
CMK 158 Kapsamında İhbar ve Şikâyet Usulü: SYOK Kararları, İtiraz Süreçleri ve Adliye Pratiği
Ceza muhakemesinde soruşturma evresi, 5271 sayılı CMK m. 158 uyarınca yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesiyle başlar. Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık hak düşürücü süre, soyut iddialarda soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı (SYOK) ve etkin soruşturma yükümlülüğü, adliye pratiğinde hak kayıplarının önlenmesi bakımından stratejik bir ispat ve usul yönetimi gerektirir.
CMK 158 Uyarınca Soruşturmanın Başlatılması ve Yetkili Merciler
Ceza muhakemesinde soruşturma evresi, suç şüphesinin yetkili merciler tarafından öğrenilmesiyle başlar. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 158/1 uyarınca, suça ilişkin ihbar veya şikâyet kural olarak Cumhuriyet Başsavcılıklarına veya kolluk makamlarına yapılmaktadır. Bu bildirim, ceza adalet sisteminin işlerlik kazanmasını sağlayan temel usuli işlemdir. Adliye pratiğinde soruşturmanın başlangıcı, savcılık makamının suçun işlendiğine dair basit şüpheye ulaşması anı olarak kabul edilir.
Soruşturmanın başlatılmasında yetkili mercilerin tayini, usul hukuku açısından davanın seyrini doğrudan etkiler. CMK m. 158/2 gereği, valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyetler, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek zorundadır. Bu düzenleme, soruşturmanın tek elden (savcılık makamı) ve "kamusallık" ilkesi çerçevesinde yürütülmesini teminat altına alır. Uygulamada, özellikle hukuk mahkemelerinde görülen davalar sırasında ortaya çıkan suç unsurlarının bildirilmesi (örneğin; sahte belge ibrazı), bu madde hükmü uyarınca mahkemelerce resen veya talep üzerine savcılığa iletilir.
"Görüldüğü üzere CMK'nın 158. maddesinde suça ilişkin ihbar ve şikâyetin kural olarak Cumhuriyet savcılığına veya kolluk makamlarına, istisnai hallerde ise mahkeme, valilik, kaymakamlık, yurt dışında elçilik ve konsolosluk gibi mercilere yapılabileceği kabul edilmiş, ancak bu durumda ihbar veya şikâyetin savcılık makamına iletilmesi kurala bağlanmıştır. Hatta bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen suç nedeniyle ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyetin gecikmeksizin Cumhuriyet savcılığına gönderilmesi zorunluluğu getirilmiştir."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/1193 - Karar No: 2022/392
İhbar ve Şikâyetin Hukuki Niteliği ile Şekil Şartları
İhbar ve şikâyet, ceza muhakemesinde "suçun bildirilmesi" ortak paydasında buluşsa da hukuki sonuçları itibarıyla ayrışır. İhbar, herkes tarafından yapılabilen ve kural olarak şarta bağlı olmayan bir bildirimken; şikâyet, yalnızca suçun mağduru veya suçtan zarar gören tarafından kullanılabilen bir haktır. CMK m. 158/5 uyarınca, bu bildirimler yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir. Sözlü bildirimlerde, beyanın doğruluğu tutanakla tespit edilir ve bildirimde bulunanın imzası alınır.
Adliye pratiğinde, şikâyet hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olması nedeniyle, temsilci aracılığıyla yapılan başvurularda özel vekaletname veya açık yetki aranması yargı eğilimleri arasındadır. Şikâyetin süresi ise 5237 sayılı TCK m. 73 uyarınca, hak sahibinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren altı aydır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, geçirilmesi halinde soruşturma ve kovuşturma imkânı ortadan kalkar.
İhbar ve Şikâyette Kimlik Bilgilerinin Önemi
Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 60 uyarınca, ihbar ve şikâyet dilekçelerinde başvuranın kimlik bilgilerinin (ad, soyad, imza, adres, T.C. kimlik numarası) yer alması esastır. Ancak, iddiaların sıhhatinin şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulması halinde, kimlik bilgileri belirtilmemiş olsa dahi bildirim işleme alınabilir.
Dijital Delillerin Bildirime Eklenmesi
Modern soruşturma pratiğinde, şikâyet dilekçelerine eklenecek dijital delillerin (video kayıtları, sosyal medya yazışmaları, fotoğraf vb.) niteliği, soruşturmanın derinleştirilmesinde kritik rol oynar. Yönetmelik m. 60/6 uyarınca, bu tür delillerin dilekçe aşamasında sunulması, "makul şüphe" eşiğinin aşılmasını kolaylaştırır.
Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı (SYOK) ve Uygulama Kriterleri
CMK m. 158/6 fıkrası, ceza muhakemesi sistemine gereksiz soruşturmaların ve lekelenmeme hakkı ihlallerinin önlenmesi amacıyla dahil edilmiştir. Eğer ihbar veya şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığı herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılıyorsa veya ihbar soyut/genel nitelikteyse, Cumhuriyet savcısı "soruşturma yapılmasına yer olmadığına" karar verir.
Bu kararın en önemli hukuki sonucu, hakkında ihbar yapılan kişiye "şüpheli" sıfatının verilmemesidir. Bu sayede kişi, UYAP sisteminde şüpheli olarak kaydedilmez ve adli sicil taramalarında bu kayıt kural olarak görünmez. SYOK kararları, bu işleme mahsus özel bir sisteme kaydedilir ve sadece hakim, mahkeme veya savcı tarafından görülebilir.
"İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikayetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikayet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikayetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir."
Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/5017 - Karar No: 2020/5738
Editörün Notu: SYOK kararı verilebilmesi için "açıkça anlaşılma" kriteri dar yorumlanmalıdır. Eğer savcılık makamı, delil toplama veya tanık dinleme gibi bir soruşturma işlemi yapmışsa, artık SYOK değil, CMK m. 172 uyarınca Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK) verilmesi gerekir.
SYOK Kararına Karşı İtiraz Usulü ve 15 Günlük Hak Düşürücü Süre
Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine yapılır. Bu süre hak düşürücü olup, tebligat usulüne uygun yapılmadığı sürece işlemeye başlamaz.
Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan hata, itiraz süresinin hesaplanmasında yaşanmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, 15 günlük süre tebliğ gününü takip eden günden itibaren başlar. Eğer itiraz süresi içinde yapılmazsa, karar kesinleşir ve aynı fiil nedeniyle ancak CMK m. 172/2'deki şartlar (yeni delil ortaya çıkması vb.) dâhilinde yeniden soruşturma açılabilir.
"Çorlu 1. Sulh Ceza Hâkimliğince, soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın müştekiye 01/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı yasal itiraz süresinin 15 gün olduğu, itiraz edenin ise yasal süre dolduktan sonra itiraz ettiği gerekçesi ile itirazın süreden reddine karar verilmiş ise de... 15 günlük itiraz süresinin son gününün 16/07/2020 tarihi olduğu, itirazın da 10/07/2020 havale tarihli dilekçe ile yapıldığı, bu durumda yasal 15 günlük itiraz süresinin dolmadığı anlaşılmakla... itirazın esastan incelenmesi yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, hukuka uygun görülmemiştir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/35251 - Karar No: 2021/29889
Kamu Göreviyle Bağlantılı Suçlarda İhbar ve Kurumsal Bildirim Yükümlülüğü
Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen suçlarda, bildirim usulü CMK m. 158/4 ile özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan bir ihbar veya şikâyet, kurum tarafından gecikmeksizin yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmelidir. Bu yükümlülük, kamu görevlilerinin suçu bildirme görevi (TCK m. 279) ile de doğrudan ilişkilidir.
Kurumsal mekanizmalarda (örneğin bir Bakanlık teftiş kurulunda) yapılan incelemeler, savcılık soruşturmasının yerine geçmez. Kurumun kendi içinde disiplin soruşturması yürütüyor olması, adli bildirimin geciktirilmesi için bir mazeret teşkil etmez. Yargıtay, kamu göreviyle bağlantılı suçlarda "gecikmeksizin" ibaresini, suçun öğrenilmesinden itibaren makul bir süre içinde (işin niteliğine göre derhal) bildirim yapılması şeklinde yorumlamaktadır.
| İşlem Türü | Yetkili Merci | Yasal Dayanak | Süre / Usul |
|---|---|---|---|
| Genel Şikâyet | Başsavcılık / Kolluk | CMK m. 158/1 | 6 Ay (Şikâyete Bağlı Suçlar) |
| SYOK İtirazı | Sulh Ceza Hakimliği | CMK m. 158/6 | Tebliğden İtibaren 15 Gün |
| Kurumsal Bildirim | İlgili Kurum İdaresi | CMK m. 158/4 | Gecikmeksizin Savcılığa Sevk |
| Yurt Dışı İhbar | Elçilik / Konsolosluk | CMK m. 158/3 | Başsavcılığa Gönderim |
Yurt Dışında İşlenen Suçlarda Konsolosluk ve Elçiliklerin Rolü
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının veya yabancıların yurt dışında işlediği ve Türk kanunlarına göre takibi gereken suçlar için CMK m. 158/3 uyarınca elçilik ve konsolosluklara ihbar veya şikâyette bulunulabilir. Bu mercilere yapılan başvurular, diplomatik yollarla veya doğrudan Adalet Bakanlığı aracılığıyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına iletilir.
Bu usulün işletilmesinde en kritik nokta, suçun "Türkiye'de takibinin gerekmesi" şartıdır. Örneğin, TCK m. 13 (Evrensellik İlkesi) kapsamındaki suçlar veya Türk vatandaşına karşı yurt dışında işlenen suçlar (TCK m. 11) bu kapsamda değerlendirilir. Bildirimin yapıldığı tarih, şikâyet süresinin kesilmesi ve zamanaşımının durması gibi usuli sonuçlar bakımından Başsavcılığa varış tarihi değil, konsolosluk/elçilik kayıtlarına giriş tarihi olarak esas alınmalıdır.
Şikâyetten Vazgeçmenin Kamu Davasına ve Şahsi Haklara Etkisi
Şikâyetten vazgeçme, soruşturma veya kovuşturma evrelerinde her zaman mümkündür. Ancak vazgeçmenin sonuçları, suçun niteliğine ve vazgeçmenin kapsamına göre değişir. Şikâyete bağlı suçlarda vazgeçme, kamu davasının düşmesine (CMK m. 223/8) yol açar. TCK m. 73/6 uyarınca, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez; yani sanık "beraat etmek" istiyorsa vazgeçmeyi reddedebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, vazgeçme sırasında şahsi haklardan (tazminat vb.) da vazgeçildiği açıkça belirtilmişse, bu durum daha sonra hukuk mahkemelerinde açılacak maddi ve manevi tazminat davalarını da engeller. Sadece "şikâyetten vazgeçiyorum" beyanı, kural olarak şahsi haklardan vazgeçildiği anlamına gelmez; bu yönde iradenin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tutanağa geçirilmesi gerekir.
"Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz... (6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2013/71 - Karar No: 2014/206
Şikâyete Bağlı Suçlarda 6 Aylık Sürenin Kaçırılması ve SYOK İlişkisi
Soruşturma aşamasında, şikâyete bağlı olduğu açık olan bir suçta 6 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığında savcılığın tutumu tartışmalıdır. Bazı durumlarda savcılık makamı, sürenin geçtiğini gerekçe göstererek CMK m. 158/6 uyarınca SYOK kararı vermektedir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sürenin geçip geçmediğinin tespiti için bazen basit de olsa bir araştırma (örneğin mağdurun beyanının alınması) gerektiğini, bu durumda SYOK yerine KYOK verilmesinin daha uygun olduğunu vurgulamaktadır.
Soruşturma aşamasında şikâyete bağlı olmadığı düşünülerek açılan bir kamu davasında, kovuşturma aşamasında suçun şikâyete bağlı olduğu anlaşılırsa; CMK m. 158/7 uyarınca mağdur açıkça vazgeçmedikçe yargılamaya devam edilir. Ancak bu hüküm, soruşturma aşamasında zaten şikâyete bağlı olduğu bilinen ama süresinde şikâyet edilmeyen suçlar için bir "kurtarıcı" değildir. Eğer hak sahibi 6 aylık süreyi geçirmişse, dava açılmış olsa dahi düşme kararı verilmelidir.
"Soruşturma aşamasından itibaren takibi şikâyete bağlı bir suç oluşturduğu açıkça anlaşılan eylemler bakımından hak sahibi tarafından süresinde yapılmış bir şikâyet bulunmadığı halde bu husus dikkate alınmaksızın kamu davası açılmış ve kovuşturma evresine geçilmiş olması, şikayetin süresinde yapılmadığı gerçeğini değiştirmeyecektir. Zira burada eylemin takibi şikâyete bağlı bir suç oluşturduğunun kovuşturma aşamasında anlaşılmasından bahsetmek mümkün olmayacaktır... süresinden sonra yaptığı şikâyetin hukuki sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından yerel mahkemece sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/15 - Karar No: 2015/38
Davasız Yargılama Olmaz İlkesi ve Mahkemelerin Bildirim Usulü
Ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden biri olan "davasız yargılama olmaz" kuralı gereğince, mahkemeler doğrudan suç duyurusu üzerine ceza davası açıp mahkûmiyet kuramazlar. Bir mahkeme, önüne gelen uyuşmazlıkta bir suçun işlendiğine dair emare görürse, CMK m. 158/2 uyarınca durumu derhal Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmelidir. Savcılık, bu bildirimi bir ihbar kabul ederek soruşturma açar ve gerekirse iddianame düzenler.
Uygulamada, sulh ceza mahkemelerinin (veya günümüzdeki görev dağılımına göre asliye ceza mahkemelerinin) kendilerine hitaben yazılan şikâyet dilekçeleri üzerine doğrudan "değişik iş" dosyası üzerinden karar vermeleri ağır bir usul hatasıdır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin bir kararında belirtildiği üzere, mahkeme bu tür dilekçeleri "durma" kararı vererek savcılığa göndermeli ve usulüne uygun bir iddianame tanzim edilmesini beklemelidir.
"Buna göre, düzeltme ve cevabın yayınlanmaması suçunun yaptırımının adli para cezası olduğu cihetle, bu suçtan doğacak şikayet veya ihbar dilekçelerinin ancak Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarına yapılabileceği... Niğde (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince, kendisine hitaben yazılan dilekçenin sorumlular hakkında bir suç duyurusu olduğundan bahisle Cumhuriyet savcılığına gönderilmesi... gerekirken, şikayetle aynı gün değişik iş dosyası açılarak sorumluların ağır para cezasıyla cezalandırılmalarına... karar verilmesi, Kanuna aykırı..."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/34107 - Karar No: 2019/4414
Etkin Soruşturma Yükümlülüğü ve AİHM Kararları Sonrası Yeniden Açılma
CMK m. 172/3 (CMK 158 bağlantılı), etkin soruşturma yapılmadan verilen KYOK veya SYOK kararlarına karşı istisnai bir yol öngörmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kesinleşmiş kararıyla, soruşturmanın etkin yürütülmediği tespit edilirse, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde soruşturma yeniden açılır.
Bu düzenleme, sadece usuli bir eksikliğin giderilmesi değil, aynı zamanda devletin yaşam hakkı ve işkence yasağı gibi temel haklar üzerindeki "koruma yükümlülüğü"nün bir sonucudur. Uygulamada, AİHM'in dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda verdiği düşme kararları da bu kapsamdadır. Bu durumda savcılık, önceki karara bağlı kalmaksızın delilleri yeniden toplamak ve soruşturmayı derinleştirmekle yükümlüdür.
İhbar ve Şikâyetin Soyut Olması Halinde Kayıt Tutma ve İmha Süreci
SYOK kararına konu olan ihbarlar, vatandaşların gereksiz yere fişlenmesini önlemek adına genel soruşturma sisteminden ayrı tutulur. CMK m. 158/6'nın son cümlesine göre, bu işlemler "bunlara mahsus bir sisteme" kaydedilir. Bu kayıtlar, kural olarak kamuya kapalıdır ve yalnızca yargı organları tarafından görülebilir.
Uygulama Notu: Eğer ihbarın tamamen asılsız olduğu ve iftira amacı taşıdığı sonradan sabit olursa, haksız ihbara maruz kalan kişi, bu kayıtların imhasını veya sistemden silinmesini talep edebilir. Soruşturma aşamasında gizlilik (CMK m. 157) esas olduğundan, SYOK kararı verilen dosyalarda da kısıtlılık kararı aranmaksızın dosya içeriğinin üçüncü kişilere verilmemesi gerekir.
Soruşturma Evresinde İzlenecek Adımlar ve Risk Analizi
Profesyonel bir hukukçu için CMK 158 süreci sadece bir dilekçe vermek değil, aynı zamanda müvekkilin hukuki statüsünü korumaktır. Soruşturma başlatılırken dikkat edilmesi gereken kritik eşikler şunlardır:
- Suçun Niteliği: Suçun şikâyete bağlı olup olmadığı (TCK m. 73) ve uzlaşma kapsamında kalıp kalmadığı (CMK m. 253) analiz edilmelidir.
- Delil Sunumu: SYOK riskini bertaraf etmek için dilekçe ekinde "makul şüphe" uyandıracak asgari deliller (tanık isimleri, ekran görüntüleri, banka kayıtları vb.) sunulmalıdır.
- Merci Seçimi: Olayın ivediliğine göre (örneğin; suçüstü hali) doğrudan kolluğa gidilmesi; karmaşık ekonomik suçlarda ise detaylı bir dilekçe ile doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat edilmesi stratejik tercihtir.
- Tebligat Takibi: SYOK kararı çıkması halinde 15 günlük itiraz süresini kaçırmamak için UYAP vatandaş veya avukat portalı üzerinden düzenli takip yapılmalıdır.
Risk Analizi: Soyut ve genel içerikli dilekçeler, karşı tarafın "iftira" (TCK m. 267) veya "suç uydurma" (TCK m. 271) suçlarından karşı şikâyette bulunmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, iddiaların somutlaştırılması hukuki bir zorunluluktur.
Sıkça Sorulan Sorular
1. İhbar dilekçesinde ismimi gizli tutabilir miyim? Kural olarak ihbar ve şikâyetlerde kimlik bilgilerinin belirtilmesi zorunludur (Yönetmelik m. 60/8). Ancak, suçun işlendiğine dair çok güçlü deliller sunulması veya tanık koruma mevzuatı kapsamında bir riskin bulunması halinde, savcılık kimliği gizli tutarak soruşturmayı yürütebilir. Uygulamada "isimsiz ihbarlar" genellikle SYOK ile sonuçlanır; ancak somut delil varsa (örneğin uyuşturucu imalathanesi adresi) operasyon başlatılabilir.
2. SYOK kararı verilince "lekelenmeme hakkı" tam olarak nasıl korunur? SYOK kararı verildiğinde, kişi "şüpheli" sıfatını almaz. Soruşturma numarası (S.No) yerine İhbar numarası (İhb.No) üzerinden işlem yapılır. Bu kayıt adli sicile işlemez ve savcılık tarafından yapılan rutin GBT/Arşiv taramalarında "suç kaydı" olarak karşısına çıkmaz.
3. Şikâyetten vazgeçtikten sonra tekrar şikâyetçi olabilir miyim? Hayır. Ceza muhakemesinde şikâyetten vazgeçmeden rücu edilemez. Bir kez yapılan geçerli vazgeçme beyanı, o fiil ve fail bakımından şikâyet hakkını tamamen sona erdirir. Ancak, vazgeçmeden sonra yeni ve bağımsız bir suç fiili işlenirse, o fiil için yeni bir şikâyet hakkı doğar.
4. Savcı SYOK kararı vermek yerine dosyayı doğrudan kapatabilir mi? Savcının dosyayı "karar yazmadan" kapatma yetkisi yoktur. Ya iddianame düzenler, ya KYOK verir ya da şartları varsa SYOK kararı verir. Bu kararların her biri denetime (itiraza) tabidir. İşlemin kayıtsız bırakılması görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 6713 Sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun ve Uygulanmasına Dair Yönetmelik.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/1193 - Karar No: 2022/392.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2013/71 - Karar No: 2014/206.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/15 - Karar No: 2015/38.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/35251 - Karar No: 2021/29889.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/5017 - Karar No: 2020/5738.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/34107 - Karar No: 2019/4414.
Yasal Uyarı: Bu metin, CMK m. 158 ve ilgili yargı kararları çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, somut her olayda hukuki süreçler farklılık gösterebilir. Profesyonel hukuki yardım almaksızın metin üzerinden işlem yapılması hak kayıplarına yol açabilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.