CMK 113 ve 115 Uyarınca Adli Kontrol Güvence Bedeli: Hukuki Niteliği, İadesi ve İrat Kaydı Süreçleri
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 113 ve 115 Uyarınca Adli Kontrol Güvence Bedeli: Hukuki Niteliği, İadesi ve İrat Kaydı Süreçleri

5271 sayılı CMK 113 kapsamında düzenlenen adli kontrol güvence bedeli, şüphelinin usul işlemlerinde hazır bulunmasını ve maddi yükümlülüklerini ifasını teminat altına alan bir koruma tedbiridir. Güvencenin iadesi ve Hazineye irat kaydı süreçleri, mülkiyet hakkı ile yargılama disiplini arasındaki hassas dengede şekillenmektedir.

CMK 113 Güvence Kurumunun Hukuki Niteliği ve Korunan Hukuki Yarar

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 113. maddesinde düzenlenen "güvence" müessesesi, tutuklama yasağı olan hallerde veya tutuklama tedbirinin ağır geleceği durumlarda başvurulan, şüpheli veya sanığın serbest bırakılmasını nakdi bir teminata bağlayan adli kontrol türüdür. Bu kurum, ceza muhakemesinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini, hükmün infaz edilebilirliğini ve suçun neden olduğu maddi zararların karşılanmasını amaçlar. Güvence, sadece bir "tahliye bedeli" değil, aynı zamanda kamusal giderlerin ve para cezalarının tahsilini kolaylaştıran bir mali güvence fonksiyonu icra eder.

Güvence bedelinin yatırılması, şüphelinin kaçmasını önleme amacına hizmet ederken; aynı zamanda katılanın masraflarını, kamusal giderleri ve para cezalarını da teminat altına alır. Kanun koyucu, CMK m. 113/2 ile hakime, güvencenin hangi kısımları karşıladığını kararda ayrı ayrı gösterme yükümlülüğü yüklemiştir. Bu ayrım, ileride güvencenin iadesi veya Hazineye irat kaydı yapılması aşamasında hangi kısmın hangi ihlalden etkileneceğini belirlemesi açısından kritiktir.

"5271 sayılı CMK'nın 113. maddesinde '(1) Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar: a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması. b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması: 1. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme... 2. Kamusal giderler. 3. Para cezaları. (2) Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.' hükmü düzenlenmiştir."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/12373 - Karar No: 2013/2194

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2010/12373 E. , 2013/2194 K.

Güvence Bedelinin Belirlenmesinde Takdir Yetkisi ve Ölçülülük Denetimi

Mahkeme veya hakim, güvence miktarını belirlerken şüpheli veya sanığın parasal durumunu (CMK m. 109/3-f) dikkate almak zorundadır. Ölçülülük ilkesi gereği, belirlenen tutar sanığın mali gücüyle orantılı olmalı, kişi hürriyetini kısıtlayacak derecede fahiş ya da etkisiz kalacak derecede düşük olmamalıdır. Pratik uygulamada, suçun niteliği, muhtemel yargılama giderleri ve mağdurun zararı bu tutarın alt limitini belirlerken, sanığın gelir düzeyi üst sınırı çizmektedir.

Parasal Durumun Tespiti ve Sosyo-Ekonomik Durum Araştırması

Güvence miktarı belirlenmeden önce şüphelinin mal varlığı, geliri ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler araştırılmalıdır. Adli kontrol kararı verilirken yapılan bu değerlendirme, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkına doğrudan müdahale niteliği taşıdığından, gerekçeli olmalıdır.

Güvence Tutarının Değiştirilmesi ve Kaldırılması Talepleri

Şüphelinin durumunda meydana gelen değişiklikler veya ilk karardaki tutarın ödenemeyecek düzeyde olması halinde, CMK m. 110/2 uyarınca adli kontrol kararının değiştirilmesi veya kaldırılması talep edilebilir. Nitekim Yargıtay uygulamalarında, sanığın aktif spor hayatı veya mesleki zorunlulukları nedeniyle imza yükümlülüğünün kaldırılıp yerine nakdi güvence konulması durumlarında dahi "parasal durum" kriterinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

CMK 113/1-a Uyarınca Usul İşlemlerinde Hazır Bulunma Güvencesi

Güvencenin ilk fonksiyonu, sanığın yargılama boyunca erişilebilir olmasını sağlamaktır. Bu kapsamda yatırılan tutar; sanığın duruşmalara katılması, keşiflerde hazır bulunması ve mahkumiyet halinde hükmün infazı için teslim olması yükümlülüklerini kapsar. Eğer güvence kararı verilirken bu husus açıkça belirtilmişse, sanığın mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi, güvencenin bu kısmının Hazineye irat kaydı ile sonuçlanmasına yol açabilir.

Ancak, Yargıtay içtihatları bu konuda oldukça katı bir usul disiplini öngörmektedir. Sanığa, duruşmaya katılmamasının hukuki sonuçları (irat kaydı riski) hakkında açık bir ihtar yapılmadığı takdirde, sadece duruşmaya gelmemesi nedeniyle güvence bedeline el konulamaz.

"Hükmün verildiği 11/01/2016 tarihli duruşmaya katılmamaları gerekçe gösterilerek, CMK'nın 115/2 ve 3. fıkraları uyarınca aynı Kanun'un 113/1-b maddesine göre aleyhlerine hükmedilen yargılama giderleri ve haklarında verilen adli para cezalarının indirilmesinin ardından geriye kalan güvencenin iadesi yerine Hazineye gelir kaydına karar verilmesi, Kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/1746 - Karar No: 2016/4940

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2016/1746 E. , 2016/4940 K.

CMK 113/1-b Kapsamında Maddi Yükümlülüklerin Teminat Altına Alınması

Güvencenin ikinci kısmı, tamamen mali yükümlülüklerin ifasına özgülenmiştir. Bu kapsamda güvence; katılanın masraflarını, suçtan doğan zararların giderilmesini, kamusal giderleri (yargılama masrafları) ve nihayetinde hükmedilecek adli para cezalarını karşılar. Bu sıralama (1. Mağdur/Katılan, 2. Kamusal Gider, 3. Para Cezası) kanunda emredici olarak düzenlenmiştir ve mahkemenin bu sırayı değiştirme yetkisi bulunmamaktadır.

Adli para cezası ve yargılama giderlerini temsil eden hukuki evraklar.

Yükümlülük Türü Öncelik Sırası Kapsamı
Mağdurun Zararları / Nafaka 1. Sıra Katılanın masrafları, suçun neden olduğu zarar, eski hale getirme
Kamusal Giderler 2. Sıra Tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri, keşif masrafları
Para Cezaları 3. Sıra Mahkumiyet hükmünde yer alan adli para cezaları

Güvence Kararında "Kısımların Ayrı Ayrı Gösterilmesi" Zorunluluğu

CMK m. 113/2'nin lafzı oldukça nettir: Güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin (a) ve (b) bentlerinden hangisini veya hangilerini ne oranda karşıladığı ayrı ayrı gösterilmelidir. Uygulamada en sık yapılan hata, "X TL güvence yatırılmasına" şeklinde maktu bir karar verilmesidir. Oysa sanığın usul işlemlerine mi hazır bulunması hedefleniyor, yoksa sadece mağdurun zararının teminat altına alınması mı isteniyor sorusunun yanıtı kararda belirtilmelidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, eğer adli kontrol kararında güvencenin "usul işlemlerinde hazır olma" (113/1-a) karşılığı alındığı belirtilmemişse, sanığın duruşmaya gelmemesi nedeniyle güvencenin irat kaydı yapılamaz. Bu durum, savunma hakkının ve mülkiyet hakkının korunması adına "belirlilik ilkesi"nin bir gereğidir.

"CMK'nın 109/3-f bendi gereğince belirli bir miktar güvence bedeli karşılığında adli kontrol kararı verilirken... kararda, güvence bedelinin 'kamusal giderlerin karşılanması, suçun neden olduğu giderlerin karşılanması' ile sınırlandırıldığı, 113/1-a bendindeki usul işlemlerinde hazır olma karşılığı alınmadığı gözetilmeden... güvence bedelinin hazineye gelir kaydına karar verilmesi Kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/29108 - Karar No: 2013/6581

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2010/29108 E. , 2013/6581 K.

Güvence Bedelinin Mağdur Haklarına Özgülenmesi ve Önceden Ödetme (CMK 114)

CMK 114. maddesi, güvence kurumuna sosyal bir boyut kazandırmaktadır. Hakim, sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını karşılayan kısmının derhal mağdura verilmesini emredebilir. Eğer mağdur lehine kesinleşmiş olmasa dahi bir yargı kararı (örneğin hukuk mahkemesinden alınan bir tazminat hükmü veya ihtiyati haciz) varsa, sanığın rızası aranmaksızın bu ödemenin yapılmasına karar verilebilir.

Bu müessese, suç mağdurunun uzun yargılama süreçleri boyunca beklemesini engelleyerek zararın hızlıca telafi edilmesini amaçlar. "Önceden ödetme" kararı verildiğinde, bu tutar sanığa iade edilecek kısımdan düşülür.

Güvence Bedelinin Devlet Hazinesine Gelir Kaydedilmesi (İrat Kaydı) Şartları

Güvencenin Hazineye irat kaydedilmesi, ancak sanığın CMK 113/1-a bendindeki yükümlülüklerini (usul işlemlerinde hazır bulunma, infazda hazır olma) geçerli bir mazereti olmaksızın ihlal etmesi durumunda mümkündür. İrat kaydı bir cezalandırma değil, teminatın amacına ulaşmamasının hukuki sonucudur.

Mazeretsiz Duruşmaya Katılmama ve İhtar Şartı

Sanığın duruşmalardan vareste tutulma talebi varsa ve bu konuda bir karar verilmemişse, duruşmaya katılmama hali mazeret sayılabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanığın duruşmalardan vareste tutulma talebi karara bağlanmadan yapılan irat kaydı işlemlerini bozma nedeni saymaktadır. Ayrıca, irat kaydı kararı verilirken sanığın ihlalinin "geçerli bir mazerete" dayanıp dayanmadığı titizlikle incelenmelidir.

İrat Kaydı Kararının Kesinliği ve Temyiz Kabiliyeti

1412 sayılı mülga CMUK dönemindeki "kefalet parasının irat kaydı" kararları miktar itibarıyla kesin sayılabilirken, 5271 sayılı CMK döneminde bu işlemler adli kontrol hükümlerine tabi olduğundan itiraz ve temyiz denetimine tabidir. Ancak, hükümle birlikte verilen irat kaydı kararlarında asıl hükmün temyiz edilebilirliği önem arz eder.

"Adli kontrol kararında yer almamasına karşın 'usulüne uygun davetiye tebliğine ve duruşmadan haberdar olmasına rağmen, geçerli mazereti olmaksızın duruşmaları takip etmediğinden sanık tarafından soruşturma sırasında yatırılan adli güvence miktarı paranın CMK’nın 113 ve 115. maddeleri gereği Hazineye gelir kaydına' karar verilmesi Kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/33880 - Karar No: 2014/15039

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2012/33880 E. , 2014/15039 K.

Mahkumiyet ve Beraat Hallerinde Güvencenin Akıbeti (CMK 115)

Yargılama sona erdiğinde güvencenin akıbeti, kararın türüne göre değişir. Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmesi halinde, mağdura veya nafaka alacaklısına ödenmemiş kısımlar derhal sanığa iade edilir. Mahkumiyet (hükümlülük) halinde ise güvence, CMK 113/1-b bendindeki sıraya göre mahsup edilir.

Mahkeme kalemi dosyaları ve resmi mühür detaylı hukuki görünüm.

Editörün Notu: Mahkemelerin sıkça düştüğü hatalardan biri, gerekçeli kararda güvencenin "iadesine" veya "irat kaydına" doğrudan karar vermeleridir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, bu hususun "infaza ilişkin" olduğu ve hüküm fıkrasında sadece "CMK 113 ve 115 uyarınca işlem yapılmasına" denilmesi gerektiği yönündedir.

"Sanıktan adli kontrol talebi karşısında alınmasına karar verilen güvence miktarı para hakkında 5271 sayılı CMK'nın 115/1 maddesi uyarınca aynı kanunun 113/1 maddesinde sayılan yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde bahsi geçen maddelere göre işlem yapılması gerektiği ve bu hususun hükmün infazına ilişkin olduğu dikkate alınmadan güvence miktarı olarak alınan para için yazılı şekilde bir karar verilmesi... bozmayı gerektirir."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/6164 - Karar No: 2021/907

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2020/6164 E. , 2021/907 K.

HAGB Kararının Güvence Bedelinin İadesi Üzerindeki Etkisi

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verildiğinde, sanığın hukuki durumu bir "askıda mahkumiyet" halidir. Bu durumda güvencenin iade edilip edilmeyeceği uyuşmazlık konusu olabilmektedir. Yargıtay, HAGB kararı verildiğinde de güvencenin iadesinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini, ancak sanığın 113/1-a yükümlülüklerini yerine getirmesi şartıyla iade işleminin yapılabileceğini kabul etmektedir. HAGB, teknik anlamda bir mahkumiyet hükmü doğurmadığından, güvence bedelinin irat kaydı yapılması için sanığın denetim süresi içindeki davranışlarından ziyade, yargılama aşamasındaki "hazır bulunma" yükümlülüğüne bakılmalıdır.

İnfaza Başlanması Halinde Güvencenin İadesi: Yargıtay'ın Güncel Yaklaşımı

Yakın zamana kadar uygulamada, mahkumiyet kararı kesinleşip infazı tamamlanana kadar güvencenin iade edilmeyeceği yönünde kararlar verilmekteydi. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2025 tarihli güncel kararı, bu hatalı uygulamayı sona erdirmiştir. Hükümlü, cezasının infazı için teslim olup ceza infaz kurumuna alındığı andan itibaren "hükmün infazında hazır bulunma" (CMK 113/1-a) yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır.

Bu aşamadan sonra, infazın tamamlanmasını (tahliye tarihini) beklemeye gerek yoktur. Güvence bedelinden yargılama giderleri ve para cezaları mahsup edildikten sonra kalan kısım hükümlüye iade edilmelidir. Bu yaklaşım, sanığın mülkiyet hakkının gereksiz yere kısıtlanmasını önleyen özgürlükçü bir yorumdur.

"Hükmün infazına başlanıldığında güvence bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir... infazın tamamlanmadığından bahisle reddine karar verilmesi hukuka aykırı olup, itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun'a aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/500 - Karar No: 2025/1083

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2024/500 E. , 2025/1083 K.

Adli Kontrol Güvence Bedeline İtiraz Usulü ve Kanun Yolları

Güvence bedeline ilişkin kararlar birer adli kontrol kararı olduğundan, tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz yoluna başvurulabilir (CMK m. 111, 267 vd.). İtiraz, kararı veren makamın bir üst merciine (örneğin Sulh Ceza Hakimliğinin kararına karşı Asliye Ceza Mahkemesine) yapılır.

İtirazda Öne Sürülecek Hukuki Sebepler

İtiraz dilekçesinde özellikle şu hususlar vurgulanmalıdır: 1. Parasal Durum Aykırılığı: Belirlenen tutarın sanığın ekonomik gücüyle uyumsuz olduğu. 2. Ölçülülük İhlali: Suçun ağırlığı ve muhtemel zararın çok üzerinde bir teminat istendiği. 3. Gerekçe Eksikliği: Güvencenin hangi kısımları (hazır bulunma vs.) kapsadığının kararda belirtilmediği.

Kanun Yararına Bozma ve İnfaz Aşamasındaki Uyuşmazlıklar

Güvenceye ilişkin kararlar kesinleşmiş olsa dahi, CMK 115'e aykırı işlemler (örneğin infaz başlandığı halde iade edilmemesi) kanun yararına bozma (CMK 309) konusu yapılabilir. Bu yol, özellikle yerel mahkemelerin Yargıtay içtihatlarına direnmesi durumunda tek etkin çözümdür.

Uygulamada Güvence Bedeli İşlemleri ve Kalem Süreçleri

Adliye pratiğinde güvence bedeli süreci, mahkemenin veya hakimliğin belirlediği tutarın "Adli Teminat" hesabına (genellikle Vakıfbank şubelerindeki özel hesaplar) yatırılmasıyla başlar.

Adliye koridorunda hukuki süreç takibi yapan bir hukuk profesyoneli.

  1. Yatırma: Şüpheli veya müdafii, kararı yanına alarak bankaya gider ve tutarı yatırıp dekontu dosyaya sunar.
  2. Tahliye/Kaldırma: Dekont sunulduğunda, kalem ilgili birime (cezaevi veya emniyet) adli kontrolün yerine getirildiğine dair müzekkere yazar.
  3. Mahsup Süreci: Hüküm kesinleştiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu, mahkeme ilamındaki yargılama giderlerini ve para cezalarını bankadaki teminattan keser (mahsup).
  4. İade: Mahsuptan sonra kalan tutar varsa, hükümlünün veya vekaletnamede "ahzu kabz" yetkisi olan vekilinin banka hesabına aktarılır.

Kritik Uyarı: Güvence bedelinin iadesi için "kesinleşme şerhi" alınmış ilamla birlikte infaz savcılığına yazılı talepte bulunulması, sürecin hızlanması açısından zorunludur.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Sanık beraat ederse güvence bedelinden yargılama gideri kesilebilir mi? Hayır. CMK m. 115/2 uyarınca, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde, güvencenin (mağdur haklarına ayrılmamış olan) tamamı sanığa iade edilir. Beraat eden sanıktan yargılama gideri tahsil edilemeyeceği için mahsup işlemi de yapılamaz.

2. Sanığın duruşmalara katılmaması güvencenin tamamının kaybına mı yol açar? Şarta bağlıdır. Eğer güvence kararında tutarın bir kısmı "usul işlemlerinde hazır bulunma" (CMK 113/1-a) için ayrılmışsa, sadece o kısım Hazineye irat kaydedilebilir. Maddi yükümlülükler (113/1-b) için ayrılan kısım ise yargılama sonunda para cezası ve masraflar için kullanılır, fazlası iade edilir.

3. Güvence bedeli yatırıldıktan sonra sanık kaçarsa ne olur? Sanığın geçerli mazereti olmaksızın kaçması, güvencenin usul işlemlerini kapsayan kısmının derhal Hazineye irat kaydedilmesine neden olur. Ancak bu durum, davanın görülmesine engel değildir; yargılama yokluğunda devam edebilir.

4. Başkası tarafından yatırılan güvence kime iade edilir? Güvence, şüpheli adına yatırılmış sayılır. Ancak uygulamada "üçüncü kişi tarafından yatırılan nakdi kefalet" durumlarında, iade işlemi şüphelinin muvafakati ile yatıran kişiye yapılabilir. Yine de asıl olan, teminatın sanığın mülkiyetinde kabul edilmesidir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 113, 114, 115.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/500 - Karar No: 2025/1083.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/6164 - Karar No: 2021/907.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/1746 - Karar No: 2016/4940.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/12373 - Karar No: 2013/2194.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/29108 - Karar No: 2013/6581.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/24939 - Karar No: 2013/14265.

Yasal Uyarı: Bu metin, 2026 yılı güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her somut olayın kendine özgü usul ve esas detayları bulunduğundan, bu içerik doğrudan bir hukuki tavsiye veya danışmanlık teşkil etmez. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin yetkin bir hukukçu ile takibi önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: