ictihat
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/11534 E. , 2013/13952 K.
# (Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/11534 E. , 2013/13952 K.
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/11534 E. , 2013/13952 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
İbadethanenin sözlük anlamı mabet, tapınaktır. Dini nitelik taşıyan ve ibadetin yapıldığı yerlerdir. Her dinin kendine özgü ibadethanesi vardır. Bu manada camiler, kiliseler, havralar ibadethanedir.
İbadethanelere, bunların eklentilerine (Bir caminin çevresine inşa edilen, medrese, aşevi, imaret çeşme, kitaplık, han, hastane gibi çeşitli yapılar) buralardaki eşya(mabette bulunan dinen gerekli olan ve olmayan her türlü eşya), mezarlara (ölülerin gömüldüğü ve dıştan bu niteliği belli olan yerler), bunların üzerindeki yapılara, mezarlıktaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapıları yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar verme suçun maddi unsurudur.
Suçun manevi unsuru genel kasttır. Suç taksirle işlenemez. Bu nedenle dikkatsizlikle bir eserin kırılması halinde bu suç oluşmaz.
Maddenin ikinci fıkrasında, bu yerleri ve bu yerlerdeki eşyaları pisletmek, pis ve kirli şeyler bulaştırmaktır. Atık bırakmak, duvarlara yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilan yapıştırmak kirletme fiiline örnek gösterilebilir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, birinci ve ikinci fıkrasında sayılan ve tanımlanan suçlar, ilgili dini, inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi halinde verilecek cezalar üçte bir oranında artırılacaktır.
Somut olayda; cami yanında arkadaşları ile tartışan sanığın, cami bahçesine ait, alçıdan yapılan korkulukları tekmeleyerek kırması ve içindeki demiri alarak tartıştığı şahıslara saldırmaya çalışması şeklinde gerçekleşen eylemin, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunu oluşturduğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca, hakkında daha önce kurulan hüküm ilk şekliyle açıklanır. Açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar, temyiz veya kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay’ca yapılacak inceleme sonucunda giderilir.
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükümde kural olarak mahkemece bir değişiklik yapma imkanı bulunmamaktadır.
Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık bakımından ise, yerine getirememe nedeni başta olmak üzere durumu değerlendirilip cezanın bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin yeni bir hüküm kurulabilir.
Somut olayda, sanık hakkında 17.03.2010 tarihli karar ile İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan TCK'nın 153/1, 62/1 maddeleri uyarınca verilen 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın deneme süresinde yeniden kasıtlı bir suç işlemesi karşısında; açıklanması geri bırakılan hükmün aynı şekilde açıklanmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen yasal zorunluluk da bulunmadığı halde, açıklanan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi aleyhte temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.