HMK m. 2 Kapsamında Asliye Hukuk Mahkemelerinin Genel Görevi ve Adliye Pratiğinde Görev Uyuşmazlıklarının Çözümü
Dava Şartları, Görev ve YetkiYazar: EmsalDava Editör Ekibi

HMK m. 2 Kapsamında Asliye Hukuk Mahkemelerinin Genel Görevi ve Adliye Pratiğinde Görev Uyuşmazlıklarının Çözümü

Özel hukuk uyuşmazlıklarında genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi, HMK m. 2 uyarınca aksine düzenleme bulunmayan tüm malvarlığı ve şahıs varlığı davalarında yetkindir. Görev kuralları kamu düzeninden olup, davanın her aşamasında re'sen gözetilmekte ve görevsizlik kararı sonrası dosyanın süresinde gönderilmesi hak düşürücü sonuçlar doğurmaktadır.

Asliye hukuk mahkemesi, Türk sivil yargılama hukukunun temel direğini oluşturan ve özel mahkemelerin görev alanına girmeyen tüm uyuşmazlıkları çözümlemekle yükümlü olan genel görevli mahkemedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 2 uyarınca, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ve şahıs varlığına ilişkin tüm davalarda, kanun koyucu tarafından başka bir mahkeme açıkça görevlendirilmedikçe asliye hukuk mahkemesi görevli kabul edilir. Adliye pratiğinde bu genel görev karinesi, uyuşmazlığın niteliğinin tespiti noktasında hata yapıldığında davanın usulden reddi (görevsizlik) ve ciddi bir zaman kaybı ile sonuçlanmaktadır. Görevin belirlenmesi kuralları HMK m. 1 gereği kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınmak zorundadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 2 Kapsamında Genel Görev Karinesi

Asliye hukuk mahkemelerinin görev alanı, negatif bir belirleme yöntemiyle saptanır; yani bir uyuşmazlık sulh hukuk, aile, ticaret, iş veya tüketici gibi ihtisas mahkemelerinin görevine girmiyorsa, o uyuşmazlığın adresi asliye hukuk mahkemesidir. HMK m. 2/1 hükmü, mülga 1086 sayılı kanundaki "değer" kriterini tamamen terk ederek "konu" kriterini esas almıştır. Bu düzenleme ile malvarlığı haklarına ilişkin tüm davalar, miktarı ne olursa olsun bu mahkemenin yetki alanına dahil edilmiştir.

HMK m. 2/2'deki "Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" hükmü, mahkemenin genel görevli olma niteliğini perçinler. Pratik uygulamada, uyuşmazlığın taraflarının sıfatı (tacir, tüketici, işçi vb.) ve uyuşmazlığın kaynağı (kira, kat mülkiyeti, ticari iş vb.) incelenerek asliye hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığına karar verilir. Göreve ilişkin kurallar emredici nitelikte olduğundan, tarafların görev sözleşmesi yapması veya görev itirazında bulunmaması mahkemenin görevsiz olduğunu görmezden gelmesine imkan tanımaz.

"HMK 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir ve Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Mahkemelerin görevleriyle ilgili 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun düzenlemesi gereği 2. maddeye göre asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, aynı Kanunun 4. maddesine göre sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisna olduğundan, malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin davalar ile kanunun açık biçimde sulh hukuk mahkemesini görevlendirmediği tüm davalar asliye hukuk mahkemesinde görülür."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/10606 - Karar No: 2016/6597

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2015/10606 E. , 2016/6597 K.

Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemeleri Arasındaki Görev Ayrımı

Asliye hukuk mahkemesi genel mahkeme iken, sulh hukuk mahkemesi HMK m. 4 uyarınca özel (istisnai) görevli mahkeme statüsündedir. Bu iki mahkeme arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir ve uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceği, kanun koyucunun somut olay türü için yaptığı özel yetkilendirmeye bağlıdır.

Malvarlığı ve Şahıs Varlığı Haklarına İlişkin Ayırım

Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda (tazminat, alacak, mülkiyetin tespiti vb.) kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Ancak kanun, bazı malvarlığı uyuşmazlıklarını (örneğin ortaklığın giderilmesi, zilyetliğin korunması) açıkça sulh hukuk mahkemesine bırakmıştır. Şahıs varlığına ilişkin davalarda (adın değiştirilmesi, yaş düzeltme vb.) ise kural yine asliye hukuk mahkemesidir. Aile hukukundan doğan şahıs varlığı davaları (boşanma, velayet vb.) aile mahkemelerinin görevindedir; ancak aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu davalar asliye hukuk mahkemesi tarafından "aile mahkemesi sıfatıyla" görülür.

Kira İlişkisinden Doğan Uyuşmazlıklarda Görev Karmaşası

HMK m. 4/1-a uyarınca, kira ilişkisinden doğan tüm alacak ve tahliye davaları, miktarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde görülür. Ancak bu kuralın istisnası, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 269 uyarınca yapılan tahliye talepli icra takiplerine karşı açılan davalardır. Adliye pratiğinde en çok hataya düşülen nokta, kira alacağı için başlatılan takibe "itirazın iptali" davası açılırken davanın asliye hukuk mahkemesine yöneltilmesidir. Oysa HMK m. 4 açık bir düzenleme olup, kira ilişkisinden doğan her türlü davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesini emreder.

"Dava, kira alacağının tahsili istemiyle yapılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu ve HMK.'nın 4. maddesindeki hükmün aynı yasanın 2/I. Maddesi anlamında aksi yönde bir düzenleme niteliğinde olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/2376 - Karar No: 2013/3940

Belgeyi Gör: 17. Hukuk Dairesi 2013/2376 E. , 2013/3940 K.

Ecrimisil Davalarında Görevli Mahkemenin Belirlenmesi ve KMK Ek Madde 1 Uygulaması

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) Ek Madde 1, bu kanunun uygulanmasından doğan tüm uyuşmazlıkların sulh hukuk mahkemesinde görüleceğini düzenlemektedir. Ancak Yargıtay içtihatları, "ecrimisil" talebinin KMK'nın uygulanmasından değil, genel bir malvarlığı hakkı ihlalinden doğduğu gerekçesiyle asliye hukuk mahkemesini görevli kabul etmektedir. Ortak yerlerin işgali nedeniyle açılan müdahalenin men'i davaları sulh hukuk mahkemesinin görevindeyken, buna eklenen ecrimisil talebi HMK m. 2 kapsamında asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girer.

Bu durum, uygulamada "davaların tefrik edilmesi" zorunluluğunu doğurmaktadır. Kat malikleri arasındaki müdahalenin men'i talebi sulh hukukta devam ederken, ecrimisil talebi yönünden asliye hukuk mahkemesi görevli sayılmaktadır. 20. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadı uyarınca, ecrimisil davası KMK'nın uygulanmasından kaynaklanmadığı için anılan özel hükmün uygulama alanı bulunmamaktadır.

"Ecrimisil davası Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından kaynaklanmayıp, anılan Kanun maddesi hükmünün bu istem yönünden uygulama olanağı bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına dair davalarla, kişi varlığına dair davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Ecrimisil istemi de malvarlığı haklarına dair olduğundan davanın bu niteliğine ve genel hükümlere göre davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur."

Kaynak: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Esas No: 2018/6067 - Karar No: 2019/321

Belgeyi Gör: 20. Hukuk Dairesi 2018/6067 E. , 2019/321 K.

Ticari Davalar ve Asliye Hukuk Mahkemesi Arasındaki Görev İlişkisi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 5/3 uyarınca, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir. Bu ayrım, davanın esasına girilmeden önce çözülmesi gereken en kritik eşiktir. Bir davanın ticari sayılabilmesi için ya her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması (nisbi ticari dava) ya da kanunda açıkça ticari dava olarak tanımlanması (mutlak ticari dava) gerekir.

Mutlak ve Nisbi Ticari Dava Kriterleri

TTK m. 4'te sayılan uyuşmazlıklar (örneğin bono, çek, poliçe, bankacılık işleri, sigorta hukuku vb.) tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari davadır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Nisbi ticari davalarda ise her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması şarttır. Eğer taraflardan biri tacir değilse veya uyuşmazlık tarafların ticari işletmesiyle ilgili değilse, görevli mahkeme HMK m. 2 uyarınca asliye hukuk mahkemesidir.

Tacir Olmayan Gerçek Kişilerin Eser Sözleşmelerindeki Konumu

Eser sözleşmeleri (inşaat yapım işleri gibi), doğası gereği hem ticari hem de genel hukuk kurallarına tabi olabilir. Eğer bir gerçek kişi (tacir olmayan), mülkiyeti kendisine ait bir arsa üzerine bina yaptırmak için bir müteahhit (tacir) ile anlaşmışsa, taraflar arasındaki uyuşmazlık nisbi ticari dava sayılamaz; zira taraflardan biri tacir değildir. Bu durumda asliye ticaret mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı asliye hukuk mahkemesine göndermelidir.

"Dava konusu husus tacir olmayan davacı ile tacir olan davalı arasındaki sözleşmeden kaynaklı alacak ile ilgilidir. İşbu davaya bakmaya TTK 16. maddesi gereğince davacı tacir olmadığından mahkememiz görevsiz olup, davaya genel görevli olan asliye hukuk mahkemeleri bakmakla görevlidir. Bu nedenle HMK nun 114/1-c maddesi ve HMK nun 115/2. maddesi gereğince dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığından bu konuda davacıya ek süre vs. verilmesine gerek olmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir."

Kaynak: Konya Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2022/Esas - Karar No: 2023/Karar

Belgeyi Gör: T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Yeni Kurulan İhtisas Mahkemelerinin Derdest Dosyalara Etkisi ve Kanuni Hakim Güvencesi

Yargı çevresinde yeni bir mahkemenin (örneğin bir ilde yeni kurulan Asliye Ticaret Mahkemesi) faaliyete geçmesi, derdest dosyaların doğrudan bu mahkemeye devredilmesi anlamına gelmez. Anayasa m. 37'de düzenlenen "Kanuni Hakim Güvencesi" uyarınca, hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bu kuralın gereği olarak, dava açıldığı tarihte görevli olan mahkeme, kanunda aksine bir düzenleme (geçici madde gibi) bulunmadıkça yargılamayı sonuçlandırmak zorundadır.

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) mahkemelerin yargı çevrelerini belirlemesi idari bir işlemdir ve kanunun emredici görev hükümlerini (HMK m. 1) geriye dönük olarak değiştiremez. Dava açıldığı tarihte yargı çevresinde müstakil bir ticaret mahkemesi yoksa ve asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla davaya bakmaya başlamışsa, yeni mahkeme kurulsa dahi dosyayı devredemez.

"Uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir. O halde yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır."

Kaynak: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/596 - Karar No: 2022/606

Belgeyi Gör: T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Vasiyetnamenin İptali ve Miras Hukuku Kaynaklı Diğer Davalarda Görev

Miras hukukundan doğan davalarda görev kuralları, talebin niteliğine göre değişkenlik gösterir. Terekenin tespiti, defter tutulması veya terekeye temsilci atanması gibi çekişmesiz yargı işlerinde veya kanunun açıkça görevlendirdiği hallerde sulh hukuk mahkemesi yetkilidir. Ancak, vasiyetnamenin iptali, mirasçılık belgesinin iptali veya muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları gibi "çekişmeli" ve "malvarlığı/şahıs varlığı" odaklı davalarda asliye hukuk mahkemesi genel görevlidir.

Uygulamada, vasiyetnamenin açılması işleminin sulh hukuk mahkemesinde yapılması nedeniyle iptal davasının da aynı mahkemede açıldığı görülmektedir. Oysa vasiyetnamenin iptali davası, HMK m. 2 kapsamında genel hükümlere tabi bir davadır. Bu husus, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gereken bir dava şartıdır.

"Somut olayda; muris tarafından düzenlenen vasiyetnamenin iptali istenilmekle görevli mahkeme; açıkça Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamında olduğuna ilişkin kanuni düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesidir. O halde; mahkemece vasiyetnamenin iptali davasında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla görevsizlik kararının verilmesi gerekirken; işin esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/10606 - Karar No: 2016/6597

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2015/10606 E. , 2016/6597 K.

Trafik Kazalarından Kaynaklanan Tazminat Davalarında Görev Dağılımı

Trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında görev, davalılar arasında bir sigorta şirketinin bulunup bulunmadığına ve tarafların tacir olup olmadığına göre belirlenir. Eğer dava sadece gerçek kişilere (araç sürücüsü ve işleten) karşı açılmışsa, uyuşmazlık bir haksız fiil sorumluluğu olduğundan görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

Ancak, davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı (ZMSS) yer alıyorsa, TTK m. 1483 uyarınca sigorta hukukuna dayanan bu davanın mutlak ticari dava sayılması ve asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekebilir. Burada kritik ayrım şudur: Eğer taraflar arasında ticari bir ilişki yoksa ve uyuşmazlık saf haksız fiilden (trafik kazası) kaynaklanıyorsa, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, davanın genel mahkemede (asliye hukuk) görülmesi gerektiği yönünde kararlar tesis etmektedir. Özellikle tacir olmayan gerçek kişilerin karıştığı kazalarda haksız fiil hükümleri ön plandadır.

"Dava, trafik kazası nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu tazminat istemi haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle oluşan zarardan kaynaklanmakta olup taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı anlaşılmaktadır. HMK'nun 2. maddesi gereği uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilip sonuçlandırılması gerekir."

Kaynak: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/783 - Karar No: 2024/937

Belgeyi Gör: T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ

Kooperatif Hukuku ve Üçüncü Kişilerle Yapılan Taşınmaz Satışlarında Görev Sınırı

Kooperatifler Kanunu uyarınca kooperatif ile ortakları arasındaki uyuşmazlıklar ticari dava sayılmaktadır. Ancak kooperatifin, ortağı olmayan üçüncü bir kişiye (örneğin bir taşınmaz alıcısı) karşı açtığı veya üçüncü kişinin kooperatife karşı açtığı davalarda bu "mutlak ticari dava" niteliği kaybolur. Bu uyuşmazlıklar, genel hükümlere tabi malvarlığı davalarıdır.

Adliye pratiğinde, tapu kaydındaki yolsuz tescil veya harici satış sözleşmesine dayalı taleplerde tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın doğrudan ticaret mahkemesine gidilmesi hatadır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin vurguladığı üzere, davanın kooperatif üyeleri arasında olmadığı ve davalının tacir sıfatının bulunmadığı hallerde, HMK m. 2/1 uyarınca asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

"Dava, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın kooperatif üyeleri arasında olmadığı, tapuda satın alan üçüncü kişiye karşı açıldığı, taraflarında tacir olduğuna dair dosyada belge bilgi bulunmamaktadır. Davanın TTK'nın 4.maddesinde sayılan dava ve işlerden olmadığı, davaya bakmaya ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı anlaşılmıştır. HMK 2/1.maddesine göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir."

Kaynak: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/2819 - Karar No: 2023/2572

Belgeyi Gör: T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

Görevli Mahkeme ve Kanuni Dayanak Karşılaştırma Tablosu

Aşağıdaki tablo, adliye pratiğinde en sık karşılaşılan uyuşmazlık türlerinin HMK m. 2 ve ilgili mevzuat çerçevesindeki görev dağılımını özetlemektedir:

Mahkemelerin görev alanlarını temsil eden hukuk dosyası ve adliye ekipmanları.

Uyuşmazlık Konusu Görevli Mahkeme Kanuni Dayanak
Genel Malvarlığı Hakları (Aksine hüküm yoksa) Asliye Hukuk Mahkemesi HMK m. 2/1
Şahıs Varlığı Hakları (Aksine hüküm yoksa) Asliye Hukuk Mahkemesi HMK m. 2/1
Kira İlişkisinden Doğan Tüm Davalar Sulh Hukuk Mahkemesi HMK m. 4/1-a
Kat Mülkiyetinden Doğan Ecrimisil Davaları Asliye Hukuk Mahkemesi HMK m. 2 / Yargıtay İçtihadı
Vasiyetnamenin İptali Davaları Asliye Hukuk Mahkemesi HMK m. 2
Tarafları Tacir Olmayan Eser Sözleşmeleri Asliye Hukuk Mahkemesi HMK m. 2 / TTK m. 4
Ortaklığın Giderilmesi Davaları Sulh Hukuk Mahkemesi HMK m. 4/1-b
Kooperatif-Üçüncü Kişi Tapu İptal Davası Asliye Hukuk Mahkemesi HMK m. 2

Görevsizlik Kararı Sonrası Süreç ve HMK m. 20 Uygulaması

Görevsizlik kararı verildiğinde, bu karar kendiliğinden dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesini sağlamaz. HMK m. 20 uyarınca, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde, taraflardan birinin kararın kesinleştiği tarihten (veya kanun yolu başvurusu reddedilmişse tebliğ tarihinden) itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi şarttır.

Hukuki sürelerin takibini temsil eden takvim ve hukuk ajandası.

Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Eğer iki haftalık süre içinde başvuru yapılmazsa, mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir. Adliye pratiğinde "kalem işlemleri" olarak adlandırılan bu aşamada, kararın kesinleşme şerhinin takibi ve süresinde talep dilekçesinin sunulması, davanın akıbeti açısından hayati önem taşır. Görevli mahkemede yargılamaya devam edilebilmesi için gönderilme talebiyle birlikte gerekli harç ve gider avansının da yatırılması zorunludur.

Yargı Yeri Belirlenmesi (Merci Tayini) ve Bölge Adliye Mahkemelerinin Rolü

İki mahkemenin de (örneğin Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret) karşılıklı olarak görevsizlik kararı vermesi ve bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, ortaya bir "olumsuz görev uyuşmazlığı" çıkar. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için HMK m. 21 ve 22 uyarınca yargı yerinin belirlenmesi (merci tayini) yoluna başvurulur.

Modern adliye binası koridorunda hukuki otoriteyi temsil eden mimari detay.

Eğer her iki mahkeme de aynı Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) yargı çevresindeyse, görevli mahkemeyi BAM ilgili hukuk dairesi belirler. BAM tarafından verilen yargı yeri belirleme kararları kesin olup, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz. Pratik açıdan, davanın sürüncemede kalmaması için mahkemelerin karşılıklı kararlarının kesinleşmesini müteakip dosyanın re'sen BAM'a gönderilmesi kalem tarafından sağlanmalıdır.

"HMK'nun 22. Maddesinde '(1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. (2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir' şeklinde düzenlemeler mevcuttur."

Kaynak: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/80 - Karar No: 2024/21

Belgeyi Gör: T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

Adliye Pratiğinde Görev İtirazı ve İspat Yükü Stratejileri

Görev itirazı teknik bir savunma aracıdır ancak ispat hukuku ile doğrudan bağlantılıdır. Örneğin, bir davanın ticari dava olduğu iddiasıyla asliye hukuk mahkemesinin görevsizliği ileri sürülüyorsa, tarafların tacir sıfatı (ticaret sicil kayıtları) ve uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgisi (defter kayıtları, faturalar) ispatlanmalıdır. Görev kamu düzeninden olduğu için mahkeme bu delilleri re'sen de toplayabilir ancak tarafların "vaka getirme ödevi" çerçevesinde bu belgeleri dosyaya erkenden sunması sürecin hızlanmasını sağlar.

Editörün Notu: Adliye pratiğinde, tarafların sıfatına ilişkin şüphe olan hallerde (örneğin belediyelerin veya kamu iktisadi teşebbüslerinin tacir sayılıp sayılmayacağı), 6102 sayılı TTK m. 16 hükümleri dikkatle incelenmelidir. Kamu tüzel kişileri, bir ticari işletmeyi doğrudan işletseler dahi kendileri tacir sayılmazlar; bu durum davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi sonucunu doğurabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Asliye hukuk mahkemesinde açılan bir dava için miktar sınırı var mıdır?
Hayır. 6100 sayılı HMK m. 2 ile değer sınırı tamamen kaldırılmıştır. 10.000 TL'lik bir alacak davası da 10.000.000 TL'lik bir alacak davası da uyuşmazlığın mahiyetine göre asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girebilir.

2. Asliye hukuk mahkemesi, görevsizlik kararı verdiği dosyayı kendiliğinden görevli mahkemeye gönderir mi?
Hayır. HMK m. 20 uyarınca taraflardan birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde başvuru yaparak dosyanın gönderilmesini talep etmesi ve gerekli harçları yatırması gerekir. Aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

3. Kat mülkiyetine tabi bir taşınmazda ecrimisil davası hangi mahkemede açılmalıdır?
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca, ecrimisil talebi Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan değil genel malvarlığı hükümlerinden kaynaklandığı için bu dava sulh hukuk değil, asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır.

4. Dava açıldıktan sonra yeni bir ihtisas mahkemesi kurulursa dosya oraya devredilir mi?
Kanunda aksine bir "devir" hükmü (geçici madde gibi) bulunmadıkça, Anayasa'nın "Kanuni Hakim Güvencesi" ilkesi gereği derdest dosyalar yeni kurulan mahkemeye devredilemez. Dava açıldığı tarihteki görevli mahkeme yargılamayı bitirmek zorundadır.

Kaynakça

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 1, 2, 4, 5, 20, 21, 22).
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (m. 4, 5, 16).
  • 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun.
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Esas No: 2018/6067 - Karar No: 2019/321.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/10606 - Karar No: 2016/6597.
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/596 - Karar No: 2022/606.
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/2819 - Karar No: 2023/2572.
  • Konya Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2022/Esas - Karar No: 2023/Karar (Görevsizlik Kararı).

Yasal Uyarı: Bu metin, 6100 sayılı HMK ve ilgili mevzuat çerçevesinde profesyonel hukukçular için hazırlanmış teknik bir inceleme olup, genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olayın kendine özgü usuli detayları ve hak düşürücü süreleri bulunduğu unutulmamalıdır. Bu içerik, profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez; uyuşmazlıkların çözümünde güncel mevzuat ve içtihatların somut vakaya göre analizi zorunludur.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Medeni Usul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
HMK m. 2 Kapsamında Asliye Hukuk Mahkemelerinin Genel Görevi ve Adliye Pratiğinde Görev Uyuşmazlıklarının Çözümü | EmsalDava