CMK 111 Uyarınca Adli Kontrol Tedbirinin Kaldırılması ve Kararlara İtiraz Usulü
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 111 Uyarınca Adli Kontrol Tedbirinin Kaldırılması ve Kararlara İtiraz Usulü

Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması ve itiraz süreçlerinde 5271 sayılı CMK m. 111 hükmü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunmasında temel usulü güvenceyi teşkil eder. Tedbirin ölçülülüğü, azami sürelerin denetimi ve m. 110/A kapsamında getirilen süreli sınırlamalar, adliye pratiğinde hak düşürücü sonuçlar doğuran kritik eşiklerdir.

Adli Kontrol Tedbirinin Hukuki Niteliği ve CMK 111 Mekanizması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) sistematiğinde adli kontrol, tutuklama yasağı buyurulan veya tutuklama nedenleri bulunsa dahi orantılılık ilkesi gereği hürriyeti kısıtlayıcı önlemlerin ağır kaçacağı hallerde başvurulan bir koruma tedbiridir. CMK m. 111, bu tedbirin sona erdirilmesi veya verilen kararların denetlenmesi için hem şüpheli/sanığa hem de belirli şartlar dâhilinde müşteki tarafa hukuki yollar sunar. Kanun koyucu, adli kontrolün bir cezalandırma aracına dönüşmemesi adına, yargılamanın her aşamasında bu tedbirin gözden geçirilmesine imkan tanımıştır.

Adli kontrol kararı, doğası gereği geçici olup, dayandığı "kuvvetli suç şüphesi" veya "tutuklama nedeni" ortadan kalktığında ya da tedbirin devamı "ölçüsüz" hale geldiğinde kaldırılmalıdır. CMK m. 111/1 uyarınca şüpheli veya sanık, her zaman adli kontrolün kaldırılmasını talep edebilir. Bu talep üzerine hakim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar vermekle yükümlüdür. Buradaki beş günlük süre, uygulamanın süratle sonuçlandırılmasına yönelik bir düzenleyici süredir.

"Adli kontrol; 5271 sayılı CMK’nın Koruma Tedbirleri başlıklı Dördüncü Kısmın Adli Kontrol başlıklı Üçüncü Bölümünde yer alan 109 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Adli kontrol kararlarının koruma tedbiri olduğu noktasında kanun sistematiği ve hukuk doktrini gözetildiğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. 5271 sayılı CMK’nın Adli kontrol kararının kaldırılmasına başlıklı 111. maddesinin 2. fıkrasının 'Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.' şeklindedir. Madde başlığı Adli kontrol kararının kaldırılması başlığını taşısada hem adli kontrolün kaldırılması hem de devamı kararları için itiraz yolu açıktır."

Kaynak: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI - Esas Sayısı : 2021/67 - Karar Sayısı : 2021/48

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2021/67, K. 2021/48

Adli Kontrol Kararına İtiraz ile Kaldırma Talebi Arasındaki Usulü Farklar

Adliye pratiğinde sıklıkla karıştırılan iki müessese, CMK m. 111/2 uyarınca yapılan "itiraz" ile CMK m. 111/1 uyarınca yapılan "kaldırma talebi"dir. İtiraz, kural olarak kararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 7 günlük hak düşürücü süreye tabidir. Ancak adli kontrol, doğası gereği bir koruma tedbiri olduğundan, tedbirin dayanağı olan şartların değişmesi durumunda her zaman "kaldırılma" veya "değiştirilme" talebinde bulunulması mümkündür.

Adli kontrol itiraz ve kaldırma talebi ayrımını simgeleyen hukuk objeleri.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatları, bu iki başvurunun hukuki mahiyetini kesin çizgilerle ayırmaktadır. Kararın ilk verildiği andaki hukuka aykırılıklar itiraza konu edilirken; yargılama sürecinde delillerin toplanması, kaçma şüphesinin azalması veya tedbirin süresinin makulü aşması gibi durumlar "kaldırma talebi"nin konusunu oluşturur. Mahkemenin, süresi geçmiş bir itiraz dilekçesini eğer içeriği uygunsa bir "kaldırma talebi" olarak değerlendirip esastan karar vermesi gerekir.

"Sanık müdafiince mahkemeye sunulmuş 23.09.2013 tarihli dilekçe içeriğinin esas itibariyle 05.08.2013 tarihli adli kontrol kararına itiraz mahiyetinde olmadığı ve adli kontrol kararının kaldırılması veya değiştirilmesi talebini içerdiği, Mahkemesince kovuşturma evresinin her aşamasında ileri sürülebilecek nitelikteki bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği ve bu karardan sonra yasal süresine bağlı yeni bir itiraz yasa yolunun başlayacağı gözetilmelidir."

Kaynak: Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/1494 - Karar No: 2014/2310

Belgeyi Gör: 9. Ceza Dairesi 2014/1494 E. , 2014/2310 K.

İtiraz Yasa Yolunda Merci ve Usul

Adli kontrol kararı Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilmişse, itiraz mercii numaralandırılmış takip eden Sulh Ceza Hakimliğidir. Eğer kovuşturma aşamasında Asliye veya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir karar verilmişse, itiraz CMK m. 268'deki genel hükümlere göre bir üst numaralı mahkemeye veya o yerde tek mahkeme varsa en yakın yerdeki mahkemeye yapılır.

Kaldırma Talebinde Savcılık Görüşünün Zorunluluğu

CMK m. 111/1 uyarınca yapılacak kaldırma taleplerinde, hakim veya mahkemenin karar vermeden önce Cumhuriyet savcısının yazılı görüşünü alması yasal bir zorunluluktur. Savcılık görüşü alınmadan verilen "devam" veya "kaldırma" kararları usul yönünden eksiklik teşkil eder ve itiraz halinde bozma nedenidir. Ancak savcılık görüşü mahkeme için bağlayıcı değildir; mahkeme, savcının tedbirin devamı yönündeki görüşüne rağmen tedbiri kaldırabilir.

Adli Kontrol Sürelerinin Denetimi ve CMK 110/A Sınırlamaları

7331 sayılı Kanun ile getirilen CMK m. 110/A düzenlemesi, adli kontrolün belirsiz bir süre boyunca devam etmesinin önüne geçmek amacıyla azami süre sınırlamaları getirmiştir. Bu süreler, suçun niteliğine ve görevli mahkemeye göre farklılık göstermektedir. Editörün Notu: 2026 yılı itibarıyla bu sürelerin aşılması, doğrudan "hak ihlali" teşkil etmekte ve adli kontrolün derhal kaldırılması gerekliliğini doğurmaktadır.

Adli kontrol sürelerini temsil eden kanun kitabı ve zaman vurgusu.

Suç Kategorisi / Mahkeme Görevi Azami Adli Kontrol Süresi Uzatma Süresi ve Şartı
Asliye Ceza (Genel İşler) 2 Yıl Gerekçeli 1 Yıl ek
Ağır Ceza (Genel İşler) 3 Yıl Gerekçeli 3 Yıl ek
Terör ve Anayasal Suçlar (TMK Kapsamı) 3 Yıl Gerekçeli 4 Yıl ek
Çocuk Şüpheli/Sanıklar Mevcut sürelerin yarısı Aynı oranlarda uzatma

"Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. ... Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. ... Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda [uzatma süresi] dört yılı geçemez."

Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 110/A

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Anayasa Mahkemesinin Tebligat ve Karar Bildirimi Hakkındaki İptal Eğilimi

Anayasa Mahkemesi'nin 2021/67 Esas sayılı dosyasında tartıştığı husus, koruma tedbirlerine ilişkin kararların ilgilisine tebliğ edilmemesinin yarattığı hak kayıplarıdır. Mevcut CMK m. 35/2 hükmü, koruma tedbirlerine ilişkin kararları tebliğ zorunluluğundan muaf tutsa da, AYM bu durumun hukuk devleti ilkesi ve bilgi edinme hakkı ile çeliştiğine dair önemli tespitlerde bulunmuştur.

Özellikle yurt dışına çıkış yasağı gibi kişinin seyahat özgürlüğünü doğrudan etkileyen bir tedbirin kaldırıldığından sanığın haberdar edilmemesi, kişinin anayasal haklarını kullanmasını engellemektedir. Uygulamada, adli kontrolün kaldırılmasına dair kararların UYAP üzerinden takibi mümkün olsa da, tebligat eksikliği nedeniyle müştekinin itiraz hakkını kullanamaması veya sanığın tahliye sonrası yükümlülüklerinden habersiz kalması ciddi usulü riskler barındırır.

Bilgi Edinme Hakkı ve Hukuki Güvenlik

Kişinin kendisi hakkında yürütülen yargılamadaki koruma tedbirlerinin güncel durumunu bilme hakkı, savunma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Kararların açıklanmaması, kişinin "meşru beklenti" içerisine girmesine veya sehven ihlal yapmasına neden olabilir.

Müştekinin İtiraz Hakkı ve AYM Perspektifi

Adli kontrolün kaldırılması kararına karşı müştekinin (katılanın) itiraz hakkı bulunmaktadır. AYM, müştekinin bu karardan haberdar edilmemesini "hak arama hürriyetine" aykırı bulma eğilimindedir. Eğer müşteki duruşmadan haberdar edilmemişse veya karar yokluğunda verilmişse, tebliğ edilmemesi itiraz süresinin başlamasını engelleyeceği gibi, kişinin kanun yoluna erişimini de imkansız kılar.

Adli Kontrol Yükümlülüklerinin İhlali ve CMK 112 Yaptırımları

Adli kontrol, sanığın serbestisini korurken karşılığında belirli ödevler yükler. CMK m. 112, bu ödevlerin "isteğe bağlı olarak" yerine getirilmemesi durumunda yargılama makamına geniş bir takdir yetkisi tanır. İhlal durumunda mahkeme, ceza miktarı ne olursa olsun doğrudan tutuklama kararı verebilir.

Ancak buradaki "isteğe bağlılık" kriteri kritik önemdedir. Hastalık, mücbir sebep veya kamu görevi nedeniyle imza atılamaması gibi durumlar "isteğe bağlı ihlal" kapsamında değerlendirilmemelidir. Bu noktada avukatın, ihlalin geçerli bir sebebe dayandığını derhal belgelendirmesi (doktor raporu, görev belgesi vb.) gerekmektedir.

"Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. ... Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir."

Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 112

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Haksız Adli Kontrol Tedbiri Nedeniyle Tazminat İstemi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2025 tarihli güncel kararları, adli kontrol tedbirinin haksız veya ölçüsüz uygulanması durumunda devletin tazminat sorumluluğuna odaklanmaktadır. CMK m. 141 kapsamında doğrudan "adli kontrol" bir tazminat nedeni olarak sayılmasa da, Yargıtay bu tedbirin "ölçülülük ilkesini ihlal etmesi" veya "yargılamanın makul süreyi aşması" durumunda tazminat yolunu açık tutmaktadır.

Özellikle yurt dışı çıkış yasağının yabancı uyruklu bir sanık üzerinde yarattığı mağduriyet veya ticari faaliyetleri engelleyen bir adli kontrol yükümlülüğü, manevi tazminatın yanı sıra somut bir maddi zarar varsa maddi tazminatın da konusunu oluşturabilir. Tazminat davası, beraat hükmünün kesinleşmesinden itibaren 3 ay ve her halükarda 1 yıl içinde Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılmalıdır.

"Davacı vekilinin talep dilekçesinde; adli kontrol tedbiri ve davanın makul sürede tamamlanmadığı şeklindeki gerekçeler ile de tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmakla; davacı hakkında ... uygulanan adli kontrolün atılı suçla orantılı olup olmadığı ve ölçülülük ilkesini ihlal edip etmediği ... karar yerinde tartışılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm kurulması [bozma nedenidir]."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/2418 - Karar No: 2025/111

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2023/2418 E. , 2025/111 K.

Kovuşturma Aşamasında Mahkemenin Re'sen Değerlendirme Yükümlülüğü

Kovuşturma aşamasında, yani dava açıldıktan sonra, adli kontrol tedbirinin devam edip etmeyeceği hususu mahkemenin her celsede veya celse aralarında re'sen incelemesi gereken bir konudur. CMK m. 110/3 yollamasıyla kovuşturmanın her aşamasında mahkeme, adli kontrolü kaldırabilir, değiştirebilir veya içeriğini hafifletebilir.

Mahkemenin "delillerin büyük oranda toplanmış olması", "sanığın duruşmaları düzenli takip etmesi" veya "şahsi durumundaki değişiklikler" (evlilik, iş kurma vb.) gibi gerekçelerle tedbiri kaldırması adliye pratiğinde beklenen bir yaklaşımdır. Özellikle uzun süren davalarda, adli kontrolün "tedbir" niteliğinden çıkıp "gizli bir infaza" dönüşmesi hukuka aykırıdır.

Değişen Koşulların Mahkemeye Bildirilmesi

Sanığın sosyal veya ekonomik durumunda meydana gelen köklü değişiklikler (örneğin yurtdışında burs kazanılması veya acil tedavi ihtiyacı), adli kontrolün kaldırılması veya en azından geçici olarak esnetilmesi için haklı bir sebep teşkil eder. Bu durumda "muafiyet" talebi de bir seçenek olarak değerlendirilmelidir.

Uzlaştırma Süreçlerinin Tedbire Etkisi

Eğer suç uzlaştırma kapsamına alınmışsa veya taraflar arasında uzlaşma sağlanmışsa, bu durum adli kontrolün devamındaki hukuki yararı ortadan kaldırır. Yargıtay, uzlaştırma bürosuna giden dosyalarda adli kontrolün devam ettirilmesini ölçülülük ilkesi kapsamında titizlikle incelemektedir.

Güvence (Kefalet) ve Diğer Yükümlülüklerin Tasfiyesi

CMK m. 113 uyarınca hükmedilen güvence (kefalet), sanığın usul işlemlerinde hazır bulunmasını ve hükmün infazını garanti altına almayı amaçlar. Adli kontrolün kaldırılması durumunda, eğer sanık yükümlülüklerini yerine getirmişse, yatırılan güvence miktarının iadesi süreci başlar.

Güvence miktarının belirlenmesinde sanığın ekonomik durumu ve suçun niteliği esastır. Eğer sanık beraat ederse veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirse, güvencenin tamamı iade edilir. Ancak sanık mahkum olur ve cezası kesinleşirse, güvencenin bir kısmı yargılama giderlerine veya tazminatlara mahsup edilebilir.

"Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar: a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması."

Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 113

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Pratik Uygulama Notu: Adli Kontrolün Kaldırılması Dilekçesi ve Strateji

Bir dosyanın adliye pratiğindeki başarısı, talebin zamanlaması ve dayandığı somut verilere bağlıdır. Adli kontrolün kaldırılması taleplerinde sadece "kaçma şüphem yoktur" gibi jenerik ifadeler kullanmak yerine, dosyadaki delil durumunun sanık lehine evrildiğini gösteren somut sayfalar ve numaralar referans gösterilmelidir.

Hukuki strateji ve dilekçe hazırlık aşamasını gösteren çalışma masası.

Uygulama Adımları: 1. Gerekçelendirme: Tedbirin hangi sebeple artık ölçüsüz olduğu (iş kaybı, ailevi durum, sağlık) belgeleriyle sunulmalıdır. 2. Savcılık İletişimi: Kovuşturma aşamasında duruşma savcısının görüşü belirleyici olabileceğinden, dilekçe örneğinin bir suretinin savcıya önceden sunulması veya sözlü izahat yapılması süreci hızlandırabilir. 3. Adli Sicil Denetimi: Sanığın adli kontrol süresince hiçbir ihlal yapmadığı, karakol imza çizelgeleri veya denetimli serbestlik müdürlüğü kayıtları ile teyit edilerek dilekçeye eklenmelidir. 4. Alternatif Tedbir Önerisi: Eğer mahkeme tedbiri tamamen kaldırmaya dirençliyse, "yurt dışı yasağının devamı ile imza yükümlülüğünün kaldırılması" gibi daha hafif bir tedbir önerilerek esneklik sağlanabilir.

Adli Kontrolün Kaldırılması Kararının İnfazı ve Kalem İşlemleri

Mahkeme adli kontrolün kaldırılmasına karar verdiğinde, bu kararın infaz birimlerine (Emniyet Genel Müdürlüğü Pasaport Dairesi, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü vb.) ulaştırılması kalemin sorumluluğundadır. Ancak sistemdeki yoğunluk nedeniyle bu işlemler gecikebilir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler: * Kararın UYAP üzerinden ilgili birimlere (örn: EGM hudut kapıları bürosu) derhal gönderilip gönderilmediği kontrol edilmelidir. * Yurt dışı çıkış yasağı kaldırılmışsa, sistemdeki şerhin silinmesi bazen 24-48 saat sürebilir; bu süre geçmeden seyahat planı yapılmamalıdır. * İmza yükümlülüğü kaldırılan sanığın, karakola giderek kararın bir örneğini bırakması ve karakoldaki çizelgeyi kapatması pratikte sonraki karışıklıkları önler.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Adli kontrol süresi dolmasına rağmen mahkeme tedbiri kaldırmazsa ne yapılmalıdır?

CMK m. 110/A'da belirtilen azami sürelerin dolması durumunda mahkeme tedbiri re'sen kaldırmak zorundadır. Eğer mahkeme bu süreyi aşmışsa, sürenin dolduğu belirtilerek "tedbirin kaldırılması" talepli dilekçe verilmelidir. Reddi halinde, bu karar doğrudan "hürriyeti tahdit" niteliği taşıyacağından itiraz yoluna başvurulmalı ve paralelinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkanı değerlendirilmelidir.

2. Yurt dışı çıkış yasağı varken acil bir sağlık durumu nedeniyle yurt dışına gidilebilir mi?

Evet, bu durum "geçici muafiyet" veya "tedbirin geçici olarak kaldırılması" talebine konu edilebilir. Tam teşekküllü bir hastaneden alınan ve tedavinin yurt dışında yapılmasının zorunlu olduğunu gösteren sağlık raporu ile mahkemeye başvurulmalıdır. Mahkeme, yüksek bir güvence (kefalet) karşılığında veya belirli bir süre için yasağı kaldırabilir.

3. Beraat kararı verildiğinde adli kontrol otomatik olarak kalkar mı?

Hükümle birlikte adli kontrolün kaldırılmasına karar verilir. Ancak mahkeme hüküm fıkrasında "adli kontrolün hüküm kesinleşinceye kadar devamına" karar verebilir. Eğer hükümde adli kontrolün kaldırıldığına dair açık bir ibare yoksa veya devamına karar verilmişse, bu duruma karşı istinaf dilekçesi ile birlikte veya ayrı bir dilekçeyle itiraz edilmelidir. Uygulamada beraat kararı verildiği anda tedbirin kaldırılması asıldır.

4. Adli kontrol altında geçen süreler cezadan mahsup edilir mi?

Kural olarak hayır. Adli kontrol altında geçen süreler, hapis cezasından mahsup edilmez (CMK m. 109/6 istisnası hariç). Ancak "konutu terk etmeme" adli kontrol tedbiri altında geçen her iki gün, cezanın infazı aşamasında bir gün olarak hapis cezasından mahsup edilir. Bunun dışındaki imza veya yurt dışı yasağı gibi tedbirler mahsup kapsamına girmez.

Kaynakça

  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • ANAYASA MAHKEMESİ KARARI, Esas Sayısı : 2021/67, Karar Sayısı : 2021/48, Karar Tarihi : 14/7/2021.
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/1494, Karar No: 2014/2310, Karar Tarihi: 20.02.2014.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/2418, Karar No: 2025/111, Karar Tarihi: 07.01.2025.
  • UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ, Esas No: 2019/892, Karar No: 2020/556, Karar Tarihi: 28.9.2020.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/111, Karar No: 2022/4618.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/2672, Karar No: 2019/10191.

Yasal Uyarı: Bu makale, CMK 111 ve ilgili koruma tedbirleri hakkında genel hukuki prensipleri ve yargısal eğilimleri analiz etmek amacıyla kaleme alınmış olup, hukuki danışmanlık mahiyetinde değildir. Her somut olayın kendine özgü delil durumu, suç vasfı ve yargılama süreci farklılık gösterebilir. Hak kaybına uğramamak adına, adli kontrol süreçlerinde profesyonel bir avukat desteği alınması elzemdir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: