Ceza Muhakemesinde Kaçakların Yargılanması Usulü ve CMK 247-248 Kapsamındaki Koruma Tedbirleri
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde Kaçakların Yargılanması Usulü ve CMK 247-248 Kapsamındaki Koruma Tedbirleri

Ceza muhakemesinde kaçaklık statüsü, sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasını engelleyen ve malvarlığına elkonulması gibi ağır koruma tedbirlerini tetikleyen teknik bir süreçtir. Tebligat usulsüzlükleri ve güvence belgesi mekanizması, yargılamanın akıbetini doğrudan belirleyen temel hukuk eksenlerini oluşturur.

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) sistematiğinde kaçaklık, sanığın veya şüphelinin yargılama makamlarından kaçması veya saklanması durumunda muhakemenin durmasını engellemek amacıyla ihdas edilmiş bir usul hukuk kurumudur. 5271 sayılı CMK m. 247 uyarınca, hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir. Kaçaklık kararı, sanığın gıyabında yargılama yapılabilmesine imkan tanırken, savunma hakkının kısıtlanmaması adına "sorgu yapılmadan mahkûmiyet verilememesi" kuralıyla dengelenmiştir.

Kaçaklık Statüsünün Kazanılması İçin Gerekli Usuli Şartlar

Kaçaklık kararı verilebilmesi için kanunda öngörülen bildirim ve ilan süreçlerinin eksiksiz tamamlanması zorunludur. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, sadece sanığa ulaşılamaması yeterli olmayıp, CMK m. 247/2'de belirtilen aşamalı ilan usulünün tatbik edilmesi bir geçerlilik şartıdır. Bu süreç işletilmeden verilen kaçaklık kararları ve bu karara dayalı koruma tedbirleri hukuka aykırı kabul edilmektedir.

CMK 248 kapsamındaki suçlar ve koruma tedbirlerini simgeleyen teknik hukuki kompozisyon.

Kaçaklık kararının verilebilmesi için öncelikle şüpheli veya sanığın usulüne uygun yapılan tebligatı almaması ve hakkında verilen zorla getirme kararının infaz edilememesi gerekir. Bu aşamadan sonra mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından iki temel işlem gerçekleştirilir: Birincisi, çağrının bir gazete ile ilan edilmesi ve sanığın bilinen son konutunun kapısına asılması; ikincisi ise bu işlemlerden itibaren başlayan on beş günlük sürenin dolmasıdır.

"Hakkında, 248 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli veya sanığın, yetkili Cumhuriyet savcısı veya mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen zorla getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme; a) Çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir; yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci maddede gösterilen tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar, b) Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar verir."

Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/2984 - Karar No: 2018/2029

Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2017/2984 E. , 2018/2029 K.

İlan ve Tutanak Sürecinde Hak Düşürücü Sürelerin Takibi

İlanın yapılma şekli ve içeriği, sanığın hukuki durumunu doğrudan etkiler. Yapılacak ilanlarda, sanığın 15 gün içinde gelmemesi halinde CMK m. 248'de yer alan malvarlığına elkoyma ve kayyım atama tedbirlerine başvurulabileceğinin açıkça ihtar edilmesi gerekir. Bu ihtarın yokluğu, sonradan tesis edilecek koruma tedbirlerinin ölçülülük ve yasallık ilkeleri bakımından iptaline yol açabilir.

Kaçaklık Kararının Verilme Koşullarında 680 Sayılı KHK Değişikliği

02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı KHK ile CMK m. 247'de yapılan değişiklikler, kaçaklık kararının verilme koşullarını basitleştirmeyi ve özellikle terör suçları ile anayasal düzene karşı suçlarda soruşturma aşamasını da kapsama almayı amaçlamıştır. Makale editörü olarak not etmek gerekir ki, bu düzenleme öncesinde kaçaklık kararı ancak kovuşturma aşamasında mahkemelerce verilebilmekteyken, güncel düzenleme ile Cumhuriyet savcılarına da belirli suç tiplerinde bu yetki tanınmıştır.

CMK 248 Kapsamındaki Katalog Suçlar ve Elkonulabilecek Varlıklar

Kaçak sanığın duruşmaya gelmesini veya şüphelinin savcılığa başvurmasını temin etmek amacıyla Türkiye'de bulunan taşınır ve taşınmaz mallarına, hak ve alacaklarına elkonulabilir. Ancak bu tedbir her suç tipi için uygulanamaz; kanun koyucu CMK m. 248/2'de sınırlı bir "katalog suç" listesi belirlemiştir. Bu listede yer almayan bir suçtan dolayı sanığın malvarlığına elkonulması veya kayyım atanması mümkün değildir.

Suç Grubu Kanun Maddesi (TCK) Tedbir Türü
Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar TCK m. 76, 77, 78 Elkoyma ve Kayyım Atama
Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti TCK m. 79, 80 Elkoyma ve Kayyım Atama
Hırsızlık ve Yağma TCK m. 141, 142, 148, 149 Elkoyma ve Kayyım Atama
Uyuşturucu Madde Ticareti TCK m. 188 Elkoyma ve Kayyım Atama
Terör ve Anayasal Düzene Karşı Suçlar TCK m. 302, 309, 314 Elkoyma ve Kayyım Atama
Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk TCK m. 328 - 337 Elkoyma ve Kayyım Atama
Zimmet, Rüşvet ve İhaleye Fesat TCK m. 247, 252, 235 Elkoyma ve Kayyım Atama

"Kaçağın Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya mahkeme kararıyla elkonulabilir ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir."

Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 248/1

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Ölçülülük İlkesi ve Kayyım Atanması Gerekliliği

CMK m. 248 uyarınca elkoyma kararı verilirken "amaçla orantılılık" ilkesi gözetilmelidir. Sanığın tüm malvarlığına elkonulması yerine, onu teslim olmaya zorlayacak miktarda varlığın kısıtlanması esastır. Ayrıca, elkonulan varlıkların değer kaybetmemesi ve yönetilmesi için kayyım atanması, mülkiyet hakkının korunması bakımından usuli bir güvencedir.

Katalog Suçların Genişletilmesi ve Mütemadi Suç İlişkisi

Özellikle silahlı örgüt üyeliği (TCK m. 314) gibi mütemadi suçlarda, kaçaklık statüsü davanın zamanaşımı ve hukuki kesinti süreçlerini de etkiler. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'ne göre, örgüt mensubu olan ancak yakalanamayan şüpheliler hakkında kamu davası açılması, soruşturma evrakının savcılıkta beklemesini engeller ve davanın makul sürede bitirilmesi ilkesine hizmet eder.

Kaçak Sanık Hakkında Kovuşturma ve Hüküm Kurma Yasağı

CMK m. 247/3 hükmü, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden biri olan "yüz yüzelik" ve "savunma hakkı" prensiplerini koruma altına alır. Kaçak sanık hakkında duruşma açılabilir, deliller toplanabilir ve tanıklar dinlenebilir; ancak sanığın sorgusu yapılmadan hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Bu kuralın tek istisnası, sanığın daha önce mahkeme huzurunda sorgusunun yapılmış olmasıdır.

Gıyabi yargılamada boş kalan sanık sandalyesi ve mahkeme salonu detayı.

"(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı verilemez. (4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini ister."

Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/2285 - Karar No: 2018/2030

Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2017/2285 E. , 2018/2030 K.

Sorgu Yapılmadan Verilebilecek Kararların Sınırı

Mahkeme, kaçak sanığın sorgusunu yapmamış olsa dahi, dosya kapsamındaki deliller sanığın beraat etmesi gerektiğini açıkça gösteriyorsa "derhal beraat" kararı (CMK m. 193/2) verebilir. Ancak mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya güvenlik tedbirine hükmedilmesi gibi sanık aleyhine sonuç doğurabilecek kararlar için sanığın bizzat mahkemece sorgulanmış olması şarttır.

Zorunlu Müdafilik Kurumunun İşletilmesi

Kaçak sanık hakkındaki kovuşturmada sanığın bir müdafii bulunması kanuni zorunluluktur. Eğer sanığın seçilmiş bir vekili yoksa, mahkeme Baro'dan bir avukat görevlendirilmesini talep eder. Bu düzenleme, sanığın gıyabında yürütülen yargılamada usul hatalarının önlenmesi ve hukuki yardımın kesintisiz devam etmesi amacını taşır.

Mütemadi Suçlarda Kaçaklık ve İddianamenin İadesi Tartışması

Örgüt üyeliği ve yöneticiliği gibi suçlar, hukuki nitelikleri itibarıyla "temadi eden" (kesintisiz) suçlardır. Uygulamada, yakalanamayan örgüt mensupları hakkında düzenlenen iddianamelerin, sanığın sorgusunun yapılamayacağı ve davanın sonuçlandırılamayacağı gerekçesiyle iade edildiği görülmektedir. Ancak Yargıtay, bu yaklaşımın makul sürede yargılanma hakkına aykırı olduğunu savunmaktadır.

"Sorgusu yapılmamış sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulamaz (CMK 193/2 ve 247/3). Sanığın savunmasının alınması davanın bitirilmesi için CMK’nın 223/8. maddesinde öngörülen “şart” niteliğindedir. Dolayısıyla yakalanmayan örgüt mensubu şüpheliler hakkında kamu davası açılmış olması durumunda davanın sonuçlandırılma imkanı bulunmadığından soruşturma evrakı Cumhuriyet Başsavcılığında değil mahkemede beklemiş olacaktır. Bu hal davanın makul sürede bitirilmesi ilkesinin ihlalini oluşturacaktır."

Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/7218 - Karar No: 2018/3954

Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2016/7218 E. , 2018/3954 K.

Hukuki Kesinti ve Zamanaşımı Etkisi

Mütemadi suçlarda iddianame düzenlenmesi, temadiyi kesen ve "hukuki kesinti" yaratan bir işlemdir. Bu kesinti gerçekleştikten sonra dava zamanaşımı süresi sıfırdan işlemeye başlar. Kaçak sanıklar hakkında dava açılmaması, zamanaşımı sürelerinin dolmasına ve suçluların cezasız kalmasına yol açabileceği için, Yargıtay kaçaklık prosedürünün işletilerek davanın açılmasını ve "bekletici mesele" yapılarak takip edilmesini hukuka uygun bulmaktadır.

İddianamenin İadesi Kurumunun Sınırları

Sanığın kaçak olması veya yurt dışında bulunması, tek başına iddianamenin iadesi sebebi (CMK m. 174) olarak kabul edilemez. Şüphelinin ifadesinin alınamamış olması, ancak failin kimliğinin belirlenememesi veya suçun unsurlarının oluşmadığının tespiti gibi durumlarda iade gerekçesi olabilir. Kaçaklık durumunda ise kanun koyucu zaten özel bir yargılama usulü (CMK m. 247) öngörmüştür.

Ceza İnfaz Kurumundan Firar ve Etkin Pişmanlık Uygulaması

Hükümlü veya tutuklunun cezaevinden kaçması (TCK m. 292), kaçaklık statüsünden farklı bir suç tipini oluşturur. Bu durumda failin yargılanması sırasında, kendi rızasıyla teslim olup olmadığı, ceza indirimine (TCK m. 293) konu olup olmayacağı açısından titizlikle incelenir.

"Sanık savunmasında firarı gerçekleştikten sonra kendisinin gelip teslim olduğunu belirtmesi karşısında, nerede ve nasıl yakalandığına ilişkin dosyada herhangi bir tutanak veya bilgi bulunmadığından, TCK.nun 293. maddenin uygulama yeri olup olmadığının tespiti bakımından sanığın kolluk kuvvetlerince veya kendiliğinden mi teslim olmak suretiyle yakalandığı hususu araştırılıp tespit edildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekir..."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/11052 - Karar No: 2018/15404

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2018/11052 E. , 2018/15404 K.

Firar Sonrası Teslim Olmanın Cezai Sonuçları

TCK m. 293, firar eden hükümlü veya tutuklunun kaçtıktan sonra belirli süreler içinde kendiliğinden teslim olması halinde cezasında indirim yapılmasını öngörür. Eğer fail, yakalanmadan önce kendi hür iradesiyle teslim olmuşsa, verilecek cezada kaçtığı süreye bağlı olarak altıda birden altıda beşe kadar indirim yapılabilir.

İnfaz Dosyasının İncelenmesi ve Tebligat Şartı

Bir kişinin "firari" sayılabilmesi için, örneği açık cezaevinden kapalıya iade kararı gibi idari veya adli kararların usulüne uygun tebliğ edilmiş olması gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, tebligat parçasının dosyada bulunmamasını ve infaz dosyasının aslı getirilmeden hüküm kurulmasını "eksik araştırma" olarak nitelendirerek bozma sebebi saymaktadır.

Tebligat Usulsüzlüklerinin Temyiz ve Eski Hale Getirme Haklarına Etkisi

Kaçakların yargılanmasında karşılaşılan en büyük engel, gerekçeli kararın veya diğer tebligatların usulüne uygun yapılmamasıdır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı yapılan tebliğler, temyiz süresini başlatmaz. Bu durum, sanığın yıllar sonra bile karardan haberdar olduğunda "eski hale getirme" ve "temyiz" hakkını kullanabilmesini sağlar.

"Sanığın yokluğunda verilen hükmün, sanığın adresinde kuzenine tebliğ edildiği ancak yapılan tebligat evrakında kuzenin ehil ve reşit olup olmadığı ile aynı konutta yaşayıp yaşamadığı belirtilmediğinden yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 22. maddesine aykırı olduğu anlaşıldığından, sanığın temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek..."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/14162 - Karar No: 2021/30205

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/14162 E. , 2021/30205 K.

Adres Kayıt Sistemine (MERNİS) Doğrudan Tebligat Riski

Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatlar, ancak daha önce o adrese yapılmış geçerli bir tebligatın iade dönmesi halinde hukuka uygundur. Sanığın bilinen son adresine gidilmeden veya usulünce araştırma yapılmadan doğrudan MERNİS'e yapılan tebliğler geçersizdir. Bu durum, sanık müdafileri için etkili bir temyiz nedeni oluşturur.

Mülteci Kampları ve Özel Adreslerde Tebligat Usulü

Sanığın mülteci kampında bulunması veya geçici bir barınma merkezinde olması durumunda, tebligatın bu kurumlara veya sanığın bildirdiği son adrese titizlikle yapılması gerekir. Yargıtay, bu tip hassas durumlarda yapılan usulsüz tebliğleri, savunma hakkının kısıtlanması kapsamında değerlendirmektedir.

Göçmen Kaçakçılığı ve Kaçaklık Arasındaki Kavramsal Farklar

Yargı pratiğinde "kaçakların yargılanması" başlığı altında bazen göçmen kaçakçılığı (TCK m. 79) suçları ile kaçak sanıkların muhakemesi karıştırılabilmektedir. Göçmen kaçakçılığı suçunda, suçun mağduru olan "kaçak göçmenlerin" beyanları ve teşhis işlemleri, sanığın mahkûmiyeti için temel delil niteliğindedir.

"Ceza mahkumiyeti yargılama aşamasında toplanan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır... Kaçak göçmenlerin sanığın bilgisi dahilinde tıra bindirildiklerine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi..."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/20203 - Karar No: 2022/20646

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2021/20203 E. , 2022/20646 K.

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin Uygulanması

Göçmen kaçakçılığı davalarında, sadece kaçak göçmenlerin tespiti yeterli olmayıp, sanığın bu eylemi bilerek ve isteyerek (doğrudan kast ile) gerçekleştirdiğinin ispatı gerekir. Yargıtay, teşhis tutanaklarının usulüne uygun (PVSK Ek 6 ve CMK 217/2 kapsamında) düzenlenmediği ve yan delillerle desteklenmediği durumlarda mahkûmiyet hükmünü bozmaktadır.

Adli Para Cezalarının Belirlenmesinde Usul Hataları

Göçmen kaçakçılığı suçunda TCK m. 79/1 gereği hapis ve adli para cezası birlikte öngörülmüştür. Uygulamada, sanık lehine olan alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin net olarak yazılmaması veya para cezası hesaplamasında yapılan matematiksel hatalar (Örn: 1 gün karşılığı 20 TL yerine 100 TL hesaplanması) sıklıkla bozma konusu olmaktadır.

Enerji Hukukunda Kaçak Kullanım ve Zincirleme Suç Analizi

Kaçak elektrik veya su kullanımı gibi "karşılıksız yararlanma" suçlarında (TCK m. 163/3), fiilin kaç kez gerçekleştirildiği ceza miktarını doğrudan etkiler. Bilirkişi raporlarında sadece bir dönem için kayıt dışı tüketim tespit edilmişse, sanık hakkında zincirleme suç (TCK m. 43) hükümlerinin uygulanması hukuka aykırıdır.

"Kaçak tespit tutanaklarına ilişkin alınan bilirkişi raporu sonucunda sanık tarafından sadece bir dönem kayıt dışı tüketim yapıldığının belirlenmesi karşısında sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağının düşünülmemesi..."

Kaynak: Yargıtay 13. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/2152 - Karar No: 2019/2997

Belgeyi Gör: 13. Ceza Dairesi 2017/2152 E. , 2019/2997 K.

Bilirkişi Raporlarının Denetime Elverişliliği

Kaçak kullanım davalarında mahkeme, sadece idarenin kaçak tespit tutanakları ile yetinmemeli, tüketim değerlerinin sanığın yaşam koşulları ile uyumlu olup olmadığını tarafsız bir bilirkişi heyeti marifetiyle incelemelidir. Uygulamada, teknik verilerle desteklenmeyen iddialara dayalı mahkûmiyetler Yargıtay tarafından "yetersiz inceleme" gerekçesiyle bozulmaktadır.

Etkin Pişmanlık ve Zararın Giderilmesi

Karşılıksız yararlanma suçlarında sanığın, idarenin uğradığı zararı faiziyle birlikte ödemesi halinde ceza verilmemesine karar verilir. Bu usuli imkan, sanığın "kaçak" konumuna düşmeden yargılamayı sonlandırması açısından kritik öneme sahiptir.

Kaçaklara Yardım Etme Suçunun Askeri Ceza Kanunu Kapsamındaki Görünümü

Askeri Ceza Kanunu (AsCK), sivil mevzuattan farklı olarak "kaçaklara yardım etme" fiilini özel bir suç tipi olarak düzenlemiştir. Firar eden veya bakaya kalan asker kişileri bilerek gizleyen veya çalıştıran kişiler, ağır yaptırımlarla karşı karşıyadır.

"Asker kişileri kaçmağa kışkırtan veya kaçmalarını veya kaçaklığın devamını kolaylaştıran veya kaçakları, izinsizleri, bakayayı, yoklama kaçaklarını, saklıları... bilerek özel ve resmi hizmete alanlar veya gizliyenler... barışta üç aydan bir yıla... hapis cezasiyle cezalandırılır."

Kaynak: 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu - Madde 75/1

Belgeyi Gör: ASKERİ CEZA KANUNU

Seferberlik ve Olağanüstü Hallerde Ağırlaştırılmış Müeyyideler

AsCK m. 75, barış zamanındaki yaptırımların ötesinde, seferberlik veya olağanüstü hallerde bu suçun işlenmesini çok daha ağır cezalandırmaktadır. Özellikle sahte belge düzenleyerek askeri gücün azalmasına neden olanların durumunda ceza artırımı ve tekerrür halinde ölüm cezası (güncel hukukta ağırlaştırılmış müebbet) öngörülmüş olması, kanun koyucunun askeri disipline verdiği önemi göstermektedir.

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Sorumluluğu

Sadece şahıslar değil; il, belediye, banka ve kamuya yararlı dernek yöneticileri de kaçakları bilerek çalıştırmaları halinde bu suçun faili olabilirler. Hükümetten yapılacak tebligata rağmen kaçak kişiyi işten çıkarmayan özel sektör yöneticileri de aynı sorumluluk altındadır.

Anayasa Mahkemesi'nin Basit Yargılama Usulü Hakkındaki İptal Kararı ve Etkileri

Kaçakların yargılanması dahil birçok ceza davasında uygulanan "Basit Yargılama Usulü" (CMK m. 251), Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) müdahalesiyle önemli bir değişikliğe uğramıştır. AYM, kesinleşmiş dosyalarda bu usulün uygulanmamasını öngören hükmü iptal ederek lehe kanun uygulamasının önünü açmıştır.

"AYM'nin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı CMK'ya eklenen geçici 5. maddesinin 'hükme bağlanmış' ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir... Bu nedenle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren CMK.nın 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu..."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/15688 - Karar No: 2022/16989

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2020/15688 E. , 2022/16989 K.

Basit Yargılama Usulünün Uygulanabilirliği

Basit yargılama usulünde, sanığın savunması yazılı olarak alınabilir ve duruşma yapılmadan karar verilebilir. Ancak sanığın kaçak olması veya yurt dışında bulunması durumunda, CMK m. 251/8 uyarınca bu usul uygulanamaz. AYM'nin iptal kararı, kaçaklık statüsü sona eren ve dosyası derdest olan sanıklar için %25 oranında indirim öngören bu usulün tekrar gündeme gelmesini sağlamıştır.

Hak Arama Hürriyeti ve Savunma Hakkı Dengesi

AYM kararı, maddi ceza hukukuna ilişkin lehe hükümlerin geçmişe yürümesi ilkesini pekiştirmiştir. Editörün notu olarak; mahkemelerin artık sadece "hüküm verilmiş" olmasını bir engel olarak görmeyip, infaz aşamasında dahi basit yargılama usulünün sanık lehine sonuçlarını değerlendirmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.

Adliye Pratiğinde Kaçaklık Kararına İtiraz ve Güvence Belgesi

Hakkında kaçaklık kararı verilen ve malvarlığına elkonulan bir sanığın, bu statüden kurtulması için iki temel yol bulunmaktadır: Birincisi, kaçaklık kararının usulsüzlüğüne dayalı itiraz; ikincisi ise CMK m. 248/4-5 kapsamında mahkemeden "güvence belgesi" talep etmektir.

Hukuk pratiğinde güvence belgesi ve itiraz süreçlerini temsil eden editoryal görsel.

Uygulama Notu: Kaçaklık kararına karşı, kararı veren mahkemeye veya üst mahkemeye (Sulh Ceza Hakimliği ise Asliye Ceza'ya, Ağır Ceza ise bir sonraki numara dairesine) yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtirazda özellikle tebligat aşamalarındaki eksiklikler (MERNİS doğrudan tebliği, gazete ilanının sanığın adresine asılmaması vb.) vurgulanmalıdır.

Güvence Belgesi (Safe Conduct): Sanığın Türkiye'ye gelip duruşmaya katılması halinde tutuklanmayacağına dair verilen bir belgedir. Mahkeme, kaçak olan sanığın başvurusu üzerine, onun hürriyetinin kısıtlanmayacağı güvencesini verebilir. Bu belge verildiği takdirde, sanık gelip sorgusunu yaptırabilir ve kaçaklık statüsü ile beraberindeki malvarlığı üzerindeki tedbirler kendiliğinden sona erer. Ancak sanık duruşmaya gelmezse veya gelip de kaçmaya teşebbüs ederse bu belge geçerliliğini yitirir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kaçak sanık hakkında gıyabında mahkûmiyet kararı verilebilir mi? Hayır. CMK m. 247/3 ve m. 193/2 hükümleri uyarınca, sanığın daha önce sorgusu yapılmamış ise kaçak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilemez. Ancak deliller sanığın beraat etmesi gerektiğini gösteriyorsa beraat kararı verilebilir.

2. Sanığın MERNİS adresine yapılan tebligat kaçaklık kararı için yeterli midir? Doğrudan MERNİS adresine yapılan (TK m. 21/2) tebligat, eğer sanığın daha önce o adreste tebligat aldığına dair bir kayıt yoksa veya usulünce adres araştırması yapılmamışsa usulsüzdür. Usulsüz tebligata dayalı kaçaklık kararı hukuka aykırıdır.

3. Kaçaklık kararı ile sanığın tüm malvarlığına elkonulabilir mi? Hayır. CMK m. 248 uyarınca elkoyma işlemi ancak "amaçla orantılı" olmalı ve sadece kanunda sayılan katalog suçlar (terör, uyuşturucu ticareti, örgüt kurma, casusluk vb.) için uygulanmalıdır.

4. Cezaevinden firar eden biri kendiliğinden teslim olursa ne kadar indirim alır? TCK m. 293 uyarınca, firar eden tutuklu veya hükümlü, yakalanmadan önce kendi rızasıyla teslim olursa, kaçtığı süreye ve teslim olma hızına bağlı olarak cezasında altıda birden altıda beşe kadar indirim yapılabilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 174, 193, 247, 248, 251.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 43, 79, 163, 292, 293, 314.
  • 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu m. 75, 76.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/20203, K. 2022/20646.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/15688, K. 2022/16989.
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2017/2984, K. 2018/2029.
  • Anayasa Mahkemesi, 14.01.2021 T., 2020/81 E., 2021/4 K.

Yasal Uyarı: Bu makale, ceza muhakemesinde kaçaklık ve ilgili yargılama usullerine dair genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Hukuki süreçler somut olayın özelliklerine, delil durumuna ve güncel içtihat değişikliklerine göre farklılık gösterebilir. Hak kaybına uğramamak adına profesyonel hukuki danışmanlık alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: