CMK 141 Kapsamında Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Usulü ve Adliye Pratiği
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 141 Kapsamında Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Usulü ve Adliye Pratiği

5271 sayılı CMK'nın 141. maddesi uyarınca haksız koruma tedbirlerinden doğan devletin tazminat sorumluluğu, kusursuz sorumluluk esasına dayanmaktadır. Maddi ve manevi zararların tazmini için öngörülen üç aylık ve bir yıllık hak düşürücü süreler ile ispat yükümlülükleri yargılama sürecinin temelini oluşturur.

Koruma Tedbirleri Tazminatında Devletin Hukuki Sorumluluğu

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 141. ve devamı maddeleri, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında uygulanan koruma tedbirleri nedeniyle kişilerin uğradığı zararların devlet tarafından karşılanmasını düzenleyen özel bir tazminat rejimi öngörür. Bu sorumluluk, anayasal dayanağını Anayasa’nın 19. maddesinin son fıkrasından alan, "kusursuz sorumluluk" esasına dayanan kamusal bir yükümlülüktür. Devlet, hâkim veya savcıların işlemlerinden doğan zararları, kişinin kusuru olup olmadığına bakılmaksızın, kanuni şartların varlığı halinde tazmin etmekle mükelleftir.

"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, ... e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, ... kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141/1 Belgeyi Gör

Uygulamada en sık karşılaşılan tazminat nedeni, CMK m. 141/1-e bendinde yer alan beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK) sonrası doğan haksız tutukluluk ve gözaltı zararlarıdır. Ancak bu sorumluluk sadece özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerle sınırlı değildir; eşyaya el koyma, arama ve makul sürede yargılanmama gibi ihlaller de tazminat kapsamındadır. 2024 yılında 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler neticesinde, bazı tazminat istemlerinin doğrudan Tazminat Komisyonu’na yönlendirilmesi usulü getirilmiş, bu durum adliye pratiğinde görev hususunda yeni bir paradigma oluşturmuştur.

CMK 141. Madde Kapsamındaki Tazminat Nedenleri ve Şartlar

Tazminat isteminin temelinde, koruma tedbirinin uygulanış biçimindeki hukuka aykırılık veya tedbirin uygulanmasına rağmen sürecin beraat/KYOK ile sonuçlanması yatar. Kanun koyucu, tazminat hallerini numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesiyle saymış gibi görünse de, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları ile bu kapsamın, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını koruyacak şekilde yorumlandığı gözlemlenmektedir.

Özgürlüğü Kısıtlayan Tedbirlerden Doğan Tazminat Hakları

Kişinin kanun dışı yakalanması, gözaltına alınması veya tutuklanması tazminatın asıl eksenini oluşturur. CMK m. 141/1-a, b ve c bentleri, usule aykırı yakalama ve tutuklama hallerini düzenlerken; (d) bendi makul sürede yargı mercii huzuruna çıkarılmamayı bir tazminat sebebi olarak kabul etmiştir. (e) bendi ise, başlangıçta hukuka uygun olsa dahi, neticede beraat veya KYOK verilmesi durumunda devletin "fedakarlığın denkleştirilmesi" ilkesi gereği tazminat ödemesi gerektiğini vurgular.

"Davacının talebinin CMK.nın 141. maddesi kapsamında kaldığı, davacın gözaltı ve tutukluluk öncesinde başka bir işte çalıştığına dair yada bir gelir elde ettiğine dair dava dosyasına herhangi bir belge sunulmadığı, davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı sürelerde gelirine ilişkin ispatlayıcı belge sunmaması da dikkate alınarak ... net asgari ücretlerde baz alınarak yapılan hesaplamada; ... toplam 3.541,92 TL maddi tazminat ... 6.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine... karar verilmiştir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2018/123 (Karar İçeriği) Belgeyi Gör

Mülkiyet Hakkına Müdahale ve Diğer Koruma Tedbirleri

Arama ve el koyma işlemleri de tazminat sorumluluğu doğurabilir. Özellikle CMK m. 141/1-j bendi uyarınca, eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadığı halde el konulan, korunması için gerekli tedbirler alınmayan veya zamanında geri verilmeyen kişiler tazminat talep edebilir. Bu hak, sadece şüpheli veya sanığa değil, iyi niyetli üçüncü kişilere de tanınmıştır.

"CMK'nın 141/j maddesinde, eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişilerin uğramış olduğu zararları isteyebileceklerinin belirtildiği ... iyi niyetli üçüncü kişilere ait taşınırlar hakkında yapılan fiili el koyma işlemlerine ilişkin olarak bu şahısların zararlarını talep edebileceklerinden ... lehine tazminat koşullarının oluştuğu görülmekle..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/3102 - Karar No: 2022/6841 Belgeyi Gör

Tazminat İsteminde Hak Düşürücü Süreler ve Tebliğ Esası

CMK m. 142/1 uyarınca tazminat davası açmak için iki kademeli bir süre öngörülmüştür. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece re'sen dikkate alınır. Sürelerin başlangıcı için beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın "kesinleşmesi" ön şarttır. Kesinleşmemiş bir karara dayanarak tazminat isteminde bulunulması durumunda davanın reddi yerine, süreci bekletici mesele yapmak veya kesinleşme şerhini talep etmek adliye pratiğinde yaygın bir tutumdur.

Tazminat davası açma sürelerini sembolize eden hukuk temalı kompozisyon.

  1. Özel Süre: Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay.
  2. Genel Süre: Her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl.

Bu sürelerin hesabında, kesinleşme şerhli kararın davacıya veya vekiline tebliğ edildiği tarih esas alınır. Ancak tebligat yapılmamışsa, kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle dava açma hakkı düşer. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kesinleşme tarihinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesini bozma sebebi saymaktadır.

"Tazminat davasının kararın kesinleşmesinden itibaren açılmasını öngören 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 142/1. maddesine göre, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat taleplerinin kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceği düzenlenlemesi karşısında ... kesinleşme tarihinin şüpheye yer bırakmayacak ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde belirlenip ... sürede açılıp açılmadığı saptanarak..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/9156 - Karar No: 2021/3687 Belgeyi Gör

Görevli ve Yetkili Mahkeme: Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Ayrımı

7499 sayılı Kanun ile 2 Mart 2024 tarihinde yapılan köklü değişiklik, tazminat istemlerinin çözüm yerini ikiye bölmüştür. Geleneksel olarak tüm istemler Ağır Ceza Mahkemelerinde (ACM) görülmekteyken, artık beraat ve KYOK gibi bazı spesifik nedenlere dayalı istemler idari bir merci olan Tazminat Komisyonu’na devredilmiştir.

CMK 141 tazminat davalarında görevli mercilerin ayrımını gösteren hukuki dosya görünümü.

Ağır Ceza Mahkemesinin Görev Alanı

Zarara uğrayanın oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir. Eğer o yer ACM tazminat konusu işlemle ilişkili ise (örneğin tutuklama kararını o yer ACM vermişse), en yakın yer ACM görevli olur. CMK m. 141/1 (a), (b), (c), (d), (g), (h), (i), (j), (k) bentleri kapsamındaki "usulsüzlük" iddiaları halen ACM'nin görev alanındadır. Örneğin, tutuklama kararı kanuni şartlar oluşmadan verilmişse veya makul sürede hakim önüne çıkarılmama söz konusuysa dava ACM'de açılır.

Tazminat Komisyonu’nun Görev Alanı

CMK m. 141/1 (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler için artık 6384 sayılı Kanun uyarınca Tazminat Komisyonu’na başvurulması zorunludur. Bunlar; kanuna uygun yakalanıp tutuklandığı halde beraat edenler, mahkum olup da cezası infaz edildikten sonra beraat edenler ve yakalama emrinin kaldırılması nedeniyle zarar görenleri kapsar. ACM'ye yapılan bu kapsamdaki başvurular mahkemece ayrılmalı veya Komisyona gönderilmelidir.

İstem Nedeni (CMK 141/1) Görevli Merci İlgili Kanun
(a) Kanun dışı yakalama/tutuklama Ağır Ceza Mahkemesi 5271 sayılı CMK
(e) Beraat/KYOK sonrası tazminat Tazminat Komisyonu 6384 sayılı Kanun
(j) Eşyaya el koyma zararları Ağır Ceza Mahkemesi 5271 sayılı CMK
(l) Yakalama emrinin geç silinmesi Tazminat Komisyonu 6384 sayılı Kanun

Adli Kontrol Tedbirlerinde Tazminat Tartışması: Konutu Terk Etmeme Sorunsalı

Adli kontrol, tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiridir. CMK m. 141 metninde adli kontrolün tazminata konu olabileceğine dair açık bir düzenleme bulunmaması, uygulamada ciddi bir uyuşmazlık yaratmıştır. Özellikle "konutu terk etmemek" (ev hapsi) şeklindeki adli kontrol tedbiri, niteliği itibariyle hürriyeti kısıtlayıcı bir etkiye sahiptir.

Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatları, adli kontrol tedbirleri (yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü ve hatta konutu terk etmeme) nedeniyle tazminata hükmedilemeyeceği yönündedir. Yargıtay, kanun koyucunun tazminat hallerini sınırlı saydığını ve adli kontrolü bu kapsama almadığını savunmaktadır.

"Davacı hakkında uygulanan ve 5271 sayılı CMK'nın 109/3-j. maddesinde düzenlenen konutunu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbiri nedeniyle tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş olup..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/9480 - Karar No: 2024/7938 Belgeyi Gör

Anayasa Mahkemesi ve Muhalefet Şerhleri: AYM Genel Kurulu, konutu terk etmeme tedbirinin hukuka aykırı olması durumunda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Yargıtay içindeki bazı karşı oylar da, ev hapsinin ceza mahsubunda (2 güne 1 gün oranında) kabul edilmesine rağmen tazminatta reddedilmesinin çelişkili olduğunu ve kıyas yoluyla tazminat verilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Maddi Tazminatın Hesaplanması: Net Kazanç Kaybı ve İspat Yükü

Maddi tazminat, haksız koruma tedbiri nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen somut azalmayı ifade eder. Bu kapsamda en önemli kalem "kazanç kaybı"dır. Davacının tutuklu kaldığı sürede çalışamaması nedeniyle mahrum kaldığı gelir, ispatlanabildiği ölçüde tazmin edilir.

Haksız tutuklama tazminatı hesaplamalarında kullanılan materyalleri gösteren görsel.

Gelir Tespiti ve Asgari Ücret Esası

Davacı, tutuklanmadan önce bir işte çalıştığını ve belirli bir geliri olduğunu vergi kayıtları, bordro veya SGK dökümleri ile ispatlamalıdır. Eğer davacı bir geliri olduğunu ispatlayamazsa (ev hanımı, işsiz veya belge sunamayanlar), Yargıtay yerleşik uygulaması gereği, o dönemdeki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılır. Hesaplamada AGİ (Asgari Geçim İndirimi) dahil edilmez; yalnızca net ele geçen miktar esas alınır.

"Geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının, bahse konu döneme ilişkin olarak ... belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak ... gelir kaybı olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/2034 - Karar No: 2020/7306 Belgeyi Gör

Diğer Maddi Zararlar ve Giderler

Tutukluluk süresince yapılan avukatlık ücreti ödemeleri (asıl dosyada beraat için ödenen), cezaevine gidiş-dönüş masrafları ve benzeri kalemler de maddi tazminat kapsamındadır. Ancak bu masrafların belgeli olması şarttır. Yargıtay, cezaevinde yapılan mutfak harcamaları gibi tutuklu olunmasa da yapılacak olan rutin yaşam giderlerini tazminat kapsamında görmeme eğilimindedir.

Manevi Tazminatın Tayini: Hak ve Nesafet İlkeleri

Manevi tazminat, kişinin özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle duyduğu elem, keder ve onur kırıcı etkinin bir nebze olsun giderilmesini amaçlar. Bu tazminat bir zenginleşme aracı değildir ancak sembolik de olmamalıdır. Mahkeme, manevi tazminat miktarını belirlerken geniş bir takdir yetkisine sahiptir.

Uygulama Notu: Manevi tazminat miktarı belirlenirken şu kriterler dikkate alınır: * Davacının sosyal ve ekonomik durumu, * Üzerine atılı suçun niteliği ve vahameti, * Tutuklu veya gözaltında kaldığı sürenin uzunluğu, * Olayın kamuoyuna yansıması ve kişinin itibar kaybı, * Tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar elde edilecek parasal değer (faizle birlikte).

"Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ... dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/10195 - Karar No: 2021/5417 Belgeyi Gör

Dava Dilekçesinin Esaslı Unsurları ve Belgelendirme Yükümlülüğü

CMK m. 142/3 uyarınca tazminat dilekçesinde zararın niteliği, niceliği ve belgeleri yer almalıdır. Uygulamada, sadece "haksız tutuklandım, tazminat istiyorum" şeklindeki genel ifadeler yeterli görülmez. Dilekçeye eklenmesi gereken kritik belgeler şunlardır: 1. Beraat veya KYOK kararının onaylı örneği, 2. Kesinleşme şerhinin aslı veya onaylı örneği, 3. Gözaltı, tutuklama ve tahliye tutanakları, 4. Maddi zarara ilişkin deliller (maaş bordrosu, serbest meslek makbuzu vb.).

Mahkeme, dilekçedeki eksikliklerin giderilmesi için davacıya bir ay süre verir. Bu süre içinde eksiklikler tamamlanmazsa istem reddedilir. Adliye pratiğinde, davalı olarak mutlaka "Maliye Hazinesi" gösterilmeli, husumet doğru yönlendirilmelidir.

Tazminat İsteyemeyecek Haller: CMK 144 Sınırlandırması

Kanun koyucu, haksız bir işlem olsa dahi bazı durumlarda devletin tazminat sorumluluğunu istisnai olarak kaldırmıştır. CMK m. 144, tazminat hakkını sınırlayan halleri saymaktadır. Ancak 144/1-a bendindeki "başka bir mahkumiyetten mahsup" halinin kaldırılmasıyla birlikte, mahsup durumu artık tek başına tazminata engel değildir.

Tazminat Engelleyici Durumlar: * Genel veya özel af, şikayetten vazgeçme veya uzlaşma ile davanın düşmesi, * Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle ceza verilmemesi, * Adli makamlar önünde yalan beyanla kendisinin tutuklanmasına sebebiyet verme.

Önemli Not: Davacının kendi kusuruyla (örneğin kaçma şüphesi uyandıracak davranışlar veya delil karartma girişimi) tutuklanmaya neden olup olmadığı mahkemece incelenir. Kişinin sessiz kalma hakkını kullanması, kendi aleyhine tutuklama nedeni olarak değerlendirilemez ve tazminat hakkını engellemez.

Mahsup İşleminin Tazminat Miktarına Etkisi ve Uygulama Yanlışları

Eskiden mahsup işlemi tazminata engel iken, güncel düzenlemede mahsup edilen sürenin tazminat miktarından indirilmesi (denkleştirilmesi) esası kabul edilmiştir. Eğer kişi haksız tutuklu kaldığı süreyi başka bir kesinleşmiş cezasından mahsup ettirmişse, bu durum maddi ve manevi tazminatın miktarında "hak ve nesafet" gereği indirim sebebi olarak dikkate alınır.

"CMK'nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak maddi ve manevi tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/10195 - Karar No: 2021/5417 Belgeyi Gör

Mahkemece mutlaka ilgili infaz birimlerinden veya savcılıktan, haksız tutukluluk süresinin başka bir cezadan mahsup edilip edilmediği sorulmalıdır. Bu araştırma yapılmadan verilen kararlar Yargıtay tarafından "eksik inceleme" gerekçesiyle bozulmaktadır.

Üçüncü Kişilerin Eşyaya El Koyma Nedeniyle Tazminat Hakları

CMK m. 141/1-j bendi, sadece sanığın değil, suçla ilgisi olmayan üçüncü kişilerin de mülkiyet hakkını korur. Örneğin, bir kiralık aracın veya suçta kullanıldığı iddiasıyla el konulan bir tırın sahibi, beraat kararı sonrası aracın el konulduğu süre boyunca uğradığı "kazanç kaybını" devletten isteyebilir.

Hesaplama Kriteri: Aracın yediemin otoparkında kaldığı süre boyunca piyasa koşullarına göre getirebileceği net kazanç hesaplanır. Bu hesaptan yakıt, amortisman, şoför gideri ve bakım masrafları gibi zorunlu giderler düşülür. Sadece araç mülkiyeti değil, tedbir şerhi nedeniyle aracın satılamamasından doğan zararlar da talep edilebilir.

"Davacının el konulan tankerin kullanamamasından kaynaklı maddi kazanç kaybının bilirkişi incelemesi sonucu belirlenip bu bedelden, bakım, yakıt, amortisman gibi giderlerin düşülmesi suretiyle, net kazanç kaybı tespit edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/3102 - Karar No: 2022/6841 Belgeyi Gör

Adliye Pratiğinde Kalem İşlemleri ve Yargılama Usulü

Tazminat davaları kural olarak duruşmalı görülür. Ancak CMK m. 142 uyarınca, mahkeme dosyayı inceledikten sonra dilekçeyi yeterli bulursa bir örneğini Devlet Hazinesi temsilcisine tebliğ eder. Hazine temsilcisi (Defterdarlık veya Muhakemat Müdürlüğü), iki hafta içinde yazılı beyan ve itirazlarını sunmalıdır.

Editörün Notu: Adliye pratiğinde en çok dikkat edilmesi gereken husus "mükerrer dava" sorgusudur. Yargıtay, kamu kaynaklarının korunması amacıyla UYAP üzerinden aynı işleme dayalı başka bir tazminat davası açılıp açılmadığının sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca tazminat miktarlarına uygulanacak faiz, kural olarak "zararın doğduğu tarih" (tutuklama veya gözaltı tarihi) itibariyle işletilmelidir. Ancak dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihinin yanlış belirtilmesi durumunda mahkeme taleple bağlılık ilkesini gözetebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Beraat kararı sonrası tazminat davasını nereye açmalıyım? 7499 sayılı Kanun değişikliği ile beraat veya KYOK sonrası (CMK 141/1-e) tazminat talepleri artık doğrudan Tazminat Komisyonu’na yapılmalıdır. Ağır Ceza Mahkemeleri bu tür davalarda görevsizlik veya ayırma kararı vererek dosyayı Komisyona göndermektedir.

2. Haksız tutuklu kaldığım süre başka bir cezamdan düşüldü, yine de tazminat alabilir miyim? Evet, CMK m. 144/1-a bendi yürürlükten kalktığı için mahsup işlemi tazminata engel değildir. Ancak mahsup edilen süre, hükmedilecek maddi ve manevi tazminat miktarından "hak ve nesafet" gereği indirilir.

3. Adli kontrol (imza ve yurt dışı yasağı) nedeniyle tazminat istenir mi? Yargıtay'ın güncel ve yerleşik uygulamasına göre, adli kontrol tedbirleri tazminat kapsamında değildir. Ancak konutu terk etmeme (ev hapsi) tedbiri konusunda Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasındaki görüş ayrılığı devam etmekte olup, Yargıtay çoğunluk görüşü halen tazminatı reddetmektedir.

4. Tazminat davasında avukatlık ücreti neye göre belirlenir? Dava sonunda davacı lehine hükmedilen tazminat miktarı üzerinden maktu veya nisbi (hangisi fazlaysa) vekalet ücretine hükmedilir. Maddi ve manevi tazminat talepleri tek bir vekalet ücretine konu edilir. Eğer davanın bir kısmı reddedilirse, reddedilen miktar üzerinden Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hususu da Yargıtay denetimine tabidir.


Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141, 142, 144.
  • 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/6400, Karar No: 2023/5416.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/9480, Karar No: 2024/7938.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/3102, Karar No: 2022/6841.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/10195, Karar No: 2021/5417.
  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kararı, Başvuru No: 2018/123.
  • Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı (Esra Özkan Özakça), Başvuru No: 2017/32052.

Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, adli süreçlerdeki somut olayların özelliklerine göre hukuki sonuçlar değişkenlik gösterebilir. İçerik, profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez; dava açmadan önce güncel mevzuat ve içtihatların uzman bir hukukçu tarafından analiz edilmesi tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: