
CMK 120 Kapsamında Adli Aramada Hazır Bulunma Hakkı ve Usul Aykırılıklarının Delil Yasakları Yönünden Analizi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 120 uyarınca düzenlenen aramada hazır bulunma hakkı, mülkiyet hakkı ve konut dokunulmazlığının korunması için öngörülmüş temel bir usuli güvencedir. Usulüne uygun bir arama kararı olsa dahi, arama sırasında kanunda sayılan kişilerin bulundurulmaması, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları uyarınca delil yasaklarını tetikleyen mutlak bir hukuka aykırılık halidir.
CMK 120 Uyarınca Aramada Hazır Bulunacak Kişilerin Hukuki Statüsü
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 120. maddesi, adli aramanın icrası sırasında mülkiyet hakkı ve konut dokunulmazlığının korunması amacıyla belirli kişilerin hazır bulundurulmasını emretmektedir. Bu düzenleme, arama işleminin şeffaflığını sağlamak, kolluk tarafından yapılabilecek olası suistimalleri önlemek ve arama sonucunda elde edilen bulguların sıhhatini denetlemek işlevine sahiptir. Kanun koyucu, aramada hazır bulunabilecek kişileri belirli bir hiyerarşi ve alternatifli yapı içerisinde düzenlemiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre; aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir. Eğer bu kişiler hazır bulunamıyorsa, temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur. Burada "hazır bulundurulur" ifadesi, kolluk için takdiri bir yetki değil, uyulması zorunlu bir usul kuralı niteliğindedir. Uygulamada, bu kişilerin hazır bulundurulmaması, arama işleminin güvenilirliğini sakatlamakta ve elde edilen delillerin hukuki değerini tartışmaya açmaktadır.
"5271 sayılı CMK'nun 'Aramada hazır bulunabilecekler' başlıklı 120/1. maddesi uyarınca aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur. Arama tanıkları ile aramada hazır bulunacak kişiler birbirini tamamlayan ancak birbirinden farklı konulardır. CMK'nun 119/4. maddesi kolluk tarafından yapılan aramaya ilişkin olup, hazır bulunacak kişiler tanık niteliğini taşımaktadır."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/17157 - Karar No: 2015/6698
Zilyedin Hazır Bulunma Hakkı ve Gıyapta Arama Koşulları
Arama işleminin esaslı unsurlarından biri, zilyedin sürece dahil edilmesidir. CMK m. 120, zilyedin bizzat hazır bulunmasını asıl olarak kabul etmiştir. Ancak pratik zorunluluklar nedeniyle zilyedin bulunmadığı hallerde aramanın durmaması için ikame kişiler öngörülmüştür. Bu noktada "ayırt etme gücü" kriteri kritik önem taşır; zira aramaya refakat edecek kişinin, işlemin mahiyetini kavrayabilecek ve tutanağı denetleyebilecek asgari idrak düzeyine sahip olması gerekir.
Gıyapta yapılan aramalarda, kolluğun zilyede ulaşma çabası ve ulaşılamama gerekçesi arama tutanağına açıkça dercedilmelidir. Adliye pratiğinde, zilyet kapıdayken veya kısa sürede ulaşılabilir durumdayken bu imkanın tanınmaması, savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendirilmektedir. Zilyedin yokluğunda hazır bulundurulan komşu veya hısım, sadece fiziksel bir mevcudiyet değil, aramanın hukuka uygun yapıldığının gözlemcisidir.
Temsilci ve Hısımların Belirlenmesindeki Usuli Detaylar
Zilyedin yokluğunda hazır bulundurulacak temsilci, mutlaka bir avukat olmak zorunda değildir; ancak zilyet tarafından yetkilendirilmiş herhangi bir kişi de olabilir. Hısımlar bakımından ise CMK, ayırt etme gücünü şart koşmuştur. Bu durum, çocukların veya akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin "hazır bulunan" sıfatıyla aramaya dahil edilmesini yasaklar.
Komşunun Hazır Bulundurulması ve İspat Külfeti
Eğer zilyet, hısım veya birlikte oturulan kimse yoksa, son çare olarak komşunun bulundurulması gerekir. Uygulamada kolluğun "komşu bulunamadı" şeklindeki soyut beyanları, yargı denetiminde yeterli görülmemektedir. Komşunun kim olduğu, açık adresi ve aramaya neden dahil edildiği (veya neden edilemediği) tutanakta somutlaştırılmalıdır.
Arama Tanıkları (CMK 119/4) ve Hazır Bulunabilecekler (CMK 120) Arasındaki Farklar
Hukuk pratiğinde en sık yapılan hatalardan biri, CMK m. 119/4'teki "arama tanığı" (ihtiyar heyeti veya komşu) ile CMK m. 120'deki "hazır bulunabilecekler" kavramlarının karıştırılmasıdır. CMK m. 119/4, münhasıran hakim veya Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya kapalı yerlerde kolluk tarafından yapılan aramalar için geçerli olan bir "güvence" kurumudur. Buna karşın CMK m. 120, aramanın her türlü icrasında zilyedin veya temsilcisinin haklarını korur.
Arama tanığı bulundurma zorunluluğu, işlemin doğruluğunu "kamusal" bir denetime tabi tutarken; hazır bulunabilecekler, "şahsi" bir hak arama özgürlüğünün parçasıdır. Aşağıdaki tablo, bu iki müessese arasındaki farkları usul ekonomisi ve delil hukuku açısından karşılaştırmalı olarak sunmaktadır:
| Parametre | Arama Tanığı (CMK m. 119/4) | Hazır Bulunabilecekler (CMK m. 120) |
|---|---|---|
| Hukuki Dayanak | Koruma tedbirlerinin dürüstlük kuralı | Mülkiyet ve savunma hakkı |
| Uygulama Alanı | Hakim/Savcı yoksa; konut, işyeri, kapalı alan | Tüm adli arama mekanları ve eşya |
| Gerekli Kişiler | İhtiyar heyeti azası veya iki komşu | Zilyet, temsilci, hısım veya komşu |
| İhlal Sonucu | Mutlak hukuka aykırı delil (Güncel İçtihat) | İşlemin sakatlanması ve delil yasağı |
| Zorunluluk | Kanuni şekil şartı | Hakkın kullandırılması zorunluluğu |
Konut, İşyeri ve Kapalı Alanlarda Aramanın İcrası ve Şekil Şartları
Konut ve işyeri aramaları, Anayasa'nın 21. maddesi ile güvence altına alınan "Konut Dokunulmazlığı" hakkına doğrudan müdahale teşkil eder. Bu nedenle, bu mekanlarda yapılan aramalarda CMK m. 119/4 ve m. 120 hükümlerinin kümülatif olarak uygulanması gerekir. Hakim kararı olmaksızın (gecikmesinde sakınca bulunan haller dahil) yapılan aramalarda bu usul kurallarına riayet, işlemin hukuki geçerliliği için "olmazsa olmaz" (conditio sine qua non) niteliktedir.
Uygulamada, kolluğun arama yapılacak yere girmeden önce zilyede arama kararını göstermesi, haklarını hatırlatması ve aramada hazır bulunma isteyip istemediğini sorması gerekir. Eğer zilyet içerideyse, aramaya refakat etme hakkı engellenemez. Zilyedin başka bir odada tutulması veya dışarı çıkarılması, aramanın sıhhatini zedeler.
"Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 97. maddesine göre, hâkim veya Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın süknada (konutta) veya iş görmeğe mahsus mahaller ile kapalı yerlerde aramada bulunabilmek için o mahal ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulacaktır. İhtiyar heyetinden veya komşulardan kimse hazır bulundurulmadan yapılan aramanın, o tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 97. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğu görülmektedir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm - Başvuru No: 2013/6183 - Karar Tarihi: 19/11/2014
Arama Sırasında Müdafiin/Avukatın Bulunma Hakkı ve Sınırları
CMK m. 120/3 uyarınca, "Aramada hazır bulunmasına engel olunmamak kaydıyla, zilyedin avukatı da aramada hazır bulunabilir." Bu hüküm, savunma hakkının en somut dışavurumlarından biridir. Ancak buradaki "engel olunmamak kaydıyla" ibaresi, avukatın gelmesinin beklenmesinin zorunlu olmadığı şeklinde yorumlanmaktadır. Yani kolluk, avukatın gelmesi için aramayı durdurmak zorunda değildir; ancak avukat olay yerine geldiğinde aramaya katılmasına engel olamaz.
Editörün Notu: Adliye pratiğinde, avukatın arama mahaline girmesinin engellenmesi, tutanak altına alınmalı ve derhal Cumhuriyet Savcısına bildirilmelidir. Avukatın mevcudiyeti, sadece hukuki yardım değil, aynı zamanda arama sırasında ele geçirilen eşyaların yerinin ve durumunun doğru kaydedilmesini denetlemek adına hayati önemdedir.
Avukat Bürolarında Arama Usulü ve Baro Temsilcisinin Rolü
Avukat bürolarında yapılacak aramalar, CMK m. 130 ve m. 120/1 hükümleri ile çok daha sıkı bir koruma altına alınmıştır. Bu mekanlarda arama, ancak hakim kararı ile ve Cumhuriyet savcısının denetiminde yapılabilir. Ayrıca, arama sırasında baro başkanı veya onu temsil eden bir avukatın hazır bulundurulması zorunludur.
Buradaki temel amaç, avukat-müvekkil mahremiyetini korumaktır. Eğer avukat veya baro temsilcisi, ele geçirilen bir belgenin mesleki sır kapsamında olduğunu iddia ederse, o belge incelenmeden bir zarfa konur, mühürlenir ve hakim kararına sunulur. Bu usule uyulmaması, savunma hakkının ağır bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
"Avukat bürolarının aranmasının farklı ve daha güvenceli bir usule tabi tutulması avukat müvekkil mahremiyetinin korunmasını sağlamak suretiyle adaletin adil yargılanma hakkına uygun bir şekilde gerçekleşmesini temin etmek içindir. Ayrıca bu güvence avukatın mesleki itibarının zedelenmesinin de önüne geçmektedir. Kural avukat bürolarında iddia makamının yazılı emriyle adli kolluk görevlileri tarafından arama ve elkoyma yapılabilmesini mümkün kılması nedeniyle savunma hakkının etkili bir biçimde kullanılmasına engel teşkil etmektedir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2017/21 - Karar No: 2020/77
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2017/21, K. 2020/77
Usule Aykırı Aramanın Delil Değerlendirme Yasakları Üzerindeki Etkisi
Hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delillerin akıbeti, Türk ceza yargılamasının en tartışmalı konularından biridir. CMK m. 217/2 uyarınca, yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. CMK m. 120'deki hazır bulunma kuralının veya CMK m. 119/4'teki tanık kuralının ihlali, bu anlamda delili "zehirli ağacın meyvesi" haline getirmektedir.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu, geçmişte "nisbi hukuka aykırılık" olarak değerlendirilen bu usul hatalarını, artık adil yargılanma hakkının ihlali bağlamında "mutlak hukuka aykırılık" olarak nitelendirmektedir. Dolayısıyla, usulüne uygun hazır bulunma ve tanık katılımı sağlanmadan icra edilen bir aramada ele geçen silah, uyuşturucu veya belgeler, sanık aleyhine hükme esas alınamaz.
Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Arama Tanığı Eksikliğinin Hak İhlali Niteliği
Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvuru kararlarında tutarlı bir şekilde, arama tanıklarının ve zilyedin katılımının şekli bir prosedür olmadığını vurgulamaktadır. AYM'ye göre, bu kişiler kolluğun işlemlerini denetleyerek masumiyet karinesini ve özel hayatın gizliliğini korurlar. Tanıkların veya hak sahiplerinin yokluğunda yapılan bir arama, delillerin "sıhhatini" şüpheli hale getirir.
Mahkeme, arama sırasındaki bu eksikliklerin yargılama sürecinde telafi edilemeyeceğine hükmetmiştir. Eğer arama tutanağı usulsüz ise, tutanağı imzalayan polislerin duruşmada tanık olarak dinlenmesi dahi bu hukuka aykırılığı gidermez. Bu yaklaşım, kolluğun kanun dairesinde hareket etmesini zorunlu kılan caydırıcı bir unsurdur.
"Daire çoğunluğu, CGK'nun arama esnasında iki arama tanığının bulundurulmamasının sonuca etkili olmayan nisbi aykırılık olduğuna ilişkin Kararlarına dayanmakta ise de Anayasa Mahkemesinin... Kararında, ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmadan yapılan arama sonucunda elde edilen hukuka aykırı delillerin hükme esas alınarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermesi üzerine CGK, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı karşısında, bu kabullerinden vazgeçtiğini açıkça belirtmiştir."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/13868 - Karar No: 2015/9356
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun İçtihat Değişikliği: Nisbi Aykırılıktan Mutlak Aykırılığa
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK), 2015 yılına kadar olan kararlarında (örneğin 26.06.2007, 147-159), arama tanığı bulundurulmamasını "şekli bir eksiklik" olarak görmekte ve ele geçen delilin doğruluğu kanıtlanabiliyorsa hükme esas alınabileceğini savunmaktaydı. Ancak AYM'nin konuya ilişkin sert tutumu sonrasında CGK, içtihadını tamamen değiştirmiştir.
Güncel kabul uyarınca, CMK m. 119/4 ve m. 120 ihlalleri artık "nisbi" değil, "mutlak" hukuka aykırılıktır. Bu değişim, ceza muhakemesinde "dürüst işlem ilkesinin" (fair trial) geldiği noktayı göstermektedir. Hakkın özüne dokunan usul hataları, davanın sonucunu belirleyen temel faktör haline gelmiştir.
"Her ne kadar daha önceki kararlarda, sırf arama sırasındaki şekle ilişkin bu koşulun ihlal edilmesine dayanılarak aramanın hukuka aykırı sayılamayacağı ve ele geçen delillerin de 'hukuka aykırı biçimde elde edilmiş delil' olarak nitelenemeyeceği sonucuna ulaşılmış ise de... CMK'nun 119/4. maddesinin amir hükmüne aykırı olarak kapalı alanlarda yapılan aramalarda o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmadan icra edilmişse aramanın hukuka aykırı olduğunun... kabulü gerekir."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2016/1146 - Karar No: 2020/68
Tesadüfi Delil Kavramı ve Usulüne Uygun Arama Şartı
Arama sırasında, arama kararında belirtilmeyen ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandıran bir delil ele geçirilirse buna "tesadüfi delil" denir (CMK m. 138/1). Ancak tesadüfi delilin hükme esas alınabilmesi için ilk ve en önemli şart, asıl aramanın hukuka uygun yapılmış olmasıdır. Eğer CMK m. 120 gereği zilyet veya temsilcisi bulundurulmadan usulsüz bir arama yapılıyorsa, bu sırada ele geçen tesadüfi deliller de hukuken "yok" hükmündedir.
Yargıtay, asıl aramanın sakat olduğu durumlarda tesadüfi delilin meşrulaştırılamayacağını açıkça vurgulamaktadır. Bu durum, "hukuka aykırılığın sirayeti" ilkesinin bir sonucudur. Kolluğun yetkisiz veya usulsüz girdiği bir konutta gördüğü suç unsurları, "tesadüfen buldum" denilerek dosyaya dahil edilemez.
"Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse... bunun için öncelikle yapılan arama işleminin kanuna uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir... Somut olayda, ...... hakkında arama yapılmasına dair verilen arama kararına istinaden gidilen evde sanığın ikamet ettiğinin tespit olunmasına rağmen yapılan aramanın 'usule aykırı' olduğunun kabulü gerekir."
Kaynak: Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/4372 - Karar No: 2016/997
Adliye Pratiğinde Arama Tutanağının Düzenlenmesi ve İtiraz Yöntemleri
Arama tutanağı, icra edilen işlemin aynasıdır. CMK m. 121 uyarınca, aramanın sonunda zilyede veya hazır bulunan kişiye bir belge (tutanak sureti) verilir. Bu tutanakta; aramanın nedenleri, ele geçirilen eşyaların dökümü, şüphelinin/zilyedin beyanları ve hazır bulunanların imzaları yer almalıdır.
Uygulama Notu: Avukatlar, arama tutanağını imzalarken "şerh düşme" hakkını mutlaka kullanmalıdır. Eğer CMK m. 120'ye aykırı olarak zilyedin aramaya refakati engellenmişse veya tanıklar aramanın tamamında bulunmamışsa, bu durum tutanakta açıkça belirtilmelidir. "Okudum, anladım" şeklinde atılan imza, usul hatalarının ispatını zorlaştırabilir. Tutanak imzalanmaktan imtina edilse dahi, bu durumun gerekçesiyle birlikte zapta geçmesi sağlanmalıdır.
Tutanağa Karşı İspat Araçları
Arama tutanağının aksini ispatlamak için kamera kayıtları (varsa yaka kameraları), tanık beyanları ve bilirkişi incelemelerinden yararlanılabilir. Özellikle kapalı alanlardaki aramalarda, tanıkların "sonradan mı imzalatıldığı" yoksa "fiilen mi orada olduğu" hususu çapraz sorguda netleştirilmelidir.
Hakimliğe İtiraz ve Şikayet Yolları
Arama kararına ve icrasına karşı, CMK m. 267 uyarınca itiraz yoluna başvurulabilir. Ayrıca, arama sırasında görevi kötüye kullanan veya mülkiyet hakkını ihlal eden kolluk görevlileri hakkında disiplin soruşturması ve TCK m. 116 (Konut dokunulmazlığının ihlali) kapsamında suç duyurusu gündeme gelebilir.
Uygulama Notu: Aramada Hak İhlali Halinde İzlenecek Savunma Stratejileri
Profesyonel bir hukukçu için aramada usul ihlali tespit edildiğinde izlenecek yol haritası şu şekildedir:
- Hukuka Aykırı Delilin Dosyadan Çıkarılması Talebi: Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığına, kovuşturma aşamasında ise Mahkemeye yazılı dilekçe verilerek, CMK m. 119/4 ve m. 120 ihlalleri nedeniyle delilin hükme esas alınamayacağı bildirilmelidir.
- Yargıtay İçtihat Değişikliğinin Vurgulanması: Mahkemelerin eski "nisbi aykırılık" görüşüne kaymasını önlemek için CGK'nın 2020/68 sayılı ve benzeri güncel kararları emsal gösterilmelidir.
- Tutanak Tanıklarının Dinlenmesi: Tutanakta imzası olan "komşu" veya "ihtiyar heyeti" üyelerinin duruşmada dinlenmesi talep edilerek, aramanın her safhasında orada olup olmadıkları, ele geçen eşyayı bizzat görüp görmedikleri sorgulanmalıdır.
- AYM ve AİHM Referansları: Savunma dilekçelerinde AİHS m. 8 (Özel hayata saygı) ve Anayasa m. 21 üzerinden insan hakları temelli bir argümantasyon kurulmalıdır.
"Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 17.11.2009 gün ve 7/160-264 sayılı kararında açıklandığı üzere... hukuka uygun olarak elde edilmeyen deliller ispat aracı olarak kabul edilmemiştir. Kaldı ki, 230. maddenin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde... dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur."
Kaynak: Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/4372 - Karar No: 2016/997
Sıkça Sorulan Sorular
1. Arama başladığında zilyet evde değilse, kapı kırılarak içeri girilebilir mi? Evet, geçerli bir arama kararı varsa kolluk zor kullanarak içeri girebilir. Ancak bu durumda CMK m. 120 uyarınca temsilci, hısım veya komşunun "hazır bulundurulması" zorunluluğu daha da kritik hale gelir. Zilyedin yokluğu, gıyapta arama usulünü tetikler.
2. Müdafiin aramada bulunması için kolluk beklemek zorunda mıdır? Hayır, CMK m. 120/3 uyarınca müdafiin gelmesi beklenmez. Ancak müdafi olay yerine intikal ettiğinde aramanın kalan kısmına katılması engellenemez. Engellenirse bu durum savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir.
3. Tutanak tanığı olarak arama yapan polislerin kendi meslektaşları yazılabilir mi? Hayır. CMK m. 119/4 açıkça "o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi" şartını getirmektedir. Polisin polisi denetlemesi, kanunun aradığı "objektif denetim" şartını karşılamaz ve bu durum aramayı hukuka aykırı kılar.
4. Araç aramalarında da CMK m. 120/1'deki kişiler bulundurulmalı mıdır? Araç aramaları genellikle "eşya araması" kapsamında değerlendirilir. Aracın zilyedinin (sürücü veya malik) aramada hazır bulunma hakkı vardır. Aracın kapalı ve konut gibi kullanıldığı (karavan vb.) durumlarda ise konut araması kuralları (tanık şartı dahil) uygulanmalıdır.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 119, 120, 121, 130, 217.
- Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, Başvuru No: 2013/6183, K.T: 19/11/2014.
- Anayasa Mahkemesi Kararı, E. 2017/21, K. 2020/77.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/1146, K. 2020/68.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/17157, K. 2015/6698.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/13868, K. 2015/9356.
- Yargıtay 21. Ceza Dairesi, E. 2015/4372, K. 2016/997.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2015/14105, K. 2016/6849.
Yasal Uyarı: Bu metin genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup, somut olayın özelliklerine göre farklılıklar gösterebilir. İçerik, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir hak kaybına uğramamak adına bir hukuk profesyoneline danışılması tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.