Soruşturma Evresinde Cumhuriyet Savcısının Hakim Kararı İstemi: CMK 162 Uygulamasında Yetki ve Usul Denetimi
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Soruşturma Evresinde Cumhuriyet Savcısının Hakim Kararı İstemi: CMK 162 Uygulamasında Yetki ve Usul Denetimi

5271 sayılı CMK 162. maddesi, soruşturma evresinde sadece hakim tarafından yapılabilecek işlemler için Cumhuriyet savcısının Sulh Ceza Hakimliğine başvurma usulünü ve yargısal denetimin sınırlarını düzenleyen temel usul normudur.

Cumhuriyet Savcısının Hakim Kararı İsteminin Hukuki Temeli ve CMK 162 Uygulaması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 162. maddesi, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının yetki alanını aşan ve münhasıran hakim tarafından yapılması gereken işlemler için izlenmesi gereken prosedürü tayin eder. Kanun koyucu, soruşturmanın mülkiyetine sahip olan Cumhuriyet savcısına geniş yetkiler tanımış olsa da kişi hak ve hürriyetlerine doğrudan müdahale teşkil eden veya yargısal bir değerlendirme gerektiren işlemlerin yapılmasını sulh ceza hakiminin kararına bağlamıştır. Bu kapsamda CMK 162, bir yetki devri değil, soruşturmanın hukuka uygunluk denetimi altında yürütülmesini sağlayan bir köprü vazifesi görür.

Cumhuriyet savcısı, ancak hakim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine ihtiyaç duyduğunda, istemlerini bu işlerin yapılacağı yerin sulh ceza hakimine bildirir. Sulh ceza hakimi, bu istemin kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek bir karar verir ve gerekirse işlemin icrasını bizzat gerçekleştirir veya usulüne uygun şekilde yerine getirilmesini sağlar. Bu süreçte hakimin inceleme yetkisi, sadece talebin şekli uygunluğuyla sınırlı olmayıp, işlemin maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığını da kapsar.

Uygulama Notu: Sulh Ceza Hakimliğinin İnceleme Sınırı

Sulh ceza hakimi, CMK 162 uyarınca kendisine gelen talebi incelerken, soruşturmanın gizliliğini ihlal etmeden ancak talebin dayanağı olan somut şüpheyi denetleyerek karar vermelidir. Hakim, savcının takdir yetkisine müdahale edemez; fakat istenilen işlemin kanuni bir dayanağının bulunup bulunmadığını ve o aşamada işlemin yapılmasının mutlak surette gerekli olup olmadığını sorgulamakla yükümlüdür.

Soruşturma İşlemlerinde Yetki Paylaşımı ve Hakim Müdahalesinin Sınırları

Ceza muhakemesi sistemimizde soruşturma evresinde asıl yetkili merci Cumhuriyet savcısıdır; ancak normatif hiyerarşi gereği belirli işlemler "hakim güvencesine" tabi kılınmıştır. CMK 162, bu ayrımı netleştirerek savcının kendi başına tesis edemeyeceği kararlar için bir başvuru mekanizması kurar. Burada "hakim tarafından yapılabilecek işlem" tabiri; arama, el koyma, gözlem altına alma, tutuklama, adli kontrol ve kural olarak keşif gibi işlemleri ifade eder.

Hakim Müdahalesini Gerektiren Tipik Haller

Soruşturmanın selametini sağlamak ve delillerin hukuka uygun şekilde toplanmasını garanti altına almak adına, savcılık makamı her türlü delili toplamakla yükümlü olsa da, bazı delil toplama araçları doğrudan temel haklara müdahale niteliği taşır. Örneğin, bir şüphelinin akıl hastası olup olmadığının tespiti için gözlem altına alınması (CMK 74) veya bir taşınmaz üzerinde keşif icrası (CMK 83), doğrudan yargısal bir otoritenin onayı ve katılımıyla yürütülmesi gereken süreçlerdir.

Sulh Ceza Hakimliğinin Karar Verme Usulü

Cumhuriyet savcısının CMK 162 kapsamında yaptığı başvuru üzerine hakim, dosya üzerinden veya gerek gördüğünde ilgili kişileri dinleyerek karar verir. Bu kararlar, niteliği itibarıyla bir "değişik iş" kararı olup, kural olarak itiraza tabidir. Hakimin talebi reddetmesi durumunda, Cumhuriyet savcısının soruşturmayı o delil veya işlem olmaksızın yürütmesi veya ret kararına karşı kanun yollarına başvurması gündeme gelir.

"Cumhuriyet Savcısı ancak hakim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine ihtiyaç duyar ise istemlerini bu işlerin yapılacağı Sulh Ceza Hakimliği’ne bildirir. Sulh Ceza hakimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/8770 - Karar No: 2021/12799

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2021/8770 E. , 2021/12799 K.

Keşif Kararlarında CMK 83 ve 162 İlişkisi: Yargıtay'ın Yetki Dağılımı Yaklaşımı

Soruşturma evresinde keşif yapılması, CMK 83/1 maddesi gereğince kural olarak hakim veya mahkemenin yetkisindedir. Cumhuriyet savcısının keşif yapabilmesi için "gecikmesinde sakınca bulunan bir halin" mevcudiyeti şarttır. Bu ayrım, adliye pratiğinde sıklıkla uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Cumhuriyet savcısı, gecikmesinde sakınca bulunmayan hallerde keşif yapılmasını istiyorsa, bu talebini CMK 162 uyarınca sulh ceza hakimine iletmek zorundadır.

Soruşturma evresinde keşif icrası ve hakim denetimini simgeleyen teknik görsel.

Keşif Yetkisinin Paylaşımı ve Sulh Ceza Hakimliğinin Takdiri

Yargıtay içtihatlarına göre, Cumhuriyet savcısının CMK 162 uyarınca yaptığı keşif talebi karşısında sulh ceza hakimi iki seçenekten birini tercih etmelidir: Ya keşfi bizzat kendisi (hakim olarak) icra etmeli ya da gecikmesinde sakınca bulunduğu kanaatindeyse bu işlemin savcı tarafından yapılabileceğine hükmetmelidir. Talebin "soruşturmanın savcı tarafından yürütüldüğü" gerekçesiyle reddedilmesi, CMK 162 ve 83. maddelerin ruhuna aykırıdır.

Karşılıksız Yararlanma Suçlarında Keşif Zorunluluğu

Özellikle elektrik, su ve doğalgaz hırsızlığı gibi karşılıksız yararlanma suçlarında, gerçek tüketim miktarının ve kurum zararının tespiti için mahallinde keşif yapılması bir zorunluluktur. Bu suçlarda zarar miktarının belirlenmesi, etkin pişmanlık (TCK 168/5) hükümlerinin uygulanabilmesi için bir dava şartı niteliğindedir. Dolayısıyla, savcılığın bu yöndeki keşif taleplerinin sulh ceza hakimliklerince reddedilmesi, soruşturmanın eksik kalmasına ve iddianamenin iadesine sebebiyet vermektedir.

İşlem Türü Yetkili Merci (Kural) İstisnai Yetki (Savcı) Kanuni Dayanak
Keşif İcrası Sulh Ceza Hakimi Gecikmesinde Sakınca Hali CMK m. 83/1
Gözlem Altına Alma Sulh Ceza Hakimi Yok CMK m. 74/1
Arama Kararı Sulh Ceza Hakimi Gecikmesinde Sakınca Hali CMK m. 116, 119
Tutuklama Sulh Ceza Hakimi Yok CMK m. 101/1

Karşılıksız Yararlanma Suçlarında Keşif Talebinin Reddi ve İddianamenin İadesi Çıkmazı

Pratikte en çok karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, karşılıksız yararlanma suçlarında Cumhuriyet savcısının keşif talebinin sulh ceza hakimi tarafından reddedilmesidir. Savcı, teknik bilirkişi marifetiyle gerçek zararı tespit etmek üzere hakimden keşif talep ettiğinde, hakimliğin "savcı kendisi yapabilir" veya "delil toplama savcının işidir" şeklindeki ret gerekçeleri Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmaktadır.

Zararın Tespiti ve Etkin Pişmanlık Bildirimi

TCK 168/5 maddesi uyarınca, karşılıksız yararlanma suçunda soruşturma aşamasında zararın ödenmesi halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Bu miktarın tespiti ise ancak teknik bir keşifle mümkündür. Eğer sulh ceza hakimliği CMK 162 uyarınca gelen keşif talebini reddederse, savcı zararı tespit edemeyecek ve şüpheliye gerekli ihtaratı yapamayacaktır. Bu durum, açılan kamu davasında iddianamenin "suçun sübutuna etki eden mutlak delilin toplanmadığı" gerekçesiyle iadesine (CMK 174) yol açmaktadır.

Editörün Notu: İddianamenin İadesine Karşı Strateji

Savcılar, keşif talebinin reddi kararına karşı mutlaka itiraz yoluna gitmeli, itirazın da reddi halinde bu ret kararlarını iddianameye eklemelidir. Ancak Yargıtay, bu eksikliğin iddianamenin iadesi için haklı bir neden teşkil ettiğini, çünkü zararın tespitinin bir "dava şartı" öncülü olduğunu istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.

"Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi esnasında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahallinde keşif yapılması talebinin reddine dair ... Sulh Ceza Hâkimliğinin kararının bozulması gerekmiştir. CMK'nın 83/1 ve 162. maddelerinde keşfin hakimlikçe yapılacağına ilişkin hükümler karşısında, gerçek kurum zararının tespiti için keşif yapılması zorunludur."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/8770 - Karar No: 2021/12799

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2021/8770 E. , 2021/12799 K.

Akıl Hastalığı Şüphesinde CMK 162 ve 74 Uygulaması: Gözlem Altına Alma Usulü

Soruşturma evresinde şüphelinin akıl hastası olduğu yönünde kuvvetli belirtiler varsa, cezai ehliyetin tespiti amacıyla gözlem altına alınması gerekebilir. CMK 74. maddesi, bu işlemin karar altına alınmasını "uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra" sulh ceza hakiminin yetkisine bırakmıştır. Bu süreçte CMK 162, savcının talebinin usuli çerçevesini çizer.

Şüphelinin akıl sağlığı tespiti için gözlem altına alınma sürecini temsil eden görsel.

Gözlem Altına Alma Kararının Şartları

Hakim, sadece savcının istemiyle yetinmeyip, bir uzman hekim görüşünün dosyada bulunup bulunmadığını denetlemelidir. Uygulamada, herhangi bir ön rapor olmaksızın yapılan CMK 74 talepleri, sulh ceza hakimlikleri tarafından reddedilmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bir kararında, psikiyatri uzmanının görüşü bulunmadan verilen gözlem altına alma talebinin reddini hukuka uygun bulmuştur.

Soruşturma Aşamasında Güvenlik Tedbiri Verilemez

Önemli bir hukuki hata, sulh ceza hakimliklerinin CMK 162 uyarınca kendilerine getirilen "gözlem altına alma" veya "akıl sağlığı tespiti" talepleri üzerine doğrudan TCK 57 kapsamında koruma ve tedavi kararı (güvenlik tedbiri) vermeleridir. Yargıtay'ın net görüşü, güvenlik tedbirinin ancak bir "hüküm" niteliğinde olduğu ve duruşma açılarak yapılacak bir yargılama (kovuşturma) sonucunda asıl mahkemesi tarafından verilebileceği yönündedir. Sulh ceza hakiminin soruşturma evresinde CMK 162 üzerinden güvenlik tedbirine hükmetmesi fonksiyon gaspı teşkil eder.

Çocuk Şüpheliler Hakkında Koruma Tedbirleri: Çocuk Mahkemesi mi Sulh Ceza Hakimliği mi?

Suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) hakkında soruşturma yürütülürken, tutuklama veya adli kontrol gibi tedbirlerin hangi merci tarafından karara bağlanacağı doktrinde ve uygulamada tartışma konusu olmuştur. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) ile 5271 sayılı CMK arasındaki ilişki, CMK 162 bağlamında çözüme kavuşturulmaktadır.

Görevli Hakimlik Karmaşası

ÇKK m. 26/3 gereğince çocuk mahkemeleri ve çocuk hakiminin tedbir alma görevli olduğu belirtilse de, Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu tedbirlerin "koruyucu ve destekleyici tedbirler" olduğunu, ceza muhakemesi tedbirleri (tutuklama, adli kontrol vb.) için genel hükümlerin uygulanacağını karara bağlamıştır. Buna göre, soruşturma evresinde çocuk şüpheliler hakkında tutuklama kararı verme yetkisi, CMK 162 ve 101 maddeleri uyarınca münhasıran sulh ceza hakimine aittir.

Kanun Yararına Bozma ve Görev Denetimi

Yargıtay, çocuk mahkemelerinin soruşturma evresinde kendilerini tutuklama mercii olarak görmelerini veya sulh ceza hakimliklerinin çocuk dosyalarında "görevsizlik" kararı vermelerini bozma nedeni saymaktadır. CMK 162’de zikredilen "sulh hakimi", soruşturmanın sujesi kim olursa olsun (istisnai kanunlar saklı kalmak kaydıyla) soruşturma evresinin genel hakimlik makamıdır.

"Çocuk hakkında soruşturma evresinde tutuklama kararını Sulh Ceza Hakiminin vermesi gerektiği anlaşılmakla; itirazın kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına dair kararın bozulması gerekmiştir."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2007/4265 - Karar No: 2007/3641

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2007/4265 E., 2007/3641 K.

Güvenlik Tedbirlerine Hükmetme Yetkisi: Soruşturma Aşamasında TCK 57 Uygulanabilir mi?

Soruşturma devam ederken şüphelinin tehlikelilik hali nedeniyle yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda muhafaza altına alınması talepleri, CMK 162 üzerinden sulh ceza hakimine yöneltilmektedir. Ancak burada karıştırılmaması gereken husus, CMK 74 kapsamındaki "gözlem" ile TCK 57 kapsamındaki "güvenlik tedbiri" arasındaki farktır.

Usul Hatası: Hakimlikçe Verilen Nihai Kararlar

Bazı sulh ceza hakimlikleri, savcının CMK 162 kapsamındaki talebini genişleterek, şüpheli hakkında kamu davası açılmadan "koruma ve tedavi altına alma" kararı vermektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2022/8120 Esas sayılı kararı bu uygulamanın önünü kesin olarak kesmiştir. Güvenlik tedbiri bir hükümdür ve ancak duruşma açılıp deliller tartışıldıktan sonra verilebilir. Soruşturma evresinde sulh ceza hakimi sadece "gözlem altına alma" kararı verebilir; kişinin tehlikeliliğine dayalı nihai bir kısıtlama kararı tesis edemez.

Risk Analizi: Yetki Aşımının Sonuçları

Soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi tarafından verilen güvenlik tedbiri kararları, kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılmaktadır. Bu durum, hem yargılama sürecinin uzamasına hem de şüphelinin hürriyetinin hukuka aykırı şekilde kısıtlanması nedeniyle tazminat riskine (CMK 141) yol açmaktadır.

"Açılmış kamu davası bulunmayan şüpheli hakkında CMK 74 gereğince 'gözlem altına alma' kararı istenebileceği, ancak 'koruma ve tedavi altına alma' kararının duruşma açılarak yapılacak yargılama neticesinde verilebileceği hususları gözetilmeden, sulh ceza hakimliğince güvenlik tedbirine hükmedilmesi hukuka aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/8120 - Karar No: 2022/23214

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2022/8120 E. , 2022/23214 K.

İddianamenin İadesi Sürecinde CMK 162'nin "Eksik Delil" Olarak Değerlendirilmesi

CMK 174/1-b maddesi, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan bir delil toplanmadan hazırlanan iddianamenin iadesini öngörür. Eğer savcı, hakim tarafından yapılması gereken bir işlemi (Örn: keşif) CMK 162 uyarınca talep etmemişse veya talep edip de reddedilmesi üzerine hukuki yolları tüketmemişse, iddianame iade edilebilir mi?

Yargıtay'ın İade Kriterleri

Yargıtay, iddianamenin iadesi kurumunu "keyfiliği önlemek" amacıyla sınırlı sebeplerle kabul eder. Ancak "karşılıksız yararlanma" gibi suçlarda, CMK 162 üzerinden hakim kararıyla yapılması gereken keşfin yapılmaması, Yargıtay tarafından "mutlak delil eksikliği" olarak görülmektedir. Savcının bu işlemi yapmadan "şüpheliye ulaşamadım" veya "hakim reddetti" diyerek doğrudan dava açması usul ekonomisine aykırı bulunmaktadır.

Delil Toplama Yükümlülüğü ve CMK 160/2

Savcı, CMK 160/2 uyarınca şüphelinin lehine ve aleyhine olan tüm delilleri toplamakla yükümlüdür. Hakim kararı gerektiren işlemlerde savcının bu talebi yapması, delil toplama yükümlülüğünün bir parçasıdır. Talebin reddedilmiş olması, savcıyı bu yükümlülükten kurtarmaz; savcı, itiraz merciine giderek işlemin yapılmasını sağlamaya çalışmalıdır.

Sulh Ceza Hakimliğinin İnceleme Kriterleri ve Kanuna Uygunluk Denetimi

CMK 162/1 son cümlesi: "Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir." Bu ifade, hakime sadece bir noter görevi yüklemez; aksine tam bir hukuki denetim yetkisi verir.

Kanuna Uygunluk Denetiminin Kapsamı

Hakim, savcının talebini şu üç açıdan denetler: 1. Yetki Denetimi: İstenen işlem gerçekten sadece hakim tarafından mı yapılabilir? 2. Gerekçelendirme Denetimi: Talep edilen işlem için kanunda öngörülen (Örn: kuvvetli şüphe, somut delil) şartlar oluşmuş mu? 3. Ölçülülük Denetimi: İstenen işlem, soruşturmanın amacı ile orantılı mı?

Kararın Gerekçeli Olma Zorunluluğu

Sulh ceza hakimlikleri, CMK 162 kapsamındaki talepleri reddederken "dosya kapsamı", "delil toplama yetkisi savcıdadır" gibi soyut gerekçeler kullanamazlar. Anayasa'nın 141/3 ve CMK'nın 34. maddeleri uyarınca, her türlü yargısal kararın gerekçeli olması zorunludur. Yargıtay, gerekçesiz ret kararlarını veya soyut gerekçeleri bozma sebebi saymaktadır.

Tutuklama ve Adli Kontrol Taleplerinde CMK 162 Atfı ve Görevli Merci Sorunu

Soruşturma evresindeki en kritik müdahale alanları tutuklama (CMK 101) ve adli kontroldür (CMK 109). Savcı bu taleplerini sulh ceza hakimine bildirirken aslında CMK 162’deki genel usulü işletmektedir. Ancak bu noktada "görevli sulh ceza hakimliği"nin tespiti önem arz eder.

Yer Bakımından Yetki ve İşlemin Yapılacağı Yer

CMK 162, istemlerin "bu işlerin yapılacağı yerin" sulh ceza hakimine bildirileceğini belirtir. Bu, tutuklama taleplerinde genellikle soruşturmanın yürütüldüğü yer hakimliğiyken, keşif veya arama gibi işlemlerde işlemin fiilen icra edileceği yer hakimliğidir. Yetki uyuşmazlıklarında CMK'nın genel yetki kuralları (madde 12 vd.) devreye girer.

Muhakeme Usulü ve Müdafi Katılımı

Bazı hakim kararı gerektiren işlemlerde (Örn: gözlem altına alma), savcının istemi yanında müdafiin de dinlenmesi şarttır. CMK 162 üzerinden yürütülen bu süreçte usuli güvencelerin ihlali, toplanan delili "hukuka aykırı delil" statüsüne sokabilir.

"Hükmün gerekçe bölümünde, suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. Bu kural soruşturma evresindeki hakim kararları için de evleviyetle geçerlidir."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/886 - Karar No: 2022/799

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2017/886 E. , 2022/799 K.

Basit Yargılama Usulü ve CMK 162 Kapsamındaki İşlemlerin Hükme Etkisi

7188 sayılı Kanun ile hukukumuza giren basit yargılama usulü (CMK 251), üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanmaktadır. Soruşturma aşamasında CMK 162 uyarınca toplanan deliller, basit yargılama usulünde hakimin dosya üzerinden vereceği kararın temelini oluşturur.

Eksik Soruşturma ve Basit Yargılama İlişkisi

Basit yargılama usulüne geçilmeden önce, savcılığın CMK 162 kapsamındaki tüm işlemleri eksiksiz tamamlamış olması gerekir. Özellikle uyuşturucu madde kullanma gibi suçlarda, tedavi ve denetimli serbestlik dosyasının aslı getirtilmeden veya gerekli bilirkişi incelemeleri yaptırılmadan basit yargılama usulüyle hüküm kurulması, Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından istikrarlı bir şekilde bozulmaktadır.

İndirim Oranı ve Hak Kayıpları

CMK 251/3 gereğince basit yargılama usulünde ceza dörtte bir oranında indirilir. Ancak savcı, CMK 162 uyarınca hakimden talep etmesi gereken bir delili (Örn: kan örneği, keşif sonucu vb.) toplamadan iddianame düzenlerse, sanık lehine olabilecek bir delil tartışılmadan hüküm kurulmuş olur. Bu durum, "silahların eşitliği" ilkesine aykırılık teşkil eder.

Uygulamada Karşılaşılan Usuli Hatalar ve Hak Kayıplarının Risk Analizi

CMK 162 uygulamasında yapılan hatalar, sadece soruşturmanın uzamasına değil, ciddi hak ihlallerine de sebebiyet vermektedir. Bu risklerin başında, yetkisiz mercilerce verilen kısıtlama kararları ve gerekçesiz ret kararları gelmektedir.

Ceza muhakemesinde usuli hataların ve hukuki risklerin analizini yansıtan görsel.

Risk Faktörleri ve Muhtemel Sonuçlar

  1. Fonksiyon Gaspı: Sulh ceza hakiminin, savcının keşif talebini "yetkim yok" diyerek reddetmesi veya aksine, savcının tek başına yapabileceği bir işlem için hakim kararı aranması.
  2. Hukuka Aykırı Delil: Hakim kararı gereken bir işlemin (Örn: CMK 74 veya 83) savcı tarafından "gecikmesinde sakınca" kılıfı altında hakim onayı olmaksızın yapılması ve bu durumun yargılamada delil olarak kullanılması.
  3. İddianamenin Sürekli İadesi: Savcı ile hakim arasındaki yetki çekişmesi nedeniyle soruşturmanın bitirilememesi ve suçun zamanaşımına uğraması riski.

Yargısal Denetimin Etkinliği

Sulh ceza hakimliklerinin kararlarına karşı yapılan itirazların, mercii tarafından "itirazın reddine" şeklinde klişe cümlelerle sonuçlandırılması, CMK 162’nin öngördüğü denetim mekanizmasını işlevsiz kılmaktadır. Yargıtay, kanun yararına bozma kararlarında, mercii hakimliklerinin de esasa yönelik somut bir inceleme yapması gerektiğini vurgulamaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Cumhuriyet savcısı, hakim kararı gerektirmeyen bir işlem için CMK 162'ye başvurabilir mi? Cumhuriyet savcısı, kendi yetkisinde olan (Örn: tanık dinleme, kurumlardan bilgi isteme) işlemler için hakimliğe başvuramaz. Hakim, bu tür talepleri "hukuki yarar yokluğu" veya "yetki savcıdadır" gerekçesiyle reddetmelidir. Ancak keşif gibi "paylaşılan yetki" alanlarında, savcının hakimden talepte bulunması kanuni bir haktır.

2. Sulh ceza hakimi, savcının CMK 162 talebi üzerine bizzat işlem yapmak zorunda mıdır? Kanun metninde "gereğini yerine getirir" ifadesi yer almaktadır. Bu, hakimin işlemi ya bizzat yapacağı (keşfe bizzat çıkacağı) ya da işlemin icrası için gerekli yasal izni/kararı vererek dosyayı savcılığa iade edeceği anlamına gelir. Ancak keşif söz konusu olduğunda, kural işlemin hakim tarafından bizzat icrasıdır.

3. Karşılıksız yararlanma suçunda savcı keşif istemezse iddianame iade edilir mi? Evet, Yargıtay'ın güncel içtihatları bu yöndedir. TCK 168/5 kapsamındaki zarar tespiti, teknik bilgi gerektiren bir keşif işlemiyle yapılmalıdır. Savcının bu tespiti yapmadan açtığı davalar, "mutlak delil eksikliği" nedeniyle iade edilmekte veya beraat/düşme kararlarıyla sonuçlanmaktadır.

4. Soruşturma aşamasında sulh ceza hakimliği TCK 57 uyarınca akıl hastası hakkında tedavi kararı verebilir mi? Hayır, kesinlikle veremez. Sulh ceza hakimliği soruşturma aşamasında sadece CMK 74 uyarınca "gözlem altına alma" kararı verebilir. Koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbiri, bir mahkumiyet hükmü gibi yargılama sonucunda asıl mahkemesi tarafından verilebilecek bir "hüküm" niteliğindedir.

Kaynakça

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/8770, Karar No: 2021/12799.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/8120, Karar No: 2022/23214.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2007/4265, Karar No: 2007/3641.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/9534, Karar No: 2022/7556.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 34, 74, 83, 101, 162, 174, 230, 251.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 32, 57, 168/5, 191.
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 26, 42.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2017/886, Karar No: 2022/799.

Yasal Uyarı: Bu makale, 05.03.2026 tarihindeki mevcut mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine has dinamikleri ve usuli süreçleri bulunmaktadır. Bu içerik, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Somut uyuşmazlıklarda güncel mevzuatın ve içtihatların uzman bir hukukçu marifetiyle değerlendirilmesi elzemdir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: