Ceza Muhakemesinde Delillerin İkamesi ve Reddi: CMK 206 Ekseninde Hukuka Aykırılık ve Tartışma Usulü
Delil ve İspatYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde Delillerin İkamesi ve Reddi: CMK 206 Ekseninde Hukuka Aykırılık ve Tartışma Usulü

Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşma gayesi, delillerin hukuka uygun elde edilmesini ve duruşmada tartışılmasını zorunlu kılar. 5271 sayılı CMK m. 206 uyarınca, kanuna aykırı delillerin reddi ve hükme esas alınmaması mutlak bir kural olup, ispat gücü ile davanın akıbeti arasındaki denge içtihatlarla şekillenmektedir.

Ceza Muhakemesinde Delillerin Ortaya Konulması ve Reddi Sebepleri

Ceza muhakemesi hukukunda delillerin ortaya konulması, sanığın sorgusunun tamamlanmasından sonra başlayan ve maddi gerçeğin araştırılması sürecinin çekirdeğini oluşturan evredir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 206 uyarınca, delillerin ikamesi kural olarak sanığın sorgusundan sonraya bırakılmış olsa da, sanığın mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi delillerin ortaya konulmasına engel teşkil etmez. Mahkeme, ikamesi istenen bir delili ancak kanunda sınırlı olarak sayılan hallerde reddedebilir. Bu haller; delilin kanuna aykırı elde edilmiş olması, ispat edilmek istenen olayın karara etkisinin bulunmaması veya istemin sadece davayı uzatmak amacıyla yapılmış olmasıdır.

Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, maddi gerçek "her ne pahasına olursa olsun" araştırılamaz. CMK m. 206/2-a bendi, bu sınırın en keskin hattını çizer: Kanuna aykırı olarak elde edilen deliller reddolunur. Bu kural, Anayasa m. 38/6'da yer alan "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez" hükmünün muhakeme hukukundaki izdüşümüdür. Yargıtay uygulamalarında, delilin reddi kararı verilirken mahkemenin gerekçesini somutlaştırması ve hangi yasal nedene dayandığını açıkça belirtmesi zorunludur.

"CMK'nın 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde; ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmesi hâlinde reddolunacağı belirtilmiştir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/1293, Karar No: 2019/6768

Belgeyi Gör

Delil Reddi Sebeplerinin Tahdidi Niteliği ve Usulü

Mahkemenin delil ikamesi talebini reddedebilmesi için CMK m. 206/2'de belirtilen üç şarttan birinin varlığı teknik olarak şarttır. Uygulamada "tahdidi" (sınırlayıcı) olan bu sebepler dışında, delilin "geç bildirilmiş olması" gibi usuli gerekçelerle reddi mümkün değildir. CMK m. 207, delilin veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olmasının bir ret sebebi olamayacağını açıkça hüküm altına alarak "delil serbestliği" ve "maddi gerçek" ilkelerini koruma altına almıştır.

Ceza muhakemesinde delil reddi ve usul kurallarını temsil eden hukuk kitapları.

Delil Reddi Sebepleri Karşılaştırma Tablosu

Ret Sebebi (CMK 206/2) Hukuki Niteliği Uygulama Örneği
Kanuna Aykırılık Mutlak ret sebebi Hâkim kararı olmaksızın yapılan konut araması
Karara Etkisizlik Nisbi ret sebebi Suçun sübutuyla ilgisi olmayan şahsi hususlar
Davayı Uzatma Amacı Usuli ret sebebi Dinlenmiş tanığın aynı konuda tekrar dinlenmesi talebi
Rıza ile Vazgeçme İradi ret sebebi (m. 206/3) Savcı ve sanığın tanık dinlenmesinden vazgeçmesi

Hukuka Aykırı Delillerin Tasnifi: Elde Etme ve Değerlendirme Yasakları

Ceza muhakemesinde delil yasakları, doktrin ve Yargıtay içtihatlarında iki ana kategoride ele alınmaktadır: delil elde etme yasakları ve delil değerlendirme yasakları. Delilin elde ediliş yöntemi hukuka aykırıysa (örneğin; işkence ile alınan ifade veya yasak sorgu yöntemleri), bu delil daha başlangıçta CMK m. 206/2-a uyarınca reddedilmelidir. Öte yandan, delil hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, belirli kanuni engeller nedeniyle hükme esas alınamıyorsa bir değerlendirme yasağı söz konusudur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu ayrımı maddi gerçeğe ulaşma gayesi ile birey haklarının korunması arasındaki dengede konumlandırmaktadır. Özellikle CMK m. 135 kapsamındaki iletişim tespiti sırasında "tesadüfen elde edilen delillerin" kanunda sayılan katalog suçlar dışında kullanılamaması, tipik bir delil değerlendirme yasağı örneğidir.

"Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara 'delil elde etme yasakları' hukuka uygun olarak elde edilmiş bulunsa bile bir delilin yargı mercilerince ortaya konulup değerlendirilebilmesine ilişkin yasaklara ise 'delil değerlendirme yasakları' denilmektedir. İfade alma ve sorgunun yasak usullerle gerçekleştirilmesi... delil elde etme yasağına; tanıklıktan çekinen şahidin önceki ifadelerinin okunamaması, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin CMK'nun 135/6. maddesinde sayılanlar dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2014/98, Karar No: 2016/83

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2014/98 E. , 2016/83 K.

Arama Tanıklarının Yokluğu ve CMK 119/4 İhlali

Adliye pratiğinde en çok tartışılan hukuka aykırılık hallerinden biri, konut veya kapalı yer aramalarında CMK m. 119/4 uyarınca bulundurulması zorunlu olan "arama tanıkları" (ihtiyar heyeti azası veya iki komşu) eksikliğidir. Yargıtay'ın geçmişteki bazı kararlarında bu durum "şekli bir aykırılık" olarak nitelendirilmiş olsa da, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararları sonrasında bu yaklaşım köklü bir değişikliğe uğramıştır.

Arama tanıkları ve konut araması usulünü sembolize eden adli tutanak ve kapı görüntüsü.

Güncel yargı eğilimi, arama tanığı bulundurulmadan yapılan aramaların icra bakımından hukuka aykırı olduğunu ve bu yolla elde edilen delillerin "tek ve belirleyici delil" olması durumunda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kabul etmektedir. Ancak 19. Ceza Dairesi'nin bazı kararlarında (Örn: 2017/3699 E.), sanığın arama içeriğine itiraz etmemesi ve mahkeme huzurundaki ikrarı gibi durumlarda, hukuka aykırı delilin hükmü tek başına sakatlamayabileceği de tartışılmaktadır.

"CMK'nın 119/4. maddesine aykırı davranılarak kolluk tarafından konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama tanığı bulundurmadan yapılan aramalarda ele geçen delillerin hukuki niteliği... Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünce... verilen 19/11/2014 gün ve 2013/6183 numaralı Bireysel Başvuru kararında; ...arama kararının icrasının hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi ile elde edilen delillerin tek ve belirleyici delil olarak kullanılmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği ve aramanın icrasındaki 'kanuna aykırılığın' yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/17715, Karar No: 2016/1375

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2014/17715 E. , 2016/1375 K.

Önleme Araması Kararıyla Adli Arama Yapılması Riski

Kolluğun sahip olduğu genel önleme araması kararları, suç şüphesinin somutlaştığı durumlarda adli arama kararı yerine kullanılamaz. CMK m. 2/e ve PVSK Ek-6 maddeleri uyarınca, bir suçun işlendiği izlenimi edinildiği andan itibaren "adli aşama" başlar. Bu aşamada Cumhuriyet savcısına bilgi verilmesi ve CMK m. 116-119 uyarınca adli arama kararı/emri alınması zorunludur.

Uygulamada, devriye ekiplerinin şüphe üzerine durdurduğu araçta veya kişide yaptığı aramayı önleme araması kararına dayandırması, eğer somut bir suç şüphesi doğmuşsa, elde edilen delili hukuka aykırı kılar. Bu durum, CMK m. 206/2-a uyarınca delilin reddini ve m. 230/1-b gereğince mahkumiyet hükmünde "reddedilen delil" olarak gösterilmesini gerektirir.

"Suç tarihinde sokak içerisinde uyuşturucu madde satıldığı yönündeki istihbari bilgiler üzerine olay yerinde yapılan gözlemde sanığın içinde bulunduğu araçtan şüphelenilerek... usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama açıkça hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir... adli arama kararı ya da adli arama emri bulunmaması halinde yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olup... hükme esas alınamayacağı hususları da dikkate alınarak..."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/15760, Karar No: 2021/9298

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2020/15760 E. , 2021/9298 K.

Hukuka Aykırı El Koyma ve "Zehirli Ağacın Meyvesi" Doktrini

Türk ceza muhakemesi hukukunda, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bir delilin doğrudan sonucu olan diğer delillerin de geçersiz sayılması (Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir) ilkesi katı bir şekilde uygulanmasa da, ikrar ve savunma üzerindeki etkisi bakımından Yargıtay oldukça hassastır. Usulsüz el koyma işlemi sonucunda ele geçirilen bir eşyanın sanığa gösterilerek alınan ikrarı, özgür iradeye dayanmadığı gerekçesiyle geçersiz kabul edilmektedir.

Editörün Notu: CMK m. 206/2-a uyarınca delil reddedildiğinde, o delilin tetiklediği ifade süreçleri de sakatlanır. Zira sanık, önüne "hukuken var olmayan" ama "fiilen el konulmuş" bir delil konulduğunda, bu baskı altında suçlamayı kabul etmek zorunda kalmış olabilir.

"El koyma işlemi Kanun'un öngördüğü usullere uygun olarak gerçekleştirilmemişse, bu yolla elde edilen delil hukuka aykırı olduğu gibi suçun maddi unsuru olan ancak hukuka aykırı olarak elde edilen bu deliller sanığın önüne konulup, buna karşı diyecekleri sorularak alınan savunmanın dış müdahaleler olmaksızın, özgür iradeye dayanılarak yapıldığı söylenemez... hukuka aykırı biçimde elde edilip, 'delil' olma özelliği bulunmamasına rağmen, suçun sübutuna en büyük delil olarak sanığa gösterilerek alınan savunmadaki 'ikrar' özgür iradeye dayalı olmayacağından, değer atfedilmemelidir."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/5532, Karar No: 2015/6810

Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2015/5532 E. , 2015/6810 K.

Delillerin Tartışılması ve CMK 216 Usulü

Duruşma evresinin en kritik aşaması, delillerin tek tek ve topluca tartışılmasıdır. CMK m. 216, bu tartışmada tarafların söz alma sırasını emredici bir şekilde düzenlemiştir. Sırasıyla; katılan veya vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafii veya kanuni temsilcisi görüşlerini açıklar. Bu sıralamaya riayet edilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup bozma sebebidir.

Duruşmada tartışılmayan hiçbir delil hükme esas alınamaz (CMK m. 217/1). Bu ilke, "vasıtalılık" ve "doğrudan doğruyalık" ilkelerinin bir uzantısıdır. Hâkim, dosyada mevcut olsa dahi tarafların huzurunda okumadığı, anlatmadığı veya içeriği hakkında tarafların görüşünü almadığı bir belgeye dayanarak mahkumiyet kuramaz.

Duruşmada Anlatılması Zorunlu Belge ve Tutanaklar

696 sayılı KHK ile yapılan değişiklik sonrasında, CMK m. 209'da yer alan belgelerin duruşmada "okunması" yerine "anlatılması" usulü getirilmiştir. Bu belgeler arasında naip veya istinabe yoluyla alınan sorgu tutanakları, tanık ifade tutanakları, muayene ve keşif tutanakları ile adli sicil özetleri yer alır. Belgelerin sadece "dosyasına konuldu" denilerek geçiştirilmesi usule aykırıdır; içeriklerinin özeti duruşma zaptına geçirilmelidir.

Editörün Notu: CMK m. 209 ve m. 210 birlikte değerlendirildiğinde, olayın delili bir belge ise o belgenin anlatılması yeterlidir; ancak delil bir tanık beyanı ise o tanığın duruşmada bizzat dinlenmesi asıldır. Tanığın önceki ifadesinin okunması ancak CMK m. 211'deki istisnai hallerde (ölüm, hastalık, ulaşılamama vb.) mümkündür.

Delil Serbestliği ve Vicdani Kanı Sınırı

CMK m. 217/2, yüklenen suçun "hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille" ispat edilebileceğini belirterek delil serbestliğini kabul etmiştir. Ancak bu serbestlik, hâkimin sınırsız bir takdir yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez. Hâkimin vicdani kanaati, mantık kuralları, bilimsel veriler ve hukuka uygun delillerle sınırlıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, ulaşılan maddi gerçek her türlü kuşkudan uzak olmalıdır. Eğer dosyada hem hukuka uygun hem hukuka aykırı deliller varsa, mahkeme gerekçesinde hukuka aykırı olanları ayıklamalı ve kalan delillerin sübut için yeterli olup olmadığını tartışmalıdır.

"Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir... Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir... CMK’nın 230/1-b maddesinde; 'Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi' zorunludur."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/18657, Karar No: 2023/9448

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2021/18657 E. , 2023/9448 K.

Kanun Yararına Bozma ve Delil Takdiri Ayrımı

Yargıtay, delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurulmasını prensip olarak kabul etmemektedir. Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma, ancak kesinleşmiş hükümlerdeki "hukuka aykırılıklar" için geçerlidir. Eğer mahkeme tüm delilleri toplamış, tartışmış ve bir sonuca varmışsa, bu sonucun isabetsizliği (delil takdirindeki hata) bu yolun konusu olamaz.

Ancak, bir delilin toplanması talebinin "hukuka aykırı olarak reddedilmesi" veya "hukuka aykırı bir delilin hükme esas alınması", takdir yetkisinin ötesinde bir usul ihlali olarak değerlendirilebilir. Bu ince çizgide, editörün tavsiyesi, istinaf ve temyiz aşamalarında delil reddi gerekçelerinin CMK m. 206 üzerinden sıkı bir şekilde eleştirilmesidir.

Uygulama Notu: Savunma Stratejisinde Delil Sunumu ve İtiraz Usulü

Ceza muhakemesi pratiğinde delil sunumu ve reddine karşı izlenecek adımlar, davanın sonucunu doğrudan etkileyen stratejik hamlelerdir. Profesyonel bir savunma veya iddia makamı için aşağıdaki hususlar kritik öneme sahiptir:

Savunma stratejisi ve delil hazırlık sürecini yansıtan profesyonel çalışma alanı.

  1. Delil Listesinin Sunumu: CMK m. 206/1 gereği sanık sorgusundan sonra delillere geçilse de, hazırlık aşamasında ve duruşma başında delil listesinin yazılı olarak sunulması "davayı uzatma" (m. 206/2-c) ithamını bertaraf eder.
  2. Hukuka Aykırılık İtirazının Zamanlaması: Bir delilin hukuka aykırı olduğu iddiası, o delil ikame edildiği anda derhal tutanağa geçirilmelidir. Özellikle arama ve el koyma tutanaklarındaki usul hataları (CMK 119/4 ihlali gibi) için duruşmanın en başında itiraz edilmelidir.
  3. Redde Karşı Kanun Yolu: Mahkemenin delil reddi kararı bir "ara karar" niteliğindedir ve tek başına temyiz edilemez. Ancak bu reddin hükmü etkilediği iddiası, hükümle birlikte istinaf ve temyiz konusu yapılmalıdır.
  4. Hukuka Aykırı Delilin Ayıklanması: Mahkemeden, CMK m. 230/1-b uyarınca hukuka aykırı delillerin gerekçede "ayrıca ve açıkça" gösterilerek hüküm dışı bırakılması talep edilmelidir.
  5. Karara Etki Analizi: Eğer mahkeme bir delili "karara etkisi yok" (m. 206/2-b) diye reddediyorsa, savunma makamı o delilin maddi gerçekle bağını ve ispat gücünü (Örn: sanığın olay yerinde olmadığını kanıtlayan bir HTS kaydı) somutlaştırarak itirazını yenilemelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Sanığın duruşmaya gelmemesi delillerin toplanmasını durdurur mu? Hayır. CMK m. 206/1'e eklenen fıkra uyarınca, sanık tebligata rağmen mazeretsiz gelmezse sorgusu yapılamamış olsa dahi deliller toplanabilir. Ancak bu deliller, daha sonra gelen sanığa mutlaka bildirilmelidir.

2. Mahkeme "dosya tekemmül etti" diyerek yeni delil sunma talebimi reddedebilir mi? Sadece dosyanın tekemmül etmesi yasal bir ret sebebi değildir. Eğer delil davanın esasına etkiliyse (m. 206/2-b) ve istem davayı uzatmak amacı taşımıyorsa (m. 206/2-c), mahkeme bu delili toplamak zorundadır. Aksi durum savunma hakkının kısıtlanması teşkil eder.

3. Hukuka aykırı elde edilen bir uyuşturucu madde, sanık ikrar ederse geçerli hale gelir mi? Yargıtay 19. Ceza Dairesi ve diğer birçok dairenin içtihadına göre hayır. Hukuka aykırı yöntemle (Örn: arama kararı olmaksızın) ele geçirilen eşya "delil" vasfı kazanamaz. Bu eşyanın sanığa gösterilerek alınan ikrarı da "özgür iradeye dayanmadığı" için hükme esas alınamaz.

4. Tanık dinlenmesinden savcı ve sanık birlikte vazgeçebilir mi? Evet. CMK m. 206/3 uyarınca, Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir. Ancak mahkeme, maddi gerçeğin aydınlatılması için bu delili yine de gerekli görürse resen toplama yetkisine sahiptir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 206, 207, 209, 216, 217, 230.
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 38/6.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2014/98, Karar No: 2016/83.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/1293, Karar No: 2019/6768.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/17715, Karar No: 2016/1375.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/15760, Karar No: 2021/9298.
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/5532, Karar No: 2015/6810.
  • Anayasa Mahkemesi, Başvuru No: 2013/6183, T: 19/11/2014.

Yasal Uyarı: Bu makale, ceza muhakemesi hukuku alanında profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir hukuk bültenidir. İçerik, somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanabilir bir hukuki mütalaa veya danışmanlık hizmeti teşkil etmez. Her davanın kendine özgü koşulları ve delil durumu farklılık gösterebileceğinden, hak kaybına uğramamak adına bir avukattan profesyonel yardım alınması tavsiye edilir. Metinde yer alan vaka analizleri anonimleştirilmiştir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Ceza Muhakemesinde Delillerin İkamesi ve Reddi: CMK 206 Ekseninde Hukuka Aykırılık ve Tartışma Usulü | EmsalDava