ictihat

18. Ceza Dairesi 2018/6021 E. , 2018/13813 K.

# 18. Ceza Dairesi 2018/6021 E. , 2018/13813 K. 18. Ceza Dairesi 2018/6021 E. , 2018/13813 K. "İçtihat Metni" KARAR Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 25/09/2014 tarih ve 2014/25 esas, 2014/404 karar sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 03/07/2018 tarih ve 2016/6357 esas, 2018/10838 karar sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre ve şikayetten vazgeçme iki taraflı bir hukuki işlem olup, sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmemesi halinde hukuki değerinin olmayacağı, somut olayda da sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmemesi karşısında düşme kararı verilemeyeceğinden, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede; Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, TCK'nın 53/1-b maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesinin infaz evresinde resen gözetilebileceği, Anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, " karar verilmiştir. I- İtiraz Nedenleri Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/09/2018 tarih ve 14-2014/394518 sayılı yazısı ile; “ İtiraza konu uyuşmazlık; katılanın temyiz aşamasında şikayetten vazgeçme dilekçesi vermesi karşısında, şikayete tabi olan hakaret suçundan dolayı sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi durumunda sanık hakkında mahkumiyet kararı verilip verilmeyeceğine ilişkindir. 5237 sayılı TCK Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez. (4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. (5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. (6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. (7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz. (8) Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir. Şikayetten vazgeçme, tek taraflı bir işlem olmayıp, iki taraflı bir işlemdir. Suçtan zarar gören kimse, şikayetinden vazgeçtiğinde, bu vazgeçmenin hukuki sonuç doğurması için, şikayet olunan kimse tarafından bu vazgeçmenin kabul edilmesi gerekir. Hatta suçtan zarar gören tarafından şikayet olunmasa bile, bir kimse hakkında yapılan şikayet üzerine ve bu şikayet nedeniyle soruşturma veya kovuşturma yapılmış ise, bu kimsenin şikayetten vazgeçmeyi kabule yetkili olduğunu söylemek mümkündür. 765 sayılı TCK’nın 99/2. maddesindeki hüküm aynen YTCK’nm 73/6. maddesine de alınmıştır. Anılan maddeye göre “Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.” Şikayetten vazgeçmenin kabule bağlı hale gelmesinin gerekçesi “sanığa gerçeği aydınlatmak ve beraatini istemek hakkını tanımaktır. Ayrıca tek başına davayı harekete geçirebildiğini bilmesine rağmen, bunu durdurabilmek için sanığın iradesinin de eklenmesine muhtaç bulunduğunu göz önünde tutan kimse, iyice düşünüp taşınmadan ve hafiflikle şikayette bulunmaktan çekinecek ve suçsuz bir kimsenin itibarının gölgelenmesine böylece engel olunacaktır.” Şikayetten vazgeçme, açık veya örtülü olabilir.Açık vazgeçmede, şüpheli veya sanık Cumhuriyet Savcısı, hakim veya mahkeme huzurunda açıkça şikayetçinin, şikayetten vaçgeçmesini kabul ettiğini bildirir ve vazgeçmenin kabul edildiği andan itibaren vazgeçme hukuki sonuç doğurur. Örneğin şikayetten vazgeçildiğini duyan sanık doğrudan vazgeçmeyi kabul etmez ama şikayetten vazgeçen şikayetçiye sarılarak ona teşekkür eder veya vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararını temyiz etmez, huzurunda yapılan vazgeçmeye ses çıkarmaz veya yokluğunda yapılan şikayetten vazgeçmeye karşı diyeceğinin sorulması için çağrılmasına, bu hususun davetiyeye yazılmasına karşın duruşmaya gelmeyerek vazgeçmeyi kabule yönelik iradesini davranışları ile gösterir ise, şikayetten vazgeçmeyi zımni olarak kabul etmiş olur. Şüpheli veya sanığın yokluğunda şikayetten vazgeçilmesi halinde, bu hususu belirten ve Cumhuriyet Savcısı veya mahkeme huzuruna gelinmediği taktirde vazgeçmeyi kabul etmiş sayılacağına ilişkin şerhi ihtiva eden davetiye çıkarılması ve bu davetiye üzerine, gelmeyen kimsenin de vazgeçmeyi kabul ettiğinin düşünülmelidir. Tam ehliyetli şüpheli veya sanık, şikayetten vazgeçmeyi kabul veya ret konusunda yetkilidir. Ancak şüpheli veya sanığın ayırtım gücüne sahip küçük veya kısıtlı olması durumunda, şikayetten vazgeçmeyi tek başına kabul edebilecekken, şikayetten vazgeçmeyi tek başına reddedemeyeceğini, bu konuda veli veya vasinin iradesine de ihtiyaç bulunduğunu kabul edilmelidir. Ayrıca vekilin şikayetten vazgeçmeyi kabul edebilmesi için, vekaletnamesinde açıkça yetkisi olması gerekir. Kanaatimizce, baro tarafından atanan müdafii, şikayetten vazgeçmeyi kabule yetkilidir. İştirak halinde işlenen suçlarda her bir sanık diğerinden bağımsız olarak şikayetten vazgeçmeyi kabul veya reddedebilir. Kanunumuz şikayetten vazgeçmenin sirayetini kabul etmiş olmasına karşın, şikayetten vazgeçmenin kabulünün sirayetini kabul etmemiştir, bu durumda şikayetten vazgeçmeyi kabul eden sanık hakkında şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilir, vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında yargılamaya devam olunur. ikayetten vazgeçme gibi, şikayetten vazgeçmenin kabulü de, kayıtsız şartsız olmalıdır, şarta bağlanamaz. YTCK’mn 73. maddesinde “kanunda aksi yazılı olmadıkça” şikayetten vazgeçmenin onu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceği belirlenmiştir. O halde kanun hükümleri, şikayetten vazgeçmenin kabule bağlı olmadığı halleri düzenleyebilecektir, bu durumda şikayetten vazgeçmenin hukuki sonuç doğurması, şüpheli veya sanığın kabulüne bağlı değildir. Bu şekilde düzenleme, yani şikayetten vazgeçmenin kabule bağlı olmadığı hususundaki düzenleme, 765 sayılı TCK’nm 444, 460 ve 489. maddelerinde yer almasına karşın, YTCK’da bu şekilde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Şikayetten vazgeçmenin kabul edilmemesi durumunda, yargılamaya devam olunacak, sanığın suçu işlediği sabit olmaz ise beraat kararı verilecek, ancak sanığın suçunun sabit olması durumunda mahkûmiyetine değil, kovuşturma şartı gerçekleşmeyeceğinden kamu davasının düşürülmesine yada ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceği Yargıtay ceza dairelerince kabul edilmektedir, Bu açıklamalar çerçevesinde, Sanık ...'nın 17/01/2008 tarihinde boşanmış olduğu eski eşi ...'nın ikamet ettiği evine gelerek kapı zilini çaldığı, müştekinin kapıyı açmaması üzerine, sokağa çıkarak kuru sıkı tabanca ile havaya doğru 5-6 el ateş ettiği, müşteki Behice'ye telefonla arayarak seni öldüreceğim, ananı avradını sinkaf edeceğim dediği, telefonu Ziya Bostancı'nın alması üzerine hepinizi öldüreceğim, orosbu çocukları şerefsizler diyerek ona da hakaret ve tehdit ettiği, daha sonra ağabeysi olan ...'yı cep telefonundan arayarak iş yerine çağırdığı, müştekinin, sanığın iş yerine gelmesi üzerine, sanığı sakinleştirmeye çalıştığı, sanığın, bir anda ağabeysi ...' ya yönelerek 6136 Sayılı Kanun kapsamına giren baretta marka silahı müşteki ...'ün başına dayanarak "düş lan önüme" diyerek silahın namlusu ile itekleyerek dışarı çıkardığı, onları evden çıkarıp aşağıya indireceksin, önce seni sonra onları öldüreceğim diyerek ölümle tehdit ettiği, daha sonra müştekinin boğuşma sonucu sanığın elinden silahı alıp etkisiz hale getirmesi üzerine, sanığın kaçtığı ve 10 Nisan Polis Karakoluna geldiğinde müşteki polis memurlarına saldırarak basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek şekilde her birini yaraladığı, görevli polis memurlarına sizler satılmış şerefsizlersiniz, köpekler, sizin maaşınızı ben veriyorum. Siz beni burada tutamazsınız diyerek hakaret ettiği şeklinde gerçekleşen eylemler sonucunda, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/11/2013 tarih ve 2012/11363 Esas ve 2013/29020 Karar sayılı ilamıyla, sanığın işlediği kabul edilen silahla tehdit, 6136 sk aykırılık, görevli memura hakaret ve etkin direnme ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmediğinden Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/03/2010 tarih ve 2008/59 Esas ve 2010/196 Karar sayılı ilamıyla, verilen mahkumiyet kararlarda hukuka aykırı bir yön bulunmadığı nedenle bu suçlardan verilen hükümlülüklerin onanmasına karar verilmesi, Sanık hakkında ...'ya hakaret eyleminden kurulan hükme yönelik temyizine gelince; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Katılanın temyiz aşamasında şikayetten vazgeçme dilekçesi vermesi karşısında, şikayete tabi olan bu suçtan dolayı sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, bozmayı gerektirdiğinden hükmün bozulmasına karar verildiği Bozma sonrası, Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada, 01/04/2014 tarihli oturumda sanık vekili sanığın Antalya E tipi Kapalı Cezaevinde hükümlü olduğunu ve bozma ilamına bir diyeceklerinin bulunmadığını ve şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğini beyan ettiği, daha sonra 24/04/2014 tarihli oturumda, SEBGİS sistemiyle sanığın alınan ifadesinde, müştekinin şikayetten vazgeçmesini kabul etmediğini, telefonda karşılıklı tartıştıklarını atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, dinlenen tanık ... anlatımları ve diğer tanık anlatımları gözetilerek sanık ... hakkında hakaret suçunu işlediği kabul edilerek Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/09/2014 tarih ve 2014/25 Esas ve 2014/404 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet kararı verildiği ve yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 03/07/2018 tarih ve 2016/6357 Esas ve 2018/10838 Karar sayılı ilamıyla, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verildiği, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 03/07/2018 tarih ve 2016/6357 Esas ve 2018/10838 Karar sayılı onama kararının hukuka aykırı olduğu ve müşteki ...'nın sanık hakkındaki şikayetinden 11/05/2010 tarihli dilekçesiyle vazgeçtiği ve bu vazgeçme isteminin sanık ve vekili tarafından kabul edilmediği sanığın hakaret suçunu işlemediğinin ileri sürülmesi karşısında, sanık hakkında kovuşturma şartının gerçekleşmemiş olsa da yargılamaya devam olunacak, sanığın suçu işlediği sabit olmaz ise beraat kararı verilecek, ancak sanığın suçunun sabit olması durumunda mahkûmiyetine değil, kovuşturma şartı gerçekleşmeyeceğinden kamu davasının düşürülmesine ya da ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla; Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 03/07/2018 tarih ve 2016/6357 Esas ve 2018/10838 Karar sayılı onama kararının hukuka aykırı olduğu nedenle anılan mahkumiyet kararının kaldırılması istemiyle itiraz edilmiştir.” denilerek, itirazda bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İtirazın Kapsamı İtiraz, sanık hakkında hakaret suçundan yapılan yargılama sonucunda, mağdurun şikayetin den vazgeçtiği, bu vazgeçmenin sanık ve vekili tarafından kabul edilmediği, sanığın suçunun işlediği sabit olması halinde kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının düşmesine veya ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme Şikayet uygulama ve öğreti de kabul edildiği gibi bir kovuşturma koşulu olup, cezalandırılma koşulu değildir. Şikayetten vazgeçme halinde kovuşturma aşamasında hüküm ve sonuç doğurması sanığın kabulüne bağlıdır. Sanığın, vazgeçmeyi kabul etmemesi halinde artık şikayet koşulu gerçekleşmiştir. Ceza Muhakemesinde evrelerin birbirini takip etmesi yani tamamlanmış evreden geriye dönülmezlik ilkesi gereği yargılama şartı gerçekleştirdikten sonra hüküm aşamasında buradan dönülerek yargılama şartı bulunmadığından söz edilemez. Bazı suçların takibinin şikayete bağlı tutulma nedeni, sanığın yargılama sürecinin dışına çıkarılmasının tercih edilmesi, yargılama sürecine başvurulmadan suç ile uyuşmazlığın giderilmesi, yargılama ekonomisi ve sanığın yargılama sürecinde hukuki durumundaki belirsizliğin giderilmesidir. Sanık, vazgeçmeyi kabul etmeyip hüküm aşamasına gelen bir yargılamada tüm bu yararlar ortadan kalkmıştır. Bu nedenle sanığın oluşan sonuca göre mahkumiyetine karar verilmesi hukuka uygundur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Dairemizce onanmasında isabetsizlik görülmediğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. IV- Karar Dairemizin, 03/07/2018 tarih ve 2016/6357 esas, 2018/10838 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 30/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.