ictihat

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

# T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/173 Esas KARAR NO :2024/618 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:20/03/2024 KARAR TARİHİ:10/09/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Banka tarafından ... ... Mim. İnş. Taah. Ve Tic. A.Ş. lehine ve diğer borçlular ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile Genel Kredi Sözleşmesine istinaden krediler tesis edilerek kullandırıldığını, kredi borcunun geri ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek, .... Noterliğinden 24/01/2019 tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarname keşide edildiğini ve işbu ihtarnamenin borçluların Genel Kredi Sözleşmelerinde yazılı adreslerine gönderildiğini, borcun yine ödenmemesi üzerine, asıl borçlu şirket ve müteselsil kefiller hakkında .... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasından ilamsız haciz yolu ile takibe geçildiğini, ancak davalı borçlular tarafından ilâmsız takipte borca, faize ve tüm ferilerine ve yetkiye itiraz edilmiş bulunulduğundan haklarındaki takibin durduğunu belirterek, davalı borçluların .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takibimize yaptıkları haksız ve dayanaksız itirazlarının iptaline ve takibin aynı koşullarla devamına karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, davalıların %20'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, HMK. 329. Maddesi gereği kötü niyetli davalılar hakkında disiplin para cezası takdirine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. S A V U N M A / Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Tüm müvekkillerinin adresi İstanbul Anadolu yakasında olduğunu, hem yetkili icra müdürlüğü, hem de itirazın iptaline bakmaya yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle öncelikle yetki itirazının karara bağlanmasını, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep ettiklerini, davacı vekili her ne kadar genel kredi sözleşmesinde yetki hükmünün olduğunu belirtse de, genel kredi sözleşmelerinin tek taraflı sözleşme olması ve hükümleri açısından genel işlem şartları taşıması, dolayısıyla müzakereye açık olmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, bunun yanında, şahıs olan müvekkillerinin genel kredi sözleşmesindeki kefaletten döndüklerini ve artık sözleşme onlar açısından bağlayıcılığını kaybettiğini, bu nedenle yetki sözleşmesi de geçersiz veya iptal olduğunu, bu nedenle yetki itirazının kabulünü talep ettiklerini, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, huzurdaki dava 1 yıllık zamanaşımı / hak düşürücü süre içinde açılmamış olduğundan davanın esasa girmeden önce, 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmamış olması nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, eğer istenecek bir alacak varsa da bu alacağın sahibi de ... olduğunu, bu nedenle davacı kredi borcunu ...' den tahsil ettiğinden, müvekkiline yönelteceği bir alacağı kalmadığından hem talebinin reddini, hem de bu alacak artık ...' ye geçtiğinden aktif husumeti sona erdiğinden, davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davanın hem usulden hem de esastan reddi gerekmekte olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddini, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E / Dava; Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerden doğan alacakların tahsili amacıyla, davacı şirket tarafından, davalılara karşı, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası kayıtları, dava ve takip konusu kredilere ilişkin tüm kayıt ve belgeler dosyamız arasına alınmış, incelenmiştir. Dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerden doğan alacakların tahsili amacıyla, davacı şirket tarafından, davalılara karşı, 85.921,42 TL toplam alacak üzerinden 30/04/2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, davalı borçlular ... Şirketi'nin 20/05/2019 tarihinde, davalı borçlu ... 31/05/2019 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Davalı taraflarca, aktif ve pasif husumete, icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine, hak düşürücü süreye itiraz edilmiş, ayrıca zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. Davalı taraflar aktif husumet itirazında bulunmuş ise de, davacı bankanın davalılardan olan alacaklarının ... tarafından ödenmiş ise de, davacı bankanın ... adına davalı kredi borçlularına karşı takip yapma ve dava açma yetkisi bulunduğundan, davalı tarafların bu itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı taraflar pasif husumet itirazında bulunmuş ise de, davalı tarafların sözleşmelerdeki imzalarına bir itirazlarının olmadığı, bu kapsamda sonradan kefaletin sonlandırıldığından bahisle husumet yöneltilemeyeceği yönünde yapılan itirazların yerinde olmadığı değerlendirilerek, davalı tarafların bu itirazının da reddine karar verilmiştir. Davalı taraflar icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine itirazda bulunmuşlar ise de, taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi'nin X- Diğer Hükümler Başlıklı kısmının 3 nolu maddesinde yetki şartının düzenlendiği bu yetki şartında İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı, yetki şartının geçerli olduğu ve tüm davalı borçluları bağladığı değerlendirilmekle, davalı tarafların icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yapmış olduğu itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince, davalılar tarafından dava konusu icra takibine vaki itirazların haksız olduğu savunularak davalı borçlu tarafların icra takibine vaki itirazlarının iptali talep edilmiştir. Dava itirazın iptali davası olup, davalılar vekilince, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı savunulmuştur. İtirazın iptali davası İİK 67. maddesinde düzenlenmiş olup, takibin devamını amaçladığından takibe ve itiraza sıkı sıkıya bağlıdır. İtirazın iptali davasının şartları; 1-) Geçerli bir takip bulunması, 2-) Süresinde ödeme emrine itiraz edilmesi ve 3-)1yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılması (itirazın tebliğinden itibaren) şeklindedir. İtirazın iptali davasında usule ilişkin veya esasa ilişkin nihai kararlar verilebilmektedir. Usule ilişkin nihai kararlar dava şartı noksanlığı durumunda verilen kararlar olup, süresinde ödeme emrine itiraz edilmemiş olması, itirazın davadan önce geri alınmış olması, davadan önce borcun tamamen ödenmiş olması, hak düşürücü sürede dava açılmaması ve geçerli takibin bulunmaması durumlarında verilecektir. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 67/1 maddesine göre, Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Maddede gösterilmiş olan bir yıllık süre, hak düşürücü süredir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın, borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur. Süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline Kanun’un 62/2. maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar. 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre ; MADDE 5/A- (1) "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Yine 05/04/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiş, 7445 Sayılı Kanunun 43/1-a maddesiyle, bu Kanunun 31. maddesinin 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılmıştır. Bu yasal düzenlemelere göre, itirazın iptali davalarında, 01.01.2019 tarihinden arabuluculuğa başvuru zorunlu hale, yani dava şartı haline getirilmiştir Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davaya konu takibe davalı/borçlular tarafından 20/05/2019 ve 31/05/2019 tarihlerinde itiraz edildiği, itirazın davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, davacı tarafından 13/02/2020 tarihinde itirazın iptali davası ikame etmek amacıyla arabuluculuğa başvurulduğu, arabuluculuk tutanakların davacı ve davalılar vekilleri tarafından imzalandığı, arabuluculuk sürecinin 06/03/2020 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığı, davalı/borçluların itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ olunmadığından, davacının borca itirazdan haberdar olduğu tarihin arabuluculuğa başvuru tarihi olarak kabul etmek gerektiği, itirazın iptali davası açmak için dava şartı olarak öngörülen arabuluculuğa başvuru yapılmasına rağmen davacı alacaklıya tebligat yapılmadığından itirazdan haberdar olmadığı gibi bir değerlendirmenin TMK'nın 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, arabuluculuğa başvurunun, dava açmak için kanunda öngörülmüş süreleri durdurduğu, arabuluculuk sürecinde geçen sürenin itirazdan haberdar olma ile başlayan bir yıllık sürenin sonuna eklenmesi gerektiği, somut olayda davacının borca itirazı öğrendiği tarih 13.02.2020 olarak kabul edildiğinde, dava açmak için başlayan sürenin durduğu, itirazın iptali davası açması amacıyla kanunda öngörülen hakdüşürücü sürenin arabuluculuk sürecinin sona erdiği 06/03/2020 tarihinden itibaren yeniden başladığı, iş bu davanın ise arabuluculukta geçen 21 günlük süre hariç görüşmelerin sona erdiği 06/03/2020 tarihinden yaklaşık 4 yıl sonra 20/03/2024 tarihinde ikame edildiği anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak, hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir. Bu kapsamda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı Tarafça Açılan Davanın Hakdüşürücü Süre Yönünden REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.037,72-TL harçtan mahsubu ile bakiye 610,12‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalılar tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davalı taraflar kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk giderinin, davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/09/2024 Katip ...  e-imzalıdır Hakim ...  e-imzalıdır