ictihat

3. Ceza Dairesi 2021/17590 E. , 2022/8730 K.

# 3. Ceza Dairesi 2021/17590 E. , 2022/8730 K. 3. Ceza Dairesi 2021/17590 E. , 2022/8730 K. "İçtihat Metni" Talepte Bulunan: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talep Tarihi: 18.10.2021 Talebe Konu Daire Kararı: Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.03.2021 tarih ve 2019/3819 - 2021/2250 sayılı ilamı İlk Derece Mahkemesi: Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2017 tarih ve 2017/218 - 2017/223 sayılı kararı Bölge Adliye Mahkemesi Kararı : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 13.11.2018 tarih ve 2018/599 -2018/572 sayılı kararı Hüküm: Sanık hakkında TCK'nın 314/2, 62, 53, 58/9 delaletiyle, 58/6 ve 58/7,63, 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına yönelik istinafbaşvurusunun esastan reddi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma İtiraz yazısı ile dava dosyası incelenip gereği düşünüldü: I-İTİRAZIN KONUSU; Sanık ... hakkında, Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/218-2017/223 sayılı kararı ile "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62, 53 ve 58/6-7 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezasına, hak yoksunluğuna, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tabii tutulmasına karar verildiği, Mahkeme kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2018/599-572 sayılı kararı ile hükümdeki tekerrür uygulamasına dair uygulama maddesi düzeltilmek suretiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği,istinaf kararının sanık müdafiince temyizi üzerine, Başsavcılığımızın 16-2019/2912 sayılı tebliğnamesi ile hükmün onanması talep edilmiş ve Yüksek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/3819-2021/2250 sayılı kararı ile hükmün onandığı görülmüş olup, ''İtirazımız, sanığın kolluk ifadesinden başlayarak soruşturma aşamasındaki tüm savunmalarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep ederek örgüte, faaliyetlerine, kendisinin konumuna ve örgüt mensubu kişilere dair bilgiler vermesi, kişileri teşhis etmesi, yargılama aşamasında da bu beyanlarının ana hatlarıyla doğru olduğunu ifade ederek, TCK'nın 221. maddesi hükümünden faydalanmayı talep etmesine rağmen ilk derece mahkemesinin kabulünde dosya içeriği ile uyuşmayan tespitlere yer verilerek, yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinin, hükmü bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.'' denilerek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Onama kararına itirazda bulunulduğu anlaşılmıştır. II-İTİRAZ NEDENLERİ; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.10.2021 tarihli itiraz 2021/533 sayılı yazısında; "Sanık ...'in FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 30.11.2016 tarihinde yakalanması üzerine; Müdafiisi eşliğinde verdiği 01.12.2016 tarihli kolluk ifadesinde özetle; herhangi bir örgüte üye değilim suçlamaları kabul etmiyorum, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istiyorum bu konuda bildiklerimi samimi bir şekilde anlatacağım diyerek, ortaokul yıllarında başlayan irtibatını, örgütsel bağını, süreçte üstlendiği görevlerini, örgütsel faaliyetlerini anlatarak 13 kişinin teşhisini yaptığı, Müdafiisi eşliğinde verdiği 01.12.2016 tarihli savcılık ifadesinde özetle; kollukta verdiği ifadenin doğru olduğunu aynen tekrar ettiğini belirterek, yine ayrıntılı beyanda bulunduğu ve örgütten ayrılmakta geç kaldığı, örgüt yapısı içinde bulunduğu için pişman olduğunu beyan ettiği, Sanık hakkında, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2017 tarih ve 2017/7176 sor. ve 2017/204 iddia no'lu iddianamesi ile; savunması ve dosya kapsamı itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiası ile TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, TCK'nın 53 ve 58/9 maddeleri uyarınca hakkında hak yoksunluğuna ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebi ile kamu davası açıldığı, Yargılama aşamasındaki savunmalarında da; önceki beyanlarının doğru olduğunu, tekrar ettiğini, tarihsel hatalar olabileceğini ancak ana hatlarıyla doğru olduğunu belirtip, örgüt içinde yer aldığını kabul ve tekrar eder şekilde genel beyanlarda bulunduğu, soruşturma aşamasındaki beyanlarından farklı olarak Bank ...'ya talimatla para yatırmadığına, üniversite yıllarında yurtta kalırken ki örgütsel konumuna dair de "yaş itibariyle" demek suretiyle başka bir anlam yükleyerek abilik yaptığına dair beyanda bulunduğu, mahkemece çelişkili bulunan hususların giderilmesi için somut sorular sorulmak yerine önceki beyanları okunduğunda da önceki beyanlarının "doğru olduğunu", "ana hatlarıyla doğru olduğunu" beyan ettiği, Sanık müdafinin esas hakkındaki son savunmasında; sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği, Sanığın esas hakkındaki son savunmasında ise; müdafiinin savunmalarına katıldığını, dini duygularla yapı içinde bulunduğunu, siyasallaşması nedeniyle ayrıldığını, bank ...'ya çağrı üzerine para yatırmadığını, önceki beyanlarını tekrar ettiğini ifade ettiği, Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/218-2017/223 sayılı ilamı ile; sanığın atılı suçtan mahkumiyetine, şartları oluşmadığından hakkında TCK'nın 221/4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği ve gerekçeli kararda etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasına ilişkin olarak "Etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemeler TCK'nın 221. maddesinde 6 bent halinde düzenlenmiş olup, TCK'nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlığa ilişkin 4. Fıkranın uygulanabilmesi için sanığın suçlamayı kabul etmesi ve etkin pişmanlık göstererek örgütün çözülmesine, örgüt üyelerinin ya da ortaklarının deşifresine yönelik elverişli bilgiler vermesinin gerektiği, buna karşın sanıkların suçlamaları kabul etmediği gibi beyanlarında örgütün çözülmesine ya da örgüt üyelerine ilişkin etkin pişmanlık uygulamasını gerektirir herhangi bir bilgi de vermedikleri, bu anlamda herhangi bir pişmanlıklarına rastlanmadığı, suçlamayı kabul etmeyen sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, zira Yargıtay 9. ve 16.Ceza Dairesi Başkanlığının müstekar uygulamalarına göre etkin pişmanlıktan faydalanılabilmesi için öncelikle örgüt üyeliğinin ve suçlamanın kabul edilmesi gerektiği ve sanıkların etkin pişmanlığını belirtmesi ve örgüt üyelerinin deşifresine yönelik ayrıntılı bilgiler vermesinin gerektiği, sanıkların suçlamaları kabul etmediği gibi örgüt üyelerinin deşifresine ve örgütün çözülmesine yönelik etkin pişmanlık uygulanmasını gerektirir bilgi de vermedikleri, bu nedenle şartları bulunmadığından bu sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı sonuç ve vicdani kanaatına verilmiştir." şeklinde gerekçe gösterildiği, Bununla birlikte, kolluk aşamasında sanık ...'den 4 gün sonra beyanda bulunan, sanıkla büyük ölçüde aynı isimler hakkında bilgi veren ve pişmanlığını dile getiren istinaf aşamasında davası tefrik olunmuş dosya sanıklarından ... hakkında ise etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına karar verildiği görülmüştür. Etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen TCK'nın 221. madde metni ve etkin pişmanlık müessesesinin uygulanma koşullarına dair içtihatlar incelendiğinde; 5237 sayılı TCK'nın "Etkin Pişmanlık" başlıklı 221. maddesinin; 1)Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz. (2)Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3)Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (4)Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan (Ek ibare: 29/06/2005 - 5377 S.K.26.md) ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. (5)Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir. (6) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.8.md) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz." lafzını içerdiği, Etkin pişmanlık müessesinin uygulanma koşullarına dair; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararlarında atıf yaptığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında; ".../.. Etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.../..." Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/03/2021 tarih ve 2019/9-2021/118 sayılı kararında; ".../...Diğer yandan, 5237 sayılı TCK'nın "Etkin pişmanlık" başlıklı 221. maddesinde; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya bu amaçla kurulmuş örgüte üye olma suçlarını işledikten sonra soruşturma veya yargılama aşamasında etkin pişmanlık gösteren failler hakkında şahsi cezasızlık veya cezada indirim yapılmasını gerektiren hâller olarak kabul edilmiştir. 05.06.1985 tarihli ve 3216 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun, 25.03.1988 tarihli ve 3419 sayılı Kanun ve 29.07.2003 tarihli 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanununa benzer şekilde 5237 sayılı TCK'nın 221. maddesinde yapılan düzenlemeyle; kanun koyucu, örgütlerle etkin mücadele edebilmek için, örgütleri ortaya çıkarıp dağıtmayı, örgüt elemanlarını devletin yanına çekerek bir yandan zayıflatıp diğer yandan da örgütlerin deşifre olmasını sağlayarak örgüt bünyesinde faaliyet gösteren failleri yakalamayı, "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanan sanıkları topluma kazandırmayı, örgüt bünyesinde gerçekleştirilen eylemleri açığa çıkarmayı ve benzer suçların tekrar işlenmesini önlemeyi amaçlamaktadır." Yargıtay 16. Ceza Dairesinin; -12.05.2015 tarih ve 2015/1426 esas 2015/1292 karar sayılı ilamında; ".../...TCK'nın etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinin amaç, kapsam ve gerekçesi birlikte nazara alındığında, failin bilgisi dahilinde gerçekleşen faaliyetlerle ilgili ifade vermesinin yeterli olacağının ve bu bilgilerin daha önceden güvenlik güçlerinin elinde olup olmadığının önem arz etmeyeceğinin anlaşılması karşısında, dosya kapsamına göre sanığın etkin pişmanlık iradesi göstererek gerek kendisi ve gerekse birlikte yakalandığı kişilerin eylemlerini açıkça ifade etmek şeklindeki durumunun etkin pişmanlık olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden.../..." -26.10.2015 tarih ve 2015/1565 esas 3464 karar Sayılı kararlarındaki; ".../..Silahlı terör örgütünün yürütme konseyinde faaliyet gösteren üyesi ile görüşen ve bu kişinin kendisine verdiği yazılı döküman uyarınca aldığı sözlü talimatı terör örgütü mensuplarına iletmek üzere iken yakalanan, ayrıca örgüte katılmak isteyen kişileri irtibat kuracakları örgüt üyelerine yönlendirmekle görevlendirilen sanığın, eylemlerinin işleniş biçimi ve niteliği nazara alındığında örgütün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olarak kabul edilip, yakalandıktan sonra kendi bilgisi ölçüsünde, örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili yeterli bilgi verdiği ve yargılama aşamasında pişmanlığını dile getirmek suretiyle etkin pişmanlık gösterdiği de gözetilerek TCK'nın 314/2, 221/4. maddelerine göre hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. Buradan hareketle; Kolluk aşamasından itibaren örgütle olan bağını kabul eden, ortaokul yıllarından itibaren başlayan irtibatını, içinde bulunduğu ve şahit olduğu faaliyetleri, kendisine verilen görevleri, bu süreçte örgütle irtibatlı olduğunu bildiği kişileri söyleyen, kendisine gösterilen 13 kişiyi teşhis ederek örgüt bağları hakkında bilgi veren, "terör örgütü üyeliği" suçlamasını kabul etmeyen ancak atılı suçun unsurunu teşkil eden suça konu fiili yani FETÖ/PDY terör örgütünün hiyerarşisine dahil olduğunu kabul eden, yapı içinde bulunduğu ve baskılardan dolayı daha erken ayrılamadığı için pişmanlığını dile getirerek, hakkında TCK'nın 221. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep eden sanık hakkında, suçlamayı kabul etmemesi, etkin pişmanlık kapsamında herhangi bir bilgi vermemesi ve bu anlamda herhangi bir pişmanlığına rastlanılmaması şeklindeki dosya kapsamı ile uyuşmayan, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinin, hükmü bozmayı gerektirdiği görüşüyle, hükmün onanmasına ilişkin Yargıtay ilamına itirazda bulunulması gerektiği sonucuna varılmıştır."denilmiştir. III- İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ; Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi, maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K., 26.10.2015 tarih, 2015/1565 E. 3464 K. sayılı kararları). TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde, bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre, belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Silahlı terör örgütüne üye olan, yakalandıktan sonra soruşturma ve yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile birtakım örgüt mensupları hakkında bilgi veren sanığın fiili statüsünü kabul ve beyan ile pişmanlığını ifade ettiğinde şüphe bulunmamakla, bu fiili durumlarına ilişkin hukuki vasıflandırılmaları kabul etmemesinin, anılan kurumun mahiyeti gereği uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği de gözetilerek, verdiği bilgilerin konum ve faaliyetleri ile uyumlu olup olmadığı ve eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden de sorularak belirlenen cezadan TCK'nın 221/4-2 cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun oranda adil bir indirim yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmiştir. IV-KARAR: 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2-Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.03.2021 tarih ve 2019/3819 esas- 2021/2250 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine. Ancak; Silahlı terör örgütüne üye olan, yakalandıktan sonra soruşturma ve yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile birtakım örgüt mensupları hakkında bilgi veren sanığın fiili statüsünü kabul ve beyan ile pişmanlığını ifade ettiğinde şüphe bulunmamakla, bu fiili durumlarına ilişkin hukuki vasıflandırılmaları kabul etmemesinin, anılan kurumun mahiyeti gereği uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği de gözetilerek, verdiği bilgilerin konum ve faaliyetleri ile uyumlu olup olmadığı ve eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden de sorularak belirlenen cezadan TCK'nın 221/4-2 cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun oranda adil bir indirim yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmekle, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2-a. maddesi uyarınca dosyanın Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.