
CMK 121 Uyarınca Arama ve El Koyma İşlemlerinin Belgelendirilmesi: Usul Hatalarının Delil Yasakları Bakımından Değerlendirilmesi
Ceza muhakemesinde arama ve el koyma işlemlerinin hukuka uygunluğu, CMK 121 uyarınca düzenlenen eşya listesi ve arama belgesinin usulüne uygun tanzim edilmesine bağlıdır. Belgelendirme eksiklikleri, Anayasa m. 38/6 uyarınca mutlak delil yasağı oluşturarak mahkumiyet hükmünün bozulmasına sebebiyet vermektedir.
Ceza muhakemesinde arama işleminin tamamlanmasının ardından kolluğun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 121 uyarınca bir belge verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu belge, aramanın nedenini oluşturan fiili, arama kararının numarasını ve el konulan eşyanın tam listesini içermelidir. Uygulamada "Arama ve El Koyma Tutanağı" olarak adlandırılan bu belgenin eksikliği veya içeriğindeki hukuka aykırılıklar, arama sonucunda elde edilen materyallerin "yasak delil" niteliğine bürünmesine yol açmaktadır. Özellikle konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde yapılan aramalarda CMK m. 119/4 uyarınca arama tanığı bulundurulmaması ve bu durumun tutanağa geçirilmemesi, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir.
CMK 121 Kapsamında Arama Sonunda Verilecek Belgenin Hukuki Niteliği
Arama işleminin sona ermesiyle birlikte, hakkında arama yapılan kişiye işlemin nedenini ve sonucunu gösteren resmi bir belgenin verilmesi kanuni bir zorunluluktur. CMK m. 121/1 hükmü, aramanın muhatabına sürecin şeffaflığını ve denetlenebilirliğini sağlayan bir güvence sunar. Bu belge sadece bir usul işlemi değil, aynı zamanda mülkiyet hakkının ve konut dokunulmazlığının korunmasına hizmet eden bir ispat aracıdır.
Belgenin içeriğinde, aramanın hangi suç şüphesiyle (nedenini oluşturan fiil) yapıldığı ve el konulan eşyaların listesi eksiksiz yer almalıdır. Eğer herhangi bir eşyaya el konulmamışsa, tutanakta bu durumun da açıkça belirtilmesi (menfi tespit) gerekir. Adliye pratiğinde, bu belgenin bir nüshasının ilgiliye verilmemesi, kolluğun işlem sonrası keyfi müdahalelerine açık bir kapı bırakmaktadır.
"Aramanın sonunda hakkında arama yapılan kimseye istemi üzerine bir belge verilir. Bu belgede aramanın nedenini oluşturan fiil ile elkonulan veya muhafaza altına alınan eşyanın listesi ve eşyanın niteliği belirtilir. Hakkında arama yapılan kimsenin eşyası üzerinde mülkiyet veya zilyetlik iddiasında bulunması halinde, bu durum tutanağa geçirilir."
Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 121 (Yorumlanmış Metin)
Uygulama Notu: Arama sonunda verilen belgenin "istemi üzerine" verileceği hükmü, kolluk tarafından ilgilinin talebi yoksa belge verilmemesi şeklinde yorumlanmamalıdır. Hak arama hürriyeti ve müdafi yardımı için bu belgenin dosyaya girmesi ve bir suretinin zilyede teslimi esastır.
Adli Arama ve Önleme Araması Ayrımında Belgelendirme Farklılıkları
Arama işleminin hukuki dayanağı, düzenlenecek tutanağın geçerliliğini doğrudan tayin eder. Adli arama (CMK m. 116-119), somut bir suç şüphesi altında olan şüphelinin yakalanması veya delil elde edilmesi amacıyla yapılırken; önleme araması (PVSK m. 9), suçun işlenmesinin önlenmesi ve tehlikenin bertaraf edilmesi amacını taşır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, adli arama kararı gerektiren bir durumda önleme araması kararına dayanılarak yapılan işlem hukuka aykırıdır. Bu aykırılık, CMK m. 121 uyarınca verilen belgenin hukuki geçerliliğini de ortadan kaldırır. Eğer tutanakta "önleme araması kararına istinaden" ibaresi yer alıyor ancak olay somut bir suç şüphesine dayanıyorsa, elde edilen deliller hükme esas alınamaz.
| Parametre | Adli Arama (CMK 116-119) | Önleme Araması (PVSK 9) |
|---|---|---|
| Amaç | Delil elde etmek, şüpheliyi yakalamak | Suçu ve tehlikeyi önlemek |
| Karar Makamı | Hakim (Gecikmesinde sakınca varsa Savcı) | Hakim (Gecikmesinde sakınca varsa Mülki Amir) |
| Belgelendirme | CMK 121 uyarınca detaylı liste ve fiil | PVSK 4/A kapsamında gerekçe içeren belge |
| Süre | Belirli bir olay ve kişiyle sınırlı | Belirli bir bölge ve süreyle sınırlı |
"2559 sayılı PVSK'nın 9. maddesine göre 'önleme araması', suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi için yapılan aramadır. CMK'nın 116 ve 119. maddelerine göre 'adli arama' ise, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa önleme araması değil ancak adli arama yapılabilir."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/22699 - Karar No: 2022/282
Önleme Araması Kararının Kapsamı ve Tutanağa Etkisi
Önleme araması kararları genellikle genel niteliktedir. Ancak bu kararların icrası sırasında, kolluğun durdurduğu kişiye arama gerekçesini içeren bir belge vermesi zorunludur. PVSK m. 4/A uyarınca yapılan araç aramalarında da bu yükümlülük devam eder. Eğer kolluk, genel bir önleme araması kararına dayanarak "şüpheli hareketler" gerekçesiyle bir araçta arama yapmışsa, tutanakta bu şüpheli hareketlerin somutlaşmış olması gerekir. Aksi halde, arama işlemi "genel arama" mahiyetine dönüşerek hukuka aykırı hale gelir.
Somut Suç Şüphesinde Karar Makamı Karmaşası
Kolluğun bir suçun işlendiği izlenimini alması durumunda derhal Cumhuriyet savcısına bilgi vermesi (CMK m. 161) ve adli arama kararı/emri alması gerekir. Önleme araması kararıyla adli arama yapılması, delil zincirini bozar. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bu tür durumlarda "usulüne uygun adli arama emri bulunmamasını" kesin bir bozma nedeni olarak görmekte ve sanığın tahliyesine karar verebilmektedir.
Arama Tanığı Bulundurma Zorunluluğu ve Tutanağın Geçerliliği
CMK m. 119/4, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde yapılan aramalarda, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulmasını emreder. Bu kişilere "arama tanığı" denilmektedir. Bu kural, kolluğun arama sırasındaki faaliyetlerinin tarafsız kişilerce denetlenmesini amaçlayan hayati bir güvencedir.
Düzenlenen arama tutanağında bu iki tanığın imzasının bulunmaması veya sadece bir tanığın bulunması, arama işleminin icrasını sakatlar. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, bu eksikliği "basit bir şekil şartı ihlali" olarak değil, adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirmektedir.
"CMK'nın 119/4. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulması zorunludur. Kanun koyucu 'bulundurulur' demek suretiyle arama tanıklarının bulundurulmaları zorunluluğunu vurgulamıştır. Bu kurala aykırı bir arama sonucunda elde edilen deliller tek ve belirleyici delil olarak kullanılarak hüküm kurulması adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/17715 - Karar No: 2016/1375
Komşu veya İhtiyar Heyeti Üyesi Bulunamaması Durumu
Adliye pratiğinde kolluk görevlileri, "komşu bulunamadığı" veya "kimsenin şahitlik etmek istemediği" gibi gerekçelerle arama tanığı olmaksızın işlem yapabilmektedir. Ancak doktrin ve güncel yargı eğilimi, bu durumun arama yapılmamasını veya savcının bizzat gelmesini gerektirdiğini savunur. Tutanakta "tanık bulunamadı" ibaresinin yer alması, kanuni zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
Arama Tutanağında İmzası Bulunan Kolluk Görevlilerinin Niteliği
CMK m. 119/4'teki "iki kişi" kolluk görevlisi olamaz. Aramayı yapanların dışında başka birimden gelen polislerin tanık olarak imza atması da kanunun amacına aykırıdır. Tutanaktaki imzaların kimlik ve görev unvanları kontrol edilerek, tanıkların "sivil ve tarafsız" olup olmadığı denetlenmelidir.
El Koyulan Eşya Listesinin Düzenlenmesi ve İspat Gücü
Arama sonucunda el konulan eşyaların listesi, CMK m. 121 uyarınca verilen belgenin en kritik unsurudur. Bu listenin (eşya listesi defteri veya tutanağı) eşyanın markasını, modelini, seri numarasını, rengini ve durumunu (hasarlı/çalışır vb.) içermesi gerekir. Belirsiz ifadeler (örneğin: "bir adet cep telefonu", "bir miktar uyuşturucu") listenin sıhhatini zayıflatır.
CMK m. 123 uyarınca, ispat aracı olarak yararlı görülen veya müsadereye tabi malvarlığı değerleri muhafaza altına alınır. Bu işlem sırasında eşyanın değerinin tespit edilmesi de kanuni bir zorunluluk haline gelmiştir (Ek fıkra: 27/12/2020-7262/19 md.). Kıymet tespiti yapılmayan el koyma işlemleri, ileride doğabilecek tazminat davalarına (CMK m. 141) zemin hazırlar.
"İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir. Muhafaza altına alınan veya elkonulan eşya ya da malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilir."
Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 123
Editörün Notu: Müdafi olarak arama mahallinde bulunulması durumunda, el konulan eşyaların tutanağa "ayrıntılı" geçirilmesi için kolluğa sözlü uyarıda bulunulmalı, gerekirse tutanağın altına "eşyaların nitelikleri tam belirtilmemiştir" şerhi düşülmelidir.
Yazılı Arama Emrinin Varlığı ve Savcıya Ulaşılamama Şartı
Konut, işyeri ve diğer kapalı alanlarda arama yapılabilmesi için asıl kural hakim kararıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri yeterlidir. Kolluk amirinin yazılı emri ile konut araması yapılamaz; ancak kamuya açık olmayan kapalı alanlar (bazı durumlarda) bu kapsama girebilir.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin bir kararında vurgulandığı üzere; kolluk amirinin emriyle yapılan aramalarda "savcıya neden ulaşılamadığına" dair ayrıntılı bir tutanak düzenlenmiş olması gerekir. Sadece "savcıya ulaşılamadı" şeklindeki matbu ifadeler, arama işlemini hukuka uygun kılmaz.
"Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hâllerde kolluk âmirinin yazılı emriyle gerçekleştirilen arama ve elkoyma işlemi üzerine; ilgili kolluk görevlilerince neden Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı, Cumhuriyet savcısının hangi vasıtalarla arandığını belirten ayrıntılı tutanak düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalıdır."
Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/15932 - Karar No: 2016/122
"Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal" Kriterinin Somutlaştırılması
Hukuk devletinde istisnai yetkilerin kullanımı somut gerekçelere dayanmalıdır. Eğer arama mahalline hakim kararı alabilecek süre varken (örneğin mesai saatleri içinde ve aciliyet arz eden bir delil karartma riski yokken) savcı emriyle hareket edilmişse, bu durum "hukuki güvenlik" ilkesini zedeler. Tutanakta gecikmedeki sakıncanın ne olduğu (örneğin: "şüphelinin kaçma hazırlığı", "delillerin imha edilme ihtimali") açıkça yazılmalıdır.
Sözlü Talimatın Yazılı Emre Dönüştürülmesi Zorunluluğu
CMK m. 119/1 "yazılı emir" şartını koşar. Kolluğun savcıyı telefonla arayıp "arama yapın" şeklinde sözlü talimat alması, tek başına yeterli değildir. Bu talimatın en kısa sürede yazılı hale getirilmesi ve arama tutanağının ekine konulması gerekir. Sözlü talimatla yapılan aramalarda ele geçen deliller hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Belge ve Kağıtların İncelenmesi ve Mühürlenmesi Rejimi
Arama sırasında ele geçirilen belge ve kağıtların (günlükler, mektuplar, ticari defterler vb.) içeriğinin incelenmesi özel bir prosedüre tabidir. CMK m. 122 uyarınca, hakkında arama yapılan kişi bu belgelerin incelenmesine engel olmak adına kendi mührünü basabilir veya imzasını atabilir.
İleride bu mühürlerin kaldırılması ve belgelerin incelenmesi aşamasında, zilyedin veya müdafiinin hazır bulunması için davet edilmesi zorunludur. Bu usule uyulmadan kollukça yapılan "ön incelemeler", savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
"Belge ve kâğıtların zilyedi veya temsilcisi kendi mührünü de koyabilir veya imzasını atabilir. İleride mührün kaldırılmasına ve kâğıtların incelenmesine karar verildiğinde bu işlemin yapılmasında hazır bulunmak üzere, zilyedi veya temsilcisi ya da müdafii veya vekili çağrılır; çağrıya uyulmadığında gerekli işlem yapılır."
Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 122/2
Suçla İlgisiz Belgelerin İadesi
İnceleme neticesinde soruşturma konusu suçla ilgisi olmadığı anlaşılan belgeler, CMK m. 122/3 gereği gecikmeksizin ilgilisine iade edilmelidir. Kolluğun veya savcılığın, suçla ilgisiz olmasına rağmen kişisel verileri içeren mektup veya dijital kayıtları muhafaza etmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eder ve idari yaptırım gerektirir.
Mühürleme İşleminin Tutanağa Geçirilmesi
Eğer zilyet mühürleme hakkını kullanmışsa, bu durum CMK 121 belgesinde açıkça belirtilmelidir. "Zilyet belgeleri mühürlemiş olup, inceleme hakim/savcı huzurunda yapılacaktır" şerhi düşülmelidir. Bu şerhin yokluğu, kolluğun mühürsüz belgeler üzerinde usulsüz inceleme yaptığı karinesini güçlendirir.
Yabancı Uyruklu Şüphelilerde Kimlik Tespiti ve Tutanak Düzeni
Arama ve el koyma süreçlerinde şüphelinin yabancı uyruklu olması, kimlik tespiti ve tutanak imza aşamasında özel usuller gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, üzerinde kimlik belgesi bulunmayan yabancı şüphelinin sadece beyanına dayanarak işlem yapılamaz.
Geçici Koruma Yönetmeliği ve 6458 sayılı Kanun kapsamında, biometrik verilerle eşleştirme yapılmalı, parmak izi kayıtları Göç İdaresi Genel Müdürlüğü veri tabanından sorgulanmalıdır. Arama tutanağında şüphelinin kimlik bilgilerinin "beyan" mı yoksa "resmi belge/kayıt" üzerinden mi tespit edildiği mutlaka belirtilmelidir.
"Yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/10-623 - Karar No: 2015/117
Tercüman Bulundurma Zorunluluğu
Yabancı uyruklu şahsın Türkçe bilmemesi durumunda, arama tutanağının içeriğinin kendisine bir tercüman vasıtasıyla anlatılması ve bu durumun tutanağa dercedilmesi gerekir. Şüphelinin neye imza attığını bilmediği bir süreçte düzenlenen CMK 121 belgesi, rızaya dayalı el koyma (CMK 123/2) iddiasını çürütür.
Diplomatik Yazışmalar ve Adli Sicil Kaydı
Tutanakta yer alan kimlik bilgilerinin teyidi için gerektiğinde diplomatik kanallar kullanılmalıdır. Özellikle uyuşturucu ticareti gibi ağır suçlarda, sanığın gerçek kimliğinin tespiti, tekerrür hükümlerinin uygulanması ve adli sicil incelemesi için zorunludur. Usulsüz kimlik tespiti, hükmün bozulmasına yol açan kesin bir hukuka aykırılık halidir.
Devlet Sırrı Niteliğindeki Belgelerde Arama ve İnceleme Usulü
Arama sırasında karşılaşılan belgelerin "devlet sırrı" niteliğinde olduğu iddiası, kolluğun inceleme yetkisini derhal durdurur. CMK m. 125 uyarınca, bu tür belgeler mahkemeye karşı gizli tutulamaz ancak bunların incelenmesi sadece hakim veya mahkeme heyeti tarafından yapılabilir.
Bu belgelerin içeriğinden sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek olan kısımlar tutanağa (hakim tarafından) kaydedilir. CMK 121 uyarınca verilen listede, bu belgelerin "devlet sırrı iddiasıyla hakim incelemesine sunulmak üzere mühürlendiği" belirtilmelidir.
"Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir. Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır."
Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 125
Risk Analizi: Alt sınırı 5 yıldan az olan suçlarda devlet sırrı iddiası ile belgenin incelenmekten kaçırılması mümkün değildir. Ancak her durumda kolluğun değil, hakimin inceleme yetkisi baki kalmalıdır.
Hukuka Aykırı Aramadan Elde Edilen Delillerin Akıbeti
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 38/6 uyarınca; kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Bu anayasal ilke, CMK m. 206/2-a ve m. 217/2 ile desteklenmiştir. Arama tutanağındaki usul hataları (tanık eksikliği, yetkisiz emir, yanlış karar türü vb.), elde edilen eşyanın "suçun maddi konusu" olsa dahi delil değerini yok eder.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2021 tarihli bir kararında; usulüne uygun adli arama kararı olmaksızın yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddelerin, sanık ikrarı olsa dahi hükme esas alınamayacağı ve beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
"Usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama açıkça hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir. Adli arama kararı ya da adli arama emri bulunmaması halinde yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olup, Anayasanın 38/6, CMK'nın 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b maddelerine aykırılık oluşturur."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/15760 - Karar No: 2021/9298
Mutlak Delil Yasağı ve Mahkeme Denetimi
Hukuka aykırı delil, mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır. Savunma tarafı itiraz etmese dahi, hakimin CMK 121 belgesini ve arama kararını dosya üzerinden inceleyerek hukuka uygunluk denetimi yapması şarttır. Eğer delil hukuka aykırı ise, "vicdani kanaat" bu delil üzerinden oluşturulamaz.
İkrarın Hukuka Aykırı Delili Meşrulaştırmaması
Sanığın duruşmada uyuşturucunun veya silahın kendisine ait olduğunu ikrar etmesi, aramadaki hukuka aykırılığı gidermez. Yargıtay'ın baskın eğilimi, "hukuka aykırı yöntemle elde edilen delile dayanılarak alınan ikrarın da geçersiz olduğu" yönündedir. Bu durum, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
Kolluğun Durdurma ve Kaba Üst Araması Yetkisi (PVSK 4/A)
PVSK m. 4/A kapsamında kolluğun durdurduğu şahıslar üzerinde "yoklama" veya "kaba üst araması" yapma yetkisi bulunmaktadır. Bu işlem, kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın kapalı bölmelerinin açılması anlamına gelmez. Sadece silah veya tehlikeli madde kontrolü amaçlı dıştan kontroldür.
Eğer kolluk, bu yetkiyi aşarak kişinin ceplerini karıştırır veya iç çamaşırı içerisine müdahale ederse, bu artık bir "adli arama"dır ve CMK hükümlerine tabidir. Tutanakta işlemin "PVSK 4/A uyarınca yoklama" olarak gösterilmesi, fiilen yapılan "adli arama"yı hukuka uygun kılmaz.
"Polis durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde gerekli tedbirleri alabilir. Bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması istenemez. Ancak el ile dıştan kontrol hariç, kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisinin görünmeyen bölümlerinin araması kolluk amirinin yazılı emriyle yapılabilir."
Kaynak: 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu Madde 4/A (Yorumlanmış)
Araç Aramalarında Görünürlük Kriteri
Aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin (torpido, bagaj, koltuk altları) aranması PVSK 4/A kapsamındaki basit durdurma yetkisiyle yapılamaz. Bunun için ya hakim kararı/savcı emri ya da usulüne uygun bir önleme araması kararı gereklidir. Tutanakta bu ayrım net yapılmalıdır.
Tutanağın Düzenlenme Zamanı ve Yeri
Durdurma ve kontrol işleminin ardından, talep üzerine olay yerinde "derhal" bir tutanak düzenlenmesi zorunludur. Kişinin karakola götürülerek orada tutanak imzalatılması, işlemin olay yerindeki gerçekliğine dair şüphe uyandırır ve savunma hakkını kısıtlar.
Arama İşleminin İcrasına İlişkin Şekli Şartlar ve İmzadan İmtina
Arama tutanağında aramaya katılan kolluk görevlilerinin açık kimlikleri, sicil numaraları ve imzaları bulunmalıdır. Katılan kolluk sayısının tutanaktaki imza sayısından fazla olması veya imzasız memurların aramaya fiilen katılması, işlemin şeffaflığını bozar.
Şüphelinin tutanağı imzalamaktan imtina etmesi durumunda, bu durum tutanağın altına "imzadan imtina etti" şerhi ile düşülmelidir. İmzadan imtina, şüphelinin tutanak içeriğini (özellikle el konulan eşyaların miktarını veya bulunduğu yeri) kabul etmediği anlamına gelir.
"Arama tutanağına aramaya katılanların adı, soyadı, sicili ve unvanı yazılır. Arama mahalline tutanakta imzası bulunanların dışında çok sayıda kolluk görevlisinin girmesi ve avukatların yokluğunda arama yapılması hukuki durumun tayini için araştırılmalıdır."
Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/4672 - Karar No: 2016/2330
Uygulama Notu: Müdafi tutanağı imzalarken "İçeriğe itiraz ediyoruz, usulüne uygun yapılmamıştır" şerhini mutlaka eklemelidir. Yalın bir imza, hukuka aykırılıkların zımnen kabulü olarak yorumlanma riski taşır.
Arama ve El Koyma Sonrası Hak Arama Yolları
Hukuka aykırı bir arama veya el koyma işlemiyle karşı karşıya kalan kişi, CMK m. 141 uyarınca devlet aleyhine tazminat davası açabilir. Özellikle eşyasına haksız yere el konulan, arama sırasında konutu tahrip edilen veya CMK 121 belgesi verilmeyen kişiler için bu yol açıktır.
Ayrıca, el koyma işleminin hakim onayına sunulması (savcı emriyle yapılmışsa) aşamasında Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilerek eşyanın iadesi talep edilebilir. Eşyanın iadesi talebi, kovuşturma aşamasında da mahkemeden istenebilir.
CMK 141 Tazminat Talebi Süreleri
Tazminat davası, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar tarihinden itibaren 1 yıl içinde Ağır Ceza Mahkemesinde açılmalıdır. Soruşturma aşamasında haksız el koyma nedeniyle yaşanan mağduriyetler de bu davanın konusudur.
Mülkiyet Hakkı Kapsamında İade Süreci
Suçla ilgisi bulunmayan veya müsadereye tabi olmayan eşyalar (örneğin: suçta kullanılmayan şahsi bilgisayar) derhal iade edilmelidir. Adliye emanetinde bekletilen eşyalar için avukatın "iade talepli" dilekçesi, CMK 131 uyarınca değerlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Arama tanığı olarak tutanakta imzası bulunan kişilerin "polis" olması aramayı sakatlar mı?
Evet, sakatlar. CMK 119/4'teki iki kişi, kolluk görevlileri dışında, tarafsız ve denetleyici vasfı olan "komşu" veya "ihtiyar heyeti üyesi" olmalıdır. Kolluk görevlilerinin tanık olarak imza atması, kanunun aradığı dış denetim şartını sağlamaz ve bu arama sonucunda elde edilen deliller hukuka aykırı hale gelir.
2. Arama sonunda CMK 121 belgesi verilmemesi delillerin iptaline yol açar mı?
Tek başına belgenin verilmemesi aramanın özünü sakatlamasa da, aramanın dürüst işlem ilkesine (fair trial) uygun yapılmadığının güçlü bir karinesidir. Belge verilmemesi, el konulan eşyaların miktarında veya niteliğinde sonradan değişiklik yapıldığı iddiasını güçlendirir. Bu durum, diğer usul hatalarıyla birleştiğinde delillerin sıhhatini tartışmalı hale getirir.
3. "Rıza ile teslim" tutanağı imzalanmışsa arama kararının yokluğu ileri sürülebilir mi?
İleri sürülebilir. Kişinin baskı altında veya haklarını bilmeden "rıza" göstermesi hukuki bir rıza değildir. CMK 123/2, rıza yoksa el koyma kararı aranacağını belirtir. Eğer kişi rızasıyla teslim ettiğini beyan edip tutanağı imzalamışsa ancak fiilen bir baskı ortamı varsa (kolluğun kalabalık gelmesi, gece vakti olması vb.), rızanın sakatlandığı iddia edilerek işlemin hukuka aykırılığı savunulabilir.
4. Dijital materyallere el konulurken imaj (kopya) alınmaması hukuka aykırı mıdır?
Evet. CMK 134/4 uyarınca, bilgisayar kütüklerine el koyma durumunda, sistemdeki verilerin kopyası alınmalı ve bir örneği ilgiliye verilmelidir. İmaj alınmadan, bilgisayarın veya hard diskin doğrudan götürülmesi hukuka aykırıdır. Bu usule uyulmadan elde edilen dijital deliller, sonradan veri eklenmediğinin garantisi olmadığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından reddedilmektedir.
Kaynakça
- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/1603, Karar No: 2022/10116.
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/15760, Karar No: 2021/9298.
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/17715, Karar No: 2016/1375.
- Yargıtay 20. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/15932, Karar No: 2016/122.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/4672, Karar No: 2016/2330.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2021/160, Karar No: 2022/342.
Yasal Uyarı: Bu metin, CMK 121 ve ceza muhakemesinde arama/el koyma usullerine ilişkin genel bilgilendirme amacıyla kıdemli bir hukuk editörü tarafından hazırlanmıştır. İçerik, hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Her somut olay, kendi özel şartları, delil durumu ve güncel içtihatlar ışığında profesyonel bir hukukçu tarafından analiz edilmelidir. Metindeki bilgilerin somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanmasından doğabilecek hak kayıplarından yazar veya yayıncı sorumlu tutulamaz.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.