İddianamenin Kabulü Süreci ve Kovuşturma Safhasında Tensip Zaptı Tanzim Usulü
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

İddianamenin Kabulü Süreci ve Kovuşturma Safhasında Tensip Zaptı Tanzim Usulü

İddianamenin kabulü, ceza muhakemesinde şüpheli sıfatının sanığa dönüşmesini sağlayan ve soruşturma evresini nihayete erdiren kurucu bir işlemdir. 5271 sayılı CMK m. 175 uyarınca gerçekleşen bu kabulle birlikte kamu davası açılmış sayılırken, zamanaşımı kesilmesi ve davasız yargılama olmaz ilkesi çerçevesinde mahkemenin yetki sınırları tayin edilmektedir.

İddianamenin Kabulü ve Kovuşturma Evresine Geçişin Usuli Sonuçları

Ceza muhakemesi hukukunda iddianamenin kabulü, soruşturma evresini kapatan ve kovuşturma evresini başlatan en kritik dönemeçtir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 175/1 uyarınca, iddianamenin kabulü ile birlikte kamu davası açılmış olur. Bu an itibarıyla şüpheli, hukuki statü değiştirerek "sanık" sıfatını kazanır. Mahkeme, iddianamenin kendisine sunulmasından itibaren 15 günlük bir inceleme süresine sahiptir. Bu süre zarfında iddianame iade edilmezse, kanunun zımni kabul öngören CMK m. 174/3 hükmü gereğince kabul edilmiş sayılır.

İddianamenin kabulü sadece bir şekil şartı değil, aynı zamanda yargılamanın sınırlarını çizen bir irade beyanıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, iddianamenin kabulü ile mahkeme artık uyuşmazlığın hakimi sıfatıyla dosyayı ele alır ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlar. Bu aşamadan sonra mahkemenin ilk görevi, CMK m. 175/2 uyarınca duruşma gününü belirlemek ve gerekli çağrıları yapmaktır. Bu sürecin en somut belgesi ise tensip zaptıdır.

"İddianamenin kabulünün ceza muhakemesi sürecine etkisi 5271 sayılı CMK'nun 175. maddesinde yer alan; “İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır” şeklindeki düzenleme ile hüküm altına alınmıştır. Anılan maddeye göre, iddianamenin kabulü ile kovuşturma evresine geçilmiş ve kamu davası açılmış olacaktır."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2013/112 - Karar No: 2014/38

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2013/112 E. , 2014/38 K.

İddianamenin Değerlendirilmesi ve İade Mekanizmasının Sınırları

Mahkeme, kendisine sunulan iddianameyi CMK m. 170’te yer alan unsurlar açısından denetlemekle yükümlüdür. Ancak bu denetim, işin esasına (sübuta) yönelik bir delil takdiri değil, iddianamenin yargılamaya elverişli olup olmadığına dair bir usul denetimidir. 7331 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle birlikte, iddianamede yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması ve delillerle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmemesi zorunluluğu getirilmiştir.

İddianamenin kabulü ve 15 günlük inceleme süresini simgeleyen dosya ve takvim görseli.

İddianamenin İadesini Gerektiren Usuli Eksiklikler

İddianamenin iadesi, CMK m. 174'te sınırlı (numerus clausus) olarak sayılan hallerde mümkündür. Suçun sübutuna doğrudan etki edeceği mutlak sayılan bir delil toplanmadan iddianame düzenlenmişse veya ön ödeme/uzlaştırma usulü işletilmeden dava açılmışsa, mahkeme iddianameyi Cumhuriyet Başsavcılığına iade eder. Ancak suçun hukuki nitelendirmesinin hatalı yapıldığı gerekçesiyle iddianamenin iade edilmesi mümkün değildir; zira mahkeme, CMK m. 225/2 uyarınca fiilin nitelendirilmesinde iddia ile bağlı değildir.

15 Günlük Hak Düşürücü Süre ve Zımni Kabul

CMK m. 174/3 uyarınca, iddianame mahkemeye verildikten sonra 15 gün içinde iade edilmezse kabul edilmiş sayılır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Uygulama pratiğinde, mahkemelerin 15 günlük süreyi geçirmesi durumunda iddianameyi iade etme yetkileri ortadan kalkmaktadır. Bu durumda mahkeme, eksiklik olduğunu düşünse dahi artık kovuşturma aşamasına geçmiş sayılır ve eksik delilleri kovuşturma safhasında toplamak veya ara kararlarla ikmal etmek zorundadır.

Aşama Süre / Koşul Hukuki Sonuç
İddianamenin Sunulması Soruşturma Tamamlandığında Değerlendirme Sürecinin Başlaması
İnceleme Süresi 15 Gün (CMK m. 174/1) İade veya Kabul Kararı Verme Yükümlülüğü
Zımni Kabul 15 Günlük Sürenin Aşılması Kamu Davasının Açılmış Sayılması
Tensip Zaptı Kabulden Hemen Sonra Duruşma Hazırlığı İşlemlerinin Tesisi

Zamanaşımı Kesilmesi Bakımından İddianamenin Tarihsel Önemi

Ceza hukukunda zamanaşımını kesen sebeplerden biri "iddianame düzenlenmesi"dir (5237 sayılı TCK m. 67/2-c). Ancak mülga 1412 sayılı CMUK döneminden farklı olarak, 5271 sayılı CMK sisteminde iddianamenin sadece düzenlenmiş olması değil, mahkeme tarafından kabul edilmiş olması da zamanaşımı etkisi bakımından tartışma konusu olmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/315 Esas sayılı kararı bu uyuşmazlığa net bir çözüm getirmiştir.

Buna göre; eğer iddianame mahkemece kabul edilmişse (veya 15 gün geçerek zımnen kabul edilmişse), zamanaşımı iddianamenin mahkeme kalemine sunulduğu/düzenlendiği tarihte kesilmiş kabul edilir. Ancak iddianame iade edilmişse ve Cumhuriyet savcısı eksiklikleri giderip yeni bir iddianame düzenlemişse, zamanaşımını kesen tarih bu ikinci ve kabul gören iddianamenin tarihi olacaktır. Bu ayrım, özellikle dava zamanaşımı süresinin dolmasına çok az süre kalmış dosyalarda hayati önem taşır.

"01.06.2005 tarihinden sonra düzenlenen iddianamelerin dava zamanaşımı bakımından kesinti oluşturabilmesi için mahkemece kabul edilmiş ya da kanuni süre içesinde iade edilmemiş olması gerekir. Bu itibarla mahkeme tarafından açıkça kabul edilen yahut kabul edilmiş sayılan iddianamenin düzenlendiği tarihte dava zamanaşımı kesilmiş olacaktır. Başka bir anlatımla mahkemece kabul edilmeyen iddianameler soruşturma evresini sona erdirmeyeceğinden dava zamanaşımı kesmeyecektir."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/315 - Karar No: 2016/65

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2014/315 E. , 2016/65 K.

Tensip Zaptı Ne Zaman Hazırlanır ve İçeriğinde Neler Bulunur?

Tensip zaptı (duruşma hazırlığı tutanağı), iddianamenin kabulü kararının hemen ardından tanzim edilen ve davanın yol haritasını çizen ilk mahkeme kararıdır. Pratik uygulamada, iddianamenin kabulü kararı ile tensip zaptı aynı anda veya birbirini takip eden günlerde oluşturulur. Tensip zaptı, davanın duruşma gününün belirlendiği, sanığa iddianamenin tebliğine karar verildiği ve varsa tutukluluk gibi koruma tedbirlerinin gözden geçirildiği aşamadır.

Tensip zaptı ve duruşma hazırlığı evraklarını temsil eden profesyonel çalışma masası.

Duruşma Hazırlığı Aşamasında Alınan Ara Kararlar

Tensip zaptında mahkeme, sanığın sorgusu için davetiye çıkarılmasına, mağdur ve müştekilerin duruşmaya çağrılmasına, tanıkların dinlenmesi için hazırlık yapılmasına karar verir. Ayrıca sanığın adli sicil kaydı, nüfus kayıt örneği gibi temel belgelerin dosyaya kazandırılması için ilgili kurumlara müzekkereler yazılır. Bu aşamada mahkeme, dosyanın kapsamına göre bilirkişi incelemesine veya keşif yapılmasına da tensip ile karar verebilir.

Tutukluluk Durumunun Re'sen İncelenmesi

Eğer soruşturma evresinde şüpheli tutuklanmışsa, iddianamenin mahkemeye sunulmasıyla birlikte tutukluluk durumunun incelenmesi yetkisi mahkemeye geçer. Mahkeme, tensip zaptı ile birlikte sanığın tutukluluk halinin devamına veya tahliyesine karar vermek zorundadır. Bu inceleme, CMK m. 108 uyarınca yapılan periyodik incelemelerden bağımsız olarak, davanın kabulü anındaki zorunlu bir denetimdir.

Davasız Yargılama Olmaz İlkesi ve Yargılamanın Sınırlılığı

Ceza muhakemesinin en temel prensiplerinden biri, "iddianamesiz ve davasız yargılama yapılamayacağı" ilkesidir. Mahkeme, ancak iddianamede gösterilen fiil ve fail hakkında yargılama yapabilir ve hüküm kurabilir. CMK m. 225 uyarınca hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Bu ilke, sanığın savunma hakkını koruma altına alır; zira sanık, ancak kendisine hangi fiilin isnat edildiğini bilirse etkin bir savunma yapabilir.

Adliye pratiğinde karşılaşılan en büyük hatalardan biri, iddianamede anlatılmayan bir fiilden dolayı ek savunma verilerek mahkumiyet kurulmasıdır. Yargıtay içtihatları, fiilin iddianamede açıkça tasvir edilmediği durumlarda, sanığa ek savunma hakkı verilmesinin dahi bu eksikliği gidermeyeceğini ve mutlaka yeni bir iddianame (ek iddianame) düzenlenmesi gerektiğini belirtmektedir.

"Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Yukarıda belirtilen düzenlemeler uyarınca, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak bir karar verilebilecek, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil ya da olaydan dolayı yargılama yapılıp, açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık teşkil edecektir."

Kaynak: 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/19608 - Karar No: 2021/2141

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/19608 E. , 2021/2141 K.

Karar Verilmesine Yer Olmadığı Kararının Usul Hukuku Bakımından Analizi

Kovuşturma aşamasına geçildikten sonra mahkemenin verebileceği kararlar CMK m. 223'te tahdidi olarak sayılmıştır. Bunlar beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarıdır. Uygulamada bazen mahkemelerin, iddianamenin yetersizliğini veya usule aykırılığını kovuşturma aşamasında fark ettiklerinde "karar verilmesine yer olmadığına" dair hükümler kurdukları görülmektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/22733 Esas sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, "karar verilmesine yer olmadığı" şeklinde bir hüküm çeşidi CMK’da bulunmamaktadır. Eğer mahkeme kovuşturma aşamasında fiilin açıklanmadığını düşünüyorsa, iddianameyi iade etme süresini de kaçırmışsa, bu durumda fiilin açıklattırılması yoluna gitmeli veya delil durumuna göre CMK m. 223'te sayılan hükümlerden birini tesis etmelidir. Mevcut olmayan bir hüküm türüyle davanın sonlandırılması, kanun yararına bozma nedenidir.

"5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, mahkemesince sanığın tehdit suçundan yapılan yargılamasında, yukarıda sayılan hüküm çeşitlerinden biriyle yargılamanın bitirilmesi gerekirken anılan Kanun'da düzenlenmeyen bir hüküm biçimi olan karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulamayacağı gözetilmelidir."

Kaynak: 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/22733 - Karar No: 2018/1104

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2017/22733 E. , 2018/1104 K.

Seri Muhakeme Usulünde Talepnamenin İncelenmesi ve İadesi

Seri muhakeme usulü, CMK m. 250 uyarınca belirli katalog suçlar için öngörülen hızlandırılmış bir prosedürdür. Bu usulde savcılık iddianame yerine "talepname" düzenler. Mahkeme, bu talepnameyi aldığında sanığı müdafi huzurunda dinler ve usuli şartların (teklifin kabulü, rıza, suçun kapsamı) oluşup oluşmadığını denetler. Eğer şartlar varsa talepnamedeki yaptırım doğrultusunda hüküm kurar.

Ancak mahkeme, Cumhuriyet savcısının takdir yetkisinde olan hususlara (örneğin kamu davasının açılmasının ertelenmesi yerine seri muhakeme teklif edilmesi) müdahale ederek talepnameyi iade edemez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, savcının takdirinde olan bir durumun iade sebebi yapılamayacağını, mahkemenin sadece kanuni şartların varlığını denetlemesi gerektiğini belirtmiştir. Seri muhakemede talepnamenin reddi durumunda dosya genel hükümlere göre soruşturulmak üzere savcılığa geri gönderilir.

Yargılamanın Yenilenmesi Taleplerinde Hakimin Yasaklılığı

Hukuk pratiğinde en çok tartışılan ve içtihat çatışmasına konu olan meselelerden biri, yargılamanın yenilenmesi (iade-i muhakeme) talebini hangi hakimin inceleyeceğidir. CMK m. 23/3'e göre; yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz. Buradaki temel uyuşmazlık, "yenilenme kararı verilmeden önceki kabule değerlik incelemesini" de mi başka bir hakimin yapması gerektiğidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairelerinin çoğunluk görüşü; asıl hükmü veren hakimin olayla ilgili kanaatinin zaten oluştuğu, bu nedenle adil yargılanma hakkı gereğince kabule değerlik incelemesinin de farklı bir hakim tarafından yapılması gerektiği yönündedir. Aksi durum, hakimin kendi verdiği kararı denetlemesi anlamına gelecektir ki bu durum tarafsızlık ilkesini zedeler. Bazı muhalefet şerhlerinde ise kabule değerlik incelemesinin sadece usuli bir filtre olduğu ve aynı hakimce yapılabileceği savunulsa da, yüksek mahkemenin baskın eğilimi yasaklılık yönündedir.

"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23/3. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren hâkimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu nedenle adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin, yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği gözetilmelidir."

Kaynak: 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/31016 - Karar No: 2021/3907

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2020/31016 E. , 2021/3907 K.

Ceza Davası Duruşma Günü Sorgulama ve UYAP Süreç Yönetimi

İddianame kabul edildikten ve tensip zaptı hazırlandıktan sonra duruşma günü UYAP sistemi üzerinden kamuoyuna yansır. Profesyonel hukukçular için dosya takibi, sadece duruşma gününü bilmekten öte, tensip zaptındaki ara kararların ifasını takip etmeyi gerektirir. Duruşma günü sorgulaması e-Devlet veya UYAP Vatandaş/Avukat Portal üzerinden yapılabilmektedir. Ancak sistemdeki "Duruşma Günü Verildi" ibaresi, her zaman tebligatın yola çıktığı anlamına gelmez.

Dijital ortamda dava dosyası takibi ve duruşma günü sorgulama sürecini betimleyen görsel.

Kalem İşlemleri ve Tebligat Takibi

Tensip zaptının yazılmasından sonra mahkeme kalemi, belirlenen duruşma gününü içeren davetiyeleri taraflara tebliğe çıkarır. Avukatlar için bu aşamada tebligatın "tebliğ edildi" şerhini takip etmek, sanığın duruşmaya zorla getirilmesi veya yokluğunda işlem yapılması risklerini yönetmek adına elzemdir. Özellikle SEGBİS ile yapılacak duruşmalarda, tensip zaptında bu yönde bir karar olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Sorgulama Sonrası Yapılacak Usuli İşlemler

Duruşma günü öğrenildikten sonra, CMK m. 176/4 uyarınca iddianame tebliği ile duruşma günü arasında en az bir haftalık süre bulunması gerektiği unutulmamalıdır. Bu süre "savunma hazırlığı için makul süre" hakkının bir gereğidir. Eğer tebligat duruşmadan hemen önce yapılmışsa, sanık müdafi bu sürenin kısalığı nedeniyle duruşmanın ertelenmesini talep etme hakkına sahiptir.

Kovuşturma Safhasında Tensip Zaptı İle Alınan Koruma Tedbirleri

Tensip zaptı sadece idari bir takvim belirleme işlemi değil, aynı zamanda yargı yetkisinin koruma tedbirleri üzerinden kullanıldığı bir aşamadır. Mahkeme, iddianamenin kabulüyle birlikte dosya üzerindeki yetkisini kullanarak sanık hakkında çeşitli kısıtlamalar öngörebilir. Bu tedbirler genellikle sanığın duruşmada hazır bulunmasını temin etmeye veya delil karartılmasını önlemeye yöneliktir.

Adli Kontrol ve Yurtdışı Çıkış Yasağı

Soruşturma evresinde uygulanan adli kontrol tedbirleri tensip zaptı ile yeniden değerlendirilir. Mahkeme, sanığın kaçma şüphesinin devam ettiğine kanaat getirirse, duruşma gününe kadar yurtdışı çıkış yasağının veya imza yükümlülüğünün devamına karar verebilir. Ayrıca soruşturma aşamasında uygulanmayan ancak iddianame içeriğine göre gerekli görülen yeni adli kontrol tedbirleri de ilk kez tensip ile tesis edilebilir.

El Koyma ve Müsadereye İlişkin Tedbir Kararları

Suçtan elde edildiği şüphesi bulunan eşya veya kazançlar üzerinde soruşturma aşamasında konulan tedbirlerin akıbeti de tensip zaptında belirlenir. Mahkeme, bu eşyaların müsadereye tabi olup olmayacağına dair ön incelemesini yaparak tedbirin devamına veya kaldırılmasına karar verir. Bu noktada mülkiyet hakkı ile ceza adaleti arasındaki denge, mahkemenin tensip aşamasındaki ilk hukuki sınavıdır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararına İtiraz ve Merci Denetimi

CMK m. 231 uyarınca verilen HAGB kararları, teknik anlamda kesin bir hüküm olmasa da denetime tabi bir mahkeme kararıdır. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları sonrası yapılan yasal düzenlemelerle, HAGB kararlarına karşı itiraz yolu genişletilmiştir. Artık itiraz mercii, sadece şekli bir inceleme yapmakla yetinemez; kararın hem usul hem de esas yönünden (delil durumu, suçun sübutu vb.) hukuka uygunluğunu denetlemek zorundadır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, itiraz mercii kararı yerinde görmezse, kendisi doğrudan beraat veya mahkumiyet hükmü kuramaz. Merci, HAGB kararını kaldırarak dosyayı gereği için (hükmün açıklanması veya yeniden yargılama için) asıl mahkemesine iade etmekle yükümlüdür. Bu, mahkemelerin görev ve yetki alanlarının korunması prensibinin bir sonucudur.

"İtiraz merciinin, itirazın kabulüne karar vererek gereği için dosyayı mahkemesine iade etmesi gerekirken, hükmün açıklanmasına şeklinde karar vermesi hukuka uygun olmamıştır. Kanunda yer alan 'İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir' hükmü, itirazı kabul eden merciin sadece 'itiraz konusu' hakkında karar vermesi şeklinde anlaşılmalıdır. Buna karşın bu hüküm itiraz konusu dışında dosyanın esası hakkında da yargılamayı sonuçlandıracak bir karar vermesi gerektiği şeklinde yorumlanmamalıdır."

Kaynak: 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/488 - Karar No: 2017/3346

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2017/488 E. , 2017/3346 K.

Kovuşturma Hazırlığı Aşamasında Avukatın İzlemesi Gereken Strateji

İddianamenin kabulü ve tensip zaptının tanzimi, savunma makamı için reaksiyon gösterme zamanıdır. Bu aşamada avukat, sadece duruşma gününü beklememeli, tensip zaptı ile verilen ara kararların sanığın lehine olup olmadığını analiz etmelidir. Eğer tensipte toplanması unutulan ancak sanığın suçsuzluğunu kanıtlayacak kritik bir delil varsa, duruşma günü beklenmeksizin dilekçe ile bu delilin celbi talep edilmelidir.

Editörün Notu: Adliye pratiğinde "tensip zaptı eleştirisi" sık yapılan bir işlem değildir ancak stratejik öneme sahiptir. Örneğin sanığın tutukluluğuna tensip ile devam edilmişse, bu karar 7 gün içinde itiraza tabidir. Yine tensipte sanığın sorgusunun başka bir şehirde (istinabe yoluyla) yapılmasına karar verilmişse, savunmanın doğrudan mahkeme huzurunda yapılması hakkı (yüz yüzelik ilkesi) uyarınca bu karara itiraz edilerek sanığın duruşma salonuna getirilmesi istenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İddianame mahkemeye sunulduktan sonra savcılık dosyadan elini çeker mi? Evet, CMK m. 170 uyarınca iddianame düzenlenip mahkemeye sunulduğu an soruşturma evresi teknik olarak sona erer. Bu aşamadan sonra delil toplama yetkisi ve koruma tedbirleri üzerindeki tasarruf yetkisi mahkemeye geçer. Savcılık, ancak mahkemenin talebiyle veya kovuşturma sırasında ortaya çıkan yeni suçlar için soruşturma yürütebilir.

Tensip zaptında duruşma günü verilmemesi mümkün müdür? Normal şartlarda CMK m. 175/2 uyarınca duruşma gününün belirlenmesi zorunludur. Ancak dosyanın "Basit Yargılama Usulü"ne (CMK m. 251) tabi olması durumunda, mahkeme duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verebilir. Bu durumda tensip zaptında duruşma günü yerine, taraflara beyanlarını sunmaları için 15 günlük süre verildiği ihtar edilir.

İddianamenin kabulü kararına karşı sanık itiraz edebilir mi? Hayır, CMK sisteminde iddianamenin kabulü kararına karşı herhangi bir kanun yolu (itiraz) öngörülmemiştir. Sanık, iddianamedeki iddialara karşı savunmasını duruşma aşamasında yapacaktır. Ancak iddianamenin iadesi kararına karşı sadece Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir; suçtan zarar görenin veya şüphelinin iade kararına itiraz hakkı yoktur.

Tensip zaptında sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir mi? Evet, CMK m. 146 uyarınca, hakkında geçerli bir mazereti olmaksızın çağrıya uymayacağı anlaşılan veya çağrılamayan sanık hakkında tensip zaptı ile zorla getirme kararı verilebilir. Ancak bu karar genellikle, usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmeyen sanıklar için ilk duruşma sonrasında verilir; çok istisnai durumlarda tensip ile de bu yola başvurulabilir.

Kaynakça

  • Ceza Muhakemesi Kanunu (5271 Sayılı)
  • Türk Ceza Kanunu (5237 Sayılı)
  • Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2013/112, Karar No: 2014/38
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2014/315, Karar No: 2016/65
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/22733, Karar No: 2018/1104
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/31016, Karar No: 2021/3907
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/488, Karar No: 2017/3346

Yasal Uyarı: Bu makale, ceza muhakemesi hukukundaki güncel gelişmeleri ve yargısal uygulamaları analiz eden akademik ve mesleki bir metindir. İçerikte yer alan bilgiler genel mahiyette olup, her somut olayın kendine özgü koşulları ve delil durumu farklılık gösterebilir. Bu metin, profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hukuki süreçlerin takibi için yetkin bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: