TCK 120 Kapsamında Haksız Arama Suçu ve Hukuka Aykırı Delillerin Ceza Muhakemesindeki Akıbeti
Delil ve İspatYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 120 Kapsamında Haksız Arama Suçu ve Hukuka Aykırı Delillerin Ceza Muhakemesindeki Akıbeti

Kamu görevlisinin yetki sınırlarını aşarak gerçekleştirdiği haksız arama eylemleri, TCK 120 uyarınca cezai yaptırıma tabi olup, elde edilen bulguların CMK 230/1-b gereğince hükme esas alınması kesin bir bozma nedenidir. Mağdurun üst ve eşyasının aranması ile konut dokunulmazlığının ihlali arasındaki sistematik fark, ispat yükü ve tazminat hakları ekseninde adliye pratiğini doğrudan şekillendirir.

TCK 120 ve Haksız Arama Suçunun Maddi Ceza Hukuku Boyutu

Hukuka aykırı arama, kamu görevlisinin yasal bir yetkiye dayanmaksızın veya yetki sınırlarını aşarak bir kimsenin üstünü yahut eşyasını aramasıyla vücut bulan bir suç tipidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 120. maddesi, bu eylemi özgü bir suç olarak tanımlayarak doğrudan "haksız arama" başlığı altında yaptırıma bağlamıştır. Bu suçun oluşması için failin mutlaka bir kamu görevlisi olması ve arama işlemini hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirmesi zorunludur. Adliye pratiğinde sıklıkla karşılaşılan hata, konut aramaları ile üst aramalarının aynı madde kapsamında değerlendirilmesidir; oysa TCK 120 yalnızca üst ve eşya aramalarını kapsarken, konut ve iş yeri aramaları TCK 116 ve 119/1-e maddeleri çerçevesinde cezalandırılmaktadır.

TCK kanun kitabı ve adalet terazisi odaklı editoryal görsel.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, aramanın hukuka aykırılığı maddi ceza hukuku bakımından bir suç oluştururken, usul hukuku bakımından elde edilen delilin reddini gerektirir. Kanuni bir arama kararı veya emri olmaksızın yapılan her türlü müdahale, Anayasa ile koruma altına alınan özel hayatın gizliliği ve vücut dokunulmazlığı haklarının ihlali niteliğindedir. Bu noktada "hukuka aykırılık" kavramı; yetkisiz makamca verilen emir, arama kararındaki şekil eksiklikleri veya aramanın ölçüsüz bir şekilde icra edilmesi durumlarını ihtiva eder.

"Hukuka aykırı aramanın maddi ceza hukuku bakımından yaptırımı ise eylemin suç teşkil etmesidir. TCK'nın 'Haksız arama' başlıklı 120. maddesinde hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisinin üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür. Konut ve iş yerleri bakımından hukuka aykırı aramalar ise TCK'nın 116 ve 119/1-e maddeleri kapsamında değerlendirilecektir. Nihayet, aramadaki hukuka aykırılıklar gerek Devletin, gerekse arama kararını veren veya uygulayan kamu görevlilerinin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilecektir. Bu kapsamda CMK'nın 141/1. maddesinde aramanın amacıyla orantılı olmayacak biçimde ölçüsüz gerçekleştirilmesi durumunda kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri öngörülmüştür."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/378 - Karar No: 2024/64

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/378 E. , 2024/64 K.

Hukuka Aykırı Aramanın Ceza Muhakemesindeki "Zehirli Ağaç" Etkisi

Ceza muhakemesinde hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ispat gücü bulunmamaktadır. Anayasa’nın 38/6. maddesi ve 5271 sayılı CMK’nın 206/2-a ile 217/2. maddeleri, kanuna aykırı elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini emredici bir dille düzenlemiştir. "Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir" doktrini uyarınca, temelinde haksız bir arama yatan her türlü somut delil (uyuşturucu madde, kaçak eşya, silah vb.), mahkûmiyet hükmüne esas alınamaz. Adliye pratiğinde mahkemelerin en çok düştüğü yanılgı, suçun sübutuna ilişkin maddi delilin varlığını, aramanın usulsüzlüğünden üstün tutma eğilimidir; ancak Yargıtay bu yaklaşımı kesin bir bozma nedeni saymaktadır.

Hukuka aykırı bir arama sonucunda ele geçirilen delilin dosyadan çıkarılması veya en azından hükme esas alınmaması zorunluluğu, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eğer dosya içerisinde hukuka uygun elde edilmiş başka bir delil yoksa, haksız arama sonucu ele geçirilen eşya tek başına mahkûmiyet için yeterli kabul edilmeyecek ve sanık hakkında beraat kararı verilecektir. Bu durum, suçun işlendiği yönündeki kuvvetli şüpheyi ortadan kaldırmaz ancak "hukuk eliyle hukuksuzluğu meşrulaştırmama" iradesini temsil eder.

"İnîn 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Hukuka aykırı aramanın maddi ceza hukuku bakımından yaptırımı ise eylemin suç teşkil etmesidir."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/203 - Karar No: 2023/588

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/203 E. , 2023/588 K.

Üst ve Eşya Aramasında Hukuka Aykırılık Kriterleri

TCK 120 uyarınca haksız arama suçunun oluşması için, kamu görevlisinin icra ettiği aramanın CMK 116-121. maddelerindeki usule aykırı olması gerekir. Bir aramanın hukuka uygun sayılabilmesi için "makul şüphe" kriterinin varlığı ve kural olarak hakim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısının yazılı emri şarttır. Bu hiyerarşiye uyulmadan, kolluğun kendi inisiyatifiyle yaptığı aramalar doğrudan TCK 120 kapsamına girme potansiyeli taşır.

Makul Şüphe ve Somut Delil İlişkisi

Arama yapılabilmesi için kişinin suçu işlediğine veya suç delillerini üzerinde bulundurduğuna dair hayatın olağan akışına uygun makul bir şüphe bulunmalıdır. Makul şüphe, soyut bir ihbardan ziyade, somut olayla desteklenen bir zan düzeyini ifade eder. Eğer kolluk, sadece kişinin dış görünüşünden veya bulunduğu bölgeden hareketle, herhangi bir somut veri olmaksızın arama yaparsa, bu işlem keyfi kabul edilir. Keyfilik ise haksız arama suçunun en temel manevi unsuru olan kastı besleyen bir unsurdur.

Arama Kararı ve Yazılı Emir Gerekliliği

Kolluğun durdurma ve kimlik sorma yetkisi (PVSK m. 4/A), kişiyi kaba üst aramasından öteye taşıyan bir adli arama yetkisi vermez. Adli arama için mutlaka CMK m. 119 uyarınca verilmiş bir karar gereklidir. Karar olmaksızın cep içlerine bakılması, ayakkabı çıkarılması veya kapalı çantaların açılması "haksız arama" fiilini oluşturur. Uygulamada, "gecikmesinde sakınca bulunan hal" kavramının kolluk tarafından geniş yorumlandığı gözlemlenmektedir; ancak yargı denetimi, bu halin gerçekten var olup olmadığını her somut olayda sıkı bir şekilde incelemektedir.

Konut ve İş Yeri Aramalarında Nitelikli İhlaller

Konut ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali, üst aramasına göre daha ağır bir yaptırıma tabi tutulmuştur. TCK 120 sadece üst ve eşyayı kapsarken, taşınmazlara yönelik hukuka aykırı müdahaleler TCK 116 (Konut dokunulmazlığının ihlali) kapsamında değerlendirilir. Eğer fail bir kamu görevlisi ise ve bu fiili görevini kötüye kullanarak gerçekleştirmişse, TCK 119/1-e uyarınca ceza bir kat artırılır.

Arama kararı ve mühürlü kapı detayını gösteren fotogerçekçi görsel.

Aşağıdaki tablo, haksız arama fiillerinin hukuki nitelendirmesindeki temel farkları göstermektedir:

Müdahale Edilen Alan İlgili Kanun Maddesi Temel Ceza Miktarı Nitelikli Hal (Kamu Görevlisi)
Kişinin Üstü ve Elbisesi TCK 120/1 3 ay - 1 yıl hapis Suçun unsuru (Özgü Suç)
Kişinin Taşınır Eşyası (Çanta vb.) TCK 120/1 3 ay - 1 yıl hapis Suçun unsuru (Özgü Suç)
Konut ve Eklentileri TCK 116/1 6 ay - 2 yıl hapis TCK 119/1-e (Ceza 1 kat artırılır)
İş Yeri ve Eklentileri TCK 116/2 6 ay - 2 yıl hapis TCK 119/1-e (Ceza 1 kat artırılır)

Editörün Notu: Tabloda görüleceği üzere, kanun koyucu konut dokunulmazlığını daha üst bir koruma zırhına almış; haksız üst aramasını ise doğrudan kamu görevlisine özgü bir suç olarak dizayn etmiştir.

İspat Yükü ve Kolluk Tutanaklarının Geçerliliği

Haksız arama davalarında ve bu arama sonucu açılan asıl ceza davalarında en kritik delil "Arama ve El Koyma Tutanağı"dır. Kolluk tarafından düzenlenen bu tutanağın içeriği, aramanın hangi koşullarda ve hangi yasal dayanakla yapıldığını göstermelidir. Ancak tutanak, tek başına mutlak gerçekliği yansıtmaz. Sanığın veya mağdurun tutanak içeriğine yönelik istikrarlı itirazları, kamera kayıtları veya tanık beyanları ile tutanağın aksinin ispatlanması mümkündür.

"05.10.2013 tarihli 'Yakalama, üst arama muhafaza altına alma' başlıklı tutanağa göre; olay günü... mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Hukuka aykırı aramanın maddi ceza hukuku bakımından yaptırımı ise eylemin suç teşkil etmesidir. TCK'nın 'Haksız arama' başlıklı 120. maddesinde hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisinin üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/129 - Karar No: 2023/477

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/129 E. , 2023/477 K.

Adliye pratiğinde, kolluğun "şüphe üzerine durdurulan şahsın kendi rızasıyla cebindeki uyuşturucuyu teslim ettiği" yönündeki tutanakları titizlikle incelenmelidir. Yargıtay, kişinin üzerinde suç unsuru varken bunu durup dururken kolluğa teslim etmesini hayatın olağan akışına aykırı bulabilmekte ve bu durumu "örtülü arama" olarak nitelendirip TCK 120 ihlali sayabilmektedir.

CMK 141 Kapsamında Tazminat Hakları

Aramadaki hukuka aykırılıklar sadece ceza davasına konu olmaz; aynı zamanda mağdurun maddi ve manevi zararlarının tazmini için Devlet aleyhine dava açma hakkı tanır. 5271 sayılı CMK’nın 141/1-i maddesi, "hakkında arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen" kişilerin tazminat talep edebileceğini düzenlemiştir. Bu dava, ağır ceza mahkemelerinde açılır ve idari yargıdaki tam yargı davalarından farklı bir usule tabidir.

Tazminatın belirlenmesinde aramanın yapılış şekli, kişinin maruz kaldığı rencide edici durum, hürriyetinden yoksun bırakılma süresi ve sosyal statüsü dikkate alınır. Özellikle toplum içinde yapılan haksız üst aramaları, kişinin şeref ve haysiyetini zedelediği gerekçesiyle yüksek manevi tazminat kalemlerine konu olabilmektedir. Devlet, ödediği bu tazminatı haksız aramayı gerçekleştiren kamu görevlisine (rücu şartları oluşmuşsa) rücu edebilir.

"Nihayet, aramadaki hukuka aykırılıklar gerek Devletin, gerekse arama kararını veren veya uygulayan kamu görevlilerinin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilecektir. Bu kapsamda CMK'nın 141. maddesinin birinci fıkrasında aramanın amacıyla orantılı olmayacak biçimde ölçüsüz gerçekleştirilmesi durumunda kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri öngörülmüştür. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme"

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2022/13 - Karar No: 2023/191

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2022/13 E. , 2023/191 K.

Suçun Manevi Unsuru: Kast ve Hata Disiplini

Haksız arama suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Kamu görevlisinin, yaptığı aramanın hukuka aykırı olduğunu bilmesi ve bu işlemi gerçekleştirmeyi istemesi gerekir. Ancak kamu görevlisinin hukuki bir düzenlemeyi yanlış yorumlaması veya maddi bir hata neticesinde yetkisini aşması durumunda "kaçınılmaz hata" (TCK m. 30) hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmalıdır. Eğer kolluk görevlisi, mevcut bir önleme araması kararına dayanarak hareket ediyorsa ancak bu kararın sınırlarını sehven aşıyorsa, kastın varlığı her somut olayda ayrı değerlendirilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kolluğun görevini yaparken sergilediği tutumu incelerken; aramanın "suç işlenmesini önleme" motivasyonuyla mı yoksa "kişiyi taciz etme/haklarını ihlal etme" kastıyla mı yapıldığına odaklanır. Eğer kolluk, elinde bir ihbar varmış gibi davranıp aslında kişisel bir husumetle arama yapıyorsa, kastın varlığı tartışmasız kabul edilir.

Kovuşturma Evresinde Karşılaşılan Usul Hataları

Haksız arama davalarında mahkemeler bazen delillerin tartışılması aşamasını atlayarak doğrudan hüküm kurma yoluna gitmektedir. Oysa CMK 230 uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hangi delillerin reddedildiğinin ve neden "hukuka aykırı" kabul edildiğinin açıkça yazılması gerekir. Eğer mahkeme, haksız bir aramayı "şekli bir eksiklik" olarak görüp delili geçerli sayarsa, bu durum savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Riski

TCK 120 kapsamındaki suçlarda, ceza miktarı (3 ay - 1 yıl) itibarıyla HAGB uygulanması sıklıkla gündeme gelir. Ancak sanık kamu görevlisinin HAGB'yi kabul etmemesi durumunda, mahkemenin bu hükmü kurması yasal olarak imkansızdır. Bu durum, sanık açısından bir strateji olabileceği gibi, mağdur açısından da cezanın infaz edilmemesi riskini taşır.

"Sanık, 30/01/2017 tarihli talimat duruşmasında CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasını kabul etmemiştir. CMK'nın 231/6. maddesinde 'Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.' şeklindeki düzenleme karşısında uygulanmasını kabul etmeyen sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/2163 - Karar No: 2018/14454

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2018/2163 E. , 2018/14454 K.

Kamu Görevlisinin Nüfuz Kötüye Kullanımı ve İçtima

Haksız arama fiili işlenirken, failin aynı zamanda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK 109) veya kasten yaralama (TCK 86) suçlarını da işlemesi mümkündür. TCK 119/2 maddesi uyarınca, bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, fail hakkında ayrıca kasten yaralama hükümlerine göre ceza verilir. Ancak haksız aramanın doğal sonucu olan "kısa süreli alıkoyma", hürriyetten yoksun kılma suçunu oluşturmaz; bu eylem aramanın icrası için gerekli olan süreyle sınırlı kalmalıdır.

Eğer arama işlemi sırasında fail, mağdura karşı bir malı teslim etmeye yönelik cebir veya tehdit kullanırsa, eylem "yağma" suçuna evrilebilir. Bu durumda fikri içtima kuralları (TCK 44) veya gerçek içtima ilkeleri doğrultusunda en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması ya da her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilmesi, fiillerin hukuki ve doğal kesintiye uğrayıp uğramadığına göre belirlenir.

"Hukuki alacağın tahsili amacıyla hareket ile müştekiyi tehdit ederek; ayrıca müşteki ve mağdurun dolaşım özgürlüğünü sınırlayan sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 109.maddesindeki hürriyeti tahdit suçu ile aynı kanunun 150/1. maddesinde öngörülen yağmanın daha az cezayı gerektiren halini ayrı ayrı oluşturduğu dikkate alınmadan 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralına farklı anlam yükleyerek yazılı şekilde hükük kurulması... bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/2353 - Karar No: 2017/1770

Belgeyi Gör: 6. Ceza Dairesi 2014/2353 E. , 2017/1770 K.

Haksız Arama Davalarında Zamanaşımı ve Şikayet

TCK 120 kapsamında düzenlenen haksız arama suçu, şikayete tabi suçlar kategorisinde yer almaz. Kamu görevlisinin görevini icrası sırasında işlediği bir suç olması hasebiyle, savcılık tarafından re'sen soruşturulur. Suçun üst sınırı bir yıl hapis cezası olduğundan, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabidir.

Mağdurun şikayetten vazgeçmesi, kamu davasının düşmesine neden olmaz; ancak mahkemenin takdiri indirim nedenlerini uygulamasında veya cezanın bireyselleştirilmesinde rol oynayabilir. Öte yandan, haksız arama sebebiyle açılacak CMK 141 tazminat davaları için hak düşürücü süreler mevcuttur. Kişi, uğradığı zararı öğrendiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde işlem tarihinden itibaren 1 yıl içinde tazminat davasını açmalıdır.

Hukuka Aykırı Aramaya Karşı Müdafi Stratejisi

Hukuka aykırı bir arama ile karşılaşıldığında veya böyle bir aramanın sonuçları yargıya taşındığında, müdafinin izlemesi gereken yol haritası tamamen "delil dışılama" üzerine kurulmalıdır. Maddi delilin (uyuşturucu, silah vb.) ele geçirilmiş olması, savunmanın elini zayıflatmaz; aksine usul kurallarının katı bir şekilde uygulanması için bir zemin oluşturur.

Hukuki analiz ve strateji hazırlığını temsil eden çalışma masası görseli.

1. Adım: Arama Kararının Denetimi

Dosyada bulunan arama kararının (eğer varsa) tarih, saat ve kapsam bakımından somut olayla örtüşüp örtüşmediği incelenmelidir. Özellikle "genel arama kararları" ile belirli bir şahsa yönelik "adli arama" yapılması Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmaktadır. Müdafi, karardaki imza ve onay eksikliklerini mutlaka dosyaya sunmalıdır.

2. Adım: "Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal" Sorgulaması

Eğer arama hakim kararı olmaksızın savcı veya kolluk amiri emriyle yapılmışsa, o an için neden bir hakim kararı alınamadığı (saat, mesafe, delil karartma riski) somut verilerle sorgulanmalıdır. Kolluğun matbu "gecikmesinde sakınca bulunan hal olduğundan" şeklindeki ifadeleri, yeterli bir gerekçe kabul edilmemelidir.

3. Adım: Rızaen Teslim İddiasının Çürütülmesi

Tutanaklarda yer alan "şahıs suç eşyasını kendiliğinden teslim etti" şeklindeki ifadelerin doğruluğu, kamera kayıtları ve tanık beyanları ile denetlenmelidir. Eğer şahıs kolluk tarafından durdurulmuş, etrafı sarılmış ve manevi bir baskı altında bu "teslimi" gerçekleştirmişse, burada hukuken geçerli bir rızadan bahsedilemez.

Sıkça Sorulan Sorular

Haksız arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu madde mahkûmiyete esas alınabilir mi?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararları uyarınca, hukuka aykırı arama ile elde edilen uyuşturucu madde, suçun tek ve mutlak delili olsa dahi hükme esas alınamaz ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir.

Kolluğun 'Dur' ihtarına uymayıp kaçan kişinin üzerindeki arama hukuka uygun mudur?
Kaçma eylemi bir makul şüphe oluşturabilir ancak bu durum doğrudan arama yetkisi vermez. PVSK m. 4/A uyarınca kolluk, kişiyi durdurup dıştan el ile kontrol yapabilir (kaba üst araması). Ancak ceplerin boşaltılması veya elbise altına girilmesi için adli arama kararı veya yazılı emir şarttır.

Haksız arama yapan polis memuru hakkında tazminat davası doğrudan açılabilir mi?
Hayır. Anayasa m. 40/3 ve m. 129/5 uyarınca kamu görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. Devlet, ödediği tazminatı daha sonra ilgili memura rücu eder.

Arama sırasında evde kimsenin bulunmaması aramayı hukuka aykırı kılar mı?
CMK m. 120 uyarınca, arama yapılacak yerin sahibi veya zilyedi bulunmazsa, onun temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip bir hısmı ya da kendisiyle birlikte oturan bir kişi hazır bulundurulmalıdır. Bu kurala uyulmaması aramadaki usulü sakatlar ve haksız arama riskini doğurur.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2023/203, Karar No: 2023/588
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2023/378, Karar No: 2024/64
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2022/13, Karar No: 2023/191
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/2163, Karar No: 2018/14454
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/2353, Karar No: 2017/1770

Yasal Uyarı: Bu makale, haksız arama suçu ve hukuka aykırı deliller konusunda genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, somut olayların değişkenliği nedeniyle profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak için uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: