CMK 126 ve Elkoyma Yasakları: Tanıklıktan Çekinme Hakkı Bağlamında Belge Koruması
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 126 ve Elkoyma Yasakları: Tanıklıktan Çekinme Hakkı Bağlamında Belge Koruması

Ceza muhakemesinde CMK 126 kapsamında düzenlenen elkoyma yasakları, tanıklıktan çekinme hakkı ve savunma dokunulmazlığı ekseninde mutlak bir koruma kalkanı oluşturur. İspat hukuku açısından hukuka aykırı delil teşkil eden yasaklı işlemler, yargılamanın sıhhatini ve mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen usulü güvencelerdir.

CMK 126 Kapsamında Elkoyma Yasağının Temel Dayanakları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 126, ceza soruşturması ve kovuşturması evrelerinde devletin müdahale yetkisine getirilmiş hayati bir sınırlamadır. Bu düzenleme, şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişiler arasındaki mektup ve belgelere elkoyulmasını açıkça yasaklamaktadır. Düzenlemenin temel amacı, bireyin en yakınları ve mesleki sırdaşları ile yaptığı iletişimin mahremiyetini korumak ve bu iletişimin bir ceza tehdidi altında araçsallaştırılmasını engellemektir.

CMK m. 126 uyarınca, şüpheli veya sanık ile m. 45 ve 46 uyarınca tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki mektuplara ve belgelere, bu kişilerin zilyetliğinde bulundukları sürece elkonulamaz. Burada dikkat edilmesi gereken husus, korumanın "zilyetlik" kriterine bağlı olmasıdır. Eğer söz konusu belge veya mektup, tanıklıktan çekinme hakkı olmayan bir üçüncü kişinin elindeyse, bu yasak uygulama alanı bulmayacaktır. Adliye pratiğinde sıklıkla karşılaşılan hata, bu korumanın sadece mektuplarla sınırlı olduğunun varsayılmasıdır; oysa kanun "belgeler" (records/documents) ifadesini kullanarak kapsamı oldukça geniş tutmuştur.

"Şüpheli veya sanık ile 45 ve 46 ncı maddelere göre tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki mektuplara ve belgelere; bu kişiler nezdinde bulundukça elkonulamaz. Müdafi ile şüpheli veya sanık arasındaki, müdafiin göreviyle ilgili mektup ve belgeler hakkında da bu hüküm uygulanır."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 126/1

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Tanıklıktan Çekinme Hakkı Sahibi Kişilerle Yapılan Haberleşmenin Korunması

CMK m. 126'nın koruma şemsiyesi altına giren kişiler, CMK m. 45 (akrabalık ilişkisi) ve m. 46 (meslek sırrı) uyarınca belirlenir. Bu kişilerin başında şüphelinin nişanlısı, eşi (boşanmış olsa dahi), altsoyu, üstsoyu ve evlatlıkları gelir. Kanun koyucu, bu kişilerin sadakat yükümlülüğü ile adalet mekanizmasına yardım etme ödevi arasında bir denge kurmuş ve sadakat yükümlülüğünü üstün tutmuştur.

Uygulamada, bu kişilerin zilyetliğinde bulunan mektupların içeriği suçla ilgili olsa dahi, elkoyma yasağı delil yasakları kapsamında değerlendirilir. Tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişinin bu hakkından vazgeçmiş olması, kural olarak elkoyma yasağını ortadan kaldırmaz; zira mektup ve belge üzerindeki hak, gönderici ve alıcı arasında paylaşılan bir mahremiyettir.

Aile Bireyleri ile Yazışmaların Sınırı

Şüphelinin aile bireylerine gönderdiği veya onlardan aldığı mektuplar, kişisel veri koruması ve aile hayatına saygı ilkesinin bir parçasıdır. Eğer bu belgeler bir arama sırasında tanıklıktan çekinebilecek bir yakının evinde bulunursa, kolluk kuvvetlerinin bu belgelere elkoyma yetkisi bulunmamaktadır. Ancak belgenin şüphelinin kendi evinde veya üzerinde bulunması durumunda, CMK 126 koruması (müdafi-müvekkil ilişkisi hariç) devre dışı kalabilir. Bu ince ayrım, savunma stratejisinin belirlenmesinde kritik rol oynar.

