İtirazın İptali Davasında Hak Düşürücü Süre ve İcra İnkar Tazminatı Uygulaması
Alacak Tahsili ve İcra Bağlantılı UyuşmazlıklarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

İtirazın İptali Davasında Hak Düşürücü Süre ve İcra İnkar Tazminatı Uygulaması

İcra ve İflas Kanunu madde 67 uyarınca açılan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir; bu süreçte alacağın likit olması icra inkar tazminatına hükmedilmesi için temel şarttır.

İcra Takibine İtirazın Hükmünden Düşürülmesi ve İİK Madde 67 Uygulaması

İtirazın iptali davası, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazı etkisiz hale getirmeyi ve duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, maddi anlamda kesin hüküm doğuran bir eda davasıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 67 çerçevesinde, geçerli bir icra takibine karşı borçlunun süresi içinde yaptığı itiraz üzerine, alacaklıya tanınan bu hukuki yol, alacağın varlığının genel hükümler dairesinde ispatını gerektirir. Yargılama süreci sonunda mahkemece itirazın iptaline karar verilmesi durumunda, takip kaldığı yerden devam eder ve haciz aşamasına geçilebilir.

İcra ve İflas Kanunu kitabı ve hesaplama araçları.

"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir."

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu - Madde 67

Belgeyi Gör: İCRA VE İFLAS KANUNU

Adliye pratiğinde bu dava, sadece takibin devamını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda alacağın likit olması durumunda %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı riskini de beraberinde getirir. Editörün Notu: İtirazın iptali davası teknik bir takip hukuku davası olduğundan, dava açılmadan önce icra dosyasındaki tebliğ mazbataları ve itiraz süreleri titizlikle incelenmelidir.

İtirazın İptali Davasında Bir Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Başlangıcı

İİK m. 67/1 uyarınca dava açma süresi, borçlunun itirazının alacaklıya veya vekiline tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlayan bir yıllık hak düşürücü süredir. Bu süre, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Ancak uygulamada itirazın tebliğ edilmemesi durumunda sürenin başlayıp başlamayacağı konusunda ciddi içtihat farklılıkları bulunmaktadır.

Tebliğ Şartı ve Dürüstlük Kuralı Çerçevesinde Öğrenme Kavramı

Geleneksel Yargıtay yaklaşımı, hak düşürücü sürenin başlayabilmesi için itiraz dilekçesinin alacaklıya mutlaka tebliğ edilmiş olması gerektiğini savunur. Tebliğ edilmeyen itirazlarda, alacaklının dosyada işlem yapmış olması veya itirazı başka yollarla öğrenmesi süreyi başlatmaz. Ancak güncel bölge adliye mahkemesi kararlarında, özellikle arabuluculuk sürecinin işletilmesiyle birlikte "öğrenme" olgusuna dayalı farklı yorumlar gelişmiştir.

Arabuluculuğa Başvuru Tarihinin Süreye Etkisi

Ticari davalarda arabuluculuğun dava şartı olmasıyla birlikte, alacaklının itirazın tebliğini beklemeden arabuluculuğa başvurması, itirazın içeriğine ve hukuki sonuçlarına vakıf olduğunu gösterir. Bazı mahkemeler, arabuluculuk başvuru tarihini "öğrenme" olarak kabul ederek dürüstlük kuralı gereği hak düşürücü süreyi bu tarihten başlatmaktadır.

"Davacı tarafından 13/02/2020 tarihinde itirazın iptali davası ikame etmek amacıyla arabuluculuğa başvurulduğu, arabuluculuk sürecinin 06/03/2020 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığı, davalı/borçluların itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ olunmadığından, davacının borca itirazdan haberdar olduğu tarihin arabuluculuğa başvuru tarihi olarak kabul etmek gerektiği, itirazın iptali davası açmak için dava şartı olarak öngörülen arabuluculuğa başvuru yapılmasına rağmen davacı alacaklıya tebligat yapılmadığından itirazdan haberdar olmadığı gibi bir değerlendirmenin TMK'nın 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı... davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır."

Kaynak: T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2024/173 - Karar No: 2024/618

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İçtihat Aykırılığı: Tebliğ Esası ile Fiili Öğrenme Çatışması

Hukuk pratiğinde sürelerin belirliliği ilkesi ile dürüstlük kuralı arasında bir gerilim mevcuttur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin bazı daireleri, kanunun açık lafzı olan "tebliğ" ibaresine sadık kalınması gerektiğini vurgularken, bazı daireler fiili öğrenmeyi esas almaktadır. Bu durum, özellikle arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı ancak davanın çok sonra açıldığı vakalarda hak kaybına yol açabilmektedir.

"İİK 67 maddesinde 'Takip talebine itiraz alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptaline dava edebilir' şeklinde düzenlenmiş olup, itirazın iptali davası açmak için hak düşürücü sürenin takip alacaklısına itirazın tebliğinden itibaren başladığı açıkça hüküm altına alınmıştır... itirazın herhangi bir şekilde öğrenilme tarihinin dikkate alınamayacağı yerleşmiş yargıtay kararlarında belirtilmiştir."

Kaynak: T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/120 - Karar No: 2024/472

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Bu içtihat aykırılığı nedeniyle, alacaklı vekillerinin itirazdan haberdar oldukları (arabuluculuk başvurusu veya icra dosyasından fotokopi alma gibi) tarihten itibaren bir yıl içinde davayı açmaları, olası bir hak düşürücü süre reddi riskini bertaraf etmek adına en güvenli yoldur.

İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesinin Esaslı Şartları

İcra inkar tazminatı, haksız itirazla takibin durmasına sebebiyet veren borçluya karşı uygulanan yasal bir yaptırımdır. Tazminata hükmedilebilmesi için kümülatif olarak belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. Bunlar; geçerli bir takibin varlığı, süresinde itiraz, bir yıl içinde açılmış dava, alacaklının talebi ve borçlunun itirazında haksız bulunmasıdır.

Alacağın Likit (Belirlenebilir) Olma Kriteri

Tazminatın en kritik şartı alacağın likit olmasıdır. Likit alacak; miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından basit bir aritmetik işlemle hesaplanabilir nitelikteki alacaktır. Alacağın belirlenmesi için hakimin takdirine veya geniş kapsamlı bir tahkikata ihtiyaç duyuluyorsa (örneğin manevi tazminat veya kusur oranına bağlı tazminatlar), alacak likit kabul edilmez ve tazminata hükmedilmez.

İcra İnkar Tazminatı Uygulama Tablosu

Durum Likitlik Şartı Tazminat Oranı Yasal Dayanak
Cari Hesap Alacağı Evet (Defterle sabitse) En az %20 İİK m. 67/2
İhlalli Geçiş Cezası Evet (Tarife belliyse) En az %20 Kaynak 12
Haksız Fiil Tazminatı Hayır (Yargılama gerektirir) Uygulanmaz Yerleşik İçtihat
Kısmi Kabul / Ret Kabul edilen kısım için Kabulün %20'si İİK m. 67

Uygulama Notu: Borçlunun kötü niyetli olması, alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi için zorunlu bir şart değildir; itirazın haksız ve alacağın likit olması yeterlidir.

İtirazın İptali Davasında İspat Yükü ve Delillerin İkamesi

İtirazın iptali davası genel hükümlere göre görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6 uyarınca ispat yükü, iddia ettiği vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kural olarak, alacağın varlığını ve miktarını ispat yükü davacı alacaklıdadır.

"İtirazın iptali davalarında, davacının davalı ile aralarında mevcut olduğunu iddia ettiği hukuki ilişkiyi ve buna dayanarak borcun varlığını ispat etmesi bu yönde delil göstererek ispat hakkını kullanması gerekir. Bu davalarda davalı ise borcunun olmadığını yahut ödediğini, borcu bulunmakla birlikte maddi hukuka ilişkin ya da usul hukukuna ilişkin sebeplerden dolayı borcu ödeme zorunluluğunun bulunmadığını... ispat etmek zorundadır."

Kaynak: T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2024/252 - Karar No: 2024/400

Belgeyi Gör: T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari Defterlerin Delil Niteliği ve Bilirkişi İncelemesi

Ticari uyuşmazlıklarda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca tutulan ticari defterler, belirli şartlar altında sahibi lehine delil teşkil eder. Mahkemece, tarafların defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiler marifetiyle inceleme yaptırılarak, alacağın cari hesapta kayıtlı olup olmadığı, faturaya dayanıp dayanmadığı ve ödeme savunmasının defterlerle doğrulanıp doğrulanmadığı tespit edilir. Davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması, HMK m. 222 uyarınca aleyhine sonuç doğurabilir.

Dava Açıldıktan Sonra Yapılan Ödemelerin Hukuki Durumu

İcra takibi veya dava açıldıktan sonra borçlunun kısmi veya tam ödeme yapması sık karşılaşılan bir durumdur. İtirazın iptali davasında mahkeme, takip tarihindeki haklılık durumuna göre karar verir. Dava açılmadan önce yapılan ödemeler düşülerek kalan miktar üzerinden dava açılmalıdır. Ancak dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler, davanın konusuz kalmasına yol açmaz; mahkemece bu ödemelerin infazda icra müdürlüğünce dikkate alınacağı belirtilerek itirazın iptaline karar verilir.

"İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır."

Kaynak: T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2017/844 - Karar No: 2022/1127

Belgeyi Gör: T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Dava sırasında yapılan ödemeler, borçlunun icra inkar tazminatından kurtulmasını sağlamaz. Zira borçlu, takip tarihinde itirazında haksızdır ve alacaklının dava açmasına sebebiyet vermiştir.

Görev ve Yetki İtirazlarının Değerlendirilmesi

İtirazın iptali davasında mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi gerekir. Eğer icra takibi yetkisiz bir dairede başlatılmışsa ve borçlu buna süresinde itiraz etmişse, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilir. Görevli mahkeme ise alacağın niteliğine göre belirlenir. Ticari işlerden kaynaklanan alacaklarda Asliye Ticaret Mahkemeleri, genel alacaklarda Asliye Hukuk Mahkemeleri, işçi-işveren uyuşmazlıklarında ise İş Mahkemeleri görevlidir.

Yetki Sözleşmelerinin Geçerliliği ve Bağlayıcılığı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 17 uyarınca, tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğacak bir uyuşmazlık hakkında yetki sözleşmesi yapabilirler. Bu sözleşme ile belirlenen yer mahkemesi ve icra dairesi münhasır yetkili kabul edilir. Ancak bu kuralın tüketiciler veya tacir olmayan şahıslar bakımından uygulanabilirliği sınırlıdır.

"Davalı taraflar icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine itirazda bulunmuşlar ise de, taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi'nin... yetki şartının düzenlendiği bu yetki şartında İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı, yetki şartının geçerli olduğu ve tüm davalı borçluları bağladığı değerlendirilmekle, davalı tarafların icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yapmış olduğu itirazlarının reddine karar verilmiştir."

Kaynak: T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2024/173 - Karar No: 2024/618

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Kötüniyet Tazminatı: Alacaklı Aleyhine Risk Analizi

İİK m. 67/2 uyarınca, sadece borçlu aleyhine değil, haksız ve kötü niyetli takip başlatan alacaklı aleyhine de tazminata hükmedilebilir. Eğer alacaklı, bir alacağı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde takibe girişmişse ve mahkemece dava reddedilmişse, borçlunun talebi üzerine alacaklı %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilir.

Uygulama Notu: Alacaklının kötü niyetli olduğunun ispatı borçlu üzerindedir. Sadece davanın reddedilmiş olması, alacaklının kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Kötü niyet; bile bile haksız takip başlatma veya sahte belgeye dayanma gibi ağır kusur hallerinde sübut bulur.

İtirazın İptali Davasında Tahkikat ve Delil Hiyerarşisi

Yargılama sürecinde mahkeme, "takipte dayanılan sebeplerle bağlılık" ilkesini gözetir. Alacaklı, icra takibinde dayanmadığı bir hukuki sebebi veya belgeyi itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanırken kısıtlamalarla karşılaşabilir. Özellikle fatura ve cari hesaba dayalı takiplerde, teslim olgusunun (irsaliye vb.) ispatı davanın kaderini belirler.

Tanıkla İspat Yasağı ve Senetle İspat Zorunluluğu

HMK m. 200 uyarınca, belirli bir tutarın (2026 yılı güncel limitleri dikkate alınarak) üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Borçlu, borcun ödendiğini ancak yazılı belge (makbuz, banka dekontu) ile ispat edebilir. Tanığın dinlenebilmesi için ya karşı tarafın açık rızası ya da HMK m. 202 çerçevesinde bir "delil başlangıcı" bulunmalıdır.

Arabuluculuk Süreci ve Sürelerin Durması

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A uyarınca, arabuluculuğa başvuru anından son tutanağın düzenlendiği ana kadar geçen süre, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerini durdurur. İtirazın iptali davası açmadan önce bu sürenin doğru hesaplanması, davanın süreden reddedilmemesi için hayatidir.

"01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre; MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan... para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında [arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır]."

Kaynak: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A (Değişik: 7445 s.K.)

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Editörün Notu: Arabuluculuk tutanağının aslı veya onaylı sureti dava dilekçesine eklenmelidir; aksi takdirde mahkemece bir haftalık kesin süre verilir ve bu süre içinde eksiklik tamamlanmazsa dava usulden reddedilir.

İcra Takibinin Durması ve İptal Kararının İnfazı

Mahkemece davanın kabulü ve itirazın iptali yönünde verilen karar, tefhim veya tebliğ ile birlikte takip üzerindeki "durma" etkisini ortadan kaldırır. Alacaklı, bu kararı (ilamı) icra dosyasına sunarak haciz işlemlerine devam edilmesini talep eder. Eğer mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmişse, bu tazminat da aynı dosya üzerinden tahsil edilir. Kararın kesinleşmesi beklenmeden takibe devam edilebilir (bazı istisnai dava türleri hariç).

Adliye Pratiğinde Avukatlar İçin İş Akış Planı

Bir itirazın iptali davası süreci şu adımları izlemelidir: 1. Dosya İnceleme: İcra dosyasındaki itirazın içeriği (yetki, borç, faiz) ve tebliğ tarihinin kontrolü. 2. Arabuluculuk Başvurusu: Ticari veya iş hukuku kaynaklı ise zorunlu arabuluculuk sürecinin işletilmesi. 3. Dava Dilekçesi Hazırlığı: Takip talebiyle uyumlu, alacağın likitliğini vurgulayan ve icra inkar tazminatı talepli dilekçenin hazırlanması. 4. Delil Listesi: Ticari defterler, faturalar, banka kayıtları ve bilirkişi incelemesi taleplerinin netleştirilmesi. 5. Ön İnceleme ve Tahkikat: Mahkemenin görev/yetki itirazlarını karara bağlaması ve esasa geçilmesi. 6. İnfaz: Kararın icra müdürlüğüne sunularak takibin canlandırılması.

Hukuki işlem dosyaları ve profesyonel çalışma alanı.

Sıkça Sorulan Sorular

İtirazın iptali davası açmak için icra takibinde ödeme emrinin kesinleşmesi şart mıdır?

Hayır, aksine bu davanın açılabilmesi için borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz ederek takibi durdurmuş olması gerekir. Takip kesinleşmişse (itiraz edilmemişse), zaten itirazın iptali davası açılmasına gerek ve hukuki yarar yoktur; alacaklı doğrudan haciz isteyebilir.

Borçlu sadece faize itiraz etmişse dava nasıl açılmalıdır?

Borçlu asıl alacağı kabul edip sadece faiz oranına veya miktarına itiraz etmişse, dava sadece itiraz edilen faiz kısmı için açılır. Asıl alacak kısmı kesinleştiği için o miktar üzerinden doğrudan haciz işlemleri yürütülebilir.

İcra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenmiş olması bu davaya engel midir?

İcra mahkemesinde itirazın kaldırılması (İİK m. 68) talebinin reddedilmiş olması, genel mahkemede itirazın iptali davası açılmasına engel değildir. Ancak itirazın iptali davası derdestken, aynı alacak için itirazın kaldırılması yoluna başvurulamaz; zira itirazın iptali davası daha kapsamlı ve maddi anlamda kesin hüküm doğuran bir yoldur.

İtirazın iptali davasında yetki sözleşmesi borçluyu ne zaman bağlamaz?

Eğer borçlu bir tüketici ise ve sözleşme bir "tüketici işlemi" ise, 6502 sayılı Kanun gereği yetki sözleşmesi tüketici aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz. Ayrıca, tacir olmayan şahıslar arasındaki sözleşmelerde HMK m. 17 anlamında münhasır yetki sözleşmesi yapılamaz.

Kaynakça

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
  • T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/173 E., 2024/618 K.
  • T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/120 E., 2024/472 K.
  • T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/252 E., 2024/400 K.
  • T.C. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/571 E., 2023/514 K.

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut bir uyuşmazlığa doğrudan uygulanması halinde farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. İçerik, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin bir hukuk profesyoneli eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Borçlar Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: