TCK 266 Bağlamında Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçlerin Suçta Kullanılması ve Cezanın Artırılması Rejimi
Ceza Genel HükümleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 266 Bağlamında Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçlerin Suçta Kullanılması ve Cezanın Artırılması Rejimi

Türk Ceza Kanunu'nun 266. maddesi, kamu görevlisinin görevi gereği elinde bulundurduğu araçları suçta kullanmasını müstakil bir ağırlaştırıcı neden olarak düzenler. İlgili normun tatbikinde zati demirbaş silah ile idarece tahsis edilen silah ayrımı, ek savunma hakkı ve zamanaşımı süreleri yargısal denetimin temel eksenlerini oluşturmaktadır.

TCK 266 Uygulamasında Kamu Görevlisi Sıfatının ve Araç Kullanımının Hukuki Niteliği

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 266, kamu görevlisinin, görevi nedeniyle zilyetliğinde veya kontrolünde bulunan araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanmasını özel bir artırım nedeni olarak öngörmektedir. Bu düzenleme, kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar bölümünde yer almakla birlikte, asıl amacı kamu görevlisinin sahip olduğu imkanları kötüye kullanarak suç işlemesini daha ağır bir yaptırıma tabi tutmaktır. Maddenin uygulanabilmesi için failin kamu görevlisi olması, suçta kullanılan aracın "görevi gereği" elinde bulunması ve işlenen asıl suçun tanımında kamu görevlisi sıfatının bir unsur veya nitelikli hal olarak zaten gözetilmemiş olması şarttır.

Uygulamada bu madde, asli bir suç tipine eklemlenen bir ceza artırım oranı (üçte bir) olarak karşımıza çıkar. Örneğin, bir polis memurunun görevi gereği taşıdığı kelepçeyi bir yağma suçunda kullanması veya idarece kendisine teslim edilen silahla tehdit eyleminde bulunması durumunda, ilgili suçların cezası TCK 266 uyarınca artırılmaktadır. Ancak suçun yasal tanımında kamu görevlisi sıfatı zaten bir ağırlaştırıcı neden olarak yer alıyorsa (örneğin TCK m. 94 İşkence suçu), mükerrer değerlendirme yasağı (non bis in idem) gereği TCK 266 tatbik edilemez.

"Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır."

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu - Madde 266 Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/23566 E. , 2022/20568 K.

"Görevi Gereği Elinde Bulundurma" Kriterinin Sınırları ve Maddi Unsur Analizi

Maddenin uygulama kabiliyeti bulabilmesi için aracın veya gerecin tesadüfen ele geçirilmiş olması değil, doğrudan kamu görevinin ifası amacıyla faile tevdi edilmiş olması gerekir. "Görevi gereği elinde bulundurma" ibaresi, idari bir tasarrufla failin zilyetliğine bırakılan her türlü taşınır malı kapsamaktadır. Bu kapsamda silah, kelepçe, telsiz, resmi araç, resmi mühür veya bilişim sistemlerine erişim sağlayan kamuya ait donanımlar TCK 266 bağlamında "araç ve gereç" olarak nitelendirilir.

Kamu görevine tahsis edilen resmi araç ve gereçlerin (kelepçe, telsiz) yakın çekimi.

Yargıtay içtihatlarında, aracın suçun işlenmesini kolaylaştırması veya suçun icra hareketleri içerisinde aktif bir rol oynaması gerektiği vurgulanmaktadır. Aracın sadece olay yerinde bulunması yeterli olmayıp, suçun tipik eyleminin gerçekleştirilmesinde bir enstrüman olarak kullanılması şarttır. Örneğin, bir kamu görevlisinin resmi hizmet aracını bir hırsızlık malını taşımak amacıyla kullanması durumunda, araç suçun işlenmesini kolaylaştıran bir unsur haline geldiği için artırım maddesi gündeme gelecektir.

"Sanığın suçta kullandığı silahın görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçlerden olup olmadığı araştırılarak, görevi gereği elinde bulundurduğunun anlaşılması halinde TCK'nın 266. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/3376 - Karar No: 2016/11181 Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2014/3376 E. , 2016/11181 K.

Zati Demirbaş Tabanca ve İdareye Ait Silah Ayrımında Yargıtay Daireleri Arasındaki İçtihat Farklılıkları

TCK 266 uygulamasında en sancılı alan, özellikle emniyet mensuplarının "zati demirbaş" olarak adlandırılan, bedelini kendileri ödeyerek satın aldıkları ancak taşıma yetkisini görevlerinden alan silahların durumudur. Yargıtay daireleri arasında bu konuda uzun süreli bir görüş ayrılığı bulunmaktadır. Bazı daireler, silahın mülkiyetinin kamu görevlisine ait olmasını artırımın uygulanmaması için yeterli görürken, diğer bazı daireler silahın taşıma ruhsatının ve bulundurma yetkisinin "kamu görevi" nedeniyle verildiği gerçeğinden hareketle artırımın uygulanması gerektiğini savunmaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, güncel kararlarında silahın niteliğinin titizlikle araştırılmasını şart koşmaktadır. Eğer silah, idare tarafından zimmetle verilen bir ordu veya emniyet malı değilse, yani kişisel mülkiyetteki bir silah ise TCK 266'nın uygulanmayacağı yönünde bir eğilim söz konusudur. Buna karşın, 1. Ceza Dairesi gibi bazı daireler, silahın zati olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, kamu görevi nedeniyle taşıma imkanına sahip olunduğu sürece artırımın yapılması gerektiğini belirtmektedir.

4. Ceza Dairesi'nin "Zimmet Araştırması" Yaklaşımı

  1. Ceza Dairesi, sanığın polis olması durumunda silahın "zati demirbaş" mı yoksa "idarece verilen zimmetli silah" mı olduğunun netleştirilmesini bozma nedeni yapmaktadır. Bu ayrım, ceza miktarında %33'lük bir fark yarattığı için adil yargılanma hakkı kapsamında hayati önemdedir.

Ceza Genel Kurulu'nun Tarihsel Perspektifi

Ceza Genel Kurulu, 765 sayılı mülga TCK döneminde zati silahlar için de artırım yapılmasını öngören kararlar vermişse de, 5237 sayılı TCK döneminde doktrindeki görüşler ve kanun sistematiği doğrultusunda daha dar yorumlar gündeme gelmiştir. Ancak günümüzde de 1. Ceza Dairesi'nin artırım yönündeki uygulaması bazı kararlarda devam etmektedir.

"5237 sayılı Kanunun yürürlük döneminde vermiş olduğu kararlarda suçta kullanılan silahın zati (kişisel) demirbaş silah olması durumunda 266. maddesinin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi, görev nedeniyle taşıma izni verilen silahın zati olsa bile uygulanması gerektiğini savunmaktadır."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/631 - Karar No: 2016/349 Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2014/631 E. , 2016/349 K.

TCK 266 Maddesinin Uygulanma Koşulu Olarak "Kamu Görevlisi Sıfatının Suçun Tanımında Yer Almaması"

TCK 266'nın uygulanabilmesi için aranan negatif şart, işlenen suçun kanuni tanımında failin kamu görevlisi olmasının bir unsur veya ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmemiş olmasıdır. Kanun koyucu, aynı olguyu iki kez cezalandırmaktan kaçınmak amacıyla bu hükmü getirmiştir. Eğer temel suçun kendisi zaten sadece bir kamu görevlisi tarafından işlenebiliyorsa (özgü suçlar) veya suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi o madde içinde ayrıca bir artırım sebebi ise TCK 266 devre dışı kalır.

Örneğin, TCK m. 257'de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunda failin kamu görevlisi olması zaten suçun kurucu unsurudur. Bu nedenle, bir memurun görevi kötüye kullanırken bir devlet malını araç olarak kullanması durumunda ayrıca TCK 266 uygulanmayacaktır. Yine TCK m. 82/1-g uyarınca "kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle" kasten öldürülmesi suçunda sıfat zaten göz önünde bulundurulmuştur.

"Uyarlama yapılan hükümde kamu görevlisi olan sanık, kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullandığından, karşılaştırmanın 5237 sayılı TCK.nun 81, 266, 29. maddeleri ile yapılması gerektiği gözetilmelidir."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/5270 - Karar No: 2011/1347 Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2010/5270 E. , 2011/1347 K.

Silahla Tehdit ve Kasten Yaralama Suçlarında TCK 266 Artırımının Tatbik Koşulları

Silahla tehdit (TCK m. 106/2-a) suçunda, suçun nitelikli halinin oluşması için silahın kullanılması yeterlidir. Ancak bu silah kamuya aitse, TCK 266 uyarınca ikinci bir artırım yapılması gereklidir. Bu durum, silahla tehdit suçunun tanımında "kamu görevlisi sıfatının" esas alınmamış olmasından kaynaklanır. Benzer bir durum kasten yaralama suçları (TCK m. 86) için de geçerlidir.

Adliye pratiğinde, bir polis memurunun kavgaya müdahale ederken veya şahsi bir husumeti nedeniyle telsizini veya copunu kullanarak birini yaralaması durumunda, kasten yaralama cezasının üstüne TCK 266 zammı eklenmektedir. Burada kritik husus, failin o gereci "görevi gereği" bulunduruyor olmasıdır. Eğer memur izinliyken idareye teslim etmesi gereken bir aracı haksız yere yanında tutuyorsa, artırımın uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalı hale gelir; ancak yerleşik uygulama, fiili zilyetliğin görevden kaynaklanmasını yeterli görmektedir.

Suç Tipi TCK 266 Uygulanabilirliği Gerekçe
Silahla Tehdit (106/2-a) Uygulanır Suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı yer almaz.
Kasten Yaralama (86/3-e) Uygulanır Silahın varlığı artırım sebebidir ancak memuriyet sıfatı değildir.
İşkence (94) Uygulanmaz Suçun faili zaten sadece kamu görevlisi olabilir.
Nitelikli Yağma (149/1-a) Uygulanır Yağma suçunda memuriyet sıfatı unsur değildir.
Görevi Kötüye Kullanma (257) Uygulanmaz Kamu görevlisi sıfatı suçun temel unsurudur.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Kelepçe ve Diğer Kamu Gereçlerinin Kullanımı

TCK m. 109'da düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, kamu görevlileri tarafından işlendiğinde sıklıkla kelepçe kullanımı ile birlikte gerçekleşmektedir. Kelepçe, doğası gereği sadece belirli kamu görevlilerine (polis, jandarma, infaz koruma memuru vb.) tahsis edilen bir gereçtir. Bu aracın, yasal yetki sınırları aşılarak bir kimsenin hürriyetini kısıtlamak amacıyla kullanılması durumunda TCK 266'nın uygulanması zorunluluk arz eder.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, yağma eylemi sırasında mağdura kelepçe takan polis memurları hakkında verdiği kararda, kelepçenin kamu görevine ait bir araç olması ve yağma suçunun tanımında memuriyet sıfatının bulunmaması nedeniyle artırım yapılması gerektiğini belirtmiştir. Burada "aracı kullanma", sadece teşhir etmeyi değil, aracın fonksiyonundan yararlanarak mağdurun direncini kırmayı veya hareket kabiliyetini engellemeyi ifade eder.

"Polis memuru olan sanıklar hakkında, görevi nedeniyle elinde bulundurdukları kelepçeden oluşan araç ve gereçleri yağma suçunun işlenmesi sırasında kullandıkları anlaşıldığından, TCK 266. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır."

Kaynak: Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/15690 - Karar No: 2025/5481 Belgeyi Gör: 6. Ceza Dairesi 2023/15690 E. , 2025/5481 K.

Nitelikli Yağma Suçunda Kamu Görevine Ait Araçların Kullanılması ve İçtima Sorunu

Yağma suçunun birden fazla nitelikli halinin aynı anda gerçekleşmesi durumunda (örneğin hem silahla hem de kamu görevine ait araçla), temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi ve ardından TCK 266 artırımının uygulanması gerekir. Yağma suçu (TCK 148-149), cebir veya tehdit kullanarak mal varlığına yönelik bir saldırıyı cezalandırır. Bu suçun işlenişinde idareye ait bir aracın (polis aracı, resmi üniforma vb.) sağladığı güvenden yararlanılması, fiilin vahametini artırır.

Bazı durumlarda, kamu görevlisinin aracı kullanması aynı zamanda "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçunu da oluşturabilir. Eğer hürriyeti kısıtlama eylemi yağmanın zorunlu bir sonucu değilse (örneğin mağdurun saatlerce araçta alıkonulması), fail hem yağmadan hem de hürriyeti tahditten cezalandırılır ve her iki suç için de TCK 266 artırımı ayrı ayrı tartışılır. Ancak yağma anındaki kısa süreli tutmalar genellikle yağmanın unsuru sayılarak ek cezadan kaçınılır.

"Oluş ve dosya içeriğine göre, sanığın eylemlerinin bütün halinde cebir ve tehditle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, polis memuru olan sanığın görevi gereği elinde bulundurduğu tabancayı bu suçta kullandığı sabit olduğu halde TCK 266/1 maddesinin uygulanmaması kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/4598 - Karar No: 2018/4566 Belgeyi Gör: 14. Ceza Dairesi 2015/4598 E. , 2018/4566 K.

Görevi Kötüye Kullanma ile TCK 266 Kapsamındaki Suçlar Arasındaki Ayırıcı Çizgi

Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan hatalardan biri, kamu görevlisinin yasal yetki sınırını aşan her eylemini doğrudan "tehdit" veya "yaralama" yerine "görevi kötüye kullanma" (TCK 257) olarak nitelendirmektir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bir polis memurunun trafikten men edilmesi gereken bir araç sürücüsüne silah doğrultarak aracı otoparka çekmesini istemesini, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m. 16'daki zor kullanma sınırının aşılması olarak değerlendirmiş ve eylemin "görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturabileceğine işaret etmiştir.

Ancak failin saiki, görevin ifası sınırlarını tamamen aşıp kişisel bir hınç veya haksız menfaat teminine yönelmişse, eylem genel suçlar (tehdit, yaralama, yağma) kapsamında değerlendirilir ve bu durumda TCK 266 artırımı uygulanır. Görevi kötüye kullanma, tali (subsidier) bir suçtur; eğer eylem daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç tipine uyuyorsa (ve o suçun tanımında memuriyet sıfatı yoksa), o suçtan hüküm kurulup TCK 266 artırımı yapılmalıdır.

Editörün Notu: Görev Sınırı ve Suç Kastı Ayrımı

Kamu görevlisinin eylemi, görevin ifası sırasında ancak yetki aşımıyla gerçekleşmişse mahkemeler "görevi kötüye kullanma" hükümlerine meyl etmektedir. Fakat eylemin doğrudan bir suç işleme kararıyla (örneğin şahsi bir kavgada silah çekme) gerçekleştirilmesi halinde TCK 266 artırımı kaçınılmazdır.

TCK 266 Uygulamasında İspat Yükü ve Delillerin Değerlendirilmesi: Silahın Ele Geçirilememesi Durumu

Ceza yargılamasında "kuşkudan sanık yararlanır" ilkesi, TCK 266'nın uygulanmasında da geçerlidir. Özellikle suçta kullanılan silahın ele geçirilemediği durumlarda, bu silahın "görevi gereği elinde bulundurulan" bir araç olup olmadığı konusunda kesin bir yargıya varılamıyorsa artırım yapılamaz. Sanığın birden fazla silahının olması (birinin zati diğerinin zimmetli olması gibi) ihtimali varsa, hangi silahın olayda kullanıldığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmalıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, olayda kullanılan silahın ele geçirilememesi ve niteliğinin tespit edilememesi durumunda, sadece sanığın polis olması karinesine dayanarak TCK 266 artırımı yapılmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Bu gibi durumlarda, merminin çapı, tanık beyanları veya idari kayıtlar üzerinden bir inceleme yapılmalı, şüphe giderilemiyorsa sanık lehine hareket edilerek artırım maddesi uygulanmamalıdır.

"Sanığın adına kayıtlı iki adet silah bulunduğuna dair beyanı ve olayda kullandığı silahın ele geçirilememesi karşısında; sanığa suç tarihinde verilen silahların görevi gereği zimmetine verilen mi yoksa bedeli mukabili satın alınan zati tabanca mı olduğu araştırılmadan artırım yapılması hatalıdır."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/23566 - Karar No: 2022/20568 Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/23566 E. , 2022/20568 K.

Ceza Muhakemesi Hukuku Açısından Ek Savunma Hakkı ve CMK 226 Uygulaması

TCK 266, bir ceza artırım nedeni olduğu için, iddianamede yer almasa dahi yargılama sırasında uygulanma ihtimali belirdiğinde sanığa mutlaka ek savunma hakkı tanınmalıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 226/1 uyarınca, suçun hukuki niteliğinin değişmesi veya cezanın artırılmasını gerektiren hallerin ilk defa duruşmada ortaya çıkması durumunda, sanığa ek savunma verilmesi zorunludur.

Ceza yargılamasında ek savunma hakkının tanınmasını temsil eden resmi mahkeme dosyası.

Uygulamada, yerel mahkemelerin iddianamedeki sevk maddeleriyle bağlı kalarak veya ek savunma vermeden TCK 266 üzerinden artırım yapması, doğrudan bozma sebebidir. Bu durum hem Anayasa m. 36 kapsamındaki hak arama hürriyetine hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6'daki adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder. Savunma makamı, artırım nedenine karşı araç ve gerecin niteliği, zilyetlik durumu ve suçla illiyet bağı üzerine beyanda bulunma hakkına sahiptir.

"Sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen ceza artırım hükümlerinin uygulanması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/10564 - Karar No: 2020/14445 Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2020/10564 E. , 2020/14445 K.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler: TCK 66 ve 67 Maddeleri Ekseninde Değerlendirme

TCK 266'nın uygulandığı suçlar genellikle "görevi kötüye kullanma", "tehdit" veya "basit yaralama" gibi 8 yıllık olağan dava zamanaşımına tabi suçlardır. TCK m. 66/1-e uyarınca, 5 yıldan fazla olmayan hapis cezalarında 8 yıllık süre geçerlidir. Ancak TCK 266 ile yapılan 1/3 oranındaki artırım, zamanaşımı süresini belirleyen "cezanın üst sınırı" hesabında dikkate alınır. Eğer artırımlı ceza üst sınırı 5 yılı aşıyorsa, zamanaşımı süresi de 15 yıla (TCK 66/1-d) çıkabilir.

Zamanaşımını kesen son işlemden (sorgu, mahkumiyet vb.) itibaren süre yeniden işlemeye başlar. Uzatılmış (ilaveli) zamanaşımı süresi ise TCK 67/4 uyarınca olağan sürenin yarısı kadar eklenerek hesaplanır. 8 yıllık süre için bu sınır 12 yıldır. Yargıtay, zamanaşımının dolması halinde hükmün bozulmasına ve davanın düşmesine karar vermektedir.

"Sanığa yüklenen suçun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, TCK 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, sorgu tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmaktadır."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/35413 - Karar No: 2025/2020 Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2021/35413 E. , 2025/2020 K.

Uygulama Notu: Müdafi ve Vekiller İçin Adliye Pratiğinde Dikkat Edilmesi Gereken Usul İşlemleri

TCK 266 kapsamında yargılanan bir kamu görevlisinin müdafiinin izlemesi gereken en kritik yol, suçta kullanılan aracın "görevi gereği bulundurma" şartını karşılayıp karşılamadığını denetlemektir. Özellikle silahlı suçlarda, emniyet müdürlüğü veya ilgili kurumdan gelen müzekkere cevaplarının "zati" mi "demirbaş" mı ayrımını net yapıp yapmadığı kontrol edilmelidir. Eğer silah zati ise, 4. Ceza Dairesi ve CGK'nın lehe içtihatları doğrultusunda artırımın iptali talep edilmelidir.

Hukuk bürosunda dava sürelerinin ve kanun yollarının takibini gösteren profesyonel kompozisyon.

Ayrıca, 2 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile CMK 268'deki itiraz süresi "iki hafta" olarak değiştirilmiştir. Karar tefhim veya tebliğinden itibaren başlayan bu süreye riayet, hak kaybını önlemek için elzemdir. İstinaf ve temyiz dilekçelerinde TCK 266'nın mükerrer değerlendirme yasağına aykırı uygulanıp uygulanmadığı (suçun tanımında sıfatın varlığı) titizlikle analiz edilmelidir.

Kanun Yollarına Başvuru ve Süreç Takibi

7499 sayılı Kanun değişikliği öncesi "yedi gün" olan itiraz süresinin artık "iki hafta" olduğu unutulmamalıdır. Bu süre, tebliğden itibaren işlemeye başlar. Mahkemenin süre konusunda hatalı ihtar yapması (hala 7 gün demesi) durumunda, "yanıltma ilkesi" gereği iki haftalık sürenin geçerli olacağı Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla sabittir.

"Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe ile yapılır. 7499 sayılı Kanunla bu süre yedi günden iki haftaya çıkarılmıştır."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 268 (7499 sk. değişikliğiyle) Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Sıkça Sorulan Sorular

1. Emekli bir kamu görevlisinin, görevdeyken kendisine tahsis edilen silahı kullanması durumunda TCK 266 uygulanır mı?
Hayır. Maddenin uygulanabilmesi için failin suç tarihinde aktif olarak "kamu görevlisi" sıfatını haiz olması gerekir. Emeklilik ile birlikte bu sıfat sona erdiğinden, silahın iade edilmemiş olması "6136 sayılı Kanuna muhalefet" veya "güveni kötüye kullanma" suçlarını oluşturabilir ancak TCK 266 kapsamında ceza artırımı yapılamaz.

2. Suçta kullanılan araç devlete ait ancak failin görev alanıyla ilgisiz ise artırım yapılır mı?
Maddede "görevi gereği elinde bulundurduğu" ibaresi yer almaktadır. Bir kamu görevlisinin, görevli olmadığı bir birime ait aracı veya gereci (örneğin bir doktorun adliyedeki kelepçeyi tesadüfen bulup kullanması) kullanması durumunda TCK 266 uygulanmaz. Aracı elinde bulundurma yetkisinin doğrudan yasal görevinden kaynaklanması şarttır.

3. TCK 266 artırımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesine engel olur mu?
Doğrudan engel değildir. Ancak TCK 266 ile yapılan 1/3 oranındaki artırım, sonuç cezanın 2 yılın üzerine çıkmasına neden olursa CMK m. 231 uyarınca HAGB kararı verilemez. Bu nedenle artırımın hukuka uygunluğu, HAGB sınırında kalan dosyalar için belirleyicidir.

4. Kamu görevlisinin suçta kendi sivil aracını kullanması TCK 266 kapsamına girer mi?
Girme ihtimali düşüktür. TCK 266, "kamu görevine ait araç ve gereçleri" hedef alır. Failin mülkiyetinde olan ve görevle bir bağı bulunmayan sivil aracın suçta kullanılması, genel ağırlaştırıcı nedenler veya suçun işleniş biçimi (TCK 61) kapsamında değerlendirilebilir ancak 266. madde anlamında bir artırım teşkil etmez.


Yasal Uyarı: Bu makale, kamu görevine ait araç ve gereçlerin suçta kullanılmasına ilişkin hukuki düzenlemeler ve yargı kararları üzerine genel bir inceleme sunmaktadır. İçerik, 2026 yılı itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve Yargıtay içtihatları ışığında hazırlanmış olup, her somut olayın kendine özgü koşulları ve delil durumu farklılık gösterebilir. Bu metin, profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hukuki uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak adına bir hukuk profesyoneline başvurulması tavsiye edilir.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  • 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/23566, Karar No: 2022/20568
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/3204, Karar No: 2015/2970
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2014/631, Karar No: 2016/349
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/15690, Karar No: 2025/5481
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/4598, Karar No: 2018/4566
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2010/5270, Karar No: 2011/1347
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/10564, Karar No: 2020/14445

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: