
CMK 133 Kapsamında Şirket Yönetimine Kayyım Tayini ve Adliye Pratiğinde Uygulama Esasları
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133 uyarınca şirket yönetimi için kayyım tayini, kuvvetli suç şüphesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunluluğu kümülatif şartlarına bağlı bir koruma tedbiridir. Katalog suçlarla sınırlı bu müdahalede ispat yükü iddiada olup, yönetim yetkilerinin devri veya kısıtlanması mülkiyet hakkı ve teşebbüs hürriyeti ekseninde sıkı bir yargısal denetime tabidir.
CMK 133 Uyarınca Şirket Yönetimine Kayyım Atanmasının Hukuki Mahiyeti
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 133 kapsamında düzenlenen şirket yönetimi için kayyım tayini, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde başvurulan ağır bir koruma tedbiridir. Bu tedbir, şirketin suç mahalli veya suçun aracı haline gelmesini engellemek ve maddi gerçeğe ulaşmak amacı taşır. Tedbirin uygulanabilmesi için suçun şirket faaliyeti kapsamında işlenmesi ve kayyım atamasının maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için "gerekli" olması şarttır.
Uygulamada bu tedbir, mülkiyet hakkına ve teşebbüs hürriyetine doğrudan müdahale teşkil ettiği için ölçülülük ilkesi dairesinde değerlendirilir. Kayyım tayini kararı, yönetim organının yetkilerinin tamamen devrini kapsayabileceği gibi, kararların kayyım onayına bağlanması şeklinde daha hafif bir müdahale olarak da tezahür edebilir. Kararın içeriğinde yetki sınırlarının açıkça belirtilmesi, hukuk güvenliği açısından zorunluluktur.
"Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133/1
Kayyım Tayini İçin Aranan Maddi ve Şekli Şartlar
CMK 133 kapsamında bir şirkete kayyım atanabilmesi için kanun koyucu hem maddi hem de usuli anlamda sıkı şartlar öngörmüştür. Bu şartların eksikliği, yapılan atamanın hukuka aykırı hale gelmesine ve ileride tazminat sorumluluğuna yol açar.
Kuvvetli Şüphe ve Şirket Faaliyeti İlişkisi
Tedbirin uygulanması için ilk şart, suçun şirketin "faaliyeti çerçevesinde" işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunmasıdır. Şirket ortağının veya yöneticisinin şahsi suçları, şirket kaynakları veya organizasyonu kullanılmadığı sürece bu madde kapsamında kayyım atamasına gerekçe oluşturmaz. Kuvvetli şüphe, somut delillere dayalı, mahkûmiyet ihtimalinin beraat ihtimalinden yüksek görüldüğü bir yoğunluğu ifade eder.
Maddi Gerçeğin Ortaya Çıkarılması İçin Gereklilik
Yalnızca suç şüphesinin varlığı yeterli değildir; kayyım atamasının soruşturma veya kovuşturmanın selameti için vazgeçilmez bir araç olması gerekir. Eğer delillerin toplanması, defterlerin incelenmesi veya varlıkların korunması kayyım atanmadan da mümkünse, "gereklilik" şartı gerçekleşmemiş sayılır. Bu durum, doktrinde "son çare" (ultima ratio) prensibi olarak adlandırılmakta olup, daha hafif bir tedbirle sonuç alınabiliyorsa kayyım atanamayacağını amirdir.
Kayyım Atanabilecek Katalog Suçların Sınırlandırılması
CMK 133/4 maddesi, şirket yönetimine kayyım atanabilecek suçları tahdidi (sınırlı) olarak saymıştır. Bu listenin dışında kalan suçlar sebebiyle, suç ne kadar ağır olursa olsun bu madde uyarınca kayyım tayin edilmesi mümkün değildir.
Türk Ceza Kanunu Kapsamındaki Katalog Suçlar
Katalogda yer alan suçlar genellikle örgütlü veya ticari niteliği baskın suçlardır. Göçmen kaçakçılığı (m. 79), uyuşturucu madde imal ve ticareti (m. 188), parada sahtecilik (m. 197), zimmet (m. 247), suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (m. 282) ve silahlı örgüt (m. 314) bu suçların başında gelir. Özellikle terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarında, şirketin örgüt finansmanında kullanıldığı iddiası sıklıkla kayyım tayini taleplerine konu olmaktadır.
Özel Kanunlarda Düzenlenen Suçlar
Katalog sadece TCK ile sınırlı değildir. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında silah kaçakçılığı, Bankacılık Kanunu m. 22/3-4 uyarınca zimmet, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'ndaki hapis cezası gerektiren suçlar ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'ndaki belirli suçlar da şirket yönetimine müdahaleyi mümkün kılan yasal zeminler arasındadır.
"Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir. a) Türk Ceza Kanununda yer alan, 1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, 2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, 3. Parada sahtecilik... 6. Zimmet, 7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, 8. Silahlı örgüt veya bu örgütlere silah sağlama..."
Kaynak: T.C. Konya Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: Belirtilmemiş - Karar No: Belirtilmemiş (CMK 133 Atfı)
Karar Merci ve Usul: Sulh Ceza Hakimliği ve Mahkeme Yetkisi
CMK 133 uyarınca kayyım atama yetkisi, yargılamanın hangi aşamada olduğuna göre değişiklik gösterir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Hâkimliği, kovuşturma aşamasında ise davaya bakan mahkeme (Asliye veya Ağır Ceza) bu kararı verir.
Soruşturma Aşamasındaki Usul İşlemleri
Soruşturma evresinde savcılık, şirketin suçtaki rolünü ve kayyım atanmasının zorunluluğunu gerekçelendirerek Sulh Ceza Hâkimliğine başvurur. Hâkim, dosya üzerindeki incelemesini kural olarak evrak üzerinden yapar ancak mülkiyet hakkına müdahalenin ağırlığı göz önüne alındığında, savunma hakkının kısıtlanmaması adına tarafların dinlenmesi veya yazılı görüş alınması adliye pratiğinde isabetli bir yöntemdir.
İlan ve Tescil Zorunluluğu
Kayyım tayinine ilişkin karar, sadece tarafları değil, şirketle ticari ilişki içinde olan üçüncü kişileri de ilgilendirir. Bu nedenle CMK 133/1 uyarınca kararın Ticaret Sicili Gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan edilmesi yasal zorunluluktur. İlan, kayyımın temsil yetkisinin dış dünyaya karşı hüküm doğurması ve iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması açısından kritik önemdedir.
Kayyımın Yetki Sınırları ve Görev Tanımı
Atama kararında kayyımın yetkileri kristalize edilmelidir. Kanun, iki temel model öngörmüştür: Yönetim organının kararlarının onaya tabi tutulması (denetim kayyımı) veya yönetim organının tüm yetkilerinin kayyıma devredilmesi (yönetim kayyımı).
Yönetim Organının Yetkilerinin Devri
Eğer mevcut yönetimin görevine devam etmesi maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyecekse, mahkeme yönetim organının tüm yetkilerini kayyıma verebilir. Bu durumda kayyım, Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre yönetim kurulunun veya müdürlerin tüm yetkilerini haiz olur. Kararda ayrıca ortaklık payları veya menkul kıymetlerin idare yetkisinin de verildiği açıkça belirtilebilir.
Onay Mekanizması ve Sınırlı Yetki
Daha az müdahaleci bir yöntem olarak, mevcut yönetimin görevde kalması ancak alacakları kararların veya yapacakları işlemlerin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlanması kararlaştırılabilir. Bu modelde kayyım, bir denetim mekanizması işlevi görür. Şirketin ticari devamlılığının korunması ve suçla ilgisi olmayan faaliyetlerin aksamaması adına bu yöntemin öncelikle değerlendirilmesi hukuki bir gerekliliktir.
Kayyım Ücreti ve Masrafların Karşılanma Usulü
Kayyım için takdir edilen ücretin ve yönetim giderlerinin hangi bütçeden karşılanacağı CMK 133/2 maddesinde netleştirilmiştir. Bu düzenleme, hem şirketin mali yükünü hem de suçsuzluk karinesi çerçevesinde devletin sorumluluğunu dengeler.
Şirket Bütçesinden Karşılama Kuralı
Hâkim veya mahkeme tarafından belirlenen kayyım ücreti, kural olarak şirketin kendi bütçesinden ödenir. Kayyımın şirket işlerini yürütürken yaptığı zorunlu masraflar da şirket varlıklarından karşılanır. Ancak bu durum, şirketin nakit akışını bozacak veya faaliyetini durma noktasına getirecek düzeyde olmamalıdır.
Beraat ve KYOK Halinde Devletin Sorumluluğu
Yargılama sonucunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi veya soruşturma evresinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) alınması halinde, şirket bütçesinden ödenen kayyım ücretlerinin tamamı, kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. Bu düzenleme, haksız yere uygulanan koruma tedbiri nedeniyle şirketin uğradığı zararın tazmini mahiyetindedir.
"Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133/2
Ortaklık Paylarının Devir ve Temlik Yasağı
Kayyım atanan şirketlerde, şüpheli ortakların malvarlığı değerlerini kaçırmasını önlemek amacıyla ortaklık payları üzerinde tasarruf kısıtlaması uygulanır. Bu kısıtlama, 7085 sayılı Kanun m. 7/2 ile perçinlenmiştir.
Şüpheli Ortakların Paylarına Yönelik Kısıtlama
Soruşturma kapsamındaki şüpheli ortaklar ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan ortaklara ait paylar, soruşturma ve kovuşturma süresince devir ve temlik edilemez. Bu yasak, kesin hüküm verilinceye kadar devam eder. Uygulamada bu şerh, Ticaret Sicil Müdürlüğü nevi şahsında şirket pay defterine ve ilgili sicillere işlenir.
Üçüncü Kişi Ortakların Durumu
Suçla veya soruşturmayla ilgisi bulunmayan ortakların payları üzerinde kural olarak bu tür bir kısıtlama uygulanmamalıdır. Ancak şirketin bütününe kayyım atanmış olması, payların devrini fiilen zorlaştırabilir. Bu noktada mülkiyet hakkının ihlal edilmemesi için pay devri yasağının sadece şüpheli şahıslarla sınırlı tutulması hakkaniyet gereğidir.
"Kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları, soruşturma ve davaların açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devir ve temlik edilemez."
Kaynak: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Esas No: 2020/7389 - Karar No: 2022/3165
Kayyım İşlemlerine Karşı Hukuki Başvuru Yolları
Kayyımın aldığı kararlar veya yaptığı işlemler her zaman hukuka uygun olmayabilir. İlgililerin (ortaklar, yöneticiler, alacaklılar) bu işlemlere karşı yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır.
TMK ve TTK Hükümlerine Göre Başvuru
CMK 133/3 uyarınca, kayyımın işlemlerine karşı ilgililer, görevli mahkemeye Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler. Örneğin, kayyımın şirketin varlıklarını piyasa değerinin altında satması veya basiretli bir tüccar gibi davranmaması halinde, sulh hukuk mahkemesinden müdahale istenebilir veya genel kurul kararlarının iptali yoluna gidilebilir.
İdari Yargı ve Adli Yargı Ayrımı
Kayyımın işlemleri bazen idari bir nitelik de taşıyabilir (özellikle TMSF'nin kayyım olduğu hallerde). Ancak genel kural, kayyımın şirket organı gibi hareket etmesi sebebiyle uyuşmazlıkların adli yargıda, özellikle Asliye Ticaret Mahkemelerinde veya denetim makamı olan Sulh Hukuk Mahkemelerinde çözülmesidir.
Tazminat Sorumluluğu ve Devlet Aleyhine Açılan Davalar
Kayyımların görevlerini ifa ederken kusurlu hareketleriyle verdikleri zararlardan dolayı doğrudan şahsi sorumluluklarına gidilemez. Kanun koyucu, yargısal bir faaliyet yürüten kayyımlar için özel bir koruma zırhı öngörmüştür.
CMK 142-144 Kapsamında Devletin Sorumluluğu
CMK 133/5 uyarınca, atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı açılacak tazminat davaları, Devlet aleyhine açılır. Bu davalarda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Zarara uğrayan kişi, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat usulünü işletmek zorundadır.
Devletin Kayyıma Rücu Hakkı
Devlet, haksız veya hukuka aykırı işlem yapan kayyım nedeniyle ödediği tazminatı, görevini kötüye kullanan kayyıma rücu edebilir. Rücu davası, tazminatın ödenmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu mekanizma, kayyımın keyfi davranmasını engelleyen bir otokontrol sistemidir.
"Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder."
Kaynak: T.C. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: Belirtilmemiş - Karar No: Belirtilmemiş (Gerekçeli Karar Atfı)
Görevli Mahkeme ve Yetki Karmaşasının Çözümü
Adliye pratiğinde en çok karşılaşılan sorunlardan biri, kayyım tayini veya kayyımın yetkilerine ilişkin uyuşmazlıklarda hangi mahkemenin görevli olduğudur. Ceza mahkemeleri ile hukuk mahkemeleri arasındaki görev ayrımı dikkatle analiz edilmelidir.
Ceza Mahkemelerinin Müdahale Sınırı
Ceza mahkemesi (veya Sulh Ceza Hakimliği), sadece ceza yargılamasının amaçları doğrultusunda kayyım atar veya bu kayyımlığı sonlandırır. Şirketin iç işleyişine, genel kurulun toplanmasına veya pay sahipliği haklarının özüne ilişkin "hukuki" nitelikteki tespitler ceza mahkemesinin görev alanına girmez.
Asliye Ticaret Mahkemelerinin Rolü
Özellikle bir şirketin bir kısmına veya sadece bazı ortakların paylarına kayyım atandığı hallerde, şirketin bütününe yönelik yönetim/denetim ihtiyacının tespiti Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevindedir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere, kayyımlığın niteliğinin (pay kayyımlığı mı yönetim kayyımlığı mı) tespiti ticaret mahkemesinden istenebilir.
"...şirketin bütünü hakkındaki kayyımlığın niteliğinin ne olduğunun (Yönetim/Denetim Kayyımlığı) tespitine ilişkin kararın, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesine ait olacağını..."
Kaynak: T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi - Esas No: Belirtilmemiş - Karar No: Belirtilmemiş
Belgeyi Gör: T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Olağanüstü Hal Dönemi ve TMSF Kayyımlığı
Terör örgütleriyle iltisaklı olduğu iddiasıyla kayyım atanan şirketlerde, 674 ve 6758 sayılı Kanunlar ile özel bir rejim ihdas edilmiştir. Bu durumda kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilmektedir.
TMSF'nin Yetki ve Sorumlulukları
TMSF, kayyım olarak atandığı şirketlerde sadece yönetim yetkilerini değil, aynı zamanda satış ve tasfiye yetkilerini de belirli şartlar altında kullanabilir. Bu süreçte Bankacılık Kanunu hükümleri kıyasen uygulanır. TMSF kayyımlığı, klasik CMK 133 kayyımlığından daha geniş yetkilerle donatılmıştır ve idari bir vesayet denetimi altındadır.
İdari Yargı Yolu Tartışması
TMSF'nin kayyım olarak yaptığı işlemlerin bir kısmı "idari işlem" mahiyetinde görülebilmektedir. Ancak kural olarak şirketin ticari hayatına ilişkin işlemler adli yargıya tabidir. İptal davaları ve tam yargı davaları arasındaki ayrım, işlemin kaynağına ve niteliğine göre belirlenir.
Kayyımlığın Sona Ermesi ve İade Süreci
Kayyım tayini bir koruma tedbiri olduğu için, bu tedbirin dayandığı nedenler ortadan kalktığında kaldırılması gerekir. Tedbirin devamının gerekip gerekmediği, yargılamanın her aşamasında re'sen veya talep üzerine incelenmelidir.
KYOK veya Beraat Sonrası Prosedür
Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya mahkemece beraat kararı verilmesi halinde, kayyım tayini kararı kendiliğinden veya kararla birlikte kalkar. Şirket yönetimi eski sahiplerine iade edilir. Bu aşamada, kayyım tarafından yapılan harcamaların ve ödenen ücretlerin devletten tahsili için gerekli başvurular yapılmalıdır.
Görevli Merci Sorunu
Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararlarında tartışıldığı üzere, soruşturmanın KYOK ile sonuçlanması halinde kayyım atama kararının hangi merci tarafından sonlandırılacağı önemlidir. Kural olarak kararı veren merci, şartların ortadan kalkmasıyla kaldırma yetkisine de sahiptir.
"...şirket yönetimi için kayyım atama kararının, soruşturmanın kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ile tamamlanması durumunda hangi mercii tarafından sonlandırılacağına dairdir."
Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/5333 - Karar No: 2018/5602
Adliye Pratiğinde Kayyım Süreç Yönetimi
Kayyım atanan bir şirketin hukuki süreçlerini yönetirken aşağıdaki usul adımları ve dikkat edilmesi gereken noktalar stratejik öneme sahiptir:
| İşlem Adımı | İlgili Merci | Dayanak Mevzuat | Pratik Not |
|---|---|---|---|
| Kayyım Atama Talebi | C. Başsavcılığı | CMK m. 133/1 | Katalog suç ve gereklilik ispatlanmalı. |
| Tedbir Kararı | Sulh Ceza Hakimliği | CMK m. 133/1 | Yetki sınırları açıkça yazılmalı. |
| İlan ve Tescil | Ticaret Sicil Md. | CMK m. 133/1 | 3. kişilere karşı hüküm doğurması için şart. |
| Ücret Belirleme | Karar Veren Hakimlik | CMK m. 133/2 | Şirket bütçesi ve iş hacmiyle orantılı olmalı. |
| İşlemlere İtiraz | Asliye Ticaret / Sulh Hukuk | CMK m. 133/3 | TTK ve TMK hükümleri işletilmeli. |
| Tazminat Davası | Ağır Ceza Mahkemesi | CMK m. 142-144 | Devlet aleyhine, kayyım işleminden zarar doğmalı. |
Sıkça Sorulan Sorular
1. Kayyım atama kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulabilir? Kayyım atama kararı bir koruma tedbiri kararı olduğuna göre, CMK m. 267 ve devamı uyarınca itiraz kanun yolu açıktır. İtiraz, kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde, kararı veren hâkimliğin yargı çevresi içerisindeki bir üst numaralı Sulh Ceza Hâkimliğine veya Ağır Ceza Mahkemesine yapılır.
2. Şirket ortağının şahsi borcu için CMK 133 uyarınca kayyım atanabilir mi? Hayır. CMK 133, suçun "şirket faaliyeti çerçevesinde" işlenmesi şartına bağlıdır. Ortağın şahsi borçları veya şahsi suçları (katalog dışı) için ancak İcra ve İflas Kanunu veya TMK hükümleri uyarınca kayyım veya haciz işlemleri söz konusu olabilir.
3. Kayyım atanan bir şirkette genel kurul toplanabilir mi? Eğer mahkeme kararında aksine bir hüküm yoksa ve kayyım yönetim organının tüm yetkilerini devralmışsa, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi kayyıma geçer. Ancak pay sahiplerinin mülkiyet haklarından kaynaklanan genel kurul iradesi tamamen yok edilemez. Kayyımın sebepsiz yere genel kurulu toplamaması halinde TMK m. 133/3 uyarınca ticaret mahkemesinden izin istenebilir.
4. Kayyım ücreti şirket bütçesinden karşılanamazsa ne olur? Şirketin maddi durumunun kayyım ücretini karşılamaya yetmediği hallerde, bu durumun hakimlikçe tespit edilmesi gerekir. Uygulamada, şirketin faaliyetinin devamında kamu yararı varsa veya maddi gerçeğin ortaya çıkması için tedbir elzemse, ücretin geçici olarak hazineden karşılanması veya tedbirin ölçüsüzlük nedeniyle kaldırılması gündeme gelebilir.
Editörün Notu: CMK 133 uygulamalarında en kritik nokta, kayyımın "yönetici" sıfatıyla "soruşturma yardımcısı" sıfatı arasındaki dengedir. Kayyım, şirketi kâr ettirmekle değil, suç delillerini korumak ve yasal işleyişi sürdürmekle mükelleftir. Bu sınırın aşılması, ağır tazminat yükümlülüklerini beraberinde getirir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.
- 7085 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7389 E., 2022/3165 K.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2018/5333 E., 2018/5602 K.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2021/4769 E., 2022/6823 K.
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Kararları.
Yasal Uyarı: Bu metin, CMK 133 ve ilgili mevzuat üzerine teknik bir inceleme olup, genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olayın kendine özgü koşulları, delil durumu ve yargısal süreçleri farklılık gösterebilir. Bu içerik hukuki danışmanlık yerine geçmez; hak kayıplarının önlenmesi için profesyonel destek alınması önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.