Türk Ceza Hukukunda Tehdit Suçu: TCK 106 Kapsamında Nitelikli Haller ve Yargıtay Uygulama İlkeleri
Kişilere Karşı SuçlarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Türk Ceza Hukukunda Tehdit Suçu: TCK 106 Kapsamında Nitelikli Haller ve Yargıtay Uygulama İlkeleri

Tehdit suçu, mağdurun karar verme ve hareket etme hürriyetini hedef alan, objektif olarak korku yaratmaya elverişli fiillerle vücut bulur. Silahlı tehdit ve uzlaştırma kapsamındaki basit tehdit ayrımında ispat yükü, dijital delillerin sıhhati ve suçun sübutu noktasında Yargıtay’ın belirlediği objektif elverişlilik kriteri yargılama stratejisinin merkezinde yer almaktadır.

Tehdit suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde "Hürriyete Karşı Suçlar" başlığı altında düzenlenmiş olup, bireyin iç huzurunu, karar verme ve hareket etme özgürlüğünü koruma altına almaktadır. Suçun oluşumu için failin, mağdurun veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahsetmesi yeterlidir. Adliye pratiğinde bu suçun en kritik noktası, söylenen sözlerin veya sergilenen davranışların mağdurun iradesini sakatlamaya "objektif olarak elverişli" olup olmadığıdır. Yargıtay, mağdurun subjektif korkusundan ziyade, fiilin dış dünyada yarattığı haksızlık içeriğine ve korkutucu gücüne odaklanmaktadır.

TCK 106/1 Kapsamında Tehdit Suçunun Maddi Unsurları ve Tipiklik Analizi

Tehdit suçunun temel şekli, bir başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinin bildirilmesidir. Kanun koyucu, 106/1 maddesinin ilk cümlesinde bu ağır ihlalleri şikâyete tabi tutmaksızın re’sen kovuşturulacak bir suç tipi olarak belirlemiştir. Maddenin ikinci cümlesinde yer alan "malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratma" veya "sair bir kötülük etme" şeklindeki tehditler ise şikâyete tabidir ve yaptırımı daha hafiftir.

Tehdit Fiilinin Objektif Elverişlilik Kriteri

Tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirim sözlü olabileceği gibi, davranışlar yoluyla da gerçekleştirilebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, tehdidin suç oluşturabilmesi için mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe meydana getirmeye objektif olarak elverişli olması yeterlidir. Mağdurun gerçekten korkmuş olması suçun tamamlanması için şart değildir; önemli olan failin korkutma kastıyla hareket etmesi ve fiilin korkutucu nitelik taşımasıdır.

Manevi Unsur ve Kastın Kapsamı

Tehdit suçunda manevi unsur genel kasttan ibarettir. Failin, mağdura yönelecek kötülüğü bilerek ve isteyerek bildirmesi gerekir. Yargıtay uygulamasında, tartışma ve kavga sırasında söylenen sözlerin haksız bir fiilin yarattığı şiddetli öfke altında söylenmiş olması kastı ortadan kaldırmaz; ancak şartları varsa TCK 29 kapsamında haksız tahrik indirimi olarak değerlendirilebilir.

"Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/32872 - Karar No: 2018/20887

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2014/32872 E. , 2018/20887 K.

Silahla Tehdit Suçunda "Silahın Korkutucu Gücü" ve Uygulama Sınırları

TCK 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit, suçun temel şekline göre daha ağır bir yaptırım öngörmektedir. Silahın varlığı, mağdur üzerindeki korku etkisini artırması ve suçun işlenmesini kolaylaştırması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Silahın mutlaka ateşli silah olması gerekmez; TCK 6/1-f maddesi uyarınca saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli her türlü kesici, delici veya bereleyici alet de bu kapsamdadır.

Silahın Teşhiri ve Kullanım Biçimi

Silahla tehdit suçunun oluşabilmesi için failin sadece silahlı olması yeterli değildir; silahın korkutucu gücünden bir şekilde faydalanılması gerekir. Failin elindeki silahı mağdura doğrultması, belindeki silahı göstermesi veya silahın mekanizmasını çalıştırması bu suçun oluşması için yeterli kabul edilir. Önemli bir içtihat uyuşmazlığı noktası olarak; silahın sadece gösterilmesinin, hiçbir söz söylenmese dahi silahla tehdit suçunu oluşturacağı kabul edilmektedir.

Silahlı Tehdit ile Meşru Savunma Sınırı

Uygulamada, failin "üzerime gelme" diyerek silah göstermesi durumu sıkça tartışılmaktadır. Eğer fail, kendisine yönelmiş haksız bir saldırıyı defetmek amacıyla orantılı bir şekilde silah gösteriyorsa, meşru savunma hükümleri tartışılmalıdır. Ancak, ani gelişen bir olayda saldırı tehlikesi yokken silah teşhir edilmesi doğrudan TCK 106/2-a kapsamında değerlendirilir.

"Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları karşısında, silahla tehdit suçunun oluşabilmesi için silahın mağdura gösterilmesinin yeterli olduğu ayrıca tehdit içeren bir söz söylemesine gerek bulunmadığı dikkate alındığında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/11094 - Karar No: 2011/14309

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2011/11094 E. , 2011/14309 K.

Tehdit Suçunda Nitelikli Haller ve Cezayı Artıran Nedenler

Tehdit suçunun icra ediliş biçimi, mağdur üzerindeki baskıyı artırıyorsa TCK 106/2 maddesindeki nitelikli haller gündeme gelir. Bu hallerde cezanın alt sınırı 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir.

TCK 106/2 Tehdit Suçu Nitelikli Haller Tablosu

Nitelikli Hal Türü Kanun Maddesi Temel Özellikler
Silahla Tehdit TCK 106/2-a Silahın korkutucu gücünden yararlanılması.
Tanınmayacak Hale Gelme TCK 106/2-b Maske takma, kılık değiştirme veya imzasız mektup kullanma.
Birden Fazla Kişiyle Birlikte TCK 106/2-c En az iki failin mağdur üzerinde ortak baskı kurması.
Suç Örgütü Gücüyle TCK 106/2-d Var olan veya var sayılan örgüt korkutuculuğundan yararlanma.

Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Tehdit

TCK 106/2-c bendi uyarınca suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, failler arasındaki iştirak iradesinin ötesinde, fiili olarak mağdurun karşısında birden fazla kişinin baskı oluşturmasını gerektirir. Faillerin aynı anda olay yerinde olması ve mağdurun iradesini kırmaya yönelik ortak bir eylem içinde bulunmaları şarttır. Eğer tehdit eylemleri farklı zamanlarda veya farklı nedenlerle gerçekleşmişse, her fail kendi eyleminden bağımsız sorumlu tutulur.

Mağdurun Algılama Yeteneğinin Suçun Oluşumuna Etkisi

Tehdit suçunun temelinde mağdurun irade özgürlüğüne saldırı yattığı için, mağdurun yöneltilen tehdidi idrak edebilecek zihinsel kapasiteye sahip olması gerekir. Algılama yeteneği olmayan bir kişiye karşı yapılan "kötülük bildirimi" teknik anlamda tehdit suçunu oluşturmaz; zira bu kişinin özgür iradesi üzerinde bir baskı kurulması mümkün değildir.

Zihinsel Engel ve Yaş Küçüklüğü

Mağdurun psikiyatrik bir rahatsızlığı (örneğin paranoid bozukluk) veya yaş küçüklüğü nedeniyle tehdidin içeriğini ve sonuçlarını anlayamaması durumunda, failin eylemi doğrudan bu kişiye karşı tehdit suçunu oluşturmayabilir. Ancak, bu durumun bir istisnası mevcuttur: Eğer mağdura yönelen tehdit, onun bakımını üstlenen veya yanında bulunan ebeveyn gibi yakınlarının huzurunu bozuyorsa, suç bu yakınlara karşı işlenmiş kabul edilir.

Yargısal Tespit Süreci

Adliye pratiğinde, mağdurun algılama yeteneği şüpheli ise mutlaka Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü hastanelerden rapor alınmalıdır. Mağdurun beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği ve tehdit fiilinin onda bir korku yaratıp yaratamayacağı bu raporlarla netleştirilir.

"Ruhsal ve fiziksel/zihinsel durumu itibariyle algılama yeteneği yeterince gelişmemiş, bu yeteneğini kaybetmiş ya da hiç oluşmamış kişilerin, tehdit yoluyla özgür iradelerinin etkilenmesi, baskı altına alınması mümkün olamaz. Şayet mağdur, tehdit fiili ile ortaya konulan eylemin kötülüğünü, tehlike halini veya zarar ihtimalini idrak edemeyecek durumda ise, iradesinin etkilenmesi söz konusu olmayacağından bu kişiye karşı tehdit suçu da oluşmayacaktır."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2013/28039 - Karar No: 2015/39893

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2013/28039 E. , 2015/39893 K.

Tehdit Suçunda Uzlaştırma ve Güncel Mevzuat Değişiklikleri

6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında, TCK 106/1. maddesinin ilk cümlesinde düzenlenen (hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik) tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Bu durum, yargılama aşamasında olan dosyalar için "lehe kanun" değerlendirmesi yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Tehdit Suçunda Uzlaştırma Süreci Görseli

Uzlaştırma Prosedürü ve Dava Şartı

Uzlaştırma kapsamında olan bir suçta, uzlaştırma girişiminde bulunulmadan dava açılması veya hüküm kurulması usule aykırıdır. Eğer suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmayan bir eylem, sonradan yapılan yasal değişiklikle bu kapsama alınmışsa, mahkeme dosyayı Uzlaştırma Bürosuna göndermekle yükümlüdür. Uzlaşmanın sağlanması durumunda davanın düşmesine karar verilir.

Tekerrür Halinde Uzlaştırma

Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas bir ilam bulunması durumunda dahi, suçun kendisi uzlaştırma kapsamında ise öncelikle uzlaştırma işlemleri tamamlanmalıdır. Uzlaştırma sonucunda suçun düşmesi, tekerrür hükümlerinin uygulanmasını da anlamsız kılacaktır. Ancak uzlaşma sağlanamazsa, yargılama devam eder ve tekerrür hükümleri infaz aşamasında dikkate alınır.

"Tehdit (madde 106, birinci fıkra) suçları uzlaşma kapsamına alınmıştır. İncelenen somut olayda; sanığın, üzerine atılı tehdit suçunun suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmadığından taraflara yapılan uzlaşma tekliflerinin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında... uzlaştırma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/3729 - Karar No: 2022/12941

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2022/3729 E. , 2022/12941 K.

İspat Araçları: Tanık Beyanları ve Teşhis İşlemleri

Tehdit suçu genellikle iki kişi arasında veya sınırlı sayıda tanığın huzurunda işlendiği için ispat noktasında tanık beyanları hayati önem taşır. Yargıtay, özellikle "husumet" faktörünü ve tanıkların tutarlılığını titizlikle denetlemektedir.

SEGBIS ile Teşhis ve Usul Hataları

Sanığın olay yerinde olup olmadığının tartışmalı olduğu durumlarda, tanıklara yaptırılacak teşhis işleminin usulüne uygun olması gerekir. 2559 sayılı PVSK ek 6. maddesine uygun olmayan teşhisler hükme esas alınamaz. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, sanığın fotoğrafları üzerinden yapılan teşhislerin yeterli olmadığını, mümkünse duruşmada yüz yüze, değilse yüksek çözünürlüklü fotoğraflar üzerinden teşhis yaptırılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Tanığın Tutarlılığı ve İtirazlar

Mağdurun ve tanığın soruşturma aşamasındaki beyanları ile kovuşturma aşamasındaki beyanları arasında çelişki varsa, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz. Özellikle sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunması karşısında, tanığın "neden doğru söylediğine" dair mahkemenin ikna edici bir gerekçe sunması zorunludur.

"Tanık A.D.'nin savcılıkça alınan beyanında, sanığa ait nüfus cüzdanı suretindeki fotoğraf gösterildiğinde havaya üç el ateş eden kişi olarak sanığı teşhis etmiş olduğu anlaşılmış ise de 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun ek 6 ncı maddesine uygun ve denetime olanaklı şekilde teşhis işlemi yaptırılmadığı... gözetilmeden, eksik incelemeyle yetinilerek, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur."

Kaynak: Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/17947 - Karar No: 2024/1583

Belgeyi Gör: 6. Ceza Dairesi 2023/17947 E. , 2024/1583 K.

Sosyal Medya ve Dijital Mecralarda Tehdit Suçu

Gelişen teknolojiyle birlikte tehdit eylemlerinin önemli bir kısmı Facebook, WhatsApp veya Instagram gibi mecralar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Dijital delillerin sıhhati, bu davaların sonucunu doğrudan etkilemektedir.

Mesaj İçeriğinin Bütünsel Analizi

Bir mesajın tehdit oluşturup oluşturmadığı belirlenirken, sadece tek bir kelimeye odaklanılmamalı, mesajın bütünü ve taraflar arasındaki geçmiş hukuk dikkate alınmalıdır. Örneğin, "bak neler edeceğim" şeklindeki bir ifade, öncesindeki hakaret ve vücut dokunulmazlığına saldırı içeren sözlerle birlikte değerlendirildiğinde TCK 106/1-1 kapsamına girebilir.

IP Adresi ve Hesap Aidiyeti Araştırması

Sanığın mesajları kendisinin atmadığını, hesabının çalındığını veya başkası tarafından kullanıldığını iddia etmesi durumunda, bilişim incelemesi yapılması zorunludur. Cihazlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, sadece mağdurun ekran görüntüsü beyanıyla mahkûmiyet kararı verilmesi bozma nedenidir.

Tehdit Suçunun Diğer Suçlarla İlişkisi ve Fikri İçtima

TCK 106/3 maddesi uyarınca, tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, hem tehdit suçundan hem de diğer suçtan dolayı ayrı ayrı ceza verilir.

Mala Zarar Verme ile Concurrence (İçtima)

Eğer fail, bir başkasının malına zarar verirken aynı zamanda ona yönelik bir gözdağı veriyorsa (örneğin evinin camını kırarken "seni öldüreceğim" demesi), bu durumda hem mala zarar verme hem de tehdit suçundan hüküm kurulur. Ancak, bazı durumlarda ateş etme eylemi sadece mala zarar verme kastıyla yapılmış olabilir. Bu ayrımın yapılması, sanığın kastının net bir şekilde belirlenmesine bağlıdır.

Hürriyeti Tahdit Suçuyla Farkı

TCK 109 kapsamında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda tehdit, suçun bir unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni (109/2) olarak karşımıza çıkar. Eğer tehdit, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmekten veya kalmaktan alıkoymak amacıyla kullanılmışsa, ayrıca tehdit suçundan ceza verilmez; eylem TCK 109 kapsamında erir.

Kısa Süreli Hapis Cezalarının Seçenek Yaptırımlara Çevrilmesi

TCK 50/3 maddesi, hapis cezasına mahkûmiyeti bulunmayan kişiler hakkında verilen kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlara (adli para cezası, kamuya yararlı bir işte çalışma vb.) çevrilmesini zorunlu kılmaktadır.

TCK 50 Seçenek Yaptırımlar ve Adli Para Cezası Analizi

30 Gün ve Altındaki Cezalar

Eğer sanığa verilen ceza 30 gün veya daha az ise ve sanığın daha önce hapis cezasına ilişkin bir mahkûmiyeti yoksa, mahkemenin bu cezayı TCK 50/1 maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevirmesi kanuni bir zorunluluktur. Bu zorunluluğa uyulmaması, kanun yararına bozma nedenidir.

Hakimin Takdir Yetkisi

30 günü aşan ancak 1 yılın altında kalan cezalarda ise hakimin takdir yetkisi devreye girer. Ancak sanığın yaşı (18 yaşından küçük veya 65 yaşından büyük olması) durumunda 1 yıla kadar olan cezaların çevrilmesi de zorunludur.

"Daha önce hapis cezasına mahkumiyeti bulunmayan sanığa... verilen 25 gün hapis cezasının, TCK'nın 50/3. maddesindeki amir hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi zorunluluğu gözetilmeden, hapis cezasına mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/8703 - Karar No: 2022/19972

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2022/8703 E. , 2022/19972 K.

Kanun Yolu İncelemesi ve Kararların Kesinliği

5271 sayılı CMK’nın 286/2-d maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve üst sınırı iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin bölge adliye mahkemesi (istinaf) kararları kesindir. TCK 106/1-1. cümlesindeki suçun üst sınırı 2 yıl olduğu için, bu suçtan verilen mahkûmiyetlerin istinaf incelemesi sonucunda kesinleşmesi söz konusudur; bu kararlar temyiz edilemez.

Temyiz Edilebilirlik Sınırı

Ancak suç, TCK 106/2 kapsamında (nitelikli tehdit) işlenmişse, cezanın üst sınırı 5 yıl olduğu için Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı Yargıtay yolu açıktır. Uygulamada, suç vasfının yanlış belirlendiği iddialarıyla yapılan başvurularda, kararın kesin olup olmadığı "hükmolunan ceza"ya göre değil, "kanundaki suçun üst sınırı"na göre belirlenir.

Mükerrer Davalar ve Red Kararı

Aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında daha önce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, CMK 223/7 maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmelidir. Özellikle görevsizlik kararları sonrası dosyaların tefrik edilmesi sürecinde mükerrer davaların açılması riski yüksektir. Savunma tarafının bu tür usul hatalarını dikkatle takip etmesi gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Sadece silahı göstermek ama bir şey söylememek silahlı tehdit sayılır mı? Evet, Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu içtihatlarına göre silahın korkutucu gücünden yararlanılması suçun oluşumu için yeterlidir. Failin silahı mağdura doğrultması veya göstermesi, mağdurun iradesi üzerinde baskı kurmaya elverişli olduğu için "bahisle" kavramı kapsamında değerlendirilir.

2. "Seni öldüreceğim" demek her zaman hapis cezası mı gerektirir? Hayır. "Seni öldüreceğim" sözü TCK 106/1-1 kapsamına girer ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Ancak bu suç uzlaştırma kapsamındadır. Eğer taraflar uzlaşırsa dava düşer. Uzlaşma sağlanamazsa ve sanığın adli sicili temizse, ceza adli para cezasına çevrilebilir veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilir.

3. Kavga sırasında sinirle söylenen sözler tehdit suçunu oluşturur mu? Yargıtay, "gazap" veya "öfke" halinin kastı kaldırmayacağını, ancak haksız tahrik indirimi nedeni olabileceğini kabul etmektedir. Eğer sözler objektif olarak korkutucu nitelikteyse, kavga anında söylenmiş olması suçun oluşumunu engellemez.

4. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürür mü? Tehdit suçunun türüne göre değişir. TCK 106/1'in ikinci cümlesinde yer alan "sair kötülük" veya "malvarlığına zarar" tehditlerinde şikâyetten vazgeçme davayı düşürür. Ancak TCK 106/1-1 (hayata yönelik tehdit) ve TCK 106/2 (silahlı, nitelikli tehdit) re'sen takip edilen suçlardır; mağdur şikâyetinden vazgeçse bile kamu davası devam eder.

Kaynakça

  • Türk Ceza Kanunu (5237 Sayılı Kanun) m. 106, 29, 50, 53, 58.
  • Ceza Muhakemesi Kanunu (5271 Sayılı Kanun) m. 231, 251, 253, 286, 309.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2014/172, Karar No: 2015/387.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/32872, Karar No: 2018/20887.
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/3380, Karar No: 2024/8524.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2011/11094, Karar No: 2011/14309.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/8703, Karar No: 2022/19972.

Yasal Uyarı: Bu metin, mülga ve yürürlükteki mevzuat ile yüksek yargı kararları ışığında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir hukuk bültenidir. İçerik, somut olayların değişkenlik gösteren hukuki dinamikleri karşısında bir danışmanlık veya avukatlık hizmeti teşkil etmez. Hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin profesyonel bir yardım eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: