CMK 109/3-f Uyarınca Adli Kontrol Güvence Bedeli: Hukuki Mahiyeti, İade Rejimi ve Uygulama Yanlışları
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 109/3-f Uyarınca Adli Kontrol Güvence Bedeli: Hukuki Mahiyeti, İade Rejimi ve Uygulama Yanlışları

5271 sayılı CMK 109/3-f maddesinde düzenlenen adli kontrol güvence bedeli, şüphelinin tutuklanması yerine mali yükümlülük altına sokularak serbest bırakılmasını sağlayan bir koruma tedbiridir. Yargıtay içtihatları uyarınca, güvencenin iadesi için infazın tamamlanması şart olmayıp, hükmün infazına başlanması iade süreci için yeterli hukuki zemini oluşturmaktadır.

CMK 109/3-f Kapsamında Adli Kontrol Güvencesinin Hukuki Niteliği

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109/3-f bendi uyarınca hükmedilen güvence bedeli, şüphelinin veya sanığın kaçmasını engellemek, yargılama sürecinde hazır bulunmasını sağlamak ve olası bir mahkûmiyet durumunda kamusal giderler ile mağdur zararlarını teminat altına almak amacı taşır. Bu tedbir, özgürlüğü kısıtlayan tutuklama tedbirine oranla daha hafif ancak mali boyutu itibarıyla şüpheli üzerinde ciddi bir denetim mekanizması kuran istisnai bir kurumdur. Hakim, bu bedeli belirlerken şüphelinin parasal durumunu, suçun niteliğini ve beklenen cezayı dikkate almak zorundadır.

Uygulamada "nakdi kefalet" olarak da adlandırılan bu bedel, bir ceza değil, şartlı bir serbestiyet imkanıdır. Güvence bedelinin yatırılması, adli kontrol kararının infaz edilebilir hale gelmesi için ön şarttır. Şayet şüpheli veya sanık, belirlenen bu mali yükümlülüğü yerine getirmezse, adli kontrolün ihlali hükümlerinden ziyade, tutuklama yasağı olmayan hallerde tutuklama nedenlerinin varlığı yeniden değerlendirilir. Ancak güvence bedelinin sadece yatırılmış olması yeterli değildir; aynı zamanda bu bedelin CMK m. 113 uyarınca hangi amaçlar için alındığının kararda netleştirilmesi gerekir.

Güvence Miktarının Tayininde Şüphelinin Parasal Durumu ve Hakkaniyet

Güvence miktarının belirlenmesi, CMK m. 109/3-f maddesinin amir hükmü gereği doğrudan şüphelinin ekonomik gücü ile ilintilidir. Mahkeme, şüphelinin mal varlığı, geliri ve sosyal statüsünü araştırmadan fahiş bir bedel belirleyemez. Aksi bir uygulama, ölçülülük ilkesine ve mülkiyet hakkına müdahale teşkil edeceği gibi, kişinin mali gücü yetmediği için tutuklu kalmasına neden olarak eşitlik ilkesini de zedeleyebilir.

Ekonomik durum araştırması ve güvence miktarı tayini

Yargı pratiğinde, güvence miktarının belirlenmesi için kolluk vasıtasıyla sosyal ve ekonomik durum araştırması (SED) yapılması elzemdir. Maddi durumu yetersiz olan bir şüpheliye, suçun ağırlığı ne olursa olsun karşılanamaz bir güvence bedeli yüklenmesi, kanunun "tutuklama yerine adli kontrol" amacına aykırıdır. Bu noktada müdafi, müvekkilinin mali durumuna dair banka kayıtları, vergi levhaları veya fakirlik belgesi gibi somut delilleri mahkemeye sunarak miktarın makul seviyeye çekilmesini talep etmelidir.

CMK 113/2 Uyarınca Güvencenin Parçalı Belirlenmesi Zorunluluğu

Adli kontrol kararı verilirken güvence bedelinin hangi kalemleri karşıladığı, CMK m. 113/2 maddesi gereği kararda "ayrı ayrı" gösterilmelidir. Kanun koyucu, güvencenin iki temel işlevi olduğunu varsayar: Usul işlemlerinde hazır bulunma teminatı ve mali yükümlülüklerin (tazminat, yargılama gideri, para cezası) karşılanması. Eğer mahkeme kararı bu ayrımı içermiyorsa, güvence bedelinin hazineye gelir kaydı veya iadesi aşamasında ciddi usul hataları meydana gelir.

"CMK'nın 109/3-f bendi gereğince belirli bir miktar güvence bedeli karşılığında adli kontrol kararı verilirken, aynı Kanun'un 113/2. maddesi gereğince alınacak güvence bedelinin, aynı maddenin birinci fıkrasında iki bent halinde sayılan hususlardan hangisi için olduğunun ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Sanık hakkında 200 TL bedel karşılığında adli kontrol altına alınmasına dair kararda, güvence bedelinin 'kamusal giderlerin karşılanması, suçun neden olduğu giderlerin karşılanması' ile sınırlandırıldığı, 113/1-a bendindeki usul işlemlerinde hazır olma karşılığı alınmadığı gözetilmeden... güvence bedelinin hazineye gelir kaydına karar verilmesi kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/29108 - Karar No: 2013/6581

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2010/29108 E. , 2013/6581 K.

Adliye Pratiğinde Güvence Bedelinin Yatırılması ve Serbestiyet Süreci

Güvence bedeline ilişkin karar verildikten sonra süreç, mahkeme kaleminden alınan bir "Saymanlık Teslim Müzekkeresi" ile başlar. Şüpheli yakını veya müdafi, bu müzekkere ile Adliye bünyesindeki vezneye veya mahkemenin belirttiği banka hesabına ödemeyi yapar. Makbuzun mahkeme dosyasına sunulmasıyla birlikte, şüphelinin serbest bırakılması için ilgili ceza infaz kurumuna veya kolluk birimine müzekkere yazılır.

Adliye saymanlık işlemleri ve güvence bedeli makbuzu

Uygulama Notu: Ödemenin nakit dışında, banka kesin teminat mektubu ile yapılması da mümkündür. Ancak teminat mektubunun içeriğinin CMK 113 ve 115. maddelerindeki yükümlülükleri kapsayacak şekilde "koşulsuz ve süresiz" olması talep edilmektedir. Bazı mahkemeler teminat mektubu kabulünde direnç gösterse de, mülkiyet hakkı ve koruma tedbirlerinin niteliği gereği bu talebin kabulü hukuken zorunludur.

Yükümlülüklerin İhlali ve Güvencenin Hazineye Gelir Kaydı

Güvencenin hazineye gelir kaydı (irad kaydı), ancak şüphelinin geçerli bir mazereti olmaksızın usul işlemlerinden kaçması veya hükmün infazı için hazır bulunmaması halinde gündeme gelir. CMK m. 115/2 uyarınca, "geçerli mazereti dışında" ibaresi kritik öneme sahiptir. Hastalık, kaza veya mücbir sebep hallerinde doğrudan gelir kaydı yapılamaz. Ayrıca, hükmün kesinleşmesinden sonra sanığın teslim olması için yapılan davete icabet etmemesi hali, en yaygın gelir kaydı nedenidir.

Gelir kaydı işlemi idari bir işlem olmayıp, yargısal bir karardır. Mahkeme, yükümlülüğün ihlal edildiğini tespit ettiğinde güvencenin hangi kısmının (CMK 113/1-a veya 1-b) hazineye devredileceğine karar verir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, güvencenin "ikinci kısmının" (mağdur zararları ve yargılama giderleri), sanık kaçsa dahi doğrudan hazineye değil, öncelikle hak sahiplerine (katılan, nafaka alacaklısı vb.) verilmesidir.

Beraat ve Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararlarında İade Rejimi

Sanığın beraatine veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (KYOK) karar verilmesi durumunda, yatırılan güvence bedelinin iadesi mutlak bir zorunluluktur. Beraat kararı ile birlikte adli kontrol tedbirleri kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda mahkeme, hükümle birlikte güvencenin iadesine de karar vermelidir. İade aşamasında, paranın yatırıldığı tarihten itibaren geçen süre için yasal faiz işletilmesi hususu, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasının konusunu oluşturabilir.

"Mağdurenin ifadesinde sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 102/1. maddesine uyan suçu oluşturabileceği... görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması yasaya aykırıdır. Kabule göre de; sanığın sorgusu sırasında 2000 TL güvence bedeli yatırmasına dair adli kontrol kararı verildiği, güvence bedelini yatırdığı takdirde mahkemenin sanık için belirlediği hangi yükümlülükleri yerine getirmediğinde hazineye irad kaydedileceği konusunda karar verilmediği ve sanığın savunmasının alınması için çıkartılan çağrıya uyduğu halde beraatine karar verilen sanığa güvence bedelinin iade edilmemesi kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/11444 - Karar No: 2013/4389

Belgeyi Gör: 14. Ceza Dairesi 2012/11444 E. , 2013/4389 K.

Hükümlülük Halinde Güvencenin Öncelikli Ödemelerde Kullanılması

Sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi durumunda, güvence bedeli CMK m. 113/1-b bendinde sayılan öncelik sırasına göre kullanılır. Bu sıra emredicidir ve mahkeme veya infaz savcılığı bu sırayı değiştiremez. Güvencenin geri kalan kısmı ise, sanığın diğer yükümlülüklerini (infaz için hazır bulunma gibi) yerine getirmesi şartıyla kendisine iade edilir.

CMK 113 uyarınca güvence bedeli ödeme sırası görseli

Ödeme Sırası Kapsam Dayanak
1. Sıra Katılanın masrafları, suç zararları, eski hale getirme ve nafaka borçları CMK m. 113/1-b-1
2. Sıra Kamusal giderler (Yargılama giderleri, tebligat masrafları vb.) CMK m. 113/1-b-2
3. Sıra Adli para cezaları CMK m. 113/1-b-3
Kalan Kısım Sanığa iade edilecek bakiye tutar CMK m. 115/3

İnfaz Başladığında Güvencenin İadesi: Yargıtay'ın Güncel İçtihadı

Hukuk pratiğinde en çok tereddüt edilen hususlardan biri, mahkûmiyet halinde güvencenin ne zaman iade edileceğidir. Bazı mahkemeler infazın tamamen bitmesini (bihakkın tahliye) beklerken, Yargıtay'ın 2025 tarihli en güncel içtihatları, hükümlünün cezaevine girmesi veya denetimli serbestlik sürecinin başlamasıyla birlikte "yükümlülüğün yerine getirilmiş sayılacağını" ve iadenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirtmektedir.

"Hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan güvence bedeli yatırılması suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar verildiği... mahkumiyet kararının kesinleştiği ve hükümlünün cezasının infazı amacıyla 10.04.2023 tarihinde ceza infaz kurumuna alındığı anlaşılmaktadır. CMK'nın 115/3. maddesi gereğince işlem yapılması ve güvencenin iadesi yönünde karar verilmesi gerekirken, infazın tamamlanmadığından bahisle iade talebinin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/500 - Karar No: 2025/1083

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2024/500 E. , 2025/1083 K.

Haksız Adli Kontrol ve Tazminat Taleplerinin Hukuki Sınırları

Adli kontrol tedbiri olarak uygulanan güvence bedeli, tek başına CMK m. 141 kapsamında bir tazminat nedeni olarak düzenlenmemiştir. Ancak, şüphelinin haksız yere gözaltında kaldığı veya tutuklandığı bir süreçle birleşen adli kontrol uygulamalarında, güvence bedeli için ödenen teminat mektubu komisyonları veya paranın nemalandırılmamasından kaynaklanan zararlar "maddi tazminat" kalemi olarak talep edilebilir.

Özellikle teminat mektubu masrafları konusunda Yargıtay, beraat eden sanığın bu masrafları devletten talep edebileceğini kabul etmektedir. Burada kritik nokta, masrafın ödeme tarihinin netleştirilerek faizin o tarihten itibaren işletilmesidir. Sadece adli kontrol kararı verilmesi tazminat doğurmasa da, usulüne aykırı ve ölçüsüz uygulanan mali yükümlülüklerin mülkiyet hakkı kapsamında AYM bireysel başvurularına konu edilmesi mümkündür.

"Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat olarak hükmedilen teminat mektubu masrafı olan 11.350,50 TL'ye işletilecek yasal faiz başlangıcı için öncelikle teminat mektubu komisyonu bedelinin ödeme tarihi araştırılarak, belirlenen ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gözetilmeden... tutuklama tarihinin faiz başlangıcı olarak kabul edilmesi eksik araştırmadır."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/5646 - Karar No: 2024/5094

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2022/5646 E. , 2024/5094 K.

İdari ve Sivil Hukuktaki Güvence Bedelleri ile Mukayeseli Analiz

"Güvence bedeli" terimi sadece ceza hukukunda değil, enerji piyasası (elektrik, doğal gaz) ve çeşitli idari yönetmeliklerde de (yurt hizmetleri, TRT kiralamaları) yer almaktadır. Ancak ceza muhakemesindeki güvence, bir "hizmet aboneliği" teminatı değil, devletin yargılama yetkisini koruyan bir usul aracıdır. Sivil hukukta güvence bedelleri güncelleme oranları (TÜFE vb.) ile iade edilirken, ceza hukukunda yatırılan nakdi güvencelerin iadesinde mahkemelerin resen faiz işletmemesi, hak kayıplarına yol açmaktadır.

Örneğin, Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği m. 39 uyarınca alınan güvence bedelleri, sözleşme sona erdiğinde güncellenerek iade edilmek zorundadır. Ceza muhakemesinde ise iade edilecek bedelin enflasyon karşısında erimesi, mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, iade taleplerinde "yatırılan bedelin satın alma gücündeki kayıpların tazmini" için ek taleplerde bulunulması gerekebilir.

Kanun Yararına Bozma Yolunda Güvence Bedeline İlişkin Hatalar

Güvence bedeli ile ilgili verilen kararların birçoğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya infaz aşamasındaki kararlar olduğu için temyiz incelemesine gitmeden kesinleşmektedir. Bu durum, CMK m. 309 uyarınca kanun yararına bozma (KYB) yolunu oldukça işlek hale getirmektedir. Mahkemelerin, hüküm kısmında "güvence bedelinin sanığa iadesine" şeklinde doğrudan karar vermesi yerine, "CMK 113 ve 115 uyarınca işlem yapılmasına" demesi gerektiği Yargıtay tarafından istikrarla vurgulanmaktadır.

"Sanığın yatırmış olduğu güvence bedelinin iadesine dair İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı incelendiğinde... CMK'nın 115/1 maddesi uyarınca aynı kanunun 113/1 maddesinde sayılan yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde bahsi geçen maddelere göre işlem yapılması gerektiği ve bu hususun hükmün 'infazına' ilişkin olduğu dikkate alınmadan, yazılı şekilde (doğrudan iade) karar verilmesi isabetsizdir."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/6164 - Karar No: 2021/907

Belgeyi Gör: Kaynak

Uygulama Notu: Müdafi Tarafından İzlenmesi Gereken Usul Adımları

Adli kontrol güvence bedeli sürecinde avukatın dikkat etmesi gereken stratejik adımlar şunlardır:

  1. Miktar İtirazı: Kararın tebliğinden/tefhiminden itibaren 7 gün içinde, şüphelinin SED raporu ve somut mali belgeleriyle birlikte güvence bedeline itiraz edilmelidir.
  2. Ayrıştırma Talebi: Kararda CMK 113/2'deki ayrım yapılmamışsa, kararın tavzihi veya itiraz yoluyla bu ayrımın yapılması istenmelidir. Zira bu ayrım, ileride "irad kaydı" yapılacaksa miktar kısıtlaması sağlar.
  3. Ödeme Şekli: Müvekkilin nakit sıkışıklığı varsa, banka teminat mektubu sunma imkanı mahkeme ile müzakere edilmelidir.
  4. İade Takibi: Kararın kesinleşmesi beklenmeden, infazın başlamasıyla (teslim tutanağı veya müddetname ile birlikte) iade dilekçesi verilmelidir.
  5. Tazminat Davası: Beraat halinde, güvence bedeli nedeniyle uğranılan mali kayıplar (faiz, komisyon) için kesinleşmeden itibaren 3 ay içinde ağır ceza mahkemesinde tazminat davası açılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Güvence bedeli yatırıldıktan sonra sanık ölürse bu para ne olur? Güvence bedeli bir şahsi yükümlülük olsa da, yatırılan para mülkiyet hakkı kapsamında sanığın terekesine dahildir. Sanığın ölümü halinde kamu davası düşeceğinden, CMK m. 115/2'deki "kovuşturmaya yer olmadığı" haline kıyasen bedelin mirasçılara iadesi gerekir. Ancak mağdurun suçtan doğan zararları varsa, bu kısımlar için mirasçılara karşı hukuk mahkemelerinde dava açılabileceği unutulmamalıdır.

Mahkeme kararı olmadan savcılık güvence bedeli iade edebilir mi? Soruşturma evresinde sulh ceza hakimi tarafından verilen güvence bedeli kararı, savcılığın KYOK kararı vermesi durumunda işlevsiz kalır. Bu durumda savcılık, KYOK kararı ile birlikte paranın iadesi için ilgili saymanlığa müzekkere yazabilir. Ancak dava açılmışsa (kovuşturma evresi), iade yetkisi münhasıran mahkemededir.

Güvence bedeli olarak yatırılan para üzerinde haciz işlemi yapılabilir mi? CMK m. 113 ve 115 uyarınca yatırılan güvence bedeli, öncelikle kanunda belirtilen kamu alacakları ve mağdur zararları için tahsis edilmiştir. Bu nedenle, paranın bu amaçlar için bloke edildiği süre boyunca üçüncü kişilerin bu bedel üzerine haciz koyması, kamu düzenine ilişkin bu tahsis nedeniyle hukuken tartışmalıdır. Ancak iade edilebilir hale gelen "bakiye kısım" üzerinde genel hükümlere göre haciz uygulanabilir.

Yargılama çok uzun sürerse paranın değer kaybı nasıl önlenir? Mevcut yasal sistemde, mahkeme veznesine yatırılan paralar nemalandırılmaz. Bu durum ciddi bir mülkiyet hakkı ihlalidir. Müdafilerin, ödemeyi yaparken "paranın nemalandırılmasına karar verilmesini" talep etmeleri veya nakit yerine "Hazine Bonosu" veya "Devlet Tahvili" gibi değerlerin teminat gösterilmesini denemeleri stratejik bir yaklaşımdır.


Yasal Uyarı: Bu içerik, 05 Mart 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve yargı içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın kendine özgü koşulları, usul hataları veya güncel mevzuat değişiklikleri farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu metin profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez; doğrudan uygulama öncesinde güncel içtihat kontrolü yapılması tavsiye edilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109, 113, 115.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/500, Karar No: 2025/1083.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2010/29108, Karar No: 2013/6581.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/6164, Karar No: 2021/907.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/5646, Karar No: 2024/5094.
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/11444, Karar No: 2013/4389.
  • Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği m. 39.
  • Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği m. 28, 29.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: