
5271 Sayılı CMK Madde 163 Kapsamında Sulh Ceza Hâkiminin Soruşturma Yetkisi ve İstisnai Görev Sınırları
Sulh ceza hâkiminin soruşturma evresindeki ikame yetkisi, suçüstü ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerle sınırlı olup, Cumhuriyet savcısına erişilememesi veya iş gücünün aşılması şartlarına bağlıdır. 5320 sayılı Kanun m. 11 uyarınca bu yetkiyi kullanan hâkimin kovuşturma evresindeki görev yasağına dair istisnai rejim, adil yargılanma hakkı ve tarafsızlık ilkesi ekseninde teknik bir denetime tabidir.
CMK 163 Kapsamında Sulh Ceza Hâkiminin İkame Soruşturma Yetkisi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 163, soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısının görev alanına istisnai bir müdahale alanı açmaktadır. Normal şartlar altında soruşturma işlemleri Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda adli kolluk vasıtasıyla yürütülürken, maddenin tanıdığı yetki ile sulh ceza hâkimi "bütün soruşturma işlemlerini" yapabilir hale gelmektedir. Bu yetki, asli bir yetki olmayıp, savcılık makamının işlevsiz kaldığı veya yetersiz kaldığı anlarda devreye giren ikame (subsidiarite) niteliğinde bir yetkidir.
Sulh ceza hâkiminin bu yetkiyi kullanabilmesi için kanunda sayılan sınırlı hallerin (numerus clausus) gerçekleşmesi zorunludur. Bu haller; suçüstü hali, gecikmesinde sakınca bulunan hal, Cumhuriyet savcısına erişilememesi veya olayın genişliği itibarıyla savcının iş gücünü aşmasıdır. Bu şartların varlığı, işlemin hukuka uygunluğu için ön koşul olup, herhangi birinin yokluğu halinde yapılan soruşturma işlemlerinin geçerliliği tartışmaya açılabilir.
"Suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 163/1
Soruşturma Yetkisinin Kullanılmasında Maddi Koşullar: Suçüstü ve Gecikmesinde Sakınca Bulunan Haller
Sulh ceza hâkiminin soruşturmaya müdahil olabilmesi için ilk olarak maddi bir tehlike veya ivedilik halinin bulunması gerekir. CMK m. 2 kapsamında tanımlanan "suçüstü" hali, işlenmekte olan bir suçun veya henüz işlenmiş suçun izleri sıcakken müdahale edilmesini gerektirir. Gecikmesinde sakınca bulunan hal ise, işlemin derhal yapılmaması durumunda delillerin kaybolması, şüphelinin kaçması veya suçun sonuçlarının ağırlaşması ihtimalini barındırır.
Uygulamada, özellikle örgütlü suçlarda veya geniş çaplı terör operasyonlarında, savcının bizzat bulunamadığı olay yerlerinde sulh ceza hâkiminin keşif, ifade alma veya el koyma gibi işlemleri yürütmesi bu kapsamda değerlendirilir. Ancak, "gecikmesinde sakınca" kavramı keyfi yorumlanamaz; somut olayın özelliklerine göre savcıya ulaşmanın imkansızlığı veya gecikmenin yaratacağı telafisi güç zararların objektif olarak ortaya konulması gerekir.
Cumhuriyet Savcısına Erişilememe ve İş Yükü Parametrelerinin Hukuki Denetimi
Kanun, sadece aciliyet durumunu değil, personelin (savcının) fiili durumunu da bir yetki kriteri olarak belirlemiştir. "Cumhuriyet savcısına erişilememesi", savcının izinli olması, görev yerinde bulunmaması veya iletişim kanallarının kapalı olması gibi fiziksel engelleri kapsar. "İş gücünü aşma" kriteri ise daha çok toplumsal olaylar, doğal afetler veya çok sanıklı/mağdurlu karmaşık dosyalarda gündeme gelir.
Editörün Notu: Adliye pratiğinde, nöbetçi savcının aynı anda birden fazla ölü muayenesi veya olay yeri incelemesinde olduğu senaryolarda, sulh ceza hâkiminin CMK 163 uyarınca sürece dahil olması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ancak bu durumun süreklilik arz etmesi, soruşturmanın gizliliği ve savcılık makamının bağımsızlığı açısından riskler taşıyabilir.
| Yetki Kriteri | Şartın Niteliği | Uygulama Örneği |
|---|---|---|
| Suçüstü Hali | Maddi Olay | Sıcak takip sırasında delil tespiti |
| Gecikmesinde Sakınca | Zaman Baskısı | Yurt dışına kaçma şüphesi olan şüphelinin sorgusu |
| Savcıya Erişilememe | Fiili İmkansızlık | İletişim altyapısının çöktüğü afet durumları |
| İş Gücünü Aşma | Niceliksel Yetersizlik | Çok sayıda şüphelinin aynı anda gözaltına alınması |
CMK m. 23/2 ve 5320 Sayılı Kanun m. 11 Ekseninde Hakimlerin Yasaklılığı
Hukuk sistemimizde "hakimin tarafsızlığı" ilkesi gereği, bir davada soruşturma aşamasında görev alan hakimin kovuşturma aşamasında görev alması yasaktır. CMK m. 23/2 bu kuralı açıkça düzenler. Ancak, CMK m. 163 kapsamında yapılan işlemler bu yasağın en önemli istisnasını oluşturur. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 11, CMK 163 kapsamındaki soruşturma işlemlerini yapan hakimlerin kovuşturmaya bakabileceğini hüküm altına almıştır.
Bu istisna, sulh ceza hâkiminin soruşturmanın tamamını değil, sadece "savcıya erişilemeyen" anlarda münferit işlemleri yapması varsayımına dayanır. Ancak Yargıtay, bu istisnanın kapsamını dar yorumlamaktadır. Eğer hakim, soruşturma aşamasında bir "ihbarcı" konumundaysa veya dosyanın esasına dair kesin bir kanaat oluşturmuşsa, CMK 163 istisnası dahi tarafsızlık şüphesini gidermeye yetmeyebilir.
"5271 sayılı Kanun'un 23/2. maddesinde yer alan 'Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.' şeklindeki düzenleme ile, aynı Kanun'un 163/1. maddesindeki düzenleme ve 5320 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde... adı geçen hâkimin 5271 sayılı Kanun'un 163. maddesi kapsamında soruşturmayı yürüten hâkim olmadığı gözetilmeden talebin reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği..."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/29083 - Karar No: 2021/2980
Soruşturmayı Başlatan İhbar ve Hâkimin Çekinmesi
Bir hâkimin kendi mahkemesindeki bir yargılama sırasında yeni bir suçun işlendiğini fark ederek suç duyurusunda bulunması (örneğin yalan tanıklık), onu CMK 163 kapsamındaki "soruşturma yapan hakim" yapmaz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, suç duyurusunda bulunan hâkim, soruşturmanın başlamasına yol açan kişi olsa da "soruşturma işlemlerini yürüten" kişi değildir. Dolayısıyla, bu durumdaki hâkimin CMK 23/2 kapsamında görev yasağına girmeyeceği kabul edilmektedir.
İhtiyari Çekinme ve Adil Yargılanma Hakkı
Hukuki engel (yasaklılık) bulunmasa dahi, hâkimin soruşturma aşamasındaki dahli nedeniyle kovuşturmada tarafsızlığının zedeleneceği algısı oluşuyorsa, hâkimin "çekinme" (istinkaf) hakkını kullanması mümkündür. 19. Ceza Dairesi, ihbarı yapan hâkimin kovuşturmada görev alabileceğini belirtse de, adil yargılanma hakkının "görünürde tarafsızlık" ilkesi, savunma tarafının bu konudaki haklı itirazlarının ciddiyetle ele alınmasını gerektirir.
Karşılıksız Yararlanma Suçlarında (TCK m. 163/3) Keşif ve Bilirkişi İncelemesi Pratiği
CMK m. 163'ün sulh ceza hâkimine tanıdığı en kritik yetkilerden biri keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasıdır. Özellikle karşılıksız yararlanma (elektrik, su, doğal gaz hırsızlığı) suçlarında, maddi gerçeğin tespiti için olay yerinde yapılacak teknik inceleme hayati önemdedir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bu suçlarda "vergili ve cezasız gerçek zararın" tespiti için sulh ceza hâkiminden keşif talep edilmesi gerektiğini istikrarla vurgulamaktadır.
Bu süreçte sulh ceza hâkimi, CMK m. 83 ve m. 162 uyarınca devreye girer. Cumhuriyet savcısı, şüphelinin kullanım miktarının ve usulünün belirlenmesi için hâkimden keşif kararı almasını ister. Eğer gecikmesinde sakınca varsa, savcı bu işlemi bizzat da yapabilir ancak kural olarak sulh ceza hâkiminin denetimi altında bir teknik heyet (elektrik mühendisi vb.) marifetiyle yapılması, delil sıhhati açısından tercih edilmektedir.
"Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından... uğranılan vergili ve cezasız zarar miktarının tespiti amacıyla keşif yapılması için CMK’nun 83. ve 162. maddelerine istinaden Sulh Ceza Hakimliğinden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması için talepte bulunulması... Sulh Ceza Hakimliğince gecikmesinde sakınca bulunduğu yolunda karar verildiği takdirde Cumhuriyet Savcısı tarafından keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak..."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/195 - Karar No: 2021/7536
Soruşturma İşlemlerinin Geçerliliği: Adli Kolluk ile Sulh Ceza Hakimliği Arasındaki Hiyerarşik Akış
CMK 163 kapsamında yapılan işlemlerde adli kolluk, savcı yerine doğrudan sulh ceza hâkiminin talimatlarına tabi olur. Bu durum, kolluğun çift başlılık yaşamasına neden olabilecek hassas bir dengedir. Hâkim, kolluğa olay yeri koruma, delil toplama veya ifadeye çağırma gibi emirler verebilir. Ancak bu yetki, savcılık makamının soruşturma üzerindeki genel gözetim ve denetim yetkisini tamamen ortadan kaldırmaz.
Uygulama Notu: CMK 163 uyarınca işlem yapan sulh ceza hâkimi, işlemi tamamladıktan sonra tüm tutanak ve delilleri "gecikmeksizin" ilgili Cumhuriyet savcılığına devretmek zorundadır. Soruşturmanın yönetimi, acil hal sona erdiği anda asıl sahibine (savcıya) geri döner. Hâkimin yetkisi "işlem bazlı" olup "dosya bazlı" sürekli bir soruşturma yürütme yetkisi değildir.
6222 Sayılı Kanun Uygulamasında Seyirden Yasaklama ve Yer Bakımından Yetki Çatışmaları
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun (6222 sayılı Kanun) kapsamındaki suçlarda, soruşturma başlatılmasıyla birlikte "seyirden yasaklama" koruma tedbiri kendiliğinden (ex lege) devreye girer. Bu süreçte şüphelinin en yakın kolluk birimine imza atma yükümlülüğü doğar. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, bu yükümlülüğe aykırılık halinde açılacak soruşturmalarda yetkili savcılığın belirlenmesi konusunda kritik bir içtihat geliştirmiştir.
Şüphelinin ikametgahının bulunduğu yer (MERNİS adresi), koruma tedbirinin uygulanabilirliği ve denetlenmesi bakımından belirleyicidir. Eğer şüpheli, imza atması gereken yerdeki kolluğa başvurmazsa, suçun işlendiği yer şüphelinin bulunduğu (veya bulunması gereken) yerin bağlı olduğu yargı çevresidir. Bu noktada sulh ceza hâkimleri, tedbirin kaldırılması veya itirazların değerlendirilmesi aşamasında CMK 163'ten bağımsız, özel bir kanun yetkisi kullanırlar.
"Koruma tedbiri olarak verilen 'seyirden yasaklama' kararının uygulanabilirliği ve denetlenmesi bakımından şüphelinin bulunduğu yer kavramından mernis adresinin anlaşılması gerektiği... bu haliyle suçun işlendiği yerin Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde kaldığı gözetilmeden..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/4241 - Karar No: 2018/3743
Soruşturma Evresindeki Hukuka Aykırılıkların Kanun Yararına Bozma (CMK m. 309) Yoluyla Giderilmesi
Sulh ceza hâkiminin CMK 163 veya diğer maddeler uyarınca soruşturma evresinde verdiği kararlar (itirazın reddi, keşif talebinin reddi vb.) kesin nitelik taşıdığından, bu kararlara karşı olağan temyiz yolu kapalıdır. Bu noktada devreye "kanun yararına bozma" (olağanüstü kanun yolu) girmektedir. Adalet Bakanlığı'nın ihbarı üzerine Yargıtay, sulh ceza hâkimliğinin kararındaki maddi veya muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıkları denetler.
Örneğin, savcılıkça verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar'a (KYOK) yapılan itirazın sulh ceza hâkimliğince yasal olmayan gerekçelerle kabul edilmesi durumunda, Yargıtay bu kararı bozabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bir kararında, mağdurun şuurunun yerinde olduğu ve baskı altında kalmadan şikayetinden vazgeçtiği bir olayda, sulh ceza hâkimliğinin "irade fesadı" gerekçesiyle KYOK'u kaldırması kanun yararına bozma konusu yapılmıştır.
"Mağdurun, kazadan yaklaşık üç saat sonra... CMK'nın 234. maddesindeki yasal hakları hatırlatılıp... alınan ve şuurunun yerinde olduğuna dair beyanı... karşısında, şikayet yokluğu nedeniyle verilen... kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu gözetilerek... itirazın kabulüne ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin... kararda isabet görülmemiş olup..."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/15143 - Karar No: 2016/759
Etkin Pişmanlık (TCK m. 168/5) Bildiriminin Soruşturma Aşamasındaki Usuli Zorunluluğu
Karşılıksız yararlanma suçlarında, failin kuruma verdiği zararı ödemesi halinde kamu davası açılmayacağını öngören özel bir etkin pişmanlık rejimi mevcuttur. Yargıtay, bu ödemenin yapılabilmesi için şüpheliye "önceden bildirim" yapılmasını bir dava şartı olarak kabul etmektedir. Sulh ceza hâkiminin yaptırdığı keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenen miktar, savcılıkça şüpheliye usulünce ihtar edilmelidir.
Eğer bu ihtar yapılmadan iddianame düzenlenirse, iddianame CMK m. 174 uyarınca iade edilmelidir. İade kararına karşı yapılan itirazı inceleyen mercii (Ağır Ceza Mahkemesi veya Sulh Ceza Hâkimliği), bu eksikliği gidermek yerine itirazı reddederse, karar kanun yararına bozma ile sakatlanır. Bu süreçte sulh ceza hâkiminin teknik tespiti, failin "cezasızlık" imkanından yararlanıp yararlanmayacağını belirleyen en temel veri setini oluşturur.
"Şüpheliye belirlenen vergili ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usulünce bildirilip, makul bir süre tanınması... tamamen tazmin edilmemesi halinde dava açılması gerekmektedir."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/17211 - Karar No: 2020/12248
Kanıtların Toplanması ve Muhafazasında Sulh Ceza Hâkiminin Müdahale Sınırları
Sulh ceza hâkimi, soruşturma evresinde sadece savcı yerine işlem yapan bir makam değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri sınırlayan koruma tedbirlerinin denetçisidir. Ancak CMK 163 yetkisi kullanıldığında, hâkim "tarafsız denetçi" rolünden sıyrılıp "aktif delil toplayıcı" rolüne bürünür. Bu durumun sanık hakları açısından en kritik yansıması, toplanan delillerin sıhhatidir. Hâkim tarafından el konulan veya tespit edilen bir delilin, ileride "hukuka aykırı delil" olarak nitelendirilmesi, savcı tarafından toplanan delillere oranla daha zordur; zira yargısal bir karara dayanmaktadır.
Yine de hâkim, soruşturma işlemlerini yaparken şüphelinin lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür (CMK m. 160/2 kıyasen). Sadece suçlayıcı delillere odaklanılması, silahların eşitliği ilkesine aykırılık teşkil eder ve adil yargılanma hakkının ihlali iddiasını güçlendirir.
Adliye Pratiğinde Dosya Tevzi ve Soruşturma Defteri Kayıt İşlemleri
Pratik uygulamada, sulh ceza hâkimi CMK 163 uyarınca bir işlem yaptığında, bu durum adliyenin soruşturma defterine veya UYAP sistemine "Değişik İş" (D. İş) veya doğrudan soruşturma kaydı üzerinden işlenir. Kolluk kuvveti, savcıya ulaşamadığına dair bir tutanak tutarak durumu nöbetçi sulh ceza hâkimine intikal ettirir. Hâkimin verdiği kararlar veya imzaladığı tutanaklar, birer nüshası kollukta kalmak kaydıyla ivedilikle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı Muhabere veya Soruşturma bürosuna gönderilir.
Yargılama giderleri açısından da (bilirkişi ücreti, keşif harcı vb.), hâkimin CMK 163 kapsamında verdiği emirler, Hazine tarafından karşılanır. Daha sonra mahkumiyet halinde bu giderler sanığa yükletilir. Ancak CMK m. 324/4 uyarınca, giderlerin terkin sınırının (2026 yılı güncel limitleri dahilinde) altında kalması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılması gerektiği unutulmamalıdır.
"6352 sayılı Kanun'un 100. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 324/4. maddesinin... hükmü karşısında, 20 TL'den az olan 16,00 TL yargılama giderinin Hazine üzerine bırakılması yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi [bozmayı gerektirir]..."
Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/32974 - Karar No: 2016/19112
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sulh ceza hâkimi tarafından CMK 163 uyarınca alınan ifade, savcılık ifadesi hükmünde midir? Evet, CMK 163/1'deki "bütün soruşturma işlemlerini yapabilir" ibaresi uyarınca, hâkim tarafından alınan ifade yasal olarak savcılık ifadesiyle aynı usuli sonuçları doğurur. Ancak bu ifadenin alınması sırasında müdafi yardımı ve CMK 147'deki hakların hatırlatılması zorunludur.
2. Cumhuriyet savcısı görevine döndüğünde, hâkimin yaptığı işlemleri tekrarlamak zorunda mıdır? Hayır. Hâkim tarafından yapılan işlemler adli bir işlemdir ve geçerliliğini korur. Ancak savcı, maddi gerçeğin araştırılması kapsamında bu işlemlerin yetersiz olduğunu düşünürse, ek soruşturma işlemleri yapabilir veya bilirkişiden ek rapor talep edebilir.
3. CMK 163 yetkisi kapsamında tutuklama kararı verilebilir mi? Tutuklama zaten sulh ceza hâkiminin yetkisindedir. Ancak CMK 163'ün farkı, savcının talebi olmaksızın hâkimin re'sen tutuklama yoluna gidip gidemeyeceğidir. Doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, "bütün soruşturma işlemlerini yapma" yetkisi, savcının erişilemediği ekstrem durumlarda bu yetkiyi de kapsayabileceği yönündedir; fakat uygulamada savcının gıyabında dahi olsa bir "talep" mekanizması aranmaktadır.
4. Sulh ceza hâkiminin soruşturma işlemi yapması "ihsas-ı rey" sayılır mı? Hayır, 5320 sayılı Kanun m. 11 açıkça bu durumun bir yasaklılık sebebi oluşturmadığını düzenlemiştir. Hâkimin delil toplaması veya keşif yapması, davanın esasına dair bir hüküm kurduğu anlamına gelmez. Ancak hâkim, işlem sırasında tutanağa "şüphelinin suçlu olduğu sabittir" gibi kesin hüküm içeren ifadeler yazarsa, bu durum tarafsızlığı şüpheye düşürebilir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun.
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/195, Karar No: 2021/7536.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/4241, Karar No: 2018/3743.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/15143, Karar No: 2016/759.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/29083, Karar No: 2021/2980.
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/32974, Karar No: 2016/19112.
Yasal Uyarı: Bu metin, CMK 163 ve ilgili yargısal pratikler üzerine akademik ve teknik bir inceleme olup, genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Somut olayların özellikleri, yetki ve usul kurallarının uygulanmasını değiştirebilir. Profesyonel hukuki yardım almadan bu metindeki bilgilerle işlem yapılması tavsiye edilmez. KVKK kapsamında vaka örnekleri anonimleştirilmiştir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.