
Sağır ve Dilsizlerde Ceza Sorumluluğu ve TCK 33 Uygulama Stratejileri
Türk Ceza Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca sağır ve dilsizlerin kusur yeteneği, yaş gruplarına göre kademeli bir sorumluluk rejimine tabidir. Adliye pratiğinde bu kişilerin algılama ve irade yeteneklerinin tespiti, zorunlu müdafi ve tercüman eşliğinde yürütülen bilirkişi süreçleri ve sosyal inceleme raporları ile şekillenmektedir.
Sağır ve Dilsizlerin Ceza Sorumluluğunda Kademeli Yaş Rejimi
Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 33, sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğunu, biyolojik yaşlarına üç yıl eklemek suretiyle çocuklara özgü sorumluluk rejimiyle paralellik kurarak düzenlemiştir. Bu düzenleme, sağır ve dilsiz bireylerin dış dünyayla iletişim kurma ve toplumsal kuralları içselleştirme süreçlerinin, engeli olmayan bireylere oranla daha geç tamamlanacağı kabulüne dayanır. Uygulamada, failin fiili işlediği sıradaki yaşına göre üç ana kategori belirlenmiştir: 15 yaşını doldurmamış olanlar, 15-18 yaş aralığındakiler ve 18-21 yaş aralığındakiler. Her bir grup için kusur yeteneğinin tespiti ve uygulanacak indirim oranları farklılık arz eder.
"5237 sayılı Türk Ceza Kanununda sağır ve dilsizliğin kusur yeteneğine etki edeceği kabul edilmek suretiyle 33. maddeyle buna ilişkin bir düzenleme yapılmıştır. Sözü edilen maddenin gerekçesinde; 'Sağır ve dilsizin ceza sorumluluğunun belirlenmesinde, suç oluşturan fiili işlediği sıradaki yaşı, ölçü alınmıştır. Böylece, sağır ve dilsizlerle ilgili olarak, yaş küçüklüklerinin sorumluluk rejimine paralel bir düzenleme yapılmıştır. Ancak, sağır ve dilsizlerin algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği daha geç gelişebileceği düşüncesiyle, ayrı bir yaş grubu sınıflandırması yapılmıştır. Fiili işlediği sırada yirmi bir yaşını doldurmuş olan sağır ve dilsizler açısından yaşın ceza sorumluluğu üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı kabul edilmiştir.'"
Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/10545 - Karar No: 2015/1015
Editörün Notu: Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan hata, sağır ve dilsiz sanığın gerçek yaşının TCK m. 31'deki çocuk yaş gruplarıyla doğrudan eşleştirilmesidir. Oysa TCK m. 33, sağır ve dilsizler için özel bir "kurgusal yaş" yaratmaktadır. Örneğin, suç tarihinde 20 yaşında olan bir sağır ve dilsiz, hukuki değerlendirmede 15-18 yaş grubundaki bir çocuk gibi muamele görür.
Kusur Yeteneğinin Belirlenmesinde Yaş Grupları ve Hukuki Sonuçlar
Sağır ve dilsizlerde ceza sorumluluğu, biyolojik yaşın hukuki bir projeksiyonu üzerinden belirlenir. Bu projeksiyon, 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinde yer alan yaş küçüklüğü hükümlerinin, sağır ve dilsizler için üçer yıl tehir edilerek uygulanmasını zorunlu kılar.
On Beş Yaşını Doldurmamış Sağır ve Dilsizler
Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler, TCK m. 31/1 uyarınca 12 yaşını doldurmamış çocuklarla aynı statüdedir. Bu kişilerin kusur yeteneğinin varlığına bakılmaksızın ceza sorumlulukları bulunmamaktadır. Haklarında kamu davası açılamaz, ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir. Soruşturma aşamasında bu durum tespit edildiğinde, Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve gerekiyorsa koruyucu destekleyici tedbirler için ilgili birimlere bildirim yapılması gerekir.
On Beş - On Sekiz Yaş Aralığındaki Sağır ve Dilsizler
Bu yaş grubundaki failler, engeli olmayan 12-15 yaş grubundaki çocukların rejimine tabidir. Burada ceza sorumluluğu otomatik değildir; failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve davranışlarını yönlendirme (irade) kabiliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece araştırılmalıdır. Bu araştırma sadece tıbbi bir raporla değil, aynı zamanda sosyal inceleme raporuyla desteklenmelidir. Algılama ve irade yeteneğinin yokluğu saptanırsa ceza verilmez; varlığı halinde ise cezadan indirim yapılır.
On Sekiz - Yirmi Bir Yaş Aralığındaki Sağır ve Dilsizler
Bu gruptakiler, engeli olmayan 15-18 yaş grubundaki çocukların tabi olduğu hükümlere göre yargılanır. Bu aşamada "algılama yeteneği" sorgulaması kural olarak yapılmaz, ancak kanun gereği zorunlu bir ceza indirimi uygulanır. TCK m. 31/3 yollamasıyla, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18-24 yıl, müebbet hapis cezası yerine 12-15 yıl hapis cezasına hükmolunur; diğer hallerde ise cezanın üçte biri indirilir.
| Biyolojik Yaş Grubu | TCK m. 33 Uyarınca Tabi Olunan Statü | Ceza Sorumluluğu ve Yargılama Usulü |
|---|---|---|
| 0 - 15 Yaş | TCK m. 31/1 (0-12 Yaş Grubu) | Ceza sorumluluğu yoktur; güvenlik tedbiri uygulanır. |
| 15 - 18 Yaş | TCK m. 31/2 (12-15 Yaş Grubu) | Algılama ve irade yeteneği sorgulanır; indirim veya cezasızlık. |
| 18 - 21 Yaş | TCK m. 31/3 (15-18 Yaş Grubu) | Doğrudan ceza indirimi uygulanır; yaş küçüklüğü indirimi esastır. |
| 21 Yaş ve Üzeri | TCK Genel Hükümler ve m. 32 | Tam sorumluluk; şüphe halinde akıl hastalığı rejimi. |
Sosyal İnceleme Raporunun (SİR) Hukuki Zorunluluğu ve İspat Gücü
Sağır ve dilsizlerin yargılanmasında, özellikle 15-18 yaş grubunda (hukuken 12-15 yaş statüsünde) yer alanlar için sosyal inceleme raporu aldırılması bir usul kuralı değil, esasa etkili bir zorunluluktur. Sosyal inceleme raporu, failin içinde bulunduğu ailevi, sosyal, ekonomik ve psikolojik koşulları analiz ederek, mahkemenin kusur yeteneği konusundaki takdirine zemin hazırlar.
"Fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile onbeş yaşını doldurmuş ancak onsekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından sosyal inceleme yaptırılması zorunludur."
Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/17901 - Karar No: 2020/6326
Uygulama Notu: Mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, bu durumun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Aksi takdirde, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca hükmün eksik inceleme nedeniyle bozulması kaçınılmazdır. Sosyal inceleme uzmanı; çocuğun gelişim aşamalarını, aile içi ilişkilerini ve suçluluğa iten çevresel faktörleri irdelemeli, bu veriler mahkemenin "isnat kabiliyeti" değerlendirmesine ışık tutmalıdır.
Algılama ve İrade Yeteneğinin Tespiti İçin Bilirkişi Prosedürü
15-18 yaş grubundaki sağır ve dilsizler için (veya 21 yaşını doldurmuş olup da akıl zayıflığı şüphesi bulunanlar için) adli tıp uzmanı veya psikiyatristten rapor alınması zorunludur. Mahkeme, sadece kendi gözlemiyle failin algılama yeteneğinin tam olduğunu ileri süremez.
"Fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş, onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile onbeş yaşını doldurmuş ancak onsekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdir yetkisi münhasıran mahkemeye aittir. ... Hâkim veya mahkeme, sosyal inceleme raporu ile birlikte çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin belirlenebilmesi amacıyla adli tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk hâlinde uzman hekimden görüş alır."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/22652 - Karar No: 2010/20463
Bilirkişi incelemesi sırasında dikkat edilmesi gereken en kritik husus, failin engeline uygun bir iletişim ortamının sağlanmasıdır. İşaret dili uzmanı veya tercüman bulunmaksızın yapılan muayeneler ve alınan raporlar, savunma hakkının kısıtlanması mahiyetindedir. Özellikle failin sağır ve dilsizliğinin yanı sıra zihinsel bir engelinin bulunup bulunmadığı, isnat yeteneğini tamamen ortadan kaldırabileceği için titizlikle incelenmelidir.
Savunma Hakkının Güvencesi: Zorunlu Müdafi ve Tercüman Katılımı
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 150/2 uyarınca, sağır ve dilsizlerin şüpheli veya sanık olarak yer aldığı her aşamada müdafi yardımı alması zorunludur. Bu zorunluluk, kişinin kendi savunmasını yapma noktasındaki dezavantajlı durumunu dengelemeyi amaçlar. Müdafi atanmadan alınan savunmalar, usul ekonomisi gerekçesiyle dahi geçerli kabul edilemez.
"Sağır ve dilsiz olan sanığın 5271 Sayılı CMK'nin 150/2 maddesi uyarınca zorunlu müdafii huzurunda savunmasının alınması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, ... Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ... hükmün bozulmasına..."
Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/3659 - Karar No: 2017/15231
Yargılama makamı, sağır ve dilsiz failin meramını anlatabilmesi için işaret dilinden anlayan bir tercüman görevlendirmekle yükümlüdür. Bu tercümanın, sadece duruşma salonundaki sözleri aktarması yeterli değildir; sanığın müdafi ile olan iletişimini de kolaylaştırması beklenir. Nitekim Yargıtay, tercüman bulunmaksızın yapılan sorguları, adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirmektedir.
Yargılama Giderlerinde Özel Rejim: Tercüman Ücretinin Akıbeti
Genel kural uyarınca mahkûmiyet halinde yargılama giderleri sanığa yükletilirken, sağır ve dilsizler (engelli bireyler) söz konusu olduğunda CMK m. 324/5 özel bir istisna getirir. Bu hükme göre, engelli şüpheli, sanık veya mağdur için görevlendirilen tercümanın giderleri yargılama gideri sayılamaz ve bu meblağ devlet hazinesinden karşılanır.
"5271 Sayılı CMK.nun 324/5.maddesi uyarınca sağır ve dilsiz (engelli) olan sanık için görevlendirilen tercüman giderinin devlet hazinesi tarafından karşılanacağı ve bu giderin sanığa yükletilemeyeceği gözetilmeden gerekçeli kararda bu giderin sanıktan alınmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş..."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/33577 - Karar No: 2011/8456
Adliye pratiğinde, mahkeme kalemleri veya vergi daireleri bazen bu ücreti otomatik olarak sanığın borç hanesine işleyebilmektedir. Avukatların, kesinleşmiş hükümlerde dahi tercüman ücretinin tahsili için gönderilen ödeme emirlerine karşı, bu özel kanun hükmünü ileri sürerek şikâyet yoluna başvurması mümkündür.
Tekerrür Hükümlerinin Uygulanamayacağı Haller ve Sınırlar
TCK m. 58/5 uyarınca, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanamaz. Sağır ve dilsizlerde yaş kurgusu m. 33 ile genişletildiği için, suç tarihinde biyolojik olarak 18-21 yaş aralığında olan ve TCK m. 31/3 uyarınca indirim alan sağır ve dilsizler de "18 yaş altı çocuk" statüsünde kabul edilir.
"5237 sayılı TCK'nın 33. maddesi uyarınca fiili işlediği sırada 18-21 yaş aralığında olan sağır ve dilsizler hakkında, aynı Kanun'un 31/3. maddesinde belirtilen 15-18 yaş aralığındaki çocuklara ilişkin hükümlerin uygulanacağı, 5237 sayılı TCK’nın 58/5. maddesi uyarınca da 'fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının' anlaşılması karşısında ... tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş..."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/29701 - Karar No: 2016/9091
Bu durum, sağır ve dilsiz bireyin ileride işleyeceği suçlarda "mükerrir" sayılmasını engelleyen önemli bir korumadır. Hatta sanığın sabıkasında görünen eski ilam, biyolojik olarak 21 yaşından önce işlenmişse ve sağır-dilsizlik hali o dosyada sabitse, infaz aşamasında dahi tekerrür hükmünün kaldırılması talep edilebilir.
Seri Muhakeme ve Basit Yargılama Usulünde Sağır ve Dilsizlerin Konumu
Sağır ve dilsizlik, CMK'da yer alan alternatif çözüm yöntemlerinin uygulanması önünde önemli bir engel teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin son dönem kararları, sağır ve dilsizlerin bu usullerden yararlanamamasının getirdiği dezavantajları (örneğin indirim oranlarından mahrum kalma) hak ihlali bağlamında tartışmaktadır.
"Kurallar uyarınca sağır ve dilsizlik haline bağlı olarak seri muhakeme usulünün uygulanmaması durumunda yarı oranda, basit yargılama usulünün uygulanmaması durumundaysa dörtte bir oranında ceza indiriminden yararlanamama söz konusu olacaktır. Başka bir ifadeyle aynı fiil sebebiyle yirmi bir yaşını doldurmuş ve cezai sorumluluğu tam olan sağır ve dilsiz faile diğer faillere göre daha fazla ceza verilebilecektir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2024/66 - Karar No: 2024/188
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2024/66, K. 2024/188
Uygulama Notu: Eğer sanık sağır ve dilsiz olduğu için seri muhakeme kapsamı dışında tutulmuşsa, mahkemenin TCK m. 62 (Takdiri İndirim) veya m. 33 (Sağır ve Dilsizlik) hükümlerini uygularken bu eşitsizliği giderecek oranda bir takdir hakkı kullanması savunma makamınca talep edilmelidir. AYM'nin bu tespiti, ceza adaletindeki dengenin sağlanması açısından stratejik bir argümandır.
Sağır ve Dilsiz Mağdurun Beyanının Alınması ve Teşhis İşlemleri
Sadece sanıklar değil, sağır ve dilsiz mağdurlar da yargılama sürecinde özel usullere ihtiyaç duyar. Mağdurun beyanının alınması sırasında işaret dili uzmanının bulunması, beyanın sıhhati için elzemdir. Özellikle failin teşhis edilmesi gereken durumlarda, mağdurun kısıtlı anlatım imkânı "yetersiz delil" olarak değil, "ek araştırma gereği" olarak yorumlanmalıdır.
"Dosya kapsamından sağır, dilsiz ve zihinsel engelli olduğu anlaşılan mağdurun işaret dili uzmanı bilirkişi yardımıyla beyanının alındığı celsede kendisinin dövüldüğünü ... şeklindeki tarifine ... rağmen 'mağdurun sağır dilsiz olması nedeni ile kendisine vuran kişilerin isimlerini bildirme imkanının olmaması' şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde sanıkların beraatlerine kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş..."
Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/11881 - Karar No: 2019/6070
Mağdurun beyanları soyut kalsa dahi, adliye pratiğinde yüzleştirme (teşhis) veya fotoğrafla teşhis işlemleri mutlaka işaret dili uzmanı eşliğinde icra edilmelidir. Mahkeme, mağdurun engelini bir "ispat imkânsızlığı" olarak değil, usul araçlarının daha hassas kullanılması gereken bir alan olarak görmelidir.
Yirmi Bir Yaşını Doldurmuş Sağır ve Dilsizlerde Akıl Hastalığı Şüphesi
21 yaşını doldurmuş bir sağır ve dilsiz, biyolojik yaş kurgusu bakımından tam ceza sorumluluğuna sahiptir. Ancak TCK m. 33'ün gerekçesi ve Yargıtay içtihatları, bu kişilerin algılama yeteneğinde bir sorun olması durumunda TCK m. 32 (Akıl Hastalığı) hükümlerinin kıyasen veya doğrudan göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgular.
"Fiili işlediği sırada yirmi bir yaşını doldurmuş olan sağır ve dilsizler açısından yaşın ceza sorumluluğu üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, bu kişilerin işledikleri fiil açısından algılama veya irade yeteneğinin olup olmadığı yönünde ortaya çıkabilecek sorunla ilgili olarak, akıl hastalarına ilişkin sorumluluk rejiminin göz önünde bulundurulması gerekmektedir."
Kaynak: TCK m. 33 Gerekçesi (Yargıtay 14. CD Kararı Atfıyla)
Bu aşamada failin "sağır-dilsiz" olması tek başına bir indirim sebebi değildir. Ancak failin eğitim almamış olması, sosyal izolasyona maruz kalması veya bilişsel gelişiminin engeli nedeniyle gerilemiş olması durumunda "akıl zayıflığı" veya "davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma" tartışılabilir. Bu durumda fail hakkında ceza indirimi (m. 32/2) veya tam cezasızlık ile güvenlik tedbiri (m. 32/1) gündeme gelebilir.
Adliye Pratiğinde Süreç Yönetimi ve Dosya Kontrol Listesi
Sağır ve dilsizlerin yargılandığı dosyalarda usul hatası yapılma riski oldukça yüksektir. Müdafilerin ve yargılama makamlarının şu adımları takip etmesi, hükmün hukuka uygunluğunu denetlemek adına elzemdir:
- Nüfus Kaydı ve Engel Tespiti: Sanığın sadece sağır mı yoksa hem sağır hem dilsiz mi olduğu sağlık kurulu raporuyla netleştirilmelidir.
- Yaş Grubunun Belirlenmesi: Suç tarihindeki biyolojik yaşa göre hangi TCK m. 31 bendine (33 yollamasıyla) girildiği hesaplanmalıdır.
- Tercüman ve Müdafi Ataması: İlk kolluk ifadesinden itibaren barodan zorunlu müdafi istenmeli ve ehil bir işaret dili tercümanı görevlendirilmelidir.
- Bilirkişi Raporu İstemi: Sanık 18 yaşın altındaysa (hukuken 15 yaş altı) mutlaka "algılama ve irade yeteneği" raporu aldırılmalıdır.
- Sosyal İnceleme Raporu: Sanığın geçmişi, eğitimi ve aile yapısı hakkında uzman görüşü dosyaya kazandırılmalıdır.
- Yargılama Gideri Denetimi: Tercüman ücretinin sanığa yüklenmediği, hüküm fıkrasında bu giderin hazine üzerinde bırakıldığı kontrol edilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sanık sadece sağır olup konuşabiliyorsa TCK 33 uygulanır mı? Hayır, TCK m. 33 hükmünün uygulanabilmesi için kişinin hem sağır hem de dilsiz olması veya dilsiz olmasa dahi sağır olması nedeniyle meramını anlatamayacak derecede engelli olması gerekir. Sadece bir duyu kaybı, kanundaki özel yaş indiriminden yararlanmak için yeterli değildir; ancak bu durum TCK m. 32 (akıl hastalığı/zayıflığı) bağlamında bir değerlendirmeye konu edilebilir.
Sağır ve dilsiz bir sanık, suç ortağına göre daha fazla ceza alabilir mi? Normal şartlarda sağır ve dilsizlik bir indirim sebebidir. Ancak sanık 21 yaşını doldurmuşsa ve algılama yeteneği tamsa, diğer faillerle aynı cezayı alır. İstisnai olarak, seri muhakeme veya basit yargılama usullerinin (engeli nedeniyle) uygulanamadığı durumlarda, diğer sanıklar bu usullerden kaynaklı %25-%50 arası indirim alırken sağır-dilsiz sanık alamazsa, AYM’nin mülkiyet ve adil yargılanma hakkı perspektifindeki eşitsizlik tespiti mahkemeye sunularak takdiri indirim talep edilmelidir.
Sağır-dilsiz sanık için görevlendirilen müdafi ücretini sanık mı öder? CMK m. 150/2 uyarınca zorunlu müdafi atanır. Mahkûmiyet halinde müdafi ücreti yargılama gideri olarak sanığa yükletilir. Ancak tercüman ücreti her halükarda devlet hazinesinden karşılanır. Eğer sanığın ödeme gücü yoksa, mahkemeden bu giderin de terkin edilmesi veya hazine üzerinde bırakılması talep edilebilir.
Suç tarihinde sağır ve dilsiz olan kişi, yargılama sırasında tedaviyle iyileşirse ne olur? Ceza hukukunda "fiil anındaki durum" esastır. Failin suçun işlendiği sıradaki biyolojik ve hukuki statüsü (TCK m. 33 kapsamına girmesi) geçerliliğini korur. Sonradan iyileşmiş olması, suç anındaki algılama ve irade yeteneği değerlendirmesini ortadan kaldırmaz ve m. 33 uyarınca yapılacak indirimleri etkilemez.
Metinde yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğu gibi teknik ve usuli detayların yoğun olduğu konularda, bir hukuk profesyonelinden doğrudan destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi adına zaruridir.
Kaynakça
-
- Ceza Dairesi, Esas No: 2014/10545, Karar No: 2015/1015
-
- Ceza Dairesi, Esas No: 2019/17901, Karar No: 2020/6326
-
- Ceza Dairesi, Esas No: 2017/3659, Karar No: 2017/15231
-
- Ceza Dairesi, Esas No: 2010/22652, Karar No: 2010/20463
-
- Ceza Dairesi, Esas No: 2014/29701, Karar No: 2016/9091
- Anayasa Mahkemesi Kararı, Esas No: 2024/66, Karar No: 2024/188
-
- Ceza Dairesi, Esas No: 2009/33577, Karar No: 2011/8456
-
- Ceza Dairesi, Esas No: 2018/11881, Karar No: 2019/6070
- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (m. 31, 32, 33, 58)
- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (m. 150, 231, 324)
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.