
CMK Madde 155 Kapsamında Kanunî Temsilci ve Eşin Duruşmaya Katılım Hakları
5271 sayılı CMK'nın 155. maddesi, kanunî temsilciye bildirim zorunluluğu getirirken eşin tebligatsız katılımına imkan tanıyarak savunma hakkını genişletmektedir. Bu usul kuralı, adil yargılanma hakkı ve duruşmada hazır bulunma ilkesiyle doğrudan bağlantılı olup ihlali durumunda mutlak bozma nedenleri gündeme gelebilmektedir.
CMK 155 Uyarınca Duruşma Bildirimi ve Katılım Rejimi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 155. maddesi, sanığın savunma haklarını destekleyici mahiyette, kanunî temsilci ve eşin duruşmada hazır bulunma haklarını özel olarak düzenlemiştir. Bu düzenleme uyarınca sanığın kanunî temsilcisine duruşma gün ve saatinin bildirilmesi yasal bir zorunluluktur. Kanun koyucu, kanunî temsilcinin duruşmaya kabul edilmesini ve istemi halinde dinlenmesini sanığın savunma stratejisinin bir parçası olarak kabul etmiştir.
Duruşma bildiriminin yapılması, temsilcinin yargılama sürecine vakıf olmasını ve sanığın menfaatlerini korumasını amaçlar. Özellikle sanığın kısıtlı veya küçük olduğu hallerde, kanunî temsilcinin duruşmaya katılımı sadece bir hak değil, aynı zamanda usul hukuku açısından davanın seyrini etkileyen bir unsurdur. Sanığın eşi bakımından ise tebligat zorunluluğu öngörülmemiş; ancak eşin duruşmaya katılım talebinin reddedilemeyeceği esası benimsenmiştir. Bu ayrım, temsil yetkisinden kaynaklanan hukuki sorumluluk ile ailevi bağlardan doğan savunma desteği arasındaki farkı yansıtır.
Kanunî Temsilcinin Tebligat ve Dinlenme Usulü
Sanığın kanunî temsilcisine yapılacak bildirim, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde icra edilmelidir. CMK 155/1 uyarınca yapılacak bu bildirim, duruşma gün ve saatinin temsilciye resmen duyurulmasını ifade eder. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilir. Temsilci duruşmaya geldiğinde, mahkeme tarafından duruşmaya kabul edilmek zorundadır.
Temsilcinin dinlenmesi ise "istem" şartına bağlanmıştır. Temsilci, sanığın lehine veya aleyhine olabilecek hususlarda beyanda bulunmak üzere dinlenilmeyi talep edebilir. Mahkeme bu talebi kural olarak kabul etmelidir. Ancak temsilcinin tanık sıfatıyla dinlenmesi halinde, CMK'nın tanıklıktan çekinme haklarına ilişkin hükümleri (Madde 45 vd.) saklıdır. Uygulamada, kanunî temsilcinin beyanlarının sanığın sorgusundan önce mi yoksa sonra mı alınacağı hususu, delil ikame sırasına göre mahkemece takdir edilir.
"Sanığın kanunî temsilcisine duruşma gün ve saati bildirilir ve duruşmaya kabul edilerek istemi üzerine dinlenebilir. Sanığın eşi hakkında da tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmü uygulanır."
Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 155
Sanığın Eşi Bakımından Tebligatsız Katılım Esasları
CMK 155/2 maddesi, sanığın eşine duruşma gününün tebliğ edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır. Ancak bu durum, eşin duruşmaya katılma hakkının olmadığı anlamına gelmez. Eş, duruşma gününü haricen öğrenmişse veya duruşma salonunda hazır bulunuyorsa, sanığın kanunî temsilcisiyle aynı haklara sahip olur. Yani eş de duruşmaya kabul edilir ve istemi üzerine dinlenebilir.
Bu düzenleme, usul ekonomisi ve tebligat masraflarının azaltılması amacı güderken, aile birliği içindeki sanığın duygusal ve hukuki desteğe erişimini kolaylaştırmayı hedefler. Eşin duruşmada hazır bulunması, özellikle sanığın tutuklu yargılandığı hallerde psikolojik destek mahiyeti taşıyabileceği gibi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması noktasında sunabileceği bilgilerle yargılamaya katkı sağlayabilir. Editörün Notu: Eşin aynı zamanda davanın mağduru veya şikayetçisi olduğu durumlarda, katılan sıfatıyla sahip olduğu haklar ile CMK 155 kapsamındaki hakları iç içe geçebilir.
Adil Yargılanma ve Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı
Duruşmada hazır bulunma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesi kapsamında düzenlenen adil yargılanma hakkının temel bir bileşenidir. Ceza Genel Kurulu içtihatları, sanığın duruşmada bizzat bulunmasının kural olduğunu, bu hakkın ancak çok sınırlı ve yasal şartların oluştuğu durumlarda kısıtlanabileceğini vurgulamaktadır. Sanığın temsilcisinin duruşmaya katılımı da bu geniş hak kümesinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Mahkemelerin, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkını ihlal ederek gıyabında hüküm kurması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulanmaktadır. Sanığın veya kanunen yanında bulunması gerekenlerin eksikliği, sadece usuli bir hata değil, hükmün güvenilirliğini sarsan bir temel hak ihlalidir.
"Duruşmada hazır bulunma hakkı 'adil yargılanma' kapsamında değerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekli olması halinde istisna olarak uygulanmalıdır. ... 1-) Genel kural sanığın duruşmada hazır bulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ile sınırlandırılabilir. 2-) İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması açık kabulüne dayalı olmalıdır."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2016/639 - Karar No: 2017/339
SEGBİS ile Duruşmaya Katılımda Sanığın Açık Rızası
Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden yapılan yargılamalar, sanığın duruşma salonunda fiziken bulunma kuralının en önemli istisnasıdır. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, özellikle esasa ilişkin delillerin toplandığı ve savunmanın alındığı oturumlarda sanığın SEGBİS ile katılımı için kendisinin "açık rızası" gerekmektedir. Sanığın duruşma salonuna getirilme talebi varken, SEGBİS üzerinden savunma yapmaya zorlanması, duruşmada hazır bulunma hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir.
Editörün Notu: CMK 155 kapsamındaki kanunî temsilci veya eşin de SEGBİS üzerinden duruşmayı izlemesi veya dinlenmesi teknik olarak mümkündür. Ancak bu kişilerin de duruşmanın yüz yüzelik ilkesi çerçevesinde mahkeme huzuruna gelme talepleri varsa, bu talebin makul gerekçeler olmaksızın reddedilmemesi gerekir. Usul ekonomisi, hiçbir zaman savunma hakkının özünü zedeleyecek seviyede uygulanmamalıdır.
Basit Yargılama Usulü ve Lehe Kanun Uygulamasında AYM İptalleri
7188 sayılı Kanun ile hukuk sistemimize giren basit yargılama usulü (CMK m. 251), üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda duruşma açılmaksızın karar verilmesine imkan tanımaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal kararları sonrası, bu usulün uygulanma alanı genişlemiş ve derhal uygulama ilkesi uyarınca sanık lehine sonuç doğuracak şekilde düzenlenmiştir.
Uygulama Notu: Basit yargılama usulünde CMK 155 kapsamındaki bildirimlerin önemi azalmış gibi görünse de, mahkemenin bu usulden vazgeçip genel hükümlere göre duruşma açması durumunda, kanunî temsilciye tebligat yükümlülüğü yeniden canlanır. AYM’nin iptal kararları sonrası, kovuşturma aşamasına geçilmiş dosyalarda bile sanık lehine olan 1/4 oranındaki indirimin uygulanması zorunlu hale gelmiştir.
"Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile '...kovuşturma evresine geçilmiş...' ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan '...basit yargılama usulü...' yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği... iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu... sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK'nın 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca dosyanın 'Basit Yargılama Usulü' yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..."
Kaynak: 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/5190 - Karar No: 2020/11792
Kanunî Temsilci ve Eş Haklarının Karşılaştırmalı Analizi
Aşağıdaki tablo, sanık ile belirli bağları bulunan kişilerin duruşma sürecindeki konumlarını CMK 155 çerçevesinde karşılaştırmaktadır:
| Hak / Yükümlülük | Kanunî Temsilci (CMK 155/1) | Sanığın Eşi (CMK 155/2) |
|---|---|---|
| Duruşma Tebligatı | Zorunlu (Usulüne uygun bildirilmelidir) | Zorunlu Değil (Kendiliğinden katılabilir) |
| Duruşmaya Kabul | Mahkemece kabul edilmek zorundadır | Kabul edilmek zorundadır |
| İstemle Dinlenme | Talep etmesi halinde beyanı alınır | Talep etmesi halinde beyanı alınır |
| Tanıklıktan Çekinme | Temsil olunan aleyhine çekinebilir | Eş sıfatıyla çekinebilir |
| Süreç Bilgisi | Tebligat ile resmiyet kazanır | Haricen veya sanık kanalıyla öğrenir |
İddianamenin Okunması ve Sorgu Sırasındaki Usul Hataları
Duruşmanın hazırlık evresinden kovuşturmaya geçiş aşamasında sanığın haklarının tam olarak korunması, iddianamenin veya iddianame yerine geçen belgenin okunmasına bağlıdır (CMK m. 191). Yargıtay’ın bazı kararlarında, iddianamenin sanığın yüzüne karşı okunmaması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülerek bozma nedeni yapılmıştır. Kanunî temsilcinin duruşmada hazır bulunduğu hallerde, temsilcinin de suçlamanın içeriğine tam olarak vakıf olması sağlanmalıdır.
Buna karşın, bazı karşı oylarda ve Yargıtay kararlarında, sanığın suçlamayı bildiği, haklarının hatırlatıldığı ve savunmasını bu çerçevede yaptığı hallerde iddianamenin kelimesi kelimesine okunmamasının esasa etkili bir aykırılık teşkil etmediği savunulmaktadır. Ancak genel eğilim, CMK 191/3-b bendindeki şekli şartın yerine getirilmesi yönündedir. Sanığın yanında hazır bulunan temsilci veya eş, yargılamanın bu kritik aşamalarına tanıklık ederek usul hatalarına itiraz etme hakkına sahiptir.
"İddianame okunmadan sanığın sorgusunun yapılması suretiyle CMK.nın 191-3-b maddesine aykırılık yapılması... Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden... hükmün... BOZULMASINA..."
Kaynak: (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/6198 - Karar No: 2013/606
Belgeyi Gör: (Kapatılan)14. Ceza Dairesi 2012/6198 E. , 2013/606 K.
Kanunen Hazır Bulunması Gereken Kişilerin Yokluğunda Karar Verilmesi
CMK 289/1-e maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması "hukuka kesin aykırılık" hali olarak düzenlenmiştir. Kanunî temsilcinin katılımı, sanığın hukuki durumuna bağlı olarak (örneğin sanığın akıl hastalığı nedeniyle kısıtlı olması) "mutlaka hazır bulunması gereken kişi" kategorisine girebilir. Böyle bir durumda, temsilciye tebligat yapılmaksızın veya katılımı sağlanmaksızın yargılamaya devam edilmesi, hükmün mutlak surette bozulmasına yol açar.
Uygulama Notu: Müdafiin yokluğunda duruşma yapılması ile kanunî temsilcinin yokluğu arasındaki fark, zorunlu müdafilik durumlarında belirginleşir. Ancak CMK 155, kanunî temsilciye bildirim yapılmasını emredici bir kural olarak koyduğu için, bu kurala uyulmaması her halükarda bir usul hukuku ihlalidir. Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay, bu tür bildirim eksikliklerini titizlikle incelemektedir.
"CMK'nın 289. maddesinin birinci fıkrasının... (e) bendinde yer alan 'Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması'... halleri açısından... SEGBİS kayıtlarının incelenmesinde..."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/54 - Karar No: 2020/428
Duruşma Düzeni ve Ses/Görüntü Kaydı Yasağının Sınırları
Duruşma salonunda bulunan herkes, sanık yakınları da dahil olmak üzere mahkeme başkanının duruşma düzenine ilişkin emirlerine uymakla yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve CMK arasında duruşma düzeni açısından paralellikler mevcuttur. Duruşma sırasında fotoğraf çekilmesi, ses veya görüntü kaydı yapılması kesinlikle yasaktır (HMK m. 153, CMK m. 183).
Kanunî temsilci veya eşin duruşmada bulunma hakkı, mahkemenin düzenini bozma hakkını vermez. Eğer bu kişiler duruşmanın disiplinini bozacak davranışlarda bulunurlarsa, mahkeme başkanı tarafından salondan çıkarılabilirler. Ancak bu çıkarma işlemi, sanığın savunma hakkını telafi edilemez şekilde zedelememelidir. Özellikle temsilcinin salondan çıkarılması durumunda, sanığın haklarının korunması için müdafiin aktif rol alması kritiktir.
Müdafi ile Görüşme Hakkı ve Kısıtlama İstisnaları
Sanığın müdafii ile her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşme hakkı (CMK m. 154), savunma dokunulmazlığının temelidir. Kanunî temsilci, sanığın müdafi seçiminde ve onunla iletişiminde köprü görevi görebilir. Ancak terör suçları veya örgütlü suçlar gibi istisnai durumlarda, müdafi ile görüşme hakkı 24 saat süreyle kısıtlanabilir.
Editörün Notu: CMK 155 kapsamındaki kişiler sanığın müdafii değildir. Bu nedenle müdafi ile sağlanan gizli görüşme imtiyazı, doğrudan kanunî temsilci veya eş için geçerli olmayabilir. İnfaz kurumlarındaki açık ve kapalı görüş usulleri, bu kişilerin sanıkla iletişimini düzenleyen genel kurallara tabidir. Duruşma sırasında ise mahkeme, makul ölçülerde sanığın yakınıyla iletişim kurmasına izin verebilir.
Özel Kanunlarda Kovuşturma Usulü: Noter ve Bankacı Yargılamaları
Bazı meslek grupları için genel muhakeme kurallarına ek veya alternatif özel usuller öngörülmüştür. Örneğin Noterlik Kanunu m. 154 uyarınca noterlerin görev suçlarından dolayı yargılanmaları Ağır Ceza Mahkemeleri nezdinde özel bir prosedüre tabidir. Benzer şekilde Bankacılık Kanunu m. 156 ve devamı maddeleri, finans dünyasındaki kayıt dışı işlemler ve zimmet gibi suçlar için özel yaptırımlar ve soruşturma izinleri öngörür.
Bu özel yargılama usullerinde de CMK 155'in genel hükümleri uygulama alanı bulur. Bir banka yöneticisinin veya noterin yargılandığı davada, sanığın eşinin duruşmada hazır bulunma hakkı saklıdır. Ancak bu davaların bir kısmında duruşmaların gizli yapılmasına karar verilebilir (kamu güvenliği veya bankacılık sırrı gerekçesiyle). Duruşmanın gizli yapıldığı hallerde bile, kanunî temsilcinin katılım hakkının kısıtlanıp kısıtlanmayacağı, mahkemenin gizlilik kararının kapsamına göre değerlendirilir.
Hukuki Dinlenilme Hakkı ve Usul Ekonomisi Dengesi
Yargılamanın her aşamasında, mahkemenin tarafların beyanlarını alması ve delilleri değerlendirmesi gerekir. CMK 155 kapsamındaki "istem üzerine dinlenme" hakkı, hukuki dinlenilme hakkının bir yansımasıdır. Mahkeme, yargılamayı hızlandırmak adına bu beyanları almaktan kaçınamaz. Ancak sunulacak bilgilerin dava ile ilgisiz olduğu durumlarda mahkeme, usul ekonomisi ilkesini gözeterek beyanları sınırlayabilir.
Uygulama Notu: Profesyonel bir savunma stratejisinde, kanunî temsilcinin veya eşin dinlenilmesi sadece formalite olarak görülmemelidir. Bu kişilerin sanığın kişiliği, sosyal durumu ve suç teşkil eden eylem anındaki ruh hali hakkındaki gözlemleri, cezanın bireyselleştirilmesi (TCK m. 62) aşamasında mahkeme üzerinde etkili olabilir. Özellikle alt sınırdan uzaklaşma veya takdiri indirim nedenlerinin uygulanması noktasında bu beyanlar kritik öneme haizdir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sanığın kanunî temsilcisine tebligat yapılmaması bozma nedeni midir? Evet, CMK 155/1 emredici bir hükümdür. Özellikle sanığın çocuk veya kısıtlı olduğu hallerde, temsilciye duruşma günü bildirilmeden yargılamanın sonlandırılması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup Yargıtay tarafından bozma nedeni kabul edilmektedir.
2. Sanığın eşi duruşmada tanıklıktan çekinirse beyanı hükme esas alınabilir mi? Hayır, eşin CMK 45 uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı vardır. Eğer eş bu hakkını kullanırsa, önceki aşamalarda verdiği beyanlar da (sanığın rızası olmadıkça) hükme esas alınamaz. Ancak CMK 155 kapsamındaki genel beyanlar ile tanıklık sıfatı karıştırılmamalıdır.
3. Sanık reşit ise anne ve babasına tebligat yapılması zorunlu mudur? Hayır, sanık reşit ve kısıtlı değilse, anne ve babası "kanunî temsilci" sıfatına haiz değildir. Bu durumda CMK 155/1 uyarınca tebligat zorunluluğu bulunmaz. Ancak bu kişiler duruşmaya gelirse CMK 155/2 delaletiyle duruşmaya kabul edilebilirler.
4. Basit yargılama usulünde kanunî temsilcinin beyanı nasıl alınır? Basit yargılama usulünde duruşma yapılmadığı için beyanlar yazılı olarak sunulur. Mahkeme, iddianameyi sanığa ve varsa kanunî temsilcisine tebliğ ederek beyanlarını sunmaları için 15 günlük süre verir. Temsilci bu süre içinde yazılı beyanını dosyaya sunabilir.
Kaynakça
-
- Ceza Dairesi - Esas No: 2020/5190 - Karar No: 2020/11792
-
- Ceza Dairesi - Esas No: 2020/10106 - Karar No: 2021/1201
- Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2016/639 - Karar No: 2017/339
- Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/54 - Karar No: 2020/428
- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/6198 - Karar No: 2013/606
- Noterlik Kanunu Madde 154, 155
- Bankacılık Kanunu Madde 156
Yasal Uyarı: Bu metin, CMK m. 155 ve ilgili yargısal pratikler üzerine hukuki bir analiz olup genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olayın kendine özgü usuli detayları ve delil durumu farklılık gösterebilir. Profesyonel bir hukuki yardım almadan bu metne dayanarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.