Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesinde CMK 139 Uygulaması ve Yargıtay İçtihatları Işığında Hukuka Aykırı Delil Analizi
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesinde CMK 139 Uygulaması ve Yargıtay İçtihatları Işığında Hukuka Aykırı Delil Analizi

Ceza muhakemesinde gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde edilememesi şartlarına bağlı istisnai bir koruma tedbiridir. Bu makalede, CMK 139 kapsamında yapılan görevlendirmelerin hukuki geçerliliği, örgüt faaliyeti kriteri ve elde edilen delillerin sıhhati içtihatlar ekseninde incelenmektedir.

Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesinin Kanuni Şartları ve Koruma Tedbirinin İstisnai Niteliği

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 139 uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, ancak belirli katalog suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi halinde başvurulabilecek, ikincil (subsidiar) nitelikte bir koruma tedbiridir. Bu tedbir, bireyin özel hayatına ve mahremiyetine yönelik ağır bir müdahale teşkil ettiğinden, kanun koyucu görevlendirme sürecini sıkı şekil şartlarına ve yargısal denetime tabi tutmuştur. Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar, bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenmesi ve elde edilen delillerin CMK m. 217 kapsamında hukuka uygunluğunun tartışılması noktalarında düğümlenmektedir.

Yargıtay içtihatları, gizli soruşturmacı görevlendirilmesini "son çare" olarak nitelendirmekte ve kolluğun diğer soruşturma yöntemlerini tüketmeden bu yola başvurmasını hukuka aykırılık sebebi saymaktadır. Özellikle "başka surette delil elde edilememesi" kriteri, sadece bir beyanla değil, soruşturma dosyasındaki verilerle somutlaştırılmalıdır.

"5271 sayılı CMK’nın “Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi” başlıklı 139. maddesine göre; “Madde 139-(1) Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca yapılacak görevlendirmeye ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle karar verilir. İtiraz üzerine bu tedbire karar verilebilmesi için de oy birliği aranır.” Maddeye göre gizli soruşturmacı görevlendirilmesi için; 1- Suç, kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olmalıdır, 2- Suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, 3- Başka yolla delil elde edilme imkânının bulunmaması, 4- Ağır Ceza Mahkemesi'nin oybirliği ile verilmiş kararının bulunması, 5- Suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması gereklidir."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/4606 - Karar No: 2015/3053

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/4606 E. , 2015/3053 K.

Kuvvetli Şüphe ve Somut Delil Kriterinin Yargısal Denetimi

Görevlendirme kararının verilebilmesi için suçun işlendiğine dair "kuvvetli şüphe" bulunması yeterli değildir; bu şüphenin "somut delillere" dayanması zorunludur. Uygulamada, genel asayiş raporları veya duyumlara dayanılarak alınan kararlar, Yargıtay tarafından Anayasa m. 141 ve CMK m. 34 uyarınca "gerekçesiz" kabul edilmektedir.

Başka Surette Delil Elde Edilememesi Halinin İspatı

Bu şartın varlığı, soruşturma makamlarının diğer yöntemleri (tanık dinleme, arama, elkoyma vb.) denediğini ancak sonuç alamadığını veya bu yöntemlerin uygulanmasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşüreceğini teknik verilerle açıklamasını gerektirir. Sadece kanun metninin tekrar edilmesi, hukuka uygun bir gerekçe olarak kabul edilmemektedir.

Örgüt Faaliyeti Kriteri ve Uyuşturucu Ticareti Suçlarındaki Dönemsel Farklılıklar

Gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanabilmesi için suçun "örgüt faaliyeti çerçevesinde" işlenmiş olması zorunluluğu, doktrinde ve yargı kararlarında en çok tartışılan konulardan biridir. CMK m. 139/4 hükmü, soruşturmacının ancak örgüt faaliyetlerini izlemek ve bu çerçevedeki delilleri toplamakla görevlendirilebileceğini açıkça belirtmektedir. Ancak, 2016 yılında yapılan yasal düzenlemelerle uyuşturucu ticareti suçları bakımından bu kurala istisna getirilmiştir.

