Muris Muvazaası ve Mirastan Mal Kaçırma Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları: İçtihat Odaklı Teknik Analiz
Muris MuvazaasıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Muris Muvazaası ve Mirastan Mal Kaçırma Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları: İçtihat Odaklı Teknik Analiz

Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davalarında ispat yükü, murisin mal kaçırma kastı ile haklı paylaştırma iradesi arasındaki ince çizgiye odaklanır. 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, muvazaa iddiası herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.

Muris Muvazaası Davalarında İspat Eksenli Hukuki Nitelendirme

Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçek iradesini gizleyerek tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi ivazlı işlemlerle yaptığı temlikleri ifade eder. Hukuki niteliği itibariyle bu durum bir "nisbi muvazaa" (mevsuf muvazaa) türüdür. Görünürdeki işlem tarafların gerçek iradesine uymadığı için geçersizdir; gizli işlem olan bağış ise kanunun öngördüğü resmi şekil şartlarını (TMK m. 706, TBK m. 237) taşımadığı için butlanla maluldür.

Adliye pratiğinde, bu davaların çözümü murisin temlik tarihindeki asıl iradesinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmasına bağlıdır. Mahkemeler, murisin satış yapmaya ihtiyacı olup olmadığını, alıcının ödeme gücünü ve taşınmazın devir tarihindeki rayiç bedeli ile akit tablosundaki bedel arasındaki farkı esas alır. Ancak bedel farkı tek başına muvazaanın kanıtı sayılmaz; bu farkın diğer yan delillerle desteklenmesi gerekir.

"Uygulamada ve öğretide 'muris muvazaası' olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir."

Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/19672 - Karar No: 2014/6895

Belgeyi Gör: 1. Hukuk Dairesi 2013/19672 E. , 2014/6895 K.

Muvazaa İddiasının İspatında Karine ve Delil Başlangıcı

Mirasbırakanın tüm malvarlığı içerisinde devrettiği kısmın oranı, mirasçılar arasındaki beşeri ilişkiler ve yöresel gelenekler ispat sürecinde karine teşkil eder. Özellikle erkek çocuklara mal verilip kız çocukların mahrum bırakılması şeklindeki toplumsal eğilimler, yargılama aşamasında mal kaçırma kastına yönelik güçlü birer emare olarak kabul edilmektedir.

Uygulama Notu: Belge ve Kayıt İncelemesi

Dava sürecinde sadece muris ile davalı arasındaki son işlem değil, taşınmazın tedavül kayıtları (geldisi ve gittisi) eksiksiz getirtilmelidir. Mirasbırakanın banka hesap hareketleri incelenerek, tapuda belirtilen satış bedelinin gerçekten murisin malvarlığına girip girmediği, girmişse bu bedelin murisin ihtiyaçları için harcanıp harcanmadığı denetlenmelidir.

01.04.1974 Tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ve Uygulama Alanı

Muris muvazaasına dayalı davaların temel dayanağını 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) oluşturur. Bu karar, saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların muvazaa nedeniyle tapu iptali davası açabileceğini hükme bağlamıştır. İBK’nın uygulanabilmesi için temlikin mutlaka tapulu bir taşınmaz üzerinde ve "satış" veya "ölünceye kadar bakma sözleşmesi" görünümü altında yapılmış olması gerekir.

Eğer mirasbırakan, tapudaki işlemi doğrudan "bağış" olarak gerçekleştirmişse, burada gizlenen bir işlemden söz edilemeyeceği için 1974 tarihli İBK uygulama alanı bulmaz. Bu durumda mirasçılar ancak saklı paylarının ihlali iddiasıyla "tenkis davası" açabilirler. Tapusuz taşınmazların devri veya taşınır malların (araç, para vb.) devri de bu İBK kapsamı dışındadır.

"Somut olayda, mirasbırakan tarafından yapılan temlikin bağış şeklinde olduğu gözetildiğinde 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İBK'nın uygulama yerinin olmadığı ve muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği açıktır. Ne var ki, davacıların tapu iptali ve tescil isteğinin yanında terditli olarak tenkis isteğinde de bulundukları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca 'hibe' yoluyla temlik edilen dava konusu taşınmaz bakımından tenkis incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir..."

Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/14887 - Karar No: 2018/12480

Belgeyi Gör: 1. Hukuk Dairesi 2015/14887 E. , 2018/12480 K.

İBK Kapsamına Girmeyen Durumlar

Mirasbırakanın bedelini ödeyerek üçüncü bir kişiden satın aldığı taşınmazı doğrudan davalı adına tescil ettirmesi durumu (gizli bağış), 1974 tarihli İBK kapsamında değildir. Bu tür işlemlerde tapu iptali değil, sadece tenkis veya denkleştirme hükümleri gündeme gelebilir. Aynı şekilde, murisin kadastro tespiti sırasında taşınmazı davalı adına beyan etmesi de İBK uyarınca muvazaa davasına konu edilemez.

Hak Sahipliği ve Dava Ehliyeti

Muvazaa davasını açma hakkı, mirasbırakanın ölümüyle birlikte her bir mirasçıya müstakilen geçer. Mirasçılar, kendi miras payları oranında tapu iptali ve tescil isteyebilecekleri gibi, terekeye iade (tüm mirasçılar adına tescil) şeklinde de dava açabilirler. Yargıtay'ın güncel eğilimi, pay oranında tescil taleplerinin usulden reddedilemeyeceği yönündedir.

Temlikte Gerçek İradenin Tespiti: Mal Kaçırma mı Paylaştırma mı?

Mirasbırakan sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçılarını kapsayan bir paylaştırma yapmışsa, belirli taşınmazların bazı mirasçılara devrinde "mal kaçırma kastı" bulunmadığı kabul edilir. Bu durum "mirasbırakanın paylaştırma iradesi" olarak adlandırılır ve muvazaa iddiasını ortadan kaldırır.

Paylaştırmanın geçerli sayılabilmesi için murisin tüm mirasçılarına (kız-erkek, alt soy-üst soy ayrımı yapmaksızın) makul ve dengeli malvarlığı bırakmış olması gerekir. Her bir mirasçıya verilen malın değerinin birebir eşit olması zorunlu değildir; ancak mirasçılardan birini tamamen mahrum bırakan veya aralarında fahiş dengesizlik yaratan devirler paylaştırma savunmasını zayıflatır.

Paylaştırma Savunmasının Denetimi

Mahkemece paylaştırma iddiası incelenirken, murisin terekesine dahil olan tüm taşınır ve taşınmaz mallar ile sağlığında tüm mirasçılarına yaptığı kazandırmalar araştırılmalıdır. Uzman bilirkişi marifetiyle her bir mirasçıya intikal eden hakların değerleri saptanmalı ve murisin genel bir denkleştirme amacı güdüp gütmediği netleştirilmelidir.

Editörün Notu: Yan Delillerin Önemi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, mirasçıların bir kısmının davanın açılmasına karşı çıkması veya murisin belirli bir mirasçıya karşı özel bir husumet beslemesi, paylaştırma iradesinin varlığına dair önemli emarelerdir. Ancak sadece sözlü beyanlar yeterli olmayıp, tapu kayıtları ve resmi belgelerle desteklenmelidir.

Hizmet Karşılığı Yapılan Devirlerin Muvazaa Kapsamında Değerlendirilmesi

Mirasbırakanın, kendisine uzun süre bakan, tıbbi ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayan mirasçısına veya eşine yaptığı devirler adliye pratiğinde sıklıkla "bakım karşılığı devir" olarak savunulmaktadır. Yargıtay, bu tür durumlarda "semen" kavramını geniş yorumlamakta; bedelin mutlaka nakit para olmasını şart koşmamakta, emeği ve hizmeti de bir karşı edim (semen) olarak kabul edebilmektedir.

Ancak bu savunmanın kabulü için hizmetin, ailevi yükümlülüklerin (sadakat ve yardım borcu) ötesinde, özel bir ihtimam ve fedakarlık içermesi gerekir. Özellikle yaşlı ve hasta olan murise, çocukları veya eşi tarafından bakılması zaten ahlaki ve hukuki bir yükümlülüktür. Temlikin muvazaalı sayılmaması için, murisin bu hizmet karşılığında "minnet duygusuyla" hareket ettiğinin ve devrin makul sınırlarda kaldığının ispatı gerekir.

"Satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. ... Murisin iradesi önem taşır. ... Mirasbırakanın gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, akitte gösterilen bedel ile gerçek bedel arasında fahiş fark var ise de, bu hususun tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır."

Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/19672 - Karar No: 2014/6895

Belgeyi Gör: 1. Hukuk Dairesi 2013/19672 E. , 2014/6895 K.

Bakım Borcu ve Semen İlişkisi

Muris ile davalı arasındaki beşeri ilişki, bakımın süresi ve niteliği belirleyicidir. Eğer muris devir tarihinde sağlıklıysa ve bakıma muhtaç değilse, sonradan hastalanması durumunda yapılan bakımın geçmişteki devrin semeni (bedeli) olduğu savunması hayatın olağan akışına aykırı görülebilir. Ayrıca, murisin emekli maaşı gibi düzenli gelirlerinin olması, bakım için mal varlığını devretme ihtiyacının bulunmadığına karine oluşturabilir.

Eşler Arası Temliklerde Sosyal Güvenlik ve Minnet Duygusu

İkinci eşe yapılan devirlerde, murisin eşini ölümünden sonra güvence altına alma isteği (minnet duygusu) sıklıkla muvazaa savunması olarak ileri sürülür. Yargıtay, murisin sağlığında diğer mirasçılarına da mal vermiş olması ve eşine yaptığı devrin terekeye oranla makul olması durumunda bu devirleri geçerli sayma eğilimindedir.

Tapu İptal ve Tescil Taleplerinde Terditli Dava Stratejisi: Tenkis ile İlişki

Hukuk pratiğinde muris muvazaası iddiası genellikle "terditli" (kademeli) olarak açılır. Davacı, öncelikle muvazaa nedeniyle tapu kaydının iptali ve tescilini, bu talebin reddi halinde ise saklı payının ihlali nedeniyle "tenkis" kararı verilmesini talep eder. Mahkeme, bu durumda öncelikle kapsamı daha geniş olan ve işlemin temelden geçersizliğini hedefleyen muvazaa iddiasını incelemek zorundadır.

Muris muvazaası ve tenkis davaları arasındaki terditli ilişkiyi temsil eden hukuki dosyalar.

Muvazaa iddiası ispatlanırsa, işlem hiç yapılmamış sayılacağı için taşınmaz terekeye döner ve tenkis talebi konusuz kalır. Ancak muvazaa kanıtlanamazsa, işlemin geçerli bir "bağış" olduğu (ancak satış gibi gösterildiği) kabul edilerek tenkis hükümlerine geçilir.

Kriter Muris Muvazaası (İptal-Tescil) Tenkis Davası
Hukuki Dayanak 01.04.1974 Tarihli 1/2 Sayılı İBK TMK m. 560 - 571
Süre Zamanaşımı veya hak düşürücü süre yok. 1 ve 10 yıllık hak düşürücü süreler.
İşlemin Statüsü İşlem baştan itibaren geçersizdir (Butlan). İşlem geçerlidir ancak saklı pay oranında indirim yapılır.
İspat Yükü Davacı (Mirasçı) üzerindedir. Davacı (Saklı payı zedelenen mirasçı) üzerindedir.
Sonuç Tapu kaydı iptal edilir ve tescil sağlanır. Genellikle bedele (nakdi ödemeye) hükmedilir.

"Davacının öncelikli talebi olan pay oranında tapu iptal ve tescil isteği yönünden değerlendirme yapılarak evvela bu talep konusunda bir karar verilmesi; eğer muvazaa iddiasının reddi gerektiği kanaatine varılırsa bu durumda terditli olarak talep edilen tenkis isteği yönünden değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur."

Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/72 - Karar No: 2013/4102

Belgeyi Gör: 1. Hukuk Dairesi 2013/72 E. , 2013/4102 K.

Muris Muvazaası Davalarında Hak Düşürücü Süre ve Zamanaşımı Rejimi

Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davaları, "yolsuz tescil" niteliğinde olduğu için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Mirasbırakanın ölümünden sonra 20-30 yıl geçmiş olsa dahi bu dava açılabilir. Bu durum, mülkiyet hakkının korunması ve muvazaalı işlemin baştan itibaren geçersiz (batıl) olması ilkesine dayanır.

Ancak terditli olarak açılan tenkis davası yönünden süreler oldukça katıdır. TMK m. 571 uyarınca tenkis davası, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda mirasın açıldığı tarihten itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. Hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan bir terditli davada, mahkeme muvazaa iddiasını esastan reddederse tenkis talebini de süreden reddedecektir.

Davacı Sıfatı ve Miras Payı Oranında İptal İsteme Hakkı

Geleneksel uygulamada, elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) kuralları gereği mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiği düşünülse de, muris muvazaası bu kuralın istisnasını teşkil eder. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış kararlarına göre, her bir mirasçı üçüncü kişi konumundaki davalıya karşı kendi miras payı oranında tapu iptali ve adına tescil isteyebilir.

Bu davada mirasçı, murisin halefi olarak değil, kendi miras hakkı çiğnenen bir üçüncü kişi sıfatıyla hareket eder. Dolayısıyla terekeye temsilci atanması veya diğer mirasçıların muvafakatinin alınması zorunlu değildir. Mahkeme, davacının veraset ilamındaki payı kadar iptal ve tescile karar vermelidir.

"Miras bırakanın mirasçısından mal kaçırma amacıyla yaptığı temliki işlemler bakımından miras bırakanın iradesi ile mirasçıların yararının çatıştığı kuşkusuzdur. Bunun sonucu olarak da, her bir mirasçının kendi hakkı yönünden üçüncü kişi sıfatıyla miras payı oranında tapu iptali-tescil isteğinde bulunabilmesine olanak tanınmıştır."

Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/3841 - Karar No: 2015/4462

Belgeyi Gör: 1. Hukuk Dairesi 2015/3841 E. , 2015/4462 K.

Davalı Sıfatı ve Pasif Husumet

Dava, taşınmazı muristen muvazaalı olarak devralan kişiye veya bu kişinin muvazaayı bilen/bilmesi gereken haleflerine karşı açılır. Eğer taşınmaz el değiştirmişse, son kayıt malikinin kötüniyetli (muvazaayı bilen) olduğu ispatlanmalıdır. Sadece aracı rolü üstlenen ve mülkiyeti üzerinde tutmayan kişilere karşı açılan davalar husumet yokluğundan reddedilebilir.

Üçüncü Kişilerin İyiniyetinin Korunması ve TMK m. 1023 Engeli

Muvazaalı olarak devredilen taşınmaz, davalı tarafından iyiniyetli üçüncü bir kişiye satılmışsa, TMK m. 1023 uyarınca bu kişinin iktisabı korunur ve tapu iptali mümkün olmaz. Ancak üçüncü kişinin, taşınmazın muvazaalı olduğunu bildiği veya yakın akrabalık, ticari ilişki gibi nedenlerle bilmesi gerektiği ispatlanırsa, iyiniyet korumasından yararlanamaz.

Özellikle taşınmazın davalıdan eşine, çocuğuna veya damadına devredilmesi durumunda Yargıtay, bu kişilerin muvazaayı bildiği yönünde fiili bir karine kabul eder. Bu durumda tapu iptali ve tescil kararı verilebilir. Üçüncü kişinin gerçekten iyiniyetli olduğu durumlarda ise davacı mirasçı, davalıdan (ilk devralan) taşınmazın rayiç bedelini tazminat olarak talep edebilir.

Kötüniyetin İspatında Karine Teşkil Eden Durumlar

Taşınmazın çok kısa aralıklarla devredilmesi, bedelin rayiç değerin çok altında olması ve taraflar arasındaki yakın şahsi münasebetler kötüniyetin ispatında kilit rol oynar. Mahkeme, devir tarihlerindeki ekonomik koşulları ve tarafların mali durumlarını karşılaştırarak "bilmesi gerekip gerekmediğini" objektif kriterlere göre tayin eder.

Murisin İradesinin Bölünmezliği İlkesi ve Tazminat Talepleri

Mirasbırakan, tek bir resmi akitle birden fazla taşınmazı veya payı devretmişse, bu işlemin bir kısmı için muvazaa saptanmışsa, kural olarak aynı akitteki diğer işlemler için de muvazaalı iradenin varlığı kabul edilir. Buna "iradenin bölünmezliği ilkesi" denir. Ancak her bir taşınmazın devir gerekçesi farklı ise bu ilke esnetilebilir.

Eğer muvazaalı devredilen taşınmaz üçüncü kişiye satılmış ve geri alınması imkansız hale gelmişse, davacı mirasçı terditli talepleri arasında "tazminat" (bedel) talebine de yer vermelidir. Bu tazminatın miktarı, taşınmazın dava tarihindeki (veya hüküm tarihine en yakın) rayiç bedeli üzerinden davacının miras payına göre hesaplanır.

"Murisin, oğlu Ali'ye muvazaalı olarak temlik ettiği 1998 ve 2001 sayılı parsellerle birlikte aynı resmi akitte davalı ...'e temlik ettiği 1997 sayılı parsel ile 2000(ifrazen 2582 ve 2583) sayılı parsel bakımından da 'iradenin bölünmezliği' ilkesi gereği muvazaa olgusunun gerçekleştiği gözetilerek anılan parseller hakkındaki tazminat isteğinin kabul edilmesi yerine reddedilmesi doğru değildir."

Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/14088 - Karar No: 2016/10874

Belgeyi Gör: 1. Hukuk Dairesi 2014/14088 E. , 2016/10874 K.

Tapu Kayıtlarının İncelenmesi ve Geldilerin Ayrıştırılması Zorunluluğu

Muvazaa davasında en sık yapılan hatalardan biri, davalının mülkiyetindeki tüm taşınmazların iptalinin istenmesidir. Oysa sadece muristen intikal eden veya murisin muvazaalı aracılığıyla (saman adam/third party) davalıya geçen paylar iptale tabidir. Davalının doğrudan üçüncü kişilerden edindiği veya muristen miras yoluyla intikal etmeyip kendi parasıyla aldığı paylar davanın dışındadır.

Taşınmazın geçmiş kayıtlarının ve mülkiyet zincirinin incelenmesini simgeleyen tapu arşivi.

Hukuk Genel Kurulu, mahkemenin tapu kayıtlarını en eski tarihten itibaren inceleyerek "muristen gelip gelmediğini" ayrıştırmasını zorunlu kılmaktadır. Eğer taşınmaz kadastro ile oluşmuşsa, kadastro tutanakları ve dayanak belgeler (vergi kaydı, tapu kaydı vb.) incelenerek kök murise aidiyet denetlenmelidir.

"Davalılara ait hisseler içinde öncesi murise ait olup, doğrudan muristen davalılara veya muris ile üçüncü kişiler arasında muvazaalı olduğu kabul edilen devir işlemleri sonrasında üçüncü kişilerden davalılara intikal eden hisseler ile öncesi murise ait olmayıp, davalıların doğrudan üçüncü kişilerden devraldıkları hisseler ayrıştırılmalıdır. ... öncesi murise ait olmayıp, davalıların doğrudan üçüncü kişilerden devraldıkları hisselerin iptale tabi olmadığı göz önünde tutulmalıdır."

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2013/1-658 - Karar No: 2013/1399

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2013/1-658 E. , 2013/1399 K.

Kesinleşmiş Tenkis Kararının Muvazaa Davasına Etkisi

Mirasçılar arasında daha önce aynı taşınmaz için bir tenkis davası görülmüş ve bu dava sonucunda işlemin geçerliliği kabul edilerek tenkise hükmedilmişse (veya red kararı kesinleşmişse), artık aynı taraflar arasında muris muvazaası davası açılamaz. Tenkis davasında işlemin "geçerli bir bağış" olduğunun kabul edilmiş olması, muvazaa davası için "kesin hüküm" veya en azından bağlayıcı "kesin delil" teşkil eder.

Bu ilke, hukuk güvenliği ve çelişkili kararların önlenmesi amacı taşır. Geçerli bir temlike karşı açılan tenkis davası ile geçersiz bir temlike karşı açılan muvazaa davası birbiriyle zıt hukuki temellere dayanır. Bu nedenle birinde verilen kesin karar diğerini doğrudan etkiler.

"...tenkis davasında temliki tasarrufun geçerli olduğu, bozmadan sonra tenkise dahi karar verilemeyeceği kabul edilip dava reddedildiğine göre, kesin hükümle belirlenen bu olgu muvazaa davasında tarafları bağlar. Başka bir anlatımla sözleşmenin geçerli olduğuna ilişkin belirlenen bu olgudan sonra temlik tasarrufun geçersizliği ileri sürülemez."

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 1998/1-860 - Karar No: 1998/894

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 1998/1-860 E., 1998/894 K.

Uygulamada Hüküm Kurma Hataları: Ölü Kişi Adına Tescil Yasağı

Muvazaa davalarında mahkemelerce sıklıkla yapılan usuli hata, tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın "muris adına tesciline" karar verilmesidir. TMK m. 28 uyarınca şahsiyet ölümle son bulur; ölü bir kişi adına tescil işlemi yapılması sicil güvenliği ve mülkiyet hukuku ilkelerine aykırıdır.

Doğru uygulama, tapu kaydının davacı mirasçının "miras payı oranında" iptal edilerek "davacı adına tesciline", kalan payın ise davalı üzerinde bırakılmasına (davalı mirasçı ise) veya eski haliyle kalmasına karar verilmesidir. Hüküm fıkrasında veraset ilamındaki paylar net olarak gösterilmeli ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde kaleme alınmalıdır.

İnfaz Kabiliyeti ve Pay Hesaplaması

Hüküm kurulurken sadece "payı oranında tescil" demek yeterli değildir. HMK m. 297/2 uyarınca, her bir davacının alacağı payın (Örn: 3/16 oranında) açıkça rakamsal olarak belirtilmesi gerekir. Ayrıca, davalılar arasında paydaşlık varsa her birinin payından ne kadar iptal edildiği de netleştirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Muris muvazaası davası açmak için bir süre sınırı var mıdır? Hayır, muris muvazaası iddiası yolsuz tescil niteliğinde olduğundan, davanın açılması herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Murisin ölümünden sonra her zaman açılabilir.

2. Mirasbırakan taşınmazı sağlığında bağışlamışsa muvazaa davası açılabilir mi? Hayır, tapu kaydında işlem doğrudan "bağış" (hibe) olarak yapılmışsa 01.04.1974 tarihli İBK uygulanamaz. Bu durumda ancak saklı payın ihlali nedeniyle tenkis davası açılabilir. Muvazaa davası için tapudaki işlemin "satış" veya "ölünceye kadar bakma sözleşmesi" gibi gösterilmesi şarttır.

3. Davalı taşınmazı üçüncü bir kişiye satmışsa ne yapılabilir? Eğer üçüncü kişi iyiniyetli ise tapu iptal edilemez; ancak davalıdan taşınmazın rayiç bedeli tazminat olarak istenebilir. Eğer üçüncü kişi muvazaayı biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa, ona karşı da tapu iptal ve tescil davası açılabilir.

4. Mirasçılardan birinin davayı kazanması diğer mirasçılara fayda sağlar mı? Miras payı oranında açılan davalarda verilen iptal ve tescil kararı sadece davayı açan mirasçı lehine sonuç doğurur. Davaya katılmayan diğer mirasçıların payları davalı üzerinde kalmaya devam eder. Ancak "terekeye iade" talepli ve tüm mirasçılar adına açılan davalarda sonuç tüm mirasçıları etkiler.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
  • 2644 sayılı Tapu Kanunu
  • 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2013/1-658, Karar No: 2013/1399
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2013/19672, Karar No: 2014/6895
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/13528, Karar No: 2018/11682
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2013/14447, Karar No: 2014/2236
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2013/72, Karar No: 2013/4102
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 1998/1-860, Karar No: 1998/894
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/19692, Karar No: 2017/709
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/14887, Karar No: 2018/12480

Yasal Uyarı: Bu içerik, 2026 yılı güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için hazırlanan teknik bir analizdir. Metinde yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, her somut olayın kendine özgü koşulları (delil durumu, muris iradesi, mülkiyet geçmişi) farklılık gösterebileceğinden, profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak adına bir hukuk profesyoneline başvurulması önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Miras Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: