7248 Sayılı Kanun Kapsamında 27 Mayıs 1960 Darbe Mağdurlarının Tazminat Hakları ve Komisyon Usulü
Tam Yargı DavalarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

7248 Sayılı Kanun Kapsamında 27 Mayıs 1960 Darbe Mağdurlarının Tazminat Hakları ve Komisyon Usulü

7248 sayılı Kanun kapsamında 27 Mayıs 1960 darbe mağdurlarının tazminat haklarını, Komisyon başvuru usulünü ve Danıştay'ın güncel içtihatlarını teknik boyutuyla

7248 sayılı "1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun", 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanı tarafından gerçekleştirilen soruşturma ve kovuşturmaların hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayı ve bu süreçte doğan mağduriyetleri tazmin etmeyi amaçlayan özel bir düzenlemedir. Kanun, darbe dönemindeki yargılamaların dayandığı yasal zeminleri geçmişe dönük olarak yürürlükten kaldırırken, zarar görenler veya mirasçıları için idari ve yargısal bir tazminat süreci öngörmüştür. Bu süreç, genel idari yargılama usulünden farklı olarak, öncelikle Cumhurbaşkanlığı nezdinde kurulan bir Komisyon’a başvuruyu ve ancak bu Komisyon kararlarına karşı itiraz yolunun tüketilmesinden sonra Danıştay’da dava açılabilmesini şart koşmaktadır.

7248 Sayılı Kanun’un Hukuki Niteliği ve İade-i İtibar Rejimi

7248 sayılı Kanun, Türk hukuk sisteminde "geçmişle yüzleşme" ve "onarıcı adalet" ilkelerinin somut bir yansıması olarak kabul edilmektedir. Kanun’un 1. maddesiyle, 12/6/1960 tarihli ve 1 sayılı Geçici Kanun'un Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı kurulmasına ilişkin hükümleri geçmişe etkili olarak yürürlükten kaldırılmıştır. Bu hüküm, hukuki literatürde "iade-i itibar" olarak nitelendirilse de, Kanun’un temel işlevi darbe dönemi mahkemelerinin hukuki varlığını ve bu mahkemelerce tesis edilen işlemlerin geçerliliğini ortadan kaldırmaktır.

7248 sayılı Kanun Geçici 1. madde 2. fıkra uyarınca:

"1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar Hazine tarafından karşılanır. Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları da karşılanır."

Kaynak: 7248 Sayılı Kanun Geçici Madde 1/2

Belgeyi Gör

Bu düzenleme, kusursuz sorumluluk ilkesinden ziyade, devletin kendi egemenlik alanında meydana gelen ağır hukuk ihlallerini telafi etme iradesini temsil eder. Kanun, tazminat hakkını sadece soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalan kişilerle sınırlı tutmamış, bu kişilerin vefatı halinde mirasçılarına da başvuru hakkı tanımıştır. Ancak bu hak, darbe döneminde yaşanan her türlü zararı değil, münhasıran anılan Kurul ve Divan’ın faaliyetlerinden kaynaklanan zararları kapsamaktadır.

Tazminat İsteminin Maddi ve Şahsi Kapsamı

Tazminat taleplerinin kabul edilebilmesi için en temel şart, zarar gördüğü iddia edilen kişinin veya murisin, 1 sayılı Geçici Kanun uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu veya Yüksek Adalet Divanı tarafından soruşturulmuş veya kovuşturulmuş olmasıdır. Bu kapsamın dışındaki mağduriyetler (örneğin; idari sürgünler veya görevden almalar), 7248 sayılı Kanun’un tazminat mekanizmasından yararlanamaz.

Şahsi Kapsam: Hak Sahipleri

Kanun uyarınca başvuruda bulunabilecek kişiler iki ana grupta toplanır: 1. Doğrudan Zarar Görenler: Hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ve halen hayatta olan kişiler. 2. Mirasçılar: Zarar görenin vefat etmiş olması durumunda, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre yasal mirasçı olan kişiler.

Maddi Kapsam: Tazmin Edilebilir Zarar Türleri

Kanun, tazmin edilecek zararları tahdidi (sınırlı) olarak belirlemiştir. Manevi zararlar, soruşturma ve kovuşturma sürecinin doğası gereği her hak sahibi için kabul edilirken; maddi zararlar yalnızca "malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan" kayıpları kapsar. Dolayısıyla, tutukluluk süresince mahrum kalınan kazançlar veya diğer ekonomik kayıpların bu özel kanun kapsamında tazmini, müsadere şartına bağlıdır.

Zarar Kategorileri: Manevi ve Maddi Zararların Ayrımı

7248 sayılı Kanun uygulamasında maddi ve manevi zararlar farklı ispat ve değerlendirme kriterlerine tabidir. Manevi tazminat, darbe dönemindeki yargılama sürecinin kişi üzerinde yarattığı haysiyet kırıcı etkiler, hürriyetten yoksun kalma ve toplumsal dışlanma gibi unsurlar üzerinden takdir edilir.

7248 sayılı Kanun Geçici 1. madde kapsamında zarar görenlerin başvurularını değerlendiren Komisyon’un usul ve esaslarına dair düzenlemede şu husus vurgulanmaktadır:

"Mirasçılar tarafından yapılan manevi zarara ilişkin başvurularda, manevi tazminat miktarı zarar gören muris esas alınarak belirlenir ve bu miktarın başvuranlara miras payları oranında ödenmesine karar verilir. Maddi zarara ilişkin başvurular karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir tazminat miktarı belirlenir."

Kaynak: 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları m. 10

Belgeyi Gör

Maddi zararların tespitinde en kritik nokta "müsadere" işlemidir. Kanun metni, maddi tazminatı doğrudan malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesine bağlamıştır. Adliye pratiğinde, müsadere kararı bulunmayan ancak hapis cezası nedeniyle maaş alamayan veya işyeri kapatılan kişilerin maddi tazminat taleplerinin, 7248 sayılı Kanun’un dar kapsamlı lafzı nedeniyle reddedildiği görülmektedir.

Başvuru Usulü ve Komisyonun Görev Alanı

7248 sayılı Kanun, tazminat istemleri için "zorunlu idari başvuru" mekanizması öngörmüştür. Bu başvuru, doğrudan adli veya idari yargı mercilerine değil, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulan "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyon"a yapılmalıdır.

Komisyonun Yapısı ve Yetkisi

Komisyon, 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kurulmuştur. Görevi, Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülen işlemlerden kaynaklı maddi ve manevi zararları değerlendirmektir. Komisyonun sekreterya hizmetleri Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Başvuru Belgeleri

Başvuruda bulunacak mirasçıların sunması gereken zorunlu belgeler şunlardır: * Usulüne uygun doldurulmuş ve imzalanmış başvuru formu (Ek-2). * Kimlik kartı fotokopisi. * Mirasçılık belgesi (Veraset ilamı - aslı veya onaylı sureti). * Zararın türüne ve miktarına ilişkin varsa destekleyici belgeler (Müsadere kararları, tapu kayıtları vb.).

Uygulama Notu: Başvuruda, talep edilen tazminat miktarının belirtilmesi zorunlu değildir; hatta Usul ve Esaslar m. 6/4 uyarınca başvuruda bir miktar veya değer belirtilmez. Bu durum, idari yargıdaki "belirsiz alacak" veya "miktar belirtme zorunluluğu" kuralının bir istisnasıdır.

İdari Başvuru Süreci ve Hak Düşürücü Sürelerin Analizi

7248 sayılı Kanun kapsamında tazminat hakkından yararlanabilmek için belirlenen süreler "hak düşürücü" niteliktedir. Bu sürelerin geçirilmesi, hakkın özünü ortadan kaldırır ve yargı mercileri tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır.

7248 sayılı Kanun başvuru sürelerini ve takvimsel süreci simgeleyen görsel.

İşlem Türü Başvuru Makamı Süre Hukuki Niteliği
İlk Başvuru Tazminat Komisyonu / Valilik Usul ve Esasların yayımından itibaren 3 Ay Hak Düşürücü
Karara İtiraz Tazminat Komisyonu Kararın tebliğinden itibaren 15 Gün Zorunlu İdari Başvuru
İptal Davası Danıştay 10. Daire İtiraz reddinin tebliğinden itibaren 60 Gün Dava Açma Süresi

Başvuru süresinin başlangıcı, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihi izleyen gündür. Sürelerin hesabında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümleri ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu kuralları uygulanır.

Danıştay 10. Dairesi, bu süreçleri izlemeden açılan davaları "idari mercii tecavüzü" veya "kesin ve yürütülmesi gereken işlem yokluğu" nedeniyle reddetmektedir:

"Söz konusu tazminat talepleri için 7248 sayılı Kanun kapsamında Cumhurbaşkanlığına başvuruda bulunulup bulunulmadığının... belirtilmediği görüldüğünden... tazminat ödenmesi istemiyle Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulan Komisyona herhangi bir başvuru yapılmadığının... anlaşıldığı, bu durumda... tesis edilmiş olan idari davaya konu olabilecek herhangi bir işlem olmadığı açık olduğundan, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir."

Kaynak: Danıştay 10. Daire Başkanlığı - Esas No: 2020/4359 - Karar No: 2021/221

Belgeyi Gör

İspat Hukuku Bakımından Gerekli Belgeler ve Arşiv Kayıtları

Darbe mağdurlarının tazminat taleplerinde ispat yükü davacı/başvurucu üzerindedir. Ancak, olayların üzerinden yaklaşık 65 yıl geçmiş olması nedeniyle, ispat konusunda "hakkaniyet" ve "arşiv araştırması" ön plana çıkmaktadır.

Kurul ve Divan Kayıtlarının Tespiti

Zararın 7248 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanı kayıtlarına ulaşılması elzemdir. Komisyon, Usul ve Esaslar m. 8/2 uyarınca her türlü bilgi ve belgeyi kamu kurumlarından talep etme yetkisine sahiptir. Ancak başvurucunun, murisinin yargılandığına dair eski mahkeme ilamlarını, gazete kupürlerini veya aile arşivindeki belgeleri sunması sürecin hızlanmasını sağlar.

Maddi Zararın İspatında Güçlükler

Müsadere edilen taşınmazlar veya banka hesapları söz konusu olduğunda, müsadere kararının varlığı yeterli olmayıp, bu kararın infaz edilip edilmediği ve malvarlığının Hazine’ye geçip geçmediği de araştırılmaktadır. Taşınmazların güncel değerlemesi yerine, müsadere tarihindeki nitelikleri esas alınarak hakkaniyete uygun bir bedel takdir edilmesi yargı eğilimidir.

Komisyon Kararlarına Karşı İtiraz Mekanizması

Komisyon tarafından verilen "kabul" veya "ret" kararları kesin işlem niteliğinde değildir. Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde yine aynı Komisyon’a "itiraz" edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Bu itiraz yolu tüketilmeden doğrudan yargı yoluna başvurulması usulden ret sebebidir.

7248 sayılı Kanun m. Geçici 1/4 hükmüne göre:

"Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir. Bu davalar acele işlerden sayılır."

Kaynak: 7248 Sayılı Kanun Geçici Madde 1/4

Belgeyi Gör

İtiraz aşamasında, Komisyonun maddi veya manevi tazminat miktarını düşük bulması veya başvuruyu haksız yere reddetmesi durumunda somut gerekçeler sunulmalıdır. İtirazın reddi halinde tesis edilen işlem, artık idari yargı denetimine konu olabilecek "kesin ve yürütülmesi gereken idari işlem" vasfını kazanır.

Danıştay’da Açılacak İptal Davasında Görev ve Yetki (İlk Derece Mahkemesi)

7248 sayılı Kanun’un getirdiği en önemli usul kuralı, Komisyon kararlarına karşı açılacak davalarda Danıştay’ın "ilk derece mahkemesi" sıfatıyla görevli kılınmasıdır. Bu, davanın yerel bir idare mahkemesinde değil, doğrudan yüksek mahkemede görüleceği anlamına gelir.

Ankara'daki Danıştay binası ve adalet terazisi simgesi.

Görevli Daire

Danıştay iş bölümü uyarınca bu davalara bakma yetkisi Danıştay 10. Dairesi'ne aittir. Davanın açılmasıyla birlikte Danıştay, Komisyonun tesis ettiği işlemin hukuka uygunluğunu denetler.

Husumet (Davalı İdare)

Dava açılırken hasım mevkiinde kimin gösterileceği tartışmalı bir konuydu. Ancak Danıştay güncel kararlarında, hem Komisyonu bünyesinde barındıran Cumhurbaşkanlığı'nın hem de tazminatın ödenmesinden ve sekreterya hizmetlerinden sorumlu olan Adalet Bakanlığı'nın birlikte hasım gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Editörün Notu: Hasım gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi durumunda Danıştay, 2577 sayılı İYUK m. 15/1-c uyarınca hasım düzeltme kararı vererek davayı doğru idareye yöneltmektedir.

Müşterek Dilekçe ile Dava Açma Yasağı ve Usul Ekonomisi (İçtihat Analizi)

Uygulamada en sık yapılan usul hatası, aynı murisin mirasçılarının tek bir dilekçe ile Danıştay’da dava açmasıdır. İdari yargılama usulünde "müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi" için davacılar arasında hak ve menfaat birliğinin bulunması ve davanın aynı maddi olaydan kaynaklanması gerekir. Ancak Danıştay, 7248 sayılı Kanun kapsamında her bir mirasçının Komisyon’a ayrı bir başvuru numarası ile başvurduğunu ve Komisyonun her biri için ayrı karar tesis ettiğini vurgulayarak "ayrı dilekçe" zorunluluğu getirmektedir.

Hukuki dilekçeler ve dosyalama sürecini gösteren editoryal görsel.

Danıştay 10. Dairesi’nin bu konudaki yerleşik içtihadı şu şekildedir:

"Davacılar tarafından ortak murisleri yönünden Komisyona ayrı ayrı başvuruda bulunulduğu ve Komisyonca da her bir başvuru yönünden ayrı ayrı inceleme yapılması suretiyle karar verildiği görülmekte olup; müşterek dilekçe ile dava açabilmeleri için davacılar arasında hak ve menfaat birliği bulunmadığından ve davanın ayrı düzenlenecek dilekçelerle açılması gerektiğinden dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır."

Kaynak: Danıştay 10. Daire Başkanlığı - Esas No: 2022/6402 - Karar No: 2023/1388

Belgeyi Gör

Bu kural, davanın usulden reddine ve yargılama giderlerinin artmasına neden olmaktadır. Profesyonel uygulamada, her bir mirasçı için ayrı dava dosyası açılması ve her dosya için ayrı harç yatırılması zorunludur.

Tazminatın Hesaplanması ve Yasal Faiz Başlangıcı

Tazminat miktarlarının belirlenmesinde 7248 sayılı Kanun, Komisyon’a geniş bir takdir yetkisi vermiştir. Özellikle manevi tazminatta muris esas alınarak bir miktar belirlenmekte ve bu miktar miras paylarına bölünmektedir.

Faiz Başlangıcı Tartışması

Davacılar genellikle faizin darbe tarihi olan 27/05/1960 tarihinden itibaren işletilmesini talep etmektedir. Ancak idare hukuku prensipleri ve 7248 sayılı Kanun’un özel yapısı gereği, faiz başlangıcı genellikle "başvuru tarihi" veya "karar tarihi" olarak esas alınmaktadır. 1960 yılından itibaren faiz işletilmesi yönündeki talepler, Kanun’un açık bir hüküm içermemesi nedeniyle adliye pratiğinde karşılık bulmamaktadır.

Tazminatın Ödenmesi Süreci

Komisyon kararı kesinleştikten sonra (yargı yolu tükenince veya süresinde itiraz edilmeyince), hak sahiplerinin ödeme için Hazine’ye başvurması gerekir. Kararda belirlenen tutarlar, talep üzerine dört ay içinde ödenmelidir.

Mirasçıların Hak Sahipliği ve Veraset İlamı Zorunluluğu

Mirasçılar tarafından yapılan başvurularda en kritik belge, muris ile soy bağını ve miras payını gösteren veraset ilamıdır. 7248 sayılı Kanun kapsamında tazminat hakkı, "miras bırakanın malvarlığına dahil olan bir alacak" olarak değil, "mirasçılara doğrudan kanunla tanınan bir hak" olarak kurgulanmıştır.

Usul ve Esaslar Madde 6/9 uyarınca:

"Mirasçılardan birinin süresi içinde başvuruda bulunmuş olması, diğer mirasçılara başvuru süresi geçtikten sonra başvuru hakkı vermez."

Kaynak: 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları m. 6/9

Belgeyi Gör

Bu hüküm, mirasçıların birbirinden bağımsız hareket etmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bir mirasçının başvurmuş olması, başvuru yapmayan diğer kardeşlerin veya akrabaların haklarını korumaz. Bu nedenle, tüm mirasçıların süresi içinde bireysel başvurularını tamamlamış olması şarttır.

Uygulama Notu: Adliye Pratiğinde Karşılaşılan Usul Hataları

Editörün gözlemlerine göre, 7248 sayılı Kanun davalarında en çok karşılaşılan ve davanın esasına girilmesini engelleyen hatalar şunlardır:

  1. Doğrudan Dava Açma: Komisyon süreci tamamlanmadan Danıştay’da dava açılması (İdari merci tecavüzü).
  2. Yanlış Dava Açma Süresi: Komisyon’un itirazı reddetmesinden sonra 60 günlük sürenin geçirilmesi.
  3. Hasım Hatası: Sadece Adalet Bakanlığı veya sadece Cumhurbaşkanlığına karşı dava açılması (Mahkemece düzeltilir ancak zaman kaybıdır).
  4. Dilekçe Reddi Sebepleri: Birden fazla muris için tek dilekçe verilmesi veya birden fazla mirasçının tek dilekçede birleşmesi.

Uygulama Notu: Eğer davacı, farklı iki murisi (örneğin hem babası hem dedesi) için tazminat istiyorsa, her iki muris için ayrı komisyon başvurusu yapmalı ve bu başvuruların reddine karşı ayrı ayrı Danıştay davası açmalıdır. Bu iki işlem arasında "sebep-sonuç" ilişkisi bulunmadığı kabul edilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. 27 Mayıs 1960 darbesinde haksız yere memuriyetten çıkarılanlar bu kanundan yararlanabilir mi? Hayır. 7248 sayılı Kanun sadece Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanı tarafından soruşturulan ve kovuşturulanları kapsar. Memuriyetten çıkarma veya sürgün gibi idari işlemler bu kanun kapsamındaki tazminat rejimine dahil değildir.

2. Manevi tazminat miktarını az bulursak Danıştay'da artırılmasını isteyebilir miyiz? Evet. Komisyonun takdir ettiği manevi tazminat miktarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay'da iptal davası açılabilir. Danıştay, emsal kararlar ve zararın ağırlığı çerçevesinde yerindelik denetimi yapmamakla birlikte, takdir yetkisinin sınırlarının aşılıp aşılmadığını denetler.

3. Başvuru süresini kaçıran bir mirasçı eski hale getirme talebinde bulunabilir mi? İdari yargıdaki süreler hak düşürücü nitelikte olup, kural olarak "eski hale getirme" kurumu uygulanmaz. Ancak, mücbir bir sebebin varlığı ispatlanabilirse genel hükümler çerçevesinde değerlendirilebilir; fakat 7248 sayılı Kanun özelinde bu durum oldukça istisnaidir.

4. Komisyon kararı sonrası Danıştay'da açılan davanın reddedilmesi halinde temyiz yolu açık mıdır? Evet. Danıştay 10. Dairesi’nin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na (DİDDK) temyiz başvurusu yapılabilir.

Kaynakça

  • 7248 sayılı 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun.
  • 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları (Cumhurbaşkanlığı Kararı).
  • Danıştay 10. Daire Başkanlığı - Esas No: 2020/4359 - Karar No: 2021/221.
  • Danıştay 10. Daire Başkanlığı - Esas No: 2022/6402 - Karar No: 2023/1388.
  • Danıştay 10. Daire Başkanlığı - Esas No: 2022/5465 - Karar No: 2022/6421.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

Yasal Uyarı: Bu makale, 7248 sayılı Kanun ve ilgili yargı kararları çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, profesyonel hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her somut olayın kendine özgü koşulları (süreler, deliller, hak sahipliği) davanın seyrini değiştirebilir. Hak kaybına uğramamak için süreçlerin uzman hukukçular eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Vergi ve İdare Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
7248 Sayılı Kanun Kapsamında 27 Mayıs 1960 Darbe Mağdurlarının Tazminat Hakları ve Komisyon Usulü | EmsalDava