CMK 139 ve gizli soruşturmacı mevzuat analizi görseli

Kriter 02.12.2016 Öncesi Uygulama 02.12.2016 Sonrası Uygulama
Örgüt Şartı Zorunlu (CMK 139/4 gereği) TCK 188 için örgüt şartı aranmaz
Karar Mercii Ağır Ceza Mahkemesi (Oy birliği) Hakim (Münferiden)
Suç Tipi Katalog suçlar + Örgüt TCK 188 (Münferit de olsa)
Yargıtay Bakışı Örgüt yoksa delil yasak kabul edilir Yasaya uygunluk denetimi yapılır

Uygulama Notu: Eski tarihli dosyalarda veya suç tarihi 2016 öncesine dayanan yargılamalarda, örgüt faaliyeti kanıtlanamamışsa, gizli soruşturmacı tarafından elde edilen delillerin "yasak delil" mahiyetinde olduğu savunulmalıdır. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin birçok kararı, örgüt özelliği taşımayan münferit uyuşturucu ticaretinde gizli soruşturmacı atanmasını bozma sebebi saymıştır.

"Dava konusu suç “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (Madde 188) olduğu halde örgütlü işlenmiş bir suç değildir ve CMK'nın 139/4. maddesinin ifadesine göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi de mümkün değildir... Ağır Ceza Mahkemesinin gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararında kanun hükmünü tekrarlamaktan başka herhangi bir gerekçe de bulunmamaktadır. Sözü edilen karar Anayasanın 141. ve CMK’nın 34. maddelerine aykırı bir karardır."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/470 - Karar No: 2016/3796

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2016/470 E. , 2016/3796 K.

Gizli Soruşturmacı ile Alıcı Rolüne Giren Kolluk Görevlisi Arasındaki Keskin Ayrım

Yargıtay, CMK m. 139 kapsamında "gizli soruşturmacı" olarak adlandırılan kişi ile adli kolluğun genel yetkileri kapsamında "alıcı rolüne giren kolluk görevlisi" (güven alımı yapan görevli) arasında net bir ayrım yapmaktadır. Eğer bir görevlendirme CMK m. 139 şartlarını (hakim kararı, örgüt şartı vb.) taşımıyorsa, bu kişi teknik anlamda "gizli soruşturmacı" değildir.

Adli Kolluğun Genel Delil Toplama Yetkisi

Kolluk görevlileri, bir suçun işlendiği şüphesi üzerine faili belirlemek ve delil toplamak amacıyla alıcı rolüne girerek uyuşturucu madde temin edebilirler. Ancak bu durumda elde edilen delilin hukuka uygun sayılabilmesi için, kolluğun "kışkırtıcı ajan" (agent provocateur) gibi davranmaması, yani kişiyi suç işlemeye azmettirmemesi gerekir.

Kamu Görevlisi Olma Zorunluluğu ve Kimlik Tespiti

Soruşturmacının mutlaka "kamu görevlisi" olması şarttır. Yargıtay, soruşturmacının adli kolluk görevlisi olup olmadığının araştırılmasını, eğer adli kolluk görevlisi değilse elde ettiği verilerin delil değerinin tartışılmasını şart koşmaktadır. Sivil bir şahsın veya muhbirin bu sıfatla görevlendirilmesi hukuken mümkün değildir.

"Suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemlerini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise 'suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama' konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının araştırılması... adli kolluk görevlisi olmadığının tespiti halinde 'suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama' konusunda faaliyette bulunamayacaklarından bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği..."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/2213 - Karar No: 2021/1561

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2017/2213 E. , 2021/1561 K.

Teknik Araçlarla İzleme (CMK 140) ve Gizli Soruşturmacı İlişkisi

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar, tek başına soruşturmacıya ses veya görüntü kaydı yapma yetkisi vermez. Soruşturmacının faaliyet yürüttüğü sırada teknik araçlarla izleme yapabilmesi için CMK m. 140 uyarınca ayrıca bir kararın bulunması şarttır. Adliye pratiğinde sıklıkla yapılan hata, gizli soruşturmacı kararına güvenerek hukuka aykırı ses ve görüntü kaydı alınmasıdır.

CMK 140 teknik araçlarla izleme ve delil toplama süreci

Karar Olmaksızın Yapılan Kayıtların Akıbeti

CMK m. 140 kapsamında bir karar alınmadan yapılan görüntülü ve sesli kayıtlar, CMK m. 217/2 uyarınca "hukuka aykırı delil" niteliğindedir. Bu kayıtlar hükme esas alınamaz. Yargıtay, bu tür durumlarda sanığın ikrarı olsa dahi, hükmün sadece hukuka aykırı kayıtlara dayandırılmasını bozma nedeni yapmaktadır.

Kamuya Açık Alan ve Özel Alan Ayrımı

Gizli soruşturmacı, kural olarak şüpheli ile kamuya açık yerlerde buluşur. Ancak bu buluşmaların teknik araçla kaydı her halükarda hakim kararına tabidir. 2023 yılında yapılan değişiklikle (7445 sayılı Kanun), belirli suçlar bakımından kamuya açık yerlerde ses ve görüntü kaydı yapılmasına hakim onayıyla izin verilebileceği hususu netleştirilmiştir.

"CMK’nın 139. maddesine göre alınan Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK’nın 140. maddesine göre ayrıca bir karar alınmadan Teknik Araçlarla izleme yapılamaz. Buna rağmen teknik araçlarla izleme, görüntü ve ses kayıtları yapılmıştır... Hukuka uygun olmayan teknik izlemelerle elde edilen delillere dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/312 - Karar No: 2015/2691

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/312 E. , 2015/2691 K.

Kışkırtıcı Ajan Yasağı ve Adil Yargılanma Hakkı

Gizli soruşturmacı veya alıcı rolüne giren kolluk görevlisi, pasif bir gözlemci olmalı ve suçu işleme iradesi olmayan kişiyi suça sürüklememelidir. Eğer görevli, sanığı ısrarla uyuşturucu satmaya zorlamışsa veya sanıkta suç işleme kararını bizzat oluşturmuşsa, bu durum "kışkırtıcı ajan" (agent provocateur) faaliyetidir.

Suça Teşvik ve Azmettirme Sınırı

AİHM içtihatları ve Yargıtay kararları, devlet görevlilerinin bireyi suç işlemeye azmettirmesini "dürüst yargılanma hakkının" ihlali olarak görmektedir. Gizli soruşturmacı, mevcut bir suçu ortaya çıkarmakla yükümlüdür; devlet eliyle yeni bir suç yaratmakla değil.

Savunma Stratejisinde Kışkırtma İddiası

Müdafilerin, kolluk tutanaklarındaki ilk temas anını detaylı incelemesi gerekir. "Uyuşturucu var mı?" sorusunun kimden geldiği, fiyat pazarlığının nasıl yapıldığı ve ısrarın boyutu, kışkırtma yasağının ihlal edilip edilmediğini belirleyen temel unsurlardır.

"Kışkırtıcı ajan ise, 'insanları bazı suçları işlemeye sürüklemekle görevli kişi'dir. Kışkırtıcı ajan ile gizli soruşturmacının yaptığı eylemler farklılık arz etmektedir. Gizli soruşturmacı, hiçbir zaman azmettiren konumunda olmayıp, bulunduğu örgütün içerisinde iken delilleri toplamakta, kışkırtıcı ajan ise suç işleyen kişinin ortaya çıkarılması için suç işlemeye azmettirmektedir."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/13889 - Karar No: 2015/4086

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/13889 E. , 2015/4086 K.

Zincirleme Suç (TCK 43) ve Tekrarlanan Alımların Hukuki Analizi

Gizli soruşturmacıların delil elde etmek amacıyla sanıktan birden fazla kez uyuşturucu madde satın alması durumu, uygulamada hatalı olarak "zincirleme suç" olarak nitelendirilmektedir. Oysa Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik görüşüne göre, bu durum zincirleme suçu oluşturmaz.

Tek Bir Suç İşleme Kararı ve Delil Tamamlanması

Gizli soruşturmacının amacı uyuşturucu ticareti yapmak değil, suçluyu tespit etmektir. İlk alımla birlikte suçun delili elde edildiği ve fail belirlendiği için, sonraki alımlar "gereksiz" kabul edilir. Bu nedenle, birden fazla alım olsa dahi sanığa TCK m. 43 uyarınca ceza artırımı yapılması hukuka aykırıdır.

İkinci ve Üçüncü Alımların Hukuki Niteliği

Eğer gizli soruşturmacı birinci alımdan sonra sanığı yakalamayarak eylemini sürdürmesine izin veriyorsa, devletin suçla mücadele görevinin dışına çıkıldığı ve sanığın cezasının haksız yere artırılmaya çalışıldığı kabul edilir. Bu durum "hukuk devleti ilkesi" ile bağdaşmaz.

"Gizli soruşturmacı tarafından sanıktan birden fazla kez esrar alınması durumunda gerçek anlamda bir “alım-satım” söz konusu olmadığından zincirleme suçun unsurları oluşmaz, sanığın hareketleri bütünü halinde uyuşturucu maddeyi satışa arz etme suçunu oluşturur... sanık hakkında koşulları bulunmadığı halde 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanması kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/4606 - Karar No: 2015/3053

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/4606 E. , 2015/3053 K.

Soruşturmacının Tanık Olarak Dinlenmesi ve Kimliğinin Gizlenmesi Usulü

Gizli soruşturmacının kimliği kural olarak gizli tutulur. Ancak kovuşturma aşamasında, sanığın savunma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereği, soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi gerekebilir. Bu durumda CMK m. 58 ve m. 139/3 hükümleri ile Tanık Koruma Kanunu devreye girer.

Ses ve Görüntü Değiştirme Yöntemi

Soruşturmacı, sanığın ve müdafinin hazır bulunmadığı bir ortamda veya ses/görüntüsü değiştirilerek dinlenmelidir. Soruşturmacıya soru sorma hakkı (İHAS m. 6/3-d) mutlaka sağlanmalıdır. Aksi takdirde, sadece kolluk tutanağına dayanılarak mahkumiyet kurulması bozma nedenidir.

Kimliğin Muhafazası ve Gizli Belgelerin İncelenmesi

Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin asıl kararlar Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir. Mahkeme, bu kararları denetlemek amacıyla getirtmeli ancak gizliliği koruyacak önlemleri almalıdır. Soruşturmacının gerçek kimliğinin ortaya çıkması, kendisi için ağır bir tehlike oluşturacaksa koruma tedbirleri sıkılaştırılır.

"Soruşturmacı, kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 139/3

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Hukuka Aykırı Kararlara Dayalı Delillerin Hükme Esas Alınamazlığı

Gerekçesiz, somut delile dayanmayan veya yetkisiz mercilerce verilen gizli soruşturmacı kararları sonucunda elde edilen uyuşturucu maddeler ve tutanaklar "yasak delil" kategorisindedir. Mahkeme, gerekçeli kararında bu delilleri neden kabul ettiğini veya neden reddettiğini tartışmak zorundadır.

CMK 230/1-b Maddesi Uyarınca Gerekçe Yükümlülüğü

Hükmün gerekçesinde, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerekir. Yargıtay, mahkemelerin bu tartışmayı yapmadan kurdukları hükümleri "gerekçesizlik" nedeniyle kesin aykırılık hali sayarak bozmaktadır.

Mutlak Bozma Sebebi Olarak Hukuka Aykırı Delil

Eğer mahkumiyet hükmü sadece veya ağırlıklı olarak hukuka aykırı görevlendirilen gizli soruşturmacının verilerine dayanıyorsa, bu durum CMK m. 289/1-i uyarınca hukuka kesin aykırılık teşkil eder. Bu durumda dosyanın esasına girilmeksizin bozma kararı verilmesi gerekir.

"Mahkemece hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller kararda gösterilmediği gibi aksine, sanık hakkında karar alınmadan yapılan gizli soruşturmacı görevlendirmeye dayanan, hukuka aykırı deliller gerekçe yapılarak kurulan ve bu şekilde gerekçesi eksik olan hüküm kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/470 - Karar No: 2016/3796

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2016/470 E. , 2016/3796 K.

Etkin Pişmanlık (TCK 192) ve Gizli Soruşturmacı Teması

Sanığın gizli soruşturmacıya uyuşturucu sattıktan sonra, diğer suç ortaklarını veya uyuşturucu kaynağını açıklaması durumunda TCK m. 192/3 kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı sorunu gündeme gelmektedir. Yargıtay, bu noktada gizli soruşturmacının sıfatına ve eylemin niteliğine göre farklı sonuçlara varmaktadır.

Failin Ortaya Çıkartılması ve Bilgi Verme

Eğer sanık, gizli soruşturmacının kimliğini bilmeden ancak yakalandıktan sonra samimi bir şekilde diğer failleri bildirmişse, etkin pişmanlıktan yararlanabilir. Ancak gizli soruşturmacı zaten diğer failleri tespit etmişse, sanığın verdiği bilginin "suçun ortaya çıkmasına hizmet etmediği" gerekçesiyle indirim yapılmayabilir.

Uygulama Notu: Etkin Pişmanlık Tartışması

Mahkemeler, gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olup olmadığını araştırmadan hüküm kurmamalıdır. Eğer görevli sivil bir şahıssa ve yetkisiz delil toplamışsa, sanığın bu şahsa yönelik beyanları üzerinden etkin pişmanlık hükümleri titizlikle değerlendirilmelidir.

"Gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olmadığının tespiti halinde 'suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama' konusunda faaliyette bulunamayacaklarından bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği hususu gözetilerek sanığın beyanı da dikkate alınarak hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan hüküm kurulması bozma nedenidir."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/2213 - Karar No: 2021/1561

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2017/2213 E. , 2021/1561 K.

Kovuşturma Safhasında Müdafi Tarafından Yapılacak Usul Denetimi

Kovuşturma aşamasında dosya incelemesi yapan müdafi, gizli soruşturmacı görevlendirmesinin her bir halkasını usul süzgecinden geçirmelidir. Sadece suçun sübutuna değil, delilin elde ediliş biçimine odaklanmak, modern ceza muhakemesinin gereğidir.

Ceza yargılamasında gizli soruşturmacı belgelerinin usul denetimi

Dosyada Aranması Gereken Belgeler Listesi

  1. Talep Yazısı: Kolluğun Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı, somut delilleri ve neden başka yolla delil elde edilemediğini açıklayan müzekkere.
  2. Mahkeme Kararı: Kararın oy birliğiyle alınıp alınmadığı (bazı dönemler için), katalog suça uygunluğu ve süresi.
  3. Teknik İzleme Kararı: Ses ve görüntü kaydı yapılmışsa, buna ilişkin CMK m. 140 kararının varlığı.
  4. Görevli Kimlik Bilgisi: Soruşturmacının kamu görevlisi olduğuna dair onaylı belge veya beyan.
  5. Duruşma Tutanağı: Soruşturmacının usulüne uygun (ses/görüntü değiştirilerek) dinlenip dinlenmediği.

Usul Hatası Bulunduğunda İzlenecek Yol

Usul hatası tespit edildiğinde, "hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılması" veya en azından "hükme esas alınmaması" yönünde yazılı beyan sunulmalıdır. Yargıtay'ın güncel içtihatları, bu yöndeki itirazların mahkemelerce karşılanmamasını bozma nedeni olarak görmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Gizli soruşturmacı sanıktan uyuşturucu alırken video kaydı yapabilir mi? Gizli soruşturmacının görüntü ve ses kaydı yapabilmesi için sadece gizli soruşturmacı kararı (CMK 139) yeterli değildir. Ayrıca CMK 140 uyarınca "Teknik Araçlarla İzleme" kararı alınmış olması zorunludur. Kararsız yapılan kayıtlar hukuka aykırı delildir ve mahkumiyete esas alınamaz.

2. Gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olmaması delili geçersiz kılar mı? Evet, CMK 139/1 uyarınca gizli soruşturmacının "kamu görevlisi" olması şarttır. Yargıtay, görevlendirilen kişinin adli kolluk görevlisi olup olmadığının araştırılmasını emreder. Eğer görevli kolluk personeli değilse, topladığı veriler suçu kanıtlayan hukuki bir delil olarak kabul edilemez.

3. Sanıktan üç farklı tarihte uyuşturucu alınması cezayı artırır mı? Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, gizli soruşturmacının sanıktan birden fazla kez alım yapması sanık lehine tek bir suç sayılır. Bu eylemler zincirleme suç (TCK 43) kapsamında değerlendirilemez. Çünkü soruşturmacının amacı ticaret değil, suçun sübutunu sağlamaktır. İlk alımla delil elde edildiğinden, sonraki alımlar gereksizdir.

4. Örgüt olmayan bir uyuşturucu davasında gizli soruşturmacı atanabilir mi? 02.12.2016 tarihinden önce suçun mutlaka "örgüt faaliyeti çerçevesinde" işlenmesi gerekiyordu. Ancak bu tarihte yapılan değişiklikle (6763 sayılı Kanun), uyuşturucu ticareti suçu bakımından örgüt şartı kaldırılmıştır. Güncel uygulamada örgüt olmasa da uyuşturucu ticareti suçlarında gizli soruşturmacı atanabilmektedir.

5. Gizli soruşturmacı duruşmaya gelip sanığın yüzüne karşı ifade verir mi? Hayır, gizli soruşturmacının kimliği korunur. Eğer tanık olarak dinlenmesi zorunluysa, CMK 139/3 ve Tanık Koruma Kanunu uyarınca; sanığın olmadığı bir ortamda veya ses ve görüntüsü değiştirilerek özel düzenekle dinlenir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 139, 140, 217, 230.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 43, 188, 192.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/4606, Karar No: 2015/3053.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/2213, Karar No: 2021/1561.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/470, Karar No: 2016/3796.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2019/307, Karar No: 2022/198.
  • Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik.

Yasal Uyarı: Bu makale, ceza muhakemesi hukuku alanındaki güncel gelişmeleri ve Yargıtay içtihatlarını profesyonel hukukçulara aktarmak amacıyla akademik düzeyde hazırlanmış bir hukuk bültenidir. İçerikte yer alan bilgiler genel mahiyette olup, her somut olayın kendine özgü usul ve esas şartları bulunduğu unutulmamalıdır. Bu metin, hukuki bir danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Somut uyuşmazlıklarda profesyonel hukuki destek alınması zorunludur.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: