CMK 160 ve Cumhuriyet Savcısının Soruşturma Yürütme Yükümlülüğü: Yargıtay İçtihatları Işığında Maddi Gerçek ve Delil Toplama Esasları
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 160 ve Cumhuriyet Savcısının Soruşturma Yürütme Yükümlülüğü: Yargıtay İçtihatları Işığında Maddi Gerçek ve Delil Toplama Esasları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160 uyarınca Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği izlenimini edinir edinmez maddi gerçeği araştırmak ve şüphelinin hem lehine hem aleyhine delil toplamakla yükümlüdür; yeterli şüphe oluşmasına rağmen araştırma yapılmadan verilen takipsizlik kararları hukuka aykırılık teşkil eder.

Cumhuriyet Savcısının Soruşturma Başlatma ve Maddi Gerçeği Araştırma Görevinin Hukuki Niteliği

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 160, ceza muhakemesinin "soruşturma" evresini başlatan ve Cumhuriyet savcısına kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi kapsamında mutlak bir araştırma yükümlülüğü yükleyen temel normdur. Bu maddeye göre Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez, kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Bu yükümlülük, savcılık makamına tanınmış bir takdir yetkisi değil, maddi gerçeğe ulaşma idealinin bir gereği olarak emredici bir görevdir.

Savcılık soruşturma dosyasını ve delil incelemesini temsil eden editoryal görsel.

Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür (CMK m. 160/2). Uygulamada, özellikle "yeterli şüphe" kavramının yanlış yorumlanması nedeniyle, gerekli araştırmalar yapılmadan dosyanın işlemden kaldırılması veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmesi, Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde bozma nedeni sayılmaktadır.

"Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 04.12.2007 gün ve 2007/2-247/257 sayılı kararında açıklandığı üzere 5271 sayılı CMK'nın 160. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenen Cumhuriyet Savcısı, kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince de maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılanmanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almak ve şüphelinin haklarını korumak ile aynı Kanunun 170. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca da soruşturma evresi sonucunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlemek, aksi halde de 172. madde gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar vermek yükümlülüğü altındadır."

Kaynak: (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/12500 - Karar No: 2012/43933

Belgeyi Gör: (Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/12500 E. , 2012/43933 K.

"Yeterli Şüphe" Kavramı ve İddianame Düzenleme Eşiğinin Belirlenmesi

Soruşturma evresinin sonunda Cumhuriyet savcısının iddianame düzenleyebilmesi için "yeterli şüphe"ye ulaşmış olması gerekir. CMK m. 170/2 uyarınca, toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenir. Yeterli şüphe, bir suçun işlendiği ve bu suçun belli bir kişi tarafından gerçekleştirildiği yönünde, yargılama sonunda mahkûmiyet kararının verilmesi ihtimalinin beraat ihtimalinden daha yüksek olması durumunu ifade eder.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, Cumhuriyet savcısının bir hakim gibi delilleri nihai olarak takdir etmemesi gerektiğidir. Savcı, mevcut delillerin mahkeme huzurunda tartışılmaya değer olup olmadığını sorgulamalıdır. Eğer deliller, bir suçun işlendiğine dair makul bir kanaat uyandırıyorsa, delillerin sübut bulup bulmadığının takdir yetkisi asıl yargılamayı yapacak olan mahkemeye aittir.

Delil Takdiri ile Yeterli Şüphe Arasındaki İnce Çizgi

Uygulama pratiğinde, savcılık makamının "tanık beyanlarına itibar edilmemesi" veya "delil yetersizliği" gibi gerekçelerle KYOK vermesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ancak Yargıtay, özellikle tanıkların müştekinin akrabası olması gibi nedenlerle beyanlarının peşinen geçersiz sayılmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Delillerin güvenilirliği ve birbiriyle çelişip çelişmediği, kovuşturma aşamasında tartışılabilecek bir husustur.

İddianame İadesi ve Soruşturma Eksikliği İlişkisi

Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamenin CMK m. 174 uyarınca iadesi, genellikle m. 170'teki unsurların eksikliğine dayanır. Eğer savcı, CMK m. 160'daki delil toplama görevini yerine getirmeden, örneğin suçun sübutuna doğrudan etki edecek bir raporu almadan veya kritik bir tanığı dinlemeden iddianame düzenlemişse, bu durum "suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan bir delil toplanmadan" dava açılması anlamına gelir ki bu da iade sebebidir.

Soruşturmanın Genişletilmesi ve Eksik Soruşturma Nedeniyle İtirazın Kabulü

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı yapılan itirazlar, CMK m. 173 uyarınca Sulh Ceza Hakimliği tarafından incelenir. Hakimlik, soruşturmanın yetersiz olduğunu tespit ederse iki tür karar verebilir: Ya doğrudan iddianame düzenlenmesine karar verir (yeterli delil varsa) ya da soruşturmanın genişletilmesine karar verir (delil toplama işlemi eksikse).

Yargıtay, Cumhuriyet savcısının hiçbir araştırma yapmadan veya müştekinin beyanını alıp başka bir işlem ifa etmeden KYOK vermesi durumunda, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığını kabul etmektedir. Bu gibi hallerde Sulh Ceza Hakimi, CMK m. 173/3 uyarınca soruşturmanın genişletilmesine karar vererek eksikliklerin giderilmesini sağlamalıdır.

"Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak başvuru yöntemi de CMK'nın 173. maddesinde düzenlenmiş olup... bu hükümlerin uygulanabilmesi için Cumhuriyet Savcısının kanuna uygun bir soruşturma yapmış olması zorunlu olup Cumhuriyet Savcısının CMK'nın kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumlarda, itirazı inceleyen merciin, Cumhuriyet Savcısının CMK'nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak amacıyla itirazın kabulüne karar vermesi gerekmektedir."

Kaynak: (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/66260 - Karar No: 2012/7092

Belgeyi Gör: (Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/66260 E. , 2012/7092 K.

Dijital Deliller ve Uluslararası İstinabe Zorunluluğu

Bilişim suçlarında veya sosyal medya üzerinden işlenen hakaret, tehdit gibi suçlarda, sunucuların yurt dışında olması nedeniyle şüpheliye ulaşılamadığı gerekçesiyle KYOK verilmesi, adliye pratiğinde en çok bozulan karar türlerinden biridir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin (Siber Suçlar Sözleşmesi gibi) ve ikili yardım antlaşmalarının kullanılmamasını bir eksiklik olarak nitelendirmektedir.

Cumhuriyet savcısı, IP bilgilerine ulaşılamadığından bahisle dosyayı kapatmadan önce, ilgili devletlerle hukuki yardım (istinabe) yollarını denemek zorundadır. Şüpheli tespit edilemese dahi, dava zamanaşımı süresi boyunca "daimi arama" kararı alınarak dosyanın takibi gerekmektedir.

Siber Suçlar ve IP Tespiti Usulü

Bilişim suçlarında maddi gerçeğin araştırılması, "log file" adı verilen işlem dosyalarına ulaşılmasını gerektirir. Yer sağlayıcının yurt dışında olması, araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Savcılık, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verileri, açık kaynak araştırmaları ve gerekiyorsa uluslararası adli yardımlaşma ile failin kimlik bilgilerine ulaşmaya çalışmalıdır.

Daimi Arama Kararı ve Zamanaşımı Etkisi

Eğer tüm yasal yollar tüketilmesine rağmen şüpheliye ulaşılamıyorsa, dosyanın kapatılması yerine faile ulaşılıncaya kadar dosyanın açık tutulması (daimi arama) hukuki bir zorunluluktur. Bu, CMK m. 160'ın savcıya yüklediği "kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar" hükmünün bir uzantısıdır.

Gizli Soruşturma Yapan Adli Kolluk Görevlisi ile Gizli Soruşturmacı Ayrımı

CMK m. 139'da düzenlenen "gizli soruşturmacı" tedbiri, sadece belirli katalog suçlarda ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlarda uygulanabilen ağır bir koruma tedbiridir. Ancak, fuhuş, uyuşturucu madde ticareti veya parada sahtecilik gibi suçlarda, kolluğun kimliğini gizleyerek delil toplaması "gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi" kapsamında değerlendirilmektedir.

CMK 160 ve 139 ayrımını simgeleyen adli kolluk ve savcılık objeleri.

Bu iki kavram arasındaki en temel fark, gizli soruşturmacı için hakim kararı gerekirken, gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi için CMK m. 160 ve 161 uyarınca Cumhuriyet savcısının emrinin yeterli olmasıdır. Ancak bu durumun hukuka uygun kabul edilebilmesi için kolluğun "kışkırtıcı ajan" gibi hareket etmemesi, yani kişiyi suç işlemeye azmettirmemesi gerekir.

Parametre Gizli Soruşturmacı (CMK m. 139) Gizli Soruşturma Yapan Adli Kolluk (CMK m. 160/161)
Yasal Dayanak CMK m. 139 CMK m. 160, 161 ve Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu
Suç Kapsamı Katalog suçlar ve örgüt faaliyeti Genel yetki kapsamında tüm suçlar (içtihatla sınırlı)
Yetki Makamı Hakim kararı zorunluluğu Savcı emri (Yazılı veya acele halde sözlü)
Sınır Kimliği değiştirilebilir, suç işleyebilir (şartlı) Sadece delil toplar, kışkırtma yapamaz
Delil Niteliği Tek başına mahkumiyet için yeterli olabilir Başka delillerle desteklenmesi zorunludur

Kolluk Görevlilerinin Delil Toplama Yetkisi ve Kışkırtma Yasağı

Adli kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda suç ve faili belirlemek için alıcı rolüne girebilirler. Ancak bu süreçte, şüphelinin içinde daha önceden bulunmayan bir suç işleme kastını oluşturmamaları gerekir. Eğer failin zaten suç işleme hazırlığı veya iradesi yoksa ve kolluğun ısrarı/teşviki ile suç işlenmişse, elde edilen deliller "hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil" statüsüne girer ve hükme esas alınamaz.

Örneğin, bir fuhuş operasyonunda kolluk görevlisinin doğrudan pazarlık yapması değil, halihazırda devam eden bir pazarlığa dahil olması veya suçun işlendiği mekana müşteri kılığında girmesi maddi gerçeği araştırma kapsamında değerlendirilir. Ancak savcıdan alınmış bir görevlendirme olmaksızın yapılan bu tür işlemler, CMK m. 161/2 uyarınca hukuka aykırılık teşkil eder.

"Yargıtay Ceza Genel Kurulu... kolluk görevlilerinin CMK'nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delilleri toplamak amacıyla alıcı rolüne girerek suça azmettirmeden ve teşvik etmeden şüpheliden uyuşturucu madde satın almasını mümkün görmüştür... Cumhuriyet Savcısının yazılı veya sözlü emri olmadan yine CMK'nın 161/2. maddesi uyarınca adli kolluk görevlisinin Cumhuriyet Savcısına bilgi vermeden kimliğini gizleyerek adli işlem yapması hukuka aykırı olup elde ettiği delil de hukuka aykırı olduğundan, CMK'nın 216/3. maddesi hükme esas alınamaz."

Kaynak: 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/43326 - Karar No: 2017/14840

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2015/43326 E. , 2017/14840 K.

Şüphelinin Lehine Olan Delillerin Toplanması ve Haklarının Korunması Yükümlülüğü

CMK m. 160/2'nin savcıya yüklediği en kritik görevlerden biri, şüphelinin lehine olan delillerin de toplanmasıdır. Ceza muhakemesi, sadece suçlunun cezalandırılmasını değil, masumun korunmasını da amaçlar. Savcı, sadece mahkumiyete yarayacak verileri değil, şüphelinin masumiyetini ispatlayabilecek veya cezasını hafifletebilecek tüm delilleri (örneğin; olay anındaki HTS kayıtları, kamera görüntüleri, şahsi cezasızlık sebepleri) resen araştırmak zorundadır.

Bu yükümlülüğün ihlali, adil yargılanma hakkının (AİHS m. 6) zedelenmesi sonucunu doğurur. Silahların eşitliği prensibi gereği, devletin devasa soruşturma gücü karşısında bireyin (şüphelinin) haklarının dengelenmesi, savcının bu tarafsız ve kapsamlı araştırma yükümlülüğüne bağlıdır.

Masumiyet Karinesi ve Savcının Tarafsızlığı

Cumhuriyet savcısı, soruşturma aşamasında bir "taraf" değil, maddi gerçeği arayan bir "adli makam"dır. Dolayısıyla, şüphelinin suçsuzluğunu gösteren delilleri dosyaya eklememesi veya bunları göz ardı etmesi, görevin kötüye kullanılması riskini barındırır. Savcı, topladığı delilleri objektif bir süzgeçten geçirmeli ve beraat ihtimali daha yüksekse takdir yetkisini KYOK yönünde kullanmalıdır.

Lehine Delil Toplamamanın Kovuşturma Aşamasındaki Sonuçları

Eğer soruşturma aşamasında lehine deliller toplanmamışsa, bu durum kovuşturma aşamasında savunma tarafının işini zorlaştırır. Ancak mahkeme, CMK m. 225 ve devamı maddeleri uyarınca maddi gerçeği araştırmak adına bu delilleri resen toplayabilir. Yine de, savcılığın bu görevi ihmal etmesi, soruşturma evresinin asıl amacından sapmasına neden olur.

Mağdur Tarafından Gizlice Alınan Kayıtların Delil Değeri ve CMK 160 İlişkisi

Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, ani gelişen durumlarda ve kanıt elde etme olanağının başka türlü bulunmadığı hallerde yaptığı ses veya görüntü kayıtları, Yargıtay tarafından "hukuka uygun delil" olarak kabul edilmektedir. Bu durum, CMK m. 135'teki iletişimin denetlenmesi tedbiri ile karıştırılmamalıdır; zira m. 135, devlet görevlilerinin (üçüncü kişilerin) yaptığı kayıtları düzenler.

Müştekinin sunduğu bu tür bir CD veya ses kaydı olduğunda, Cumhuriyet savcısı "hukuka aykırı delil" diyerek doğrudan KYOK veremez. Bu kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, çözümleri sağlanmalı ve diğer delillerle birlikte "yeterli şüphe" oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmelidir.

"Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur... Bu nedenle, müşteki tarafından dosyaya ibraz edilen ve bilirkişiye çözümü yaptırılmış olan telefon görüşmesine ilişkin CD’nin... delil tespitine yönelik hukuka uygun delil niteliğinde bulunduğu değerlendirilerek, itirazın kabulüyle... soruşturmanın tamamlanması için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır."

Kaynak: 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/5251 - Karar No: 2015/23703

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2014/5251 E. , 2015/23703 K.

Özel Kanunlardaki Soruşturma Usulleri ve CMK 160 Etkileşimi

Bazı suç tiplerinde, genel soruşturma usulüne ek olarak özel şartlar (izin, yazılı başvuru vb.) öngörülmüştür. Örneğin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 162 uyarınca, zimmet suçu gibi bazı bankacılık suçlarının soruşturulması için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından savcılığa yazılı başvuruda bulunulması şarttır.

Yine Bankacılık Kanunu m. 160'ta düzenlenen zimmet suçunda, soruşturma başlamadan önce zararın tazmin edilmesi halinde cezada indirim öngörülmüştür. Bu tür "etkin pişmanlık" veya "şahsi cezasızlık" hallerinde dahi Cumhuriyet savcısı, fiilin işlenip işlenmediğini CMK 160 kapsamında araştırmakla yükümlüdür; zira usuli bir şartın (yazılı başvuru gibi) yokluğu, araştırma yükümlülüğünü değil, sadece dava açma yetkisini askıya alır.

İtiraz Merciinin Soruşturmayı Genişletme Kararı ve Uygulama Notları

KYOK kararına yapılan itirazda Sulh Ceza Hakimliği, dosyayı sadece mevcut haliyle değil, yapılması gerekip de yapılmayan işlemler açısından da incelemelidir. Eğer hakimlik, soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse, yapılacak işlemleri somut olarak belirtmelidir (Örn: X tanığının dinlenmesi, Y bölgesinde keşif yapılması).

Uygulama Notu: Sulh Ceza Hakimliği'nin soruşturmayı genişletme kararı vermesi durumunda, Cumhuriyet savcısı bu kararda belirtilen işlemleri yapmakla ve sonucuna göre yeniden bir karar (iddianame veya KYOK) vermekle yükümlüdür. Eğer hakimlik doğrudan iddianame düzenlenmesine karar vermişse (CMK m. 173/4), savcının artık bir takdir yetkisi kalmaz; iddianameyi düzenleyerek mahkemeye sunmak zorundadır.

Müştekinin İddiasının Varsayımdan İbaret Görülmesi Hatası

Savcılığın, müştekinin iddiasını "varsayım" veya "soyut iddia" olarak niteleyerek, hiçbir araştırma yapmadan dosyayı kapatması, Yargıtay tarafından "kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı" şeklinde yorumlanır. Şikayetin doğruluğunun ancak araştırma ile anlaşılabileceği, dolayısıyla araştırmanın sonucunu beklemek yerine en baştan "iddia soyut" demek CMK 160'ın ihlalidir.

Bilirkişi İncelemesi ve Teknik Raporların Eksikliği

Özellikle sahtecilik, dolandırıcılık veya taksirle yaralama gibi suçlarda, imza incelemesi veya kusur raporu alınmadan verilen KYOK kararları usule aykırıdır. Savcı, maddi gerçeği aydınlatacak teknik bilgiyi resen temin etmelidir.

Soruşturma Evresindeki Hukuki Riskler ve Hak Kayıplarının Önlenmesi

Soruşturma evresinde savcılık makamının pasif kalması veya sadece müşteki beyanı ile yetinmesi, hem suçun cezasız kalmasına (cezasızlık algısı) hem de suçsuz kişilerin uzun süre şüpheli sıfatıyla kalmasına (lekelenmeme hakkı ihlali) yol açar. Profesyonel hukukçular için bu aşamadaki en önemli görev, savcılığın yapması gereken işlemleri dilekçelerle somutlaştırmak ve delillerin kaybolma riskine karşı (CMK m. 160/2) ivedilikle muhafaza altına alınmasını talep etmektir.

Önemli Hatırlatma: CMK m. 158 uyarınca yapılan ihbar ve şikayetlerde, suçun unsurlarının oluşmadığının veya iddianın soyut olduğunun hiçbir araştırma yapılmadan açıkça anlaşıldığı hallerde "Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı" (SYOK) verilebilir. Ancak SYOK ile KYOK arasındaki bu fark, "araştırma gerektirip gerektirmeme" kriterine dayanır. Eğer iddia araştırma gerektiriyorsa, mutlaka m. 160 işletilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Cumhuriyet savcısı şüpheliyi dinlemeden kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir mi? Kural olarak, savcı maddi gerçeği araştırmak için şüphelinin de beyanını almalıdır. Ancak, suçun işlenmediğinin veya dava şartlarının oluşmadığının mevcut belgelerle kesin olarak anlaşıldığı hallerde şüpheliyi dinlemeden KYOK verilebilir. Yine de Yargıtay, özellikle müşteki ile şüpheli arasında bir uyuşmazlık varsa, şüpheliyi dinlemeden verilen kararları eksik soruşturma olarak nitelendirme eğilimindedir.

2. Sulh Ceza Hakimliği itirazı reddederse aynı suçtan dolayı tekrar şikayetçi olunabilir mi? CMK m. 173/6 uyarınca, itirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi ancak m. 172/2'deki şartın gerçekleşmesine bağlıdır. Bu şart, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra "yeni delil" meydana çıkmasıdır. Yeni delil yoksa, reddedilen itiraz kesin hüküm benzeri bir sonuç doğurur.

3. Savcı, sadece müşteki tanıklarının beyanına dayanarak iddianame düzenleyebilir mi? Evet. İddianame düzenlemek için "yeterli şüphe" kafi olup, tanıkların müşteki ile olan yakınlığı delilin değerini tartışmaya açsa da, bu durum tek başına iddianameye engel değildir. Tanık beyanları arasındaki çelişkileri gidermek veya beyanların doğruluğunu denetlemek mahkemenin (kovuşturma evresinin) görevidir.

4. Yurt dışı kaynaklı bilişim suçlarında "failin tespiti mümkün değil" gerekçesiyle dosya kapatılabilir mi? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca, sadece bu gerekçeyle KYOK verilemez. Savcılık, ilgili ülkelerle istinabe prosedürlerini işletmeli, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında bilgi talep etmelidir. Tüm yollar tükenirse, dosya kapatılmamalı, daimi arama kararı ile zamanaşımı sonuna kadar takip edilmelidir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160, 161, 170, 172, 173, 174.
  • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 160, 161, 162.
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 160, 161, 162.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/522 - Karar No: 2024/65.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/22823 - Karar No: 2018/9679.
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/43326 - Karar No: 2017/14840.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/5251 - Karar No: 2015/23703.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/7153 - Karar No: 2022/6105.
  • (Kapatılan) Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/12500 - Karar No: 2012/43933.

Yasal Uyarı: Bu içerik 05.03.2026 tarihi itibarıyla mevcut Yargıtay içtihatları ve güncel mevzuat verilerine dayalı olarak, profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine özgü koşulları (delil durumu, usuli süreler, özel kanun hükümleri) farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğinden, bu metin doğrudan bir hukuki tavsiye veya danışmanlık yerine geçmez. Somut uyuşmazlıklarda ilgili mevzuatın ve en güncel içtihatların profesyonel bir bakış açısıyla analizi esastır.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: