

CMK 210 ve 211 farklarını temsil eden hukuk kitapları ve duruşma tutanağı.

Aşağıdaki tablo, bu iki norm arasındaki usuli farklılıkları ve öncelik hiyerarşisini özetlemektedir:

Usul Kriteri CMK m. 210 (Zorunluluk) CMK m. 211 (İstisna)
Hukuki Niteliği Emredici ve Mutlak Takdiri ve Şarta Bağlı
Delil Durumu Olayın yegane delili tanık beyanıdır Yan deliller mevcuttur veya rıza vardır
Okunma İmkanı Kural olarak yasaktır (m. 210/1) Hastalık, ölüm, ulaşılamama halinde mümkündür
Soru Sorma Hakkı Vazgeçilemez bir güvencedir Sınırlı şekilde feragat edilebilir
Yargıtay Denetimi Doğrudan bozma nedenidir Usulüne uygunluk denetimine tabidir

Uygulama Notu

Mahkeme heyeti, CMK m. 211 uyarınca tanığın eski ifadesini okumaya karar verdiğinde, savunma makamı eğer olayda m. 210/1 şartlarının oluştuğunu düşünüyorsa (yani tanık tek delil ise), bu karara derhal itiraz etmeli ve "doğrudan doğruyalık" ilkesinin ihlal edildiğini tutanağa geçirtmelidir.

Tanıklıktan Çekinme Halinde Önceki İfadelerin Hukuki Akıbeti (m. 210/2)

CMK m. 210/2, hukuk pratiğinde sıklıkla ihmal edilen ancak hayati öneme sahip bir yasak getirir. Eğer bir tanık, duruşmada tanıklıktan çekinme hakkını (m. 45, 46, 48) kullanırsa, bu tanığın daha önce soruşturma evresinde veya başka bir aşamada verdiği ifadeler duruşmada okunamaz. Bu kuralın rasyosu, tanığın çekinme hakkının özünü korumaktır. Tanığa "çekinebilirsin ama eski ifadeni okuruz" demek, çekinme hakkını anlamsız kılan bir yöntemdir.

Bu yasak, sadece kollukta alınan ifadeleri değil, savcılık veya sulh ceza hakimliğince alınan ifadeleri de kapsar. Eğer mahkeme, çekinen tanığın eski ifadesini hükme esas alırsa, bu durum mutlak hukuka aykırılık teşkil eder. Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Tanık, çekinme hakkı olduğu halde bu haktan vazgeçip dinlenmişse artık bu yasak uygulanmaz. Ancak "çekiniyorum" dediği andan itibaren, dosyadaki eski beyanlar hukuken "yok" hükmündedir.

"Duruşmanın vasıtasızlık (doğrudan doğruyalık ilkesi) kuralı gereği kanun koyucu tarafından zorunluluk hallerinin varlığı gözetilerek getirilmiş istisnalardır. Istisna olduğu için de kanun koyucunun belirlediği alanın dışına çıkılması kıyasen ya da geniş yorumla genişletilmesi mümkün değildir. Genişletme yargılamanın özüne dokunma anlamı taşır."

Kaynak: 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/11414 - Karar No: 2024/10651

Belgeyi Gör: 9. Ceza Dairesi 2022/11414 E. , 2024/10651 K.

Vasıtasızlık İlkesinin İstisnaları: Naip Hakim ve İstinabe Kurumu

Vasıtasızlık ilkesi mutlak olmakla birlikte, CMK m. 180 ve 196 gibi maddelerle belirli esneklikler getirilmiştir. Hastalık, malullük veya giderilmesi imkansız nedenlerle tanığın duruşmaya getirilmesi mümkün değilse, naip hakim veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verilebilir. Ancak bu yöntemlerin uygulanması, CMK m. 210/1’deki "tek delil" olma haliyle çatışmaktadır. Eğer tanık tek delil ise, istinabe yolu dahi yargıcın tanıkla temasını kestiği için risklidir.

Vasıtasızlık ilkesini ve duruşma ortamını simgeleyen hakim kürsüsü görseli.

  1. Ceza Dairesi'nin 2024 tarihli kararında belirtildiği üzere, görevsiz mahkemece yapılan işlemler kural olarak geçersizdir. Ancak tanığın ölmesi gibi geri dönülemez durumlarda eski beyanlar geçerliliğini korur. Eğer tanık hayatta ise ve ulaşılabiliyorsa, görevli mahkemece mutlaka yeniden ve yüz yüze dinlenmesi gerekir. İstinabe kurumu, mahkemenin tanığı bizzat sorgulama ve kanaat edinme hakkını kısıtladığı için, ancak "zorunluluk" halinde ve yan delillerin varlığında bir alternatif olarak düşünülmelidir.

CMK 217/1 ve Delillerin Huzurda Tartışılması Doktrini

CMK m. 217/1, ceza mahkemesi hakiminin delilleri değerlendirme yetkisini düzenlerken bir sınır çizer: "Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırabilir." Bu hüküm, m. 210 ile doğrudan bağlantılıdır. Bir tanık beyanı duruşmada okunmamışsa veya tanık bizzat dinlenmemişse, o beyan üzerine bir tartışma yürütülmesi mümkün değildir. Tartışılmayan bir delil ise vicdani kanının oluşumuna katılamaz.

Uygulamada bazen mahkemeler, tanığın eski ifadesini okuyup geçmekte, taraflara ise sadece "bir diyeceğiniz var mı?" diye sormaktadır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, bu "şekli" okumayı yeterli görmemektedir. Delilin tartışılması; o delilin sıhhatinin, çelişkilerinin ve diğer delillerle uyumunun iddia ve savunma makamları önünde masaya yatırılmasıdır. CMK m. 211 koşulları oluşsa dahi, tutanakların usulüne uygun okunmaması ve tartışılmaması CMK m. 217’nin ihlali sayılmaktadır.

AİHS 6. Madde ve Adil Yargılanma Hakkı Ekseninde Tanık Sorgulama

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 6/3-d, sanığa aleyhine olan tanıkları sorgulama veya sorgulatma hakkı tanır. CMK m. 210, bu uluslararası yükümlülüğün iç hukuktaki en güçlü yansımasıdır. Eğer bir sanık, mahkûmiyetine dayanak teşkil eden tek tanığı çapraz sorguya çekememişse, adil yargılanma hakkının özü zedelenmiş kabul edilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tanığın duruşmaya katılmamasının "haklı bir gerekçeye" dayanıp dayanmadığını ve bu eksikliğin sanık haklarını telafi edecek savunma imkanlarıyla dengelenip dengelenmediğini denetler.

Türk yargı pratiğinde, m. 210/1’in ihlal edilmesi durumunda genellikle "dengeleyici unsurlar" aranmaksızın doğrudan usuli bir bozma yoluna gidilmektedir. Bu yaklaşım, AİHM standartlarının da ötesinde bir koruma sağlamaktadır. Zira tanığın duruşmaya getirilmemesi, sadece bir usul hatası değil, aynı zamanda yargıcın maddi gerçeğe ulaşma ödevini ihmal etmesidir.

Uygulama Notu

Tanığın duruşmada dinlenmesi talebi reddedilen savunma makamı, bu reddin AİHS m. 6/3-d hükmüne aykırılık teşkil ettiğini açıkça vurgulayarak, ileride yapılacak bir bireysel başvuru için zemin oluşturmalıdır.

Görevsiz Mahkemece Alınan Tanık Beyanlarının Hüküm Kurmaya Etkisi

Görevsizlik kararı verildiğinde, görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin akıbeti CMK m. 7’de düzenlenmiştir. Kural olarak, yenilenmesi mümkün olan işlemler yenilenmelidir. Tanık beyanı, yenilenmesi mümkün (tanık hayatta ise) bir işlemdir. CMK m. 210 kapsamında, olayın tek delili olan bir tanık görevsiz mahkemede dinlenmişse, görevli mahkeme bu beyanı sadece tutanaktan okuyarak hüküm kuramaz.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2024/10651 sayılı ilamı bu konuda çok nettir: Eğer tanık ölmemişse, beyan mutlaka yenilenmelidir. Vasıtasızlık ilkesi gereği, kararı verecek olan mahkemenin tanığı bizzat dinlemesi "hükümsüzlük" yaptırımından kurtulmanın tek yoludur. Bu durum, sadece yerel mahkemeler arasındaki görev uyuşmazlığında değil, istinaf veya bozma sonrası yargılamalarda da geçerlidir.

Duruşmada Okunmayacak Belgeler ve Hukuka Aykırı Delil Riski

CMK'da delillerin ortaya konulması aşamasında hangi belgelerin okunabileceği m. 209 ve m. 211’de sayılmıştır. Ancak m. 210, "okunmayacak" değil, "okunması dinleme yerine geçmeyecek" belgeleri belirler. Bu ayrım kritiktir. Bir belgenin okunması yasak değildir; ancak m. 210/1 kapsamındaki bir tanık tutanağının okunması, o tanığın bizzat dinlenmesi borcunu ortadan kaldırmaz.

Eğer bir belge, yasak sorgu yöntemleriyle alınmışsa veya CMK m. 210/2 uyarınca çekinme hakkı kullanan bir tanığın eski beyanı ise, bu belgelerin duruşmada okunması "hukuka aykırı delil" kategorisine girer. CMK m. 206/2-a uyarınca, kanuna aykırı olarak elde edilen delilin reddedilmesi gerekir. Mahkemenin bu tür belgeleri okuması ve hatta hükme esas alması, Anayasa m. 38/6 uyarınca anayasal bir ihlaldir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi İçtihatları ve Fuhuş Suçlarındaki Uygulama

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, fuhuş suçlarında mağdurların beyanlarının merkezi rol oynaması nedeniyle CMK m. 210 ve 211 hükümlerini titizlikle uygulamaktadır. Fuhuş davalarında mağdurlar genellikle kollukta beyan verdikten sonra ulaşılamaz hale gelmekte veya ikamet değiştirmektedir. Mahkemeler bu durumda m. 211/1-a (bulunduğu yer öğrenilemeyenler) maddesine sığınarak tutanak okumaktadır.

Ancak Daire, mağdurun beyanının sanığın mahkumiyetine esas alınan yegane veya birincil delil olduğu durumlarda, m. 211’in uygulanmasını CMK m. 210/1’e aykırı bularak bozma kararları vermektedir. Mağdurun kolluk ifadesinin okunup sanığa sorulması, usulüne uygun bir "tartışma" olarak kabul edilmemekte; mağdurun mutlaka huzura getirilmesi için tüm yasal yolların (zorla getirme, adres araştırması vb.) tüketilmesini aramaktadır.

"Somut olayda, diğer sanıkların ve tanık beyanlarının yanısıra mağdur beyanları hükme esas alınarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Bu durumda somut olayda CMK'nın 211. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Mahkemece mağdurlar ... ve ...’in kolluktaki beyanı okunarak sanık ve vekillerine okunan ifadeye karşı diyecekleri sorulduktan sonra ancak hükme esas alınabileceği gözetilmeden CMK'nın 211. maddelerine aykırı davranılması..."

Kaynak: 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/5116 - Karar No: 2019/9066

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2017/5116 E. , 2019/9066 K.

Savunma Stratejisi: CMK 210 İhlali Halinde İtiraz ve Temyiz Kanun Yolları

CMK m. 210 ihlali, bir "kesin hukuka aykırılık" hali olmasa da (CMK m. 289’da sayılanlar arasında yer almaz), savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan temyiz aşamasında güçlü bir bozma nedenidir. Savunma makamı, tanığın dinlenmesi talebinin reddi kararına karşı CMK m. 206/3 uyarınca itirazlarını tutanağa geçirmeli ve bu itirazı gerekçeli istinaf/temyiz dilekçesinin merkezine koymalıdır.

Tanığın dinlenmemesi nedeniyle ortaya çıkan "bilgi eksikliği" ve "çelişki giderilememesi" olguları, şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle birleştirilerek argümante edilmelidir. Eğer tanık dinlenmiş olsaydı sanığın lehine hangi soruların sorulacağı ve hangi çelişkilerin ortaya çıkacağı dilekçede somutlaştırılmalıdır. Yargıtay, soyut bir "dinlenmedi" itirazından ziyade, dinlenmemenin hükmün sonucuna nasıl etki ettiğini (impact analysis) sorgulama eğilimindedir.

Adliye Pratiğinde Tanık Dinletme Taleplerinin Reddi ve Bozma Nedenleri

İlk derece mahkemeleri, yargılamanın uzamaması adına çoğu zaman "dosyaya yenilik katmayacağı" gerekçesiyle tanık dinletme taleplerini reddetmektedir. Oysa CMK m. 177 uyarınca sanığın tanık getirme hakkı ve m. 210 uyarınca tek tanığın dinlenme zorunluluğu karşısında mahkemenin takdir yetkisi oldukça sınırlıdır. Özellikle "olayın tek tanığı" statüsündeki kişiler için reddin gerekçesi, tanığın ölümü veya ulaşılamaması gibi fiziksel imkansızlıklar olmalıdır.

Bozma ilamlarında sıklıkla rastlanan hata, mahkemenin m. 210/1’i m. 211 ile ikame etmeye çalışmasıdır. Mahkeme, "tanığın adresi meçhul, bu yüzden ifadesini okudum" dediğinde, Yargıtay "adresi meçhul kalana kadar hangi araştırmaları yaptın?" diye sormaktadır. Kolluk aracılığıyla yapılan tek bir adres araştırması, m. 210’un emredici hükmünden kaçmak için yeterli görülmemektedir.

Risk Analizi: CMK 210 İhlalinin Sonuçları

  1. Hükmün Bozulması: İstinaf veya temyiz incelemesinde kararın usulden bozulması ve yargılamanın başa dönmesi.
  2. Tahliye Kararı: Tek delil olan tanığın dinlenememesi ve tutukluluk süresinin dolması ihtimalinde sanığın tahliyesi.
  3. Delil Karartma Şüphesinin Ortadan Kalkması: Tanığın dinlenmemesi sanığın aleyhine bir durumken, sürecin uzaması adli kontrol tedbirlerinin gevşetilmesine yol açabilir.
  4. Hukuki Tazminat: Hukuka aykırı delille kurulan mahkumiyetin ileride bozulması halinde, sanığın haksız tutukluluk nedeniyle tazminat davası açma hakkı (CMK m. 141).

Sıkça Sorulan Sorular

1. Olayın tek tanığı öldüyse mahkeme ne yapmalıdır? CMK m. 211/1-a uyarınca, tanığın ölümü halinde önceki beyanları duruşmada okunabilir ve hükme esas alınabilir. Ancak bu durumda savunmanın, tanığın sağlığında o tanığa soru sorma imkanı bulup bulmadığı (örneğin soruşturma aşamasında avukat huzurunda ifade verilip verilmediği) adil yargılanma hakkı kapsamında tartışılmalıdır. Eğer hiçbir aşamada sorgulama imkanı olmadıysa, bu beyan tek başına mahkumiyet için yeterli görülmeyebilir.

2. Sanık, tek tanığın dinlenmesinden vazgeçebilir mi? CMK m. 211/1-e maddesi tarafların rızası ile tanığın dinlenmesinden vazgeçilebileceğini öngörür. Ancak hukuk doktrininde ve bazı Yargıtay kararlarında, olayın yegane delili olan tanık söz konusu olduğunda, maddi gerçeğin araştırılması ilkesi gereği hakimin rıza ile de olsa dinlemeden vazgeçmemesi gerektiği savunulmaktadır. Uygulamada rıza varsa genellikle beyan okunmaktadır.

3. İstinabe yoluyla alınan tanık beyanı CMK m. 210/1’deki zorunluluğu karşılar mı? İstinabe bir dinleme yöntemidir ve okuma yerine geçmez. Ancak vasıtasızlık ilkesi gereği, tanıkla kararı verecek olan hakimin yüz yüze gelmesi asıldır. Çok zorunlu haller (hastalık, aşırı mesafe vb.) dışında, tek delil olan tanığın istinabe ile dinlenmesi savunma makamı tarafından "yargıcın kanaatinin eksik oluştuğu" gerekçesiyle itiraza konu edilmelidir.

4. Tanık duruşmaya gelip "hatırlamıyorum" derse eski beyanı okunabilir mi? Evet, CMK m. 212/2 uyarınca tanık beyanları arasında çelişki varsa veya tanık beyanını hatırlamıyorsa, önceki ifadesi okunarak çelişki giderilmeye çalışılır. Ancak m. 210/2 kapsamındaki "tanıklıktan çekinme" durumuyla "hatırlamama" hali karıştırılmamalıdır; çekinme halinde okuma kesinlikle yasaktır.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 7, 45, 180, 210, 211, 217.
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/5116 - Karar No: 2019/9066.
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/5117 - Karar No: 2019/9516.
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/11414 - Karar No: 2024/10651.
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6.

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, 5271 sayılı CMK ve güncel Yargıtay içtihatları çerçevesinde hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine özgü usuli detayları ve delil durumu farklılık gösterebileceğinden, hukuki süreçlerde profesyonel bir avukat desteği alınması zorunludur. Bu içerik hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: