ictihat
AİHM - VEYSEL ŞAHİN - TÜRKİYE DAVASİ, Dosya No : 4631/05, Tarih : 2011-09-27
# AİHM - VEYSEL ŞAHİN - TÜRKİYE DAVASİ, Dosya No : 4631/05, Tarih : 2011-09-27
1
AVRUPA İNSAN HAKLARİ MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
VEYSEL ŞAHİN - TÜRKİYE DAVASİ
(Başvuru no: 4631/05)
KARARİN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
27 Eylül 2011
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli
düzeltmelere tabi olabilir.
AVRUPA
KONSEYİ
CONSEİL
DE L’EUROPE
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dişişleri Bakanliği, 2011. Bu gayriresmi özet çeviri Dişişleri Bakanliği Avrupa Konseyi ve İnsan
Haklari Genel Müdür Yardimciliği tarafindan yapilmiş olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadir. Bu çeviri,
davanin adinin tam olarak belirtilmiş olmasi ve yukaridaki telif hakki bilgisiyle beraber olmasi koşulu ile
Dişişleri Bakanliği Avrupa Konseyi ve İnsan Haklari Genel Müdür Yardimciliği’na atifta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alintilanabilir.
2
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açilan (4631/05) no’lu davanin nedeni T.C. vatandaşi
Veysel Şahin’in (başvuran) Avrupa İnsan Haklari Mahkemesi’ne 5 Şubat 2005 tarihinde İnsan
Haklari ve Temel Özgürlüklerin Korunmasina ilişkin Sözleşme’nin (Avrupa İnsan Haklari
Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarinca yapmiş olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Haklari Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarindan
B. Aşçi ve T. Tanay tarafindan temsil edilmektedir.
OLAYLAR
İ. DAVANİN KOŞULLARİ
Başvuran 1967 doğumlu olup Edirne’de ikamet etmektedir.
1994 yilinda başvuran yasadişi silahli bir örgütün üyesi olmak ve patlayici madde
bulundurmak ve kullanmak suçlarindan yirmi yil hapis cezasina çarptirilmiştir. Başvuran
Edirne F tipi cezaevine konulmuştur.
19 Aralik 2000 tarihinde güvenlik güçleri mahkumlarin sürdürmüş olduklari açlik grevi
nedeniyle cezaevine müdahalede bulunmuştur. Bu operasyon sirasinda güvenlik güçleri ile
mahkumlar arasinda şiddet olaylari meydana gelmiştir.
20 Nisan 2001 tarihinde Çanakkale Cumhuriyet Savcisi aralarinda başvuranin da yer aldiği
154 mahkumu özellikle cezaevi yönetimine karşi ayaklanmakla itham etmiştir.
25 Ocak 2005 tarihinde başvuranin silahli terör örgütü üyesi olmasina ilişkin ilk mahkumiyeti
ile ilgili İstanbul Ağir Ceza Mahkemesi İstanbul ve Edirne Cumhuriyet Savciliklarina bir
suçtan mahkum hükümlünün başka bir suçtan dolayi mahkum edilemeyeceği koşuluna dayali
olarak başvuranin şartli olarak tahliye edilmesi talimatini vermiştir.
Edirne Cumhuriyet Savciliği, İstanbul Cumhuriyet Savciliğina başvuran hakkinda cezaevi
yönetimine karşi ayaklanma suçundan Çanakkale Ağir Ceza Mahkemesi önündeki davanin
sürdüğü gerekçesiyle adi geçenin serbest birakilamayacaği bilgisini vermiştir.
2 Şubat 2005 tarihinde ikinci yargi süreci kapsaminda Çanakkale Ağir Ceza Mahkemesi
delillerin durumunu dikkate alarak başvuranin tahliyesine karar vermiştir. Mahkeme ayni gün
Çanakkale Cumhuriyet Savciliği araciliğiyla Edirne Cumhuriyet Savciliğina göndermiş
olduğu faksla bir suçtan mahkum hükümlünün başka bir suçtan mahkum edilemeyeceği
şartiyla başvuranin serbest birakilmasi talimatini vermiştir.
Alinan fotokopiye müteakip Edirne Cumhuriyet Savciliği İstanbul Cumhuriyet Savciliğindan
serbest birakilmadan önce başvuran hakkinda olasi bir kararin olup olmadiğinin tespiti için
kararin infazina ilişkin dosyanin kendilerine gönderilmesini istemiştir. İstanbul Cumhuriyet
Savciliği acele posta ile infaz dosyasini göndermiş, dosya Edirne F tipi cezaevine 4 Şubat
2005’te ulaşmiştir.
Başvuran 5 Şubat 2005 tarihinde serbest birakilmiştir.
3
HUKUK
İ. AİHS’NİN 5/1 C) MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASİ HAKKİNDA
Başvuran Çanakkale Ağir Ceza Mahkemesi’nin serbest birakma kararinin ardindan üç gün
süreyle tutuklu bulundurulmasinin AİHS’nin 5/1 maddesinin c) fikrasinin ihlaline yol
açtiğindan şikayetçi olmaktadir.
A. Kabuledilebilirlik hakkinda
Hükümet iç hukuk yollarinin tüketilmediği itirazini yapmaktadir, bu itiraz üç aşamalidir.
Hükümet öncelikli olarak başvuranin Çanakkale Ağir Ceza Mahkemesi tarafindan verilen
serbest birakilma kararinin ardindan üç gün daha tutulu bulundurulmasina ilişkin şikayetini
ulusal mahkemeler nezdinde en azindan özü itibariyla dile getirmediğini ifade etmektedir.
Hükümet ikinci olarak, kanun dişi yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat ödenmesini
öngören 466 sayili Kanun’a, benzer hükümleri içeren 141 sayili Kanun’a ve yeni CMK’ya
dayali olarak başvuranin iç hukuktaki mahkemeler nezdinde tazminat davasi açmasi
gerektiğini savunmaktadir.
Hükümet ayrica 4675 sayili infaz hakimliği hakkindaki Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde yer
alan başvuru yollarinin tüketilmediği itirazinda bulunmaktadir. Hükümet özellikle mezkur
Kanun’un 5. maddesinin ceza infaz kurumlari ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular
hakkinda yapilan işlemlere karşi bir başvuruyu öngördüğünü belirtmektedir.
Başvuran ceza infaz hakiminin talebinden bir hafta sonra ancak dosyasini incelediğini öne
sürerek Hükümetin savlarina karşi çikmaktadir.
İtirazin ilk bölümü ile ilgili AİHM, daha önce de benzer bir itirazi incelediğini ve reddettiğini
hatirlatir (Bkz. Koşti vd.-Türkiye no: 74321/01, 3 Mayis 2007). Başvuran tarafindan bir
tazminat talebinin yapilmadiği yönündeki itirazin AİHS’nin 5/1 c) maddesi kapsaminda
incelendiğini, oysa kanun dişi yakalamaya karşi Hükümet tarafindan öngörülen tazminat
yolunun AİHS’nin 5/5 maddesi alanina girdiğini gözlemlemektedir (Bkz., mutatis mutandis,
Bariş-Türkiye no: 26170/03, 31 Mart 2009 ve Değerli vd.-Türkiye no: 18242/02, 5 Şubat
2008). Benzer bir başvuru yolu başvuranin mevcut başvuruda şikayetçi olduğu etkili bir
başvuru yolu olarak addedilememektedir. Bu nedenle Hükümetin iç hukuk yollarinin
tüketilmediği yönündeki itirazi reddedilmektedir.
Hükümetin üçüncü itirazina ilişkin AİHM, 2 Şubat 2005 tarihinde Çanakkale Ağir Ceza
Mahkemesi’nin başvuranin şartli olarak tahliye edilmesi kararini verdiğini hatirlatir. Bu
bağlamda, ceza davasi süreci devam ederken halihazirda şartli saliverilme karari verilmiş
başvurandan ceza infaz hakimi karşisinda yeniden serbest birakilma talebinde bulunmasini
beklemek aşiri olacaktir (Bkz. mutatis mutandis, Metaxas-Yunanistan, no: 8415/02, 24 Mayis
2004 ve Karahalios-Yunanistan no: 62503/00, 11 Aralik 2003).
AİHM, yerleşik içtihadina göre AİHS’de yer alan erişilebilirlik ve etkililik esasini
kaybetmeksizin, hukuki bir başvuru yolunun teoride olduğu kadar pratikte de belirli bir
kesinlikte olmasi gerektiğini animsatir (Bkz. Sakik vd.-Türkiye, 26 Kasim 1997, Vernillo-
Fransa, 20 Şubat 1991, Johntson vd.-İrlanda, 18 Aralik 1986). Oysa AİHM mevcut
4
başvuruda 4675 sayili Kanun’un tutuklu ve hükümlüler tarafindan şartli saliverme kararinin
infazindaki gecikmelere yönelik yapilan şikayetlere karşi herhangi bir öncelik tanimadiğini
saptamaktadir. Bu yasada yer alan hususlara göre infaz hakimliği kararini bir hafta içinde
vermektedir, bu ise başvuranin karşi çiktiği fazladan üç günlük tutukluluk süresinden daha
uzundur. AİHM bu durumda Hükümetin itirazlarini reddetmektedir.
AİHM, başvuruya ilişkin herhangi bir kabuledilemezlik unsuru bulunmadiğini tespit eder. Bu
nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
Başvuran Çanakkale Ağir Ceza Mahkemesi’nin 2 Şubat 2005 tarihinde vermiş olduğu şartli
saliverilme kararina rağmen tutulu bulundurulmasinin kanun dişi olduğunu ve AİHS’nin 5/1
maddesinde yer alan hiçbir fikra ile bağdaşmadiğini öne sürmektedir.
Hükümet sözkonusu gecikmenin tahliye edilmeye bağli gerekli idari işlemlerin
tamamlanmasindan kaynaklandiğini savunmaktadir. Edirne savciliği İstanbul Cumhuriyet
Savciliği tarafindan gönderilen infaz dosyasini incelemesinin ardindan başvuran hakkinda
alinan herhangi bir tutukluluk ya da mahkumiyet kararinin olmadiği sonucuna varmiş ve
bunun üzerine adi geçenin serbest birakilmasini kararlaştirmiştir. Hükümete göre geçen bu
süre zarfinda tutukluluğun yasalliği hakkinda her hangi bir sorun ortaya konulmamiştir.
AİHM, 5/1 maddesinde yer alan hürriyet hakkinin kimi istisnalari içeren eksiksiz bir yapida
olduğunu, bu hükmün amacina uygun şekilde hürriyetten yoksun birakma işleminin keyfiyete
mahal birakmayacak şekilde dar bir çerçevede yorumlanmasi gerektiğini animsatir (Bkz.
Labita-İtalya no: 26772/95). AİHM serbest birakma kararinin infazindaki gecikmelere ilişkin
şikayetleri titizlikle ele alacaktir (Bkz. Bojinov-Bulgaristan no: 47799/99, 28 Ekim 2004).
AİHM, asgari süreye indirgenmesi gereken, serbest birakma kararinin infazi için belirli bir
sürenin kaçinilmaz olduğunu kabul etmektedir (Labita, sözü edilen). Fakat serbest birakmaya
ilişkin idari işlemler için birkaç saati aşan bir süre makul görülemez (Bkz. Nikolov-
Bulgaristan no: 38884/97 30 Ocak 2003). AİHM bu durumda Hükümete ilgili olaylari
ayrintilari ile sunmak düştüğünü hatirlatir.
Mevcut başvuruda başvuran hakkinda açilmiş iki ceza davasi bulunmaktadir, bunlardan ilki
yasadişi bir örgütün üyesi olmak ithamiyla İstanbul Ağir Ceza Mahkemesinde görülen dava,
diğeri ise cezaevi yönetimine karşi ayaklanmak suçu ile Çanakkale Ağir Ceza Mahkemesinde
açilan davadir. AİHM 25 Ocak 2005 tarihinde İstanbul Ağir Ceza Mahkemesi’nin Edirne
Cumhuriyet Savciliğina (başvuranin hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu) İstanbul
Cumhuriyet Savciliği kanaliyla bir suçtan mahkum olan bir kimsenin başka bir suçla mahkum
edilemeyeceği esasina dayali olarak başvuranin şartli olarak serbest birakilmasi talimatini
vermiştir. Başvuranin şartli saliverilmesi kararindan haberdar olan Edirne Cumhuriyet
Savciliği adi geçeni hakkinda Çanakkale Ağir Ceza Mahkemesi önünde açilmiş bir davanin
bulunmasi nedeniyle serbest birakmamiştir. Edirne savciliği bunun üzerine İstanbul
Cumhuriyet Savciliğindan olasi işlenmiş başka bir suç nedeniyle bir mahkumiyet ya da
tutukluluk kararinin olup olmadiğinin incelenmesi için başvuranin ceza infaz dosyasini talep
etmiştir.
Dava dosyasindan edinilen bilgilere göre AİHM, İstanbul Ağir Ceza Mahkemesi tarafindan
verilen ilk karardan bu yana, Edirne Cumhuriyet Savciliğinin başvuran hakkinda açilan
5
yegane davanin Çanakkale Ağir Ceza Mahkemesinde olduğu bilgisine sahip olduğunu not
etmektedir. AİHM İstanbul Cumhuriyet Savciliği’nin başvuranin ceza infaz dosyasini posta
ile göndermek yerine Edirne Cumhuriyet Savciliğina ayni gün 2 Şubat 2005 tarihinde–
postadan daha hizli bir iletişim şekliyle- faksla iletebileceğine itibar etmektedir. AİHM, dar
kapsamli bir çizelgenin yokluğunda, ulusal yetkililer tarafindan saat be saat tamamlanan idari
formalitelerle ceza infaz kurumu yönetimine sözkonusu kararin infazinin gerçekleşmesi için
gereken talimatin verilmesinin 4 Şubat 2005’i bulduğunu kaydetmektedir. Bunun da ötesinde
serbest birakma kararinin verilmesinden üç gün sonra başvuran 5 Şubat 2005’te serbest
birakilmiştir.
AİHM hürriyet hakkinin önemli önceliklerinden birinin yetkili mercilere Devletin
teşkilatindan ileri gelen aksamalari bertaraf etme ve haksiz yere özgürlükten yoksun birakma
riskini ortadan kaldirma yükümlülüğü olduğunu hatirlatir. Bu bağlamda, AİHM bu başvuruda
başvuranin serbest birakilmasina ilişkin idari formalitelerin AİHS’nin 5. maddesi uyarinca ve
mahkemenin yerleşik içtihadinda yorumladiği üzere asgari süreye indirgenmediği kanaatine
varmaktadir (Bkz. Ladent-Polonya no: 11036/03, 18 Mart 2008).
Bu nedenle AİHS’nin 5/1 maddesi ihlal edilmiştir.
İİ. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASİ
A. Tazminat
Başvuran mahkumiyet süresinin uzamasindan kaynaklanan zararin karşiliği olarak 1.000 Euro
manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet aşiri bulduğu bu talebe itiraz etmektedir.
AİHM başvuranin tutukluluğun uzun sürmesi nedeniyle belirli bir ölçüde zarara uğradiğini,
bunun manevi tazminat ile giderilmesi gerektiğini kabul etmektedir. AİHM 41. maddede
öngörüldüğü üzere hakkaniyete uygun başvurana 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesini
kararlaştirmaktadir.
B. Yargilama masraf ve giderleri
Başvuran avukatlik gideri için 4.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu meblağin aşiri ve ispat edici herhangi bir belgeye dayanmadiğini savunmaktadir.
Başvuran kanitlayici belge mahiyetinde avukatlik ücretinin 2.500 Euro, yargi ve tercüme
giderlerinin 600 Euro olduğunu gösterir makbuzu sunmaktadir.
Mahkemeye sunulan bu belgeler işiğinda AİHM, tüm yargi giderleri için başvurana 3.100
Euro ödenmesini uygun görmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasi’nin marjinal kredi faiz oranina üç puanlik
bir artiş eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
6
BU GEREKÇELERE DAYALİ OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararin kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere, Savunmaci Devlet tarafindan
başvurana:
i.
miktara yansitilabilecek her türlü vergiden muaf 1.000 (bin) Euro manevi tazminat
ödenmesine,
ii. yargilama masraf ve giderleri için miktara yansitilabilecek her türlü vergiden muaf
3.100 (üç bin yüz) Euro ödenmesine;
b) yukarida belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapilmasina kadar geçen süre
için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasi’nin anilan dönem için geçerli olan
marjinal kredi faiz oranina üç puanlik bir artiş eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz
uygulanmasina;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransizca olarak hazirlanmiş ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarina uygun olarak 27 Eylül 2011 tarihinde yazili olarak bildirilmiştir.