
Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Yaralama Ayrımında Yargıtay’ın Uyguladığı Subjektif Ölçütler
Türk Ceza Kanunu m. 35 kapsamında kasten öldürmeye teşebbüs suçu, failin öldürme kastıyla icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle neticeyi gerçekleştirememesini esas alır. Yargıtay, suç vasfının tayininde darbe sayısı, hedef seçme imkanı ve engel neden gibi kriterleri olaysal bazda analiz etmektedir.
Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunda Kastın Belirlenmesi ve TCK 35 Uygulaması
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca kasten öldürmeye teşebbüs, failin işlemeyi kastettiği kasten öldürme suçunu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması durumunda ortaya çıkar. Bu suçun oluşumu için en kritik husus, failin iç dünyasındaki "öldürme iradesinin" (animus necandi) somut olgularla dış dünyaya yansımasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 1. Ceza Dairesi’nin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, kastın belirlenmesinde sadece failin beyanına değil, olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışlarına bakılması zorunludur.
Kasten yaralama (TCK m. 86) ile kasten öldürmeye teşebbüs arasındaki ayırıcı kriter, tamamen manevi unsurun (kastın) mahiyetine dayanmaktadır. Uygulamada, mağdurun hayati tehlike geçirmiş olması tek başına öldürme kastının varlığına delalet etmez. Yargısal pratik, failin hedef seçme imkanının olup olmadığını ve fiiline neden son verdiğini esas alarak suç vasfını belirlemektedir.
"Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasttır. Kasten yaralama suçu ile kasten öldürme suçuna teşebbüs arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, sanığın kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun çözülmesi gerekmektedir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2022/428 - Karar No: 2022/779
Yargıtay İçtihatları Çerçevesinde Öldürmeye Teşebbüs Kriterleri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararları (Örn: 08.07.2003, 196-212; 31.03.2009, 248-82), bir eylemin öldürmeye teşebbüs mü yoksa yaralama mı sayılacağını belirlemek için yedi temel ölçüt geliştirmiştir. Bu ölçütler tek başına değil, bir bütün olarak değerlendirilir.
Fail ile Mağdur Arasındaki Husumetin Nedeni ve Derecesi
Husumet, kastın belirlenmesinde birincil ancak tek başına yeterli olmayan bir parametredir. Taraflar arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirecek ağırlıkta bir kan davası, namus meselesi veya ağır alacak-verecek uyuşmazlığı bulunması öldürme kastına işaret edebilir. Ancak ani gelişen kavgalarda, geçmişe dayalı husumetin yokluğu, kastın yaralamaya yönelik olduğunun karinesi olarak kabul edilebilmektedir.
Örneğin, kardeşler arasındaki bir tartışmada ani gelişen bıçaklı saldırıda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "husumet yokluğu" itirazı üzerine eylemin yaralama olarak nitelendirilmesi gerektiği yönünde kararlar mevcuttur.
Suçta Kullanılan Saldırı Aletinin Niteliği ve Elverişliliği
Kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olması (ateşli silah, uzun namlulu bıçak, döner bıçağı vb.) teşebbüsün objektif unsurunu oluşturur. Ancak elverişli bir alet kullanılması mutlaka öldürme kastı olduğu anlamına gelmez. 2012 tarihli bir olayda sanığın 63 cm'lik döner bıçağı kullanmasına rağmen, darbelerin yüzeysel kalması ve devamının getirilmemesi nedeniyle eylem "kasten yaralama" olarak vasıflandırılmıştır.
"Sanıktan teslim alınan sırtı ve ucu künt, oluksuz, tek ağızlı, kesici kısmı 49 cm, toplam uzunluğu 63 cm olan dönerci ve benzeri meslek gruplarınca kullanılan bıçağın... sanığın mağdur ...'e tek, ...'a ise sağ kol ve sağ elde olmak üzere iki darbe vurması, mağdurlarda meydana gelen yaralanmaların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması, sanığın ciddi bir engel neden bulunmamasına karşın mağdurlara yönelik eylemlerini devam ettirmekte ısrarcı olmaması... eylemlerinin kasten yaralama olarak kabulü gerekmektedir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2015/1103 - Karar No: 2016/441
Darbe Sayısı ve Şiddetinin Kastın Tayinine Etkisi
Darbe sayısı, failin "sonucu alma" konusundaki kararlılığını gösteren en somut dışavurumdur. Tek bir darbe ile yetinilmesi, kural olarak yaralama kastına yorulsa da, darbenin şiddeti ve hedef alınan bölgenin hassasiyeti bu kuralı istisnaya uğratabilir.
Tek Darbe İlkesi ve Yaralama Karinesi
Adliye pratiğinde, failin tek bir bıçak veya mermi darbesinden sonra fiiline son vermesi, "öldürme kastının şüpheli kaldığı" şeklinde yorumlanabilmektedir. Eğer fail, mağduru savunmasız yakalamışken ve eylemine devam etme imkanı varken tek darbede durmuşsa, bu durum öldürme kastının yokluğuna delalet eden güçlü bir emaredir. Nitekim Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2025 tarihli bir muhalefet şerhinde, sanığın imkanı varken her bir mağdura sadece birer kez vurup kaçmasını yaralama kastı olarak değerlendirmiştir.
Çoklu Darbeler ve Israr Unsuru
Darbe sayısının fazlalığı ve darbelerin vücudun farklı hayati bölgelerine dağılması, failin mağduru öldürme konusunda ısrarcı olduğunu gösterir. Özellikle mağdur yere düştükten sonra saldırının devam etmesi, "öldürmeye teşebbüs" vasfını güçlendiren bir olgudur.
| Kriter | Kasten Yaralama Eğilimi | Kasten Öldürmeye Teşebbüs Eğilimi |
|---|---|---|
| Darbe Sayısı | Tek veya yüzeysel birden fazla darbe | Hayati bölgelere yönelik çok sayıda darbe |
| Hedef Bölge | Kol, bacak gibi hayati olmayan bölgeler | Baş, göğüs, batın, boyun (ana arterler) |
| Eylemin Sonu | Kendiliğinden vazgeçme / Tek darbede durma | Engel bir neden (silah tutukluğu, çevre müdahalesi) |
| Olay Sonrası | Yardım çağırma, hastaneye götürme | Olay yerinden kaçma, tehdide devam etme |
| Suç Aleti | Meyve bıçağı, sopa, yumruk | Ateşli silah, falçata, büyük kasap bıçağı |
Mağdurun Vücudundaki Yaraların Yerleri ve Hayati Tehlike Analizi
Yaralanmanın hayati bir bölgede (batın, göğüs kafesi, kafa tası, boyun) meydana gelmesi, öldürmeye teşebbüs suçunun en önemli belirtisidir. Ancak bu durum, Adli Tıp Kurumu raporları ile kombine edilerek "hedef seçme imkanı" ile birlikte değerlendirilir.
Hayati Bölgelere Nafiz Yaralanmalar
Batına nafiz (iç organlara ulaşan) veya göğüs boşluğuna giren yaralanmalar, tıp bilimi gereği ölümcül sonuçlar doğurmaya elverişlidir. Failin doğrudan bu bölgeleri hedef alması, öldürme kastının varlığına yönelik ciddi bir karinedir. Özellikle 11 cm uzunluğunda, boyun bölgesini hedef alan kesilerin "yüzde sabit iz" oluşturması ve hayati damarlara yakınlığı, Yargıtay tarafından öldürme kastına kanıt sayılmıştır.
"Sanığın, mağdurenin arkasından sarılarak, namlusunun uzunluğu sekiz cm olan maket bıçağıyla mağdurenin hayati önem taşıyan ve ana damarların yüzeye yakın yerde bulunduğu boyun bölgesini hedef alıp, iki kez vurmak suretiyle onu yüzde sabit iz niteliğinde... yaraladığı... sanığın söylediği sözler, engel durum nedeniyle eylemin sürdürülememesi... öldürme kastıyla hareket edildiği anlaşıldığından, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği..."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/1119 - Karar No: 2012/4263
Hareketli Kavga Ortamı ve Hedef Seçme Güçlüğü
Failin ve mağdurun boğuşma halinde olduğu, her iki tarafın da hareketli bulunduğu "arbede" ortamlarında, darbenin hayati bölgeye isabet etmesi her zaman öldürme kastını göstermez. Yargıtay, "rastgele sallanan" bir aletin hayati bölgeye isabet etmesini, "hedef seçme imkanının yokluğu" nedeniyle yaralama olarak değerlendirebilmektedir. Özellikle gece vakti, alkolün etkisi altında veya kalabalık bir grup içindeki saldırılarda bu savunma stratejik bir önem arz eder.
Failin Fiiline Kendi İsteğiyle mi Yoksa Engel Nedenle mi Son Verdiği
TCK m. 35'in uygulanabilmesi için icra hareketlerinin failin elinde olmayan nedenlerle (harici engel) kesilmesi gerekir. Eğer fail, mağduru öldürebilecek durumdayken kendi iradesiyle durmuşsa, bu durum ya yaralama kastını gösterir ya da şartları varsa "gönüllü vazgeçme" (TCK m. 36) hükümlerinin tartışılmasını gerektirir.
Engel Nedenlerin Mahiyeti
Engel neden, failin kontrolü dışında gelişen ve suçun tamamlanmasını fiziken veya hukuken imkansız kılan durumdur. Silahın tutukluk yapması, mağdurun kaçması, çevredeki vatandaşların müdahale ederek faili tutması veya polisin olay yerine gelmesi tipik engel nedenlerdir. Failin bu engeller karşısında eylemini bırakmak zorunda kalması, öldürme kastının varlığını destekler.
Kendiliğinden Son Verme ve İnsani Müdahale
Failin, mağdurun yaralandığını görüp eylemine devam edebilecekken durması ve hatta mağdura yardım etmesi, öldürme kastının olmadığını ispatlayan en güçlü delillerdendir. 2021 tarihli bir Genel Kurul kararında, sanığın olaydan hemen sonra yardım getirmesi için bir tanığı karakola göndermesi, eylemin "kasten yaralama sonucu ölüme neden olma" olarak vasıflandırılmasını sağlamıştır.
"Sanığın olaydan hemen sonra yardım getirmesi için tanık Umut'u Karakola göndermesi karşısında; sanığın olay öncesi, olay esnası ve sonrasındaki davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, öldürme kastıyla değil yaralama kastıyla hareket ettiği... kabul edilmelidir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/446 - Karar No: 2021/230
Olay Sonrası Davranışların ve Tehditlerin Hukuki Analizi
Failin eyleminden sonraki tutumu, kastın belirlenmesinde geriye dönük bir projeksiyon sunar. "Seni öldüreceğim demedim mi?" gibi sözler, fiilin icrasıyla birleştiğinde kastın öldürmeye yönelik olduğunu kesinleştirir. Buna karşılık, failin olay yerinden kaçmayıp mağdurun başında beklemesi veya pişmanlık emaresi göstermesi, savunmanın yaralama tezi üzerine kurulmasına olanak tanır.
Söze Bağlı Kast Belirlemesi
Tehdit içerikli mesajlar ve olay sırasındaki ikrarlar, öldürme kastının subjektif delilleridir. Ancak Yargıtay, "öfke ile söylenen" her sözün öldürme iradesini yansıtmadığını, bu sözlerin eylemle desteklenmesi gerektiğini vurgular. Eğer fail "seni öldüreceğim" deyip sadece mağdurun bacağına bir kez vurmuşsa, sözün kastı belirlemedeki etkisi zayıflar.
İspat Yükü ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Öldürme kastı ile yaralama kastı arasında tereddüt oluştuğunda, ceza yargılamasının en temel ilkelerinden olan "in dubio pro reo" (şüpheden sanık yararlanır) ilkesi gereği, fail lehine olan yaralama suçundan hüküm kurulmalıdır. Bu husus, sanığın hayatı boyunca taşıyacağı ceza miktarını doğrudan etkileyen bir usul kuralıdır.
Uygulama Notu: Müdafi ve Vekil Stratejileri
Kasten öldürmeye teşebbüs dosyalarında müdafi veya katılan vekili olarak dikkat edilmesi gereken kritik usuli adımlar şunlardır:
- Adli Tıp Raporu İtirazı: Mağdurun yaralanmasının "hayati tehlike" doğurup doğurmadığı değil, "öldürmeye elverişli" olup olmadığı sorgulanmalıdır. Yaralanmanın derinliği, batına nafiz olup olmadığı ve lezyonların yerleri milimetrik olarak incelenmelidir.
- Kamera Kayıtları ve Zaman Analizi: Olayın başlangıcı ile bitişi arasındaki sürenin kısalığı, "ani gelişen kavga" savunmasını destekler. Sanığın olay yerinden kaçış hızı ve yönü (teslim olmaya mı gidiyor yoksa saklanmaya mı?) analiz edilmelidir.
- Tanık Beyanlarının Çelişki Analizi: Özellikle engel bir nedenin varlığı konusunda tanıkların "faili biz tuttuk" veya "fail kendisi bıraktı" şeklindeki beyanları arasındaki nüans, suç vasfını tamamen değiştirebilir.
- Suç Aletinin İncelemesi: Bıçağın boyutu, ucu sivri mi küt mü olduğu, ateşli silahın özellikleri (şarjör kapasitesi, kalan mermi sayısı) failin imkanı varken eylemi neden bitirmediği sorusuna yanıt verir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tek bıçak darbesi her durumda kasten yaralama mı sayılır?
Hayır. Darbenin tek olması bir emaredir ancak mutlak değildir. Eğer tek darbe mağdurun boyun bölgesi gibi hayati bir yerine, öldürmeye elverişli bir aletle (falçata, kasap bıçağı) ve yüksek şiddetle vurulmuşsa, failin eylemine çevredekilerin müdahalesi nedeniyle son verdiği anlaşılıyorsa "kasten öldürmeye teşebbüs" hükümleri uygulanabilir.
Mağdurun şikayetten vazgeçmesi suç vasfını etkiler mi?
Kasten öldürmeye teşebbüs suçu şikayete tabi değildir; resen takip edilir. Ancak mağdurun "beni öldürmek istemedi, aramızda husumet yoktu" şeklindeki beyanı, mahkemece kastın belirlenmesinde bir delil olarak değerlendirilebilir. Yine de mahkeme, maddi gerçekliğe ve tıbbi delillere göre karar verir.
Gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki fark nedir?
Teşebbüste fail eylemi tamamlamak ister ancak elinde olmayan (dışsal) bir engel nedeniyle tamamlayamaz. Gönüllü vazgeçmede (TCK m. 36) ise fail, hiçbir engel yokken kendi hür iradesiyle icra hareketlerini durdurur veya neticenin oluşmasını engeller. Gönüllü vazgeçme durumunda fail öldürmeye teşebbüsten ceza almaz, sadece o ana kadar işlediği eylemler (yaralama gibi) suç teşkil ediyorsa ondan cezalandırılır.
Silahın tutukluk yapması öldürme kastına kesin delil midir?
Evet, genellikle öyledir. Failin ateş etmek amacıyla tetiği çekmesi ancak silahın mekanik bir arıza nedeniyle ateş almaması, "elinde olmayan engel neden" tanımına tam olarak uyar. Bu durumda failin hedefi neresi olursa olsun, öldürmeye elverişli bir aletle sonuca ulaşma iradesi sergilediği kabul edilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m. 21, 35, 36, 81, 82, 86, 87).
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2013/135, Karar No: 2014/164.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2015/535, Karar No: 2016/329.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2025/1209, Karar No: 2025/3957.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/11760, Karar No: 2023/1240.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2015/1103, Karar No: 2016/441.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/1119, Karar No: 2012/4263.
Yasal Uyarı: Bu makale, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun yasal unsurları ve Yargıtay uygulamaları hakkında genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, hukuki danışmanlık teşkil etmez. Her somut olay, kendi özel şartları, delil durumu ve yargısal süreçleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hak kaybına uğramamak adına profesyonel hukuki destek alınması önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.