ictihat

6. Ceza Dairesi 2023/15690 E. , 2025/5481 K.

# 6. Ceza Dairesi 2023/15690 E. , 2025/5481 K. 6. Ceza Dairesi 2023/15690 E. , 2025/5481 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3718 E., 2022/1324 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve düzeltilerek esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik, sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, mahkemenin 24.10.2022 tarihli ek kararı ile reddedildiği, ek karara yönelik temyiz isteminin bulunmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve, Sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; I.Sanıklar ..., ..., , ... hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli yağma; sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelemesinde; Katılan ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan hüküm sırasında, sanıklar hakkında takdiri indirim hükümleri uygulandığı halde, hüküm fıkrasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62. maddesi ile indirim oranının gösterilmemesi, mahallinde eklenerek düzeltilmesi olanaklı yazım hatası kabul edilmiştir. Polis memuru olan sanıklar ..., ... ve ... hakkında, görevi nedeniyle elinde bulundurdukları kelepçeden oluşan araç ve gereçleri yağma suçunun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmadığından ve sanıkların bu araç ve gereçleri yağma suçunun işlenmesi sırasında kullandıkları anlaşıldığından, sanıklar Hakan, Mehmet Akif ve Ünal hakkında hükmolunan cezalarda 5237 sayılı Kanun'un 266. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Oluş ve dosya içeriğine göre, nitelikli yağma suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.04.2022 tarihli ve 2021/3718 Esas, 2022/1324 Karar sayılı kararında sanıklar ..., ..., ..., ... müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, II. Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında katılanlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesine gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 109. maddesinde "Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde düzenlenmiş, ikinci ve üçüncü maddelerde arttırım sebepleri yer almıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.04.2022 tarihli ve 2020/14-25 Esas, 2022/237 karar sayılı kararında "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hallerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır ( ... Koca- İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019 s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M.Emin Artuk- ... Gökçen-M. Emin Alşahin- Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 219 s. 375.). Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır." açıklaması yer almaktadır. Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılanların, sanıklara ait araca bindikten sonra yağma eyleminin icra edilebilmesinin zorunlu sonucu olarak kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldıkları, sanıkların yağma eylemini tamamladıktan sonra katılanları araçtan indirdikleri anlaşılmakla, sübut bulmayan kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan beraatleri yerinde yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Kabule göre de; 1.Polis memuru olan sanıklar ..., ... ve ... hakkında, görevi nedeniyle elinde bulundurdukları kelepçeden oluşan araç ve gereçleri kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmadığından ve sanıkların bu araç ve gereçleri kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenmesi sırasında kullandıkları anlaşıldığından, sanıklar Hakan, Mehmet Akif ve Ünal hakkında hükmolunan cezalarda 5237 sayılı Kanun'un 266. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Katılanların, yağma eylemi sırasında sanıklardan Hakan ve Osman'ın yumrukla vurduklarına dair beyanları karşısında; hürriyeti tahdit edilen katılanların aynı zamanda vücut bütünlüğüne de zarar verildiği anlaşıldığından, sanıklar hakkında katılanlara karşı işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 110. maddesinin uygulanmayacağının düşünülmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ... müdafilerinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak üye ...'in muhalefetiyle oy çokluğu ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,20.05.2025 tarihinde karar verildi. M U H A L E F E T Ş E R H İ Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/473 Esas, 2021/323 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ceza verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2021/3718 Esas, 2022/1324 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında yağma suçundan verilen cezaların esastan reddine, yine aynı sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise TCK'nın 110/1. maddesinin uygulanması suretiyle cezadan indirilmesine karar verilerek dosyanın Dairemize gelmiş olduğu anlaşılmakla, Her ne kadar çoğunluk tarafından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden suçun oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerektiğinden bozulmuş ise de yağma suçları yönünden oy birliğiyle kararın onandığı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise dosyanın incelenmesinde sanıkların polis memuru oldukları, olay günü silah doğrultarak müştekileri arabaya bindirdikleri, bu sırada ters kelepçe taktıkları, araç içinde de dövmeye devam ettikleri, araçta uzun bir süre giderek telefon ve diğer eşyaları aldıkları, buna göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının tam olarak gerçekleştiği anlaşıldığından Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.