Meslek Sırrı ve Teknik Müşavirlik Belgeleri

CMK m. 46 kapsamında yer alan avukatlar, hekimler, diş hekimleri ve eczacılar gibi meslek grupları ile şüpheli arasındaki iletişim de bu madde kapsamında korunur. Meslek sırrı kapsamındaki belgelerin korunması, sadece mektupları değil, teşhis, tedavi ve hukuki danışmanlık süreçlerine ilişkin her türlü not ve dökümanı kapsar. Bu belgelerin hukuka aykırı şekilde dosyaya girmesi, yargılamanın yenilenmesi sebebi dahi olabilir.

Savunma Dokunulmazlığı ve Müdafi-Şüpheli Arasındaki Yazışmaların Mutlak Korunması

Müdafi ile şüpheli arasındaki yazışmalar, CMK 126/1'in ikinci cümlesi uyarınca en üst düzey korumaya sahiptir. Bu belgeler, nerede bulunursa bulunsun (ister müdafiin ofisinde, ister şüphelinin cezaevindeki koğuşunda) elkonulamaz ve incelenemez. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 kapsamında düzenlenen adil yargılanma hakkının ve "müdafi yardımından yararlanma" hakkının bir gereğidir.

Editörün Notu: Müdafi ile yapılan yazışmaların korunması, savunma dokunulmazlığının çekirdeğini oluşturur. Eğer bu belgelere elkoyulursa, savcılık makamı savunmanın stratejisine vakıf olacak ve silahların eşitliği ilkesi ağır biçimde zedelenecektir. Bu nedenle, cezaevi idarelerinin müdafi-müvekkil mektuplarını denetleme yetkisi olsa dahi, bunların içeriğinin bir soruşturma dosyasına delil olarak aktarılması mutlak bir hukuka aykırılıktır.

"Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan müdafii yardımından yararlanmadan vazgeçmenin geçerli ve etkin olabilmesi için her türlü şüpheden uzak bir açıklıkta olması, ayrıca sonuçlarının ağırlığı itibariyle asgari garantileri içermesi, önemli hiçbir kamu menfaatine ters düşmemesi ve vazgeçmenin sonuçlarının makul olarak öngörebileceğinin ortaya konulması gerekir."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/18516 - Karar No: 2022/3663

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2021/18516 E. , 2022/3663 K.

CMK 128 Uyarınca Taşınmaz ve Malvarlığı Değerlerine Elkoymada Somut Delil Kriteri

CMK 126 belgeleri korurken, CMK 128 taşınmazları, hak ve alacakları hedef alır. Ancak m. 128 kapsamında yapılacak bir elkoyma işlemi için "suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe" bulunması ve bu malvarlığının suçtan elde edildiğine dair teknik rapor alınması zorunludur.

CMK 128 kapsamında taşınmaz elkoyma ve somut delil incelemesini temsil eden evraklar.

CMK 128/1 uyarınca yapılacak elkoyma işlemlerinde, özellikle taşınmazlar için ilgili sicile (tapu siciline) şerh verilmesi usulü uygulanır. Bu noktada CMK 126 ile arasındaki temel fark, 126'daki korumanın belgenin içeriği ve iletişim mahremiyeti ile ilgili olması, 128'deki korumanın ise mülkiyet hakkı ve suç gelirlerinin kontrolü ile ilgili olmasıdır.

İşlem Türü Kanuni Dayanak Koruma Amacı Temel Şart
Belge Elkoyma Yasağı CMK m. 126 Haberleşme Hürriyeti / Savunma Hakkı Zilyetlik (Tanıklıktan çekinebilecek kişi)
Malvarlığına Elkoyma CMK m. 128 Suç Geliriyle Mücadele Somut delil ve teknik kurum raporu
Araç Elkoyma CMK m. 127/128 Suçta Kullanılan Eşya İspat değeri veya müsadere ihtimali
İletişimin Denetlenmesi CMK m. 135 Katalog Suç Şüphesi Hâkim kararı ve başka suretle delil elde edilememesi

Elkoyma Yasağına Aykırılığın İspat Hukuku ve Delil Yasakları Açısından Sonuçları

CMK 126'ya aykırı olarak gerçekleştirilen bir elkoyma işlemi, Anayasa m. 38/6 uyarınca "kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgu" niteliğindedir. Bu bulguların delil olarak kabul edilmesi ve hükme esas alınması mümkün değildir. Yargıtay içtihatlarında, usulüne uygun yapılmayan işlemlerin ve yasaklı belgelerin dosyadan ayıklanması gerektiği defaatle vurgulanmıştır.

Haberleşme hürriyeti ve elkoyma yasaklarını temsil eden mühürlü zarf ve büyüteç.

Özellikle uyuşturucu madde ticareti veya terör suçları gibi ağır cezalık işlerde, delil elde etme baskısı ile CMK 126'nın göz ardı edildiği durumlar gözlemlenmektedir. Ancak usul kurallarının ihlali, maddi gerçeğe ulaşma çabasını hukuken hükümsüz kılar. CMK 134 uyarınca dijital verilerde yapılan aramalarda dahi, şüphelinin avukatı ile yaptığı dijital yazışmaların (e-posta, WhatsApp vb.) CMK 126 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği doktrinde baskın görüştür.

"Sanığın mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda... iddianame okunmadan sanığın sorgusu yapılarak hüküm kurulmasının savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir... Yerel Mahkemece kurulan ya da kurulmayan hükümlerin değil, kurulması ya da kurulmaması gereken hüküm ya da kararların temyiz incelenmesine esas alındığı ve bu husustaki içtihatların yerleşik uygulamaya dönüştüğü anlaşılmaktadır."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2012/9-1467 - Karar No: 2013/610

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2012/9-1467 E. , 2013/610 K.

Soruşturma Evresinde Belge İnceleme Usulü ve Hâkim Kararı Gerekliliği

Kural olarak elkoyma işlemi, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılır. Ancak CMK 126 kapsamındaki belgeler söz konusu olduğunda, savcılık makamının veya kolluğun bu belgeleri "inceleme" yetkisi dahi tartışmalıdır. Eğer bir belgenin CMK 126 kapsamında kalıp kalmadığı konusunda tereddüt varsa, belge mühürlenerek hâkimin incelemesine sunulmalıdır.

Uygulama Notu: Müdafi ofislerinde yapılan aramalarda (CMK m. 130), arama sırasında baro temsilcisinin ve Cumhuriyet savcısının hazır bulunması zorunludur. Müdafi, arama sonucunda elkonulmak istenen belgenin müvekkili ile arasındaki mesleki ilişkiye ait olduğunu ileri sürerek itiraz ederse, bu belge bir zarf içine konularak mühürlenir ve karar vermesi için sulh ceza hâkimine gönderilir.

Uyuşturucu Madde Ticareti ve Kaçakçılık Suçlarında Araç Elkoyma Rejimi

CMK 127 ve 128 kapsamında en sık karşılaşılan elkoyma türü, suçta kullanılan araçlara ilişkindir. Özellikle uyuşturucu madde ithali veya 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda araçlara elkonulması, hem bir ispat aracı olması hem de ileride müsadere edilme ihtimali nedeniyle yaygındır. Ancak aracın iadesi süreçlerinde mahkemelerin "teminatla iade" müessesesini işletmesi mülkiyet hakkının korunması açısından zorunludur.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, uyuşturucu madde taşınan araçta malikin suçun işlenmesine iştirak etmediği veya aracın müsadere edilmesinin hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı hallerde aracın iadesine karar verilmelidir.

"Sanık ...’in, sanıklar ... ve ...’e uyuşturucu madde getirdiği anlaşılan olayda... İddianamede müsaderesi talep edilmeyen araçlar hakkında talep dışına çıkılarak yazılı şekilde müsadere kararı verilmesi... nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/15833 - Karar No: 2023/3240

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2022/15833 E. , 2023/3240 K.

Usulüne Uygun Tebligat Yapılmamasının Elkoyma ve Kovuşturma Şartına Etkisi

Ceza muhakemesinde işlemlerin kesinleşmesi ve sürelerin başlaması usulüne uygun tebligata bağlıdır. Elkoyma kararları veya kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararları şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden, bu kararların ihlali nedeniyle yeni işlemler yapılması hukuka aykırıdır. Özellikle MERNİS adresine doğrudan tebligat yapılması veya yasa yolu sürelerinin yanlış gösterilmesi, yargılamanın durdurulmasını gerektiren birer bozma sebebidir.

Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemlerinde sıklıkla dile getirdiği üzere, şüphelinin yanıltılması savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Tebligat yasasına aykırı işlemler, elkoyma gibi ağır müdahale içeren koruma tedbirlerinin hukukiliğini temelden sarsar.

"...şüpheli hakkında verilen 'Kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı... söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı... kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/17431 - Karar No: 2025/4919

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2023/17431 E. , 2025/4919 K.

Gümrük ve Kaçakçılık Mevzuatında Elkoyma ve İade Prosedürleri

Gümrük işlemlerinde eşyanın ayniyet tespiti veya ithalat kısıtlamaları nedeniyle geçici olarak elkonulması veya muhafaza altına alınması idari ve adli bir süreçtir. 5607 sayılı Kanun uyarınca elkonulan eşyaların, soruşturma sonunda suç teşkil etmediğinin anlaşılması halinde derhal iadesi gerekir. Ancak uygulamada, eşyanın gümrük ambarlarında bekletilmesi nedeniyle oluşan zararların tazmini (CMK 141) gündeme gelmektedir.

İthalatta yerinde gümrükleme izinleri kapsamındaki eşyalar için özel denetim süreleri öngörülmüştür. Bu sürelerin aşılması veya haksız elkoyma işlemleri, ticari bütünlüğü ve şirketlerin ekonomik sürekliliğini tehdit eder. Bu noktada idari yargı ile adli yargı arasındaki yetki ayrımı dikkatle analiz edilmelidir.

Müsadere ve İade Kararlarında Duruşmalı İnceleme Zorunluluğu

Eşya veya malvarlığı değerleri hakkında verilecek müsadere ya da iade kararları, sadece dosya üzerinden yapılacak bir inceleme ile verilemez. CMK m. 256 ve 257 hükümleri uyarınca, müsadere talebi hakkında duruşma açılması ve tarafların (özellikle suçtan zarar görenin veya malikin) dinlenmesi zorunludur. Duruşma açılmadan verilen ek kararlar, Yargıtay tarafından mutlak bozma nedeni sayılmaktadır.

Müsadere kararlarında duruşmalı inceleme usulünü simgeleyen mahkeme objeleri.

Müsadere yargılamasında ispat yükü iddiayı ileri süren makamdadır. Eşyanın suçun işlenmesinde kullanıldığı veya suçun işlenmesine tahsis edildiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanmalıdır. Ayrıca, müsaderenin işlenen suçla orantılı olması gerekir; örneğin cüzi bir miktar kaçak eşya taşıyan yüksek değerli bir aracın müsaderesi "ölçülülük" ilkesine aykırılık teşkil edebilir.

"CMK.nın 256 ve 257. maddeleri uyarınca müsaderesi talep edilen eşya ile ilgili müsadere ya da iade kararlarının, duruşma açılarak taraflar çağrıldıktan sonra verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisi... Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ek kararın bozulmasına..."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/7637 - Karar No: 2021/16891

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2021/7637 E. , 2021/16891 K.

Hukuka Aykırı Elkoyma Nedeniyle Tazminat Sorumluluğu ve CMK 141

Devletin koruma tedbirlerini uygularken kişilere verdiği zararlar, kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde tazmin edilmelidir. CMK m. 141/1-j bendi, eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya zamanında geri verilmeyen kişilerin maddi ve manevi tazminat isteyebileceğini düzenler. Tazminat davası, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay ve herhalde karar tarihinden itibaren bir yıl içinde Ağır Ceza Mahkemesinde açılmalıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu davalarda "makul süre" kriterine büyük önem vermektedir. Aracın veya eşyanın sadece elkonulmuş olması tazminat için yeterli değildir; elkoymanın hukuka aykırı olması veya iade sürecinin makul süreyi aşması gerekir.

"CMK'nın 141/j maddesinde, eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan... ya da zamanında geri verilmeyen kişilerin uğramış olduğu zararları isteyebileceklerinin belirtildiği... davacının yaklaşık 36 gün sonra aracını teminatla teslim aldığı, bu sürenin ceza dosyasının mahiyeti itibariyle makul olduğu... davacının aracının fiilen alıkonulmasından kaynaklı tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/9232 - Karar No: 2019/12126

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2019/9232 E. , 2019/12126 K.

Adliye Pratiğinde Elkoyma Kararlarına İtiraz ve Kanun Yolu Stratejileri

Elkoyma bir koruma tedbiri olduğundan, bu kararlara karşı CMK m. 267 uyarınca itiraz kanun yolu açıktır. İtiraz süresi, kararın öğrenilmesinden veya tebliğinden itibaren yedi gündür. İtirazın başarılı olabilmesi için; elkoymanın "ölçüsüz" olduğu, "ispat aracı" olma niteliğinin kalmadığı veya CMK 126 anlamında "yasaklı belge" niteliğinde olduğu somut verilerle desteklenmelidir.

Soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliğine, kovuşturma aşamasında ise asıl mahkemeye yapılacak başvurularda, eşyanın iadesinin yargılamayı aksatmayacağı ve gerekirse "yediemin" sıfatıyla malike teslim edilmesi gerektiği vurgulanmalıdır. Özellikle ticari defterler ve dijital materyaller söz konusu olduğunda, verilerin bir kopyasının alınarak asıllarının iade edilmesi temel kural olmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Şüphelinin avukatına gönderdiği ancak henüz avukatın eline geçmeyen mektuba cezaevinde el konulabilir mi? Hayır. CMK m. 126/1 uyarınca, müdafi ile şüpheli arasındaki mektuplar "müdafiin göreviyle ilgili" olduğu sürece mutlak koruma altındadır. Cezaevi idaresinin denetleme yetkisi, bu belgelerin içeriğinin delil olarak kullanılmasını veya elkoyma işlemine konu edilmesini haklı çıkarmaz. Ancak belgenin savunma ile ilgisi olmadığı, örneğin suç organizasyonuna yönelik talimat içerdiği somut delillerle saptanırsa koruma istisnai olarak kalkabilir.

2. Tanıklıktan çekinme hakkı olan eşin rızasıyla teslim ettiği belgeler CMK 126 ihlali sayılır mı? Belge eğer eşin zilyetliğindeyse ve eş kendi rızasıyla teslim etmişse (CMK m. 124/1), kural olarak elkoyma değil "rızaen teslim" söz konusudur. Ancak belgenin içeriği şüpheliye ait bir sırrı içeriyorsa ve eş bu sırrı saklama yükümlülüğü altındaysa, bu belgenin delil değeri duruşmada tartışılmalı ve şüphelinin hakları gözetilmelidir.

3. CMK 128 kapsamında banka hesabına elkonulması için gereken "teknik rapor" eksikse ne yapılmalıdır? CMK 128/1 uyarınca BDDK, MASAK veya SPK gibi kurumlardan rapor alınması "geçerlilik şartı"dır. Bu rapor alınmadan verilen elkoyma kararı usule aykırıdır. İtiraz dilekçesinde bu eksiklik vurgulanarak tedbirin kaldırılması talep edilmelidir. Yargıtay, rapor eksikliğini mülkiyet hakkının ağır ihlali olarak kabul etmektedir.

4. Müsadere edilmesine karar verilen aracın iadesi için ne zaman başvurulmalıdır? Araç hakkındaki iade veya müsadere kararı kesinleşmeden araç paraya çevrilemez. Karar kesinleştiğinde, eğer müsadere reddedilmişse iade işlemleri başlar. Eğer haksız bir gecikme varsa, CMK m. 141 kapsamında tazminat davası açma hakkı saklıdır.

5. Avukatın bürosundaki bilgisayarın imajı alınırken CMK 126 uygulanır mı? Evet, CMK m. 130 gereği avukat bürolarında arama ve elkoyma özel usule tabidir. Avukat, bilgisayardaki verilerin müvekkillerine ait meslek sırrı olduğunu beyan ederse, bu veriler üzerinde inceleme yapılamaz. Ancak hâkim, inceleme sonucunda verilerin sır kapsamında olmadığını tespit ederse kullanılmasına izin verebilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 45, 46, 126, 127, 128, 130, 141.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/15833, Karar No: 2023/3240.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/17431, Karar No: 2025/4919.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/18516, Karar No: 2022/3663.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/9232, Karar No: 2019/12126.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/7637, Karar No: 2021/16891.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2012/9-1467, Karar No: 2013/610.

Yasal Uyarı: Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut hukuki uyuşmazlıklara doğrudan uygulanabilecek bir tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her vaka kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: