Konutu Terk Etmeme Adli Kontrol Tedbirinin Hukuki Rejimi ve İtiraz Stratejileri
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Konutu Terk Etmeme Adli Kontrol Tedbirinin Hukuki Rejimi ve İtiraz Stratejileri

CMK 109/3-j uyarınca uygulanan konutu terk etmeme tedbiri, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik ağır bir müdahale teşkil ederek tutuklamanın ikamesi niteliğindedir. Bu makalede, elektronik kelepçe infaz usulü, mahsup imkânları ve AYM içtihatları ekseninde ölçülülük denetimi ile tazminat hakları teknik olarak incelenmektedir.

CMK 109/3-j Kapsamında Konutu Terk Etmeme Tedbirinin Hukuki Karakteri

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 109/3-j bendi uyarınca hükmedilen konutu terk etmeme yükümlülüğü, klasik adli kontrol tedbirlerinden farklı olarak kişinin hareket serbestisini bir konutun sınırları içerisine hapseden, yoğunluğu itibarıyla hürriyeti kısıtlayıcı bir koruma tedbiridir. Yargısal pratikte "ev hapsi" olarak adlandırılan bu müessese, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdinde, seyahat hürriyetinden ziyade kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına (Anayasa m. 19) yönelik bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Tedbir, tutuklamaya alternatif olma niteliği taşımakta olup, ancak tutuklama sebeplerinin varlığına rağmen bu ağır müdahalenin ölçüsüz kaçacağı durumlarda ikame edici bir mekanizma olarak devreye girer.

Elektronik kelepçe takip sistemi ve denetimli serbestlik izleme süreci.

Konutu terk etmeme tedbirinin hukuki geçerliliği; suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, bir tutuklama nedeninin (kaçma, delil karartma vb.) bulunması ve hedeflenilen amaç ile başvurulan araç arasında bir orantının (ölçülülük) bulunmasına bağlıdır. Adli makamlar, konutu terk etmeme yükümlülüğüne karar verirken, neden daha hafif bir tedbirin (örneğin imza yükümlülüğü veya yurt dışı çıkış yasağı) yetersiz kalacağını somut olgularla gerekçelendirmek zorundadır.

"Konutun terk edilmemesine yönelik bir yükümlülüğü içeren adli kontrol tedbirinin hukukiliğinin değerlendirilmesinde -tıpkı tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde olduğu gibi- tedbirin kanun tarafından öngörülüp öngörülmediği, Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanılıp dayanılmadığı ve tedbirin ulaşılmak istenen amaç bakımından ölçülü olup olmadığı dikkate alınır. Çünkü böyle bir adli kontrol tedbiri tutuklamaya seçenek bir koruma tedbiridir. Dolayısıyla söz konusu tedbire ancak -suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi şartıyla- suçluluğu hususunda kuvvetli belirti bulunan kişiler hakkında, tedbir uygulanacak kişinin kaçmasını ya da delilleri yok etmesini veya değiştirmesini önlemek amacıyla ve ulaşılmak istenen amaç yönünden bir ölçüsüzlük yoksa başvurulabilir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2021/3178 - Karar Tarihi: 10/1/2024

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

Konutu Terk Etmeme Tedbirinde Ölçülülük ve Alt Sınır Denetimi

Adli kontrol tedbirleri hiyerarşisinde en ağır basamak olan konutu terk etmeme, her somut olayda "ölçülülük" süzgecinden geçirilmelidir. Ceza muhakemesi pratiğinde, şüphelinin sabit ikametgâh sahibi olması, sosyal ve ekonomik bağlarının kopmamış olması veya delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, ev hapsi taleplerinin reddedilmesi için güçlü argümanlar oluşturur.

Alternatif Tedbirlerin Yeterliliği Sorunu

Hâkimlikler, CMK 109/3-j bendine hükmetmeden önce, CMK 109/3-b bendindeki imza atma veya 109/3-a bendindeki yurt dışına çıkış yasağı gibi daha hafif yükümlülüklerin amaca hizmet edip etmeyeceğini tartışmalıdır. AYM içtihatları, "daha hafif bir yükümlülükle ulaşılabilecek bir amaca, daha ağır bir yükümlülükle ulaşılmaya çalışılmasını" ölçülülük ilkesine aykırı bulmaktadır. Özellikle terör suçları dışındaki asayiş suçlarında veya ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek eylemlerde, konutu terk etmeme tedbirinin uygulanması sıklıkla hak ihlallerine yol açmaktadır.

Adli Kontrol Kararlarında Gerekçe Zorunluluğu

Gerekçe, keyfiliğin panzehiri olup, konutu terk etmeme kararlarında basma kalıp ifadelerden kaçınılmalıdır. AYM, "şüphelinin kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunması" şeklindeki genel ifadelerin, somut olgularla desteklenmediği sürece yeterli olmadığını vurgular. Kararda, şüphelinin neden konutu terk etmemesi gerektiği, hangi delilin karartılacağı veya hangi somut verinin kaçma şüphesini uyandırdığı açıkça belirtilmelidir.

"Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin tutuklamaya alternatif olma niteliği gereği bu tedbir yalnızca Anayasa'da öngörülen bu amaçlarla verilebilir. Anılan tedbirin niteliği ve özellikleri dikkate alındığında bunun bilhassa şüpheli veya sanıkların kaçmasını engellemeye yönelik adli bir önlem olarak değerlendirilmesi mümkündür."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2021/1183 - Karar Tarihi: 15/6/2021

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

Elektronik İzleme (Kelepçe) Uygulamasının Teknik ve Usuli Altyapısı

Konutu terk etmeme tedbirinin fiili infazı, genellikle 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu m. 15/A ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca "elektronik kelepçe" takılması suretiyle gerçekleştirilir. Bu yöntem, kişinin konut sınırlarını ihlal edip etmediğinin merkezî bir sistem üzerinden takip edilmesine olanak tanır.

Elektronik Kelepçe Takılmasının Kanuni Dayanağı

Elektronik izleme, adli kontrolün bir icra yöntemidir. AYM, M.S. (B. No: 2018/25505) kararında, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 57/5 hükmünün elektronik kelepçe uygulaması için yeterli bir kanuni dayanak oluşturduğunu saptamıştır. Ancak bu uygulama, teknik bir gereklilik olsa da şüphelinin psikolojik ve sosyal hayatı üzerinde ek bir baskı oluşturmaktadır. Kelepçe uygulaması sırasında meydana gelen teknik arızaların veya pil bitmesi gibi durumların ihlal olarak değerlendirilip tutuklamaya sevk yapılması, uygulamada karşılaşılan en büyük risklerden biridir.

İzin Alma Usulü ve Acil Durumlar

Ev hapsindeki kişinin tedavi, sınav, ibadet veya zorunlu sosyal ihtiyaçlar için konutu terk etmesi gerekebilir. Bu durumlarda denetimli serbestlik müdürlüğüne veya soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığına, kovuşturma aşamasında ise mahkemeye müracaat edilerek izin alınması şarttır. İzinli çıkışlarda kişinin rotası ve süresi önceden belirlenir. Acil sağlık durumlarında ise (ambulansla hastaneye gidiş vb.), durumun sonradan belgelendirilmesi kaydıyla tedbirin ihlal edilmediği kabul edilmektedir.

Konutu Terk Etmeme Tedbirinde Süre ve Mahsup Hesaplamaları

7331 sayılı Kanun ile CMK m. 109/6 fıkrasında yapılan değişiklik, konutu terk etmeme tedbirinde geçen sürelerin, mahkûmiyet halinde hapis cezasından mahsup edilmesine olanak tanımıştır. Bu düzenleme, tedbirin kişi hürriyeti üzerindeki kısıtlayıcı etkisinin ciddiyetini yasal bir zeminde teyit etmiştir.

CMK 109/6 uyarınca konutu terk etmeme tedbiri mahsup hesaplama tablosu görseli.

Mahsup Oranı: İki Güne Bir Gün Kuralı

CMK m. 109/6 uyarınca; konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. Bu hesaplama, sadece konutu terk etmeme (j bendi) tedbiri için geçerlidir; imza atma veya yurt dışı yasağı gibi diğer adli kontrol türleri mahsuba konu edilemez.

Koruma Tedbiri Türü Mahsup Oranı / Durumu Yasal Dayanak
Gözaltı 1 gün = 1 gün TCK m. 63
Tutukluluk 1 gün = 1 gün TCK m. 63
Konutu Terk Etmeme 2 gün = 1 gün CMK m. 109/6
Diğer Adli Kontroller Mahsup Yapılamaz CMK m. 109/6 (Zıt Kanıt)

Mahsup Taleplerinde Yetkili Makam ve Usul

Hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında, hükümlü veya müdafii İnfaz Hâkimliğine başvurarak ev hapsinde geçen sürelerin cezasından indirilmesini talep etmelidir. Mahkemenin mahsup kararı vermemesi veya hatalı hesap yapması durumunda Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açıktır.

"Başvurucu 29/11/2016 ila 22/1/2018 tarihlerinde 13 ay 24 gün boyunca elektronik kelepçe takılmak suretiyle ev hapsinde kalması nedeniyle bu sürenin mahkûmiyetinden mahsup edilmesini talep etmiştir. ... CMK'nın 109/6 maddesinde 'adli kontrol altında geçen süre şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm maddenin 3. Fıkrasının (e) bendinde belirlenen hallerde uygulanmaz.' hükmü karşısında ... cezasından mahsup edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. [Editörün Notu: Bu karar 7331 sayılı Kanun değişikliği öncesine aittir; güncel yasada mahsup mümkündür.]"

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2020/10211 - Karar Tarihi: 3/2/2022

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

Adli Kontrol Kararına İtiraz Usulü ve Stratejik Hamleler

Konutu terk etmeme kararı, verildiği tarihten itibaren tefhim veya tebliğle birlikte 7 günlük itiraz süresine tabidir. İtiraz, kararı veren Sulh Ceza Hâkimliğine yapılır; ancak incelemeyi numara olarak takip eden Sulh Ceza Hâkimliği (veya asliye ceza mahkemesi/ağır ceza mahkemesi hiyerarşisine göre) gerçekleştirir.

İtiraz Dilekçesinde Odaklanılması Gereken Hususlar

Etkili bir itiraz için sadece suçsuzluk iddiası yeterli değildir; tedbirin hukuki ve fiili nedenleri çürütülmelidir. Dilekçede şu başlıklar öne çıkarılmalıdır: 1. Sabit İkametgâh: Kişinin kaçma şüphesinin bulunmadığını kanıtlayan ailevi ve işsel bağlar. 2. Delil Durumu: Dosyadaki delillerin toplanmış olması ve şüphelinin delillere müdahale imkânının kalmaması. 3. Sağlık ve Sosyal Koşullar: Konutun fiziksel yetersizliği veya şüphelinin dışarıda tedavi görmesinin zorunluluğu. 4. Kademelilik İlkesi: Daha hafif bir tedbirin (örneğin haftada 1 gün imza) neden yeterli olacağının teknik analizi.

Dosya Üzerinden Karar Verme İhlali

AYM'nin yerleşik içtihatlarına göre, mevcutlu olarak savcılığa sevk edilen ve tutuklama istemiyle hâkimliğe gönderilen şüphelinin, sorgusu yapılmadan dosya üzerinden ev hapsine alınması hak ihlalidir. Şüphelinin bizzat dinlenmesi, adli kontrolün niteliğini tartışması ve savunma hakkını kullanması hürriyeti kısıtlayıcı bir tedbir olan ev hapsi için zorunludur.

"Açıklanan gerekçelerle mevcutlu olarak Ankara Başsavcılığına sevk edilmesine rağmen Hâkimliğin dosya üzerinden yaptığı incelemeyle başvurucunun adli kontrol tedbiri kapsamında konutunu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulmasına karar vermesi ve bu suretle derhâl hâkim önüne çıkarılma güvencesine uyulmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrası yönünden ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2021/1183 - Karar Tarihi: 15/6/2021

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

Kamu Konutlarında İnfaz ve Tahliye Disiplini

Adli kontrolün infaz edileceği "konut" kavramı, sadece mülkiyeti şüpheliye ait yerleri kapsamaz. Kiralanan veya kamu tarafından tahsis edilen konutlar da bu kapsamdadır. Ancak kamu konutlarında (lojmanlarda) oturan şüpheliler için ek bir risk söz konusudur.

Kamu Konutları Yönetmeliği m. 34 uyarınca, konutta oturan kişinin görevi sona erdiğinde veya konutun boşaltılmasını gerektiren yasal bir değişiklik olduğunda (örneğin memuriyetten çıkarma), konutun bir hafta içinde boşaltılması gerekir. Eğer şüpheli hakkında bu adreste konutu terk etmeme tedbiri varsa, konutun boşaltılması zorunluluğu ile adli kontrol yükümlülüğü çatışır. Bu durumda, müdafiin derhal mahkemeye başvurarak adres değişikliği bildirmesi ve tedbirin yeni adreste devamını sağlaması kritik önemdedir. Aksi halde, lojmandan zorla çıkarma işlemi (kolluk kuvvetiyle) gerçekleştiğinde şüpheli "tedbiri ihlal etmiş" durumuna düşebilir ve CMK m. 112/1 uyarınca tutuklanabilir.

Adli Kontrolün İhlali ve Tutuklama Kararının Hukuki Sonuçları

CMK m. 112/1 hükmü, adli kontrol yükümlülüklerine bilerek ve isteyerek uymayan şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresine bakılmaksızın tutuklama kararı verilebileceğini öngörmektedir. Konutu terk etmeme tedbirinde bu risk, diğer tedbirlerden daha yüksektir; zira elektronik kelepçe sinyalinin kesilmesi veya konut sınırının aşılması anlık olarak sisteme düşer.

İhlal Nedeni Olarak Teknik Arızalar

Uygulamada, elektronik kelepçenin şarjının bitmesi veya baz istasyonu kaynaklı sinyal kaymaları "ihlal" olarak raporlanabilmektedir. Editörün Notu: Böyle bir durumda, şüphelinin derhal denetimli serbestlik birimini araması ve durumu tutanak altına alması gerekir. Mahkemeler, teknik bir arıza nedeniyle oluşan ihlallerde tutuklama kararı vermemeli; aksi takdirde ölçülülük ilkesi ağır şekilde zedelenmiş olur.

Tutuklama Kararının Gerekçelendirilmesi

Adli kontrol ihlali tek başına otomatik bir tutuklama nedeni değildir. Hâkim, ihlalin niteliğini, ağırlığını ve şüphelinin kastını değerlendirmelidir. Hafif bir gecikme veya geçerli bir mazerete dayanan ihlal durumunda, tutuklama yerine tedbirin ağırlaştırılması (örneğin haftada 1 imza yerine her gün imza) veya ek bir güvence (teminat) istenmesi yoluna gidilmelidir.

Haksız Konutu Terk Etmeme Tedbiri Nedeniyle Tazminat Hakkı

AYM'nin güncel içtihatları, haksız yere uygulanan konutu terk etmeme tedbiri nedeniyle kişilere tazminat ödenmesi gerektiği yönündedir. Her ne kadar CMK m. 141'de bu tedbir açıkça sayılmasa da, AYM bu eksikliği Anayasa'nın 19/9 maddesine aykırı bularak ihlal kararları vermektedir.

Tazminat Davasında Görev ve Yetki

Haksız uygulanan ev hapsi nedeniyle açılacak tazminat davaları, kişinin ikametgâhındaki Ağır Ceza Mahkemesinde, Devlet aleyhine açılır. Davanın açılabilmesi için ya beraat kararı verilmiş olması ya da tedbirin haksız olduğunun yargısal bir kararla (örneğin itirazın kabulü veya AYM ihlal kararı) tespit edilmiş olması gerekir.

Tazminat Miktarı ve Zararın İspatı

Tazminat hesaplanırken, kişinin ev hapsinde geçirdiği süre boyunca uğradığı maddi kayıplar (iş görememe, maaş kesintisi vb.) ve duyulan manevi elem dikkate alınır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, tedbir kaldırıldığı halde bildirimin geç yapılması nedeniyle devam eden ev hapsini de tazminat sebebi olarak kabul etmektedir.

"Davacının hakkında uygulanmış olan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararın 06.10.2016 tarihinde kaldırılmış olmasına rağmen durumun fark edilmeyerek 10.03.2017 tarihine kadar hukuka aykırı olarak uygulanmaya devam edilmesi nedeniyle ... 6.945,25 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın ... ödenmesine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/13827 - Karar No: 2021/1802

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2019/13827 E. , 2021/1802 K.

Adli Kontrolün Sona Ermesi ve Kararın Kaldırılması

Konutu terk etmeme tedbiri, soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Hâkimliği tarafından, kovuşturma aşamasında ise resen veya talep üzerine mahkemece kaldırılabilir. Tedbirin kaldırılması taleplerinde, soruşturmanın geldiği aşama ve delillerin durumu belirleyicidir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı veya Beraat Kararı

Hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilen şüphelinin adli kontrolü kendiliğinden hükümsüz kalır; ancak fiilen kelepçenin çıkarılması için kararın denetimli serbestlik müdürlüğüne tebliğ edilmesi gerekir. Aynı şekilde, beraat kararı verilen sanık hakkında mahkeme, hükümle birlikte adli kontrolün kaldırılmasına karar verir.

Tedbirin Değiştirilmesi Talebi

Hukuki süreçte en sık başvurulan yol, konutu terk etmeme tedbirinin "imza atma" yükümlülüğüne çevrilmesidir. Özellikle 6 ay veya 1 yılı aşan ev hapsi uygulamalarında, tedbirin artık "cezalandırma" amacına dönüştüğü argümanı ile bu değişim talep edilmelidir. Uzun süreli ev hapsi, mahkûmiyet kararından bağımsız bir özgürlük kısıtlamasına dönüştüğünde, Anayasa'nın ruhuna aykırılık teşkil eder.

Uygulama Notu: Adliye Pratiğinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Profesyonel hukukçular için adliye kaleminde ve denetimli serbestlik biriminde sürecin takibi, müvekkilin tutuklanma riskini minimize eder. Özellikle adres değişiklikleri ve teknik arızalar konusunda proaktif davranılmalıdır.

  • Adres Değişikliği: Şüpheli konutunu değiştirmek zorundaysa, bu durum mutlaka önceden mahkemeye bildirilmelidir. Onay alınmadan yapılan taşınma, elektronik kelepçe sinyali üzerinden "firar" olarak algılanır.
  • Karakol Kayıtları: Tedbir sadece konutu terk etmemekse, kişinin ayrıca imza atmasına gerek yoktur. Ancak kararın içeriğinde hem ev hapsi hem imza varsa, her iki yükümlülüğün de yerine getirilmesi şarttır.
  • UYAP Takibi: Kararın kaldırıldığına dair evrak bazen denetimli serbestlik birimine geç ulaşabilir. Bu durumlarda elden takipli yazı (muhabere yoluyla) süreci hızlandıracaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Konutu terk etmeme kararına karşı itiraz reddedilirse tekrar başvuru yapılabilir mi? Evet. Adli kontrol, tutuklamada olduğu gibi her zaman gözden geçirilebilen bir koruma tedbiridir. Dosyaya giren yeni bir delil, şüphelinin sağlık durumundaki değişiklik veya tedbirin süresinin makul sınırı aşması halinde yeniden "tedbirin kaldırılması" talebinde bulunulabilir.

2. Elektronik kelepçenin şarjı biterse ve kolluk gelirse ne yapılmalıdır? Bu durum teknik bir ihlal olarak raporlanacaktır. Kişinin, şarj ünitesindeki arızayı veya elektrik kesintisini o anda video/fotoğraf ile belgelemesi ve mümkünse aynı dakika içinde Denetimli Serbestlik Merkezi'ni arayarak kayıt oluşturması hayati önemdedir.

3. Ev hapsindeki kişi balkon veya bahçeye çıkabilir mi? Bu durum elektronik kelepçenin kurulumu sırasında belirlenen "alan" ile ilgilidir. Genellikle kurulum, konutun duvar sınırları içinde yapılır. Balkon veya bahçe, kelepçenin kapsama alanında değilse dışarı adım atmak "ihlal" olarak sisteme yansır. Kurulum sırasında teknisyenlere bu sınırların sorulması gerekir.

4. Konutu terk etmeme süresi ne kadar devam edebilir? Yasada konutu terk etmeme tedbiri için spesifik bir azami süre öngörülmemiştir. Ancak tutukluluk sürelerine ilişkin sınırlamalar (CMK m. 102) kıyasen dikkate alınmalıdır. AYM, 2 yılı aşan ve gerekçesiz devam eden ev hapsi kararlarını ölçüsüz bulma eğilimindedir.


Yasal Uyarı: Bu makale, konutu terk etmeme adli kontrol tedbiri ve elektronik kelepçe uygulamalarına dair genel bir hukuki analiz sunmaktadır. Her somut olay, kendi özel şartları, delil durumu ve yargılama süreci içerisinde değerlendirilmelidir. Bu metin, profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin yetkin bir hukukçu vasıtasıyla takip edilmesi önerilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu.
  • Kamu Konutları Yönetmeliği.
  • Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği.
  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2021/3178 - Karar Tarihi: 10/1/2024.
  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2020/10211 - Karar Tarihi: 3/2/2022.
  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2021/1183 - Karar Tarihi: 15/6/2021.
  • Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu - Başvuru No: 2017/32052 - Karar Tarihi: 8/10/2020 (Esra Özkan Özakça Kararı).
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/13827 - Karar No: 2021/1802.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2018/81 - Karar No: 2023/159.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: