5271 Sayılı CMK Madde 164 Kapsamında Adli Kolluk Görevleri ve Soruşturma Usulü: Adliye Pratiğinde Hukuka Aykırı Delil Riski ve Savcılık Denetimi
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

5271 Sayılı CMK Madde 164 Kapsamında Adli Kolluk Görevleri ve Soruşturma Usulü: Adliye Pratiğinde Hukuka Aykırı Delil Riski ve Savcılık Denetimi

Adli kolluk, Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda suç delillerini toplamak ve muhafaza etmekle yükümlü olan teknik birimdir. Ceza muhakemesinde delil güvenliği, adli kolluğun savcı talimatı olmaksızın yetki aşımı yapmaması ve koruma tedbirlerinde kanuni sınırlara uymasıyla doğrudan ilişkilidir.

Adli Kolluk Birimlerinin Hukuki Statüsü ve CMK 164 Uygulama Alanı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 164. maddesi, adli kolluğu klasik idari kolluktan ayırarak adli görevlerin ifasında Cumhuriyet savcısının emrine giren bir yapıyı tanımlar. Adli kolluk, sadece emniyet ve jandarma bünyesinde değil; sahil güvenlik, gümrük muhafaza ve belirli durumlarda diğer kolluk birimlerini de kapsayan geniş bir çerçeveye sahiptir. Bu birimlerin temel misyonu, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen soruşturma evresinde, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için teknik ve operasyonel işlemleri yürütmektir.

"Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder. Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir."

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 164

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Adliye pratiğinde, adli kolluğun görev alanı sadece suç şüphelisini yakalamakla sınırlı değildir. 5271 sayılı CMK m. 164 ve Adli Kolluk Yönetmeliği uyarınca; şüphelinin lehine ve aleyhine olan tüm delillerin toplanması, olay yerinde gerekli muhafaza tedbirlerinin alınması ve elde edilen verilerin hukuki bir fezleke ile savcılık makamına sunulması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu süreçte adli kolluk, idari hiyerarşiden bağımsız olarak doğrudan adli bir makamın (savcılık) denetimi altında çalışır.

Cumhuriyet Savcısının Emir ve Talimat Yetkisinin Sınırları

Ceza muhakemesi sisteminde soruşturmanın asıl sahibi Cumhuriyet savcısıdır; adli kolluk ise bu makamın "eli ve kulağı" mesabesindedir. CMK m. 164/2 uyarınca adli kolluk görevlileri, savcının adli görevlere ilişkin emirlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu emirler kural olarak yazılı olmalıdır; ancak gecikmesinde sakınca bulunan ve acele hallerde sözlü emir de verilebilir. Sözlü emirlerin bilahare yazılı hale getirilerek dosyaya eklenmesi, delil zincirinin sıhhati açısından elzemdir.

Yargıtay içtihatlarında, savcı talimatı alınmaksızın gerçekleştirilen adli işlemlerin (özellikle arama ve elkoyma) hukuka aykırı delil teşkil edeceği ve hükme esas alınamayacağı sıklıkla vurgulanmaktadır. Savcı, kolluğa "soruşturma işlemlerini yap" şeklinde genel bir yetki veremez; her somut olay ve uygulanacak her koruma tedbiri için ayrı, belirgin ve kanuna uygun talimatlar oluşturulmalıdır.

"Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir.' şeklindedir. Somut olayda adlî kolluk olarak görev yapan kolluk görevlileri aldıkları ihbar nedeniyle, Cumhuriyet savcısına bilgi verip emir almadan yetkilerinin dışına çıkarak sanığın iş yerinde arama yapmışlar ve elde ettikleri bu delillerle soruşturma işlemlerine başlamışlardır. Soruşturma işlemlerinin Cumhuriyet savcısının bilgisi ve talimatları doğrultusunda yapılması gerektiğine dair 5271 sayılı Kanun'un 164 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye uymamışlardır."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/559 - Karar No: 2024/295

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/559 E. , 2024/295 K.

Adli İşlemlerde Yazılı Emir Zorunluluğu ve İstisnaları

Soruşturma evresinde adli kolluğun kendi inisiyatifiyle yapabileceği işlemler "acele tedbirler" ile sınırlıdır. Örneğin, PVSK Ek Madde 6 kapsamında bir suçla karşılaşan kolluk, delillerin karartılmasını önleyecek tedbirleri aldıktan sonra "derhal" savcıya bilgi vermelidir. Bu noktadan itibaren savcıdan alınacak talimatın mahiyeti, yargılamanın geleceğini tayin eder. Savcının sözlü talimatının daha sonra yazılı onay ile teyit edilmemesi, savunma makamı tarafından "delil yasakları" kapsamında bir itiraz gerekçesi olarak ileri sürülebilir.

Emir Hiyerarşisinde Savcı-Amir Çatışması

CMK m. 164/3 hükmü uyarınca, adli kolluk görevlisi adli görevlerin haricindeki hizmetlerde (idari, asayiş, trafik vb.) kendi üstlerinin emrindedir. Ancak bir dosya üzerinde adli görev icra ederken, birim amirinin savcı talimatıyla çelişen bir emir vermesi halinde, hukuk devleti ilkesi gereği adli talimat önceliklidir. Bu durum, kolluk görevlisinin cezai sorumluluğunun belirlenmesinde kritik bir parametredir.

Adli ve İdari Görev Ayrımı: CMK 164/3 Kapsamında Hiyerarşik Çatışmalar

Adli kolluk personeli, doğası gereği "çift statülü" bir yapıdadır. Bir yandan İçişleri Bakanlığı’na bağlı idari hiyerarşiye tabi iken, diğer yandan adli işlemlerde Adalet Bakanlığı’nın ilgili adli birimlerine (Cumhuriyet Başsavcılığı) bağlıdır. CMK m. 164/3, bu karmaşayı önlemek adına adli görevleri net bir çizgiyle ayırmıştır. Adli kolluk görevlisi, suç şüphesi doğduğu andan itibaren mülki idare amirinin veya rütbeli üstlerinin değil, dosya savcısının emrindedir.

Uygulamada, adli kolluğun idari görevleri (örneğin devriye hizmetleri) sırasında bir suçla karşılaşması halinde statüsü aniden idariden adliye devrilir. Bu geçiş anı, adliye pratiğinde en çok usul hatasının yapıldığı "gri alan" olarak nitelendirilir. İdari yetkiyle yapılan bir "durdurma ve kimlik sorma" işleminin, savcı talimatı olmaksızın "adli aramaya" dönüşmesi, Anayasa m. 38/6 uyarınca elde edilen bulguları geçersiz kılar.

Değerlendirme Raporları ve Disiplin Sorumluluğu

CMK m. 166 uyarınca Cumhuriyet başsavcıları, her yılın sonunda adli kolluk sorumluları hakkında değerlendirme raporu düzenleyerek mülki idare amirlerine gönderir. Bu raporlama mekanizması, kolluğun savcı talimatlarına uyumunu denetleyen en önemli idari-adli köprüdür. Savcı talimatını yerine getirmeyen veya geciktiren adli kolluk görevlisi hakkında CMK m. 161/5 uyarınca doğrudan soruşturma açılması ve genel hükümlere göre cezalandırılması mümkündür.

Soruşturma İşlemlerinde Öncelik Esası ve Diğer Kolluk Birimlerinin Yetkisi

CMK m. 164/2 gereği soruşturma işlemleri "öncelikle" adli kolluğa yaptırılır. Ancak kanun koyucu, suçla mücadelenin etkinliği adına CMK m. 165 ile diğer kolluk birimlerine de kapı açmıştır. Gerektiğinde veya savcı talebiyle orman muhafaza memurları, belediye zabıtaları veya diğer kamu görevlileri de adli kolluk sıfatıyla görevlendirilebilir. Bu durumda söz konusu görevliler, o an itibarıyla CMK hükümlerine tabi olur ve adli kolluğun tüm yetki ve sorumluluklarını kuşanırlar.

Adli kolluk birimleri ve savcılık makamı arasındaki yetki hiyerarşisi şeması.

Kolluk Birimi Dayanak Mevzuat Adli Görev Yetkisi Savcı Denetimi
Emniyet 3201 s. ETK Tam Yetkili Doğrudan / Tam
Jandarma 2803 s. JTGK Kırsal Alan / Tam Yetkili Doğrudan / Tam
Gümrük Muhafaza 640 s. KHK / 5607 s. K. Kaçakçılıkla Sınırlı Sınırlı / Göreve Bağlı
Sahil Güvenlik 2692 s. SGK Deniz Alanı / Tam Yetkili Doğrudan / Tam
Diğer (Zabıta vb.) CMK m. 165 Savcı Talebiyle Geçici Talimatla Sınırlı

Gizli Soruşturma Yapan Adli Kolluk Görevlisi ile Gizli Soruşturmacı Ayrımı

Adliye pratiğinde en sık karıştırılan ve savunma stratejilerinde en çok hata yapılan alan, CMK m. 139 kapsamındaki "Gizli Soruşturmacı" ile CMK m. 160-161 kapsamındaki "Gizli Soruşturma Yapan Adli Kolluk Görevlisi" ayrımıdır. Gizli soruşturmacı (Secret Investigator), ancak CMK m. 139/7’de sınırlı olarak sayılan katalog suçlarda ve bir örgüt faaliyeti çerçevesinde mahkeme kararıyla görevlendirilebilir. Oysa "alıcı rolüne giren kolluk", genel adli kolluk görevleri kapsamında savcı talimatıyla hareket eder.

Ceza soruşturmasında delil toplama ve muhafaza sürecini simgeleyen hukukçu karesi.

"Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi hiç bir zaman kışkırtıcı ajan gibi hareket edemez. Önceden failde bulunmayan suç işleme kastı yaratılarak, fail suç işlemeye azmettirilmemelidir... Dairemizce YCGK kararları, AİHM kararları ve CMK'daki düzenleme bir arada değerlendirildiğinde CMK'nın 139. maddesi dışında kalan suçlar yönünden adli kolluk görevlisinin kimliğini gizlemesi halinde rolü 'gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi' olarak kabul edilmektedir."

Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/43396 - Karar No: 2017/10779

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2015/43396 E. , 2017/10779 K.

Kışkırtıcı Ajan Yasağı ve Adil Yargılanma Hakkı

Gizli görev yapan adli kolluk, şüpheliyi suç işlemeye teşvik edemez, suç kastını onda oluşturamaz. Eğer kolluk görevlisi olmasaydı bu suç işlenmeyecek idiyse, burada bir "provokasyon" söz konusudur ve elde edilen delil zehirli ağacın meyvesi olarak kabul edilir. Yargıtay, özellikle fuhuş ve uyuşturucu ticareti dosyalarında, kolluğun kendisini müşteri olarak tanıtıp pazarlık yapmasını, savcı talimatı varsa hukuka uygun görmekte; ancak şüpheliyi suça zorlayan eylemleri beraat gerekçesi yapmaktadır.

Delil Toplama Sürecinde Adli Kolluğun Yükümlülükleri ve Fezleke Tanzimi

Adli kolluk, sadece olay yerindeki fiziksel bulguları toplamakla değil, bu bulguların hukuk dünyasındaki geçerliliğini korumakla da görevlidir. Adli Kolluk Yönetmeliği m. 6 uyarınca, kolluk görevlileri şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olan delilleri toplamak zorundadır. Soruşturma sonunda hazırlanan fezleke, savcıya sunulan nihai rapordur ve eğer süreçte hukuka aykırı bir delil elde edilmişse, bu durum fezlekede dürüstçe belirtilmelidir.

"Adlî kolluk görevlileri, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda şüphelinin lehine veya aleyhine olan tüm delilleri, kanunda ön görülen koşullara uyarak toplamak, muhafaza altına almak ve bunları bir fezleke ile Cumhuriyet savcıısına sunmakla yükümlüdür. Hukuka aykırı delil elde edildiğinin tespiti hâlinde, fezlekede bu hususa da yer verilir."

Kaynak: Adli Kolluk Yönetmeliği - Madde 6

Belgeyi Gör: ADLİ KOLLUK YÖNETMELİĞİ

Uygulama Notu: Müdafilerin, fezlekede belirtilen delil toplama usullerini CMK m. 164 ve 161 çerçevesinde titizlikle incelemesi gerekir. Özellikle dijital delillerin imaj alma işlemi yapılmadan muhafaza edilmesi veya tanık beyanlarının savcı talimatı olmaksızın "mülakat" adı altında tutanağa geçirilmesi, yargılama aşamasında delilin reddi taleplerine dayanak oluşturur.

Savcı Talimatı Olmaksızın Yapılan İşlemlerin Hukuki Akıbeti

Adliye pratiğinde karşılaşılan en büyük risklerden biri, kolluğun ihbar üzerine kendiliğinden harekete geçerek yaptığı işlemlerdir. CMK m. 161/2 ve PVSK Ek Madde 6 uyarınca kolluk, suç şüphesi doğduğunda "acele tedbirleri" alıp savcıya bildirimde bulunmak zorundadır. Bu bildirimin yapılmaması veya savcı talimatı beklenmeden koruma tedbirlerine (arama, gözaltı vb.) girişilmesi, delili hukuka aykırı kılar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre, hukuka aykırı elde edilen delil, sanığın ikrarı ile dahi "hukuka uygun" hale getirilemez. Rızaen teslim tutanakları dahi eğer temelinde usulsüz bir arama veya savcı talimatı eksikliği barındırıyorsa, mutlak bozma nedenidir.

"Somut olayda suç işlendiği hususunda ihbar alınmış olması nedeniyle yargının yetkisinde ve değerlendirmesinde olan bir alana girilmiştir. Artık bu durumda kolluk görevlileri Cumhuriyet Savcısına bilgi verip onun talimatları doğrultusunda hareket etmek zorundadırlar. CMK’nın 119. maddesine uygun şekilde verilmiş bir arama kararı olmadan, sanığın iş yerinde yapılan arama Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırılık teşkil ettiğinden usulsüz bir aramadır ve bu aramada elde edilen deliller hükme esas alınacak nitelikte değildir."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/9793 - Karar No: 2023/1987

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2019/9793 E. , 2023/1987 K.

Arama ve El Koyma Tedbirlerinde Adli Kolluğun Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal Yetkisi

CMK m. 119/1 uyarınca kural, hakim kararıdır. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı yazılı emri, savcıya ulaşılamayan hallerde (konut ve kapalı alanlar hariç) kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapılabilir. Adli kolluk, bu istisnai yetkiyi kullanırken "gecikmesinde sakınca bulunan hal" kriterini somutlaştırmak zorundadır. Sadece genel bir ibareyle bu yetkinin kullanılması, yargı denetiminde işlemin iptaline yol açar.

Suç mahallinde adli kolluk tarafından yürütülen teknik soruşturma ve delil güvenliği.

Uygulamada, önleme araması kararlarına dayanılarak adli arama yapılması sıklıkla görülmektedir. Yargıtay, suç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren önleme aramasının sona erdiğini ve adli arama rejiminin (CMK 116-119) başladığını kabul eder. Bu aşamadan sonra savcıya haber vermeden yapılan aramalar usulsüzdür.

"Kolluk görevlileri, bir önleme araması kararına dayansın ya da dayanmasın şüphelinin veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe duyduğunda... bir koruma tedbiri olarak arama işlemini icra için CMK 116 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlara uymakla mükelleftir. Yani kolluk görevlileri mümkün ise hemen Cumhuriyet savcısına ulaşacak ve onun delaletiyle sulh ceza hakiminden arama kararı alınacaktır."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/455 - Karar No: 2024/191

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/455 E. , 2024/191 K.

Olay Yerinde Alınan Tedbirler ve Zor Kullanma Yetkisinin Sınırları

Adli kolluk görevlisi, olay mahalline intikal ettiğinde oradaki delil bütünlüğünü korumak adına kamu gücünü kullanma yetkisine sahiptir. Adli Kolluk Yönetmeliği m. 6/4 uyarınca, işlemlerin yapılmasına engel olan veya tedbirlere uymayan kişileri sözlü olarak ikaz eder. Uyulmaması halinde zor kullanarak uzaklaştırır ve gerekirse yakalama işlemi uygular. Bu yetki, adli kolluğun soruşturma güvenliğini sağlama misyonunun bir uzantısıdır.

Ancak bu zor kullanma yetkisi, suç şüphelisine yönelik işkence veya kötü muamele yasağını ihlal edecek boyuta ulaşamaz. Adli kolluk, "maddi gerçeği araştırma" gayesiyle hareket ederken şüphelinin savunma haklarını ve vücut dokunulmazlığını korumakla da mükelleftir. Adli tıp muayenesi ve nezarethane koşulları, adli kolluğun idari sorumluluğunda olup savcılık denetimine tabidir.

Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesinde Tesadüfi Deliller ve Bildirim Yükümlülüğü

Modern soruşturma tekniklerinde adli kolluk, teknik takip ve dinleme birimleri aracılığıyla yoğun veri akışı sağlar. CMK m. 138/2 uyarınca, bir suç soruşturması için yapılan dinlemede başka bir suça ilişkin "tesadüfi delil" elde edilirse, adli kolluk bu durumu "muhafaza altına alıp" derhal Cumhuriyet savcısına bildirmelidir. Bu bildirim yapılmadan veya savcıdan yeni bir yazılı emir alınmadan tesadüfi delilin soruşturmaya dahil edilmesi, iletişimin denetlenmesini hukuka aykırı hale getirir.

"Bir suç soruşturmasında görev alan adli kolluk görevlilerinin telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında yapılmakta olan soruşturmayla ilgisi olmayan ve ancak CMK'nın 135/6 maddesinde sayılan katalog suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandıran bir delil elde etmeleri halinde söz konusu delili muhafaza altına alarak durumu Cumhuriyet savcısına bildirmeleri durumunda, Cumhuriyet savcısının muhafaza altına alınan bu deliller ve soruşturmaya ilişkin emirlerini adli kolluk personeline yazılı olarak vermesi gerektiği... zaten yasal bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/4197 - Karar No: 2023/2716

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2021/4197 E. , 2023/2716 K.

Adli Kolluk Sorumluları Hakkında Değerlendirme Raporları ve Denetim Mekanizması

Adli kolluğun profesyonelliği ve hukuka bağlılığı, periyodik denetimlerle ölçülür. CMK m. 166-167 kapsamında düzenlenen değerlendirme raporları, kolluk amirlerinin terfi ve atama süreçlerinde kritik rol oynar. Cumhuriyet başsavcıları, adli kolluğun; talimatları yerine getirme hızı, delil toplamadaki teknik başarısı ve usul hükümlerine riayeti üzerinden bir puanlama yapar.

Bu mekanizma, "savcının adli kolluk üzerindeki otoritesini" simgeler. Eğer adli kolluk, savcının bilgisi dışında operasyon yapar veya delilleri manipüle ederse, bu durum raporda belirtilmekle kalmaz; aynı zamanda TCK m. 257 (Görevi Kötüye Kullanma) veya ilgili özel hükümler uyarınca cezai takibata konu olur.

Adliye Pratiğinde Karşılaşılan Usul Hataları ve Hak Kayıplarının Önlenmesi

Soruşturma evresinde adli kolluğun yaptığı bir hata, kovuşturma evresinde (mahkeme aşamasında) telafisi imkansız sonuçlar doğurabilir. Özellikle dijital materyallere el konulması sırasında CMK m. 134 hükmüne aykırı hareket edilmesi (yedekleme yapılmaması, hash değerinin alınmaması), tüm dijital delil setini geçersiz kılabilir.

Pratik Yol Haritası ve Kontrol Listesi

Profesyonel bir hukukçu, dosya incelemesinde şu adımları takip etmelidir: 1. Bildirim Saati: Suç ihbarının kolluğa ulaştığı saat ile savcıya bildirildiği saat arasındaki fark makul mü? 2. Talimatın Şekli: Savcı talimatı yazılı mı? Sözlü ise sonradan yazılı hale getirilmiş mi? 3. Yetki Aşımı: Kolluk, savcı talimatında yer almayan bir adresi mi aramış veya talimatta olmayan bir şahsı mı gözaltına almış? 4. Delil Zinciri: Delillerin olay yerinden adli emanete kadar olan süreci tutanaklarla eksiksiz belgelenmiş mi?

Adli kolluk, hukuk devletinin sahada görünen yüzüdür. Bu birimin CMK 164 sınırları içinde kalması, sadece sanık haklarını değil, aynı zamanda suçun gerçek failinin cezalandırılmasını (hukuka uygun delil ile) sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Cumhuriyet savcısının sözlü talimatı her durumda yeterli midir? Hayır. CMK m. 161/3 uyarınca emirler kural olarak yazılıdır. Acele hallerde sözlü verilebilir ancak bu emrin daha sonra gecikmeksizin yazılı hale getirilerek onaylanması gerekir. Yargıtay, yazılı hale getirilmeyen ve teyit edilmeyen sözlü emirlere dayalı işlemleri riskli bulmaktadır.

2. Adli kolluk, savcıya ulaşamadığı her durumda kolluk amirinden arama izni alabilir mi? Hayır. Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi için mutlaka hakim kararı veya savcı yazılı emri gereklidir. Kolluk amirinin yazılı emri sadece araçlar, kişiler ve dış mekanlar için (gecikmesinde sakınca bulunan hal varsa) geçerlidir.

3. "Gizli soruşturma yapan adli kolluk" ile "Gizli soruşturmacı" arasındaki temel fark nedir? Gizli soruşturmacı (CMK 139) mahkeme kararıyla atanır, örgütlü suçlara bakar ve kimliği tamamen gizli tutulan, gerekirse sahte belge kullanılan bir statüdür. Gizli soruşturma yapan adli kolluk ise savcı talimatıyla "alıcı rolü" üstlenen memurdur; tanık olarak dinlenebilir ve her suçta (provokasyon yapmamak kaydıyla) görev alabilir.

4. Kolluk fezlekesi mahkeme için bağlayıcı mıdır? Hayır. Fezleke bir iddianame taslağı niteliğindedir. Savcı fezlekeyi temel alarak iddianame hazırlar; mahkeme ise CMK m. 217 uyarınca ancak duruşmaya getirilmiş ve tartışılmış hukuka uygun delillerle vicdani kanaate ulaşır.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • Adli Kolluk Yönetmeliği (01.06.2005 tarihli Resmi Gazete).
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2023/559, Karar No: 2024/295.
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/43396, Karar No: 2017/10779.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/4197, Karar No: 2023/2716.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/9793, Karar No: 2023/1987.
  • Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2023/455, Karar No: 2024/191.

Yasal Uyarı: Bu metin genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, somut olaylara doğrudan tatbik edilemez. Her hukuki uyuşmazlığın kendine özgü dinamikleri ve usuli süreçleri bulunmaktadır. Hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir hukuki danışmanlık alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: